ölü gay beyinler

1991'de simon levay, 19'u aids'ten ölmüş olan eşcinsel olduğu bilinen 41 erkeğin beyinlerini inceliyor ve şu sonuçlara ulaşıyor:
-özellikle aids'ten ölenlerin testosteron seviyeleri düşük
-hipotalamusun daha küçük ve kadınlarınkine yakın olması ve bu yüzden davranışların kadınlarınkine benzer olduğu

eşcinselliğin beynin fiziksel yapısına göre doğuştan olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır. fakat sonuçları o kadar ses getirmemiş ki tıp dünyası madilenmek için bile kılını kıpırdatmamış bu çalışma için.
araştırmayı okumadım ama yazdıklarından yola çıkarak baya sorunlu bir araştırma olduğunu düşünüyorum. naziler döneminde insanların alman olup olmadığını kafalarını, burnunu, gözünü mözünü ölçerek anlamaya çalışıyorlardı. kafatasçı olduğu sonucunu çıkarabildim araştırmasından. kadın beyni ve erkek beyni diye ayırması cabası. kendince eşcinsellik için 'bilimsel(biyolojik!)' dayanak bulmaya çalışan kişilerin anlamadığı şey eşcinsel arzunun sebebinin nöronlar olmadığıdır. yetişkin birisinin beynine bakıp gayliğin doğuştan olduğunu kanıtlayamazsın malesef. diyelim ki eşcinsellik doğuştan değil, o zaman ne olacaktı?bunlar hasta mı denilecekti acaba? insanlar bir alem gerçekten. düşünsenize birisi gay olduğunu söylüyor ve karşılığında ancak beynine bakarlarsa bunu anlayabilecekleri cevabını alıyor. bence çok aşağılayıcı bir şey. biyolojil iktidar da böyle bir şeydir. kimse ibneliğimizi sorgulamasın amk. yıl olmuş 1991 araştırma sorusunu oluşturamayanlar var. üzgünüm levay amca, you failed badly...
bugün kavga edesim var.

hashtag:maskülengaylervardır.
simon levay yıllardır bu konuda araştırmalar yapmış eşcinsel biri, onun için konuşursak bir art niyet aramaya gerek olduğunu düşünmüyorum. hatta ktog, levay'in 'gay, straight, and reason why?' kitabını kendi emekleriyle çevirip blogunda yayınlamıştı. levay zaten kitabında eşcinselliğin tek başına biyolojik bir teoriyle açıklanamayacağını, kadın ve erkek eşcinselliğinin birbirinden farklı mekanizmalarla ortaya çıkıyor olabileceğini, yönelim teorilerinin bir cinsiyetin içindeki eşcinsel bireyler cinsiyet ifadesi farklılıkları gösterdiklerinden (femme-butch, zırıl-laço) kapsayıcı olamayacağını, cinsel yönelimin biyopsikososyal bir gelişim süreci gösterdiğini vurguluyor.

ktog'un çevirdiği levay kitabı: http://www.kirsaldatipokuyangay.com/2015...

varlığımızı başkalarına bilimsel nedenler sayarak kabul ettirmek zorunda değiliz. eşcinsellik araştırmaları elbette bilimsel bir merakla yapılabilir. ama bu araştırmalardan çıkan karmaşık sonuçlar homofobikler tarafından çok kolay istismar edilebiliyor. bir örneği daha geçenlerde ülkede yaşandı. üsküdar ünivesitesi denen bilim(?) yuvasının kurucu rektörü tescilli homofobik (bkz:nevzat tarhan), nature'dan çıkan 'eşcinsellik geni bulunamadı' başlıklı makaleyi içeriğini dikkate almaksızın çarpıtarak aktardı. makalede 'yaklaşık yarım milyon genom analizine göre cinsellikle ilintili 5 dna işaretleyicisi (gen bölgesi) var, ama bunların hiçbiri tek başına bir insanın cinselliğini belirleyecek güçte değil' deniyor. yani eşcinselliğin tek bir geni yok, birçok genin ortak ifadesi olarak ortaya çıkar denmiş. n*vzat tarhan ise bu makaleyi 'eşcinselliğin genetik temeli yoktur, hastalıktır' şeklinde aktardı.

nature'ın 'no gay gene' makalesi: https://www.nature.com/articles/d41586-0...
tam bir clickbait başlık, gerizekalı editörlerin biri de mi düşünmedi acaba bunu.

n*vzat tarhan'ın bahsettiğim tweet'ini bulamadım. zaten ne kadar homofobik olduğu ufak bir aramayla görülebiliyor.

son olarak; velev ki yönelim değil de tercih. kime ne?