sözlükçülerin nick hikayeleri

kesinlikle benim seçimim olmayan insanların beni tanımlamak yada tanıtmak için kullandıkları sözcük grubu.
yerli halkı arap olan bir ilçede doğmamdan ve babamın ilçenin tek saatçisi, benim de onun tek oğlu olmamdan doğan, doğal sonuç aslında. birbirlerine beni tanıtırken hep bu yarı arapça yarı türkçe kelimeleri kullanırlardı. '' ibn'i saatçı'' sonradan '' ibn'i '' kelimesinin '' oğlu '' anlamına geldiğini öğrendim ve sözlük bana nickimi sorduğunda aklıma ilk gelen bu oldu. gerçek adımdan çok bilinen adım '' ibn'i saatchi '' (tabi benim katkılarımla üç dilli olmuş durumda )
ilk okuldayken; aslında hiç sevmiyordum, hatta sırf dalga konusu olmasından dolayı babamdan ve işinden nefret ediyordum. evet garip ama babamın saatçi olması ile dalga geçiliyordu.
7. sınıf ve lise dönemindeyken; sanırım kimse adımı bilmeyecek, hep böyle anılacağım, galiba babam olmadan ben bir hiçim. ( ağır kişilik bunalımı )
iş hayatı ; kesinlikle grur duyuyorum, hatta bana hala öyle seslenenlere
'' buyrun benim '' şeklinde cevap veriyorum.
birkaç yerde kullandığım bu nicki, adıma yakın ama aynı zamanda anonim kalmamı sağlayacak bir isim ararken buldum, tunatuna yazacaktım, ancak klavyede elim kayınca tunatuan yazdım yanlışlıkla, fonetiği hoşuma gitti. kullanmaya devam ettim.
kendimi bildim bileli kedi köpek patilerine karşı bir hayranlığım vardı, sürekli ısırırdım.
gel zaman git zaman seneler birbirini kovalarken bir bakmışım eşcinsel ayı olmuşum.
pati merakıma bir de ayı pençesi eklenince paw nicki doğdu.
kulağımdaki küpe bile pati...
çok eskiden beri adını sıkça duyduğum , okuduğum bir ilaç ismi .
arkadaşlarımın arasında ortaya çıkan bir takma ad diyebilirim. bir kız arkadaşım söylemişti sonra bayağı bir yayılınca benimde hoşuma gitti. asıl hali honey b 'ydi . b kısmı ismimin baş harfi oluyor aynı zamanda. sözlük için honeybear ve honeybee arasında gelip gittim. honeybear yapıp klişe ve kendini beğenmiş gibi olmak istemedim. o yüzden seçimimi honeybee'den yana kullandım. honeybee ise ayılar ile en çok içli dışlı olan ve de üretken olan güzelim bal arısıdır.
karpuz benim tek ve biricik aşkımdır. hastalıkta hep yanımda olan bir meyvedir. hastayken tek onu tüketebiliyorum gibi. o kadar samimi ve ciddi bir ilişkimiz var ki hatta bazen ciddiliğimizi kaybedip işin suyunu çıkarıyoruz ve salatalara katıyoruz. ilk last.fm'e üye olurken aklıma geldi bu isim. sonra da buraya girerken kullandım. hoş yani, artık yeni üyeliklerim bunun üstüne olur. eşi benzeri yok diye düşünürdüm ama başka bir sözlükte de bu isimde biri varmış, şaştım kaldım.

(bkz: ismini googleda aratan insan)
"bana haplo derler.
adım tek, yalnız anlamına gelir. bu isim bana ebeveynlerim tarafından bir tür kehanet gibi verilmişti,
..............
öğrendiklerim karşısında hayretler içinde kaldım. keşiflerim yaşamımı değiştirdi -daha iyi yönde değil. yola çıktığım zaman, tüm yanıtları biliyordum. şimdi yalnızca sorular var kafamda."

diye yazmış margaret weis ve tracy hickman.
hypnogaja'dan here comes the rain again şarkısını dinlediğim an türettiğim bir nick olmuştur.
günümüzde yalama olmuş olsa da halen aşkın sembolü.
önceki üyeliklerimde araştırdığım mitolojik tanrı isimlerinden aklıma en kaykılan tanrı adıdır.
merlin dizisinin hayranı olaraktan çoğu yerde kullandığım nick genelde merlin i denerim o olmazsa bu olur
aslında çok basit biraz çocukça. okunuşu berabere. o kadar basit.
artık nasıl bir haleti ruhiye içerisindeysem bu rumuzu seçtim. sözlüğe ilk üye olduğum zamanlarda madem böyle bir rumuz seçtim, hakkını da vermem gerek diyerek hey gidi hey dedirten giriler girmiştim. 90lar tematiği bile kasmıştım bir gece. bu sebepten bir çok kişi beni ihtiyarın teki zannetti ya, hiç girmeyeyim oraya.
bozo snn . aslında bozo bear olacaktı da yanlış oldu. boz ayı.
star wars serisini bilmem kaçıncı kere izlediğim bir günün sabahında müge anlıyla tatlı sert programında ekrana 'dıırşşş' trajedi diye yazı gelmişti. kendi kendime ' ihihihihi travesti ceday ihihihihi ne kadar komik' diye aptal aptal gülmüştüm. zaten sözlüğü okuduğum bir dönemdi. cesaretimi toplayıp bu rumuzla hesabımı açtım. iyi de yapmışım.
kızlarla dolu bir sülalede tek erkek olunca * ismim kısaca pipiydi. küçük pipi, pipican, pipicik, aptal pipi, pipili börek ... neden başına yorgun koymuşum o anki ruh halimle. ne bileyim işte. çoğu kişi sikişmekten yorgun düştüğümü düşünebilir, ama değil, benimkisi daha çok miskinlik. kış uykusu bende kronik işte. içimde 100 yaşında bir amca yaşıyor. o yüzden yorgun pipi.
o meşhur tekerlemenin ürünüdür. * * ayrıca sonu ayı ile bitiyor. daha ne olsun. *
sürekli beni anlatacak, benimle özdeşleşecek bir rumuz arıyordum. bugüne kadar kullandıklarım asla tam olarak içime sinmiyordu. fransızca ve yunanca'ya ilgim olduğu için o dillerden kelimeleri incelerken birden yunanca olan εύθυμος (eftimos) kelimesini buldum. bunu yazmak zor olacağı için ingilizce telaffuz edilişi olan eythymos kelimesinde karar kıldım. türkçe olarak ise eftimos olarak okunuyor ve neşeli, şen, içten, şakacı, güleryüzlü, zevk ve sefahat düşkünü ve gay.
  • /
  • 3