negativecreep

Durum: 0 - 0 - 0 - 0

Puan: 0 - Sözlük Kezbanı

3 ay önce kayıt oldu. 8.Nesil Bandana.

özdemir yan çar
Henüz hiç entry girmemiş.

yavru kediler için bakım rehberi

annesinin terk ettiğinden emin olduğunuz veya annesinin süt vermeyi reddettiği yavrular için hazırladığım kısa bir rehberdir. öncelikle veteriner değilim. 5 günlükken bana gelen şimdiyse yaklaşık 20 günlük olan yavruş kedime en ideal bakımı sağlama yolunda, veterinerlerden ve internetten edindiğim karmaşık bilgilerin bir düzenlemesini yaptım. belki bir gün karşılaştığınız bir yavruyu bu sayede hayata bağlar ve belki en iyi arkadaşı olursunuz.

öncelikle, yeni doğmuş yavru bir kediye en iyi bakım verebilecek ancak annesi veya başka bir süt anne kedidir. ama bu imkanlarını kaybetmiş veya hiç sahip olamamış yavrulara bakabilirsiniz. süreç bir insan bebeğine bakmak kadar zordur. bu yüzden sorumluluğu alabileceğinizden emin değilseniz lütfen yavru kedi için süt anne aramaya devam edin. aşağıda anlatacağım adımlar anne kedinin yavrusunu yalayarak yaptığı şeylerdir. bu yüzden benzer bir doku için nemli pamuk kullanmanız gerekiyor.

3 haftadan küçük yavrular için besleme ve tuvalet rehberi:

1. ilk olarak yavruyu haftasına göre 2-6 saat aralıklarla beslemek gerekir. uykudan yeni uyanmışsa önce biraz oynaşın, parmağınızı yüzünde hafifçe gezdirin, çapak varsa ıslak pamukla masaj yapın ki gözlerini acımadan açabilsin (yavru kediler gözlerini 7-12. günler arasında açar, öncesinde tamamen zar ile kapalıdır). yavrunun uykusundan uyandığından tam eminsek biberondan veya şırıngadan mamayı reddedene kadar besleyebiliriz.

1 haftalık yavru kediler 2-4 saatte bir yaklaşık 4-5 ml olacak şekilde, annesiz kediler için tamamlayıcı mama sütü veya laktozsuz inek sütüyle beslenir. anne sütü tozuna erişiminiz yoksa kullanacağınız süt mutlaka laktozsuz olmalıdır çünkü yavru kediler laktozu sindiremez ve sindirim sistemi sorunları onu ölüme kadar götürebilir. besin değerini artırmak için laktozsuz süte biraz yumurta sarısı ekleyip iyice çözünmesini sağlayabilirsiniz. 2 haftalık yavrular için besleme sıklığı 4-6 saate, miktarı ise 8-10 ml'e çıkarılabilir. 3. haftasında da besleme sıklığı aynı olmalı miktar ise biraz artırılmalıdır. yavrunun doyduğuna dair sinyal göbüşünde oluşacak hafif bir şişliktir. bu mama vermeyi kes anlamına gelir. her zaman bu ml miktarlarına uymak zorunda değilsiniz.

2. yavrumuz doyduktan sonra yüzüne bulaşmış mama artıkları silinir. çiş yaptırma aşamasına geçilir. yavru kediler her beslemeden sonra çişini yaparlar. beslemeden sonra yavru ister elde ister bir kağıt havluda (elinizde olması kontrolü kolaylaştırır) sırt üstü yatırılır. bazıları bundan çok rahatsız olur, sırt üstü durmaktan hoşlanmayan yavruları yan da yatırabilirsiniz. önce mamanın göğsüne kaçmış olma ihtimaline karşın nemli pamuk veya parmak ile göğse masaj yapılır. daha sonra karın altından genitale kadar tek yönde hareketlerle yavaş yavaş genital kasları harekete geçirilir. nemli pamukla yavrunun genitaline yumuşak dokunuşlarla biraz masaj yaptığınızda çişini yapmaya başlar. şeffaf veya sarımsı çişi damla damla akıtır, pamuğunuz çiş ile fazla ıslandığında yenisini almanızı ve onla devam etmenizi öneririm. yavru haftasına göre 6-18 damlaya yakın çiş çıkarır. çişi bittiğinde yeni nemli pamukla genital silinir ve son adım olan kakaya geçilir.

