moleskine deftere verilen para

helaldir. ben verdim oradan biliyorum.

sene çok sene evvel. reklam sektörüne yeni giriş yapmışım. akabinde kovulacağım işte patron, kıdemli reklam yazarı abi ve sözde yaratıcı yönetmenden kaçıyorum ajans içinde.
internet var ama bilgiler o denli bol değil, yani 'google'da gördüm şöyle diyordu böyle diyordu' diyemiyorsun. kaçıyorum ajansta gündüz gece... her ajansta olmayan kütüphaneye o sıralar kapağı atmışım. arayan soran olursa 'actual kütüphanede' dedirtiyorum. boş a4ler elimde kütüphanede reklam işlerinin bulunduğu ecnebi kataloglara bakıyorum; arada da bulunduğumuz plazanın manzarasıyla istanbul'a dalıyorum. genelde ben dalma kısmındayım. verim sıfır, bakınma üst düzeyde.

kütüphanede birkaç kez basılınca oradan da kaçmak zorunda kaldım. çaycının dahi yanına üs kurmaya çalıştım olmadı. zira orada da çok göze batıyorum. ajans büyük ama kendimi bir yere sığdıramıyorum.
yine kaçma günlerinin birinde müşteri temsilcisi arkadaşların türk kahvesi gömdüklerini görüp yanlarına uzadım. fala meylettiler fakat bakacak birini bulamayınca kalkar gibi oldular. çalışmaya doğuştan gönlü olmayan muhabbetperver ben 'fal bakarım size' dedim. ilk kez bakmadığım için deneyimliydim. anlık duygu değişikliklerine, hislerine ve sinema eğitimime dayanarak iyi senaryo falı yazdığımı söyleyebilirim. neyse efendim, falımıza baktık kızların cemaatine giriş yaptık. artık gün içinde yakaladıkça bana fal baktırmaya başladılar.
işte bu sırada moleskine'e rastladım. hepsinde moleskine vardı. ben ece ajandasından hallicesini, mopak defterden daha güzelini görmemiştim (abarttım olur o kadar). kısacası moleskine defterine yazılanlar acaba sihirli miydi yoksa moleskine'siz reklam insanını ....yorlar mıydı? bilemiyorum. o ara içlerine bakma olanağı da buldum. klasik şeyler işte; filanca firma tahir bey contact zırt pırt, filanca sokak şu numara randevu, hartır hurt projesi gibi gibi bir dolu karalama.
müştemlernden biri 'a şekerim sen de al' deyince, tamam ulan alayım dedim. racona karşı gelmek olmazdı. reklamman olarak bir moleskine'im olmalıydı, yoksa beni moleskine'lerdi reklam tarikatı.
15 seneyi çoktan deviren moleskine defterimin lastiği koptu; içindekiler duruyor. heyecanla yazılmış senaryo notları, müşterilere gidip gelinirken alınan ufak notlar, kendime notlar, şarkı listeleri, banka şifreleri, eski sevgilinin tc nosu, elektrik faturası vs. hepsi içinde bu yıllanmış defterin. arada açıp bir tarih kitabı gibi bakınıyorum içine. neydin ne oldun be actual diyorum... sana verdiğim paraya helal olsun moleskine, actual'un tarihini yazmama yardımcı oldun.
bize her yıl şirket yılbaşı paketi içinde veriyor.

paket içeriği; şirket logolu powerbank, şirket logolu bellek, kişiye özel isimli moleskine defter. 8 yıldır sirketteyim bir tanesine bile not almışlığım yok. elinin altında bilgisayar, akıllı telefon oldukça da kağıt ve dolayısıyla ağaç israfına yol açan şeyler kullanmıyorum. defterleri muhasebeci ya da asistanlık işi yapan arkadaşlara adımı, onun adının yazılı olduğu etiketle kapatip hediye ediyorum.

tasarımcıyım çalışma hayatında hiç defter kullanmadım.