yazarların en ilginç seks anıları

oturduğum binada bir adam adam kalıyordu. yaşı 40 civarı falan. çok babacan, sosyal sorumluluk sahibi, bilinçli biriydi. isterdi ki herkese yardımı dokunsun, elinden geleni yapsın.

oturduğum yer üniversite okuduğum şehrin allah'ın siktir ettiği bir ilçesindeydi. hem kira fiyatlarının uygun olması hem de acilen ev tutmam gerektiği bir döneme denk geldiği için orası denk gelmişti o aralar. ne kadar taşınacam dediysem de şartlar bir türlü el vermediğinden kaldım uzunca bir süre.

daireler ofis tarzı bir şeydi ama tek yaşayan biri için fena sayılmazdı. binanın bir iki ofisi mesai saatlerinde dolu olup, saat 17 den sonra boşalırdır. gece ben, yanda bi çocuk iki altımda da yalçın abi vardı.


hayatım; okuldan eve, evden okula gitmekten ibaretti. binada kimler var, neciler hiç bilgim yok o zamanlar. genel hayatta da öyleyim, çevreme karşı umursamazım. neler olup bittiğinden hiç haberim olmuyor. bir tek yan komşumla birkaç kez muhabbet etmişliğim olmuştu. o da genç işçi biri, yakın bir fabrikada çalışıyordu. böyle tatlı dille insana ilişen tipler oluyor ya öyle biriydi. çok kısa sürede samimi olmamız da ordan geliyordu. ama yavşak olduğunu bildiğimden pek yüz de vermezdim. bi de zırt pırt kapıyı çalıp rahatımı bozmasını istemezdim. yalnız yaşayanlar bilir bazen o kadar bitkin olursun ki çalan kapıyı açmaya takatin olmaz.


bizim yan komşuyla iki alttaki yalçın abi bayağı samimi olmuşlardı ama. zaten yan komşu yalçın abi gibi birine karşı yalakalıkta sınır tanıyacak biri değildi. yalçın da saf, tatlı dili hoşuna gitmiş heralde, çok kısa zamana çok şey sığdırmışlardı. bunu daha sonra yalçın abiyle olan muhabbetimizde öğrendim. hatta benim lafım da geçmiş bayağı. ara ara toplanalım, beraber yemek yiyip oturalım falan diye. yalçın abiyle normalde hiç karşılaşmamışız, selim aracılığıyla haberdar olmuş benden.


bi gün okuldan geliyordum kapıda yalçın abiyle karşılaştım. ayak üstü muhabbet ettik. işte biz selim'le oturduk, gezdik kaç sefer. senden bahsetti, beraber bir şeyler yapalım falan dedi. o aralar da sınav dönemime denk geldiği için pek hevesli yaklaşamadım. normalde zevksiz biri değilim, severim böyle insanlarla oturup kalkmayı ama selime bakıyom yavşak sinsi bi tip, yalçın abi yaş olarak olgun ama ilgimi çeken bi tip değil. hem ses tonu, duruşu hiç gaylere benzemiyor. isteksizliğim ordan geliyor, yoksa sınav haftası falan bahane. ama yine de buna alış verişini ihmal etmedik. öğrenciyiz sonuçta, bir ihtiyacımız olur, acil bir durum olursa ararız diye.


