bu seferlik boyle olsun

Durum: 428 - 0 - 0 - 0 - 17.12.2019 19:51

Puan: 7212 - Sözlük Kezbanı

2 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 22

ayı sözlük yardım

internet sağlayicisi girdiğimiz bağlantıları görüyor mu? görüyorsa ne kadarını görüyor? instagram, facebook mesajlarimizi okuyabiliyor mu? ve son olarak modeme reset atınca nerelere girdiğimiz siliniyor mu?

suriyelilerin çok seksi olduğu gerçeği

bu tiplerden hiçbirini tercih etmeyen biri olarak katıldığım önerme. tabii suriyeli denince kıvırcık jöleli saçlarını geriye doğru çapraz tarayan tipler değil. gaylarin genelinin bitip eridiği o kara kaş kara göz kaslı erkekler ortadoğuda mevcut.

facebook önerilenler listesi

son zamanlarda neye göre yapıldığını çok merak ettigim olay. uzun zamandan beridir facebook'u doğru dürüst kullanmıyorum. bir işim olmadıkça da girmem. geçen çok şaşırdığım bir şey oldu. kaç aydır bakistigim adamın profiline hiç bakmadigim halde, " şu kişiyi taniyor musun?" diye bir bildirim geldi. ne bir ortak arkadaşımız ne de numarasi yok bende. bir türlü sebebini çözemedim. aynı şekil instagramda da çıktı ve hala ikisinde de ilk sırada. zaten onunla ilgili akıl almaz tesadüfler yaşadım o zamanlar. acaba bu da o tesaduften biri mi yoksa bunun bir mantığı var mi çok merak ediyorum.

xiaomi

kendisi eşcinseller için çok kullanışlı bir telefon olup herkese tavsiye ediyorum. ileride (bkz: xiaomi marka telefon kullananların eşcinsel olması ) diye başlık da açılır muhtemelen. telefonda oluşturduğunuz ikinci alan, birinci alandan alakasız çalışıyor. yani ekran kilidini actiginza hangi alanın şifresini girerseniz o alan açılır. ilk defa telofonumu gönül rahatlığıyla başkasının eline verebiliyorum.

hazzı ertelemek

"iyi ki geçen hatfa gelmemişti, yoksa şu an gitmiş olurdu."

meral okay

sadece şarkı sözlerinde değil normal basit yazarken bile, cümleleri yazılabilecek en mükemmel şekilde yazıyordu. yine mi çiçek sözlerindeki tabirler beni benden alıyor.

eşcinsel ilişkinin avantajları

kendini yalnız ve öteki olarak hissettiğin anlarda, hayatta en çok önem verdiğin kişinin seninle aynı durumda olması sana güç verir ve yalnız olmadığını hatırlatır. iyi ki eşcinsel olmayıp zevkine escinsellerle uzun süreli duygusal olarak takılma diye bir durum söz konusu değil, olsa da duygusal değil. sevgilinin biseksüel olması bile insanı o kadar yalnizlastiriyor ki. gerçi eşcinsel olmasak böyle bir avantaja da ihtiyaç duymazdik zaten.


kolayca aldatma olabilir ama o bir taraf için avantajken diğerinde dezavantaj.

bir de sex ihtiyacını gidermek için heterolar gibi en çirkin kıza * bile paspas olmaya gerek olmuyor. çok kolay bir şekilde bir gün içinde tanışıp sex yapılabiliniyor.

benim en sevdiğim ise ilişkinin gizemli olması. gizemli olan hep heyecan uyandırır. su an bile içim kıpır kıpır oldu.

pubg mobile

oynamaya ilk başladığım zamanlar karşımda sabit duran bot'u bulup sıkana kadar ya ölüyordum ya da enerjim %10 kalıyordu. daha sonra milleti izlemeye başladım. adamlar daha hedefi görmeden nokta atışı yapıyorlardı. kendi kendime; bunlar ya insan değil ya da ben pubg özürlüsüyüm dedim. oyundan zevk almayı gectim, bu durum bi tek bende mevcut gibi kapris yapmaya başladım kendi kendime. neden bu kadar yeteneksizim diye. kuzenimden 3 parmak oynamayı gördükten sonra biraz evo oynadım. en azından namluyu hedefe sabitleyip aynı anda sıkabiliyordum. su an kötü sayılmam. sadece sonlara doğru dar alanda zayifim biraz. illaki bi hata yapıyorum. bazen keskin nişancı silahını elimde unutuyorum . karşı karşıya gelince onu degistirene kadar öldürüyorlar. bu gün de çok güzel bir pozisyonda adamı gördüm, o beni görmedi. direk kafasına sıkarken şarjörü doldurmamışım. iki mermi atıp dolmasını beklerken adam beni indirdi. bomba, sis, flash bombası falan kullanmaya tam hakim değilim. bir de oynayacak arkadaş sıkıntısı çekiyorum. kuzenim zorla yukletip benle oynamadı. fatih olacak diye. takım oyunlarında paraşüt daveti atmak huyum değil. takip eden olursa olur olmazsa da kendim sakin bi yere atlayıp loot'umu yaptıktan sonra takım arkadaşlarımın yanına giderim. davet atan olursa da kabul ederim. genelde takım arkadaşlarım mal oluyor. ya bizi military, pochinki gibi yerlere indirip ölüyoruz hepimiz, ya da nehrin ortasına atlıyor. o yüzden ayrılıyorum sonradan. bazıları takım arkadaşlarını takmıyor. bayilip help diye bağırıyor. yani daha adam akıllı bi takım kuramadım. azeri biriyle biraz senkronize olduk o da 16 yaşında olduğunu öğrendikten sonra daha da oynamadım.

hoşlanılan kişinin eşcinsel olup olmadığını anlamak

anlayıp anlamamaktan ziyade size karşı tavırlarını mantık çerçevesinde yorumlayabilmek daha önemli. yoksa her hoşlandığınız kişi neden gay olsun ki? hele ki nadir hoşuma giden bütün tiplerde o anlık, bunda vardır bir şeyler hissi yanilmaya ne kadar meyilli olduğumun kanıtı. beynimiz bizi istediği şekilde inandiriyor. her ne olursa olsun insanların hal ve hareketlerinden ne olduğunu anlamayi pek mümkün görmüyorum. mutlu sonla biten bir uzaktan sevme olayına da şahit olmadım açıkçası.

kişinin eşcinsel olup olmadığını anlama yolları

kesin sonuçlar(istisnalar hariç);

-hornet, grovlr gibi uygulamalarda üyeliği varsa.
-facebook, instagram sayfalarında; beğenenler arasında kaslı hesaplar varsa.
-tarayıcı geçmişinde gay porno geçmişi varsa.
-gay bar ve çark yerlerinde denk gelirseniz.
-gay jargonuyla konuşuyorsa.
-istanbulda yaşıyorsa.
-saati soruyorsa *


büyük ihtimalle;

-gözlerinizin içine bakiyorsa.
-tensel temasta bulunuyorsa.
-sizinle bir şeyler içmek istiyorsa.
-telefonunu elinize vermiyorsa.
-istanbul'a gidip geliyorsa.


bi ihtimal;

-bilgisayarina şifre koyuyorsa.
-giyim kuşamina dikkat ediyorsa.
-güzel yemek yapıyorsa.
-şiir seviyorsa.
-geceleri esrarengiz bir şekilde kayboluyorsa.
-telefonu çaldığında dışarı çıkıp aciyorsa.
-vücut çalışıyorsa.
-sezen aksu dinliyorsa.
-yanından geçen taş gibi hatuna bakmiyorsa.
-istanbul denince ilgisi o tarafa kayiyorsa.


