bir akıl hastalığı olarak din

bazı insanlarda gerçeklik algısının kaybı, dinini her şeyden önemli sanma, empati yoksunluğu vb. semptomlar gösterir.
mesela acil durum ihbarı alan afad ekibinin yolda namaz molası vermesinden ötürü iki kardeş hayatını kaybetmiş.
https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/acil...

mesai saati içinde yapman gereken önemli işler varken namaz kılmak zaten yeterince yanlış ama bide insanların ölümüne sebep olmak nasıl kafa bilmiyorum. hayırlı cumalar rabbiniz şifa versin.
içinden küfür ediyorsun ama sonra diyorsun ki annesinin ne suçu var. *
çalıştığım yerde gösterişle namaz kılanlar vardı. ya kıl kardeşim de ibadetini anons etmene gerek yok. kılan kılmayan diye ayrımcılık doğal olarak oluşuyor. şimdi bu ölenlerin yaşama hakkını nasıl ödeyeceksiniz acaba? sevgi din kaynağınız olsun zorunluluk değil.
akıl hastalığı değil, toplumsal olarak yaygın ve kabul görmüş bir sosyopatlıktır din. bu yüzden patolojileştirilmemeli ve çünkü sosyopatın çözümü akıl hastanesi değil, hukuk devletidir.
manyak narsisist bir dinci karşınıza çıkıp göğsünü gere gere kendini övebiliyor. yoksa nerede görülmüş bir depresif bir kişinin bağıra bağıra sizi kendi dünyasına davet ettiği. bütün deliler kendileri ile meşgul olur. bunlar sosyopat direkt. kendi manyaklığından o kadar emin ki seni kurtarmaya çalışıp hatta bu uğurda seni öldürebiliyor.
"people only develop religion when they're unhappy with this world"
insanların manevi bir tarafa ihtiyacı olabilir ve bunu din ile doldurabilirler, ancak tehdit saldırı din üstünden ayrımcılık baskı gibi şeyler yapıldığında, din hakkında ne düşünebilir insanlar? ve biliyoruz ki çok sayıda gösteriş için, sırf toplum istiyor diye dine sarılanlar var.
üstteki yazarın açıklamasından sonra; cuma günü olduğunda ofiste paçaları sıvayıp çıplak ayakla potinlerin topuğuna basarak gezen insanlar canlandı gözümde.
ortadoğu coğrafyasında pandemiktir.
çocukluk çağında bu hastalığa bilinçli olarak yakalatılır insanlar.
çocuk bünyesi saf olduğundan zihin bağışıklığı bulunmaz.
kolayca mikrobu alır ve mikrop bünyede yer edinmeye başlar.
kökü cehalet olan bu pandeminin en büyük kaynağı çocuklardır.
oyunlarla hayatı keşfetmeye başlamış çocuğun aklı olur olmaz hikayelerle çelinir.
çoğu zaman telafisi olmayan bir yola sokulur çocuk.
sonra kendisi de yetişir, olgunlaşır ve bu pandemiyi yayanlardan biri olur.
bu kısır döngü kırılmadıkça böyle devam eder.

pandeminin maskesi doğru dürüst eğitim verilmesidir.
verilmedikçe gerçekte olmayan varlıklar için yapılmış ibadethanelerin parasını öder,
görevlendirilenlerin maaşını öder,
yeni çocukların kurban edilmesi için kaynak sağlar,
bu akılsızlıkla birlikte yaşamak zorunda kalır,
ne ekonomi, ne politika, ne başka birşeyde başarı sağlanır,
en trajiği de ömür boyu olmayan bir şeye tapınan insanları seyreder,
onlarda aynı haklara sahip oluruz.

insanlar akli olgunluğa geldiklerinde dini seçimlerini yapabiliyor olsalardı bugün ne islam ne hıristiyanlık ne de başka bir din olurdu.
insanlığın başına gelmiş en kötü şeylerden biridir din.
hani inanmayan adamların, inananların duygularını anlayabilmesi gibi ütopik bir beklentiyi çoktan bıraktım da,
sağ taraftan rastgele dört, beş başlık seçsem, konu içerisinde cinsel eğilimleri, yaşam tarzları, davranışları vb. sebeplerle yapılan genellemelere, yapıştırılan yaftalara feryat figan eden adamların, birkaç beyinsiz yüzünden tüm inananları geri zekalı, sosyopat, akılsız ilan etmesini, inançlarını bulaşıcı mikrop olarak genellemesini içim kaldırmadı.
kalkan midemi boşaltmaya gitmeden yazayım dedim.
öğretilerinin içeriği benim varlığıma olan nefreti barındıran bir dini anlamak ve buna empati kurmak ütopik değil distopik bence.
kadınları, eşcinselleri, gayrimüslümleri ötekileştiren, onlara uygulanacak şiddeti makul kılan, hatta katledilmelerini vacip gören bir zihniyete sempati ile yaklaşamıyorum.
sırf bazı müslümanlar dinlerinin kötü taraflarının yeterince farkında değil diye islamı övecek halimiz yok. din çok zararlı. her bünyede aynı patolojiyi oluşturmuyor olsa bile maruz kalan her çocukta travmalar yarattığı kesin.