martijn

Durum: 76 - 0 - 0 - 0 - 09.06.2021 23:40

Puan: 1620 - Sözlük Kezbanı

3 yıl önce kayıt oldu. 8.Nesil Yazar.

0
  • /
  • 4

ayı sözlük itiraf

bugün mağazada bir çocuk gördüm. aman tanrım dedim. taş dedim. kaya dedim. olm senin model olman lazım o mağazada ne diye çalışıyorsun dedim. o biçim yakışıklı çocuktu. uzun uzun kestim.

sonra yine aynı mağazada sadece oldukça bol askılı giymiş, kaslı biriyle karşılaştım. takıldım peşine onu da kestim. askılı o kadar boldu ki sadece göbeğini kapatıyordu. sırt kasları, göğüsler falan apaçık ortadaydı.

bunları görünce bana ateş bastı. gittim wc'de mastürbasyon yaptım. eve kadar dayanamadım bile.

şu an yazarken tekrar kalktı.

eşcinsel arkadaş bulma sorunsalı

bir elin parmakları kadar samimi eşcinsel arkadaşım var. bir o kadar da samimi olmadığım ama muhabbetimin olduğu var.

öncelikle arkadaşlarımın çoğu hornet'ten. hornet'i seks amaçlı kullandığım için oradaki arkadaşlarımın hepsiyle yattım. zamanla aramızda arkadaşlık da gelişti. kişinin samimiyetine bağlı olarak 1 kez yatıp hemen arkadaş olduklarım da var elbette. karşındaki insana bağlı bu.

sonra tinder'dan birkaç arkadaşım var. aralarında seks yapmayı bırak kanlı canlı görmediğim insanlar da var. tinder seksten ziyade sosyalleşme amacıyla kullanıldığı için daha uygun.

son olarak da twitter'da çok güzel bir eşcinsel ortamı var. ben pek kullanmadığım için oradan ortamım yok ama içine girilirse arkadaş edinilebilir.

ben bütün arkadaşlarımla ara sıra yatıyorum, buluşulduğunda elleşmeler, öpüşmeler oluyor. bunu istemiyorsanız arkadaş edinmek zor. çünkü iki taraf da seks konusunda özgür ve bu konudan bahsedince iki tarafı da ateş basıyor. rahatça her şeyi anlatmak demek erkeklerle ilişkileri ve seksi anlatmak demek. ortaya seks konusu açılınca elbette kan başka yere gidecek.

ben en çok seksimi "bir daha seks yapmayacağız" diye anlaştığım arkadaşımla yaptım. ikimiz de birbirimize karşı koyamıyoruz. ayrıca tanıdığın, güvendiğin ve sevdiğin birisiyle seks yapmak bir yabancıyla yapmaktan çok daha kaliteli.

bunu neden anlattım? asla seks olmayacak dersen mutlaka seks yaparsın. hayat tükürdüğünü yalatır -bu sefer gerçek anlamda-*

neden yalnızsınız

bir erkekle ilişki yürütebileceğimi düşünmüyorum.

sadece dört duvarın arasında yaşanabilen, dışarıda elini tutamadığın, gözlerine bakıp öpemediğin, başkalarına yakalanmamak için kelimelerine dikkat etmek zorunda olduğun, arkadaşlarından ve ailenden saklı tutmak zorunda olduğun, keyfince davranamadığın bir ilişkiyi yürütmek çok zor. dört duvar arasına girince herkesle her şeyi yaparsın zaten. bu sevgililik olmaz.

ayrıca çokça ilişki aşamasına gelen flörtüm oldu. bir yerden sonra iki erkeğin egosu yarışmaya başlıyor. halbuki ben ego yarıştıran birisi olmadım hiç. okuduğun okul, yaptığın iş, geldiğin aile konusunda bir taraf üstünlük kurmaya çalışıyor. oysa ortak bir hayatta bunların bir önemi olmamalı. iki taraf da birbirini olduğu gibi kabullenmeli. henüz böyle bir erkekle de tanışmadım.

biseksüel birisi olarak kadın tarafı var tabi bir de.

kadınlardan maddiyat odaklı olmayan birisini hiç tanımadım. tabi bunu yüzüne karşı söylemiyor hiçbirisi. biraz zaman geçirince söylemlerden anlaşılıyor. o zaman ben de güle güle diyorum.

maddiyat hiç önemli olmadı benim için. daha doğrusu bir amaç olmadı. peşinden koşmadım. bugün paran yoktur, yarın olabilir fakat bugün karakterin neyse yarın da odur. kadınlarda da karakteri sağlam biriyle karşılaşmadım.

bütün bunların toplamında da bana neşe verecek bir ilişki yerine sürekli düşüncelere daldıracak bir ilişki olacaksa, olmasın. yalnızlık çok daha iyi.

bir pornoyu baştan sona izlemek

latin leche, next door taboo gibi heteroları baştan çıkartma temalıysa, en az yarısı baştan çıkartma diyaloglarından oluşuyorsa izlerim.
sonucunda ne olacağını bilmeme rağmen o ayartma aşaması beni aşşşşırı tahrik ediyor. karakterler işi pişirmeye başlayınca benimki de boxerdan çıkar ve olaylar gelişir...

sözlüteki z kuşağı eksikliği

z kuşağı olarak katıldığım iddia.

göğüs kılı

kimine çok yakışırken kiminde itici duran kıl türü. uzun kıl değil de böyle tıraşlanmış, sonra üzerinden bir hafta geçmiş, hafif uzamış olan türü beni acayip tahrik ediyor. uzun sevmiyorum çünkü meme ucu yalarken ağza gelince bütün libidoyu öldürüyor.

