ayı sözlük itiraf

  • /
  • 179
bir arkadaşıma açıldım. ben biseksüel erkeğim o heteroseksüel kız. açıldığım andan itibaren hiçbir şey değişmedi. eskisi gibiyiz. hatta daha bile iyiyiz. fakat biseksüelliğim konusunda sürekli konuşmaktan kaçınıyor. ilk açıldığımda da sadece "ne zaman anladın böyle olduğunu?" diye sormuştu. ondan sonraki muhabbet esnasında ben bir espri yaptığımda "ahaha doğru" demişti ve konuyu geçirmişti. bu akşam da bir erkekle olan flörtüm hakkında bir şeyler anlattım ve tepkileri "hmm, evet, olabilir" tarzı şeylerdi. konuyu daha çok irdeleyip sıkıştırmaya çalıştım ve yine tepkileri "evet, insanlar farklı hissedebilir, bence de" gibi geçiştirici cevaplardı. kızlar hakkında konuştuğumda saatlerce detaylı konuşurken erkekler hakkında konuştuğumda böyle yapması kafamda soru işaretlerine neden oldu. kendisi gayet açık fikirli ve en baştan beri beni hoş karşılayan birisi. hakkımda ne düşünüyorsun, doğruyu söyle dediğimde "hiçbir şey değişmedi, hala aynı kişisin benim için" dedi. sadece gay-biseksüel ortamına aşina olmadığı için yorum yapmıyormuş. bence bu geçerli bir sebep değil. en azından benim üzerimden fikir belirtebilir. telefonu kapatmadan da bana "biliyorum eğlence arıyorsun ama o ortamlarda fazla takılma normal insanlar gibi eğlen" dedi. ben de belki biseksüel değilim zaten kafam karışık dedim ve kapattım. halbuki köküne kadar biseksüelim. niyetim "aa ben biseksüel değilmişim" deyip bilen tek kişiyi ekarte etmek. kendisi her ne kadar hoş karşıladığını belirtse bile kaçındığı belli. ben de kendi ortamımızda fazla takıldığımı, bizim birbirimizi anladığımızı fakat hetero insanların bambaşka bir gözle baktığını fark etmiş oldum. gerçek dünyaya geri döndüm. bundan sonraki planlarım normal (bilmeyen) arkadaşlarımın yanı sıra gay-biseksüel arkadaşlar edinip bu kimliğimi farklı arkadaşlık ortamında devam ettirmek. bu zamana dek sadece seks ve ufak tefek muhabbetler harici arkadaş edinmemiştim. edinmem gerektiğine karar verdim. çünkü ne kadar yakın olursan ol hetero birisi seninle aynı açıdan bakmıyor dünyaya.
ben neleri neleri açıldım bir bilseniz, muazzam bir şey, diyelim ki ileride yönetimde ileride başka kademelerde yer alırsam, ne olur sizce, buradan açılımlarla hayat o şekilde mi devam eder, yoksa daha da ileriye mi gider?
itiraf ediyorum: göründügü kadar mutlu bir insan degilim. sıradan bir nasılsın sorusuna bile cevap veremeyecek kadar kötü hissediyorum kendimi. ve bunu herkesten saklıyorum. ayrica bu saklama konusunda o kadar iyiyim ki herkes bana nasil bu kadar enerjik olabiliyorsunuz diyor. halbuki yastayim, içim yaniyor.
