bu seferlik boyle olsun

Durum: 525 - 4 - 0 - 0 - 29.08.2021 23:02

Puan: 9462 - Sözlük Kezbanı

4 yıl önce kayıt oldu. 8.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 27

sohbet tıkandığında yapılacaklar listesi

konusu güzel bir başlık. ama bu sohbet tıklandığında değil ilk defa sohbete girmek için neler yapılabilir olsaydı daha güzel olurdu. çünkü sohbete bir şekilde giriş olduysa illa ki yeterli samimiyetten sonra muhabbet her türlü yürür gider. sessiz kalmak da ayrıca samimiyettir. çünkü insanlar yalnızca samimi olduğu insanların yanında hiç konuşmadan saatlerce başka şeylerle ilgilenebilir. önemli olan ilk defa biriyle tanışırken konuya nasıl giriş yapılacağında. çünkü akla ilk gelenler havada kalıyor. genel muhabbet de zaten hep meteoroloji üzerinde oluyor. ama bu da yapıyla alakalı bir şey. sen sabaha kadar provasını yap karşısına çıktığında ezberlediklerini karşıya aktarmaya çalıştığın zaman illaki bir yerde bir hata yaparsın. o yüzden doğaçlama girmek daha sağlıklı. bu yetenekle alakalı biraz ama belki geliştirilebilir.

seksin çok ilkel olması

ormanda, cami tuvaletinde, yol kenarı kuytu yerlerde sex yapanlara ilkel gelmesi gayet doğal bir durum. oysa evde şarapla birlikte müzik eşliğinde gayet modern bir şekilde de sevişilebilir.

görmediği halde allaha inanan ama gördüğü halde gay'e inanmayan insan

ben de gördüğüm bazı gaylere inanmam. (bkz:kamyoncu). hatta gördüğüm bazı müslüman hacı hocalara da inanmıyorum. o yüzden zayıf bir argüman olmuş.

orta yaş bunalımı

en çok da arayış platformlarında kendini genç diye tanımlarken artık o kelimenin seni tanımlamadığını anladığın eşiktir.

planetromeo

hani bazı arkadaşlar var böyle sabaha kadar karşılıklı saçmalayabiliyorsunuz. üzerinde konuştuğunuz konunun, verdiğiniz cevabın doğruluğu, gerçekliğe falan hiç önem vermiyorsunuz. maksat geyik dönsün. araya saçma sapan espiriler ekleyerek sırf zaman öldürüyorsunuz. birbirinizi iyi tanıdığınızdan kimse kimseye aldırmaz. gerçekte öyle olmadıklarının bilincinde.


bi gün yine bu arkadaşla turizm bölgesinde bi sokakta yürürken konu ingilizce kelime dağarcığına geldi. ikimizin de ingilizcesi kötü ama o bana göre biraz daha iyi durumda. sokakta gördüğü mekanların ingilizcesini soruyor ben de sallamasyon cevaplar verip gülüp eğleniyorduk. sonra yolda planet diye bi tabela gördük, planet ne diye sormaya başladı. ben planetin ne olduğundan çok kafamda uyandırdığı çağrışıma odaklandım o ara. içimden lan diyorum planetli şey vardı neydi falan. sonra bi anda aklıma geldi refleks olarak; hee planet romeo dedim. der demez de jeton düştü tabii. hassiktir dedim içimden, o da baktım neyy dedi. ne ney dedim. bi şey dedin dedi. bilmiyorum unuttum diye geçiştirdim.

saatlerce sevişmenin sonucu 3 saniyelik boşalmadır

3 saniyelik boşalmaktan ibaret olan sexe rağmen bilmem ne kadar süre sex yapan, bilmem kaçıncı şeyin rekorunu kıran, hatta sex üzerinde ölenin bile olduğu dünyada o 3 saniyelik boşalma sürecinin olmadığı bir dünya düşünemiyorum. aşınmadık yarak delik kalmazdı. artık insanlar prezervatif yerine koruyucu kılıflar takardı sex süresini saatlere çıkarmak için. sürtünmelerden çıkan kıvılcımla yorgan yatak yakardı bu millet.

