bu seferlik boyle olsun

Durum: 502 - 9 - 1 - 0 - 15.06.2021 17:59

Puan: 8988 - Sözlük Kezbanı

3 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 26

dating applerde uymaz diyen tipler

bazen kibar günümdeysem diyorum öyle, uymaz diye.

yazarların dayak yeme anıları

çok var da, dayak yediğini anlatmak ne bileyim pek şık durmuyor. hayır erkekliğim zedelenir, gururum kırılır diye değil. bi kere kavga etmek başlı başına utanç verici bir durum. sen bir şey diyon, karşı taraf bir şey diyor ortalık kızışıyor, biri yumruğu sallıyor, diğeri karşılık veriyor, millet toplanıyor, kenara bir yere çekmişler, üstler yırtık. çok kötü bir görüntü çıkıyor ortaya.

cinsel hazzı arttıran özellikler

karşıdakinin sahip olduğu, cinsel hazzımı ikiye üçe katlayan zevklerdir. hepsi bir arada oldu mu zevkten çıldırtabilir.

mesela;

eğitimli, kültürlü, bilgili oldu mu extra zevk alırım, sapyoseksüel değilim.

zengin, varlıklı, elit oldu mu extra zevk alırım; eskort değilim.

mevki, makam sahibi oldu mu acaip zevk alırım.

ünlü, şair, yazar, oyuncu olması aşırı zevk verir.

olgun aktiflerin ağına düşen genç ve masum pasifler

tüm ilişkilerim olgunç genç üzerineyken neden böyle söyledin ki şimdi :(

olgunların olmadığı bir dünyada heteroyum. bu durumdan çok memnun olmasam da tercihim bu yönde. bunu bilinçli ya da isteyerek yapmıyorum. olgun tipi, vücudu; hetero birine taş gibi bi hatun nasıl geliyorsa o da bana öyle geliyor.


anlaşma kısmına gelince bazen oturup muhabbet ettiğim insanlardan duyarım, düşüncelerin tavrın yaşının çok çok üstünde diye. sanırım bu yönümü de olgunlarla otura otura ortama adapte olmak için kazandım.

bir de bir olgunla tanışma ya da bakışma evresine girdik diyelim başlarda her şey çok normal gelir sonra bi ara kafama dank ediyor. bu adamla her şey normal başlamış ama bir de onun penceresinden bak diyorum. kendi açımdan bakınca her zaman yaptığım şey ama bu adam demez mi ne işim olur bu bebeyle. çünkü yaş farkından gerçekten bebe sayılırım. ne işim olur derken lafın gelişi tabii. o pazarlığı kafasında yapan adam zaten ilk adımı atmıştır. yani demek istediğim benimle ilgili bir şeyler yaşama konusunda aklından hiçbir şey geçiyormudur ki diyorum. geçiyorsa da gerçekten benim olgunlardan hoşlandığım gibi o da gençlerden mi hoşlanıyor yoksa kendini avcı beni de av olarak mı görüyor. bunları kestirebilmek çok zor.

akıl almaz şarkı sözleri

akıl almaz derken ben bayağı bayağı yıldız'ın böyle kokoyu çekip yazdığı insanüstü tarzda şeyler beklemiştim. meğerse tam tersiymiş.

seni dın dın yaparım diyen bi gerizekalı vardı. dinledikçe sinirlerim acaip bozulurdu. bunu söyleyen birinin; ne müziğe ne kendisine ne de dinleyene saygısı yoktur. işin garip tarafı ciddi ciddi o şarkıyı beğenenler vardı.

" arkamdan konuşup beste yapacağına
yüzüme konuş düet yapalım"

belki inanmazsınız daha bu şarkı piyasada yokken arkadaşım bunu facebook'ta paylaştı diye silmiştim, ne salak adam diye.

bir de çocukken hatıra defterlerinde okumuştum;

" vur hançeri kalbime
kalbim parçalansın
fazla derine inme
çünkü orda sen varsın"

abi bu ne ya? besteden kurtardı desen o da yok. adam bildiğin okuyor, söylemiyor. irem derici'nin falım sakızından yaptığı şarkı bunlardan kat kat daha kaliteli, hiç mi utanmadılar bunları yaparken.

en yakın arkadaşla aranın açılması

yaklaşık 5 sene önce yakın arkadaşlarım arasında verilen toplu bir karara karşılık gereksiz bir atar yapmıştım. aslında haksız da sayılmazdım ama dozunu kaçırmıştım atarlanmanın; ben tek siz hepiniz diyerek içinden geçmiştim hepsinin. ve sonuç olarak hepsiyle aram açıldı.

bu arkadaşlardan biri benim çok samimi lise arkadaşımdı. ilişkimizi anlatmaya gerek yok, herkesin vardır yakın bir arkadaşı. nasıl olduğunu biliyordur. en çok ona karşı kendini iyi ifade edebiliyor, seni en çok o tanıyor, yanlarındayken enerjin çok yüksek oluyor vs.

diğer arkadaş; lise arkadaşımın kısa sürede çok samimi olduğu biri. aynı şekil tanışınca bizim de samimi olduğumuz, hatta onu benle tanıştıran arkadaştan daha çok samimi olduğumuz biri. geri kalanlar önemsiz benim için.

iki samimi arkadaşla küsen tek taraf olunca daha çok zor geliyor insana. onlar en azından görüşüyor hâlâ yokluğunu çok hissetmiyorlar ama sen biriktirçe biriktiriyorsun. aramayı da yediremiyorsun guruna. ucunda ölüm var sanki. hep bir mucize beklersin, sizi barıştıracak..

öyle kötü bir inadım, gururum var ki kafama silah dayasalar arayamam. ama her ne olduysa gabileden tanıştığım biri vardı. (bu arada bu arkadaşların ortamla zerre alakası yok beni de bilmiyorlar. ) görüşmesek de seviyeli bir muhabbetimiz vardı. ara sıra ara diye yazar, uzun uzun konuşurduk.

bi gece yine bu adam mesaj atmış müsaitsen konuşalım diye. mesajlaşma da anlık geçiyor aramızda. tamam arıyorum diyorum, ara diyor ve adamı arıyorum. bir çalıyor, iki çalıyor cevap yok. lan noluyor diyorum daha şimdi wp den online dı, dıt dediği gibi açması lazımdı. telefon ekranına tekrar bakıyorum ananskm diyorum. bu adam ile arkadaşın isimleri aynı, bunun isminin sonunda nokta var sadece. genelde de son aramalarda arıyordum, bok mu vardı rehberden aradım adamı??

işin kötü tarafı her bir ihtimali düşündüğümde daha da kötü oluyordum. çocuk dönüş yapmazsa; siklemedi beni deyip ezik duruma düşecektim. köpek gibi pişman oldu diyecekti. tekrar arayıp yanlışlıkla aradım seni diyerek daha da ezik bir duruma düşemeyeceğime göre sonsuza kadar böyle bilinecekti. yok eğer dönüş yapsaydı ne dicektim adama? kezban gibi ya ben seni yanlışlıkla aradım diyecek değildim sonuçta. desem de kesin yalan söylüyor, numara yapmış diyecekti. hadi bunu demesem de aradım diye bir kılıf uydurmak gerekiyordu, bunun için de pişman oldum demekten başka bir şey gelmiyordu aklıma. yani ne dicem adama 2 sene görüşmedik borç para mı isteyecektim?

sonuç ne oldu? hiçbiri olmadı mk. kafamda saçma sapan büyütmüşüm olayı. insanın en büyük düşmanı kendisi. bu yersiz gururumuzdan kim bilir neler neler kaçırmışız saçma sapan pazarlıklar yaparken. yok şöyle yapsam şöyle olacak diye diye. çok yersiz anlamlar yüklüyoruz.