ayı sözlük yazarlarının sosyalleşme adına yaptıkları

sanal hayat dışında, yürüyüş.

sanalda zaten sosyalim. reel hayatta da çıkıp yürüyorum, semti turluyorum, sahile gidip yürüyorum, bazen iş bulup çalışıyorum, bazen arabayla turluyorum, marketleri geziyorum falan günler geçiyor. bir tek kolileşemiyorum. kaç ay oldu elime erkek eli değmedi. pandemi en çok bu konuda kendini hissettiriyor.

online yazarlar şu an ne yapıyor sorunsalı

çatıda güneşleniyorum :) üzerimde sadece boxer var :)

hoşlanılan erkeğin gay çıkmaması

hornet ve tinder gibi kimin ne olduğunu bildiğin uygulamalardaki hoşlantılarımı ya da flörtlerimi hariç tutarak söylüyorum. zaten başlığa aykırı olurdu.

normal ya da str8 acting hayatımda 2 kişiden hoşlandım.

ilki aslında gay applerde aktif olarak takılan biriymiş. muhtemelen ben de görmüşümdür ama hatırlamıyordum. karşılaştığım zaman applere ara verdiği sıralar olduğu için ben bilmiyordum. bir süre hetero olduğunu düşündüm, 2 ay kadar stalkladım falan. en son bir cesaret yazınca öğrendim gay olduğunu. hetero sandığın birinin gay çıkması acayip sevindirici bir şey yahu. havalara uçmuştum o zaman. sonra konuştuk falan olmadı o iş tabi. 2 senedir ısrarla tinder'da falan benimle eşleşmiyor. sanki ne yaptıysam. tabi bu sürede çocuk baya bi açıldı. izmir'in seçkin gaylerinden oldu. tanımayan yok neredeyse. trajikomik yanı bu kadar açık bir çocuğun ara verdiği dönemi bulmam ve onu bir süre hetero sanmam. nasıl bir şans bendeki bilmiyorum.

ikincisi ise çok taze. çalıştığım bir yerdeki çocuğa fena tutuldum. 1 ay falan stalkladım. herif baya baya hetero ama ufaktan biseksüel vibeı aldım. tabi ben de gizli olduğum için ve kendimi ifşa da etmemek için sinsi yaklaşıyorum. 1 ayın sonunda ben gittim iş yerindeki birini takip ettim sosyal medyada. amaç ortak arkadaş görünmesi. malum kişinin şüphelenmemesi. sonra gittim başka birini daha, sonra başkasını derken baya bi ortak arkadaş oldu. gidip direkt onu takip etsem ne alaka diyecek çünkü. aynı yerde çalışıyoruz ama muhabbetimiz yok. açıkça anlaşılırdı bu. neyse işte en son bunu takip ettim. sonuç? herif geri bile dönmedi. ben burdayım demek için storylerini izliyorum, son fotoğrafını falan beğeniyorum adam geri dönmüyor. bildiğin yok sayıyor sanki. insan olarak bile yokum. ben aslında yoğum. lan insan bi bakar ben bu çocuğu ismen tanıyorum, ortak arkadaşımız var o kadar falan diye. yok abi ya. dönmüyor.

şu stalkladığım 1 ayda ne hayaller kurdum, kaç kez sabahlara kadar rüyamda gördüm be. o kadar insandan hoşlanmışımdır bu zamana kadar, ilk kez o rüyalarıma girdi. bütün hücrelerimle hoşlanmışım resmen. sonuç hüsran. 2 gündür mal gibiyim. ilk kez rüyalarına giren insan, seni insan olarak bile takmamış, sosyal medya gibi tek parmak hareketiyle ekleyip çıkartabileceğin bir yerden bile dönmemiş sana. can yakıcı bir yok sayılmak bu.

son karar: gay olduğundan emin olmadığım birine gönlümü kaptırmayacağım. hatta hornet, tinder da yetmez. ağzından bizzat duymam lazım. 2 fiyaskodan sonra ancak bu yöntem kurtarır beni.

2 günde 4-5 tane mutlu sonla biten gay filmi izledim. gerçeğini bulamadık bari filmi az neşelendirsin.

the thing about harry önerilir. güzel film.

ayı sözlük piknik sandalyeli yazarlar zirvesi

piknik sandalyem yok ama izmir'deki yazarlarla bir zirve de biz yapabiliriz diye düşünüyorum. erkek keseriz, goygoy yaparız, bira içer sonra şişeleri... öhöm... şişe çevirmece oynarız. doğruluk cesaret falan. he olma mı yav?

azgınlıktan ötürü yaptığınız saçma olaylar

ergenken ve eşcinsel seks hayatım henüz başlamamışken yapay delik yapmıştım. sonra seks hayatım başlayınca anladım ki yaptığım şey -sıcaklık hariç- gerçeğine oldukça benziyormuş. üstelik bir artısı da içine boşalabilmemdi. ne yazık ki hiçbir partnerim içine boşalmama izin vermedi.

yöntemi açıklayayım kullanmak isteyenler için: uzun bir bardağı alın. iki adet süngerin arasına lateks eldiveni koyun. bunu bardağın içine yerleştirin ve lateks eldivenin bilek kısmını gerdirerek bardağın ağzına geçirin. sünger bardağın içinde ne kadar sıkı olursa o kadar darlık hissi verir. oluşturduğumuz deliğin içine bol bol kayganlaştırıcı sürün yoksa lateks alete yapışıp dışarı çıkabiliyor. sonra bu yaptığımız icadımızı iki yastığın arasına koyarsanız güzel pozisyonlar çıkartabilirsiniz. boşaldığınızda da eldiveni aynı prezervatif gibi çıkartıp ortalığı batırmadan atarsınız. unutmayın, her icat bir ihtiyaçtan ortaya çıkar :d

ayı sözlük yazarlarının hoşlandıkları tipte ilk baktıkları yer

yüzü.

