Toplam Başlık Sayısı: 53647

Toplam Entry Sayısı: 260377

Toplam Yazar Sayısı: 2954

ayı sözlük erotik erkek fotoğrafları kampanyası

başlığı görüp ayı sözlük yazarları kendi fotolarını mı atacak acep diye düşünürken okudum aydınlandım evet yazarlar da kampanyaya dahil. zamanında bir yazar buraya sikini ve götünü attığı için bir kısım yazarlardan anlamsız linç yemişti. canı ufak süprizler yapıp ifşa çekiyorsa kime ne bundan.

yönetim olarak yapılan açıklamayı aynen tekrarlıyorum: "burası +18 bir sözlük lütfen nude atanları linçlemeyelim."

evet kendi erotik fotolarımı atmayı çok isterdim ancak sosyal mecralarda iç organlarıma kadar paylaştığım için gizemli erotik bir yanım kalmadı. pazara düşen ucuzlarcağğ fotolarımla burayı kirletmek istemem. sizler paylaşın biz beyenelim beybiler namnamham ^^

edit: dm"den gelen talepler üzerine 2 adet fotomu ekliyorum hadi bismillah.



alonebear

2018 yılından beklentiler başlığına girdiği entry üzdü. daha iyi olması için oturup beklemek ile yaşam sahasının iyileşmesi mümkün değil. sanırım akçay'da yaşıyorsun. eğer orada iş sahası yoksa gerekirse şehir değiştirmen gerekir. ben de doğduğum şehirde yaşamıyorum, iş bulmak için 16 yıl önce büyüdüğüm yeri terkedip istanbula taşındım. meslek dallarından hangisinde kendini geliştirdin bilmiyorum fakat örneğin çorlu, çerkezköy bölgesinde yaşıyor olsaydın 2018 yılının 7. ayından sonra 2000 tl civarı maaşlı iş bulmana destek olabilirdim. elimden ancak böyle bir destek gelir. hayat senin ve doğru seçimlerle yine hayatına yön verecek olan sensin. umarım yaşadığın zor dönemi kolayca atlatırsın.

ahmet kaya'nın eşcinsellere yönelik yorumu

gündüz yazamadım, biraz kafa şişireceğim mazur görün.

öncelikle video sayesinde 90'lara dönmek çok hoştu. o ortamın atmosferden yoksunluğu, sunucu ve konukların ucuzluğu, seyircilerin muhtemelen orada ne aradıklarını bile bilmiyor oluşu filan, her şey muazzam. şurada herhangi birinin ağzından düzgün bir şey çıkması mucize olurdu.

gelelim ahmet kaya'ya. kendisini bugüne dek hiç dinlemedim. politik ya da ideolojik bir sebebi yok: yaptığı müzik tarzım değil, hepsi bu. hayatına dair derin bir bilgi sahibi de değilim, son derece genel bir malumatım var. hayatının zorluklarla geçtiğini, anadilde şarkı söylediği ve şarkılarında yasadışı ifadeler kullandığı gibi abidik kubidik sebepler yüzünden linç edilip yargılandığı ve hapse mahkum edildiğini biliyorum. bunları söylüyorum ki kendisine karşı herhangi bir sebepten ötürü sempati duymuyorsam bile son derece nötr olduğum anlaşılsın.