çok uzak ihtimal;

-bir erkekle yan yana yürüyorsa.
-telefonuyla bir sey yapmasını istediğinizde elinize verip sen yap diyorsa.
-futbolla ilgileniyorsa.
-geceleri 00:00 da uyuyorsa.
istanbul'a hiç gitmediyse.

kesin hetero;
-facebookta bütün kadın fake hesaplarda ortak arkadaşsa.
-çirkin kadınlara yavsiyorsa.
-kerhaneye gidiyorsa.

küçük şehirde yaşamak

son kaç aydır katlan/amadığım olay. kaşar değilim ama uzun süre bünye sevişemediği zaman çiftleşme dönemine girmiş bir hayvana dönüşüyor. kriterlerin biraz daha yumuşuyor.

düğünde tipim olan birinin kulağıma bir şey söylemek için egildiginde yüzümü onun yüzüne temas ettirip bi boynunu opmedigim kalmışken, adamın kafayı biraz geri çekmesiyle kendime geldim. aynı şekilde bi yerden küçük bir malzeme alman gerekirken elimdeki örneğini almak için sol elini uzatan adamın elini tutup bırakmakla ardından malzemeyi istemesi beni yerin dibine soktu.

sevişmek ihtiyaçtır. yemek su gibi.

kelime savaşı

bir şeyi hem hızlı hem de yapma isteği olduğu zaman algılarımın kapandığını, beynimin beni aksine zorladığını gösteren oyun. soru; falanca harften bir kız/erkek ismi olduğu halde, normalde yüzlerce isim sayabilecekken ikincide tikaniyorum. üniversite sınavlarında da okuyup okuyup sınava girdiğimde sınav esnasında hiçbir şey hatırlatmayıp, çıktığım gibi her şeyi çok net hatırlardim. ya da tam aksine duymak, öğrenmek istemediğim bir şey olduğu zaman da süper zeka oluyorum. beynim benle dalga geçiyor .

kamyoncu

eşcinselleri onaran psikolog hüso

facebookta eşcinsel alemini yeni yeni keşfettiğim zamanlarda attığı istek ve duvarımda paylaştığı eşcinsel içeriklerden dolayı bana yürüdüğünü düşünüp bir kaç resmine bakıp uyar mı uymaz mi diye ikilemde kalmıştım. sanırım tipten artı puan alıp biraz zayıf gelmişti. özelden numara paylaşması sonucu attığım selam mesajına karşılık ara konusalim diyordu. o yaşta asla yapacağım şey değildi numaradan birini aramak. bu kaç sefer tekrarlandı. attığım selam karşılığı kopyala yapıştır yaptı bi keresinde. eşcinsel tedavisi mümkün diye saçma sapan zirvalar. baktım virüs gibi her gün duvarımda bu tarz şeyler paylaşmaya devam ediyor hemen silip engelledim. bir insan ancak bu kadar vizyonsuz olabilir. sayfalardan, gruplardan insanları ekleyip duvarlarında bunları paylaşıp müşteri arayacak kadar psikolojisi bozuk bir insan gelmiş seni tedavi edeyim diyor. tedavi yöntemi de içindeki duyguları din korkusuyla bastırmak. bir kaç ayet okuyup bakın ne kadar günah bir şey yapıyorsunuz diye. başka ülkede olsa bunu sikinden taşağindan asarlardi.

older4me

çalıştığı oyuncuların profilinde cinsel yönü hakkında yalan yalnlis bilgi paylaşan para tuzağı porno sitesi. profilinde güncel olarak top yazan birinin 10 sene önceki bottom videosuna denk geldim. aynı şekilde luiggi de zırıl p olmasına rağmen kendi profilinde top yazıyor ve bottom videosunu hiç yayinlamiyor.

foto göndermeden birisiyle buluşmak

normalde dünya güzeli bir adam çıkacağını bilsem de kalkışmam böyle şeye ama bi gün bana bi cesaret geldi ve karşıdakinin aşırı ısrarı yüzünden kaç günlük muhabbetten sonra sadece oturup çay içmek şartıyla buluşmayı kabul ettim. o gün de yeni traş olup beyaz gömlek altına da siyah dar paça kot pantolon giymiştim. karşiyla birbirimizi çıkarmak adına üzerimizde ne olduğunu birbirimize anlatmıştık. adamdan adres alıp ona yakın bi yerde indim. kalan yolu da yürüyerek gitmeye karar verdim. yolda yürürken de kafamdan da kendimi motive etmeye çalışıyorum. adam beni yiyecek değil ya, en kötü bi çay içer kalkar giderim evime. varacağım noktaya 50 m kala adamın biri beni görür görmez gülümseyip yanıma yaklaştı. görüşeceğim adamı görmemiş olsam da tipi hakkında bir kaç şey söylemişti. anlattiğiyla gördüğümün uzaktan yakından alakası yoktu ve bana yaklaşan adam aşağılamak için değil ama ciddi derecede bakımsızdı. normalde her türlü çay içmeyi göze almıştım ama bu dedikleri tutmayinca vazgeçtim ani bi kararla. adam elini uzatıp geldin mi? hoşgeldin dedi. ben de adama elimi uzatmadan şaşkın şaşkın baktım ne oluyor der gibi. yanlış adama yanastigini hissettireyim diye. adam da bi süre tepkimi gördükten sonra yandaki barı gösterip ya çok pardon bize bi garson gelecekti onu bekliyordum, seni görünce onunla karıştırdım dedi. önemli değil deyip yoluma devam ettim. yanda bar olması ve beyaz gömlek giydigimden gerçekten karistirigina inansam da bir yandan da o adam olabildiğini, yanlış kişiye yanasinca da böyle bir yalan uydurmuş olma ihtimali de olabilirdi. peşimden gelip tarif ettiği yere gidip gitmeyecegimi de kontrol edebilirdi sonuçta. o yüzden dikkatli olmalıydım. buluşma noktasının olduğu taraftan değil de karşı yoldan devam edip tarif ettiği yere kısa ve hızlı bi şekilde bakınca birinin orada bi bankta oturduğunu ve tarifiyle eslestigini farkedince rahatlayıp yanına gittim. çayımızı içip muhabbetimizi edip evime döndüm sonra. bi daha da görmediğim hiçkimseyle görüşmedim.

