içgörü kaybı

psikoz gibi durumlarda kişinin hasta olduğunun farkında olmaması olarak anlaşılacağından zannersem şüphe yok. böyle de anlaşılıyor ruh sağlığı çalışanlarınca. fakat konu depresyon olduğunda bu hususun tartışmaya değer olduğu kanısındayım. hasta olmayanlar bile depresyon söz konusu olduğunda kendilerini hasta kabul ediyor. çevremizde de depresyon yaşayan bolca insan görüyoruz. ben daha ben hasta değilim diyenini görmedim bunların. hasta olduklarının farkındalar ama ruh hallerinin hep böyle devam edeceği gibi bir yanılgı yaşıyorlar. filozof kişilikli insanlar söz konusu olduğunda belki kişinin hasta olduğunun farkında olmaması şeklinde anlaşılabilir. (bkz:filozof kişilikli insan)
(bir terapi anlatısında hastanın filozof kişilikli olduğundan, entelektüel düşünmeye meyilinden dolayı depresyon yaşadığı ifade ediliyordu. yoksa depresyon yaşayan bireylerden bazıları bu şekilde kategorize ediliyor mu bilmiyorum.)
temelde klinik, psikodinamik olarak ayrılan bunun dışında tedaviye yanıt hedefi olarak da değerlendirilen iç görü kavramı:
klinik olarak bireyin hastalığının ve belirtilerinin farkında olması veya kişinin sorunlarını anlama kapasitesi olarak tanımlanabilir.
psikodinamik olarak ise, sadece freud’un düşüncesini örnekleyeceğim farklı yorumlamalar da var, psikolojik belirtilerin ne anlama geldiğinin ve baskılanmış düşüncelere ilişkin işlevselliği bozan veya engelleyen nedenleri anlayabilmek
tedavi hedefi olarak ise: farklı tanımlamalar bulunmakla birlikte kısaca, hastanın önemli olaylar, düşünceler ile ilgili çıkarımlarda bulunabilmesi ve bunların çatışmalarda daha açık hale gelmeye başlaması, danışanın kendisini yorumlaması yoluyla derinden anlaması gibi özetlenebilir.