3. çalıştan sonra farketmemle hemen telefonu kapattım. bi süre dona kaldım sonra aramam gereken kişiyi aradım. durumu ona da açıkladım, bi süre havadan sudan konuştuk. aradan iki gün geçti baktım arkadaş arıyor. sike sike açacaktım telefonu, bu yükü üzerimden atmam gerekiyordu. açtım telefonu, ne yapıyorsun nasılsın derken muhabbet aktı gitti. ilkin ya yanlış oldu falan çıksa da ağzımdan üzerinde bile durmadı. 1 saatten fazla konuştuk. telefonu kapatınca da hepsi bu muydu dedim kendi kendime. bu sana ders oldu mu derseniz olmadı. hala aynı kişiyim. ve şu an bu durumun bire birini tekrar yaşıyorum, sonucunun ne kadar basit olacağını bile bile. akışına bıraktım, olur da belki ileride yine yanlışlıkla doğru bir şey yaparım diye.

flörtün yakın arkadaşıyla bakışmak

şimdi bakıştığım biri var, başlarım senden de bakıştığın kişiden de dediğinizi duyar gibiyim. haksız da sayılmazsınız. ben bile yeter diyorum kendi kendime. son zamanlarda girdiğim bütün entryler de zaten o kişiyle alakalı, o olmasa buralara uğramayacaktık anlaşılan ama bunu da yazmasam içimde ukde kalacak. hem başka kime dökebilirim ki içimi.

bu şahsın beraber takıldığı bir kaç kişi var. oturur çay içerler, beraber bir yerlere giderler falan.


bi gün kapıdayken bu adamın bir yerlerden geldiğini gördüm. yolun karşısından kendi iş yerine doğru yürüyordu. ben de o ara onu seyrediyorum. ani bir dönüşte onu izlerken yakalanmamak için bakışımı yolun karşısına çevireyim dedim bir de ne göreyim. bunlar arkadaşıyla arabayı karşıya park etmişler. bu önden inmiş gelirken arkadaşı biraz geriden geliyor. ben yolun karşısına kafayı çevirirken bu sefer de arkadaşıyla göz göze geldik. ne oluyor mk dedim kendi kendime. çünkü baktığı posizyon öyle tesadüfi bir pozisyona benzemiyordu. hani inşaatın önünden geçersin kepçe çalışır o ara yürümeyi unutup sırf kepçeye dalarsın ya öyle bir pozisyondaydı. büyük ihtimal bu da bu yolun yolcusu dedim kendi kendime. en azından bu durumdan haberi olduğunu düşünüyordum.

şimdi bu adamı dün yine gördüm. ara sıra benimkinin iş yerine gelir oturur, kapıya çıkar falan. o ara bana çok bariz baktığını farkettim. kendim de ona bakamıyorum, aralarında benim muhabbetim geçiyorsa eğer bu bana da bakıyor, herkese bakıyordur lafı olmasından çekiniyorum açıkçası. o yüzden direkt ona değil de onun olduğu tarafa bi yere bakıyorum, o ara ona da gözüm çarpıyor işte. neyse tam o esnada benim da yanımda bir adam vardı muhabbet ediyorduk. bu adam da yanımızdan geçti. ben olayım farkında olduğum için görmezden geliyorum ama yanımdaki adam o adam geçtikten sonra bi selam versen ölür müsün be adam diyor arkasından. hayırdır abi noldu diyorum. görmüyon mu adam içimize girecek resmen ama bir selam vermeye tenezzül etmiyor. böylelikle dünyadan bi haber bu abimin bile bunu farketmesiyle bir daha teyit etmiş oldum adamın baktığını. aynı şekilde bu gün yine gelmişti, bu sefer bakışlarımı kaçıramadım, bi kaç kez göz göze geldik. durum böyle olunca aklımdan bin türlü ihtimal geçti.

ilk arabadan indiklerinde adamın bana baktığını farkedince; dedim heralde bu demiş ben önden gidicem, sen de arkada bi yerde onu izle bana bakıyor mu diye. çünkü çok güzel taktik 3 şahıstan izlemek. her şeyi net görüyorsun. karşılıklı bakışınca durum biraz farklı oluyor sırf sen bakıyorsun diye de bakıyor olabilir ya da kesik kesik bakmaktan bütün ayrıntıları yakalayamıyorsun ama başkasının gözünden bakınca her anını kaçırmadan izleyebiliyorsun.

daha sonra bu adamın yalnızken sürekli bana bakış atmasıyla yeni argümanlar üretmeye başladım. çünkü olay artık izlemekten çok kendi ilgileniyora geldi. bununla birlikte bu coğrafya da hem yakın arkadaş olup, hem gay olup hem de bir birini bilme üçlüsünün ne kadar zor olabileceğini düşündüm. ki ben bu adamın kendi kendisinden emin olduğundan bile şüpheliyken. tamam bu kadar uzun süre bakıştığımıza göre vardır bir şeyler de bu nasıl bir tecrübesizlikse artık bir sene boyunca hâlâ icrat yok. o yüzden ilk ihtimal bana biraz şüpheli geldi. böyle de düşününce arkadaşının onca insan arasında beni gördüğü gibi direkt süzmesi de biraz uçuk geliyor. demek ki vardır bildiği bir şeyler. bu hayatta her şey mümkün diyelim.

adam beni izlemekten çok ilgi duyuyormuş gibi bakıyor demiştim. burada da aklıma iki ihtimal daha geliyor. birincisi benim adam buna demiştir bi de sen bak şuna, sana da sürekli bakacak mı? diye. yani beni deniyordur. ya da bunların gerçekten bir birbirlerinden haberleri yok ikisinin ayrı ayrı ilgisi var. birinci ihtimalden çekindiğim için adama çok bakamıyorum ama biliyorum ki baksam kısa zamanda aramızda bir yakınlık olacağını. bu daha girişgen duruyor öbürüne göre. bir de sırf diğerine bazen kızdığımdan bununla tanışıp yakınlaşmak istiyorum. onca zaman adım atmamanın pişmanlığını yaşasın diye. yenisi de fena değil, gideri var yani. önümüzdeki günlerde bir gelişme olacağını hissediyorum. olursa eğer buraya editlerim.

azgınlıktan ötürü yaptığınız saçma olaylar

17 yaşındayken bi komşumuz vardı toptancı. o zamanlar iş yerini yeni açmış, daha yeni görüyordum onu. yaşı 55 in üzerinde olmasına rağmen biraz fırlamaydı. beni her gördüğünde bakışları üzerimde sabit kalırdı. yaşımın ufak olmasından cesaret alıp rahat davranıyordu. benim de o zamanlar ilgi alanım 30 - 40 arasıydı. adam bana her ne kadar hoş görünse de o yaşta biri bana korkunç geliyordu açıkçası. sürekli yaptığı bir hareket vardı o beni çok tahrik ederdi. eliyle pantolonu önden yukarı doğru çeker bırakırdı. arkadan izleyince kumaş pantolon kalçalarının arasına kaçardı.yani iş sexe kadar gelecek olsa gözümü bile kırpmazdım ama daha muhabbet başlayacakmış da konusu açılıp iş o noktaya gelecek. o zamana kadar kalbim yerinden çıkmazsa tabi.

reel hayatta insanlarla çok bakıştığımız oldu, böylesine girişgen birini ilk defa gördüm. adam her fırsatı değerlendirirdi. her yanımdan geçişinde bir şeyler der, zarf atardı. tabii bunların ne anlama geldiğini çok sonradan anyalacaktım.

bi gün beni görüp işin var mı diye sordu. olmadığını söyleyince arabaya bin bir yere gidiyoruz senle dedi. gideceğimiz yer belli, depoya gidecez bir kaç koli var onları alacaktık ama adam direkt söylemiyor. işin içine gizem falan katıyor. nereye gidiyoruz diye sorunca karıya götürecem seni, rahatlatacam seni gibisinden bir şeyler dedi. şaka yaptığını biliyorum ama yine de içim kıpır kıpır. temkinliyim de biraz, olur da bir işaret falan verirse affetmem diye.

neyse depoya geldik birkaç koli alacaz dedi, tamam dedim. baktım çağırdı beni, kaldır beni şu yukarıdaki koliyi alacam dedi. kendi boyum uzun ve zorlasam elim yetişir yetişmesine ama bozuntuya vermedim. yine her zamanki gibi kumaş bi pantolon giymiş, poposu müthiş görünüyordu. bu anı asla unutmam; bir elimle dizlerini kavrarken diğer elimi tam poposunun ortasına yerleştirip yukarı kaldırdım. aldı kolileri çıktık gittik.

bir sene sonra benim lise bitti üniversiteye yerleştim başka şehirde. zaten yakın zamanda da ordan taşındı o da, süpermarket mi ne açmışlar. ilk bi kaç sen aklıma bile gelmedi adam. ama daha sonra her şeyi tek tek düşününce bana çok heyecan verici geldi. sürekli aklıma gelmeye başladı, bana o bakışları, yanımdan her geçtiğinde ettiği muhabbetler, o depoya gittiğimiz zaman falan. memlekete gelince artık gözlerim onu arar olmuştu. numarasını bir şekilde bulunup telefonuma kaydetmiştim. hiçbir şekilde işime yaramayacağını bildiğim halde dursun bir köşede dedim. sosyal medyadan ne kadar arasam da onunla alakalı hiçbir ize rastlamadım. sosyal medyadan fake hesaptan yoklama şansım olurdu en azından ama telefon numarasında ne yapabilirdim, aklıma hiçbir şey gelmedi.

