Toplam Başlık Sayısı: 56570

Toplam Entry Sayısı: 324082

Toplam Yazar Sayısı: 2826

neden hornette full aktif barzolara cevap vermeliyiz

yaşamı sorgulaya sorgulaya kafayı yemiş biri olarak, yeni bir tartışma konusu açmak istiyorum sizlere, yine kişisel deneyimlere dayanarak bir iki şey karalamak, beraber düşünmek isterim sevgili ayısözlük şekerleri;
başlığı daha da genişletip, "neden fotoğrafsız yazanlara cevap atmalıyız, neden full aktifler (full aktif derken sadece sikerim sokarım diyen) e cevap verilmeli ya da yatılmalı?
tamamiyle kişisel yorum yapacağım?
aslında ilk olarak kırsaldatıpokuyangay'in bir yazısı üzerine kafa patlatmaya başladım, o bunun tam tersi tezi öne sürüyor, hatta ileri gidip, biz twinklere saldırıyordu, biraz hak verdim esasen, locke'un deneme tahtası gibi deneyeyim lan bu adamın dediklerini dedim.
ve başta ayı olması şartı üzerine, sözde kendini kabul etmiş , toplumda az biraz kendine yer etmiş, bir iki devlet dairesine, üniversiteye, hastaneye kapaklanmış adamlarla görüşmeye başladım.
görüşmeye başladım derken öyle kolay olmadı;

kıyaslamaya gelelim, ktog okur mu bilemem ama birkaç deneyimden sonra, "fuckkk yuuu" moduna girip, davulun dengi dengine ayarlarına geldim. her türlü genelleştirmeden uzak durarara bunlar kendi deneyimlerden oluşturduğum maddeler,

let's come to kıyas.

1 - full aktif tipolojisini kısaltayım f diyelim, öbür tipolojiye de b diyelim mi? (beyaz yakalı) ,
bir kere hornette b ile yazışmak bütün fotolarını gösterip, eniğine cücüğüne inceleyip, sonra sonra sohbete başlar, kendisi açıktır ki karşısındakinden aynı açıklığı beklemekte haklıdır ama artık farklı açılardan göderdiğin fotolardan, off sohbete başla artık moduna giriyorsunuz, sohbet de sanırsın, "schubert mi oh no? bach geçen yüzyılın en iyisi , kesinlikle katılmıyorum," yok öyle olmuyor, direk f gibi talebi yerinde oluyor, ama f gibi "aşkım foto at, sikiim mi? 17 cm? alır mısın?" gibi olmuyor, ayrıca f'ye bir tane foto göndermen yeterli oluyor.
az biraz belki de, "ooo ingiliz dili edebiyatı mı? canım annemdeyim, yazacağım" geldiniz mi gelişme göstermiş oluyorsunuz. aferin ikinize.

2 - iki tipolojinin karşılıklı talebi üzerinden belli dedik. buluşma noktasına. gidilen yerler, genelde okunmayı bekleyen , bazen de popüler maeve binchy kitapları ile dolu kütüphane ve bir çalışma masası oluyor, geniş ve ferah, kibarca ne içersin diye sorar ama aslında aklındaki "sikiim de gitsindir, az sonra bitirmesi gereken projeleri, hiç izlemeyeceği tiyatro oyununu düşünmek vardır. "
f:, yeri yoktur zaten, ondan dolayı seninle nerede olsa yapar ve bir şey içmez, çünkü birazdan az kaytardığı işe dönecektir, ya da çocuk ağlıyordur, karısına eczaneye gideceğini demiştir. nettir. seni direk oksamaya başlayıp kemerini çözmeye başlar, arada az da mesleğini sorar, ,

3 - ktog affet ama, resmen iğrendiğim tavır; b'nin instagramı açıktır, bir iki kadın arkadaşı vardır, hatta evde lgbti'ye dair küçük simgeler de bulabilirsiniz, sanarsın ki "waoaaaav, yess" sonra muhabbet, lgbti sikik derneklere bok atmakla sürer, ama (kesin bilgi , yeminlen) hepsi hemen hemen hepsi ucundan kıyısından bulaşmıştır, akademisyen ise konferansına gitmiştir, işyerinde kendini teminata almak için gitmiştir, iki ya da bir kez gidilmiştir. sonra "onlarrr ne yapıo ki yeaa" deyip küçümserler,
f; zaten lgbti'yi pasiften ayrı olarak göremediği için, dernek nedir bilmez, gbt kontrolü sanar, hatta, uzak durmanız gerektiğini anlarsınız, sohbeti bitirip "haddiii aşkımm" a geçersinizi.