yüzü hoşuma giden ama vücudu iyi olmayan bir sürü insanla yattım; vücudu iyi olan ama yüzü hoşuma gitmeyen kimseyle yatmadım. kısacası tip önemli.

yazarların sürekli aldığı iltifatlar

one night stand gaylerden: götün çok güzel, tam pasif götü var, hangi akla hizmet aktifsin anlamıyorum, o götün hakkını vermiyorsun, senin götünü görünce pasif olmaktan utandım, kaç tane pasif tanıdım böyle götü olanı görmedim, götün taş gibi, göt, göt, göt...

romantik gaylerden: dudakların çok güzel, yapışmamak için zor duruyorum, her baktığımda azıyorum, seninle sabahlara kadar öpüşülür, çok güzel öpüşürsün, dudaklarına bitiyorum, dudak, dudak, dudak...

hetero erkeklerden: kankaaa gözlerin çok güzel laaan. olum masmavi gözlerin var bende böyle gözler olsa kaç tane karı kaldırırdım. olum kullansana şunları. ekmeğini yesene. karılar hasta oluyor. ben de lens alcam kankaaa.

kızlardan: ayy saçlarının rengi ne güzel. güneşte çok güzel görünüyor. keşke benim de öyle olsa. bi de çok sağlıklı yaa. ben o kadar bakım yapıyorum kupkuru ve kırılıyor. cidden ne kullanıyorsun doğru söyle? fön falan çekmiyor musun hiç?

bana kalsa hepsi abartı. herkes kendinde olmasını istediği şeyi görüyor.

izmir

nasıl partner bulunamadığını anlamadığım şehir. hornet, tinder adam kaynıyor. üstelik yarısından fazlasının tipi oldukça düzgün. üniversitelerin uzaktan olmasıyla alakalı çıtır sayısı düşüşte ama benim gibi memlekete gitmeyenler de var (kıps)

izmir'de yaşayan ayı sözlük yazarları

ayı sözlük yazarlarının yaşadıkları şehirler

ayı sözlük yazarlarının dinleri

(bkz:deizm) (bkz:monoteizm) vb.

aslında bir kalıba sokmuyorum. herhangi bir yaratıcının olduğunu ama net bir şekilde ifade edemeyeceğimi düşünüyorum. tanrı, doğa, enerji gibi farklı formlarda olabilir.

baştan şunu ifade edeyim ki dinlere inanmıyorum. hepsi çıktığı yerdeki toplumu düzenleyen kurallar bütünüdür. dinlerin geneli şunu yap, bunu yapma şeklindedir. bunun günümüz hukuk sisteminden farkı yok. günah işlersen yanarsın, suç işlersen hapse girersin gibi. tabi korku yoluyla kendine bağlama da var ki bence bütün insanları psikolojik olarak sorunlu yapan bir sistem. yani görmediğin, kimsenin de gidip görmediği cehennem gibi bir şeyle korkutuluyorsun. altı boş bir korkuyla bir şeye körü körüne bağlanıp başkalarının canını alıyorsun falan. her dinde var bu savaş, ölüm şeyleri. neden cehennemde ateş var? elektrik ya da asit yok? çok basit. orta çağda yok eden yahut acı veren şey ateş. bugün yeni bir din çıksa elektrik falan verilirdi. bu da insan eliyle oluşturulduğunun basit bir kanıtı. cennette neden şarap akan ırmaklar var? ben çikolata istiyorum. coğrafi keşiflere kadar çikolata yok tabi. ne desin adamcağız. neden aç kalarak ibadet ediyorum? aç kalmamın kime faydası var?

türk-islam sentezinde ve muhafazakar çevrede büyüdüğüm için islam'dan örnek verdim ama diğer dinlere karşı da duruşum aynı.

konuya dönersek; bir yaratıcı var. ona inanıyorum. benim inandığım yaratıcı insanları ateşle, açlıkla tehdit etmiyor; sevgiyle sarıyor. ben ona dua ederken (istekte bulunurken) muhabbet ediyorum. yüce, ulaşılamaz bir şeyden ziyade beni oturup dinleyecek bir arkadaş gibi. içimde sevgisinin sıcaklığını hissettiğim bir arkadaş. soyut bir varlık olarak ama. belki de doğaya enerji yolluyorum. bilmiyorum.

canımı sıkan nokta şu ki ben de tam olarak anlamlandıramıyorum. yani bin yıllık bir kültürün içinde yetiştiğim için hala dua, allah, sevap gibi şeyleri kullanıyorum. hatta yine tek tanrı biçiminde adlandırıyorum. düşündüğümde yunan yahut roma tanrıları gibi birden fazla tanrıyı mantığıma kabul ettiremiyorum. belki de tek bir arkadaş gibi gördüğümden de olabilir bu. yine de bir şekilde kalıp yargıları yıkamıyorum. en fazla deizme yaklaşabiliyorum. şamanizme kayan düşüncelerim de var ama bu olumlu düşünmek, dilek tutmak sadece. herhangi bir ritüel içine de girmiyorum. din konusu sadece benim kafamın içinde oluşturduğum bir şekilde var. hikaye gibi. kendi dinimin peygamberiyim sanki. o yüzden birine bahsederken klasik tanrıyı reddeden bir deist olarak açıklıyorum kendimi. benim inandığım tek tanrı o korkulan allah, tanrı, isa falan değil. bunlardan azade bir varlık.