3. yavrulara kaka yaptırmak biraz sabır ister. önce göğüs altından genitale ve anüse kadar yavaş hareketlerle parmakla veya pamukla dairesel masaj veya genitale doğru hareketlerle masaj yapılır. bunu 1-2 dakika sürdürmeniz gerekir. ardından yavrunun anüsünü uyarmanız ve eğer varsa kakasını çıkarmasını sağlamanız gerekir. nemli pamuk ile yan veya karın üstü tutulan yavrunun anüsüne dairesel masaj yapılır. birkaç dakika devam edilir. kaka bazen bu süreçte turuncu sarı macun kıvamında çıkarılır. eğer çıkarmaya başladığını fark ettiyseniz masajı durdurmayın ve anüsün karın tarafındaki bölgesinden anüse doğru masaja devam edin. bittiğinde poposundaki kakayı silin. bebekler için ıslak mendiller ile yavrunun genitalini ve poposunu temizleyin, ardından kurulayın. yavru her masajda ve beslemede kaka yapmayabilir ama çişini yapar. bazen masaj bittikten 5 10 dakika sonra kakasını çıkartabilir. 3 gün kaka yapamayan yavruyu acilen veterinere götürmelisiniz.

besleme ve tuvalete dair bakıma ek olarak, yavruyu tuttuğunuz yerin ısısı önemlidir. 1 aya kadar yavru kediler vücut ısılarını koruyacak metabolizmaya sahip değildir. bu yüzden hava akımı olmayan bir yerde, dibine yumuşak dokuya sahip kumaş veya havlular serilmiş genişçe bir kutu işinizi görür. yavrunun anne sıcaklığına benzer bir sıcaklığa yönelmesi için sıcak su torbası veya sıcak su doldurulmuş bir şişe havluya sarılarak yanına bırakılabilir. şişenin suyunu her beslemede sıcak su ile tekrar değiştirin.

başta da söylediğim gibi, veteriner değilim ve bu benim ilk deneyimim. en iyisini öğrenip uygulamaya çalıştım. hatalı bulduğunuz kısımları bana iletebilirseniz düzeltirim, veya ekleyecekleriniz varsa lütfen bu başlığa entry girmeye devam edin. teşekkürler. miyav.

et yemenin vahşilik olduğu gerçeği

tamamen bırakamıyorsanız bile et tüketimini azaltmanız endüstriyel üretim yüzünden acı çeken hayvan sayısını azaltacaktır. mesela ben sanırım 20 küsur gündür et yemedim.
neden bazı hayvanları yerken bazı hayvanları beslediğimizin sebebi kültür olabilir belki ama geçenlerde bir kadın sokak kedilerini kesip yedi diye göz altına alındı, gündem oldu. insanlar nefret kustular haftalarca. tedavi ettiler(!)
neden peki? siz hayvan yemiyor musunuz? yiyoruz. sizden farklı hayvan yiyeni neden akıl hastanesine kapatıyorsunuz? bu veganların et yiyenleri sinir hastanesine veya hapishaneye tıkmasından daha mantıklı değil.
o haber:

et yemenin vahşilik olduğu gerçeği

doğrudur. en nihayetinde insan da besin zincirinin bir parçası olarak vahşi bir durumdadır belli noktalarda.

neden bazı hayvanları yerken bazılarını yemiyoruz sorusunun cevabı illa ki gastronomi olarak da vardır ama bence biraz da sempatide gizli. insanların kedi ve köpeğe doğal bir sempatisi varken atlara ve aslanlara karşı da doğal olarak geliştirdikleri bir hayranlıkları vardır. uzakdoğu genel olarak bu geleneksel duygu yönelimlerini hiçe sayar mutfağında. küçükken ailemin baktığı yavru kuzuya sarılıp kulağına "hadi çabuk büyü de seni yiyelim" demiş biri olarak söyleyebilirim ki aslında yediğimiz hayvanları da seviyoruz. ama gastronomik olarak.