eşcinselleri aşağılayan camiler kapatılacak

yahu sen müslümansın, karıya kıza bakmazsın. ülke refahı sikinde olmaz. dünya malında zerre gözün yok. fani dünya senin için hiçbir şey ifade etmiyor. senin için mühim olan öteki dünya. bura geçici ora kalıcı. ibadet edecek bi seccade, dört duvarın olsun rızkını zaten allah verir. eee ne işin var elin gavurunun ülkesinde! siktir git arabistana. ama yok tüm dünya nimetlerinden yararlanıp, bütün ahlaksizliklari yapıp, diğer insanların huzurunu bozup sonra da huzur ıslamda diyeceksin.

susamam'ı söyleyenlerin suç sabıkası

(bkz:devlet başkanına hakaret). çok aradınız mi? çamur atıldığı çok bariz. ben de bazılarının samimiyetine inanmıyorum ama eğriye eğri doğruya doğru. ayrıca toplumsal sorunlara değinip bırak hdp'yi, hdp'ye oy veren chp'lilerin bile şarkıyı paylaşmasından rahatsızlık duyuyorum diyen denyo; hayırdır onları bu bilinçlendirmeden muaf mi tutuyorsun? madem o kadar delikanlısın tepki aldıktan sonra da çizginde dursana? ha hdp beni dinlemesin demek sana yasal olarak bir sorun çıkarmayacağı halde iki üç takipçi kaybetmemek için vatanseverliğinden taviz vereceksen, git sorgula derim.

aldatan sevgiliye bir şans daha verir miydin

aldatmanın kaçınılmaz olduğu bu ortamda, asıl aldatmayan erkeğin; yılın aldatmayan sevgilisi ödülünü alması gerektiğini düşünüyorum.

eski sevgilimin yeni sevgilisine not

en güzel sözü gülden mutlu bir şarkısında söylemiştir: " yerime kim gelirse, geçmiş olsun de o anlar."
  • /
  • 22

yakışıklı karizmatik zengin koca adayı

tanım:birçoğumuzun hayallerini süsleyen erkek türü..

fakat söyleyim hepiniz buna heves ediyorsunuz ama bu o kadar kolay bir şey değil...üfff tanım girdiğime göre,bir sigara yakayım...bugün stresten ikinci sigaramı yakıyorum,deliler gibi de utanıyorum kendimden...ay biliyorum,dedikodu istiyorsunuz,şu lanet olasıcayı yakayımda,vericem dedikodu...

oooh yaktım,şimdi bahsettiğim adam inanılmaz zengin,sıçtığı bile para..ay her şeyi mi madem anlatıyorum ismini de söyleyim,tam olsun..ismi zülfikar, 29 yaşında.. ve elbette yakışıklı... ahahaha ne sandın bebeğim..

ay neyse geçen sabah bir kalktım,ama içimden hiç işe falan gitmek gelmiyor,her zamanki gibi...dedim ki zengin koca adayıma yavşayım,istifa falan etmemi istesin,desin ki mesela evinin gayi ol brokolim,hiç çalışma...

yakışıklı karizmatik zengin koca adayı: zülfikar, psk3: ben

z:efendim bebeğim?
psk3: günaydın ya,ooof o kadar hastayım ki anlatamam sana,sanki gözkapaklarımda adamlar oturuyor,sanki kollarım ayaklarım yok...sanırım ölüyorum...hiç işe falan gitmeyeyim diyorum
z:kalkıp koşsana,hem sevdiğin spor...
psk3: işte bende onu diyorum ya,enerjim sadece spor için...diğer şeylere hiç enerjim yok...sanırım ölüyorum,azrail benim işe gitmemi bekliyor...ay işyerinde alacak canımı,oraya hiç gitmemeliyim...
z: psk3 çalışmak zorundasın,bu şekilde güçlü olacaksın,para biriktirip...
psk3: ya işte bende onu diyorum,sen bana şu 100 binlik kredi kartını ver,söz taş çatlasın aylık 10 bini geçmem,diğer 90 bin acil durumlar için...ay bakarsın dağda falan mahsur kalırsam diye diğeri...
z: psk3 işe gideceksin,sabah sabah daraltma içimi...sen gene tutunamayanlar ı mı okudun ya?
psk3:aman iyi be,kimseye muhtaç değilim ben tamam mı?

çaaatt!

evet,gururlu bir çüklü kadınım ben ama o gün fal baktırma ihtiyacı duyup,ankaranın en sağlam lubunya falcılarından biri deniz ablaya gideyim dedim...deniz ablayı çok severim,eski lubunyalardan,boktan bir cafe'de fal bakar,asla hiçbir dediği çıkmaz ama işte sevdiğimden,biraz da yaşına hürmeten uğrayayım eski kaşarın yanına dedim..kapattım falımıi,bekledim deniz ablamı...neyse geldi deniz ablam,açtı fincanımı:

d.a: ayhh ne bu ayol,bi kısmet var?
psk3: aaaa nerden bildin kız.evet var,çok zengin,29 yaşında,ismi zülfikar,yakışıklı,sohbetkar,tam kafa adam...ooof deniz abla her boku görüyorsun valla...
d.a: ahaha bebeğim,ben öyle bir falcıyım.o değilde,bu çok çapkın...sen de bu saflık,onda bu açıklık...yani yetememe durumu var sanki...
psk3: bırakta o elindeki fincanı azıcık akıl ver,malum eski kaşarlardansın,ne yapabilirim avcumun içine almak için şimdi?
d.a: seksapelliğini kullanacaksın,adamı azdırıcaksın..adeta seninle her anlamda irtibat içindeyken,seni arzulamalı,manasız yere şeyi kalkmalı!
psk3: kız sus,ne diyorsun sen,etraftan duyanlar olacak..ben asla öyle şeyler yapamam..
d.a: ayyy halen aynı kezbanlık..27 yaşına geldin,ama evde kaldın..bu kafayla gidersen,asla bir bok olmaz senden...ama profesyonel bir falcı olarak söyleyim,bu adamı kaçırma...biraz tabularını falan yık..
psk3:aman iyi be,seksi olacağım...azdıracağım onu..