bir gece yine anılar gözümde canlanırken adamı çok fena arzuladım. telefon numarasını özelden arayıp 31 çekerken ah uh sesler çıkardım. (başlıkla alakalı tek yer burası, hikaye kısmı teferruatı. ) adamın da hoşuna gitti galiba ne telefonu kapadı ne de bir şey diyordu. sessizce beni dinliyordu.

bi gün yine memlekete döndüğümde bunun oğlunun düğünü olacaktı. biz de davetliydik. bu arada adam milyoner olmuş. toptandan önce kücük bir bakal işletiyordu, ondan sonra toptancı, toptancıdan sonra süpermarket ordan başka şeyler derken bayağı açıldı adamlar. bizimkiler pek müsait olmadığından o gün bi tek abim gidip takısını takıp dönecekti. o da tek gitmek istemediğinden benimle gelir misin diye sordu. böyle bi fırsatı kaçırır mıyım, ben dünden razıydım. neyse akşam oldu hazırlanıp çıktım. düğünde de bir kalabalık var akla zarar. belediye başkanından tut bilmem neyine kadar içerisi tıklım tıklım. her neyse beni bi tek damadın babası ilgilendiriyordu gerisi umrumda değildi. o kadar heyecanlıydım ki. 6 7 seneden sonra ilk defa karşılaşacaktık. bana tepkisini çok merak ediyordum. acaba o da sürekli beni mi düşünmüştü, yoksa sikinde bile değilmiydim beni görürken ki tavrından anlayacaktım.

takımızı taktık, kapıda duran babasına hayırlı olsun deyip eve gideceğiz artık. abim önden ben arkasından yürüyorum, kalbim yerinden fırlayacak. sonuç ne oldu? çok sıradan oldu. iki saniye bile sürmedi elini tutup hayırlı olsun deyip bırkmam. adam ise bir saniye bile bana bakıp duraksamadı. ne çok anlam yüklemişim onca sene dedim kendi kendime. belki de değişen tiple alakalı bilemiyorum.

sevgiliyi başkası ile yakalamak

bir insan düşünün; doyumsuz, sınırsız. buldukça daha fazlasını arayan, whatsaptan anlık 200-300 mesaj alan, hornetten takip ettiği 5 bini geçen, bulunduğu şehirde ortamın en bilindik yüzü olan, iki kelimesinden ikisi de yalan, tipi ortalamanın üstünde olan.


bununla uzak mesafe ilişkisi yaşadığınızı düşünün. henüz 20 yaşlarında, hayatınıza ilk defa biri girmiş, çok sevmişsiniz. ortamın hiçbir pisliğini bilmiyorsunuz. ortamdaki herkesi, sevgilim dediğiniz kişi dahil kendiniz gibi sadık sanıyorsunuz. 5 sene böyle geçiyor.

ben yolda birine yan gözle bakar diye ödüm koparken adamın telefonunda başkasıyla pornosunu gördüm. o gece ne hissettiğimi anlatmaya gerek yok.

başlığı görünce öyle aklıma geldi, kendim özel olarak gündeme getirmedim yani. aslında şaşılacak bir durum yokmuş. ortam kaşarı olan birinden beklenebilecek tarzda bir hareket ama işte nerden bileceksin? sen google'larda eşcinsel ne demek diye aratırken; o değirmenler de, paşamlarda, tek yönde geceyi geçiriyordu. çok normal değil mi bilmemek?

ama neye yanarım? tek gecelik ilişki için bile olsa, bu ne olum? başka kaşar mı bulamadım diyeceğim kişiye hiçkimseye vermediğim değeri verdim, bütün geleceğimi onun üzerine hayal etmiştim ona yanarım.

hoşlandığınız kişinin gözünüzde zamanla güzelleşmesi

çok garip bir şekilde bir sene önce bana kaçamak bakışlar atan, bunu farkedip benim de aynı şekilde ara sıra süzdüğüm biri vardı. apaçık ortadaydı yani adamın bana ilgisi vardı, bunu anlayabiliyordum. ben de ona karşı nötr değildim ama beni çeken yönünü bir türlü çözemiyordum. beni çeken bir yönü var mı ondan da emin değildim. yarın öbür gün adam bana gelip açılsa onunla ne yapacağımı bile bilmiyordum. çünkü benim bütün kriterlerim içinde tutan tek tarafı yaşıydı ki ben kriterlerimde çok katı bir insanım. yakışıklıymış, çirkinmiş hiçbiri umrumda değil. istediğim her şey tek bedende olacak. o yüzden bu adamla ne sevişilir ne de sex yapılır-dı.


zamanla içimde ona karşı çok feci sohbet etme isteği oluştu. bildiğin ilişkiye farklı bir boyut getirmiştim. sürekli aklımda olan birine kendimi ifade etme, onun hakkında bir şeyler öğrenme, bildiğim bütün konular üzerine tartışma vs. ve yaşayacaklarımız bundan ibaret olacak. daha ilerisini hem istemiyorum, hem de düşünemiyordum. bazen gizliden onu uzun uzun izleme fırsatım olunca içimden ah çekerdim; madem beni kendine bu kadar çekiyorsun, tipin de benim için idare eder seviyede de olsa ne olurdu sanki diye.

üzerinden biraz daha zaman geçince onu artık sarabileceğimi, sevişemesem de bağrıma basabileceğimi anladım. ama hâlâ ötesine aklım ermiyor...

mesafe olarak ne kadar yakın olsak da bir o kadar da uzaktık. ikimiz de bir türlü aynı çemberde buluşacak cesareti bulamamıştık. gerçi hâlâ da öyle, bir kaç kez yakınlaşma girişimini saymasak.

ilk girişimde ilk defa yüzü tam açıyla bana dönük ve bu kadar yakından görmüştüm. yüzü benim için hayal kırıklığı olup, kafamdaki profil tamamen silinmişti. bu o değilse eğer, ben kimin için bu kadar plan yapmıştım. sürekli düşündüğüm biri var ama aslında öyle biri yok noktasına gelmiştim. oysa ben onu farklı açılardan sevmiştim...

hayal kırıklığına uğramış olsam da kafamdaki profili silip atamadım. o profile olan bağlılığı aynı şahıs üzerinden sürdürdüm. bu kadar hayal kırıklılığına rağmen devam eden ilgimi içimde bulunduğum boşluğun derinliğine verdim. bi gün elbet bu yanılgıdan kurtulacaktım hislerim doğru değilse şayet.

ama her şeye rağmen git gide onu daha çok sevmeye ve beğenmeye başladım. her duyguyu dolu dolu yaşamak istedim, dokunmaktan cinselliğe kadar. artık onu süzdüğümde; onunla olur mu olmaz mı yerine, ne güzel şeysin diyorum tepeden tırnağa. her şeyi farklı güzel geliyor ve her izlediğimde farklı bir güzellik daha keşfediyorum. ona karşı bir sahiplenme hissediyorum, bir aidiyet. demek ki sevmenin yolu benimsemekten geçiyormuş.

yarın öbür gün ne olur bilinmez, olur da bu ilişkinin adı konulursa, çok sağlıklı bir ilişki olacağı kanaatindeyim. görür görmez tipine vurulduğum 5 senelik ilişkim de oldu. sorunları saysam sabaha kadar bitmez. en bi şey yokken bile yolda giderken biri alıcı gözle bakar diye aklım gidiyordu. diğerinin güzelliği ön plandaydı ve bu en basit şekilde herkes tarafından farkedilirdi. ama bunda sadece benim gördüğüm bir güzellik var ve böyle olunca hiç acaba ne yapıyor, şu an kiminle gibi triplere de girmiyor insan. bir zamanlar tereddütle yaklaştığım insanı şu an kralıyla değişmem. sindire sindire sevmek lazımmış.


