kömür taşımak

eskiden beri bu kara şeye ilgim var. bir yerde görsem tren görmüş sarıkız misali seyre dalarım. ailede kömürcülük yapanlar da var; kömürün iyisinden de az buçuk anlarım.
kömürün (linyit olanı) çamurlusu makbul değildir. bir de kömürün iyisine rastlamadan önce iyi kömürcüsüne rastlayacaksınız. kötüsüne denk gelirseniz hem çamurlusunu hem de taşlısını size kakalar hiç anlamazsınız.
kah kamyonla ona buna kah da eve kömür taşıma işine hep gönderilen ben olmuşumdur. kamyon kısmında sıkıntı yok, sonuçta ondan bir para kazanılıyor, gönüller hep şen. fakat eve istif edilen kömür hep yorucudur.
peynir ya da zeytin tenekeleri bakkaldan alınır, iki yanına uydurulan kalınca bir tel ile sap yapılır. fantezi arıyorsanız demirciden bir sap yaparsanız kömür kovasının alâsına sahip olursunuz.
gece aniden biten kömür ile muhatap olmamak için kömür kovaları akşamüstünden mutlaka kapı yanına sıralanmalıdır. zira gece ayazında kömürlüğe gitmek çok yorucu oluyor.
ben yıllarca evdeki kömürcülük işini üstlendim. düzenli, düzensiz, sıralı, sırasız tüm kömür işlerini evin ben gördüm. ta ki okuduğum okulun da kömürlerini biz alan dek.
aslında beybabamız okul kömürlerini zaten yardım mahiyetinde alırmış haberimiz yokmuş.
orta ve lise yıllarında da bu devam etti. başlarda çelimsiz biriydim; daha sonra serpilmeye başlayınca her kömür kamyonu görülünce hoca beni yanına yollamaya başladı. başlarda sadece başında duruyordum. daha sonra üç kişilik ekibimle kömürleri kalorifer dairesine de taşımaya başladık.
bana göre hava hoştu, derslerden kaçmış oluyorduk. yine böyle bir kömür taşıma seansından sonra annem üstüme başıma bulaşan kömür pisliğini fazlasıyla abarttı. iş büyüdü de büyüdü. size kömür mü taşıtıyorlar davası derslerin kötü gidişine dolayısıyla da beybabanın okula gelmesine kadar vardı.
beybabam 'ulan kömürü bedava alıyorsunuz, bir de bedava taşıtıyorsunuz' gibisinden konuşunca kömür akışı koptu, müdürle beybabam papaz oldu. ben görüntü itibariyle kömür taşımadan kurtulsam da hocaların ve müdürün hışmından kurtulamadım.
biraz kendi katkımla biraz da kömürün karasına bulanarak derslerden gümlemiş oldum. allahtan o sene çıkan kredili sistemle yırttım da sınıfta kalmamış oldum. zaten kısa zaman sonra bizimkilerin de siniri geçti ve kömür vermeye devam ettiler. ben de böylece taşıma işinden kurtulmuş oldum.

hulasa, yaşasın doğalgaz!
doğalgazın ısınma aracı olarak kullanımı henüz icat edilmezken ve evin en küçüğü olmam münasebetiyle geçmiş zamanda pek sık yaptığım eylem. kış günü buz gibi karanlık kömürlüğe inip korkumu bastırmak için şarkı söyler bir yandan da kömür parçalarını demir kovaya istiflerdim. en zoru tabi korkudan sonra taşımasıydı. kirli kovanın kıyafete değmemesi için kollar hafif açık şekilde kova taşınırdı. ve mutlu son mükafat olarak sobanın en konforlu, kemik ısıtan yerine kurulur. sıcaklıkla uykunun müthiş uyumuna bırakırdım kendimi.
ben bir kere fare görmüştüm kilerde ama babam inanmamıştı. belki o gün babam bana inansaydı yaşıtlarımla takılabilirdim ama sadece olgunlardan hoşlanıyorum maalesef. #çıkarsızol
taşıma işi tamamlandıktan sonra soluduğunuz kömür tozları nedeniyle sümüğünüz de kararır.