nihal yalçın konuşurken tamer karadağlı'nın arkada çatlaması

trajikomik durumdur. çocuklar duymasındaki erkek rolünü oynamıyor adeta yaşıyor o erkekliği. nihal yalçın'ın kukusunun kılı bile olmayacak değersiz bir kişiliktir gözümde. hiçbir zaman sevmedim. çünkü toksik erkek sevmiyorum.
çocuklar duymasında oyunculuk yapmayıp gündelik kendi halini canlandıran pek de sanatçı değeri olmayan tamer karadağlı'dan gayet de beklenebilecek bir hareket. geçen gün armağan çağlayan'ın programına çıktı, kendisinden bir jön olarak bahsedilişini filan anlattı. hakikaten itici.
tamer karadağlı'nın normal hali bu sanırım.



güzel taklit yapmış ama;

galiba nihal yalçın'ın ödülünü aldıktan sonra konuşmasını yapması gerekiyormuş.
oraya yalnızca ödül vermek üzere gelen tamer karadağlı bütün o konuşma süresince beklediğinden biraz tepki göstermiş.
tam da tepki değil tabi.
aman neyse erkek işte suçlu gene o.
ödülü neden tamer karadağlı veriyor, o da ilginç bence.
tamer karadağlının tepki görmesi üzerine verdiği tepki daha da rezil. alakasız bir olayı bambaşka yere çeken zavallı bir herif. çocuklar duymasında da mal bir karakteri oynuyordu zaten başka bir olayıda olamadı. oyuncu desen değil sunucu desen değil.

tamer karadağlı, ‘2. sayfa’ adlı magazin programına telefonla bağlanarak şunları söyledi:

“terbiyesizlik yapmadım. dönüp bana ‘sus mu diyorsun’ dedi. ben de hayır ödülünüzü alın onunla konuşun dedim. çünkü zafer konuşmaları ödülle yapılır. ben bu kadar ciddiye almadım olanları. ben hiçbir şey söylemedim, linç yemeye başladım. sonra ona sahip çıkmaya başladılar. demek ki ona sahip çıkanlar başka insanlar. oyunculuğuma laf edenleri ciddiye almıyorum. orada konuşma uzadığı için sıkılmış olabilirim. kendi meslektaşlarını aşağılaması benim hoşuma gitmedi. organize bir şekilde linç girişimi var.”

“ben nihal yalçın’ı sadece oyuncu kimliğiyle değerlendiriyorum. benim sevdiğim bir oyuncu. ‘kadınların konuşması bastırılıyor’ denildiğinde olayın içeriğine bakmaya başladım. yalçın’ın paylaşımlarına bakmaya başladım. ‘selahattin demirtaş’a özgürlük’ falan demiş. demirtaş ‘öcalan’ın heykelini dikeceğiz’ dedi hanımefendi bunu mu savunuyor? pelvin buldan falan da ona sahip çıkıyor. türk ordusuna silah doğrultan, ateş eden, polisini, öğretmenini öldüren terörist örgütün tümüyle karşısındayım. ben pkk’nın terör örgütü olduğuna inanan bir insanım. şimdi gidip onlara sormak lazım. siz pkk’nın terör örgütü olduğuna inanıyor musunuz? abdullah öcalan’ın bebek katili, terörist başı olduğunu söyleyebiliyor musunuz? lanetliyor musunuz?’ diye.”

“hangi kadına ne düşmanlık yapmışım?”

“bana söylenen şey bu festivalin sanatla alakasının olmadığı, sadece politik olması. gittiğime de pişman oldum. kimin neyi savunduğu hangi partiye oy verdiğinin bir önemi yok. burada sanatta bahsedildiği için ben sorgulamadan gittim zaten hanımefendi hdp’yi ve demirtaş’ı sahiplenen biriymiş. hangi kadına ne düşmanlık yapmışım ben? kadın düşmanlığı ne demek? benim son oynadığım savaşçı dizisindeki rolüm mü onu rahatsız etti.”
mhp genel başkanı devlet bahçeli, tamer karadağlı’yı telefonla arayarak destek olduklarını söyledi.

konuşmanın içeriği şöyleymiş:

“sayın genel başkanımız, sinema ve tiyatro oyuncusu sn. tamer karadağlı’yı telefonla arayarak kendisine yönelik terör örgütü odakları ve siyasi uzantılarının tutumları karşısında yanlarında olduklarını belirtmiş ve sn. karadağlı’yı tebrik etmişlerdir.

görüşmede sayın genel başkanımız, sayın karadağlı’nın, türk milleti’nin iftihar ettiği bir sanatçı olduğunu ifade etmişlerdir.

sayın genel başkanımız, sanat camiasında yer alarak, ülke ve millet hassasiyetinin, toplumsal huzurumuzun, milli birlik ve beraberliğimizin korunması karşısında duranlara sn. karadağlı’nın gösterdiği sorumlu, sağduyulu ve cesur davranışında yalnız olmadıklarını söylemişlerdir.”


olayın geldiği yere bakar mısınız?
kamplaşmış/kutuplaşmış bir toplumda, kişisel yetenekleri ve emekleri yerine biryerlerden nemalanmayı kafasına koymuş bir tipten beklenebilecek bir kabalık ve terbiyesizlik.
sonrasında yapılan açıklama, daha da tüyler ürpertici ve ortama tüy dikici olmuş.
ilahlar bize sabır ve güç, kötülere utanma versin!
eşini aldatıp şehvet kurbanı oldum gibi bir açıklama yapan bir zavallı olarak hatırımdadır kendisi. türklüğü ya da milliyetçiliği de azeri kökenli birinden öğrenecek değiliz değil mi bebeksilerim. egosunu, sahte karakterini ve şişirilmiş her şeyini alıp hayatımızdan gitmelidir.

ne çektik be böyle adamlardan.
halkın belden aşağısına hitap edebiliyorlar sadece ne yazık ki.

muadilleri için;
(bkz:mehmet ali erbil)
(bkz: ibrahim tatlıses)
dikkat çekmek için yapılmış hareketlerdir.
ama diğer yandan nihal yalçın’ın da ödülünü almayı unutması ayrı bir alemdi.
nihal yalçın'a da kızıyorum. al işte ödülünü, gönder adamı sonra istediğin kadar konuş. bekletmişin çam yarması gibi gibi adamı, sonu nereye varacağı belli.
bu konu her mecrada o kadar çok konuşuldu ki, dün en sonunda olan oldu ve rüyamda tamer karadağlı'yı gördüm. dolmuşa binmiş, önde oturuyor ve herkes ona parayı uzatması için veriyor ama itip kakarak. en sonunda biri sigara aldırmaya yolladı bakkala, oda indi gitti. baskılardan sünepeleşmişti çünkü. o anda biraz üzüldüm örgütlenerek böyle birinin üzerine gitmemiz ne kadar doğru diye. sonra uyandım, senin gördüğün rüyaya tüküriyim dedim. insan çıplak görür adamı birşey yaşar. *