hayatı ertelememek

son okuduğum nikos kazancakis romanı resmen hayatımı değiştirdi diyebilirim.
özellikle hayatta yapılacak en büyük çılgınlık hiçbir çılgınlık hiç yapmamaktır sözü bana hayatımı sorgulattı.
nasıl da dar kalıplar arasına hapsedilmişiz farkında olmadan. güvenli sular olarak bize dayatılan bu alanın dışına çıkmak büyük bir çılgınlık olarak kanıksatılmış bize.
iyi ki bu kitabı okumuşum. bir kitap okudum hayatım değişti lafına çok gülerdim ama başıma geldi resmen.
bugün mesela yıllardır ertelediğim bir hayalimi gerçekleştirdim. pahalı olduğundan normal şartlar altında zırnık koklatmayacağım calvin klein donu satın aldım gidip. hatta demin fotoğraf çekilip hornete attım. yanlış anlaşılmak istemem mübarek ramazan gününde direkt boxer ile foto koymadım tabi ki. ama pantolonumdan calvin klein yazısı görünecek şekilde paylaştım. kim bilir belki de gerçek aşkı bulmaya yakınımdır şu an.
ben hayalimi gerçekleştirdim ve bunları da lbgti dayanışması adına yazmak istedim. bu hayatta yapılacak en büyük çılgınlık hayalleri ertelemektir.
türkiye'de mümkün olmayandır.
supertramp'ın rudy adlı pek sevdiğim şarkısının da konusudur. mükkemmel bir şarkı mükemmel sözler. şarkının sözlerini aşağıda verdim. yani kopyalayıp yapıştırdım :)

rudy's on a train to nowhere, halfway down the line
he don't want to get there, but he needs time
he ain't sophisticated, nor well-educated
after all the hours he wasted, still he needs time
he needs time
he needs time for livin'
he needs time
for someone just to see him
he ain't had no lovin'
for no reason or rhyme
and the whole world's above him
well it's not as though he's fat
no there's more to this than that
see, he tries to play it cool
wouldn't be nobody fool
rudy thought that all good things comes to those that wait
but recently he could see that it may come but too late, too late, too late
all through your life, all through the years
nobody loved, nobody cared
so dim the light, dark are your fears
try as ı might, ı can't hold back the tears
how can you live without love, it's not fair?
someone said give but ı just didn't dare
ı didn't dare, ı didn't dare
what good advice are you waiting to hear?
hearing's alright for them that's all there
hearing's alright
you'd better gain control now
you'd better show 'em all now
you'd better make or break now
you'd better give and take now
you'll have to push and shove now
you'll have to find some love now
you'd better gain control now
now he's just come out the movie
numb of all the pain,
sad but in a while he'll soon be
back on his train
hayatı ertelememek ifadesini ne zaman duysam "gelsin hayat bildiği gibi" diye mırıldanıyorum
luis borges'in "anlar" şiirini aklıma getiriyor bu söz.


eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
ikincisinde, daha çok hata yapardım.
kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
çok az şeyi
ciddiyetle yapardım.
temizlik sorun bile olmazdı asla.
daha çok riske girerdim.
seyahat ederdim daha fazla.
daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
görmediğim bir çok yere giderdim.
dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
farkında mısınız bilmem. yaşam budur zaten.
anlar, sadece anlar. siz de anı yaşayın.
hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
gitmeyen insanlardandım ben.
yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
eğer yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ölüyorum...
romanın adı zorba arkadaşlar ama hepsini okumanızda gerek yok çılgınlık yapın direkt bence. filmi de varmış zaten.