4- kahve ile dünyayı algılarım ben, kahvesiz ve filmsiz bir dünya, yastıksız yatağa benzer kıvranırım. eğer seksten önce içmediyseniz, b; istemeye istemeye teklif eder, glukoz düşmüştür, testeron etkisini yitirmiştir, ama kibar olmak zorundadır, kahve yapmayı bilmezler, filtreli var yapayım mı der mesela, raflarda harika kupa bardaklarına donuk donuk bakar,kahveyi ben yaparım, yaptığımda, sessizce içersiniz, film ve kitap manyağı bir twink olduğum için soru sorarım ben, ama genelde o sorulara kısa cevaplar gelir, çünkü sen nereden biliyorsun ezik bakışı vardır. joseph condrad mı? benim bitirme tezim, nereden biliyorsun diyenine rastladım.
f; 'ye kahveyi siz teklif edersiniz, adam zaten evinize aldıgınız için mahçuptur. elbette ki kahveyi siz yaparsınız, öyle görmüştür, zaten bilmez de. kitap mitap konuşmazsınız ama evinizde okuduğunuza dair simgeler görünce, "sen hdpli misin?" der, çünkü o gökkuşağını pkk bayrağı sanar. konuşamazsınız. ama ayıp olmasın diye, size sokulur, götünüzü ellemeye devam eder.

5 - iş yoğunluğu,
b; vala bila "şey numaramı yer için haberleşmek için verdim, yani bein tus ya da doktora ya da bilmem ne mühendislik şeyim var, hani aramazsın değil mi?" diyeni gördüm. inanın. teli çıkartıp o an siliyorum. arıza diyorlar sonra çünkü onlara göre, kabul edilmedikleri her şey arıza, ya da seni begenmediyse, sana o an bir şey demezler ama evde sivrisinek misali bir hava gezinir.
f; numaranı almışsındır, ama zaten arayamazsın, açmaz ki, açamaz, ya o an tır kullanıyor olur, ya da belediyede açamaz, karısı da görebilir, o yüzden bunu dert etmez.

6 - ktog bir şeyi hesaba katmadı, kibir: aşk, lan aşık oldum ben b:'ye, anamın sütü boğazımdan geldi, ne ankara gölbaşlarında siktirmediğim tırcı kalmamışmıs ne de evime bakmadan ona yazıyormus, şu bile oldu be, dil tarih de sosyoloji okuyorum ben, fuko filan derrida, sen kimsin hovarda? ...vb. kibirleri kariyerlerinden aktı, ama bilmedikleri bir şey var, mesleğimden dolayı ülkenin sosyal politikasını iyi bilirim; ondandır en fazla bir yere kadar kariyer sonra seni yerler. bil.

aşık oldum f:'ye, evet onda da acı çektim, ama inanın ne bir hakaret yedim, ne de bir şey, engelledi en fazla, o da hetero düzeni bozulmasın diye, ama çay içtik, sakarya'da babacan çay evine gittik, midye yedik, gazoz içip nuri alço şakaları yaptık, üstelik her türlü işimi hallettiler, telefoncu ise telefonumu tamir etti, belediye ise yaptı yani.

uzatmak yersiz. neden hornette full aktiflerle yatmalıyız? , çünkü cevapsız kalmıyorsun,b : seni hep cevapsız bırakır, ortamı vardır zaten, hatta burada bile aıdını çıkartır, derneğe bulaşamamış aktivist ya b; seni ifşa bile eder,
f; ise ifsa edecek ortamı yoktur.

ktog'a saygılarla,

ben geldim sözlük

uzun zamandır yoktum, belki hissettin, sanırım sevgili ekmekarası'nın uçurulmasının ardından yazmadım pek. belki de sen de pek dikkat etmedin, her neyse döndüm, kürkçü dükkanına buralardayım ararsan. bir bilsen başımdan neler geçtiğini !
ah bir anlatsam sergüzeştimi !
nasıl üzüldüm, yıkıldım, aldatıldım sözlük aldatıldım! ayağa kalktım tekrar, çalışmaya başladım hem de iki işte birden. günde dört saat uyuyorum, uyumayınca aklıma da gelmiyor sıkıntılar.
iyileşiyorum diyemem ama değişiyorum.
anlatırım aklıma geldikçe, sen dinle sözlük, en iyi sen dinliyorsun.