ekleme: hakkında uzunca güzellemeler yazdığım kişi için ne yazık ki tüm düşüncelerimi geri aldım. bu günkü tavırları canımı çok sıktı. ben her yeni başlayan gün artık bir şeyler olması için bir adım atarken onun saçma sapan tavırları canımı sıkıyor. aynısı defalarca yaşandı, benden kaçarak neresini tatmin etmeye çalışıyor anlayamıyorum. şimdi de buna sinirlenip ben onu görmezden gelicem. görmezden geldikçe etrafımda dolanacak, hadi bu sefer bi şans daha vereyim diye adım atacam yine aynı havaya girecek. onu görmeye bu kadar maruz kalmasaydım bir daha yüzüne bile bakmazdım ama her kafamı kaldırdığımda yüzünü görünce sıyrılamıyorsun. böyle devam etsin. yarın öbür gün ordan gidersem yüzümü bi daha zor görür. sokarım böyle aşka.

ayı sözlük itiraf

zamanında " ayı sözlük yardım" başlığında çaresiz bir şekilde entry girmiştim. çok sevdiğim bir adam vardı, 5 senelik ilişkiden sonra devam eden sorunlardan dolayı bitirme kararı almıştım. başta bu kararı vermek unutmaktan daha zordu o yüzden kararımı verdikten sonra gerisi çerez gelecekti bana.

nitekim de öyle oldu. telefonumdan bana aldığı hediyelere kadar onunla alakalı ne varsa imha ettim. giyimden tutun mutfak eşyasına kadar; giymeye, kullanmaya kıyamıyorken o anki kararlığımla çöpe atmıştım.

ilk günler normal geçti. defalarca tekrarlanan bir şeydi zaten; kavga, küslük, sonra ilk arayan ben, bi süre sorunsuz devam etme sonra yine aynı döngü. karşı taraf da uzunca bir süre sessiz kaldı. benim aramamadaki dirayetimi görünce kendi yavaştan aramaya mesaj atmaya başlamıştı. hiçbir şekilde karşılık vermedim. en sonunda açıkça da belirttim, istemediğimi. o lafımdan sonra 1.5 -2 sene gibi birbirimizden haber alamadık.

bi gün ansızın yine aradı, mesajlar atmaya başladı. benim için hiç bir şey ifade etmiyordu, tamamen nötrdüm ona karşı. beni unutmamış diye içimde zerre sevinç yaşamadım ki zamanında onu o kadar sevdiğim halde.

neyse 2-3 ay bu cevapsız aramalar, mesajlar, sitemler sürdü. en son duygusaldan uzak aramızda bi yazışma geçmişti. ondan sonra bi süre haber alamadım. merak da ettim açıkçası. çünkü en son yazışmamızdan sonra illa ki yazardı. hele ki bana bu kadar yaklaşmışken.

ve geçenlerde mesaj attı. içime doğmuş demek ki. çok tehlikeli bir rahatsızlık atlatmış. ne olduğunu buraya yazmicam okuma ihtimali olur diye ama rahatsızlığını araştırınca gerçekten yaşaması mucize olmuş. bu rahatsızlığın bir insanın başına gelme olsasılığı milyonda 3 ve kurtulma oranı neredeyse sıfır. kurtulsa bile felç bırakıyormuş. heralde çok erken müdahaleden ve doktorların iyi olmasından yana şanslıymış.

neyse şimdi hasta bir şekilde bana yazması, böyle çok tehlikeli bir durum atlattığını duyunca içim ürperdi. resmen ölmüş tekrar dirilmiş. son durumuyla ilgili muhabbet ve onun için üzüntümü belirtme faslı bitince seni hiç unutmadım, çok özledim dedi. biliyorum dedim, ben de özledim dedim sırf iyi olsun diye. ama gerçekte özledim mi bilmiyorum. ona olan sevgim aşktan ziyade şefkate yakın bi sevgi, acımayla karışık. başına bir şey gelse çok üzüleceğimi anladım. her ne kadar bitmiş olsa da iyi kötü bir anımız vardı. yan yana olmak istemesen de nefes aldığını bilmek, ara sıra aklına gelsem yeter diyorsun. yanımda olsa sadece başını göğsüme koyup uyutmak isterdim öylece, ölümün onu sevdiklerinden koparamadığını kollarımın arasında hissede hissede...

üstteki yazar

sözlüğün durgunluğuna aldırmadan, sıkılmadan, her başlığın altında entrysi olan yazar.

bir erkeğin en güzel yeri

kesinlikle kır saçları. benim için önce beyaz saç sonra tip gelir. sonra da işte iç güzellik

alttaki yazara soracaklarım var

derin detaylara girince korkunç geliyor. genç ve orta yaşta yalnızlığın verdiği rahatlık her ne kadar hoşuna gitse de insanın, ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacak kadar yaşlandığında ya bir huzur evinde ölümü beklersin ya da evinde bir hafta on gün sonra ölü bulunursun. eş yok, çoluk çocuk yok. düşünmek istemiyor insan.


insanlar reel hayatta hoşlandığı kişiye hislerini belli ettirmesi gerekirken neden bu izlenimin aksini vermek için elinden geleni yaparlar?

5 cm ile 25 cm arasındaki fark

ayı sözlük itiraf

(bkz:#424760)

bu hayatta hiç bir şeye bu böyledir, bu sebeptendir diye kesin bir yargıda bulunamazsın. aslını astarını öğrenmeden, altında ne yattığını bilemezsin hiçbir şeyin. buna rağmen hayatta edindiğimiz tecrübeler aracılığıyla düşük ya da yüksek ihtimallerle fikir yürütebiliriz. çünkü bize bunu doğrudan öğrenme fırsatı vermiyor bazen. platonik aşklar da böyle.

ben de yaşadığım deneyimlerden dolayı iyi bir gözlemci olduğunu düşünürüm. karşılık bulma sonucunda kesin bir yargıya varmasam da, karşıdaki insanın benim bazı durumlarım karşısında nasıl bir hamle yapacağını öncesinden kestirebiliyorum. buraya kadar düşündüklerim tutuyorsa devamında yanılıyor olabilme ihtimalim de azalıyor. utanma , çekinme, güvensizlik, acaba karşılıklı mı? gibi faktörler tetiklemese devamının da geleceğini düşünüyorum. bu süreci sonsuza kadar uzatan da bunlar zaten.


tip ve fizik olarak ideal tipim olan biri vardı. onunla sevişirken alacağım zevkten çok öyle bir vücuda dokunmanın verdiği hissi merak ederdim. bunu düşünürken bile nefesim kesilirdi. yanımdan her geçtiğinde bana attığı uzunca bakış içimi umutla doldururdu. diğer insanlardan farklı olarak bunun bana karşı kayıtsız olmadığı kanaatine varmıştım. linkini verdiğim entryde bu durumdan uzunca bahsetmiştim zaten.

ara sıra facebook, ınstagram hesabını kurcalıyorum. bir gelişme var mı, bir açık bulur muyum diye. şu ana kadar gördüğüm şey peygamberden sonra ikinci en dindar insan. paylaşımlar, takip ettiği insan ve sayfalar hep din üzerine. ara sıra kuran dinletileri, vaaz veren hocaları paylaşır. bunun yanında futbolla çok ilgili, seyahat etmeyi sever, cafelerde oturur, yurt dışına çıkar vs. yani bu kadar aşırı dindar birinin yapmayacağı şeyler bunlar. hele ki erkek erkeğe ilişki yaşamayı bırak, yaşayanları recmetmese iyi. ama içindeki duygular ile sosyal hayatı arasındaki farklılık kendince kafasında sistemi oturtmuş olduğu fikrini doğuruyor. yani her iki hayatından da taviz vermeden yaşıyor dedirtiyordu. tabii bunların hepsi ihtimal üzerine. yani adamın ortamla hiçbir alakası da olmayabilir.

her neyse bu günkü paylaşımında yine bir vaaz paylaşmış. vaazın konusu da "aldatmak". içeriği ondan beter. adamın ağzından çıkan tek şey aldatan erkek böyle namussuz, şöyle şerefsiz. yani bunu paylaşmak çok büyük konuşmaktır. hakkında o kadar emin olduğum adam konusunda beynimde resmen kartlar yeniden dağıtılmaya başlandı.

yani adamın konuşmasından, yürüyüşünden bakışından tut giyimine kadar hepsi şüphe uyandırıyor. kendimi geçtim hiç tanımadığım, görmediğim biri onun hakkında konu açmıştı hornet üzerinden. yukarıdaki entry de bununla alakalı zaten. her şeyi geçtim; kendi düşündüklerim bir tarafa, bir kadınla da aldatmaz insan?, bu zamanda aldatmayan erkek var mı gerçekten, yoksa bir büyüğümün dediği gibi bunlar erkekle yatmayı zina olarak mı görmüyorlar. en kötüsü de bu adamla hiçbir zaman sevişemicek olamama üzülüyorum :( bir insan o bedenden nasıl mahrum kalabilir.