söz konusu videoya gelirsek, ahmet kaya'nın ama'sız ve koşulsuz biçimde homofobik, seksist ve hatta biraz da vasat bir adam olduğu görülüyor. ibne kelimesi şüpheye yer vermeyecek biçimde hakaret olarak kullanılmış, bu homofobik yanı. sakal-bıyıkla erkeklik arasında bir korelasyona inanıyor ve bıyıksız kalması halinde erkekliğinin gideceğini ve bir kadından farkı kalmayacağını düşünerek lafı "oldu olacak entari de giyeyim" noktasına getiriyor. buradaki seksizme daha fazla dikkat çekmeme lüzum yok sanırım. vasatlığı ise "ingilizlerin %99'u ibne" yorumunun altında. "türk halkının %99'u müslümandır" lafı ne kadar götten uydurma ve ucuz bir lafsa bu da öyle. böyle cümleler kuruyorsanız ne dediğiniz konusunda hiçbir fikrinizin olmadığı ve ağzınızdan çıkanı kulağınızın duymadığı gün gibi aşikar. tabii bu noktada konuyu açan hanımefendinin de ahmet kaya'dan aşağı kalır yanı yok. "geçen gün bir yerde okudum bıyıklılar homoseksüelmiş" lafı tam kahvehane ağzı. bilimsel araştırma diyor ama nerede okudu allah bilir. belki de sabah gazetesinin arka sayfasının en altında küçük bir sütunda görmüştür. kim bilir. ama abla inanmış. araştırma demişse kesin öyledir çünkü. gay'lar cemil ipekçi bıyığı bırakır, fatih ürek makyajı yapar, kerimcan durmaz kahkahaları atarlar. araştırmalar öyle diyor!

şu videoya gelen yorumlara da bir iki bir şey söyleyip bitireceğim, çok acayip şeyler okudum çünkü. videoya bakıp "helal olsun, işte ahmet kaya, işte adam gibi adam" cılara diyecek pek lafım yok, homofobilerini kusmak için bir fırsat daha geçmiş ellerine, sevinç çığlıkları atmaları normal. kusmuklarında boğulmaları temennilerimle...

"o zamanın şartları, genel düşünce yapısı öyleydi" diyerek bunu normalleştirmeye çalışanlar da olmuş. böyle düşününce herkesin her söyleyip yaptığı meşrulaşıyor, o yüzden yanlış bir bakış açısı ama benim asıl çarpık bulduğum, olayın sübjesinin ahmet kaya oluşu. kürt olması ve baskılanması ve de bu sebeplerden dolayı gördüğü toplumsal baskı ve devlet zulmüne karşı dik duruşuyla bazı kesimlerce aydın ya da aktivist gibi kabul edildiği malum. ancak videoya bakınca ben, kendisinin sadece kendi içine dahil olduğu azınlıkların-yani kürt halkının- acılarına empati yapabildiği izlenimine kapıldım. oysa ki 20-30 yıl önce de eşcinseller baskılanıyordu. hem de bugünkü teknolojik ve iletişim imkanları elimizde olmadığından birbirimizden de bihaberdik ve kendi aramızda dahi örgütlenemeyerek tamamen görünmez kalıyorduk. gerçek bir aydın, anaakıma kendini kaptırmadan ne olursa olsun bu baskılanan kesimin farkına varabilirdi diye düşünüyorum. aynı şekilde sadece kürt olduğu için kürtlerin acılarını görebilen, eşcinsel olduğu için eşcinsellerin çektiği çilelerden haberdar olan herkese de aktivist diyemeyiz sanıyorum. dışında kaldığınız azınlıklar ve ezilenlerle ilgili ne düşünüp yaptığınız da çok önemli. çok klişe bir benzetme ama kullanmanın tam sırası galiba: hayvanların eziyet gördüğünü fark edip hayvan haklarını savunmanız için hayvan olmanız gerekmiyor. özetle, ahmet kaya'nın homofobisinin benim gözümde özrü yok. kaldı ki kadınları da aşağıladığını yukarıda söylemiştim, homofobiyi "20-30 yıl önce ortam öyleydi" diye mazur görseniz bile kadın hakları konusuna ne diyeceksiniz? video çekildiğinde cumhuriyetle kadın-erkek birbirine eşitleneli en az 70 yıl filan olmuş. hâlâ sakal/bıyık, etek, erkeklik, muhabbeti yapmanın affedilecek yanı yok. hem 30 yıl geriye gidince ortam böyleyken, 4500 yıl geriye gidince bir bakıyorsunuz eşcinselliğin normal karşılandığı medeniyetler ayakta. o yüzden geçiniz bu "o zaman öyleymiş" muhabbetini.

