love me back

guzel, akilda kalir deneysel (experimental music) sarki olmus. evet cok da vay be! degil ama... adam yapmis birseyler, bence guzel bir sunumla turkiye guzel puanlar alabilir. tebrikler...

lubunca

kırmızı şarap

sağlıksal olarak yararı sirke ile aynıdır ancak sağlığa zararlıdır.

kendi yatağın

sevgiliyi özlersin ya yıllar geçse de; işte o yüzden hiçbir zaman kendi yatağın gibi hissedemediğin yerdir. *

dalaras

seksi olduğuna yönelik izlenimim var.

cuma akşamı

cimanın doruklarındaki akşamdır.
herkese hayırlı cimalar, bizleri unutmayın.

özel üniversitede yüzde yüz burslu okumak

kazanır bir de ilk ve tek tercihinize yerleşirseniz evde adeta bir bayram havası yaşanır... kayıt olmaya giderken sizi kırmızı halılar ile siyah takım elbiseli, gözlüklü, kulaklıklı adamlar karşılayacak bütün öğrenci işleri tebrik yağmuruna tutacak sanırsınız ta ki kayıt günü gelene kadar... aaa bir bakarsınız düşündüklerinizin hiçbiri yok herhalde bugün izinliler düşüncesi ile hayallerinizi okulun ilk gününe saklarsınız eee sonuçta siz bulunmaz hint kumaşısınız ya!* ardından okulun ilk günü gelir çatar siz bayağı bayağı herkes kadar bir öğrencisinizdir öyle kimseden de ayrı bir ilgi alaka görmezsiniz. beklentilerinizi artık iyice aşağıya çeker hazırlık ile birlikte beş sene boyunca ferrarisi olan boğaçhanla, reinanın hersikim müdürünün sevgilisi sarışın pelinsuyla aynı sıraları paylaşırsınız bir de üzerine siz fakülte birincisi olarak bölümünüzü tamamlarsınız boğaçhanlar, pelinsular ise sizin verdiğiniz notlar ve kopyalarla size müteşekkir şekilde mezun olurlar. sonra dersiniz ki "e hem %100 burslu hem de fakülte birincisi bitirmişim tamam o zaman şimdi bütün iş verenler kapıma dizilecek". "ohh benden güzeli yok!" siz bu cümleler eşliğinde avunadururken hayatın ilk tokadı en acı gerçeği ile yüzünüze inecek; boğaçhan babasının bilmem kaçıncı holdinginde başa geçmiş, pelinsu ise zengin kocasının finansal olanaklarını hunharca harcarmaktayken siz ümit vaad eden "o çocuk" olarak akademisyenlik yoluna baş koyacak master'a başlayacaksınız ve siz hayatınız boyunca aynı döngüyü eşekler gibi çalışarak elde edecekken birileri hiç çabalamadan sizden daha iyi hayatları yaşayacaklar... yani demek istediğim şudur ki hayatta her zaman birileri daha eşit olacak! hayat her zaman adaletsiz bir zeminde seyredecek! eğer aileden gelen olanaklarınız yoksa siz çabalamaktan bir an bile kopamayacaksınız! ve sizin %100 burslu kazandığınız, birinci bitirdiğiniz o üniversite sadece annenizin günlerde, babanızın ise camide, kahvede gururlanma sebebi olmaya yarayacak. the bu kadar!

