çay içerken sartre okuyup bitkisel hayata giren tip

çayın içine bisküvi de batırdığı zaman çomarlık mertebesine rahatlıkla erişebilecek, kişisel gelişim kitaplarından oluşan bir kütüphanesi olan, ezkaza önüne konmuş sartre'ın bulantı adlı kitabını okuma cüreti gösteren, fakat daha henüz ilk cümlelerde beyinsel fonksiyonlarını hasara uğratan popüler kültür insanıdır. evet, çay tiryakisidir, tadı bir şeye benzemese de, içine bolca şeker atarak şerbete çevirdiği o kırmızı renkli sıvıyı içerek kendinden geçer. ona göre, ince belli çay bardağı mühendisler tarafından icat edilmiş en önemli buluştur; adeta onun var oluş sebebidir. evde canı sıkılınca, en yakınında bulduğu kişiye, 'bi çay koy da içelim' diyerek keyifli dakikaların başlama gongunu çalar. çay içmeyi bir hayat biçimi haline getirmiştir. çay içer, survivor izler, tavandaki sarı ampulün ışıltısı gözlerini alınca 'lan bunu beyaz bi ampulle mi değiştirsek' diye, varoluşsal krizlere girer.

evet, bir gün hayat onun için değişecektir. onun çay tiryakiliğinden ve ait olduğu kültürden haberdar olan hınzır bir arkadaşı, onun önüne gizlice sartre'ın kitabını koyar. soğuyan çayını tazeledikten sonra, kitabı eline alıp okumaya başlar ve o an bitkisel hayata girer. artık o da taze, yeşil bir çay filizidir. kaldırılmayı bekleyen bir harmandır. damarlarında akan çayın kendisine dönüşmüştür. iyi ki kafka okumamış. insan, sevdiği; kendini ait hissettiği şeye dönüşürmüş. ama insanlık tarihi böyle rezil bir dönüşüm görmemiştir.