teddy bear

dar hejiroke

gönül yarası filmi ile popüler olan parçalardan biri, bir çok kişinin aynur doğan'ı tanımasına vesile olmuştur. anlamı; "incir ağacısın"dır

4 artı 4 artı 4

meral okay

bizi onsuz bıraktı ama doyamadan yolcu ettiği yaman'ına kavuştu, tesellimiz orada huzur bulması... burdaki şarkılar, diziler öksüz kaldı ama kimbilir orada ne güzel şarkılarla bizi karşılıyor olacak... tanışamadan gitti, halbuki bir kere konuşmuştuk. ama bir rakı sofrasında muhabbetine şahit olmak istediğim iki üç kişiden biriydi.

not: meral okay'ın ölüm haberini "toplumun geniş bir kesiminin tepkisine rağmen, kanuni sultan süleyman'ı kadın ve zevk düşkünü göstermeye devam eden muhteşem yüzyıl adlı dizinin yapımcısı meral okay, kanserden öldü" diye veren vakit gazetesine müsadenizle ağzımı bozup bisiktirol tavsiye ediyorum!!!!

tarihte bugün

26/06/1926 - kazım karabekir, ali fuat, cafer tayyar, bekir sami ve rüştü paşa, mustafa kemal'e izmir'de hazırlanan suikastla ilgili olarak ankara istiklal mahkemesi'nde yargılanmaya başladılar.
26/06/1945 - birleşmiş milletler'in oluşturulması için 50 ülkeden gelen delegeler, dünya güvenlik bildirgesi'ni imzaladılar.
26/06/1977 - ankara ulus'taki merkez çarşısı tamamen yandı.
26/06/1992 - fenerbahçeli futbolcu tanju çolak hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi. tanju çolak türkiye'ye kaçak araba sokmakla suçlanıyor.
26/06/1993 - türk olimpik milli futbol takımı, akdeniz oyunları'nda, cezayir'i 2-0 yenerek altın madalya aldı.

sevilesi türküler

31 çekerken anneye yakalanmak

deliğe bir şeyler sokarken yakalanmaktan kat be kat iyi olan durumdur.

fazla kilo ömrü uzatıyor

hepsi grubunun bir şarkısından alıntı yaparak: "yalan, yalan." *

fazla kilonun bir insanın ömrünü nasıl ve ne kadar kısalttığını yazmak isterdim ama, şimdi buraya 400 sayfa uzunluğunda entry girmeye üşeniyorum.

sıska olun demiyorum, o da zararlı, ama "fazla kilo ömrü uzatıyor" kadar bilimsellikten uzak bir cümle duymamıştım uzun süredir.


edit: makalede de belirtmiş, bana da mantıklı gibi geldi, fazla kilolu insanlar daha çok rahatsızlandığı için daha düzenli hastaneye gidiyor ve tedavi görüyor. bunun etkisi olabilir, yani hastanelerde sürünerek 3-5 sene daha uzun yaşayabilirsiniz belki. bunun dışında fasa fiso, okunsun diye yazılmış bir yazı bu.

sevgiliye söylemek istenip söylenemeyenler

"hiçbir zaman manikliğine depresifliğine (bkz: manik depresif ) yetişemediğim için, beni mutluyken depresifine çektiğin, hüznüm hep maniğine denk geldiğinden anlatamadığım için, her sürprizimi içimde patlatıp hevesimi kırdığın, sonra "sen beni sevmiooğğğsuuunn!"larınla uğraştırdığın için, seninle yaşadığım hiçbir şeyden iki sene hiçbir şey anlamadığım için, acaba şu an hangi uçta diye düşünerek her an tedirgin olmamı sağladığın ve bunlara rağmen tedavi olmadığın için; hastalığına sokayım senin."

nasıl rahatladım.

beyaz yakalı eşcinseller

"beyaz yakalı eşcinseller: işyerinde cinsel yönelim ayrımcılığı ve mücadele stratejileri" aysun öner'in severek okuduğum kitabı. kitap 2015 yılında iletişim yayınlarından çıktı. yazar çalışmayı odtü kadın çalışmaları yüksek lisans programı içinn yazdığı tez üzerinden hazırlamış. çalışmada 8 lezbiyen ve 12 gey ile mülakatlar yapılmış. mülakatların sonunda beyaz yakalı olarak tabir edilen yani bir iş sahasında uzmanlaşmış kariyer sahibi eşcinsellerin hal-i pür melalleri ortaya konuluyor. beyaz yakalı olsun olmasın herkese tavsiye edeceğim bir çalışma. eline sağlık aysun öner. kitabın arka kapak yazısından bir kısmı da vereyim.

eşcinseller beyaz yakalı meslek alanlarında ayrımcılıkla karşılaşıyor, yıldırılıyor, cinsiyet yönelimlerini saklamak zorunda kalıyorlar. kitap bu ayrımcılığın kaba ve "incelmiş" yöntemlerini görmemizi sağlıyor. beyaz yakalı eşcinseller, bu ayrımcılıkla baş etmek için türlü stratejiler geliştirmek zorunda kalıyorlar; bir sevgili "uydurmaya" dek.. ayrımcılığın nasıl derinlere nüfuz ettiğine dair uyarıcı bir çalışma.

fatgalcga

zirvede havalı saçları bozulmasın diye şapka/bere takmayan çizgi film kahramanı ten ten'e benzeyen zevkli giyimiyle tarz yaratan sözlük yazarımız.

türkiye

tutkuyla sevdiğim, hep seveceğim ve temelli terk etmek üzere olduğum canım vatanım.*

tutunamadım