ayı sözlük günlük

@sage öncelikle yorum için teşekkür ederim.

gizliliğine elbette saygı duyarım. üstelik ben de gizliyim. onu anlayabilirim.

anlayamadığım nokta eşcinsel mi hetero mu? eşcinselse ona uygun bir yakınlık gösterebilirim, rahat olmasını sağlayabilirim ama heteroysa ben yanlışlıkla kendimi açık ederim ki bu hiç istemeyeceğim bir şey.

bir de bu sürekli kaçınma hali neden? ortada hiçbir şey yokken üstelik. bu bana hoşlandığımız insandan kaçınmamızı yahut onu gördüğümüzde sessizleşmemizi çağrıştırıyor. anlamsız bir kaçınma. iş yerinde herkesle samimiyet kurmuşken bir tek onun kaçınması kafa karıştırıcı.

dostane davranmaya da katılmıyorum ne yazık ki. benim de senelerdir tanıdığım, güvendiği dostlarım var ama onlara bile kendimi açmıyorum. o henüz yeni tanıdığı birine hayatta güvenip açmaz. bu yüzden ikimizden birinin biraz kendini belli etmesi lazım ama ben de emin olmadan belli edemem. büyük bir paradoks yani.

ayı sözlük günlük

ya gençler ben sizin fikrinizi almaya geldim. hangi başlığa yazsam bilemedim.

kod adı kullanacağım;
kd: çalıştığım kişi
ah: şüphelendiğim kişi

şimdi kısa süreli bi işe başladım. kd ile birlikte çalışıyorum. kd ve ah çoook yakın arkadaş. iş gereği ah de kd’in yanına sürekli uğruyor. ben olmadığım zamanlarda ah gelip şen şakrak biçimde kd’ye takılıyor muhabbet falan ediyor. ben olduğumda ise bazen hiç konuşmadan işi halledip gidiyor. koridorda falan yüzüme bakmıyor. ama bilerek bakmama hali. ilk günden beri böyle. ben daha adını bilmezken öyleydi. hadi tanışmıyoruz muhabbetimiz yok falan anlarım ama yakın arkadaşıyla normalde şakalaşıp ben varken konuşmaması dikkat çekici. birkaç kez muhabbet esnasında göz göze geldik hemen çevirdi. iş yerinde olay böyle hep.

önceki gün arkadaşın aracıyla hep birlikte geldik. arka koltukta sıkışık yan yana oturuyoruz. birbirimize değdikçe sürekli bir toparlandı. hatta ani manevralarda birbirimizin üstüne yuvarlandık neredeyse sürekli temas etmemek için bir çaba halinde. en son baya baya kucağıma yuvarlandı ben bi tepki vermedim. o andan itibaren de sürekli kolumuz bacağımız birbirine değerek oturduk. bir daha toparlanma çabasına girmedi. benim için hoştu tabi. inerken göz göze geldik ve bu sefer kaçırmadı. masum bir bakışı vardı. en son ben çekinip kaçırdım.

dananın kuyruğunun koptuğu nokta ise evlerimizin arasında 100 metre olması. ben 2 yıldır aynı evdeyim o da 2 yıldır aynı evindeymiş. daha önce hiç rastlaşmadık tabi. onu hiç hornet veya tinder’da görmedim. eskiden gördüysem de hatırlamıyorum tabi. işte şüphelendiğim nokta burada ortaya çıkıyor. acaba bir şekilde ya da fake profilden falan beni mi gördü? ilk günden beri olan davranış bu yüzden mi? stalkladım ama bir ipucu bulamadım. bir şekilde tinder’da falan kesin görmüştür beni çünkü orayı açık olarak ve sürekli kullanıyorum.

aşırı gizli takılıp fake profil kullandığından şüpheleniyorum. stalkladığımda bırak yatmayı ortamdan tanıdığım bir insan evladı yok çevresinde. bu kadar yakınken sosyal olarak uzağız aslında. arkadaşının yanında konuşmaması da benim rahat olup pot kırmamdan korkması da olabilir. sonuçta beni tanımıyor.

ya bu seçeneklerden birisi oldu ya da ben kafamda senaryo kurup kuruntulanıyorum. fakat sonuç ne olursa olsun anlamlandıramadığım yoğun bir enerji var aramızda. sanki bir şeyler çekiyor birbirimize.

işten ayrılmayı düşünüyorum fakat bu durumdan dolayı erteliyorum. sizin fikirleriniz bana yol gösterecek. ilişki işlerinde saf/salak bi insan olduğum için anlayamıyorum. bu konuda insan sarrafıyım diyenler yardımcı olsun lütfen.

alttaki yazara soracaklarım var

el-cevab: öncelikli olarak karşılıklı sadakat ve saygı sonrasında sevgi. sevgi tek başına yeterli değildir asla. sadakat olmazsa ilişki olmaz. eşcinsel ilişkilerin en büyük sorunu budur aslında. sadakat yok çünkü toplum tarafından bir ilişki ve aile olarak görülmüyor. aldattığında ayıplayacak bir yargı mekanizması yok. zaten toplum gözünde ahlaksızsın. bu yüzden pervasızca birbirini aldatan insanlarla dolu. eşcinsel camiasında da bu bir sorun değil çünkü evli, nişanlı, sevgilisi var demeden, sorgulamadan o adamlarla yatıyoruz. sonra da ilişkimiz neden yürümüyor diye zırlıyoruz. iğne-çuvaldız diyeyim anlayın. saygı zorunlu bir şey. saygı duymayan insana otobüs durağı bile sormayın. saygısı olmayan insan anlayış da göstermez. sonrası da sevgi. sevgi pastanın üstündeki kremadır. en güzel, en tatlı, en süslü yeridir ama tek başınayken anlamsızdır. o olmazsa da pasta eksiktir, tatsız tuzsuz, diğerlerinden farkı olmayan düz kektir. ona kimlik veren de krema yani sevgidir.

