kendine bir söz ver

bir daha kimsenin sevgilisiyle, kocasıyla falan yatmayacağım.
zamanında sırf arkadaşıma sevgilisinin onu gerçekte sevmediğini göstermek için iyi niyetle yapmıştım bunu ama yine ben zararlı çıktım. bundan sonra böyle iyi niyetle olsa dahi bu tarz erkeklerden uzak duracağım. madonna'nın .çok sevdiğim bir sözünde olduğu gibi maalesef cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir.
yaşayacağım. hayatımı mahvedenlere inat yaşayacağım. taşlı yollarda düşe kalka yürümeye devam edeceğim
bir daha benimle gelecek hayali kurduğunu söyleyenlere inanmayacağım. bir hafta içinde seni seviyorum diyenlere kanmayacağım.
kendimi bir vücut geliştirici erkeğe tokmaklattıracağım.
iyi niyetle kalbimi kimseye açmayacağım. sonra çiğneyip çiğneyip tükürüyorlar.
bir daha ergenlerle sevgili olmayacağım.
kendim, sevgilim ve sevdiğim arkadaşlarım dışında kimseyi eğlendirmemeye söz veriyorum. sevmediğim insanların canını sıkmak için elimden geleni ardıma koymayacağım. lucifer is back!!!
kendime biçtiğim değeri asla ama asla başkalarının gözünü kıstas alarak yapmayacağım..

kendim olarak bu güne kadar geldim, güçlüyüm, verdiğim savaşlardan hiç yara almadan çıktım..
kendimi bildim bileli hiçbir işi disiplinli yapan biri değilim. huyum değil, sıkılırım, ilgim başka yöne kayar, dikkatim dağılır, hevesim kaçar vs vs. her ne olursa ilk başlarda çok sağlam başlarım, zamanla boşlarım. başladığım hiçbir şeyin sonunu getirmem. okul hayatımda da öyleydim. zeki ama çalışmıyor denilen öğrenciydim işte. evde ders çalıştığımı hatırlamıyorum hiç. okulda ne gördüysem o.

üniversiteye hazırlık döneminde, üniversiteyi kurtuluş olarak görüyordum, bir yandan da kaçış. çünkü aileme göre ilk sene bir yerlere yerleşememek dünyanın sonu gibi bir şeydi. gel sen o kadar okul oku sınava gir ve kazanamama. 12 sene boyunca ne yaptın sen? 120 dakikalık sınavı geçemeyecek kadar. yaoacak tek şeyin vardı puanımın tuttuğu ilk bölümü yazmak, gerisine üniversitede bakarız.

yerleştik sikindirik bir bölüme. bu sefer de gereğinden fazla anlam yüklemeler, üniversiteyi kazandım diye gururlanmalar. hayatımda bana duyulan gurur karşısında kendimi hiç bu kadar ezik ve tuhaf hissetmemiştim. ne yapacan?, cahil bir babanın ilk ve tek üniversite gören çocuğusun.

üzerime yüklenen bu anlam altında ne kadar ezilsem de ilerideki hayatıma katacağım değişikliklerden dolayı o anlamın karşılığını vereceğimi düşünmüştüm. en azından kendimi öyle teselli etmiştim yoksa kalkamazdım altından bu yükün. üniversitede bir daha hazırlanacaktım sınava.

ilk sene puanların bir kısmı kesiliyor muhabbetinden dolayı sırf keyif yaptım. sene bitti sınava girdim. sınavda o kadar rahattım ki sırf sigara krizin geldi diye sınavı orada bitirip dışarı çıktım bir dal sigara içme hatrına. bilinçaltıma kazınmıştı bu olay. ikinci sene geldi, adam akıllı ders çalışacaktım. zaten okuduğum bölümü salmışım, sınıfı bile geçememişim. hata yapma şansım yok. sırf sigara içmek için önceki sınavda dışarı çıktım diye sigaraya ara verecektim. sınava 4 ay kala başladım yavaştan bırakmaya. paket taşımıyorum artık ama arkadaşlar içince dayanamazdım, alırdım bir dal. bazen iki gün bazen bi hafta içmezdim. her arkadaşlardan aldığımda da bi vicdan azabı duyardım. bi hafta boyunca içmedim, ne gereği vardı şimdi tekrar içtim diye. bu döngü sigarayı içmekten daha çok zarar veriyor insana. ne bırakabiliyor ne de başlayabiliyorsun. işte o zaman kendime bi söz verdim, sınav gününe kadar sigara içmeyeceğim diye. ve çok şaşırtıcı bir şekilde iradem sigara içmeyi reddetti. tam üç ay boyunca dudağıma bile sürmedim. bir kere bile olsun ikileme bile girmedim içeyim mi içmiyeyim mi diye. sınav günü arkadaşım yanımda gelmişti eşyalarımı yanına almak için, sınava girdim, sınavım bitti çıktım arkadaşın yanına gittim ve bi sigara ver dedim. hiç bırakmamış gibi tekrar devam ettim öyle.

şimdi ben inançsız biriyim, maneviyata zerre önem vermem. birine kuran kitap üzerine her türlü yemini edebilirim yalan yere hiç düşünmeden ama kendine söz vermek benim kırmızı çizgim, yıkılmaz duvarım. çok kez mutlaka yapmamam gereken şeylerle karşı karşıya kaldım ona rağmen yapmam diye söz vermedim. söz versem belki tutmazdım, belki de tutardım bilinmez. ya da sigara içmem derken 3 ay değil de hiç içmem deseydim, belki yine de içmemiş olurdum ama ileride ne olacağı belli olmaz. bi gün içersen bu duvarı yıkmış olurdum. ve bu hayatta beni zapt edebilecek tek silahımı da kaybetmiş olurdum.

kendime söz vermenin yanımda manevi bir anlamı yok. herhangi bir vicdan olayına da dayanmıyor. sadece somut ve katı bir kural olarak görüyorum. bir gün mutlaka bunu kullanmam gerek hayati bir durum karşıma çıkacak, o zamana saklıyorum. yoksa ben de bu başlığın altına sayfalarca; yok işte bana değer vermeyene değer vermicem, onu bir daha aramicam, hayatta kimseyi takmicam tarzı entryler girebilirdim.
küçük küçük sözler vermek lazım...

önce evdeki dağınıklığı,
sonra kafamdaki dağınıklığı toparlayacak
2021'in ilk yarısında kitabımı bitireceğim.
bu saatten sonra kimse benden mer ha met beklemesin!