şu bir gerçek; önüme ne gelirse değerlendireyim diyen biriyseniz bu boşalma olayı başbelası olur size. vücudunuz sex yapma fonksiyonlarını o süre içinde kaybeder ama ruhunuz hala yapmak ister. ruhunuzun istediğini bedeniniz gerçekleştiremicek. ama ne aradığını bilen, her kişiyle sex yapacağıma bi kişiyle sağlam sex yapayım diyen biriyseniz sevişmek, sarılmak, dokunmak ayrı haz verir. bunları yaptıkça ruhundaki alevler dinecek. boşalmak da ödül gibi gelir size.

daha önce kadınlarla münasebeti olmuş eşcinsel erkek

kadınla olan tek münasebetim çocukken benimle yaşıt olan komşu kızıyla bir duvar aksına geçip pipimi cinsel organına sürtmüştüm. sürtmek de denmez, değdirip tekrar yerine koydum. hadi gidelim dedim, dur bi defa da ben seni sikeyim deyip bu sefer kendi cinsel organını pipime değdirdi. sonra çıkıp gittik evlerimize.


benim de merak ettiğim bi kaç şey var. mesela bu bekaret olayı. yani tanıştığın kız bakireyse aktif aktife sevişme gibi bi şey mi oluyor? ünideyken mesela bizim fırlama bi arkadaş sürekli eve farklı bi kız atardı. kızları o mu bozuyordu, yoksa gelenler zaten bakire mi değildi anlamadım.


yani aslında hoşlandığım tipten kadınlar var, böyle arzuladığım. ama erkeklerden farklı oluyor biraz. mesela erkeğin bi kaç özelliği tutarsa diğer tutmayanları gözardı edebilirim ama kadında öyle değilim. tüylü, kilolu, çok zayıf vs asla elimi bile süremem. yani kafamdaki profildeki kızın benle yatma ihtimali milyonda sıfır. çünkü sadece kliplerde görüyorum vücutlar kaymak gibi pürüzsüz, kilosu, boyu ideal. bi de günlük hayatta hiç öylesine denk gelmediğim için kadınlarla sex yapmak da hiçbir zaman aklımdan geçmiyor.


kadın ile erkek birbirinden çok farklı şeyler. erkeğin vücuduna bakıyorsun; bu dokunmak, öpmek, okşamak için yaratılmış diyorsun. her yeri ayrı mükemmel. bir de kadına bakıyorsun, göbek asılı kalmış göğüsler sarkmış, bacaklar yağ çuvalı. tuhaf olan da o bayıldığın adamların hetero kesimi de bunlara bayılıyor. çok enteresan gerçekten.

skywanker

sözlüğü kalkındaracak potansiyelde biri ama yaratıcılık sınırlarını zorlamamasını öneririm. zorlayınca sınırların dışına taşıyor çünkü. başlık açma konusunda biraz daha özgün ve seçici olmasını öneririm. bunu da sözlüğü tek başına sırtlamasına bağlıyorum. bundan bi kaç kişi daha olsa sözlüğün daha hareketli olacağını düşünüyorum.

her şehirde neredeyse herkesçe bilinen bir gay olması

ve hepsinin götçü ahmet, oğlancı mehmet, top murat diye lakabı olur. tıpkı bir kadavra gibi insanlara eşcinselliğin ne olduğunu üzerinlerinde dönen muhabbetlere öğretmeye adamışlar kendilerini.

hornet uygulamasından aldığınız en garip mesaj

+selam fulllll aktifim
-aktif aramıyorum.
+alet atar mısın?

seviştiğiniz en yüksek mevkili kişi

bi keresinde aktif aktifle sevilmiştim, en yüksek o heralde. gerisi hep pasif mevkideydi.

ilişki nasıl bitirilir

soru iki şekilde değerlendirilebilir. birincisi; ben bitiremiyorum, siz nasıl bitirebiliyorsunuz? ikicisi de bir ilişkiye nasıl son verilir.



bir ilişkide olumsuz duyguların şiddeti sevginin şiddetini aştı mı o ilişki artık yürümez. yazın dondurma çok iyi gider ama dondurmayı yerken dişlerinizde karşı koyamayacak bir sızı oluşması durumunda dondurma yemekten vazgeçersiniz. canınız deli gibi dondurma çekmesine rağmen o ağrıyı çekmeyi göze alamıyorsunuz. ilişkiler de öyle. saygı, sadakat, güven bitti mi; sevginize karşılık o acıyı göze alamıyorsunuz. ne kadar isteseniz de devam ettiremiyorsunuz.