amaaan deniz gudubeti moralimi öyle bozdu ki,yol boyunca kendimin ne kadar salak olduğumu düşündüm...neyse benim eleman gene bir ihaleye mi ne girmişti,ayy kazanacağını bildiğimden sorma gereksinimi bile sormamıştım..zırrr gene telefon,aaa zülfikar,açayım hemen:

z: ya inanamacağın bir şey oldu?
psk3: noldu gene mi aldın ihaleyi?
z:ahaha evet ya,çok mutluyum..
psk3: amaan ne güzel,bir kola ısmarlada,boğazımın kuruluğu gitsin bari.
z:ahaha kola köpeğin olsun bebeğim,coca-colayı alırım senin için..ya o değilde,hastaneye gittin mi sen?
psk3: hayır gitmedim, ama babamın doktor arkadaşına anlattım,muhtemelen tansiyon diyor...
z:bence de tansiyon ama hastaneye de git,belki kansersin..
psk3: ohaaa, kanser olmamı istiyorsun,sırf parayı tek başına yemek için...
z:ahaha saçmalama be,şaka yaptım..
psk3:ya inanamıyorum gerçekten...benim erkenden ölüp gitmemi ve parayı başkalarıyla yemenin hayalindesin sen...haram zıkkım olsun...
z:saçmalama ya,ben kazanmayı seviyorum,sende yemeyi...ben kazanayım,sen de yersin işte...
psl3:üfff istemiyorum hiçbir şey...

gene çaaattt...

istemez olurmuyum halbuki..deliler gibi istiyorum elit bir yaşamı... dur bir daha arayımda,azıcık orospuluk yapayım,deniz ablamdan öğrendiğim tüyolarla...bu sefer ben arayayım:

z:efendim?
psk3: üfff max blum ve ben bir bar açacağız,çok zengin olacağız...onun haberini vereyim dedim...o barda ayrıca go-go boy da olabilirim..kıskandın değil mi?
z:ahahah,şaka mı bu,kamera nerde,götümü açıp sallayacağım...siz ikiniz,bir barınız falan bile olduğunu unutup,açmazsınız orayı haftalarca...
psk3: ahahaha oha,kıskanıyorsun...

çaaaaattt...

ayh lanet olsun gene sabah iş var ve ben gırtlağa kadar borca batmış durumdayım...dur arayım en iyisi,aklımda deniz ablam:

z:noldu gene yaaaa?
psk3:inanmazsın ama bak bu sefer gerçekten ölüyorum,belki işe gitmezsem asla ölmeyeceğim...
z:noldu ki?
psk3: bak ayaklarımın altından sanki kılıçlar sokuyorlar,kasıklarıma kadar gidiyor..
z: kasıkların mı,oyşşş kötü oldum..üff ne seksisin böyle..
psk3: aaa,hadi ya,evet beni keşfet aşkım,cm cm,her yanımı keşfet..
z:şunu söyledikten sonra varya direkt koptum,salak direkt içine ettin ahahahaha..olum bence sen seksi olmaya çalışma valla..ahahahaha
psk3:belki çalışmama mı istesen ve 100 binlik kredi kartını versen böyle olmazdım..
z: psk3 hadi yatalım,uyuyalım.bundan sonrada asla seksi davranmaya çalışma..beni keşfetmiş...ahahahaha...
psk3:amaan iyi hadi bye...

trans erkek

bazen düşünüyorum heteroseksüel bir kadınla mı, biseksüel bir kadınla mı yoksa trans kadınla mı beraber olunmalı diye. çünkü heteroseksüel kadının trans erkek adına çoğunlukla bir bilgisi olmuyor. boş boş bakıyorsun suratına. bedenin kadın, hareketlerin maskülen, kimliğin trans erkek.

geçenlerde bir kadınla buluştum. konuşurken(buluşmadan önce yazışırken) benim ne olduğumun onun için bir önemi olmadığını yani insanları insan olarak görüp sevdiğini söylemişti.

buluştuğumuzda sık sık "kız" sözcüğü kulaklarıma çarptı. o an üzülsem belki ağlamaya başlardım ama duymamazlıktan geldim ilkinde. sana istemediğin bir şekilde hitap edilmesi o kadar iğrenç ki. sonra zaten yanlış insan olduğunu anlayıp saldım.

hayatımın daha önceki evrelerinde saçlarım kısayken ve daha erkeksi bir görünüme sahipken hayatıma dahil olan kadınlarla başta her şey iyiyken bir yerden sonra anlıyorsun yetmediğini. biri çıkıp çocuk istiyorum ben anne olacagım diyip senden ayrılıyor. bir diğeri erkeklerle olduğu gibi değil diyip ayrılıyor. halbuki sen elinden gelebi yapıyorsun yetmek için. tüm çaban karşındaki insanı mutlu etmek üzerine kuruluyken herkes gitmeye çalışıyor. diyorsun ki sevgim her şeyi kurtarabilir, şefkatim her şeye yetebilir. o kadınların daha önceki kötü deneyimlerini(şiddet, küfür, taciz) dinledikten sonra o günlerinin travmasini unutsun atlatsın diye ekstra çaba gösterirken gidiyorlar. neden? çünkü bir çükün yok. neden? çünkü sen çocuk yapamazsın. olmaz yani. seni sen olarak görüp sevemiyorlar. sonra boş boş duvara bakıyorsun. dallara, ağaçlara bakıyorsun bir ağaç olmayı yeğliyorsun ki bu zaten daha faydalı olurdu.

alttaki yazara soracaklarım var

ermeni müziğinin mihenk taşı duduk gibi geldi bana. djvan gasparyan'ın şu dinletisi de bonus olsundu.


cevap için girmiştim soru bulamadım. alttaki altta olmak nasıl bir duygu?

düşün ki o bunu okuyor

bizimkiler sevmiş bu başlığı. entry’lerin çoğunu okudum. böyle başlıkların bu denli sevilmesinin sebebi malum. içimizde kalanları, gerçek adreslerine değil de böyle yerlere döküyoruz. el mahkum.
o kadar uzaklaştım ki senden, bu tip bir hayal kurma şeklinde bile muhatap olarak almakta zorlanıyorum seni karşıma. okumak da istemezdin belki bu yazdıklarımı, okuma imkanın olsaydı. bilmemeyi tercih ederdin. gerek olmadığını düşünürdün. tadını bozmak istemezdin. ama biliyorum da öte yandan, çok duyarlısın. okurdun belki de. sonra beni üzmemek için en doğru cümleleri bulmaya çalışırdın cevap verirken. yine de üzülürdüm ben. sebebini sorduğunda eften püften bir bahane uydururdum. kızardın sonra. ne güzel kızıyordun. bana çok iyi geliyordu kızmaların. söylemiyordum.

evet, senden çok uzaklaştım ama her gün aklıma da geliyorsun bir şekilde. farketmeden seni tüm duygularımla bağdaştırmışım. hüznümü, sevincimi sana bağlamışım biraz. şimdi biraz mutlu olduğumda seninle paylaşmak, kendimi yalnız ve çaresiz hissettiğimde senden tatlı azarlar işitmek istiyorum.

arkadaşlık ilişkimizi bozan bahanelerim olmuştu çoğu zaman. hepsini sen deldin. yeniden konuşmamız, bir şeyler paylaşmamız için sen tıklattın kapımı. niyetin sadece arkadaş olmaktı. benim de öyleydi aslında. sonra olmadı işte. özür dilerim. özür dilememe gerek olmadığını söylediğini duyar gibiyim şimdi. telefonda kısık sesinle, havadan sudan değil de ciddi konular konuştuğumuzda nasıl da kısa cümleler kurduğunu hatırlıyorum. özledim.