son olarak, ahmet kaya fanı olup da bu videodan sonra şarkılarını dinlemeyeceğini söyleyenler olmuş. gerçekten kendinize bu kadar yüklenirseniz 3 günde kederden yaşlanır ölürsünüz arkadaşlar. ideolojileri ve hayata duruşlarına göre kimi dinleyip kimi dinlemeyeceğimizi seçmeye kalkarsak sanırım elimizde bir tek belkıs akkale filan kalıyor. onu da şimdi uydurdum, eminim o da bir zamanlar bir yerlerde birilerine bir yamuk yapmıştır. demek istediğim, koyverin gitsin. ahmet kaya mı dinlemek istiyorsunuz? dinleyin. "bu zamanında şunu demişti, şu da bunu yapmıştı"nın çetelesini tutacak kadar uzun yaşamayacağız hiçbirimiz.

amma konuştum ha akşam akşam. cumartesimi piç ettiniz yemin ederim sşdild.

tüm dünyası eşcinsellik olanlar

doğrusu:

bütün dünyası cinsellik olanlar

siz hiç bütün dünyası heteroseksüellik olan birini gördünüz mü? göremezsiniz.

işte bunlar hep içselleştirilmiş homofobi.

bir heteroya açılmak

biraz uzun bir entry olacak kusuruma bakmayın

(bkz:özet) heteroya aşık olan zavallı bir gay'in aşkını kusması.

***

mart ayında tanıştığım x kişisine önce uzaktan bakıp "hmm hoş adam" demiştim. ama sonra hiç aklımdan çıkmayışı garip bir ikileme sokmuştu beni. zamanla unutsam da ara sıra instagram'da kapalı olan profiline bir iki bakıp çıkardım. haziran'da şans eseri bir daha karşılaştık. ben tabi elinde tesbihli, sakallı gizli takılanlardan olduğumdan hiç yürümemiştim. ulan dedim, bunu neden kendime yapıyorum. e hoş adam, kendime neden bir şans vermeyeyim? sonra ben bu x ile görüşmek için karşılaştığımızın ertesi günü instadan ekleyip yazdım. iş yerine çağırdı görüştük. iş çıkışı onun arkadaşlarıyla bir yere gideceğiz, kapıda laf arasında hızlıca "ara sıra yazabilir miyim sana?" dedi.

ben durur muyum çılgın atıyorum ama tabi delikanlılıktan * ödün vermeyeceğim ya. "tabi tabi kardeşim ne zaman istersen" diyorum. sonra gidiyoruz içiyoruz falan bu benim sandalyeme arkadan yaklaşıp "bu gece bende kalacaksın" diyor ve omuzlarımı sıkıyor. ben o sıra uçuyorum. ilk iki gün adeta rüya gibi, çift gibi takılıyoruz. balkonunda otururken "burada seninle çok kahvaltılar yapacağız" , "birlikte sabahlayacağız dışarda" hayalleri falan kuruyor adam. bir başka gün masada biseksüellik muhabbeti dönüyor, koluma kolunu sürtüyor "rahatsız oldun mu?" diyor.

ben de düşündüm; eh bundan açık mesaj olamaz. "yooo olmadım?" diyorum. "yaa" deyip boynuma kadar elin günün içinde okşamaya kalkınca sertçe itiyorum. "napıyorsun oğlum" falan deyip taşağa vuruyorum. ama içimden de tamam diyorum sanırım nokta atışı ilk ve tek oldu süperim ben, çok iyiyim, başardım.

sonraki gün x kişisi sanki yok kişisi. birden kesti ilgi alakayı. ne olduğumu anlamadım. whatsapp'tan bir gün öncesine kadar kalpleşip "bizim gidişat iyi değil ha ehemehe" diyen adam mesajlarımı okuyup yanıtlamıyor falan anlayacağız. ben tabi saplantı haline getirdim, bir iki gün daha gittim. sanki bir bok parçasıymışım gibi davranıyor, arkadan yürüyor, onu beklediğimde sen ilerle diye işaret ediyor falan. len dedim bu ne yapıyor?