ikinci seçenek ise biraz karakterle alakalı. bitirmeye karar verdikten sonra; kimi bitti demeden gider, kimi bitirelim der bitirir, kimi bitirir bitirdiğinin farkında bile olmaz, kimisi çoktan bitirmiş ama hala ilişkiye devam ediyormuş gibi görünür, kimi karşı tarafı uğradığı psikolojik yıkımdan dolayı teselli bile eder.

kimisi de bitirmeden, hiç yokmuş gibi özgür takılır. o ilişki de zaten hiçbir zaman olmamıştır.

hazineci'nin sürekli kadın kaldırdığından bahsetmesi

yadırgamıyorum ama içten içe kıskanmıyor değilim. kadın bulmasını değil. kadın da arzulayışını. en azından ortamlarda anlatacak bir kaç ilişkisi oluyordur. şu ana kadar sosyal çevremdeki hiç kimseye ilişkilerimden bahsedemiyorum mesela. bahane olarak da özel bir şeyler yaşadığım kişilerden konuşmayı sevmediğimi öne sürüyorum. tabii bu da özgüveni sikip atıyor. halbu ki gay ortamlarda anlata anlata bitirmem.

ayı sözlük itiraf

ilk cinsel deneyimimi 14 yaşında yaşadım. 15 yaşında erkeklere ilgi duyduğumu anlayıp yine o yaşta 35 yaşında bir erkeğe deli gibi aşık olmuştum. şimdi düşünüyorum da her gece hayaliyle uyuyup acaba o da beni seviyor mu diye düşündüğüm kişiden karşılık bulsaymışım; 15 yaşındaki bir çocukla ilişki yaşayan, sübyancı biriyle ilişki yaşamış olurdum. şimdiki kafayla düşününce çok tuhafıma gidiyor. o zamanlar hayattaki en çok sevdiğin kişi, şu an hayatta en çok karşı olduğun şeyi yapmış olurdu. sanırım olgun genç ilişkisinde, genç taraf için 18'ine kadar aşk tek kişiliktir.

biten aşkın ardından dinlenebilecek şarkılar

muhafazakar eşcinsellerin cinsel yaşamı

cd'ler kıyafet seçiminde saçları gözükmesin diye tesettür takıyorlar.

gaga bulut

daha önce sadece adını duymuştum, bir de tutuklandığını. bu gün başlığını görünce bi bakayım kimmiş diye son videosunu açtım. öyle bakıp çıkacaktım, zaten sözlükten bir sürü ön yargı topladım, gay olduğunu inkar edip homofobik olduğunu iddia ediyormuş falan. ama video sardı, tarım saatlik videoyu sonuna kadar izledim. ali şan'a sallamadıyla yıktı tüm ön yargıları mı hatta sempati bile duymaya başladım diyebilirim.

yani belli doğal görünmeye çalışıyor, tost yerken ağzının kenarı hep ketçap oluyor, ayranı içerkenki çıkardığı ses, açık seçik konuşmalar falan ama bana nedense itici gelmedi. bir de bizim yaşantımızı çok iyi yansıtıyor tüm çıplaklığıyla. iyi, kötü yansıtması umrumda değil. gerçek yüzümüz bu çünkü. bizi tanıyan böyle tanımalı, kabullenen böyle kabullenmeli. gidip de efendi görünmeye çalışmanın lüzumu yok. hele ki video sırasında arayan adamın benzerinden binlerce kişi olduğunun bilinmesi olmazsa olmazdı zaten. adamla arasında geçen diyalog şöyle;

ortam için kullandığı telefon çalıyor, hoparlöre alıp açıyor

- merhaba
+merhaba
- amacacım gay misin gibisinden bir soru soruyor. karşı taraf tabii ki de diyor.
- a mısın p misin peki?
+harf takıntım yok.
-evli misin? (diye soruyor evet bir çocuğum var diyor.)
- çocuğun büyüyüp tiktok çekse gay olsa ne yaparsın?
+onu reddederim.
- neden?
+çünkü erkek adam yapmaz gibisinden bir şeyler diyor.
-neden amca sen hem siktirip hem sikiyorsun çocuk yapınca niye olmasın
+.....
-bi tane fantezini anlatır mısın?
+eşimin tangasını giymek.