aslında üstteki paragrafta bir şeyi yemenin ve onu bu şekilde içselleştirmenin de bir sevgi gösterisi olduğunu ve sevgilinize, seni yerim, seni o kadar çok seviyorum ki içime sokmak istiyorum falan dediğinizde farkında olmadan bu dürtüyle konuştuğunuzu falan anlatmak isterdim de o başka bir entry'nin konusu olsun.

son olarak "ben spor için avlanıyorum" diyen şerefsizler, girin bir ormana tüfeklerle birbirinizi avlayın o zaman spor için. siz spor yaparken o hayvana sordunuz mu "benimle sonunda öleceğin bir sportif aktivite yapmak ister misin?" diye? dalyarak dalyarak bahaneler. yemek için yapıyorsan at vur sezon açıkken. spor kisvesi altına alıp kendini aklamana gerek yok.

hoşlanılan erkeğin takım elbise giymesi

lise askimla mezuniyette ilk kez birbirimizi takimla gormustuk. o kadar etkileyici gorunuyordu ki anisi cok buyuk bende. en sonunda dayanamayip, muhafazakar bi yerde yasamama ragmen, basamaklarda otururken beline dolanip basimi omzuna koymustum. millet dagilirken arkadan, bu gecenin sonunda kim kimi goturur belli olmaz demistim sana diye bir cumle duydum. korkuya ragmen gulumseyebildigim nadir anlardan biridir :)

artı ve eksi oy saçmalığı

bu saçmalığa yazar engelleme seçeneğinin olmaması saçmalığı da eklenebilir. sanırım bir zamanlar varmış, ben daha vitaminken. geri gelseydi 'sözlükten defol git' şeklinde mesajları artık almazdım en azından.

sabaha bir şarkı bırak

spor salonunda ereksiyon halinde gezmek

valla işini ciddiye alanların bulk dönemine denk getirirseniz mis gibi göbüşler görebilirsiniz. kas + göbüş bir arada hem de tam kararında. ben bu dönemde genelde gözlerim yerde geziyorum salonda sjjskskdkd. imkanı yok çünkü o manzarada kalkmamasının. e herkes bilir ki kalkmışla ölmüşe çare yok. yahut kalkanın imanı olmaz. ve daha bir sürü şey.

beynin yok senin

olaylar hakkında hiçbir fikrim yok ama cemiyette pişiyorum için ilk entry'sini favladığım başlıktır. sanırım beynim yok.

edit: ay beynim hala yok ama fikrim var artık. (bkz:#435242)

avi pardo

john fante çevirileri gerçekten çok iyi olan çevirmen. fante'nin şiirsel dili türkçe'ye ancak bu kadar iyi aktarılabilirdi diye düşünüyorum. ayrıca ünlü film trainspotting'in uyarlandığı aynı adlı irvine welsh kitabını da çevirmiştir. bukowski'den pek haz etmem. sorunun avi pardo'nun çevirilerinde olduğunu düşünmüyorum. bukowski'yi neden sevmediğim üzerine bir ara düşünmem lazım sanırım.

(bkz:#432423 )

tutarsızlık

dün durup dururken bir yazara (bkz:beynin yok senin) diye hakaret edip bugün kendi nick altında ne kadar ponçik, kimseyi hedef almayan ve ılımlı bir insan olduğunu anlatıp kendini öven insan buna güzel bir örnek olabilir.
içinize sığdıramadığınız öfke ve kibir ile girdiğiniz her ortam ve platformda yaydığınız negatif enerjinin kendiniz dahil hiç kimseye faydası olmaz.
illa bu negatif enerjiyi yayacaksanız da lütfen kimseye hakaret etmeden yapın. hakaret az gelişmiş, kendini ifade etmekten aciz insanların başvurduğu bir yöntemdir.

Toplam entry sayısı: 0