aradan biraz zaman geçtikten sonra akşam okuldan eve geliyordum. yalçın abiyle asansörün girişinde karşılaştık yine. bu sefer muhabbet öyle uzadı ki en son bizim eve geçelim dedi. aşk yarası olan adam muhabbete doymuyor çünkü. kurda kuşa derdini anlatmak, fikrini almak istiyor. bu abinin de burda olma hikayesi buymuş. yoksa ne işi olurdu bu allah'ın siktir ettiği yerinde. sevdiği bir kadın varmış, iki apartman bitişiğinde. normalde merkezde de evi var ama sırf o kadın için buraya taşınmış. ona yakın olayım diye başımı koyacak bir yer olsun da nasıl olursa olsun demiş. burayı uygun bulmuş o da. bunlar evlenecekmiş falan, bu kadın için tüm kötü alışkanlıklarından vazgeçmiş. ne zamandır ağzına alkol sürmemiş. yani öyle bakınca bayağı çeki düzen vermişti, belli oluyordu. evime geldin, bir şey ikram etmeden bırakmam dedi. kahvede anlaştık. üzerinde bi kapry vardı. nasıl desem, böyle paçaları bol, kalın penye bi şey. bel terafı bol, bağcıkla bağlanıyor ama bu bağlamamış heralde ya da yeterince bağlamamış. eğilip yerden bir şeyler alacakken kapry aşağı , benim gözüm de o tarafa doğru kayıyor. çatalı falan geçtim, poponun yarısından çoğu dışarıda. kelimelerle tarif edilemeyecek kadar pürüzsüz, temiz bi popo. "kaymak gibi" tabirinin vücut bulmuş hali işte. daha önce de dediğim gibi, yalçın abi hiç beraber olabileceğim bi tip değildi, bunda abi kardeş olarak başlayan ilişkimizin de payı büyüktü ama o popuyu gördükten sonra başta bi tövbe est. çektim. daha sonra eve gidince o görüntü geçti aklımdan kaç sefer. çok garip adama karşı hiçbir şey hissetmiyorum ama bir yandan da gözümün önünden gitmiyor görüntü. böyle dokunmayı hayal ediyorum; elime yumuşaklık geliyor, kucağıma aldığımı hayal ediyorum. hamur gibi poposunu aletimin yüksek hassasiyetiyle hissediyorum, çıldırıyorum. derhal 31 çekip normale dönüyorum. siliyorum tüm kafamdan gelip geçeni.



daha sonraki karşılaşmamız daha samimi geçiyor. benimle karı kız muhabbeti yapıyor, yakışıklı adamsın, okuldan çok kız götürüyorsundur diyor. benim ise çıkardığım tek anlam beni beğendiği. hoşuma da gitmiyor değil, ama ona karşı hiçbir beklenti içinde de değilim. çünkü belli yani, adam beraber olduğu kadınlardan tut sevgilisine kadar anlatıyor. gidip de beklenti içine girmek saflık olurdu. ama sex hikayeleri de hoşuma gitmiyor değildi. bırakayım akışına, bakalım nereye kadar gider diyordum kendi kendime.



bi gün yine yalçınla karşılaştığımızda morali bozuktu. tekrar içkiye başlamış, nişanlısı nişanı bozmuş, bu abisine sövmüş, olaylar bayağı büyümüştü yani. selim de taşınmış o aralar, apartmanda ikimiz kalmışız. bana bi gün oturup içelim dedi, kabul ettim ben de. içmekte anlaştık ama yalan oldu gibi bizim iş. çünkü kaç kez karşılaştık adam hiç lafını bile etmedi. bi ara ben aradım işim var dedi konu kapandı öyle. ben de içten içe bozulmuştum adama zaten. ona olan arzularım da artıyordu zamanla. poposunun görüntüsü aklımdan gitmiyordu. apartmanda sadece ikimizin ışığı yanması beni daha da heyecanlandırıyordu. bazen kapımın çaldığını, içeri girip direkt saxo çektiğini falan hayal ederdim. artık markete gittiğimde ışığına bakardım açık olunca bi rahatlık gelirdi.