sual: eşcinsel olduğunuzu nasıl keşfettiniz? buna tepkiniz ne oldu? ne zorluklar yaşadınız?
  • /
  • 4

neden yalnızsınız

daha flört döneminde sıçıp batırdığım için tabi ki. üstelik yıllarca bunun farkında bile değildim. sonunda biri açık sözlü davranınca öğrendim.

flört ederken en kötü ihtimalle bir nasılsın diye sormak gerekirmiş her gün. bir gün boyunca hiç yazışmamak tuhafmış. jsjsjdkdkeke. bence siz kafayı yemişsiniz abi. kendimden başka kimseyi her gün merak edemem kimse kusura bakmasın. *

anladım ki bu ilişki meselesi benden çok uzak. bazen kimseyle günlerce konuşasım gelmez benim. bunun yüzünden hesap vermem gereken bir duruma sokamam kendimi. ben bu haldeyken birbirlerinin arkadaş çevresine bile karışan çiftler görmek çok tuhaf geliyor. bu tiplerin karakterleri sanırım meyveli jöleden falan yapılma. *

hoşlanılan erkeğin gay çıkmaması

ben hiçbir zaman olup olmadığını öğrenemedim. çünkü buna yönelik bir hareketim olmadı. zaten birinden hoşlandığım zaman ona öküz gibi davranırım, selam dahi vermem genelde sırf arkadaşça yaklaştığımı düşünmesin diye. bu yüzden de 10 saniyelik kesişmelerden öteye geçmez hoşlandığım erkeklerle münasebetim.

görevinden ihraç edilen eşcinsel polis memuru

mesleğinden ihraç edilmiş olması dikkati çekiyor.
ama mesleğini yaptığı süre boyunca eminim başka zorlukları da oldu.
-gizlenme, gizli ilişki yaşama
-acaba anlaşıldımı kaygısı, gay gibi mi görünüyorum
-niye evli değilsin, kız arkadaşın yok mu sorularına muhatap olma
-ortak yönlerin azalması sebebiyle dışarıda kalma
vb vb.

hayat bizler için zor gerçektende...

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

herhangi birine aşık olmaktan farklı olmamalıdır. biseksüellik kafası karışmışlık veya biyolojik olarak karşıt cinsimle* evleneyim de hemcinsimle de yatarım oh sefam olsun tarzı bir yönelim değildir.*

konuya gelirsek, martijne katılarak belirtmek isterim ki o aşağılık adam var ya, o kalıbına tükürdüğüm. tövbe ya odin. zerre hak etmemiş senin sevgini, kendi şerrrrrrefsizliğini meşru kılmak için de "bin bisiksiğilim iğii iğiii ivlincim bin çicik yipcim" demiş, yemezler. bunun bisekslikle alakası yok kardeşim.
üzüleceksin tabi, seviyorsun sonuçta. ama lütfen üzüldüğün şey artık niye beraber olmuyoruz olmasın, niye ben böyle birine bu kadar değer verdim olsun. yumuklusucurtanın da dediği gibi çıkar hayatından artık onu. ve bu süreçte sakın kendini yalnız bırakma, çevrendeki sevdiğin insanlardan destek almaktan çekinme. sarılmak istiyorsan assk* de burada. eskilerden porternin sürekli söylediği bir şey vardı, dik dur tacın düşmesin

Toplam entry sayısı: 76

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

biseksüel bir birey olarak sorunun biseksüel olmakla alakası olmadığını söyleyeyim. sorun kişiyle alakalı.

birçok gayle uzun kısa ilişkim oldu. sadece duygusal olarak ilerleyen de oldu, seksle başlayıp duygusala evrilen de. duygusal olarak bir elektrik hissettiğimde hepsine açıkça söyledim.

"benim biseksüel olduğumu biliyorsun. ben sana hiçbir söz vermiyorum. seni sevsem bile bir ilişki içinde olabileceğimi düşünmüyorum. benim yönelimimi kimse bilmiyor. açıklayabileceğim bir çevrem de yok. kaçınılmaz olarak bir kadınla evleneceğim. bu bir zorunluluk değil tercih olacak. biseksüelim ve bir kadını da sevebilirim. bir aile kurmak, baba olmak istiyorum. bir erkekle güvenemediğim bir ilişkiye girip 50'li yaşlara geldiğimde yalnız olmak istemiyorum. aynı zamanda bir erkekle birlikte olduğumda ne fizyolojik olarak ne de yasal olarak bir çocuk sahibi olamayacağım. sevgi bir gün bitiyor ne yazık ki. o yüzden lütfen bana bağlı kalma. doğru insanı bulursan git ona. eğer birini seversen söyle. benim sana verebilecek bir geleceğim yok" dedim. açıkça ve dürüstçe.

hepsiyle de bir süre daha devam ettik ve daha sonra bana karşı ilgilerini kaybettiler. sevgi olsaydı bu olmazdı. onlarınkinin anlık bir ilgi alışverişi olduğunu baştan biliyordum. hepsi de ilişkinin sonunda açık ve dürüst olduğum için teşekkür ettiler. ve hala hepsiyle arada görüşüp sevişiyorum. tekrar tekrar benden önce ve benden sonraki ilişkilerinde benim kadar açık insanla karşılaşmadıklarını, duygularının kullanıldığını söylüyorlar.

uzun lafın kısası; ilk entrydeki arkadaş sadece sevişmek istedikçe geri dönmüş. bir ilişki gözüyle bakmamış. bu omurgasızlığını da biseksüelliğinin arkasına saklamaya çalışmış.