ne göründüğüm kadar mutluyum ne de psikolojik olatak normal. kendi kendimi tahkik edecek bir alt yapım olduğunu düşünüyorum. bütün bu gece yarısı nefes nefese uyanmalarımın ya da kafamın içinde dönüp duran dip akıntıların sebebi bu.muhtemelen etrafımda bunun fatkında olan insanlar da var fakat onlar da bu gerçeklerimle yüzleşmek istemiyorlar.başımdan bazı şeyler geçti ve beni çok yıprattı tüm bunlar. sevdiklerim hep yanımda oldu kaldı ki bu zarfta onlar elene elene bir elin parmakları kadar kaldılar. ama en sevdiğim ve canımın içi olmasaydı herşey daha kötü de olabilirdi. hayatımızı paylaştığımdan beri pek çok şeye sadece onun için tahammül ediyorum. biliyorum o da sık sık ağlıyor. ama varız işte bir şekilde.
uzun zamandır yoktum, birileri demiş öldü. şimdi de yazsınlar, kral geri döndü.
şaka tabii hiçbir zaman kral olmadım. piyondum belki de, olmam gerekenler, yapmam gerekenlerdim.
korktum, çekindim, kabullenemedim... yazamadım
artık birisiyle sevişebilmeyi istiyorum. çok gerginim ve eskiye takılmış durumdayım, sürekli "ya gitmeseydi" diyerek hayaller kuruyorum. hayatımı yaşamama engel oluyor. gencim, üniversitedeyim ama tamamen ev kuşu haline geldim. insanların beni sevdiğini düşünmüyorum, beğenildiğimi hiç zannetmiyorum. ne mesaj atan var ne de iletişime geçen. beni sevebilecek tek kişiyi bulup kaybettiğimi düşünüyorum. tutarsızca sevişmek istiyorum. başka vücutlarda teselli aramak istiyorum ama cesaretim yok. başka biri ile tanışmak istiyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. hayatımın güzel bir evresinde olmam gerekirken ben bir noktaya saplanmış bulunmaktayım. bazı şeyleri kabullenmekten çekiniyorum, korkuyorum.
geçen hafta çocukluk arkadaşlarımın olduğu bir gruba açıldım ve 3 senelik bir birlikteliğim olduğunu söyledim. başta çok gerilmiştim ama sonra neden şimdiye kadar tuttun kendini dediler ve hepsi ilk etapta çok anlayışlı karşıladılar. üzerimden bir yükü daha attım bakalım önümüzdeki günlerde neler değişecek...
oturdum bir liste yaptım. ilk anda adı veya yüzü aklıma gelen tam 21 hayvana insan muamelesi yapıp, iyi davranmışım. bu sayı çok fazla.
100 tl karşılığında sex yaptım.
eskortluk yaptım.
j*nd*rm*
evliydi.
memnun kaldım dedi.
yine görüşelim dedi.
tmm dedim.
borcum var.
affedin beni..
doğru yolu bulmuşsun. ortada emek var. çalışmışsın, hak etmişsin. bazıları gibi haram yememişsin. onurlu iş. tebrik ederim. darısı geriye kalan seçimlerine.
hayatım boyunca yaşadığım seksin maddi bir karşılığı olabileceği bir performans sergileyemedim..