üstüme gelen birçok olumsuzluğu hiç bahane etmedim merak etme. beni o şekilde sevmediğini biliyordum. şöyle ya da böyle olsaydı beni severdi gibi bahanelerin arkasına sığınarak kendimi kandırmadım. hep dürüst olduk ya birbirimize karşı, iletişimimizi kestikten sonra da bu dürüstlüğü sürdürdüm. sen de yapmışsındır. biliyorum. canım.

bir daha görüşür müyüz bilemiyorum. klişe hayallerin arkasına sığınıyorum bu konuda da. her gece uyumadan önce bir şekilde nerede olduğumu öğrendiğini kurguluyorum. ne zaman ilişkimiz kesildiyse hep sen geldin ya, beni merak ettiğin için. yine yapar umarım diye bekliyorum kendi kendime. bir gün aniden karşıma çık. nasıl olursa olsun, isterse elini tutan bir sevgili ya da ufak bir çocuk olsun. seni göreyim bir kere daha. bu kadar yoksun kalacağımı bilmezdim güzel varlığından.

dürüst bakışlarına ihtiyaç duyuyorum. bir gün, gel sadece. ben yapamıyorum. biliyorsun. senin yapacağına inanıyorum hala. beni içinde farklı bir yerlere koyduğuna inanıyorum. ne yaşarsan yaşa, bir gün yanıma gel. kahve içelim karşılıklı. hep, birbirimize hayatlarımızın o kısa döneminde sahip olduğumuz için ne kadar mutlu olduğumuzu söyleyelim. sonra yine git. seni başkalarıyla düşünme fikri artık acıtmıyor. seni bencilce arzulama isteğim, yerini senin mutluluğunu dilemeye bıraktı.

seni seviyorum. öküz.

benzeyeni çok çıkan ünlüler

küçük iskender

oldukça çarpıcı, duygularının ve düşüncelerinin cesaretini, kaleminin cesaretini aktarabilen şair, eleştirmen gerçek adı da derman iskender över'dir. * şiiri de sevilesi, tekrar tekrar okunulasıdır.


bir nedeni yok yalnızca öptüm

dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır ağır örttüğü, korkunun biçim kazanıp ayağa kalktığı ve 'hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. bekledim. beklerken, özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığını, hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını, basite indirgenmiş hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkılarla şahlandığını anlatamadım. evet, bilmiyordum. bilmiyordum, kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi. sevişirken sözlük kullanıyordum hala. ama, seni seviyordum. ve sevdiğimi, sevgimi anlatma telaşıyla hata üstüne hata yapıyordum sana. sana yaklaşamıyordum. yasaklanmıştın adeta. çiğnemeye çalıştığım yasak olsan da, uzak dursan da, o korkunç şeklini korusan da, farketmiyordu hiçbir şey. küçük bir ateş. küçücük bir ateştin sen. sönmekten ürken bir ateş. bir su damlasıyla bütün görkemini kaybedebilecek bir ateş. aşkın mecali kalmamıştı. sessizce sokuldum yanına. acıyla irkildin. gülümsedim. gülümsememe anlam veremedin elbette. kimdi bu? ne istiyordu? tanımadığın biri. hatıralarını darmadağın etmeyi planlamış bir yabancı. fuzuli bir beden, karşındaki. usulca uzandım,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

kimi geceler penceremden uzayı seyrederim. uzayın adını ben koymadım. uzayın adını yıldızlar, gezegenler kendi aralarında kararlaştırmışlar. rahatlatır beni o. bütün yağmurlar, uzayın derinliklerinden gelip yağar diye düşünürüm. yağmurlar başka galaksilerden gelip yağar. romantizme uyum sağlamak için de değil. öyle. işin gerçeği budur. yağmurlar, bu dünyaya ait sanma. bembeyaz bir yalnızlığın olmalı senin de. lekesiz bir yalnızlık. lekelenmeye müsait bir yalnızlık. tedirginliğini buna bağlıyorum seni seyrederken. pişmansın. pişmansın kapıp koyveremediğin için sanki. elinde olsa, avaz avaz bağıracaksın sokaklarda. 'neyim ben? ! ’ diye haykıracaksın. olmuyor tabii. olmuyor. sıyrılır gibi lüzumsuz bir yerden, sıyrılıp kendi affına sığınıyorsun. beni anlayacağın günler gelecek. beni de göreceksin. benimle tamamlanacak bir şeye benziyorsun çünkü. korkma lütfen,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

çocukluğumdan söz etmek isterim sana, eğer sıkılmazsan. bir gün otururuz evde, ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. kaç yaşımdaysam, o kadar yıl sürer konuşmam. çay pişiririz. çaydanlığa su yerine votka koyarız sen dilersen. sonra da sen anlatırsın: sevdiğin filmleri, sevdiğin parçaları, sevdiğin canlıları, sevdiğin... hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. ben sıkılmam. ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. seni hayal ederken keşfettim sıkılmamanın azametini. bir insan, bir insanı sıkamaz. bir insan canı isterse sıkılır. hacimler açarım sana içimde, dolman için, oraya akman için. hacimler açarsın bana; çağlayarak gelirim. endişelenmen gereksiz,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

olması gerektiği kadar fedakar biriyim aslında; daha fazlasını umma açıkçası. endişelerim, ideallerim, halletmeye çalıştığım meselelerim var. başkalaşmaya çalışıyorum. gözardı edilmiş tutumlar edinmek hoş. değişmek, hiç de zor değil. yalnızca özgür olabilsem, sorun kalmayacakmış gibi sanki. anlaşılmak istiyorum: sevdiğim bir şarkıyı herhangi biriyle paylaşırken aynı duyguları hissetmek arzusu bu. evet, tıpkı bu. sese, ahenge kapılırken, kendini müziğin ritmine verirken yanında bir diğerinin olabilmesi; görkemli bir anda birlikte sadeleşebilmek. birlikte dansedebilmek gibi. sen hastayken başucunda birinin sabaha kadar oturması gibi. arada bir alnındaki teri silmesi, üstünün açılmamasına dikkat etmesi gibi. bir başkası için hayatta kalma çabası gibi sanki. ölmek için değil, yaşamak için uğraşmak gibi. ummadan, hayal etmeden, sıradan, olduğu gibi.doğal. ve ciddi. ciddi ciddi hayatla mücadele edebilme gücü. bu gücü yanyanayken yaratabilme yeteneği. ben bu yeteneğin bir parçası olarak sokuluyorum sana. masallarla geliyorum. efsanelerle geliyorum. herhangi bir insanın birikimiyle geliyorum aslında. artniyetsizim. inan,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