liseli eşcinsellere tavsiyeler

toplum tarafından saygı görmek istiyorsanız, iyi bir kariyeriniz olsun. paranız olduğu ve kimseye muhtaç olmadığınız şekilde kaliteli bir hayat yaşarken, toplum en kötü size "kibar bir bey" der.

blackprince2002

çok alıngan ya.. kiyamam..

en komik yemek davetleri

yemek davetinden insan ne bekler ? temiz , ferah , güzel kokan bir ortam ; özenle hazırlanılmış şık masa ;davette bulunan kişinin şık giyinmesi berber görmeyen yerlerinin berbere görünmesi falan . sen ne yaparsın sabahtan kahvaltını yapar duşunu alır yemek saatine göre işlerini hazırlarsın yemek saatine yakın kuaföre gidersin ayda yılda on yılda falan giyeceğin seksi bir o kadar usturuplu ama cüretkar kıyafetini giyersin ( tercihen ben etekli bir şeyler giyerim ki belki masada fantazi yapar ayağını falan gezdirir düşüncesi ( hayaller ve hayatlar ) ) erkeğe ne alınır ışte kırmızı gül olmaz beyaz gül ya da papatya alırsın, arabadan inmeden son kez özel akşamlarda sıktığın parfümü sıkıp aynadan rujunu kontrol edip rimelini bir kere daha geçip çıkarsın. ( söz konusu beldeli koli ama adam lacomtrak tavırlarda acaba aşk kadını mıyım ki diye denersin yani hani e belki ) zile basarsın ve şok gecesi başlar.

yemek dediği şey pizza , kapalı plastikte alınmış salata ve saçma market sosları ! insan bir çorba yapar ya falan diye düşünürsün e bu bana çiçek de almamış e ben bu pizzayı yersem tanrım vıcık vıcık ( hayır cok severim o ayrı ) rujum ağzıma gözüme bulaşır e ben bu oduna çiçek de aldım tanrım of ne aptallık neyse adam yalnız yoğun çalışıyor olur tamam sus . sen kırmızı pullu mullu elbise adam yanında koltukta şortla oturuyor ve bira içmeyi teklif ediyor ( ya hayır bira da içeriz ama ben bira konseptinde degilim ki )olmaz işte o an çıldırdığın an !
-hadi odan neredeydi ? dokunma sakın pizzalı ellinle elbiseme ! ( hatta o kadar kızmışsındır ki ) önce cash i alırsın.
ve bir aşk maceran daha iğrenç bir şekilde bitmiştir .. beklenti suya düşmüş romantik olacağını düşündüğün yemek maç izleyen adamlar modunda geçmiştir ! üzülecek bir şey yok işimize baktık der ve gidersin . evine gittiğinde telefonuna bir mesaj " evrim gerçekten seni anlayamıyorum " gel de bu adama cinsiyetçi küfür etme ! o kuaförde o kadar vakit ayır o elbiseyle çiçekçiye git çiçek al odun öküz sana mesaj atsın evrim seni anlayamiyorum .
" arama bir daha beni sana vermicem artık ! "

insanın yaşlandığını anladığı an

pisuvardaki siyah killarınızın beyazladığını farkettiğiniz andır. o an hayatınızın en büyük tra jedisidir artık. olur olmadık zamanlarda suskunlaşmaya başlarsınız.

çocukluğunuzda henüz minicik bir yavru bear olduğunuz, mandalinayesili pantolon giydiğiniz, arkadaşlarınızla bearabeare sabahlara kadar pony slaystation oynadığınız , yaşadığınız küçük ve şirin mahallede, mahallenin bakkalinin kocasinın size elma şekeri verdiği günleri hatırlarsınız.

gençliğinizde bear sikertir tavırlarla ortalarda bir azgın ve aynı zamanda naringergedan özgüveniyle
gezdiğiniz, nickimi sallasam ellisi diyerek kimseyi beğenmediğiniz günleri anımsar, hey gidi hey bir zamanlar ciwan gibi delikanlıydım ama şimdi olmuyorneyapsamolmuyor diyerek iç çekersiniz.