bu amca da bizim ahlaklı olanımız işte. toplum içinde bunlar ibne, oğlan deyip eve çağırdığı aktifine karısının tangasını giyenlerden. bunu sabaha kadar anlatsan inanmazlar. buna canlı canlı şahit olmaları güzel bir şey.

olgun erkekler aşık oluyor mu

bu başlığın altında bu gerçekle yüzleşmek istiyorum. insanın hayatına belki de en çok yön veren yegane duygu aşk iken, bu duyguyu sadece belirli bir kuşak ile yaşayan "olgun - genç" ilişkisinde gerçekten duygusal bir denge var mı? 45, 50, 55 ine kadar o heyecanını yitirmeyen insanlar gerçekten kaldı mı? bir tarafın nabzı hızlı atarken diğer taraf buna uyum sağlayabilir mi? ilişkide her zaman en çok seven nabzı hızlı atan taraf mı oluyor? bir taraf çok severken diğerinin düşündüğü sırf cinsellik mi? yaşı büyük tarafın hissettiği gerçekten aşk mı yoksa şefkat mi? varsa o yaşlarda yazarlar, siz aşkı nasıl tanımıyorsunuz çok merak ediyorum.

mentollü şampuanla mastürbasyon yapmak

el ile yapılan sekste geciktirici görevi görür.

alttaki yazara soracaklarım var

bulunduğum yer eşcinselliğin afrikası. gençler de biraz kabuğunun dışına çıkma durumu var ama genel olarak ya ultra gizliler ya da hayatları boyunca tek kişiyle takılıyorlar. her neyse hornet, gabile nereye girsem sürekli olgun birini buldum heyecanıyla tanıştığım kişi hep aynı kişi çıkıyordu. adam tipim değildi onu söyliyeyim. onun dışında çirkin diye nitelendirebileceğin bi tipti. sürekli de eve çağırdı beni. bi gün bu ısrarla yine beni çağırmaya başladı, o ısrar ettikçe, biraz da uzun süre sex yapmamanın azgınlığıyla yumuşuyorum. yine de evde buluşmayı tercih etmiyorum, hani eve gidersem sex yapmak zorunda kalabilirim korkusuyla onu dışarda bi yere davet ediyorum, belki fotoğrafta göründüğünden iyidir diye. her neyse görüştük, adam beni beğendi, ben adamı beğenmedim. tabii bunu direkt yüzüne söylemiyorum. daha doğrusu adamın tipi iyi değil ama bu azgınlıkla bi nebze kendini tatmin edebilirsin. o da sevişmesiz, sadece ona aktif olarak.

eve geldikten sonra bu sürekli mesaj atmaya başladı hadi nerdesin, ne zaman buluşalım, gel diye. ben de sürekli bir bahane buluyorum en son geleceğin yok deyip sildi.

aylar sonra tekrar bununla denk geldik, hatırlatmaya çalıştım kendimi çok üstelemeden gel ev boş dedi. azgınlığım da biraz daha belirginleştipi için çıkıp gittim evine. girişte mesaj attım geldim diye. katı söyledi yukarı çıktım. kapıyı açmış bekliyor ben de merdivenden çıkıyorum yukarı doğru. son merdivene geldim çıkmaya devam ederken baktım eliyle yok işareti yapıp ben merdivenin son basamağına gelmeden kapıyı yüzüme kapattı.


ben böyle kekoluk, böyle kroluk, böyle karaktersizlik görmedim. o kadar insanla tanıştım, değer verdim, değer gördüm. o kadar saygın insanla oturdum, beş para etmez adamın bana yaptığı harekete bak dedim.


