beden dersinde erkeklerle futbol oynamak yerine kızlarla voleybol oynayan erkek

ben. slim fit eşofmanımı sonuna kadar çekip, bacılarımla bütün ders voleybol oynardım. leş gibi ter kokan erkeklerin de bana "ibne lan bu ehehhe" demesini pek takmazdım. tenefüs olunca da "ayhh kızlar gelin neskafe içelim." derdim. kantine gidip dedikodu yapardık.

erkeklerin kızlarla bu kadar iyi anlaşmamı kıskandığını biliyordum. erkekler hep "olm nasıl yapıyosun lan, seni nasıl seviyorlar bu kadar?" veya "hiç birisiyle işi pişirdin mi lan eheheh" derlerdi. bense göbekli tarih hocasından hoşlanıyordum, hayat işte.
ben na-cinsiyetsiz aşırı zeki ve güzel bir çocuk olduğum için, erkeklerle futbol oynamazdım. kızlardan da bazıları aşırı gerici ailelerden geldiklerinden dolayı
(erkek yaa, oynamayalım derlerdi ve kız grubundan da dışlanırdım.) ben de tek başıma okulun bahçesindeki bir gıdımcık yeşillikte toprağa dal parçasıyla resim çizer, ağaçlarla konuşurdum. öyle geçti gitti ilkokul ve ortaokul. lisede ise tribünlerde oturup, kız arkadaşlarımla gelen geçeni izlerdik. lisede bitti çok şükür zaten korona patladı. o it gibi top peşinde koşan sik kafalılarla iyi ki de aynı ortamda bulunmamışım. bu gece ; zamanında ve hala top koşturan bir adamla çok güzel dakikalar yaşadık. maçtan gelmiş, duşta onu yıkadım. köpükledim. sonra yatağa atıp, kurulayıp iliklerine kadar sömürdüm. evden ayrılırken pert haldeydi. sanırım vampir olmaya başladım. sen git o kadar top peşinde koştur, spor enerji yap. ben de senin taşaklarından enerjini emeyim .ohhhh mis !
(bkz:böyle de sömürürler)
lise 1'de okulun voleybol takımı seçmeleri vardı. erkek takım seçmelerine giden tek kişiydim. doğal olarak takım falan kurulmadı. bu da böyle bir anımdır.
beden dersi vakti geldiğinde zil çalar çalmaz soyunma odasına koşan ilk ben olur bizden önce beden dersinden çıkan diğer sınıftakiler giyinirken onları izler ve yanlarında slow motion soyunurdum. özellikle metin diye bir çocuk vardı hep tighty whities giyerdi ve o kadar terlerdi ki donu saydamlaşırdı adeta. onlar çıkarken bizimkiler gelirdi bide onları izlerdim çok yavaş hareket ettiğim için en son çıkan yine ben olurdum soyunma odasından.
futbolmuş voleybolmuş who cares.
bunun diğer versiyonu erkekler futbol/ 9 aylık oynarken kızlarla yakan top oynayan çocuktur. ayy 9 aylık dedim de gençler bilmez ne olduğunu. yaşım da belli oldu üstelik :(
bunu bende yapardım. içimde hep bir ezikliği de olmuştur ne yalan söyliyim. erkeklerin arkadaşlıkları her zaman hoşuma gitmiştir.
ben de zamaninda kizlarla hep voleybol, yakan top oynardim. hatta ortaokuldayken bi kere hoslandigim cocuk davet etti diye futbol oynamaya gitmistim girmemle topun burnuma vurmasi bir oldu sonra hastanelik oldum tabii. liseye kadar boyle gecti, lisede de yakin arkadasimla hangi hocanin daha yakisikli, hangisinin daha yatilabilir oldugunu konusurduk. tabii benim uc sene boyunca tek askim dershanemdeki biyoloji hocasiydi. adamin gozlerine bakinca yuzum kizardigi icin ders boyu goz goze gelmemeye calisiyordum. bir kere “sen dersi niye hic dinlemiyorsun?” diye sormustu, nereden bilebilirdi ki butun ders boyu onu dusunup hayallere fantezi alemine daldigimi. canim hocam ya, bi tanecik askim, son senede ortaklariyla anlasamayinca dersaneden ayrilmisti. arkasindan tam bi bucuk hafta agladim, dersaneye de gitmedim sonra.
bendim. el sporlarında hep ayak sporundam daha iyi olmuştum ve keyif alırdım. ama voleybol oynayan erkekler de olduğundan öyle ibne la bu olayı olmazdı sınıfımda şanslıydım. ama her ortaokul ve lise gay'inin sevdiği soyunma faslı beni de cezbederdi. ortaokulda ergenliğe geç giren akranlarım arasında penisim (ki aşırı büyük değil ama o dönem rölatif büyük gelirdi onlara) şaşkınlık konusu olurdu. evet hep beraber çük yarıştırırdık o soyunmalarda... hala merak ederim benden başka ibne çıktı mı bizim liseden veya ortaokuldan filan diye...
futbola hiç saramadım, hayatımda bi kez sünger bi topa vurup avizeyi kırmıştım. sonra ilkokul orta okul arası okulda değil ama mahallede voleybol oynanırdı. onlarla oynardım hatta sokaklar arası turnuva olurdu falan serviste iyiydim o kadar. takımımızın 2 numaralı oyuncusuydum ve formaları kendimiz yapmamız gerekiyodu. şansıma pembe ve sırt kısmı aşırı parlak pullarla 2 yazan bi tişört bulmuştum ev de. onunla takılır garip bakışlar altında oyunumu oynardım.