öcü olan biseksüeller değil ikiyüzlü toplumdur.

ayı sözlük itiraf

bir arkadaşıma açıldım. ben biseksüel erkeğim o heteroseksüel kız. açıldığım andan itibaren hiçbir şey değişmedi. eskisi gibiyiz. hatta daha bile iyiyiz. fakat biseksüelliğim konusunda sürekli konuşmaktan kaçınıyor. ilk açıldığımda da sadece "ne zaman anladın böyle olduğunu?" diye sormuştu. ondan sonraki muhabbet esnasında ben bir espri yaptığımda "ahaha doğru" demişti ve konuyu geçirmişti. bu akşam da bir erkekle olan flörtüm hakkında bir şeyler anlattım ve tepkileri "hmm, evet, olabilir" tarzı şeylerdi. konuyu daha çok irdeleyip sıkıştırmaya çalıştım ve yine tepkileri "evet, insanlar farklı hissedebilir, bence de" gibi geçiştirici cevaplardı. kızlar hakkında konuştuğumda saatlerce detaylı konuşurken erkekler hakkında konuştuğumda böyle yapması kafamda soru işaretlerine neden oldu. kendisi gayet açık fikirli ve en baştan beri beni hoş karşılayan birisi. hakkımda ne düşünüyorsun, doğruyu söyle dediğimde "hiçbir şey değişmedi, hala aynı kişisin benim için" dedi. sadece gay-biseksüel ortamına aşina olmadığı için yorum yapmıyormuş. bence bu geçerli bir sebep değil. en azından benim üzerimden fikir belirtebilir. telefonu kapatmadan da bana "biliyorum eğlence arıyorsun ama o ortamlarda fazla takılma normal insanlar gibi eğlen" dedi. ben de belki biseksüel değilim zaten kafam karışık dedim ve kapattım. halbuki köküne kadar biseksüelim. niyetim "aa ben biseksüel değilmişim" deyip bilen tek kişiyi ekarte etmek. kendisi her ne kadar hoş karşıladığını belirtse bile kaçındığı belli. ben de kendi ortamımızda fazla takıldığımı, bizim birbirimizi anladığımızı fakat hetero insanların bambaşka bir gözle baktığını fark etmiş oldum. gerçek dünyaya geri döndüm. bundan sonraki planlarım normal (bilmeyen) arkadaşlarımın yanı sıra gay-biseksüel arkadaşlar edinip bu kimliğimi farklı arkadaşlık ortamında devam ettirmek. bu zamana dek sadece seks ve ufak tefek muhabbetler harici arkadaş edinmemiştim. edinmem gerektiğine karar verdim. çünkü ne kadar yakın olursan ol hetero birisi seninle aynı açıdan bakmıyor dünyaya.

ayı sözlük itiraf

arkadaşlarla oturmuşuz kafayı çekiyoruz, hepsi hetero erkek, kız mevzuları açılıyor haliyle. biri diyor eski sevgilimle şöyle böyle oldu, biri diyor en uzun ilişkim şu kadardı, biri diyor kızı kuytuya çektim şunu yaptım, ev kiraladım akşamdan sabaha... sonra kafalar bana dönüyor. bir şeyler zırvalıyorum ama eminim yüzümden belli keyfimin kaçtığı. keşke diyebilsem ulan erkek sevdim, kaşına gözüne vuruldum, kokusuna tahrik oldum diye. keşke bir erkekle yaşadıklarımı kızla olmuş gibi anlatmak zorunda olmasam. neden eve kız atmıyorsun? dediklerinde çünkü erkeklerle yatıyorum diyebilsem. saklanmak, gizlenmek, yalan söylemek o kadar ağır ki bazen. pot kırmamak için keyfince alkol almamak, diken üstünde olmak. telefon kullanırken hornet’i tinder’ı görmesinler diye ekranı gizlemek. flörtten gelen mesaj görünmesin diye bildirimi kapamak. her adımını onlara göre ayarlamak. yorucu, yıldırıcı. bunlar buz dağının görünen kısmı. görünmeyen kısımda neleri sakladığımızı hepimiz biliyoruz. keşke böyle olmasaydı, keşke özgürce yaşayabilseydik. yazık ulan bize. çok yazık.

eşcinsel arkadaş bulma sorunsalı

bir elin parmakları kadar samimi eşcinsel arkadaşım var. bir o kadar da samimi olmadığım ama muhabbetimin olduğu var.

öncelikle arkadaşlarımın çoğu hornet'ten. hornet'i seks amaçlı kullandığım için oradaki arkadaşlarımın hepsiyle yattım. zamanla aramızda arkadaşlık da gelişti. kişinin samimiyetine bağlı olarak 1 kez yatıp hemen arkadaş olduklarım da var elbette. karşındaki insana bağlı bu.

sonra tinder'dan birkaç arkadaşım var. aralarında seks yapmayı bırak kanlı canlı görmediğim insanlar da var. tinder seksten ziyade sosyalleşme amacıyla kullanıldığı için daha uygun.

son olarak da twitter'da çok güzel bir eşcinsel ortamı var. ben pek kullanmadığım için oradan ortamım yok ama içine girilirse arkadaş edinilebilir.

ben bütün arkadaşlarımla ara sıra yatıyorum, buluşulduğunda elleşmeler, öpüşmeler oluyor. bunu istemiyorsanız arkadaş edinmek zor. çünkü iki taraf da seks konusunda özgür ve bu konudan bahsedince iki tarafı da ateş basıyor. rahatça her şeyi anlatmak demek erkeklerle ilişkileri ve seksi anlatmak demek. ortaya seks konusu açılınca elbette kan başka yere gidecek.

