niteliksizliğe övgü çağı

içinde yaşadığımız çağ. kafaların içi boşaldıkça kalitesiz olan ne varsa ona yumuluyor insanlar. kalitesiz insanlar, kalitesiz şarkılar, kalitesiz filmler rağbet görüyor. takipçi sayısının kalite ölçütü sayıldığı bir dönemdeyiz. farklı düşünceler, muhalif fikirler, eski düşünceleri yıkan düşünceler yankı bulmuyor artık. insanlar aynıya tapıyor, aynıya yapılan bir kritik ya da farklıya yöneliş dışlanıyor. insanlar aynı renge bürünmeye bayılıyor günümüzde, bu yüzden takipçilik diye bir kavram çıktı belki de. bir renk varsa herkes o renge dönmek için uğraşıyor. kaliteli ve içi dolu şeylerin kenara atıldığı bir dönem bu dönem. çünkü insanlar anlamak yahut zekalarını kullanmak istemiyorlar. kolaylığın peşinden gidip, düşünce deryasında derinlere dalmak istemiyorlar. düşünme yeteneğinin insanlardan çalındığını düşünüyorum. artık toplumlar köreltilmiş ve insanlar birbirlerine benzetilmiş durumda. bu da kapitalizmin faşizmi olsa gerek. fakat en kötüsü de tüm insanların birbirine eşit sayıldığı çağda bazı insanların yüce, ulaşılamaz vs. kabul edilmesi. insan tapıcılığı almış başını gitmiş. niteliksiz olanın peşine düşme var. bu amerikan kültürünün yayılmacı ve tek tipleştirici anlayışının sonucu diye de düşünüyorum. insanlar yüce saydıkları fikirlerin destekçisi oluyorlar, bir fikrin binlerce farklı versiyonu olabilecekken, her fikrin şahsına münhasır bir yapısı olabilecekken, kolaycılığa kaçılıp tek bir fikir arkasında binlerce insan yığılıp, o fikri canları pahasına savunuyorlar. oysaki ağızlardan çıkan her harf bile eleştirilebilmelidir. insanlardan bu yetkinliğin çalındığını düşünüyorum. internet kablolarına tıkılıp kalmış dimağların çağı bu çağ. iyi haberse, yakında kablolar gittiğine wireless ağlarına tıkılıp kalacak olması bu dimağların.
mediocre: vasat -vasatlarin iktidari: mediocracy