gönül erdal dağıstanlı

anneme eşcinsel olduğumu söylediğimde beni doğruca götürdüğü ankaralı psikiyatrist. annem internetten bu konular hakkında uzman olduğunu öğrenmiş, ankara'da en iyisiymiş. ben de süklüm püklüm kabul etmiştim. gittik. gerçi önce annem gitmiş, 1 saat önce o görüşmüş. sonra ben. ben de 1 saat ayrı görüşmüştüm. aslında görüşmede rahattım. kadın da bunun normal bir şey olduğunu, asıl işinin annemle olduğunu söylemişti.

öte yandan dediği bir şeyi, üzerinden yıllar geçmesine rağmen unutamıyorum. çıkmadan önce giderayak "bu normal bir şey olsa da, ne yaşıyorsam yatak odasında bırakmamı, kimsenin bilmesine gerek olmadığını, bunu elimde davulla zurnayla sokaklarda duyurmamın gereğinin olmadığını söylemişti.

o esnada bunun tam olarak ne demek olduğunu idrak edememiştim ama sonradan düşündüğümde, bu göya çok açık fikirli ve "bu konuların" uzmanı doktor hanım teyzenin bile gayet ciddi ciddi homofobinin kralını bana uyguladığını farketmiştim. eşcinsellik mevzusunu sadece seks yapmaktan ibaret gören, herkes birbiriyle duygularını paylaşırken, benim bu hayatın en olağan ve iyi bir psikoloji için en gerekli şeylerden biri olan paylaşımdan kendimi mahrum bırakmam gerektiğini söylemişti.

muayenehanesinden çıkarken "oh be iyi geçti çok şükür" diye çıkmıştım ama sonradan sonraya bu lafı için kadından tiksindim. eşcinsellerin psikolojik danışmanlık alırken homofobik birine denk gelmemelerinin ne kadar önemli olduğunu, homofobinin nasıl da her noktaya nüksettiğini görmüştüm.

muayenehaneden çıkarken annem de endişeli gözlerle "bir dahaki randevun ne zamana verdi? terapi başlıyor mu sana?" diye sormuştu da öyle bir şey olmadığnı, asıl kendisinin bazı şeyleri anlaması gerektiğini söylemiştim. annem bir kez daha gitmiş, bir daha da gitmedi. bazı insanların da bunu anlaması imkansız, hele annem gibi belli bir yaşın üzerindeki ve kafasındaki hayat görüşü aşırı ortodoks biri için.