kıskanç erkekler

kızlarla aramın iyi olduğunu gören erkekler sataşmaya çalışıyor kıskançlıktan. ben de onları savuşturuyorum her seferinde. ama sıkıcı ya bu soğuk savaş. hayır yani senin de kızlarla aranın iyi olmasını istiyorsan kızlar orada benimle neden uğraşıyon boş yere?
evet böyle bir şey var sahiden de.
özellikle lise döneminde çok yaşardım ben bunu.
elemanın biri arkadaşım olan kızlardan hoşlanan birinden, istediği ilgiyi göremediğinde bana eşcinsellik üzerinden saldırmıştı.
hususi mahçup etmek amaçlı yapmıştı bunu.
halbuki aramızda bir diyalog geçmemiş birşey de olmamıştı.
kıza zarar vermek için onun değer verdiğini düşündüğü kişilere zarar veriyordu.
sorun şu ki, bende bir insandım.
sonradan özür diledi benden.
ama başkalarının zorlamasıyla falan olunca bende kabul etmemiştim.
kendine ve karşısındakine güvenemeyen erkeklerdir. hayatının bir döneminde terk edilme, aldatılma vs olaylar yaşanmışsa bu kıskançlığın azalması söz konusu olmamaktadır.
karşı cinstekileri ve karakteristik olarak böyle olanları bilemem ancak kendimden yola çıkarak şu cinsi de var demek isterim:

ilişkimize ilk başladığımızda benim eşcinselliğimle barış içinde olduğumu, psikolojim ve ruh halimdeki tırtıklı olan bölümleri törpüleyip kendimle olan tüm sorunlarımı çözdüğümü sandığım bir zamandı. hayattan alıp veremediklerim vardı; aldım sandıklarımı alamamış, verdim sandıklarımı ya tümden tüketmiş ya da toptan vermiştim.

karşımda ise bana sevgiyle gelen, üstelik ben hiç böyle sevilmeye alışık değilken, sevgisini pis istanbul yağmuru gibi çiseleterek değil, ege'de yağan yağmurlar gibi çakıl taşlarını yerinden oynatarak yağdıran bir insan vardı. fark etmedim ki tüm kendimi sevmediğim yönlerimi onda bir kusur bulmak için tek tek tezgaha çıkarıp satmaya çalışıyor, satın almadığı yerde de yüzüne vuruyordum. öyle ya, beni neden seviyordu? kesin aldatıyordu ya da gönlü söylediği kadar avuçlarımda atmıyordu.

toksite seviyesini hiçbir zaman fiziksel veya psikolojik şiddet aşamasına getirmemiş olsam da şimdilerde o zamanki yazışmalarımızı okuduğumda, hareketlerimi ve ifadelerimi hatırladığımda kendimden utanıyorum; içim buruluyor, moralim düşüyor ve suçlu hissediyorum. "bak bütün gün çalışıyoruz, ortak yerlerden geçtiğimizde yazışamazsak birbirimizi haritada görürürüz" yalanıyla gps takibi bile yapmışlığım vardı halbuki... kendimi ne kadar az sevmişim de karşımdaki insana bu kadar az güvenmişim? kendime ne kadar güvenmemişim de zırhımdaki tüm delikleri kimseye fark ettirmeden, etrafa zarar vermeden yamamak için çabalayacağıma küçücük deliklere parmağımı sokup folloş etmiş, "bakın ne var burada! kahretsin beni de sizi de bu hayat" demişim?

uzun lafın kısası, kendisini böyle sevmeyen insandan ya uzaklaşın ya da sevmesini sağlayın. yoksa herkese zarar, kendisine en büyük zarar.
öz güveni yeterince gelişmemiş erkektir. kendi yetersizliği fark edilmesin diye hayatındaki kişinin yeteneklerini torpuleyip manipüle eden tiptir.
sevdiğimde kıskanan biriyim ve kıskanılmayı da beklerim. biraz kıskançlığın kimseye zararı olmaz.
dozajını ayarlayabileni farklı olduğunu hissettirir, ayarlayamayanı hayatını cehenneme çevirir.
kıskanç değilimdir ama sahipleniciyimdir. erkeğim hem avucumun içinde olmalı hem de o avuç gerim gerim açık olmalı. sahiplenirim ve değer de veririm. sevgilimin sınırlarına da özen gösteririm. aslında çok da zor değil.
kıskançlık nasıl engellenir? klinik psikolog (bkz:beyhan budak)
(bkz:doğan cüceloğlu)
kıskançlık nasıl bir duygudur?