yine yanına gideceğim gün aradım bunu. işim var da biraz sonra konuşsak? dedi bana. iyi dedim. akşamına ortak arkadaşlarla içmek için bir mekana gittik. benim tabi üzerimden domuzluk akıyor bu şerefsiz niye bunu yaptı bana falan diye. bana mesaj atıyor "bu gece ev arkadaşım yok bende kal." tamam diyorum, gece bitiyor eve yürüyoruz. "niye moralin bozuk senin?" diyor. "birinden hoşlanıyorum." diyorum. "kim, ben mi?" diyor. ben tabi dumur. "hee, sen amk" diyorum, o da gülüyor "çok eğlendim yaa, takılıyorum." diyor.

sonra yol boyunca kim, kim sorularının arasına benim işte, söyle benim hadi ya of gibi ısrarlar ve bokunu çıkarmalar ekleniyor. evine gidiyoruz. bir ton ısrar da evde. bir kız arkadaşının ismini söylüyor ara sıra, reddettiğim halde. en son dayanamıyorum "evet sensin" diyorum. "oh be, niye bu kadar zorlanıyorsun? onur duydum, çok mutlu oldum" diyor.

sonra mı?

sonra gidip uyuyor. ben uyandırıyorum, temelli ailemin yanına döneceğimi söylüyorum -ki bunu yaptım, şu an kilometrelerce uzaktayım- buna gerek olmadığını söylüyor, iyi değilim diyorum. iyi ol ve geri dön diyor. elbette ne dönüyorum ne de yazıyorum.

ek bilgi: öğreniyorum ki bana birkaç kez ismini sorduğu kız arkadaşı benden hoşlanıyor. o kıza da küçük kardeşi gibi değer verir korur kollar.

şimdi sonuç olarak ne mi oldu? ben gittim, ona aşık oldum, açıldım. hayatımda ilk kez yaptım bunu. daha yirmi üç yaşında bir bakir ve erkek kezbanı olarak buna cesaret ettim. sonra ne o yazdı, ne ben. böyle askıda kaldı, aptal gibi kalakaldım. merak ettiğim acaba arkamdan ne diyor? arkadaşlarına anlatırken nasıl kahkahalar atıyor?

rezillik, kepazelik ve yanlış anlamanın dibine vuran bir garip zavallı gay hikayesi okudunuz. sonuna kadar okuyanlara helal olsun.

(bkz:sözlüğü foruma çevirmek)

insanın yaşlandığını anladığı an

pisuvardaki siyah killarınızın beyazladığını farkettiğiniz andır. o an hayatınızın en büyük tra jedisidir artık. olur olmadık zamanlarda suskunlaşmaya başlarsınız.

çocukluğunuzda henüz minicik bir yavru bear olduğunuz, mandalinayesili pantolon giydiğiniz, arkadaşlarınızla bearabeare sabahlara kadar pony slaystation oynadığınız , yaşadığınız küçük ve şirin mahallede, mahallenin bakkalinin kocasinın size elma şekeri verdiği günleri hatırlarsınız.

gençliğinizde bear sikertir tavırlarla ortalarda bir azgın ve aynı zamanda naringergedan özgüveniyle
gezdiğiniz, nickimi sallasam ellisi diyerek kimseyi beğenmediğiniz günleri anımsar, hey gidi hey bir zamanlar ciwan gibi delikanlıydım ama şimdi olmuyorneyapsamolmuyor diyerek iç çekersiniz.

yıllar geçmiş, 1baltayasap olamamışsınızdır. eskiden ahmetonskinin saçları kadar karizmatik olan saçlar dökülmeye, bir kelayi olmaya başlamışsınızdır. gençliginizde aslan yürekli richard gibi dikelen sikiniz, zavallı bir yorgun pipiye dönüşmüştür. teselliyi salaş meyhanelerde, rakı şişesinin dibinde her gece sarosbalık olmakta bulursunuz. performansınızdan memnun olmayıp, aaa niye öyle oldu diye soran ve iktidarsız olduğunuzu
ima eden partnerinize utangaç bir edayla askolsunbenöylebirinsanmiyim
dersiniz.

ve honeybeenim gençliğim anne şarkısını her duyduğunuzda keremce duygulara kapılırsınız, gözleriniz dolar. yaşlanmak böyle birşeydir işte.