sonra bir kış gecesi yine bununla yazıştık. biraz muhabbetten sonra o olduğunu anladım tabi. sonra bir güzel sallamaya başladım, yok işte tel yaşıyorum, ne kadar genç istersen tanıştırabilirim, çevrem çok geniş falan filan. onun eve uzak bir yer söyledim. gabile chaten konuştuğumuz için geldiği zaman çıkmak zorunda kalıyordu. yolda benle irtibatı kesiliyordu. sadece şurada bekliyorum deyip çıkıyorum ben de. bi saat sonra tekrar girdi. girdiği gibi bana yazdı. benim de için soğumadığı için başladım üste çıkmaya. yok işte o soğukta o kadar seni bekledim, yalancı çıktın falan fistan. bu nereye baktıysa tersi bi yer söyledim. oraya gel demiştim dedim sen başka yere gitmişsin falan. baktım tekrar geleyim dedi. ben de başta yok gelmezsin falan dediysem de sonra ikna oldum :d. sonra tekrar gabileden aynı şeyi söyledim. tekrar çağıracaktım ama tehtid etmeye başlayınca vazgeçtim. seni mahvedecem falan diyordu. herif ben oldugunu anlarsa başımı belaya sokar diye çıktım daha da girmedim o gün. biraz da olsa içim soğumuştu.



kişisel gelişim ile psikoloji kitapları arasında fark görüyor musun? sonuçta ikisi de insan ile alakalı. şu aralar bi tane psikoloji kitabı okumaya başladım. kişisel gelişime benzetince ısınamıyor insan.
  • /
  • 27

gay pornosu

gay pornosu izlemek isteyenler harika bir site buldum.

siz ibnelere kıyağım olsun..

normalde kondom bile paylaşmam ben !

çok güzel hd bir arşivleri var by sitenin

lakin ispanyolca.. (galiba)

videolar açmak için 1 ya da 2 kere tıklamak şart. reklam çok açılıyor ama değiyor yani..

hadi bakalım ellerinize, parmaklarınıza kuvvet

https://putinho.net/

alttaki yazara soracaklarım var

bence her ikisinin de birbirine karıştığı zamanlar mümkün. ama evet, ben arada bir fark görüyorum. psikoloji kitapları genelde daha iyi eğitimi olan kişilere odaklanıyor, hedef kitlesi o. ama kişisel gelişim daha alt tabakaya hitap ediyor. buradaki sınıflandırmam daha çok okuyan eden kitleyle okumayan kitle meselesi. bir örnek vermem gerekirse, psikoloji kitabı nietzche’nin “böyle buyurdu zerdüşt”ü ise, kişisel gelişim kitapları alain de botton’un “mutluluğun mimarisi” kitabı gibi. göstere göstere anlatma derdi oluyor kişisel gelişim kitaplarında. ama psikoloji kitaplarında adam pat diye jung’dan girebiliyor, konu hakkında öncesinde birşeyler bilmen gerekebiliyor.

the mandalorian tadında önerebileceğin bir dizi var mı?

ayı sözlük'ten okuyucuya tavsiyeler

çok acaip bir durum yok, sen yan cebimde dur ama ben bağlanmayayım, başkalarıyla da sikişmeye devam edeyim istiyor, kendi kendini rahatlatmak için de "aslında ben tek eşliyim vırt zırt" diyor ki aslında bu senden çok kendini kandırmaya çalışmak. yapman gereken şu:

öncelikle kendin ne istiyorsun ondan emin ol. tek eşli bir sevgili ilişkisi mi istiyorsun, yoksa bunla devam etsin, bozmayayım, kaçsın gitsin istemiyorum mu diyorsun. yoksa sadece durumu açıklığa kavuşturayım, ne olduğumuzu anlayayım yeter mi diyorsun. kırmızı çizgilerin neler, neye fitsin, ne olmaz vs.

bunları belirledikten sonra da arkadaşı karşına alıyorsun, ne iş, ne yapıyorsun, seni growlr'da gördüm ama tek eşlilik istiyorum diyorsun, beni eşten saymıyorsun herhalde, durum nedir diyorsun. muhtemelen seni eşten saymıyor, zaten cepte görüyor, çok da önem vermiyor. tabii bunu açık açık söylemek istemiyor çünkü bir şekilde senle ilişkiden fayda sağlıyor. o nedenle açık açık bunları söylemeyecek. ama burada da senin kırmızı çizgilerin ne o önemli olacak. bu arada yani sen de o ilişkiden fayda gördüğün için, bu herif growlr'larda gezdiğini görmene rağmen ayrılmak istemeyebilirsin. neyse, tavsiyem açık açık konuşmak yani, çok ilginç bir şey değil.

