insanın yaşlandığını anladığı an

uzağa işeyemediğini farkettiğin andır.
genç lubunyaların aaa bu yaşlıyamı vereceğim dediği anda anlaşılır bir durum
kişinin torun sahibi olması.
her anlamda performans düşüklüğünün kaçınılmaz sonu. vay beee.. gençken neydim dediğim an.
yuppiiiii daddybear oldum dediğin andır
duvara değilde yere doğru boşaldığın an dir
"müzik ne zaman yüksek geliyorsa o an yaşlandığın andır işte" diye bi önerme hatırlıyorum.
sürpriz doğum günü kutlamasını aaa hiç gereği yoktu diye karşılamak. **
sakalların beyazlaması ve kulak, burun üstü göz altlarının kıllanması (aşırı kıllanma)
otobüste yer veren değilde yer verilen olduğun an
daha bir duygusal ve kendinden çok daha fazla başkalarını düşündüğün anlardır.
insan gençken başına gelen kötü şeylerin acısını en büyüğü olarak görür. halbuki daha sırada niceleri ve kat kat daha acıları sıralıdır. zamanla daha büyük acılar çeke çeke her geçen gün daha da kabulleniyorsanız; yaşlanmışsınız demektir. artık acılar bi yana yaralarınız sızlar. kabuk tutmuş yaralarınız kaşınır da kaşınır.
kıçının kılları kadayıf olmak.
birilerine öğüt verme ihtiyacı hissetmek
yoldaki ilkokul çocukları amca diye seslendiği an
ellerine bakıp ohaa kırışmış dediğin an
artık içine atlet giymek


elinizi şu resimdeki gibi tutun. 20 yaşındayken aletiniz başparmağınızın istikametinde durur.
30 yaşına gelince işaret parmağının pozisyonuna kadar yükselir.
40 yaşında orta parmak kadar kalkar.
50 yaşında yüzük parmak
ve 60 yaşında hem duruş pozisyonu hem de boyutları itibariyle serç parmakla aynı seviyededir.
ispanyol paça pantolonları hiç giymemiş olanlarla konuştuklarında.
küçüklerin önceden abi derken zamanla amca demeye başlaması *
  • /
  • 4