heteroseksüel arkadaşı teselli etmek

- selin, nasılsın kankacım?
- iyi değilim dark mehmet beni aldatıyormuş, hem de bir erkekle!
- vay ibne, üzülme selincim sikerim ben onu..! *

ilk eşcinsel deneyim

yaş 17...gaylerin internetle tanışmadığı, * cep telefonlarının takoz modunda olduğu ilkçağ dönemi...eve yeni bir televizyon alınmıştır.evde kimse yokken karıştırma esnasında teletext yayınlarında bir masör ilanına gözün kayar.ilandaki telefonu alır ericsson 388e kaydeder, günlerce aramak için düşünürsün ve birgün dayanamaz ararsın.
-merhaba
-merhaba, buyrun?
- e e şey ben ilan için aramıştım.
- evet nasıl yardımcı olabilirim?
-erkeklere de masaj yapıyor musunuz? şeklinde başlayan telefondaki muhabbet birkaç hafta sonra bursa eski fakülte durağında otobüsten inip karşılanmayla devam eder.kısa bursa turu...öğle yemeği...ve masörümüzün evi.ilk defa başka bir erkeğe dokunacaksın hem de farklı bir evde,farklı bir ilde.* ev zamanın şartlarına göre gayet şık.içilen çayların ardından videoya konulan vhs bir kaset ve ilk gay porno ile tanışma...şaşkınlık...neyseki dokunuşlarla kısa sürüyor.bir, iki derken üçüncü boşalmada ciddi bir pişmanlık hissi ardından ne işim var benim burada diyerek gözden dökülen yaşlara engel olamamak.alelacele eve gitmeyi istemek.kısa zaman sonra otobüsün cam kenarı koltuğunda eve doğru giderken hesaplaşmaların başlangıç fitilinin ateşlenmesi.kendini henüz tanımadan çıkılan bir yolculuktan dönerken tükürük koktuğun hissi ile keyifsiz ortamda kendine kızmak. sorgulamalar,sorgulamalar...ardından da büyük kaçış,reddiyeler,bahaneler,mazeretler...sonrasında ise beyhude olan yıllarca yanan ateşi küllerin içinde uyutma çabası...

aileye açılmak

annem zaten yıllar önce anlamıştı ve sessizce kabul etmişti. bu konuda açıkça konuşmasak da akrabaların "evlen artık" baskılarına benim yerime o karşı koymuştu. "rahat bırakın oğlumu, bırakın hayatını istediği gibi yaşasın" demişti. başkalarına söylenen bu kelimelerin ardında, benim hayat tarzımı onayladığını bildiren mesajı almıştım.

babama eşcinsel olduğumu söyleyebilmem için, sevdiğim adamın elinden tutarak ondan cesaret almam ve babamın karşısına böyle dikilmem gerekiyordu. dedim "baba bak, bu benim sevdiğim adam. onunla bir hayat kurmak istiyorum." kısa bir sessizlik oldu. bu arada sevgilim mezar taşı üzerindeki ölüm tarihiyle doğum tarihi arasındaki farkı dört işlem kullanarak hesapladı ve "allah rahmet eylesin. baban öldüğünde 67 yaşındaymış" dedi.

eşcinsel olmak

gözlemlerime göre üç ana gruba ayrılabilir bu durum. ilk grup için eşcinsel olmak pek koymaz, hayatı eğlenceli bir modda yaşamaya müsaittirler. ait oldukları eşcinsel alt kimliği onlar için ancak solak olmak veya kızıl sakallı olmak kadar önemlidir. düşünmeye, kafa patlatmaya çok da değmez. genelde pozitif çevresi tarafından sevilen tipler olurlar.

diğer bir grup ise eşcinsel olmayı adeta görmezden gelir. bu segmentteki insanlar karşı cins ile evlenir çoluk çocuk sahibi olurlar. kendi benliklerini kabul edip yüzleşmektense güvenli bölgelerinde takılmak en güzel ve en doğru şeydir. kimileri yıllar sonra dayanamaz yüzleşmeye karar verir, kimileri hayat boyu öyle gider. eğer eşcinselliğin kalıtımsal birşey olduğu hakkındaki teoriler pozitif çıkarsa da bir çoğumuzun babası, dedesi veyahut dayısı olarak tarihe geçme şansına sahip olurlar.