eski sevgilimin yeni sevgilisine not

sevgilin hala beni unutmamış, imalı mesajlar atıyor haberin olsun.

bir erkeğin sizden hoşlandığını anlama yolları

kaç zaman önce gözüme bir adam takıldı, uzaktan hoş görünüyor. adetimdir, her hoşuma giden adama kaçamak bir bakış atar, şansımı denerim. dönerse benimdir.

adam ordan girdi buradan çıktı derken 3 bitişiğimizdeki dükkana girdi. onların bir tanıdığı heralde. biraz orda takıldıktan sonra benim tarafa yürümeye başladı, birazdan önümden geçicekti. amaçsızca bir yürüyüş. yavaş yavaş ve dalgın. bana yaklaşırken şöyle bir süzdü, ben de onu. yürüyüşü daha da yavaşlayıp durma noktasına geldi. yanıma gelip bizim işle alakalı bir şeyin fiyatını sordu. fiyatı söyledim ses etmedi. o sustu, ben sustum. yavaştan harekete geçti. kararsız adımlarla bir iki daha adım attıktan sonra geri döndü.

bizim doğunun insanını bilir misiniz bilmem. daha doğrusu olgunları. dümdüz adam işte. kendini aşan çok nadir insan var. gerisi kalıp kafa. bu adam bir de doğunun köylüsü. yüzü öyle ahım şahım değil ama fiziğiyle bütünleştirince gayet hoş biri gibi duruyor. ama nedense sanki böyle kokuyormuş gibi geliyor bana. aslında adam bakımlı da biri. köylüler hayvancılıkla uğraştığından mıdır nedir bilinçaltımda öyle yer etmiş. bir de altında mercedes araba var son model. onunla biraz o algılarımı yıktı.

bu gün yine oraya gelmiş. yanımdan geçecek. dünya yansa umrunda olmaz, öyle rahat. varsa benle bi derdi gelip yüzüme söyleyecek cinsten biri işte, benden mi çekinecek?

yanıma yaklaştı, beni görünce duraksadı. bi şey diyecek diyemiyor. öylece biraz bekledikten sonra devam etti. oralarda dolandı biraz. öğleden sonra oldu, solda oturmuş telefonla konuşuyor. ben de kapıda duruyorum, ara sıra onu izliyorum. biraz da hakkındaki düşüncelerimi pekiştirmek amacım. telefonla konuşuyor, tuşlu bir telefonla. internet dünyasından bi haber belli. facebook, ınstagram, wp hiçbir şey kullanmıyor belli. varsa içinde böyle bir şey, internet olmadan nasıl yaşıyor? yaşadığı çevre hiç de öyle yüz yüze tanışılacak bir çevre de değil. adama bakıyorum, zevkine düşkün biri gibi duruyor, hiç öyle bastıracak birine de benzemiyor.

ben bunları düşünürken kafamdaki olasılıklar da sıfıra inmeye başladı. tam o sırada adam burnunu karıştırmaya başladı. bu manzarayla eksinin altına indi tüm ihtimaller. hemen içeri geçip adamı tek seferde sildim aklımdan.

bir insanın sizden hoşlandığını nasıl anlarsınız bilmem ama siz hoşlandığınız kişi karşısında; duruşunuza, konuşmanızı, görünüşünüze, el kol hareketlerinize kadar dikkat ederken adam arkasını yaslayıp burnuyla oynuyacak kadar rahatsa sizden hoşlanmıyordur diyebilirim.

üstteki yazarın gerçek adını tahmin etme oyunu

erkeklerden çok ilgi görüp kadınlardan hiç görmemek

her ne kadar cinsel yönümüz, yaşam tarzımız farklı olsa da sosyal olarak hetero çevrenin koşullarına göre takılıyoruz. bütün heterolar gibi; lise ortamını, dershane ortamını, üniversite ortamı gördüm. yani kadınlarla aynı ortamda bulunacak her türlü fırsatım oldu. bütün buna rağmen bi gün bile olsun bi kızın bana açıldığına, yürüdüğüne, hoşlandığına, özelden arayıp sesimi dinlediğine, fake hesaptan mesaj atıp ağzımı yokladığına şahit olamadım.

aynı şartlarda, her arkadaşımın ayrı ayrı intihar noktasına gelen platonik aşıkları, bunun yanında birer sevgilileri varken insana çok büyük bir eksiklik gibi geliyor. her buluşmada sevgililer, platonikler konuşulurken sizin söyleyeceğiniz hiç bir şeyiniz olmuyor. ya sadece dinlersiniz, ya da siz de onlar hakkında konuşursunuz.

bu böyle olunca insanın aklının bi yerinde kalıyor her zaman. diğer insanlardan neyim eksik diyorsun. hiç öz güveni düşük, hayattan hiçbir beklentisi olmayan birinin de mi ilgisini çekemedim diyorsunuz.

ama gay ortamına gelince tam tersi oluyor. girdiğim her ortamda mutlaka birinin bana attığı kaçamak bakışları yakalarım. gittiğim mekanda sürekli gözler üstümde olur. kısacası bir taraftan çok ilgi görürken diğer taraftan hiç ilgi görmüyorum. bu da bana çok enteresan geliyor. hetero olsam yokluktan ölürdüm kesin.
  • /
  • 26

ayı sözlük'ten okuyucuya tavsiyeler

çok acaip bir durum yok, sen yan cebimde dur ama ben bağlanmayayım, başkalarıyla da sikişmeye devam edeyim istiyor, kendi kendini rahatlatmak için de "aslında ben tek eşliyim vırt zırt" diyor ki aslında bu senden çok kendini kandırmaya çalışmak. yapman gereken şu:

öncelikle kendin ne istiyorsun ondan emin ol. tek eşli bir sevgili ilişkisi mi istiyorsun, yoksa bunla devam etsin, bozmayayım, kaçsın gitsin istemiyorum mu diyorsun. yoksa sadece durumu açıklığa kavuşturayım, ne olduğumuzu anlayayım yeter mi diyorsun. kırmızı çizgilerin neler, neye fitsin, ne olmaz vs.

bunları belirledikten sonra da arkadaşı karşına alıyorsun, ne iş, ne yapıyorsun, seni growlr'da gördüm ama tek eşlilik istiyorum diyorsun, beni eşten saymıyorsun herhalde, durum nedir diyorsun. muhtemelen seni eşten saymıyor, zaten cepte görüyor, çok da önem vermiyor. tabii bunu açık açık söylemek istemiyor çünkü bir şekilde senle ilişkiden fayda sağlıyor. o nedenle açık açık bunları söylemeyecek. ama burada da senin kırmızı çizgilerin ne o önemli olacak. bu arada yani sen de o ilişkiden fayda gördüğün için, bu herif growlr'larda gezdiğini görmene rağmen ayrılmak istemeyebilirsin. neyse, tavsiyem açık açık konuşmak yani, çok ilginç bir şey değil.

öte yandan bu arkadaşa karşı romantik duygular geliştirmişsen (ki öyle gözüküyor) ve amacın/isteğin bir ilişki yaşamak ise, bu arkadaş bunu sana vermeyecek gözüküyor, o nedenle eğer gerçekten isteğin buysa, adamın peşinde sürünmemek için, "benim isteğim bu, okey değilsen baybay" yapman gerekiyor (zor olacaktır senin için tabii). adam küçük bir ihtimal seni kaybetmek istemeyeceğinden ok diyebilir, ama büyük ihtimal (tecrübe konuşuyor) o zaman sen yoluna ben yoluma diyecek (gey milleti). işte o noktada "ok, kib bye" yapabiliyorsan herifin gözünde değerin artacak (maalesef).

bir ihtimal (ama küçük bir ihtimal yine de), bir süre sonra sende yaşadığı hisleri özleyecek ve seni o arayacak. o zaman başka bir manzara olur. aramazsa da, sen de sikerler diyip yoluna devam edicen.