öte yandan bu arkadaşa karşı romantik duygular geliştirmişsen (ki öyle gözüküyor) ve amacın/isteğin bir ilişki yaşamak ise, bu arkadaş bunu sana vermeyecek gözüküyor, o nedenle eğer gerçekten isteğin buysa, adamın peşinde sürünmemek için, "benim isteğim bu, okey değilsen baybay" yapman gerekiyor (zor olacaktır senin için tabii). adam küçük bir ihtimal seni kaybetmek istemeyeceğinden ok diyebilir, ama büyük ihtimal (tecrübe konuşuyor) o zaman sen yoluna ben yoluma diyecek (gey milleti). işte o noktada "ok, kib bye" yapabiliyorsan herifin gözünde değerin artacak (maalesef).

bir ihtimal (ama küçük bir ihtimal yine de), bir süre sonra sende yaşadığı hisleri özleyecek ve seni o arayacak. o zaman başka bir manzara olur. aramazsa da, sen de sikerler diyip yoluna devam edicen.

öncelikle ne istediğini bilmek ve kendine saygı duymak lazım yani. yoksa böyle başkalarının gitgellerinin arasında perişan oluyor insan ve hiç gerek yok. gelene hay, gidene bay.

yardımcı olabildim umarım.

kolimi kanattım

kendinden büyük erkekleri sevmek

konuya alakasız gireceğim ancak antik yunan'da eğitici rolündeki yaşı büyükçe bir erkeğe yüklenmiş "bir erkeğin nasıl davranması gerektiğini öğretmesi" görevi kadar alakasız girmeyeceğim. nitekim plato'nun aşkın en saf ve temiz halinin savaşçı erkekler arasında olduğunu söylemesinden ya da freud'un aşkın yetişkin bir insanın hayatındaki kaos ve savaş düşkünlüğünün doğal sonucu olduğu görüşünden veya insanın varoluşunun kendi yıkımını getirme düşkünlüğü üzerine olduğundan ve dolayısıyla aşkın da bir varoluş yıkımı olarak insan hayatında kendini gösterdiğinden de, yaşın bu anlamda en etken yıkıcı olduğundan zira bize yaşın küçüklüğümüzden beri olgunluk ve kendini bilirlik olarak, hatta çoğunlukla hayatımıza etki eden yanlış davranışlar olarak işlendiğinden bahsetmeyeceğim.

genel daddy severlere, tabirin doğası gereği "kendi babasını arıyor" benzeri bir yorum yapılır. kimse adına konuşamayacağımdan kendi adıma konuşacağım; benim babam disiplin ve kural timsalidir, kültürlü ve eğitimlidir, ayrıca bire birde ürkütücü ve baskıcı olduğu sebebiyle manipülasyon yeteneği de çok yerindedir. çoğu huyumuz birebir olarak aynı olduğundan, böyle bir insanı "arıyor" olsam muhtemelen dünyanın en zehirleyici ilişkisini yaşardım.

bir aktif olarak, maddi anlamda kimseye hiçbir anlamda ihtiyaç duymayan ve ne istediğini bilen biri olarak yaşı benden küçük veya bana eş, bana yakın insanlarla birlikte olduğumda genel olarak hepsinin karakterlerinin oturmadığı yerler üzerlerinde sırıttı.

o yüzden, buyrun sizin olsun besleyip doyurduğunuz, dinlemeye dayanamadığınız ve sadece sikmek için var ettiğiniz yaşıtlarınız. buyrun sizin olsun eline muhtaç olduğunuz ve ne yaparsam bana şunu alır dediğiniz "yakın yaşlardaki" ilişkileriniz. ben; dinlemeyi bilen, sevişmeyi bilen, konuşması ve hareketleri yerinde olan, beni kaybetmeyeceğini bilmesine rağmen kaybedecekmişçesine yaşayan ve sadece bu yüzden bile benden vazgeçemeyecek daddy'mle gayet memnunum.

lil zey

türkiye standartların üstünde kadın rapper.
hele heveslenmem parçasını günde bi 10 posta dinler oldum.bir kere şans verin ey yazarlar

erkeğin seksiliğinden çalan unsurlar

fırlamalık, küfretmeden meramını anlatamıyor olmak, bakımsızlık, patavatsızlığı dobralık sanma yanılgısı, beş dakikada bütün hayatını sayıp dökmek, kendisini dayanılmaz ve vazgeçilmez sanmak, ölçüsüz olmak, yalancılık,...