bi gün gece dışarıya yemek yemeye çıkmıştım, dönüşte arabayla yanımda durdu, bin dedi. yıkık perişan bir haldeydi. bilmem kaç kadeh viski içmiş, poşette 4 tane extra bira var, iki tanesini içmiş zaten. ikisini bana verdi, diğer kalan ikiyi de o içiyor. konu müzikten açılıyor, elektro müzik muhabbeti oluyor, türkü muhabbeti oluyor. türkü dinlemiyorum neden biliyor musun diyor? türkü dinleyen bir arkadaşı varmış, çok melankolik bir hayatı varmış, intihar etmiş. türkücülere sövüyor o ara. şöyle bir şarkı var diyorum, şu an açtıkların tarzda bir şey. onu da seversin diyorum. açıyorum youtube'dan, veriyorum telefonu izliyor. kaslı bir çocuk var, çocuğun vücudu çok iyi diyor bana, içim kıpır kıpır oluyor. arabadan iniyoruz ,yukarı gidiyoruz, içmeye orda devam ediyoruz. hem içtiğim biradan, hem de onun aşırı sarhoş olmasından dolayı bi cesaret var üzerimde o gece. beyaz ışıkta da içmek istemiyorum doğrusu, tüm heyecanı öldürüyor. loş ışık seksi daha çok çağrıştırıyor. ışık gözüme vuruyor diye bahane uyduruyorum. ev planlarımız aynı olduğu için ışıpı kapatıp davlumbazın çekmecesini çekiyorum, çok hoş loş bir ışık sarıyor içeriyi. onun da hoşuna gidiyor. içkimizi yudumluyoruz. ev ofis olduğu için oturacak çift kişilik yatak var, bir de masa ve sandalye. yatakta bağdaş kurmuşuz, önümüzde çerezler. nişanlısından konuyu açıyor, sinirleniyor, kötü konuşuyor bu sefer. o istediğiyle evlensin, bu yatakta az sikmedim diyor. yatağın yerlerini işaret edip pozisyonları anlatıyor. başka karılardan muhabbet açılıyor. ben artık dayanamıyorum, alletimi okşamaya başlıyorum. bir iki gözü kayıyor, daha da çıldırıyorum, anlatmaya devam et diyorum. biri olsa grup yapsaydık diyorum. sırtımı yastığa dayayıp bacakları uzatıyorum. bi süre okşamayı bırakıyorum, dikliği görsün diye. sonra bir mahcubiyetle kusura bakma diyorum alkol alınca libidom yükseliyor, üzerine böyle muhabbet olunca tutamadım kendimi diyorum. olur mu öyle diyor, erkek adamız rahat ol diyor. genç adamsın, azgın olman normal diyor. kafam güzel olmasa karıya götürürdüm seni diyor. beni daha da heyecanlandırıyor. ona dokunmamak için zor tutuyorum kendimi. okşamaya devam ediyorum. benimle aynı pozisyonu aldı, o da okşamaya başladı. ben kemerimi açtım. pantolonu indirip devam ettim. bu sefer daha sabit bakışlarla aletime bakıp inleme karşılığı kendi aletini okşadı. bundan sonrası kontrolüm dışında oldu. sağ elimi sol eline attım, bir nevi hayatımın riskini yaşadım. elini tutup aletime attım. bir nevi yoklamaydı. biraz da korkuyordum ama normal bir ruh halinde olmadığımız için bu hareketimi normal gördüm. çok azmışlığıma verir dedim. tepki olumsuz değildi. en azından çekmedi, ya da ne yapıyorsun demedi. elini aletime atınca taşaklarımın altına girdi. bir süre eli öylece sabit kaldı. ne çekti ne okşadı. ben bacağını falan okşamaya başladım. ben olmayınca o da aleti okşamaya başladı. adamı soydum, sardım, kalçasını elledim. resmen kendini salmış, bütün sınırları kaldırmıştı. aslında o anki ruh halinden dolayı değil, yalçın gerçek hayatta da öyle biriydi. kaprissiz bir adamdı, takıntıları yoktu. hayatı anlık yaşardı. insanları mutlu etmeyi severdi. hayatta her şeyi denemek isteyen biriydi. belki de tepkisizliği bu yüzdendi. onu arkadan sarıp kalçalarını sürtümdüm, o gece hayal ettiğim şeyin bire birini hissettim. aynen düşündüğüm şekilde bir histi. girmeye çalıştım, bir iki denemeden sonra kalkıp lavaboya gitti, döndüğünde en üst çekmeceden bi şişe çıkardı. sikime sürdü, ben de kalçasına sürte sürte içine kaydım. o kadar sex deneyimim oldu hiç biri bu hissiyatı vermedi. adam kucağımda ama hala hayal gibi geliyor. deli dehşet bi şey. düşünsene diyorum böyle bir afet var, evinin altında, elinin altında. her istediğinde sexin doruklarına çıkacan diyorum. kulağına lütfen bunu her gün yapalım diye fısıldıyorum. boşalıyorum, boşalıyor. duşumuzu alıyoruz, kalan biramızı içiyoruz. len diyo delikanlı adama her gün yapalım denilir mi?diye gülümsüyor. oğlan mı yapcan bizi? alkolün azizliğine uğradık diyor. konu okuluma geliyor, gelecek planlarıma geliyor ordan da biraz laflayıp kalkıyorum.



daha sonra hiçbir zaman eskisi gibi olamadık. zaten o olaydan sonra 6 ay kaldım orda. yine selamlaşıp muhabbet ederdik ama uzatmazdı. sanki biraz daha konuşsak konu oraya gelirdi. 6. aydan sonra okulu bitirip çıktım ordan.