toplumumuzda erkeğin nazik ve efendi olmasının zayıflık sayılması

insanı iyi olmaya çeken ne kadar insanî değer varsa hepsinin hor görülüp, yerlerinin kötü değerlerle değiştirilmesi ve bu kötü değerlerin kabul edilmesi gerçeğidir. özellikle bizim gibi ataerkil kafadan çıkamamış üçüncü dünya ülkelerinde rastlarız bu duruma. belki cinsiyet açısından bakmamak gerek. zira kadını da erkeği de çirkefse, patavatsızsa, hak yiyorsa, kaba davranıyorsa saygı görüyor, itibar ediniyor bizim gibi toplumlarda. fakat asıl söz konusu olan şey, erkeğe atfedilen anlamlar. erkeklik olgusunun ne kadar 'kutsal ve yüce' olduğu aşikâr. öyle ki toplum, erkekliğe uyan ve uymayan şeyleri belirmemiş ve buna uygun davranmayanların erkekliğe yakışmadığını söyleyip onları dışlamıştır. bir erkek nazik olamaz, efendi olamaz, yoksa ezilir. belki de bunda bir haklılık payı vardır. bunca kaba saba insanla kibar yollarla mücadele etmek imkânsız görünüyor zira. yine de bu zihniyet de geri kalmış toplumların tuzak zihniyeti. böyle düşünmemek gerek. sert çıkışmalar, haksız olunduğu halde üste çıkma çabaları, kaba tavırlarla istenen şeyin elde edilmesi gibi davranışların devamını desteklemek özgürlükleri kısıtlar. şu an toplumun kimlerin şakşakçısı olduğu açık. peki, ne vakit bu tarz kalıpları aşarak, sınırları çizilmiş cinsiyetlerden bağımsız olarak insan oluşumuzun ön plana çıktığı insan ilişkilerine kavuşabiliriz, meçhul.

bu ataerkil kafanın modern versiyonunda kaba erkek yerini alfa erkek denen kavrama bırakmıştır. modern erkek övücülüğünde, kabul edilebilir ve muzaffer bir erkek olabilmenin yolu alfa erkek olmaktan geçer.

toplumda insani değerlere sahip olmanın nasıl küçümsendiğini gösteren birkaç söz bırakmak istiyorum buraya:

"küfür etmeyi samimiyet, nezaketi zayıflık, mütevazılığı aptallık, iyi niyeti enayilik, yüzsüzlüğü öz güven, kazık atmayı kurnazlık ve insanların hayatına karışmayı özgürlük sanmadığımız gün kazanacağız". rutkay aziz

"bizim halk zayıflığı sevmiyor. bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz". nuri bilge ceylan

"sen erkeksin, güçlüsün, diye yetiştiriliyor erkekler. ‘para kazanacağın bir işin, koruyup kollayacağın bir ailen, geleceğini sağlayacağın çocukların olacak. dışarıda büyük bir savaş var, unutma. tetikte ol, silahını keskin tut.’ bizi hayata böyle hazırlıyorlar. oysa ne kılıcım var benim, ne de savaş meydanına sürülecek hızlı bir atım… hem zaten ava da gidemem. beceren, halleden, işleri yoluna sokan adam sayılmam. iki saniyede üç laf sokan, onun bunun ümüğünü sıkan, yoluna çıkana iki tokat aşk eden maço biri zaten değilim. çok fena! peki bu problemleri nasıl çözeceğim? tanıdığım kadarıyla erkeklerin çoğu da çözebilmiş değil. bazıları maço görünerek dışarıya hava atıyor, hepsi o kadar. o yüzden erkeği güçlü, kudretli, yenilmez anlatmak gerçekçi değil. 'insandır, zavallıdır' deyip geçmek gerek". engin günaydın
bunu islami toplumların bir özelliği olarak değerlendiriyorum ben.

günlük hayatımıza bakın bi. her yer çok gürültülü. hangi mekana giderseniz gidin hep bi karmaşa var. çünkü bizim gibi toplumlarda birşeyleri bağırarak kabul ettirebiliyorsunuz. çünkü daha çok sesi çıkan haklıdır düşüncesi mevcut. bu yüzden de ezanlar bile bangır bangır.