caddebostan sahil bulge cruising

caddebostan sahilinin güneşli günlerde lucern gölü kenarında bir isviçre kentine benzediğini söylemeden geçemeyeceğim. bisiklet sürenler, yürüyenler, koşanlar, paten kayanlar… tam bir üst-orta sınıf mekanı. kimisi coworkerları ile yürüyüş yaparken iş konuşur, kimisi de orta yaşa girmeden göbeği eritmeye çalışır, göbeğe büyük bir haksızlık yaparak. (pardon kullanmayacaksanız ben alabilirim.) kimisi de bir yandan ölümü beklerken bari acı çekmeden öleyim diye atar adımını. bilemeyiz ama kimisi de seks bağımlısıdır belki. daha fazla sevişebileyim diye yapıyordur sporunu.

spor yapmayı seven birisiyim. boş günlerimde uzun uzun sahil yürüyüşleri yapmayı da severim. bazen bebek'te, bazen emirgan'da, bazen çekmeköy'de, bazen adalar'da, bazen de cadde'de… yıllar içerisinde bana zevk veren şöyle bir alışkanlığımın olduğunun farkında vardım. ben bulge seviyorum ve herhalde hiçbir zaman bu arzumdan vazgeçmeyeceğim. illa büyük olmasına gerek yok. görüntü olarak seksi olması yeterli. belki de değişir bilemiyorum. kesin konuşmayı katiyen sevmem.
bulge izlemeyi seviyorum, bulge öpmeyi seviyorum, bulge ile yatmayı seviyorum, bulge ile öpüşmeyi, yemek yemeyi, sinemaya gitmeyi, spor yapmayı, oynamayı seviyorum. bulge'a dokunmayı seviyorum. bulge'a sürtünmeyi, bulge ile oturmayı seviyorum. bulge'ı avuçlamayı, okşamayı seviyorum. bulge'ı ısırmayı seviyorum. gördüğünüz üzere bulge ile yapabileceklerimin haddi hesabı yok. bu tabi ki cinsel anlamda beni uyaran sadece önemli componentlardan.
caddebostan sahiline gitmeyi en çok bu nedenden dolayı seviyorum. hangi yöne dönsem mutlaka altında boxer veya slip'i olmayan, kumaş eşofman ile spora çıkmış, haydarı bir o yana bir bu yana sallanan birilerini görebilirsiniz. ve show bununla da bitmiyor üstelik. çünkü bir de çok tatlı well-shaped kalçaları var ki bal dök yala o derece. şiddete karşıyım ama bazı kalçalar tokatlanmayı hakediyor demişti usta ibnenin birisi.
bu yüzden güneşli havalar da sahillerde yürüyüşe çıkmayı severim.
bir defasında yürüyüş yapıyordum bir başıma. serin bir yaz günbatımı zamanı (kaliteli ve iyi giyinmeye üzen gösteren bir ibneyim bu arada. yılda en az 4 defa milan'a fashion festivallerine giderim. sezon başları anlayacağınız gibi.) temiz bir hava var. öyleki karşıdan uludağ görünüyor. bir yandan da etrafı kolaçan ediyorum. bir erkek sürüsünün toplandığını gördüm. akşam vakti sahile oturmaya çıkmışlar, yanlarında sandalyeler falan da var. bu arada telefonu çaldı birisinin. telefonla konuşma için yüyüyüş yoluna doğru yavaş adımlarla yürümeye başladı. fena birisi de değil. 30larının başında, sakallı, atletik bir vücudu var. 178, 81 kilo civarında. son elini cebine soktuğunu farkettim. o sırada avizem yandı. bonerrrr! çadırı kurmuş. en az iki kişilik. yummy. eline koyduğu cebiyle de belli olmasın diye yana yatırmaya çalışıyor. bir aşağı bir yukarı derken sola doğru yatırmayı başardı. sabah ereksiyonunu biliyorum da akşamüstü ereksiyonunu duymamıştım. yürüme hızımı yüzde 31 azalttım. bazen hızlı ilerleme başarı getirmeyebiliyor. neyse bu da böyle bir anım. dahası var. başka zamana artık.