ayı sözlük itiraf
bu bir mallık itirafıdır, bilmem kaç kez aldatan sevgiliyi affettim. bugün bana başkasından hoşlandığını söyledi.
2022 sularında üniversitede sınıftan birine çok pis aşık oldum, hetero çıktı, o senenin aralık ayı hayatımda milattır boku yediğimi o ara anladım yani. zaten o zamandan beri hayatımda iyi anlamda da bi halt değişmedi. sene oldu 2025, ailevi durumlar dolayısıyla antalya merkeze taşındım, o zamandan beri o kişiyle bir daha buluşmaya başladım nasıl olduğunu ben de anlamadım, en son akşamın bir vakti çağırdı bi de içmeye gittim, yeniden fark ettim yani hayvan gibi seviyorum. ne diyeyim, bu milletin lügatı sağlamdır, boşa deyiş söylemezler, işte bu milletin birer ferdi olagelmiş ataların dediği gibi, "tay sikildiği çayı özlermiş!".
gündelik yaşamın telaşı yeterince zorlarken uzun zaman sonra derinden yoruldum, bu öyle bir yorgunluk ki geçmişimden bugüne her şeyi teker teker önüme serdi. varoluşum bir yana üstüne yıllardır fiziksel bir rahatsızlıkla boğuşuyorum ki insan kendini cennetin krallığı filmindeki kudüs kralı baldwin gibi hissediyor. ötekiyim, bulunduğum her yerde çevremdeki herkesten daha başarılı olmak zorundayım, herkesten daha fazla çabalamak ve herkesin gözünde yine herkesten daha "iyi" bir insan olmak zorundayım, aksi halde ben "öteki" olanım, en ufak hatamda bu halim yüzüme çarpılacak ama aynı zamanda bu halimle karşısına çeşit çeşit engeller koyulanım. dışarıda kimsenin empati yapmasını da beklediğim yok, çünkü mümkün değil dahası yaşamı boyunca "düz" ve makbul varoluşa sahip insanların yaptığı basit tavsiyeler midemi bulandırıyor, ne de olsa "bekara karı boşamak kolay". yaşadığım süreçte her zaman daha iyisinin hayalini kurdum, özellikle daha iyi, adil ve merhametli bir dünya ancak gerçekte var olanı da biliyorum, kendimi sıklıkla karanlık bir ormanda kurtlarla koşturan birisi olarak hayal ediyorum, sürüden biriyim ama aynı zamanda değilim çünkü biliyorum ki yeterince zayıf düştüğüm anda ben bu kurtların akşam yemeği olurum. hangi ortama ve kimlerin yanına gidersem gideyim ben onlardan birisi değilim, daha çok orada olan ve sessizce etrafını seyreden biriyim. ve bazen düz normal bir insan gibi yaşamak istiyorum, ne zaman bu derece gevşesem ve kendimi diğerleri gibi hissetmeye kalksam başıma en kötü belalar geliyor adeta toplum bana kim olduğumu kafama vura vura anlatıyor, rezil kepaze oluyorum, ne zaman tüm bunların farkında olan birisi olarak ayağa kalksam bu seferde adeta ss subayı gibi bir tipe bürünüyorum ve olmaktan tiksindiğim kişiliğe bürünüyorum çünkü karşımda duran herkes potansiyel bir düşman olarak beliriyor. başta dediğim gibi yoruluyorum.
aşk konusunda çok salağım hemen etkileniyorum birinden. tüm flörtlerim de beni bırakıp gidiyor.
yaşlandıkça daha akıllı başlı olup olgunlaşacağıma aptallaşıyorum. işin boktan tarafı bunu normal karşılamaya başladım. ben de böyle bir malım demekki deyip üzerinde durmamayı tercih ediyorum.
