zilan'ın türküsü

yüreğime dokunan nadir parçalardan biridir. 90lı yılların infaz politikaları neticesinde öldürülen kadın militanın bedeninin çırılçıplak haber bültenlerinde sergilenmesi neticesinde yazılmış ağıt tadında bir türkü... tuncay akdoğan yazmış ilkay akkaya söylemiş...
o dönemleri düşününce daha bir hisleniyor insan. zaten ölmüş olan kadının vajinasına kurşun sıkıp, keserek parça alıp "koleksiyon"una katanları,bu soysuzluğu düşündükçe daha bir kinleniyor insan.
ki parçada bu soysuzluğa atıfta da bulunur. dinlerken o kadınlar canlanır gözümde ve seslenirler; soysuzluğun yeşermeyeceği o günlere taşıyın beni derler.

o günlerden bugünlere hiçbir şeyin değişmediğini görünce etkilenmemek elde değil. hala kadınlar çırılçıplak servis ediliyor medyaya, hala vajinalarına kurşun sıkılıyor. en son istanbul'da olmuştu işte..
kadını toplumun/topluluğun namusu olarak atfeden o ataerkil zihniyet herşeye yansıyor. bu kadın kimi zaman komünist bir kadın olabiliyor, kimi zaman bir kürt kadını olabiliyor. çırılçıplak servis edilen o kadın bedeni üzerinden "namusunuzu yerle bir ettik" mesajı veriliyor. kadınlara bu sebeple daha çok saldırılıyor.
umarım gerçekten bu soysuzluğun yeşermeyeceği, yeşermeye fırsat bile bulamayacağı o günlere erişebiliriz.

sözleri şöyle;

zilan yoldaş
senin çıplak bedeninde
kurşunlar dönüşür çiçeğe
onurun bir dağ gibi direnir
düşmanın soysuzluğuna

duyduk senin çıplak bedeninden
yükselen çağlayan sesini
diyordun ki
anam babam halkım
dünyanın tüm halkları
ve siz türk kardeşlerim
örtün beni

barikatlarda sokaklarda
okullarda ve sevdalarda
direnen onurunuzla
örtün beni

dağ çiçekleriyle
kanımla suladığım toprağımla
ulusumuzun emeğimizin
ve insanlığın onuruyla
örtün beni

kardeşlerim
ben türküm arabım
irlandalı yahudi kızılderili
kürdüm ben
yakın beni
salın küllerimi
ağrı doruklarından anadolu'ya
soysuzluğun bir daha yeşermeyeceği
geleceğe taşıyın beni
örtün beni