queerbaiting

queerbaiting, eşcinsel kitleye yapılabilecek en büyük omurgasızlıklardan biridir. antik dönemlerden beri yazarlar eşcinsel subtext içeren kitaplar yazmışlardır, bunun tek nedeni ise eşcinselliğin o dönemlerde tabu olmasıdır. bu kitabı okuyan eşcinseller bunu anlayabilmiştir, heterolar ise normal bir kitap okumuştur yüzyıllarca. "küçük denizkızı" masalı bile yazarının bir erkeğe olan aşkının alegorisinden başka bir şey değildir. bu yazarlar bu yazıları bugün yazsalar, alegoriye sığınmaz içlerinden geçenleri yazarlardı. ama eşcinselliğin büyük bir hızla "normalleştiği" günlerde filmlerde homoerotik subtext içermesi büyük bir rezalettir. her film öncesi dikkatimi çeken iki disney örneği vereceğim; biri avengers serisinden steve / bucky ve star wars serisinden poe / finn.


ünlü meme'nin dediği gibi, "coincidence? i think not"

bu iki örnek, disney gibi (sözde queer destekçisi) bir firmanın oldukları için queerbaiting'in en bilinen örneklerinden. aktörlerin "finn'e aşıkmış gibi oynadım", "stucky shipliyorum" "steve'in hetero olması çok zorlama" gibi açıklamalar yapmasının tek nedeni pazarlama stratejisi. firmanın bu yola başvurmasının tek bir nedeni var; para. aşırı ünlü ve para harcanan filmler çekiyorlar ve eşcinsel bir çift; çin, hindistan, arabistan, rusya ve doğu avrupada gösterim izni alamamak demek. bunun yerine insanları sürekli bir yapay "will they won't they" durumunda bırakıyorlar. baya her seferinde erkeklerle ilişkiye girip "gay değilim aktifim" diyen, sonra bir kadınla evlenerek tiksinç bir hal alan insanlar gibi queerbaiting.

bunun en son örneği açık açık gay olan, grindelwald'a yürüyen dumbledore'u (bkz: queer erasure)'a uğratarak boş bir hale getirecek olan fantastik canavarlar serisi.

çare (bkz: boykot)