bazı sorulara cevap bulamadım; kuşkusuz gerekli de değildi bu. soruyu soru halinde bırakıp sahici yanını korumaya çalışmam, cehalet mi sanıldı acaba? ! bedenlerin bedenlerden istedikleri, ruhların, ruhlardan çıkarttıkları, karşılıklı acıların birbirlerinin etkisini arttırdıkları vakitlerde düştün aklıma. aklıma yayıldın. ne kaybedebilir, ne kazanabilirdim ki artık: ortadaydım işte! bir başkasının mal varlığına dönüşmeden yaşayabilmenin yalnızlığıydı bu. hayır! melankoli diye adlandırma bu durumu; ortak bir açı yakalayamama sorunu galiba. her kadın gibi doğurmak hevesi, her erkek gibi dağların doruklarında biraz gözden ırak hüzünlenme denemeleri aslında. kusura bakma, kafam biraz dağınık,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

insan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar da yapabilir. kızmamalısın. darılmamalısın eğer bir kardeşlik varsa aranızda. sevgi, hoşgörü takıntıları da değil. bir elmanın kırmızı olması, bir gülün öyle kokması, bir derdin halledilmesinin ardından gelen ferahlık kadar sıradan ve güzeldir hata yapmak da. aşka çılgınlığın yakıştığı çağları neden unutalım? neden tarihin çuvalına tıkalım tatlı serseriliği, az biraz sergüzeşt olmayı? ! ilımlılık mı kurtaracak insanlığı? alttan alma mı örtecek bunca çirkefi, zorluğu, belayı? demokrasi, senin saçlarından güzel olamaz. senin yüzünden daha güzel olamaz krediler, faizler, repolar, tahviller. dünyanın en uzun gecesi 21 aralık değil, beni terkettiğin gecedir. beni üzdüğün, yorduğun, yıprattığın gecedir. bir kabahat mi gerçekten kendi dışında birine hayranlık beslemek? ! gerçekten kırıyorsun beni,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

birinin peşindeyim ben; tanımsız bıraktığım birinin. sessizliğin doyurduğu, biçimli ve endişeli birinin. düşüncelerimi zapteden, kelimelerimi korkutan birinin. yanında huzurlu uyuduğum, mutlu uyandığım birinin. onunla olmakla, onunla birlikte yaşamakla gizli bir gurur duyduğum, asla kıskançlığa ya da sahiplenmeye dönüşmeyen bir tutkuyla bağlandığım birinin. onu arıyorum göğe her baktığımda; bir melek gibi uzanıp yüzüme dokunacağını tasarlıyorum. bütün aşkların payına düşen şiddetten arınmış, başkalarına aynı/ birbirimize farklı koktuğumuz bir sevginin yolu bu. cesaretimi ondan alıyorum pervasızca ve yine ona ben cesaret veriyorum mücadele ruhunda. bir sır gibi saklıyoruz misafirliğimizi. hüzün bitince geri döneceğiz çağımıza. insanlığa karışmaya hazır yapışık kalpler taşıyoruz aşkımızda. bizim aşkımız hakikaten beden gücü gerektiriyor akıl kadar. yapacak çok işimiz var. dövüşecek çok düşmanımız var. kucaklayacak çok arkadaşımız var. bizim sebebimiz bu. bizim fazlalığımız bu. belki de iksirimiz. kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende, fırtınaya karışan bellek tozlarımızla, erdemlerimizle, ideallerimizle ayaktayız. yalan söylemiyorum

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

evet, sen de isterdin sanırım huzurlu yaşayabileceğin bir hayatın planlarını yapabilmeyi; kolaya indirgenmiş, biraz fazlayı aşırılıkta aramayan, ölçülü bir heyecanla kritersiz bir maceraya aday kahraman olmayı. “rüzgara dur, yağmura yağma, mevsime değiş” demeyi; doğru, hepimizde biraz tanrıyı kıskanmak var galiba. bütün günahlar da buradan kaynaklanıyor adeta. hırslarımızın, çekincelerimizin odağı burası. kazanmaktan çok, kaybetmeyi göze alabiliyoruz. çikolata bile kurtlanabilir. dondurma erir. çiçek solar. galiba önemli olan, onları yerinde yaşamak, yerinde korumak! birer hatıraya dönüşseler bile! kaç ölüme kaç doğuma şahit olduğunu hatırlayabiliyor musun? sevmek, ifade edebilmek kadar, ifadeyi unutmamaktır da.

şimdi sessizce uzaklaşmalıyım. çünkü beni anlamadığını, anlamak için uğraşmadığını, hatta bunu önemsemediğini biliyorum. aynı otobandaydık ve birimiz birimizin yanından geçip gitti. hafızasızlığı, gurur saymanın adil yanı! . hangimiz süratliydik; önemi kalmadı. hangimiz daha özveriliydik; bunun da.. umarım mutlu olursun. bunu bir çöküntü anında da söylemiyorum. hiç kimse aldatmadı ötekini; yalnızca böyleydik işte! . yüzüme öyle bakma nefretle,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

benden uzaklaştıkça, bana ait olandan yakanı sıyırdıkça rahatlayacağını, herşeye yeniden başlayabileceğini sanıyorsun. kimbilir, doğrudur belki de! . adımın yaşamadığı, adımın özlemle anılmadığı yerlerde kime umut verebilirim ki zaten? romantizmin tehlikesi büyük! romantizmin tehlikesi büyük! romantizmin esrarı büyüleyici! romantizmin kanına girdiği insanlar bencil ve hırslı!
ben seninle birlikte yaşlanabilecek kadar erken yola çıkmayı istemiştim; maceramız uzundu çünkü. maceramızın tahakküm altına alınamayacak kadar mükemmel olması, donanımımızla ilişkiliydi. ynni, sen ne kadar sevecensen, ben ne kadar yıpratıcıysam.. o da o kadar mükemmeldi. özveri denebilir buna. evet, buna özveri demek beni mutlu ediyor. insan, özverinin çocuklara ad olarak verilebileceği bir dünyada tanımını kaybediyor. bu kaybedişteki kaosun ritmiyle çekiliyorum sana. sen bir mıknatıssın şeffaf ve ben, çekilirken sana içimdeki alelade metal parçalarıyla, kan şekerim düşüyor, ağzım düşüyor, ellerim.. en çok da ellerim düşüyor! . sakın ha üstüne alınma,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