öncelikle ne istediğini bilmek ve kendine saygı duymak lazım yani. yoksa böyle başkalarının gitgellerinin arasında perişan oluyor insan ve hiç gerek yok. gelene hay, gidene bay.

yardımcı olabildim umarım.

kolimi kanattım

kendinden büyük erkekleri sevmek

konuya alakasız gireceğim ancak antik yunan'da eğitici rolündeki yaşı büyükçe bir erkeğe yüklenmiş "bir erkeğin nasıl davranması gerektiğini öğretmesi" görevi kadar alakasız girmeyeceğim. nitekim plato'nun aşkın en saf ve temiz halinin savaşçı erkekler arasında olduğunu söylemesinden ya da freud'un aşkın yetişkin bir insanın hayatındaki kaos ve savaş düşkünlüğünün doğal sonucu olduğu görüşünden veya insanın varoluşunun kendi yıkımını getirme düşkünlüğü üzerine olduğundan ve dolayısıyla aşkın da bir varoluş yıkımı olarak insan hayatında kendini gösterdiğinden de, yaşın bu anlamda en etken yıkıcı olduğundan zira bize yaşın küçüklüğümüzden beri olgunluk ve kendini bilirlik olarak, hatta çoğunlukla hayatımıza etki eden yanlış davranışlar olarak işlendiğinden bahsetmeyeceğim.

genel daddy severlere, tabirin doğası gereği "kendi babasını arıyor" benzeri bir yorum yapılır. kimse adına konuşamayacağımdan kendi adıma konuşacağım; benim babam disiplin ve kural timsalidir, kültürlü ve eğitimlidir, ayrıca bire birde ürkütücü ve baskıcı olduğu sebebiyle manipülasyon yeteneği de çok yerindedir. çoğu huyumuz birebir olarak aynı olduğundan, böyle bir insanı "arıyor" olsam muhtemelen dünyanın en zehirleyici ilişkisini yaşardım.

bir aktif olarak, maddi anlamda kimseye hiçbir anlamda ihtiyaç duymayan ve ne istediğini bilen biri olarak yaşı benden küçük veya bana eş, bana yakın insanlarla birlikte olduğumda genel olarak hepsinin karakterlerinin oturmadığı yerler üzerlerinde sırıttı.

o yüzden, buyrun sizin olsun besleyip doyurduğunuz, dinlemeye dayanamadığınız ve sadece sikmek için var ettiğiniz yaşıtlarınız. buyrun sizin olsun eline muhtaç olduğunuz ve ne yaparsam bana şunu alır dediğiniz "yakın yaşlardaki" ilişkileriniz. ben; dinlemeyi bilen, sevişmeyi bilen, konuşması ve hareketleri yerinde olan, beni kaybetmeyeceğini bilmesine rağmen kaybedecekmişçesine yaşayan ve sadece bu yüzden bile benden vazgeçemeyecek daddy'mle gayet memnunum.

lil zey

türkiye standartların üstünde kadın rapper.
hele heveslenmem parçasını günde bi 10 posta dinler oldum.bir kere şans verin ey yazarlar

erkeğin seksiliğinden çalan unsurlar

fırlamalık, küfretmeden meramını anlatamıyor olmak, bakımsızlık, patavatsızlığı dobralık sanma yanılgısı, beş dakikada bütün hayatını sayıp dökmek, kendisini dayanılmaz ve vazgeçilmez sanmak, ölçüsüz olmak, yalancılık,...

ayı sözlük yazarlarının damar parçaları

damar deyince aklıma gelen, insanı derinden etkileyen, hüzünlendiren türde şarkılar. benim liste aşağı yukarı şöyle:

fikret kızılok - haberin var mı?, bir harmanım bu akşam.
nilüfer - unut gitsin, ilk göz ağrısı, son arzum.*
şehnaz - bugün tadım yok.
nazan öncel - geceler kara tren.
antony and the johnsons - cripple and the starfish.
damien rice - cheers darlin'

ayrılık

kolay incelenmesi açısından dönemlere ayrılır.

1. yıldız tilbe dönemi
sürekli bir dertlenme kederlenme evresidir. götüme takmayayım derken sürekli kafanda dönüp durur.

2. demet akalın dönemi
amaaaan elimi sallasam ellisi, unuttum çoktan, kendi kaybetti, hayvan, pislik, 'kötü çocuk pezevenk' dönemleridir.

3. orhan gencebay dönemi
demetten sonra birden bire anden gelir. bir sabah uyanırsın ve ben insan değil miyim, ben kulun değil miyim diye uyanırsın, bir dönem de böyle gider.

4. serdar ortaç dönemi
tıpkı sanatçının sarkıları gibi alakasız ve çelişkilisindir. bir an özlerken bir dönem sonra aman umrumda değil, hemen ardından bir dönse diye düşündüğün sonra yüzüne bakmam dediğin, nakaratın daha eğlenceli geçtiği dönemdir.

5. ilhan şeşen dönemi
artık atıp tuttuğunuz, içten içe atarlandığınız, durup özlediğiniz, dönüp sevdiğiniz dönem geride kalmıştır. artık çok daha olgun ve ilişkiye doğru bir bakış açısıyla yaklaşırsınız. artık dönse de bilirsiniz hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.

böylelikle bir ilişkinin daha sonuna gelmişsiniz demektir.

yakışıklı karizmatik zengin koca adayı

tanım:birçoğumuzun hayallerini süsleyen erkek türü..

fakat söyleyim hepiniz buna heves ediyorsunuz ama bu o kadar kolay bir şey değil...üfff tanım girdiğime göre,bir sigara yakayım...bugün stresten ikinci sigaramı yakıyorum,deliler gibi de utanıyorum kendimden...ay biliyorum,dedikodu istiyorsunuz,şu lanet olasıcayı yakayımda,vericem dedikodu...

oooh yaktım,şimdi bahsettiğim adam inanılmaz zengin,sıçtığı bile para..ay her şeyi mi madem anlatıyorum ismini de söyleyim,tam olsun..ismi zülfikar, 29 yaşında.. ve elbette yakışıklı... ahahaha ne sandın bebeğim..

ay neyse geçen sabah bir kalktım,ama içimden hiç işe falan gitmek gelmiyor,her zamanki gibi...dedim ki zengin koca adayıma yavşayım,istifa falan etmemi istesin,desin ki mesela evinin gayi ol brokolim,hiç çalışma...

yakışıklı karizmatik zengin koca adayı: zülfikar, psk3: ben

z:efendim bebeğim?
psk3: günaydın ya,ooof o kadar hastayım ki anlatamam sana,sanki gözkapaklarımda adamlar oturuyor,sanki kollarım ayaklarım yok...sanırım ölüyorum...hiç işe falan gitmeyeyim diyorum
z:kalkıp koşsana,hem sevdiğin spor...
psk3: işte bende onu diyorum ya,enerjim sadece spor için...diğer şeylere hiç enerjim yok...sanırım ölüyorum,azrail benim işe gitmemi bekliyor...ay işyerinde alacak canımı,oraya hiç gitmemeliyim...
z: psk3 çalışmak zorundasın,bu şekilde güçlü olacaksın,para biriktirip...
psk3: ya işte bende onu diyorum,sen bana şu 100 binlik kredi kartını ver,söz taş çatlasın aylık 10 bini geçmem,diğer 90 bin acil durumlar için...ay bakarsın dağda falan mahsur kalırsam diye diğeri...
z: psk3 işe gideceksin,sabah sabah daraltma içimi...sen gene tutunamayanlar ı mı okudun ya?
psk3:aman iyi be,kimseye muhtaç değilim ben tamam mı?