ben en çok seksimi "bir daha seks yapmayacağız" diye anlaştığım arkadaşımla yaptım. ikimiz de birbirimize karşı koyamıyoruz. ayrıca tanıdığın, güvendiğin ve sevdiğin birisiyle seks yapmak bir yabancıyla yapmaktan çok daha kaliteli.

bunu neden anlattım? asla seks olmayacak dersen mutlaka seks yaparsın. hayat tükürdüğünü yalatır -bu sefer gerçek anlamda-*

feminenlerden hoşlansaydım kadınlarla birlikte olurdum

benim de katıldığım bir durum. gay demek erkeklerden hoşlanan erkek birey demek. yani kıllı, sakallı, iri yarı, kaslı insanlardan hoşlanmak demek. sadece kılın istisnası var. bazı insanlar hiçbir kendinde de partnerinde de sevmiyor. ben biseksüel birisi olarak kadınlarda kadın gibi ve erkeklerde erkek gibi bireylerden hoşlanıyorum. ne feminen ne cd ne trans (kendilerine saygım var) ilgimi çekmiyor. bu türlerle ilgilenenlere de hoş gözle bakmıyorum. bunların çoğu ekseriyetle kadın bulamayan abazan tayfanın çakmasıyla takılmasıdır. onların gözünde erkeklerle birlikte olmuyorlardır ve bundan dolayı gay değillerdir. ona gay derseniz sinirden sizi sikebilir ama yine de gay olmazlar. onlara sadece acıyorum.

türkiye'de biseksüel bir insana aşık olmak

biseksüel bir birey olarak sorunun biseksüel olmakla alakası olmadığını söyleyeyim. sorun kişiyle alakalı.

birçok gayle uzun kısa ilişkim oldu. sadece duygusal olarak ilerleyen de oldu, seksle başlayıp duygusala evrilen de. duygusal olarak bir elektrik hissettiğimde hepsine açıkça söyledim.

"benim biseksüel olduğumu biliyorsun. ben sana hiçbir söz vermiyorum. seni sevsem bile bir ilişki içinde olabileceğimi düşünmüyorum. benim yönelimimi kimse bilmiyor. açıklayabileceğim bir çevrem de yok. kaçınılmaz olarak bir kadınla evleneceğim. bu bir zorunluluk değil tercih olacak. biseksüelim ve bir kadını da sevebilirim. bir aile kurmak, baba olmak istiyorum. bir erkekle güvenemediğim bir ilişkiye girip 50'li yaşlara geldiğimde yalnız olmak istemiyorum. aynı zamanda bir erkekle birlikte olduğumda ne fizyolojik olarak ne de yasal olarak bir çocuk sahibi olamayacağım. sevgi bir gün bitiyor ne yazık ki. o yüzden lütfen bana bağlı kalma. doğru insanı bulursan git ona. eğer birini seversen söyle. benim sana verebilecek bir geleceğim yok" dedim. açıkça ve dürüstçe.

hepsiyle de bir süre daha devam ettik ve daha sonra bana karşı ilgilerini kaybettiler. sevgi olsaydı bu olmazdı. onlarınkinin anlık bir ilgi alışverişi olduğunu baştan biliyordum. hepsi de ilişkinin sonunda açık ve dürüst olduğum için teşekkür ettiler. ve hala hepsiyle arada görüşüp sevişiyorum. tekrar tekrar benden önce ve benden sonraki ilişkilerinde benim kadar açık insanla karşılaşmadıklarını, duygularının kullanıldığını söylüyorlar.

uzun lafın kısası; ilk entrydeki arkadaş sadece sevişmek istedikçe geri dönmüş. bir ilişki gözüyle bakmamış. bu omurgasızlığını da biseksüelliğinin arkasına saklamaya çalışmış.

öcü olan biseksüeller değil ikiyüzlü toplumdur.

ayı sözlük itiraf

bu akşam birisi instagram'daki gerçek hesabıma nude attı. profile baktım takipçi sayısı az. ortak birisi de yok. ben gizliyim. kendi hesabımdan da lgbt'ye dair bırak paylaşımı takip bile yapmam. hesabım da gizli zaten o göremez. ilk defa böyle bir durum başıma geldi. ne yapacağımı bilemedim. benden şüphe duyan birinin beni denemek isteyebileceğini düşündüm. biraz ters cevap verdim. sonra o çocuk da beni engelleyip gitti. attığı nude çok güzeldi. sevişmek isterdim. ne yazık ki kendi kimliğimi kullandığım hesaptan öyle bir teşebbüste bulunamam. hornet'ten olsa neyse. yazık oldu.

tükürük tokat ve küfür seven pasif

tükürük, tokat, aşağılama tamam da küfür işini hiç beceremiyorum. ya hiç etmeyeceğim ya da başlayınca ana avrat düz gidiyorum. hem de -afedersiniz- sikerken, senin götünü sikeyim diye küfür etmek çok komik oluyor. olum yapıyorsun zaten. ön sevişmede de olmuyor abi. sextingde güzel oluyor ama bak.

