ayı sözlük itiraf

3712 Entry Daha
uzun zaman olmuş buraya geleli, her geldiğimde bazı şeyleri itiraf edip kaçıyorum gibi olacak ama sadece yazıya dökünce neyin ne olduğunu fark ediyorum sanırım.

hayatımda sığ, özellikle maddi olduğu için sığ, bir hedefim vardı; belirli bir kariyer sıralamasında belirli paralar kazanmayı, belirli şeyleri başarmış olmayı gerçekten umursuyordum çünkü başarı-ölçer ve kendini-öldürme-savar gibi görüyordum. kafamdaki başarı-ölçer tutarları koyduğum sınırlarından yıllar önce yakaladım, şimdiye çoktan ikiye ve hatta üçe katladım. hedefler mi? çoktan yaptım, yine yapıyorum, daha iyisini yapacağım. üzüldüm bazen, biraz kendimi kıyasladım, içimde körük körük yanan hırsa dönüp “daha iyisini istiyorsan kaldır totoyu adamım, seni lanet olasıca annesine lanet edilmiş!” dedim ve fark ettim ki, daha fazlasına kendimi yoramayacağım. peki, yakaladık hedefleri paraları ama iyi mi bir halt yedim? iyi de bir halt yedim, aferin bana! kendi nazarım kendime değmesin diye götümü de kaşıdım bu fırsatla.

ilişkimde ne yaptım? herkese yaptığım anaçlığı (bir erkek ne kadar anaç olursa) tümüyle sevdiceğe yasladım, önce “nelerde eksiğiz” dedim kırmadan ve üzmeden. kırıp da üzemem de zaten, kalbim tümüyle onun olmuş 7 yılda, -3 sene kadar önce ayrılmıştık, birkaç ay bile sürmedi, döndük birbirimize geri- “bu saatten sonra sikim başkasına kalkmaz bile” diyecek kadar ve her gördüğümde ilk gördüğüm gün gibi semsert olacak kadar bedenim de onun olmuş. sonra onun duvarlarını sakince indirip “gel pisi pisi” diye iyice çıkardım gölgede tutmayı tercih ettiği yerlerini. kendi hayatımdaki “özel hayatın gizliliği” balonunda gözler önünde ama gözlerden ırak yaşanacağı ve tüm mahallenin leş gibi sokaklarında nasıl kirlenmeden yürüneceği sırlarını onunla da paylaştım, herkesi soyutladık şehrin içinde bir kulede yaşarcasına. bu anlamda -üzülerek ve birçok insanın derdini unutamadan- “yaşasın pandemi” dedik, mesleklerimizde koştur koştur ilerlerken yapmaya zaman bulamadığımız her şeyi trafikte ve boş ofis toplantılarında harcamadığımız zamanlarla yaptık. sahi? biz bu zamana kadar niye trafikte ve toplantılarda zaman harcadık?

hala kronik depresyon kapımı çalıyor, her çaldığında “evde yokuz!” diye bağırıyorum. hala geceleri uyumak çok zor, gözlerimi sonuna kadar yumup “uyuyoruz! hooork peeeeh!” yapıyorum. peki en son yazdığım itiraf ve öncesinden neyi değiştirdim? aslında, kendimi daha iyi tanıdım, kendimi daha iyi anladım, kendime anlayış göstermeyi öğrendim, o küçücük dediğim mutlulukların dünyada ve etrafımda aslında ne kadar kıymetli ve az bulunur olduğunu gördüm. kendime yakıştırdığım karakter ve psikolojik bozuklukları aldım önüme, “çocuklar, bırakın yakamı ya da el ele verelim, ne siz beni engelleyin ne ben sizi engelleyeyim” dedim. barıştım kendimle ve barıştık sayın kendimizle.

bazı hobileri eskittim bu arada, zaman harcadığımı ve harcadığım zamana değmediğini fark ettim. bazı hobilerin benim kendimi unutmak, uyutmak, sakinleştirip pışpışlamak için hobim olduğunu anladım. onlar yerine “buyum da eksik kalmasın” diyerek akademik alanda da adımı duyurdum, iyi de bok yedim, yedim yedim mis gibi oldum. şimdi bir oyunu oynayarak kendimi kaybedemediğim her zamanda daha da ileri bir adım atıyorum, manyaklar gibi resimler yapıyorum, dev ses sistemimden müzikler çalıyorum, 2 senedir yerimden kıpırdamıyorken aslında yerimde çok çok ilerilere gidiyorum.

şükürler olsun chiron, hygeia, asclepius, epione ve kızları panacea’ya ve sonrası ile öncesinde olan tüm tanrılara; sevdiklerimin sağlıkları, keyifleri, huzurları yerinde.

yolumun yolcusu olup tanımadığım diğer akranlar, yoldaşlar, yolda önümde ve gerimde olanlar; umarım bu güzellikler sizin de olur. bu yola çıkabilecek gücü, fırsatı, sebebi kendinde bulamayanlar; umarım biletiniz tez elden kesilir. bu yola çıkabilecekken çıkmayanlara ise; ne diyeyim size, bir sürü canlı var sadece yaşayıp göçen, umarım anılarınız ve yaşamlarınız dopdolu olur.

not: bu bir "bitch, ı'm better than you" postu değildir, tanımadığım ve tanımaya zahmet etmediğim kimseyi o kadar umursayıp sevecek, dert edip düşünecek gönül yok bende, bireysellik kulesi parıl parıl ama kapıları kapalı.

edit: aylar sonra görüşmek üzere, on to the next one.
60 Entry Daha