çaaatt!

evet,gururlu bir çüklü kadınım ben ama o gün fal baktırma ihtiyacı duyup,ankaranın en sağlam lubunya falcılarından biri deniz ablaya gideyim dedim...deniz ablayı çok severim,eski lubunyalardan,boktan bir cafe'de fal bakar,asla hiçbir dediği çıkmaz ama işte sevdiğimden,biraz da yaşına hürmeten uğrayayım eski kaşarın yanına dedim..kapattım falımıi,bekledim deniz ablamı...neyse geldi deniz ablam,açtı fincanımı:

d.a: ayhh ne bu ayol,bi kısmet var?
psk3: aaaa nerden bildin kız.evet var,çok zengin,29 yaşında,ismi zülfikar,yakışıklı,sohbetkar,tam kafa adam...ooof deniz abla her boku görüyorsun valla...
d.a: ahaha bebeğim,ben öyle bir falcıyım.o değilde,bu çok çapkın...sen de bu saflık,onda bu açıklık...yani yetememe durumu var sanki...
psk3: bırakta o elindeki fincanı azıcık akıl ver,malum eski kaşarlardansın,ne yapabilirim avcumun içine almak için şimdi?
d.a: seksapelliğini kullanacaksın,adamı azdırıcaksın..adeta seninle her anlamda irtibat içindeyken,seni arzulamalı,manasız yere şeyi kalkmalı!
psk3: kız sus,ne diyorsun sen,etraftan duyanlar olacak..ben asla öyle şeyler yapamam..
d.a: ayyy halen aynı kezbanlık..27 yaşına geldin,ama evde kaldın..bu kafayla gidersen,asla bir bok olmaz senden...ama profesyonel bir falcı olarak söyleyim,bu adamı kaçırma...biraz tabularını falan yık..
psk3:aman iyi be,seksi olacağım...azdıracağım onu..

amaaan deniz gudubeti moralimi öyle bozdu ki,yol boyunca kendimin ne kadar salak olduğumu düşündüm...neyse benim eleman gene bir ihaleye mi ne girmişti,ayy kazanacağını bildiğimden sorma gereksinimi bile sormamıştım..zırrr gene telefon,aaa zülfikar,açayım hemen:

z: ya inanamacağın bir şey oldu?
psk3: noldu gene mi aldın ihaleyi?
z:ahaha evet ya,çok mutluyum..
psk3: amaan ne güzel,bir kola ısmarlada,boğazımın kuruluğu gitsin bari.
z:ahaha kola köpeğin olsun bebeğim,coca-colayı alırım senin için..ya o değilde,hastaneye gittin mi sen?
psk3: hayır gitmedim, ama babamın doktor arkadaşına anlattım,muhtemelen tansiyon diyor...
z:bence de tansiyon ama hastaneye de git,belki kansersin..
psk3: ohaaa, kanser olmamı istiyorsun,sırf parayı tek başına yemek için...
z:ahaha saçmalama be,şaka yaptım..
psk3:ya inanamıyorum gerçekten...benim erkenden ölüp gitmemi ve parayı başkalarıyla yemenin hayalindesin sen...haram zıkkım olsun...
z:saçmalama ya,ben kazanmayı seviyorum,sende yemeyi...ben kazanayım,sen de yersin işte...
psl3:üfff istemiyorum hiçbir şey...

gene çaaattt...

istemez olurmuyum halbuki..deliler gibi istiyorum elit bir yaşamı... dur bir daha arayımda,azıcık orospuluk yapayım,deniz ablamdan öğrendiğim tüyolarla...bu sefer ben arayayım:

z:efendim?
psk3: üfff max blum ve ben bir bar açacağız,çok zengin olacağız...onun haberini vereyim dedim...o barda ayrıca go-go boy da olabilirim..kıskandın değil mi?
z:ahahah,şaka mı bu,kamera nerde,götümü açıp sallayacağım...siz ikiniz,bir barınız falan bile olduğunu unutup,açmazsınız orayı haftalarca...
psk3: ahahaha oha,kıskanıyorsun...

çaaaaattt...

ayh lanet olsun gene sabah iş var ve ben gırtlağa kadar borca batmış durumdayım...dur arayım en iyisi,aklımda deniz ablam:

z:noldu gene yaaaa?
psk3:inanmazsın ama bak bu sefer gerçekten ölüyorum,belki işe gitmezsem asla ölmeyeceğim...
z:noldu ki?
psk3: bak ayaklarımın altından sanki kılıçlar sokuyorlar,kasıklarıma kadar gidiyor..
z: kasıkların mı,oyşşş kötü oldum..üff ne seksisin böyle..
psk3: aaa,hadi ya,evet beni keşfet aşkım,cm cm,her yanımı keşfet..
z:şunu söyledikten sonra varya direkt koptum,salak direkt içine ettin ahahahaha..olum bence sen seksi olmaya çalışma valla..ahahahaha
psk3:belki çalışmama mı istesen ve 100 binlik kredi kartını versen böyle olmazdım..
z: psk3 hadi yatalım,uyuyalım.bundan sonrada asla seksi davranmaya çalışma..beni keşfetmiş...ahahahaha...
psk3:amaan iyi hadi bye...

trans erkek

bazen düşünüyorum heteroseksüel bir kadınla mı, biseksüel bir kadınla mı yoksa trans kadınla mı beraber olunmalı diye. çünkü heteroseksüel kadının trans erkek adına çoğunlukla bir bilgisi olmuyor. boş boş bakıyorsun suratına. bedenin kadın, hareketlerin maskülen, kimliğin trans erkek.

geçenlerde bir kadınla buluştum. konuşurken(buluşmadan önce yazışırken) benim ne olduğumun onun için bir önemi olmadığını yani insanları insan olarak görüp sevdiğini söylemişti.

buluştuğumuzda sık sık "kız" sözcüğü kulaklarıma çarptı. o an üzülsem belki ağlamaya başlardım ama duymamazlıktan geldim ilkinde. sana istemediğin bir şekilde hitap edilmesi o kadar iğrenç ki. sonra zaten yanlış insan olduğunu anlayıp saldım.

hayatımın daha önceki evrelerinde saçlarım kısayken ve daha erkeksi bir görünüme sahipken hayatıma dahil olan kadınlarla başta her şey iyiyken bir yerden sonra anlıyorsun yetmediğini. biri çıkıp çocuk istiyorum ben anne olacagım diyip senden ayrılıyor. bir diğeri erkeklerle olduğu gibi değil diyip ayrılıyor. halbuki sen elinden gelebi yapıyorsun yetmek için. tüm çaban karşındaki insanı mutlu etmek üzerine kuruluyken herkes gitmeye çalışıyor. diyorsun ki sevgim her şeyi kurtarabilir, şefkatim her şeye yetebilir. o kadınların daha önceki kötü deneyimlerini(şiddet, küfür, taciz) dinledikten sonra o günlerinin travmasini unutsun atlatsın diye ekstra çaba gösterirken gidiyorlar. neden? çünkü bir çükün yok. neden? çünkü sen çocuk yapamazsın. olmaz yani. seni sen olarak görüp sevemiyorlar. sonra boş boş duvara bakıyorsun. dallara, ağaçlara bakıyorsun bir ağaç olmayı yeğliyorsun ki bu zaten daha faydalı olurdu.

alttaki yazara soracaklarım var

ermeni müziğinin mihenk taşı duduk gibi geldi bana. djvan gasparyan'ın şu dinletisi de bonus olsundu.


cevap için girmiştim soru bulamadım. alttaki altta olmak nasıl bir duygu?

Toplam entry sayısı: 502

ayı sözlük itiraf

insanlar ne kadar mantıklı, sağduyulu, tutarlı düşünse de bazı konularda olaylar düşüncelerini desteklediğinde çok salakça fikirlere kapılabiliyor. lise dönemi ergenliğiyle platonik bağlandığım okulumuzun müdür yardımcısı vardı. neredeyse aradan on sene geçmiştir. platoniklerin arasindan en tutkuyla bağlandığım adamdı. hayatta bana bir fırsat sunulsaydi, her türlü onunla değerlendirmeyi seçerdim. o kadar olağanüstü bir şey gibi geliyordu ki tenimin tenine değmesi; aşkı sevgiyi geçtim, sırf nasıl bir histir bu merağından belki de en çok istediğim şeydi. bilen bilir platonikler durup dururken birine bağlanma olayı değildir. dogru ya da yanlış karşı tarafın da tavırları seni buna sürükler. etkisini yitirdiğinde karşılık konusunda en iyimser düşündüğüm adamdı kendisi. yeni yaslarimin getirdiği tecrübe ve olaya birkac sene uzaktan bakınca en ufak bir alaka görmüyordum bile. hatta yakın zamanda onu gördüğümde karşılaşmamak için elimden geleni yaptım. ama dün telefona dalmışken iş yerinin oradan birinin geçtiğini farkederken kafamı kaldırır kaldirmaz birinin gözleriyle içeriye göz gezdirdigini gördüm. aynı zamanda yürüdüğü için tam gözler bana kayınca işyerini de geçmiş oldu. bir anlık noluyor lan dedim kendi kendime. anlam vermeye çalışıyorum. oldukça düşündüklerimden uzak ihtimallerden yana kullanıyorum mantığımı ama hafiften de aklım başka yana kaymiyor da değil. hani bir şey olacağından değil. biliyorum kırk yıl böyle sürse hiçbir şey olmaz ama içinin bi yerlerinde bir şeyler cız ediyor yine. gecem onu düşünerek geçti. hala karşıma çıkınca ayaklarım titriyor.

neden en popüler yazar sen değilsin

valla ister dövün, ister sövün, ister eksi verin, özelden taciz edin. ben dayanamıcam, söylicem ağzıma gelenleri.