çift kişilik dev zirveler turnesi

gereksiz detaylarını okumayı heyecanla beklediğim, ilk ve son ayağının bursa olmasını temenni ettiğim turne.

aşık olunan kişinin eşcinsel olmaması

yaşamadığım için ancak yaşayan bireylerin ortak hüzünlerine ortak olabileceğim eylem hali. ha zamanında aşık olduğum kişi iyi rol kesen gizli hetero ise ve benden bunu ustalıkla gizlediyse bilemem hani, o onun sinsiliği zaten bana komaz.

ayı sözlük yazarlarından film önerileri

birine mesajla açılmak

bugün kızla buluştuk, iki saat kadar takıldık, konuştuk, konu çoğunlukla başka başka şeylerdeydi. "canın neye sıkkın, hayatını nasıl değiştirmek istersin?" falan gibi sorular sordu, ben de çok etliye sütlüye bulaşmayan cevaplar verdim falan, bir türlü asıl sadete gelmeye cesaret edemedim. ta ki, yürürken bir ara bana sarıldı, "hayatında birinin olmasına çok sevindim" dedi, teşekkür ederim dedim, "e mutlu musun bari?" dedi, "evet, mutluyum" dedim, "o zaman daha ne isteyeceksin ki, ne kadar güzel birşey bu" dedi. "başka konuşmak istediğin birşey var mı peki, canını sıkan şey nedir?" diye sordu. ben de işte kem küm birşeyler dedim. başka konulara geçtik. o konu da öylece kapandı. ben de açamadım bir daha.

hiç bana kim, neyin nesi, nasıl tanıştınız vs. falan sormadı. çok garip. ben öyle konu bulsam didik didik sorarım oysa, merak ederim. kızın kafa başka çalışıyor. ya da benim bu işi konuşmak konusunda çok sıkıntılı olduğumu bi anlayamadı, ya da çok ciddiye aldı, o yüzden fazla didiklemedi, geçiştiriverdi. ama asıl sorunumun bunu konuşamamak olduğunu hiç anlamadı sanırım. onun için herhalde bu işler çok doğal, çok normal, çok sıradan. allahım ne biçim arkadaşlarım var ya benim? ha böyle arkadaşlarım var, peki benim niye kafam bunların seviyesinde değil de böyle drama queen takılıyorum???

neyse, doğru dürüst konuşamamış olsam da, ilk açılma hamlem için oldukça pozitif geçti sayabilirim sanırım. bu işleri bu kadar önemsemeyen, hafife alan birisine açılmış olmak beni de ister istemez "ulan çok abartıyorum lan hakkaten, alt tarafı eşcinselim, ne olacak?" kafasına yaklaştırdı. yani biraz yaklaştırdı. ama bu bile iyi be.

gidip bir başka arkadaşıma daha açılasım var şimdi. belki o zaman mesajla falan değil, doğrudan yüzüne söyleyeceğim. bir süre sonra facebook'tan "ben ibneyim üleyn" diye ilan edersem şaşırmayın. kabak çiçeği gibi açılmak buna deniyor herhalde, keh keh keh...

ek: az önce "bugün için teşekkür ederim. aslında sana x* ile ilgili daha fazla şeyden bahsetmek isterdim ama cesaret edemedim. ama yine de benim yanımda olduğun için teşekkür ederim :)" diye mesaj attım. bunu yazabilmek için de azıcık cesaretimi toplamam gerekti. cevap olarak da "ben harika bir gün geçirdim, ben teşekkür ederim. ne zaman birşey anlatmak istersen seni hep dinlerim" yazmış. sanırım bundan sonraki buluşmada ilişkim hakkında birşeylerden bahsedebilecek kadar cesaret toplayabildim bu olan bitenin sonunda.

ne kadar önemliymiş lgbt olmayan bir arkadaşınız tarafından yargılanmadan dinlenilmek, kabul edilmek, anlayış gösterilmek. bütün psikolojim değişti valla şu anda. kendimi o kadar rahatlamış hissediyorum ki. bu noktaya gelebilmemde tabii öncelikle psikiyatrist ile rahat şekilde, yargılanmadığını, aşağılanmadığını görerek konuşabilmek yatıyor. toparlayabiliyorum sanırım kendimi yavaş yavaş. eşcinselliğiyle, kendi kimliğiyle, bedeniyle, geçmişiyle, yaptıklarıyla, şusuyla busuyla problemi olmayan insanlardan birine dönüşmeyi o kadar istiyorum ki. çalışmaya devam.