mezarlık

her canlı ölümü tadacaktır diyerek dünya güzelliklerini bırakıp bizi başka bir aleme davet eden sıkıcı yer. tıpkı yaşarken yaptığımız gibi öldükten sonra da toprak parsellemekten kendimizi alamıyoruz; şehrini, yerini, yurdunu nokta atışıyla tayin etmeye çalışıyoruz. yine bir saygı beklentisi, yine bir putlaştırılma çabası.
özel günlerde ve bayramlarda ziyaretçilerin dolup taştığı, normalde genellikle ıssız olan yer.
zaman zaman ölümlü ve aciz olduğumu hatırlamak amacıyla ziyarete gidiyorum. mezar taşlarında yazan isimlere, doğum ve ölüm tarihlerine bakıp onlar için içli içli dualar ediyorum. dünyaya iyi ya da kötü izler bıraktılar ve belki doyasıya yaşadılar ya da heveslerini de alıp gittiler öteki aleme. en fazla elli altmış yıl sonra bizim de onların yerinde olacağımız zamanları tahayyül edip kendimi bi' nevi zenginleştiriyorum.
zaman zaman ölümlü ve aciz olduğumu hatırlamak amacıyla gidip sikiştiğim mecra. en fazla elli altmış yıl sonra bizim de onların yerinde olacağımız zamanları tahayyül edip bol bol sikişmemiz lazım.
galata mevlevihanesindeki adı hamuşan yani sessizler yeri olarak isimlendirildiğini gördüğümden beri daha farklı hisler uyandıran, hayat felsefesinin devamı niteliğini taşıdığını inandığım yer. ötesi olmasa bile sonun bile bir felsefesinin olduğunu düşündürmüştür hamuşan kelimesi bana.
aklıma bir şarkı geldi.
"bazıları mazide gezer
bazıları... hasret .. özler
çoktan ölmüş bitmiş aşkı
mezardan çıkarıp öpmek ister"
ıyk
pembe bir mezarlık gördüm rüyamda
aşık cesetler şekerden tabutta
gezinirken ciğerim doldu bir anda
çürük çilek kokusuyla