son grup ise genellikle ergenlik evresinde bir bunalım ile bu durumla yüzleşmek zorunda kalırlar. kimileri kısa sürede ilk gruba transfer olurken toplum baskısı yüksek ve bireyselliği az olan ülkelerde çoğunluğu ikinci gruba bonservis bedeli olmadan koşarak gider. kalan kısmı da o bunalımı yıllarca sürdürür, eşcinselliği kabul etme aşaması zor geçer ama evlenecek ve kendine yalan söyleyecek kadar da yüzeysel değildir hayata karşı. genelde en zor kategori bu insanların kategorisidir, allah kolaylık versindir.

hayat boyunca bu gruplar arasında geçici ve kalıcı geçişler olabilir ama sonunda geceleri akılda kalan tek birşey vardır. "ulan dünkü nargileci abide de ne göt göbek vardı be."

deniz gezmiş

kim olduğunu ne yaptığını ne için hayatından vazgeçtiğini bilmeden , sadece orda burda adını duyup onun gibi olmak istemediğim , hatta kendisinden hoşlanmadığım , nerede oturduğunu bilsem üç beş arkadaşımı alıp gidip linç edebileceğim adam. ( kadın da olabilir gerçi deniz unisex bir isim )
her neyse işte tanımıyorum ama hakkında hiç hayırlı şeyler duymadım söyleyin karşıma çıkmasın " öldürtürüm "

sözlükteki hdp düşmanlığı

teröristlerle dost mu olacaktık .

pkk

eşcinsellere yaklaşımı konusunda bir hayli aşmış, bu konularda türkiye gibi hükümetlerin çok ilerisinde görüşlere sahip bazıları tarafından terörist, bazıları tarafından özgürlük savaşçıları olarak tanımlanan örgüt. bir köylü hareketi olmayan, modern anlamda tanımlanabilecek bir hareket. daha önce pkk'nin içindeyken geri dönen ve özgür gündem gazetesinin editörü yüksel genç pkk içinde eşcinselliğin serbest olduğunu, hatta eğer bir kişi kendisini kadın olarak tanımlıyorsa, kadın mangalarında onlarla birlikte yattığını anlattığında ilk başta çok şaşırmıştım bu kadar anlayışlı olmalarına. sonra rotinda'yı tanıdım, kandil basın ilişki merkezinde görev yapan rotinda pkk'ye sanatını icra ederek destek veriyor, dağlarda insanlar onun şarkılarıyla coşuyorlar. ve rotinda yetkiner açık bir eşcinsel.

kimine göre yasadışı terörist bir örgüttür (aynı hizbullah'ın da tüm dünya tarafından terörist örgüt olarak anılırken türkiye tarafından terörist örgüt olarak kabul edilmemesi gibi), kimine göre özgürlük savaşçılarıdır, öyle ya da böyle, ancak şöyle bir durum söz konusu, kadın hakları ve lgbt hakları açısından çok yol almış bir örgüttür.

yüksel genç'in 32. gün programındaki açıklaması için:

http://www.ensonhaber.com/pkkda-escinsel...

21 mart 2013 diyarbakır newroz kutlaması

alanda bölücü örgütün simgeleri,sözde kürdistan bayrakları ve terörist başı itin resimleriyle elleri kanlı teröristlerin eşliğinde kutlanan barışa diyebileceğim tek şey var; o bayraklar kıçınıza girsin. bir tek oraya yaraşır!

eli kanlı katillerin sözleri ile barışı beklemek ahmaklıktır.

alanda türk bayrağı olmamasının nedenini gerilime sebep olmamakla iliştirenlere de oradakilere de diyeceğim tek şey; bu ülkenin bayrağı sizi geriyorsa, defolun gidin!

dünün zerdüştleri kalkmış ümmetçilik oynuyor. bu oyunları osmanlı yedi ama türk ulusu bir kez daha yemeyecektir(!)

leyla zana

davasının sahibi kadındır.inançları uğruna hayatının en güzelyıllarını dört duvar arasında geçirmiştir.düşüncelerini seven de sevmeyende dik duruşunu takdir eder.