yıllar geçmiş, 1baltayasap olamamışsınızdır. eskiden ahmetonskinin saçları kadar karizmatik olan saçlar dökülmeye, bir kelayi olmaya başlamışsınızdır. gençliginizde aslan yürekli richard gibi dikelen sikiniz, zavallı bir yorgun pipiye dönüşmüştür. teselliyi salaş meyhanelerde, rakı şişesinin dibinde her gece sarosbalık olmakta bulursunuz. performansınızdan memnun olmayıp, aaa niye öyle oldu diye soran ve iktidarsız olduğunuzu
ima eden partnerinize utangaç bir edayla askolsunbenöylebirinsanmiyim
dersiniz.

ve honeybeenim gençliğim anne şarkısını her duyduğunuzda keremce duygulara kapılırsınız, gözleriniz dolar. yaşlanmak böyle birşeydir işte.


heteroseksüel arkadaşı teselli etmek

- selin, nasılsın kankacım?
- iyi değilim dark mehmet beni aldatıyormuş, hem de bir erkekle!
- vay ibne, üzülme selincim sikerim ben onu..! *

ilk eşcinsel deneyim

yaş 17...gaylerin internetle tanışmadığı, * cep telefonlarının takoz modunda olduğu ilkçağ dönemi...eve yeni bir televizyon alınmıştır.evde kimse yokken karıştırma esnasında teletext yayınlarında bir masör ilanına gözün kayar.ilandaki telefonu alır ericsson 388e kaydeder, günlerce aramak için düşünürsün ve birgün dayanamaz ararsın.
-merhaba
-merhaba, buyrun?
- e e şey ben ilan için aramıştım.
- evet nasıl yardımcı olabilirim?
-erkeklere de masaj yapıyor musunuz? şeklinde başlayan telefondaki muhabbet birkaç hafta sonra bursa eski fakülte durağında otobüsten inip karşılanmayla devam eder.kısa bursa turu...öğle yemeği...ve masörümüzün evi.ilk defa başka bir erkeğe dokunacaksın hem de farklı bir evde,farklı bir ilde.* ev zamanın şartlarına göre gayet şık.içilen çayların ardından videoya konulan vhs bir kaset ve ilk gay porno ile tanışma...şaşkınlık...neyseki dokunuşlarla kısa sürüyor.bir, iki derken üçüncü boşalmada ciddi bir pişmanlık hissi ardından ne işim var benim burada diyerek gözden dökülen yaşlara engel olamamak.alelacele eve gitmeyi istemek.kısa zaman sonra otobüsün cam kenarı koltuğunda eve doğru giderken hesaplaşmaların başlangıç fitilinin ateşlenmesi.kendini henüz tanımadan çıkılan bir yolculuktan dönerken tükürük koktuğun hissi ile keyifsiz ortamda kendine kızmak. sorgulamalar,sorgulamalar...ardından da büyük kaçış,reddiyeler,bahaneler,mazeretler...sonrasında ise beyhude olan yıllarca yanan ateşi küllerin içinde uyutma çabası...

aileye açılmak

annem zaten yıllar önce anlamıştı ve sessizce kabul etmişti. bu konuda açıkça konuşmasak da akrabaların "evlen artık" baskılarına benim yerime o karşı koymuştu. "rahat bırakın oğlumu, bırakın hayatını istediği gibi yaşasın" demişti. başkalarına söylenen bu kelimelerin ardında, benim hayat tarzımı onayladığını bildiren mesajı almıştım.

babama eşcinsel olduğumu söyleyebilmem için, sevdiğim adamın elinden tutarak ondan cesaret almam ve babamın karşısına böyle dikilmem gerekiyordu. dedim "baba bak, bu benim sevdiğim adam. onunla bir hayat kurmak istiyorum." kısa bir sessizlik oldu. bu arada sevgilim mezar taşı üzerindeki ölüm tarihiyle doğum tarihi arasındaki farkı dört işlem kullanarak hesapladı ve "allah rahmet eylesin. baban öldüğünde 67 yaşındaymış" dedi.

eşcinsel olmak

gözlemlerime göre üç ana gruba ayrılabilir bu durum. ilk grup için eşcinsel olmak pek koymaz, hayatı eğlenceli bir modda yaşamaya müsaittirler. ait oldukları eşcinsel alt kimliği onlar için ancak solak olmak veya kızıl sakallı olmak kadar önemlidir. düşünmeye, kafa patlatmaya çok da değmez. genelde pozitif çevresi tarafından sevilen tipler olurlar.