her şey çok güzel, babanız en son ilişki istemiyorum derken daha önce beni beğenmiş birisini sırf denemeye hadi görüşelim dedim. ulan, diyeli 1 yıl oldu, babanız sevda çiçeğine dönüştü, yeni ilişkisi harika gidiyor, nazar değdirmeyin ama ilk kez biriyle beraber yaşamak istiyorum galiba. üstelik görseniz ağzınızın suyu akar, haftada en az 10 kez sevişiyoruz ve hala birbirimize doyamıyoruz. birlikte zaman geçirmekten aşırı zevk alıyoruz.
darısı başınıza diyeceğim ama yarınızla tanıştım, hiçbirinizle elleşmedim ki elleşmem; yamuk yumuk tiplersiniz, o yüzden kör bir alıcı bulmanız şart. hahahaha!
geçenlerde annemlere gittim, konuşuyoruz, konu bir akrabamızın hayırsız oğluna geldi. ben "insanlar yaşlılıklarında kendilerine baksın diye çocuk yapıyorlar ama bazen çocuksuz olmaktan kötü duruma dönüşüyor" dedim. annem de babam da "biz çocuklarımızı bir beklentiyle yapmadık ki, sevmek için yaptık, çocuk çok güzel bir şey" dediler. hani tatlı bir laf bu ama yıllar yıllar önce anneme ilk açıldığımda "nasıl yani, çocuğun olmayacak mı? ama çocuk yaşlılığının sigortasıdır, sana kim bakacak yaşlandığında?" demişti. ilk dediği laf. çok da içime oturmuştu o lafı. o içime oturan lafını hatırlatsam mı o an dedim ama gerçekten bir yaştan sonra anne babanızdan beklentileriniz iyice düşüyor, hatırlatsam ne olacak, ne değişecek dedim kendi kendime. hiç o akşamın tadını bozmayayım dedim. daha önceleri bozdum da ne geçti elime dedim.
ama kafamdaki soru şu: çocuğu beklentisiz yaptık derken yalan mı söylüyorlar, yoksa sigorta hikayesi halen var ama bilinçaltına mı bastırıyorlar? yoksa yoksa unuttular mı? gerçekten bilmiyorum. insanoğlu tutarsız bir yaratık yalnız, ne kadar eğitimli, akıllı bilmemne olsan da...
koca izmir’de kafa dengi bir partner bulamadım
itiraf ediyorum sanal bakireyim. hiç sanal sexs yapmadım.
annemin ve babamın facebooklarından ateizm içerikli sayfalara girip hareketler dökümünden içeriği silmeyi düşünüyorum böylece arama önerilerinde ateizm sayfaları çıkacak. annemler de bu sayfalara bir göz atarlar herhalde. umarım yakında sizlere iyi haberler getiririm.
bugün işyerine 180'li boylarda beyaz tenli, kıllı 90-95kg ağırlığında, 35-40li yaslarında bi adam geldi ailesiyle. ne kadar adamin yanında ailesi olmasına ve hetero olmasından mutevellit bakmamaya ugrassam da kendime engel olamadım. kalbim hızla attığı için yüzüne detaylı bakamadım ancak baldırları, ayakları, elleri çok güzeldi.
işten eve dönerken yaratıcıya sitem etmedim değil. madem farklı duygularla yaratiyosun madem yalnızlık allaha mahsus ,madem allah'ın kâinattaki muhteşem dengesi var neden yalnızım ?
bazen hayatta ortak sofranın yemek tabağından kendi payımıza düşeni beğenmeme gibi bir lüksümüz var. sunulan o tepside herkesin kendine düşen bir payı olduğu gibi, insan bazen kendi payı ile yetinmeyip başka paylara, başka yerlere odaklanır.
işte o zaman, belki de farkına varsam çok yakınımda olan hazineyi uzaklarda aramak yerine... belki de her şey çok daha farklı olabilirdi, belki de olmazdı; kimse bilemez tabii. "hazine"den kastı parasal bir değer olarak düşünmemek gerekir, bu herhangi başka değerli bir olay, durum ya da hayat olabilir.
ama bunu hiçbir zaman bilemeyeceğimiz için —yani geçmişteki pastadan aldığımız paya razı olma durumunu— hiç pişmanlık duymamak bu durumda verilecek en içten tepki olabilir.