ben seni kırmak için yaratılmadım. uzun zamandır seni planlıyorum haksızca; cezalandırılacak kadar mı yabancı, tanınmaz ve suç yüklüydüm? ! belki; seni çok yıprattığımın, bıraktığımın elbette farkına vardım, ama herşey mi benim aleyhte varoluşumla açıklanabilir? ! beni, başta sana olmak üzere kimliklere karşı saldırganlaştıran koşulları tek başıma ben mi oluşturdum? seni kaybettim. bunu biliyorum. seni kaybettiğimi sen çekip gitmeden önce de biliyordum. ortadaydı. bedel ve kefalet ortadaydı.. senin hakkında bir satır yazmamaya çalışmamın nedenini hiç düşündün mü? ! sana ait olanları içten içe koruma uğraşı mıydı sanki bu: kuşkusuz. hala da saygıyla ağlıyorum. büyük bir tesadüfe yenildim, büyük bir eksen kaymasıyla, sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan gibi,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

elbette kızıyorsun bana; belki en çok da bu zayıflığıma kızıyorsun: tedirginliğime, seni kaybetme endişeme, telaşıma, şaşkınlığıma, titreyişime, ürpermem, anlamlarını anlamamış kelimelerle yetinmeme, müzakerelerde bulunmama, buhranların yorduğu bir gençlik yaşamama, bilincimi sana yönlendirmeme, sürekli sürekli içmeme, kelimlerin kifayetsiz olma durumuna, vesaireye vesaireye.. inadıma öfkeleniyorsun. seni bırakmama, seni özgürlüğüne salmama hiddetleniyorsun. bu da aşk işte! bu da entrika! bu da soysuzlaşmanın, aşkın getirdiği dalaveralarla kendine kilitlenmenin başka bir çeşidi! peki anahtar nerede sevgilim? ! peki anahtarın üzerindeki yivler kimin eseri? ! dur, dur, bağırma,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

bunlar da geçecek şüphesiz. seni unutmama kaç yüzyıl kaldı ki.. bir küsme, bir burulma biçimiyle gidişinin ardından şehrin gri cephelerine fevkalade ağır bir el bombası gibi düşen bunaltının bıraktığı korkunç acının unutulmasına kaç yüzyıl kaldı ki.. yaralandım. bütün noktalarımdaki nöbetçiler de yaralandı. çığrından çıkmış bir ayaklanma gibi ağlamakta yalnızlığım. bir gerçek aramıyorum felakete. bir bahne göremiyorum arkadaşlarımın beni teselli etmek için söyledikleri kelimelerin hanesinde. ama yokluğunu doldurmuyor sevda siyasetinin hançerleri. ama bilemiyorum yağmurun ardından artık hangimiz suçlanacak.. eğer hissediyorsan,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

ben sende ardı arkası kesilmeyen bir korku sevdim. ben bir cüce çocuk sevdim sende sıska. şiddetli ve hayret uyandıran manevralarla kendi kanına olan saplantılı aşkını sevdim. o rutubet kokan loş yüzündeki kanalizasyonları, az kelimeyle kurduğun cümlelerdeki gizli soru işaretlerini, barlardan çatlak bardak gibi atılmayı beklemeni, serserice patlamalarını, yuttuğun toplu iğneleri ve bir film hilesi hissi uyandıran utangaç hasret pozlarını sevdim. dokunamadım sana. parmakuçlarım neşterdi çünkü. kırılan bir kemiğin sesiyle veda ederken,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

ayı sözlük'te yazar engellemek

parası neyse verelim destek olalım gelsin artık şu özellik ya, dediğimdir. and olsun başkasının ruh hastalığının cefasını çekmekten yıldım.

tanrının unuttuğu sözlük

engelli eşcinsel

@bu seferlik böyle olsun, henüz biraraya gelmemenize rağmen ilgini çekmeyi başarmış seni etkilemiş yazdıklarından öyle anladım. böyle bir ikilemde kalman son derece normal araçtaki simge olmasa belki sende farketmeyecektin bu durumu. ben karşı tarafta halâ kabullenememe durumu sezdim.( fotoğraflarda saklamaya çalışması, sana bu durumdan bahsetmemesi beni buna itti.)sonradan engelli olan hemen hemen tüm bireylerde vardır bu arafta kalma durumu. buluşma olursa şayet çok dikkatli olman gerekir selamlaşmak için elini atmak yerine direkt sarılmanı öneririm.( sağ kolu yok diye belirtmişsin) bence bu durum birlikte olmanız vakit geçirmeniz için bir engel değil. bu durum yokmuş gibi davranamazsın, kendinden ödün vereceğin noktalarda azımsanmayacak kadar fazla. fakat etkilendiysen; sana, kalbine hitap ettiyse biraraya gelmemizde fayda var derim.

huzursuz bacak sendromu

yatarken bile rahat duramayıp nevresim altından ayaklarımı oynatmaya devam ederken, iki kedimin yakalayabileceklerini düşündükleri bir canlı olduğunu zannetmesiyle, ayaklarımın sürekli pati ve kedi ısırığına maruz kalmasına sebep olandır.

Toplam entry sayısı: 428

neden en popüler yazar sen değilsin

valla ister dövün, ister sövün, ister eksi verin, özelden taciz edin. ben dayanamıcam, söylicem ağzıma gelenleri.

öncelikle başlıkta yazdığın gibi, neden en popüler ben değilimse amacın böyle zerre yaratıcılık olmayan başlıklar acarsın. ve bana göre de gayet popülersin. sol frame'de ne zaman yüzümü ekşitip anlamsız bir başlık okusam, tıkladığımda tahmin ettiğim gibi bir çift ampül bir de atlet görüyorum.

benim anladığım, biri başlık açmadan kafasında tartar, olur mu olmaz mı diye az düşünür. ama sanırım bu arkadaş olur mu olmaz mı sını uygulamalı anlamaya çalışıyor.bunu hissediyor insan ilk akla geldiği şekilde yapıştırıyor. ben iyi ya da kötü yazdığını söylemiyorum veya o konuda eleştirmiyorum sorun ne zaman bi şeyine denk gelsem: ''ne diyo bu laa'' oluyorum. o yuzden tutamadım kendimi patladım. ohh rahatladım.

eşcinselim kan veremiyorum

bırakın bu samimiyetsiz duyar kasmayı. avm, cami tuvaletinde sex yaptım diye entrylerle dolu bu sözlük. ben de escinselden kan almam mk. faydan dokunsun istiyorsan kan verme gitsin. dünyada senden başka 7 milyar insan var.

