dönersen ıslık çal

7 Entry Daha
film uzun zamandır aklımın bir köşesindeydi, izlesem mi diye. sonra açtım youtube'dan izledim.

karanlık, basık filmlerin atmosferinden çok etkilenirim. bu konuda bana zirveyi yaşatan blade runner 'ı da şuraya koyayım.

neyse.. dönersen ıslık çal, izlediğim en güzel atmosfere sahip filmlerden biri oldu. beyoğlu'nun bu kadar güzel ve karanlık bir şekilde bizlere sunulması çok iyiydi.

--- spoiler ---

filmi izlememin ana sebebi babam ve oğlum'da kendisine aşık olduğum fikret kuşkan'ın travestiyi oynamasıydı. çok merak ediyordum performansını. o zamanın yönetmenliğine göre de ekrana gayet yakıştığını söyleyebilirim.

filmi izlemeden önce filmin bir cüce ve travesti arasında geçeceğini biliyordum ama bu kadar cüce odaklı olacağını düşünememiştim. işin ilginci mevlüt demiryay'ın vazifeşinas oyunculuğunu izlemek hiç rahatsız edici değildi. cüce birine odaklanılması bana o kadar çok uzak bir şey ki yaptığı her hareketi; küçük merdivenini oradan oraya taşıması, barfiks çekmesi, sokakta asasıyla yürümesi ilgi çekiciydi ve hiç sıkmadı. filmi çoğunlukla onun bakış açısıyla izlememiz de sanıyorum küçük adam'ın hala saflığını korumuş bir öteki oluşuydu.

ibne diye adlandırılan travesti karakter bile koyuya çalan bir grilikte sunulmuştu önümüze. belki de saf küçük adam'ımız ilk defa kendine o kadar yakın bir öteki bulmuştu ve sonrasında kendi saflığını onda göremeyince daha önce hiç olmadığı kadar hayal kırıklığına uğramıştı. tek istediği kendi gibi cüce olmayan birileriydi ama bulamadı ve sonunda yine yalnız biri olarak öldü. gizli odasındaki toplara asla değinmiyorum, gözlerim yaşarabilir.

bilmiyorum ben mi kaçırdım ama karakterlerin isimleri ise filmde hiç zikredilmedi. ibne ve küçük adam olarak adlandırıldı karakterler ve bu sanıyorum izleyicilerin ötekileşmeyi her an hissetmeleri için yapılmış bir şey.

--- spoiler ---

sonuç olarak güzel film.
4 Entry Daha