öncelikle başlıkta yazdığın gibi, neden en popüler ben değilimse amacın böyle zerre yaratıcılık olmayan başlıklar acarsın. ve bana göre de gayet popülersin. sol frame'de ne zaman yüzümü ekşitip anlamsız bir başlık okusam, tıkladığımda tahmin ettiğim gibi bir çift ampül bir de atlet görüyorum.

benim anladığım, biri başlık açmadan kafasında tartar, olur mu olmaz mı diye az düşünür. ama sanırım bu arkadaş olur mu olmaz mı sını uygulamalı anlamaya çalışıyor.bunu hissediyor insan ilk akla geldiği şekilde yapıştırıyor. ben iyi ya da kötü yazdığını söylemiyorum veya o konuda eleştirmiyorum sorun ne zaman bi şeyine denk gelsem: ''ne diyo bu laa'' oluyorum. o yuzden tutamadım kendimi patladım. ohh rahatladım.

bitip eridiğiniz olgunun yanında şişman kapalı teyze görmek

yolda geçiyorsun gözün bir olguna takılıyor tam bi afet. bıyıklı, kır saçlı tontiş bir şey. ortama girse belki kızların rüyalarında bile göremeyeceği erkekleri götürür ama yanına bakıyorsun bütün duygularını alt üst eden bir teyze. sonra mantıklı düşünmeye başlıyorsun... ortada yanlış bir şey yok. karşıda bir aile profili var. yine de tuhaf düşüncelerden kurtulamıyorsun bir yandan o afetle seviştiğini düşünüyorsun diğer yandan onun teyzeyle seviştiğini. bu seferde teyzeyle kendini kıyasılıyorsun. aynı kategoride miyiz gibi saçma sapan düşünceler geçiyor aklından. seviştiğim bir olgun olsaydı, tesadüfen yanından geçip selamlaşsaydık, arka planda muhabbetimize teyzenin saf gülüşleriyle eşlik ettiğini görseydim, aklıma teyzenin belki de 30 yıllık yaşamadığı fantezileri o bedende fazlasıyla yaşadığım gelseydi, gittikten sonra kimdi bu diye sorsaydı falan kişi deseydi, çok saygılı iyi vs vs birini benziyor deseydi.... hayat çok garip bee.

eşcinselim kan veremiyorum

bırakın bu samimiyetsiz duyar kasmayı. avm, cami tuvaletinde sex yaptım diye entrylerle dolu bu sözlük. ben de escinselden kan almam mk. faydan dokunsun istiyorsan kan verme gitsin. dünyada senden başka 7 milyar insan var.

pasif bir direnis

kızmayın ama gördüğüm en antipatik yazar. keşke entrylerini görmemek için bir imkanım olsa da uygulasam.

thepillars

ben bu embesil yüzünden sözlüğe girmez oldum. sevilmeyen yazarların nickaltina yazıp fav kasoyorlor. burama kadar geldi ki yazıyorum mk. burdan yönetimi de ayakta alkışlıyorum. herkes istediğini yazmakta özgür dusuncesi altında bunca ınsanin dimag zevkine tecavüz eden zatı sözlükte tuttuğu için. ben bunlara katlanmak zorunda değilim. size bol tecavüz fantezili başlıklar.

eşcinselim kan veremiyorum

bırakın bu samimiyetsiz duyar kasmayı. avm, cami tuvaletinde sex yaptım diye entrylerle dolu bu sözlük. ben de escinselden kan almam mk. faydan dokunsun istiyorsan kan verme gitsin. dünyada senden başka 7 milyar insan var.

istanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin iptali

menderes gibi kendi sonlarını getiriyorlar. 3 yıl daha dişinizi sıkın.

evliyim sorun olmaz canım umarım

genç, kaslı sevenlerin cool görünmek için burun kıvırdığı hadise. gay olup evli olmak sucmuş gibi. prensip olarak tercih etmeyebilirsin anlarım da beraber olanlara ıyy bıyy midesiz demek sacmaliğin daniskasıdır. tabii evli denince kafasında yaşlı kilolu 3 çocuk babası bir profil oluşuyor. yoksa o kaslı tiplerden evli birine denk gel bakalım metres mi olursun kuma mi olursun o zaman görürüz.

bitip eridiğiniz olgunun yanında şişman kapalı teyze görmek

yolda geçiyorsun gözün bir olguna takılıyor tam bi afet. bıyıklı, kır saçlı tontiş bir şey. ortama girse belki kızların rüyalarında bile göremeyeceği erkekleri götürür ama yanına bakıyorsun bütün duygularını alt üst eden bir teyze. sonra mantıklı düşünmeye başlıyorsun... ortada yanlış bir şey yok. karşıda bir aile profili var. yine de tuhaf düşüncelerden kurtulamıyorsun bir yandan o afetle seviştiğini düşünüyorsun diğer yandan onun teyzeyle seviştiğini. bu seferde teyzeyle kendini kıyasılıyorsun. aynı kategoride miyiz gibi saçma sapan düşünceler geçiyor aklından. seviştiğim bir olgun olsaydı, tesadüfen yanından geçip selamlaşsaydık, arka planda muhabbetimize teyzenin saf gülüşleriyle eşlik ettiğini görseydim, aklıma teyzenin belki de 30 yıllık yaşamadığı fantezileri o bedende fazlasıyla yaşadığım gelseydi, gittikten sonra kimdi bu diye sorsaydı falan kişi deseydi, çok saygılı iyi vs vs birini benziyor deseydi.... hayat çok garip bee.

eşcinselim kan veremiyorum

bırakın bu samimiyetsiz duyar kasmayı. avm, cami tuvaletinde sex yaptım diye entrylerle dolu bu sözlük. ben de escinselden kan almam mk. faydan dokunsun istiyorsan kan verme gitsin. dünyada senden başka 7 milyar insan var.

dark bear

sorduğum soruya cevap vermeye tenezzül etmeyen yazar. ancak bu kadar kezban olunabilirdi.

fisting

biz eşcinsel bireyler olarak fisting, felching, swinger, ensest ilişki olaylarına fazla duyarlı oldugumuzu düşünüyorum. tamam eşcinsel olabiliriz, encinsellik doğaya aykırı olabilir ama yaradilista bir kadın ile erkeğin türünü devam ettirebilmesi, bir birine yakınlık sağlaması için tanrı tarafından ya da başka şekilde insanlara bir takım duygular verilmiş(aşk, sevgi, şehvet vb). bunların olmadığı, uremenin salt duygusuz bir cinsel birleşme sonucu devam eden uzun vadeli dünya yaşamında insanların soyunun tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalacagini düşünerek bu duyguların ne derece ciddi ve önemli olduğunun farkına varırız. eşcinsel bireylere de o yüce güç (!) tarafindan bu duyguların aynısı verilip ama kullanım konusunda pek adil davranilmamistir. aslında eşcinselleri aklayan nokta da burası; o duyguları heterolar nasıl kullanma hakkına sahipse, eşcinseller için de bunu kullanmak kaçınılmazdır.


yani konu daha fazla sapmadan demek istediğim eşcinsellik yaşam tarzı ve zorunlu bir şeyken fisting tamamen fanteziyle alakalı bir şey. bu ve bu tarz olayları eleştirmek için kötü veya zararlı olduğuna dair bi ölçütüm olmadığı halde ne desteklerim ne de saygı duyarım. kelime olarak bile gördükçe huzurum kaçar. bu tarz fantastik olaylara saygı duyan nekrofili , pedofili ye de saygı duymak zorunda.

türkiye'de kafa kesecem diyen suriyeli

bunu flash flash kafa kesecem dedi deyip suriyeli şahsi konusturmayan da ayrı bir şerefsiz. kafa kesecem demenin asla savunulur bir tarafı yok ama bursa gibi ırkçılığın boy gösterdiği bir yerde bunu dedirtecek ne yapıldı şahsa bilinemez. konustursa belki anlatırdı. 2:36. dk da vatan edebiyatı yapıp şimdi kafamı kesebilirsiniz diyen zatta kesilecek kafa olsaydı o konuşmayı yapmazdı. yıllardır kürtlere, alevilere, ermenilere etmediğiniz zulüm kalmadı şimdi de sureyeliler hedef gösteriliyor.

nefreti taşıyabilme kabiliyeti

şizofreni tedavisi mümkün bir hastalık.