hedonik adaptasyon

yaşamımızda dönüm noktası oluşturacağını düşündüğümüz iyi ya da kötü olayların verdiği psikolojik etkiye alışma süreci denebilir. mesela araba alınca üst düzey bir mutluluk yaşarız ama zaman içinde bu mutluluğun etkisi azalır ve bir arabamızın olması bizim için normal gelmeye başlar. veya bir kaza sonucu bir uzvunu kaybeden bir insanın ömür boyu bunun üzüntüsüyle yaşayacağı düşünülebilir ama uzvu kaybetmenin üzerinden zaman geçtikçe kişinin psikolojisi bu duruma adapte olur ve artık bir kolu olmadan yaşamak onun için trajik değil normaldir. hayatımızda karşılaştığımız pek çok acı tatlı olay sonrası o an psikolojimiz üst düzeyde etkilenebilir fakat zamanla o olayları da edinerek yani sahiplenerek, onları hayatımızın bir parçası haline getirir ve o olaylardan önceki zamanlarda nasılsak yine o şekilde hissederek yaşamaya devam ederiz.

mutluluk ya da acı duyma stabil değildir. bir şeyi elde ettiğimizde onun mutluluğunun sonsuza kadar bizimle olacağını düşünürüz. mesela sayısal lotoda büyük ikramiyeyi kazanınca, artık dünyanın en mutlu insanı gibi hissederiz ve bu aşırı mutluluğun ölene kadar sabit bir şekilde süreceğini sanırız. fakat elde ettiğimiz zenginlik de bir süre sonra bizim için sıradanlaşacak ve o anki mutluluğumuz yine normal seviyesine çekilecektir. bir hayat için sonsuz bir mutluluk ya da sonsuz bir acı yoktur.

aynı şeyin ilişkiler için de geçerli olduğu söyleniyor. söz gelimi, çok yakışıklı birini elde ettik ve bu bizi aşırı mutlu etti. bir ömür boyu ona sahip olmanın mutluluğuyla yaşayacağımızı düşünüyoruz. ancak hedonik adaptasyon burada devreye girip o kişi için duyduğumuz mutluluk hissini, ona sahip olmadan önceki seviyeye çekiyor. onla birlikte olmaya alışıyoruz. onun kusursuz yüz hatlarına alışıyoruz. hatta zamanla aldatabiliyoruz bile onu. elde ettiğimiz her şeyin o muhteşem etkisi kademeli olarak azalıyor. ve sürekli, bizim için normal/sıradan olmayana yöneliyoruz.