bitip eridiğiniz olgunun yanında şişman kapalı teyze görmek

yolda geçiyorsun gözün bir olguna takılıyor tam bi afet. bıyıklı, kır saçlı tontiş bir şey. ortama girse belki kızların rüyalarında bile göremeyeceği erkekleri götürür ama yanına bakıyorsun bütün duygularını alt üst eden bir teyze. sonra mantıklı düşünmeye başlıyorsun... ortada yanlış bir şey yok. karşıda bir aile profili var. yine de tuhaf düşüncelerden kurtulamıyorsun bir yandan o afetle seviştiğini düşünüyorsun diğer yandan onun teyzeyle seviştiğini. bu seferde teyzeyle kendini kıyasılıyorsun. aynı kategoride miyiz gibi saçma sapan düşünceler geçiyor aklından. seviştiğim bir olgun olsaydı, tesadüfen yanından geçip selamlaşsaydık, arka planda muhabbetimize teyzenin saf gülüşleriyle eşlik ettiğini görseydim, aklıma teyzenin belki de 30 yıllık yaşamadığı fantezileri o bedende fazlasıyla yaşadığım gelseydi, gittikten sonra kimdi bu diye sorsaydı falan kişi deseydi, çok saygılı iyi vs vs birini benziyor deseydi.... hayat çok garip bee.

geceye bir seks fantezisi bırak

istanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin iptali

menderes gibi kendi sonlarını getiriyorlar. 3 yıl daha dişinizi sıkın.

thepillars

ben bu embesil yüzünden sözlüğe girmez oldum. sevilmeyen yazarların nickaltina yazıp fav kasoyorlor. burama kadar geldi ki yazıyorum mk. burdan yönetimi de ayakta alkışlıyorum. herkes istediğini yazmakta özgür dusuncesi altında bunca ınsanin dimag zevkine tecavüz eden zatı sözlükte tuttuğu için. ben bunlara katlanmak zorunda değilim. size bol tecavüz fantezili başlıklar.

istanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin iptali

menderes gibi kendi sonlarını getiriyorlar. 3 yıl daha dişinizi sıkın.

eşcinselim kan veremiyorum

bırakın bu samimiyetsiz duyar kasmayı. avm, cami tuvaletinde sex yaptım diye entrylerle dolu bu sözlük. ben de escinselden kan almam mk. faydan dokunsun istiyorsan kan verme gitsin. dünyada senden başka 7 milyar insan var.

neden en popüler yazar sen değilsin

valla ister dövün, ister sövün, ister eksi verin, özelden taciz edin. ben dayanamıcam, söylicem ağzıma gelenleri.

öncelikle başlıkta yazdığın gibi, neden en popüler ben değilimse amacın böyle zerre yaratıcılık olmayan başlıklar acarsın. ve bana göre de gayet popülersin. sol frame'de ne zaman yüzümü ekşitip anlamsız bir başlık okusam, tıkladığımda tahmin ettiğim gibi bir çift ampül bir de atlet görüyorum.

benim anladığım, biri başlık açmadan kafasında tartar, olur mu olmaz mı diye az düşünür. ama sanırım bu arkadaş olur mu olmaz mı sını uygulamalı anlamaya çalışıyor.bunu hissediyor insan ilk akla geldiği şekilde yapıştırıyor. ben iyi ya da kötü yazdığını söylemiyorum veya o konuda eleştirmiyorum sorun ne zaman bi şeyine denk gelsem: ''ne diyo bu laa'' oluyorum. o yuzden tutamadım kendimi patladım. ohh rahatladım.

evliyim sorun olmaz canım umarım

genç, kaslı sevenlerin cool görünmek için burun kıvırdığı hadise. gay olup evli olmak sucmuş gibi. prensip olarak tercih etmeyebilirsin anlarım da beraber olanlara ıyy bıyy midesiz demek sacmaliğin daniskasıdır. tabii evli denince kafasında yaşlı kilolu 3 çocuk babası bir profil oluşuyor. yoksa o kaslı tiplerden evli birine denk gel bakalım metres mi olursun kuma mi olursun o zaman görürüz.

eşcinselim kan veremiyorum

bırakın bu samimiyetsiz duyar kasmayı. avm, cami tuvaletinde sex yaptım diye entrylerle dolu bu sözlük. ben de escinselden kan almam mk. faydan dokunsun istiyorsan kan verme gitsin. dünyada senden başka 7 milyar insan var.

fisting

biz eşcinsel bireyler olarak fisting, felching, swinger, ensest ilişki olaylarına fazla duyarlı oldugumuzu düşünüyorum. tamam eşcinsel olabiliriz, encinsellik doğaya aykırı olabilir ama yaradilista bir kadın ile erkeğin türünü devam ettirebilmesi, bir birine yakınlık sağlaması için tanrı tarafından ya da başka şekilde insanlara bir takım duygular verilmiş(aşk, sevgi, şehvet vb). bunların olmadığı, uremenin salt duygusuz bir cinsel birleşme sonucu devam eden uzun vadeli dünya yaşamında insanların soyunun tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalacagini düşünerek bu duyguların ne derece ciddi ve önemli olduğunun farkına varırız. eşcinsel bireylere de o yüce güç (!) tarafindan bu duyguların aynısı verilip ama kullanım konusunda pek adil davranilmamistir. aslında eşcinselleri aklayan nokta da burası; o duyguları heterolar nasıl kullanma hakkına sahipse, eşcinseller için de bunu kullanmak kaçınılmazdır.


yani konu daha fazla sapmadan demek istediğim eşcinsellik yaşam tarzı ve zorunlu bir şeyken fisting tamamen fanteziyle alakalı bir şey. bu ve bu tarz olayları eleştirmek için kötü veya zararlı olduğuna dair bi ölçütüm olmadığı halde ne desteklerim ne de saygı duyarım. kelime olarak bile gördükçe huzurum kaçar. bu tarz fantastik olaylara saygı duyan nekrofili , pedofili ye de saygı duymak zorunda.

dark bear

sorduğum soruya cevap vermeye tenezzül etmeyen yazar. ancak bu kadar kezban olunabilirdi.

nefreti taşıyabilme kabiliyeti

şizofreni tedavisi mümkün bir hastalık.

türkiye'de kafa kesecem diyen suriyeli

bunu flash flash kafa kesecem dedi deyip suriyeli şahsi konusturmayan da ayrı bir şerefsiz. kafa kesecem demenin asla savunulur bir tarafı yok ama bursa gibi ırkçılığın boy gösterdiği bir yerde bunu dedirtecek ne yapıldı şahsa bilinemez. konustursa belki anlatırdı. 2:36. dk da vatan edebiyatı yapıp şimdi kafamı kesebilirsiniz diyen zatta kesilecek kafa olsaydı o konuşmayı yapmazdı. yıllardır kürtlere, alevilere, ermenilere etmediğiniz zulüm kalmadı şimdi de sureyeliler hedef gösteriliyor.