ayı sözlük itiraf

arkadaşlarla oturmuşuz kafayı çekiyoruz, hepsi hetero erkek, kız mevzuları açılıyor haliyle. biri diyor eski sevgilimle şöyle böyle oldu, biri diyor en uzun ilişkim şu kadardı, biri diyor kızı kuytuya çektim şunu yaptım, ev kiraladım akşamdan sabaha... sonra kafalar bana dönüyor. bir şeyler zırvalıyorum ama eminim yüzümden belli keyfimin kaçtığı. keşke diyebilsem ulan erkek sevdim, kaşına gözüne vuruldum, kokusuna tahrik oldum diye. keşke bir erkekle yaşadıklarımı kızla olmuş gibi anlatmak zorunda olmasam. neden eve kız atmıyorsun? dediklerinde çünkü erkeklerle yatıyorum diyebilsem. saklanmak, gizlenmek, yalan söylemek o kadar ağır ki bazen. pot kırmamak için keyfince alkol almamak, diken üstünde olmak. telefon kullanırken hornet’i tinder’ı görmesinler diye ekranı gizlemek. flörtten gelen mesaj görünmesin diye bildirimi kapamak. her adımını onlara göre ayarlamak. yorucu, yıldırıcı. bunlar buz dağının görünen kısmı. görünmeyen kısımda neleri sakladığımızı hepimiz biliyoruz. keşke böyle olmasaydı, keşke özgürce yaşayabilseydik. yazık ulan bize. çok yazık.

rapor almak için söylenen yalanlar

lise yıllarımda bu yalanlara başladığımda henüz çok toydum. doktora boğazım ağrıyor, gribim, öksürüyorum gibi yalanlar söylüyordum. bazılarında rapor alıyor, bazılarında elim boş dönüyordum. özellikle öğleden sonra gittiğimde rapor almam imkansızdı. böyle böyle işi öğrendik. eğer o gün okula gitmeyeceksem erkenden pijamalarla kalkıp doktorun yolunu tutuyordum. burada aç olmak önemli. yüzün solgun görünmesi lazım. sonra doktora ishal oldum, götümden işiyorum* diyordum. oraya da bakacak değil ya. gerçi bir tanesi tahlil istemişti de beden dersinde üşüttüm gerek yok deyip yırtmıştım. böylece doktordan ilaç, bol su iç tavsiyesi ve raporla mutlu mutlu ayrılıyordum.

feminenlere ilgi duymayan gay

ben de ilgi duymuyorum. herkesin kendi zevki aşırı tepki vermeye gerek yok. gay kelimesi erkeklerden hoşlanan erkeği tanımlar. bu sadece fiziksel anlamda değil karakter anlamında da olabilir. maskülen bireylerden hoşlanabilir. maskülen de sakallı, kıllı, kaba saba demek değildir. hiç kıllı olmayan, kibar ama maskülen karakterde insanlar da vardır.

feminenler ise kelime anlamıyla kadınsı demektir. birisi erkekten hoşlanıyorsa neden kadınsı biriyle birlikte olmak istesin ki? özellikle feminenlerden hoşlanan tipler de zaten gay değilim aktifim diyen tiplerdir. hiç şaşmaz. kadın bulamadığı için "kadınsı" olan biriyle yatar. yüzüne "sen gaysin" desen "siktir lan ibne" der tokadı basar. kendine iğneyi batırmaz. çünkü o sadece sikini sokacağı bir delik arar.

şahsen feminenlere ilgi duymuyorum. kaşları alınmış, kıl olmayan, kadın davranışları gösteren birinden hoşlanacak olsam zaten kadınlardan hoşlanırdım. erkeklerden hoşlanıyorsam da maskülen özellikleri olandan hoşlanırım. açıkçası feminenlere saygı duyuyorum, öyle hissediyor olabilirler fakat feminenlerden hoşlanan tipleri hiç samimi bulmuyorum.

izmir

nasıl partner bulunamadığını anlamadığım şehir. hornet, tinder adam kaynıyor. üstelik yarısından fazlasının tipi oldukça düzgün. üniversitelerin uzaktan olmasıyla alakalı çıtır sayısı düşüşte ama benim gibi memlekete gitmeyenler de var (kıps)

neden yalnızsınız

bir erkekle ilişki yürütebileceğimi düşünmüyorum.

sadece dört duvarın arasında yaşanabilen, dışarıda elini tutamadığın, gözlerine bakıp öpemediğin, başkalarına yakalanmamak için kelimelerine dikkat etmek zorunda olduğun, arkadaşlarından ve ailenden saklı tutmak zorunda olduğun, keyfince davranamadığın bir ilişkiyi yürütmek çok zor. dört duvar arasına girince herkesle her şeyi yaparsın zaten. bu sevgililik olmaz.

ayrıca çokça ilişki aşamasına gelen flörtüm oldu. bir yerden sonra iki erkeğin egosu yarışmaya başlıyor. halbuki ben ego yarıştıran birisi olmadım hiç. okuduğun okul, yaptığın iş, geldiğin aile konusunda bir taraf üstünlük kurmaya çalışıyor. oysa ortak bir hayatta bunların bir önemi olmamalı. iki taraf da birbirini olduğu gibi kabullenmeli. henüz böyle bir erkekle de tanışmadım.

biseksüel birisi olarak kadın tarafı var tabi bir de.

kadınlardan maddiyat odaklı olmayan birisini hiç tanımadım. tabi bunu yüzüne karşı söylemiyor hiçbirisi. biraz zaman geçirince söylemlerden anlaşılıyor. o zaman ben de güle güle diyorum.

maddiyat hiç önemli olmadı benim için. daha doğrusu bir amaç olmadı. peşinden koşmadım. bugün paran yoktur, yarın olabilir fakat bugün karakterin neyse yarın da odur. kadınlarda da karakteri sağlam biriyle karşılaşmadım.

bütün bunların toplamında da bana neşe verecek bir ilişki yerine sürekli düşüncelere daldıracak bir ilişki olacaksa, olmasın. yalnızlık çok daha iyi.