kıskandım..

neyse konumuza dönelim, eskiden beridir takip eden arkadaşlar bilir her ay düzenli olarak aşık olurum ama bh sefer hepsinden farklı..
daha ellerini bile görmediğim, nefesinden bihaber olduğum kişiye gönlümü verdim..
neden gönül vermek göt vermek kadar kolay değil ki???

karantina günlerinde bana fotoğrafları ıslatacak kalp sızısı verdiğin için senden nefret ediyorum evren.. *

neyse ben biraz daha ağlayayım sonra 31 çeker sızarım)
insanlar ne kadar mantıklı, sağduyulu, tutarlı düşünse de bazı konularda olaylar düşüncelerini desteklediğinde çok salakça fikirlere kapılabiliyor. lise dönemi ergenliğiyle platonik bağlandığım okulumuzun müdür yardımcısı vardı. neredeyse aradan on sene geçmiştir. platoniklerin arasindan en tutkuyla bağlandığım adamdı. hayatta bana bir fırsat sunulsaydi, her türlü onunla değerlendirmeyi seçerdim. o kadar olağanüstü bir şey gibi geliyordu ki tenimin tenine değmesi; aşkı sevgiyi geçtim, sırf nasıl bir histir bu merağından belki de en çok istediğim şeydi. bilen bilir platonikler durup dururken birine bağlanma olayı değildir. dogru ya da yanlış karşı tarafın da tavırları seni buna sürükler. etkisini yitirdiğinde karşılık konusunda en iyimser düşündüğüm adamdı kendisi. yeni yaslarimin getirdiği tecrübe ve olaya birkac sene uzaktan bakınca en ufak bir alaka görmüyordum bile. hatta yakın zamanda onu gördüğümde karşılaşmamak için elimden geleni yaptım. ama dün telefona dalmışken iş yerinin oradan birinin geçtiğini farkederken kafamı kaldırır kaldirmaz birinin gözleriyle içeriye göz gezdirdigini gördüm. aynı zamanda yürüdüğü için tam gözler bana kayınca işyerini de geçmiş oldu. bir anlık noluyor lan dedim kendi kendime. anlam vermeye çalışıyorum. oldukça düşündüklerimden uzak ihtimallerden yana kullanıyorum mantığımı ama hafiften de aklım başka yana kaymiyor da değil. hani bir şey olacağından değil. biliyorum kırk yıl böyle sürse hiçbir şey olmaz ama içinin bi yerlerinde bir şeyler cız ediyor yine. gecem onu düşünerek geçti. hala karşıma çıkınca ayaklarım titriyor.
bir uygulamada tanışıp arkadaş olduğum bir kişiye acayip kıl olduğum dönemdeyim. ama maalesef ona hatasını anlatmaya çalışmama rağmen kendisi hala kendince haklı ve bjnu savunuyor ve gözümde o kadar komik bir yerdeki şuan artık açıklama bile yapmıyorum. oke diyip geçiyorum... cahile laf anlatmak zor hesabı yapmış olduğu hatayı kabul etmeyip salak saçma durumda görünmesi gözümde
korona salgını ile evlere kapandığımız günden beri omar souleyman dinleyip tek başıma odamda halay çekiyorum. zengini yapınca (zumba) spor oluyorda fakirin halayı neden spor olmasın.
çok az pişmanlıkları olan birisiyim.
geçen senelerde birisiylen 4 5 kere ilişkiye girdim. o zamanlarda hoşuma gitmişti ta ki dün yazana kadar.
ben nasıl olupta bu insanla ilişkiye girip hatta bunu kendimce olumyabildim anlamış değilim. resmen mideme kramplar giriyor.
sözlüğü bu sıralar amacı dışında, günlük gibi kullanmaktan daha çok zevk alıyorum.
-ortaokulda sınıftaki beğendiğim çocukların apış arasına yanlışlıkla olmuş gibi dokunurdum.
-lisede kerem'e aşıktım. elimi yüzüme kapatıp, parmaklarımın arasından onu izlerdim. herkes anlardı ama konduramazdı.
-okulun popüleri taha sürekli bana dokunurdu, yüzünü öptürürdü. her yerime dokunurdu. bu ilgiden sürekli başım dönerdi. bir kere arkama geçti, popomu elledi, korktum, kaçtım.
-daha sonra ogün'e aşık oldum. arkamda otururdu. bacağı, bacağıma değsin diye, pantolunumu yukarı sıyırırdım. en yakın arkadaşı ebubekir'i kıskandığım için nefret ederdim ondan.
-üniversiteye başladığımda çağlar'a aşık oldum. dersten sonra çıktıktan sonra , ben sana aşık oldum dedim. o da kibarca...
3. haftam evdeyim. evden çalışıyorum günleri karıştırmaya başladım dışarıya çıkmıyorum kimsenin canının riske atmamak için. dışarıda gezen salak insanları gördükçe bi gaza geliyorum sonra salak onlar salak otur oturduğun yerde dedikten sonra netflix te bir dizi daha bitiriyorum. sosyalleşmeyi çok özledim. arkadaşlarımla vakit geçirmeyi ama en çok deniz kenarında kahve içip arkadaşlarımla sohbet etmeyi
itiraf ediyorum; genel geçer içinde aykırı insan olmaktan korkarak olur olmadık her şeye evet demesinden, her geneli doğru zannedenlerden, alkış yapan tiplerden soğudum. sizi de rahatsız etmiyor mu?
fallara ve falcılara çok inanıyorum. iyi bir medyum olduğunu kanıtlamış falcıların söylediği her şeyi, koşulları uygun olmasa dahi onu gerçekleştirene kadar uğraşıyorum.
ve bunu farketmeden yapıyorum.

en son falcı, bana pantolon değiştirir gibi sevgili değiştiriceksin dedi.

hadi bakalım..
  • /
  • 179