diğer bir grup ise eşcinsel olmayı adeta görmezden gelir. bu segmentteki insanlar karşı cins ile evlenir çoluk çocuk sahibi olurlar. kendi benliklerini kabul edip yüzleşmektense güvenli bölgelerinde takılmak en güzel ve en doğru şeydir. kimileri yıllar sonra dayanamaz yüzleşmeye karar verir, kimileri hayat boyu öyle gider. eğer eşcinselliğin kalıtımsal birşey olduğu hakkındaki teoriler pozitif çıkarsa da bir çoğumuzun babası, dedesi veyahut dayısı olarak tarihe geçme şansına sahip olurlar.

son grup ise genellikle ergenlik evresinde bir bunalım ile bu durumla yüzleşmek zorunda kalırlar. kimileri kısa sürede ilk gruba transfer olurken toplum baskısı yüksek ve bireyselliği az olan ülkelerde çoğunluğu ikinci gruba bonservis bedeli olmadan koşarak gider. kalan kısmı da o bunalımı yıllarca sürdürür, eşcinselliği kabul etme aşaması zor geçer ama evlenecek ve kendine yalan söyleyecek kadar da yüzeysel değildir hayata karşı. genelde en zor kategori bu insanların kategorisidir, allah kolaylık versindir.

hayat boyunca bu gruplar arasında geçici ve kalıcı geçişler olabilir ama sonunda geceleri akılda kalan tek birşey vardır. "ulan dünkü nargileci abide de ne göt göbek vardı be."

anal seksle oruç açan eşcinsel

eşcinsel ve dindar olan iki yüzlü insanların yapabileceği en mantıklı eylem olabilir herhalde. kuran'da böyle bir ayet de olmadığına göre caizdir. hadi bakalim allah kabul etsin.

pkk

eşcinsellere yaklaşımı konusunda bir hayli aşmış, bu konularda türkiye gibi hükümetlerin çok ilerisinde görüşlere sahip bazıları tarafından terörist, bazıları tarafından özgürlük savaşçıları olarak tanımlanan örgüt. bir köylü hareketi olmayan, modern anlamda tanımlanabilecek bir hareket. daha önce pkk'nin içindeyken geri dönen ve özgür gündem gazetesinin editörü yüksel genç pkk içinde eşcinselliğin serbest olduğunu, hatta eğer bir kişi kendisini kadın olarak tanımlıyorsa, kadın mangalarında onlarla birlikte yattığını anlattığında ilk başta çok şaşırmıştım bu kadar anlayışlı olmalarına. sonra rotinda'yı tanıdım, kandil basın ilişki merkezinde görev yapan rotinda pkk'ye sanatını icra ederek destek veriyor, dağlarda insanlar onun şarkılarıyla coşuyorlar. ve rotinda yetkiner açık bir eşcinsel.

kimine göre yasadışı terörist bir örgüttür (aynı hizbullah'ın da tüm dünya tarafından terörist örgüt olarak anılırken türkiye tarafından terörist örgüt olarak kabul edilmemesi gibi), kimine göre özgürlük savaşçılarıdır, öyle ya da böyle, ancak şöyle bir durum söz konusu, kadın hakları ve lgbt hakları açısından çok yol almış bir örgüttür.

yüksel genç'in 32. gün programındaki açıklaması için:
http://ayisozluk.com/lnk/159852

baba nolur bugün erkeklerle sevişme

bir eşcinsel ya da biseksüel çocuğunun ağzından her an dökülebilecek cümle olabilir efendim...

üzülünesi,ağlanası....

neyse ki iyiki ne evliyim ne de çocuğum var...

eşcinsele çocuk teslim edilmez

haklı bir düşüncedir.

çocuğumun eşcinsel bir çiftin değil, heteroseksüel bir çiftin yetiştirmesini isterdim şayet evlatlık verilecekse. çocuk yahu bu! alay mı etsinler çocukla orda burda.

deniz gezmiş

kim olduğunu ne yaptığını ne için hayatından vazgeçtiğini bilmeden , sadece orda burda adını duyup onun gibi olmak istemediğim , hatta kendisinden hoşlanmadığım , nerede oturduğunu bilsem üç beş arkadaşımı alıp gidip linç edebileceğim adam. ( kadın da olabilir gerçi deniz unisex bir isim )
her neyse işte tanımıyorum ama hakkında hiç hayırlı şeyler duymadım söyleyin karşıma çıkmasın " öldürtürüm "