ayı sözlük yazarlarının damar parçaları

damar deyince aklıma gelen, insanı derinden etkileyen, hüzünlendiren türde şarkılar. benim liste aşağı yukarı şöyle:

fikret kızılok - haberin var mı?, bir harmanım bu akşam.
nilüfer - unut gitsin, ilk göz ağrısı, son arzum.*
şehnaz - bugün tadım yok.
nazan öncel - geceler kara tren.
antony and the johnsons - cripple and the starfish.
damien rice - cheers darlin'

ayrılık

kolay incelenmesi açısından dönemlere ayrılır.

1. yıldız tilbe dönemi
sürekli bir dertlenme kederlenme evresidir. götüme takmayayım derken sürekli kafanda dönüp durur.

2. demet akalın dönemi
amaaaan elimi sallasam ellisi, unuttum çoktan, kendi kaybetti, hayvan, pislik, 'kötü çocuk pezevenk' dönemleridir.

3. orhan gencebay dönemi
demetten sonra birden bire anden gelir. bir sabah uyanırsın ve ben insan değil miyim, ben kulun değil miyim diye uyanırsın, bir dönem de böyle gider.

4. serdar ortaç dönemi
tıpkı sanatçının sarkıları gibi alakasız ve çelişkilisindir. bir an özlerken bir dönem sonra aman umrumda değil, hemen ardından bir dönse diye düşündüğün sonra yüzüne bakmam dediğin, nakaratın daha eğlenceli geçtiği dönemdir.

5. ilhan şeşen dönemi
artık atıp tuttuğunuz, içten içe atarlandığınız, durup özlediğiniz, dönüp sevdiğiniz dönem geride kalmıştır. artık çok daha olgun ve ilişkiye doğru bir bakış açısıyla yaklaşırsınız. artık dönse de bilirsiniz hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.

böylelikle bir ilişkinin daha sonuna gelmişsiniz demektir.

yakışıklı karizmatik zengin koca adayı

tanım:birçoğumuzun hayallerini süsleyen erkek türü..

fakat söyleyim hepiniz buna heves ediyorsunuz ama bu o kadar kolay bir şey değil...üfff tanım girdiğime göre,bir sigara yakayım...bugün stresten ikinci sigaramı yakıyorum,deliler gibi de utanıyorum kendimden...ay biliyorum,dedikodu istiyorsunuz,şu lanet olasıcayı yakayımda,vericem dedikodu...

oooh yaktım,şimdi bahsettiğim adam inanılmaz zengin,sıçtığı bile para..ay her şeyi mi madem anlatıyorum ismini de söyleyim,tam olsun..ismi zülfikar, 29 yaşında.. ve elbette yakışıklı... ahahaha ne sandın bebeğim..

ay neyse geçen sabah bir kalktım,ama içimden hiç işe falan gitmek gelmiyor,her zamanki gibi...dedim ki zengin koca adayıma yavşayım,istifa falan etmemi istesin,desin ki mesela evinin gayi ol brokolim,hiç çalışma...

yakışıklı karizmatik zengin koca adayı: zülfikar, psk3: ben

z:efendim bebeğim?
psk3: günaydın ya,ooof o kadar hastayım ki anlatamam sana,sanki gözkapaklarımda adamlar oturuyor,sanki kollarım ayaklarım yok...sanırım ölüyorum...hiç işe falan gitmeyeyim diyorum
z:kalkıp koşsana,hem sevdiğin spor...
psk3: işte bende onu diyorum ya,enerjim sadece spor için...diğer şeylere hiç enerjim yok...sanırım ölüyorum,azrail benim işe gitmemi bekliyor...ay işyerinde alacak canımı,oraya hiç gitmemeliyim...
z: psk3 çalışmak zorundasın,bu şekilde güçlü olacaksın,para biriktirip...
psk3: ya işte bende onu diyorum,sen bana şu 100 binlik kredi kartını ver,söz taş çatlasın aylık 10 bini geçmem,diğer 90 bin acil durumlar için...ay bakarsın dağda falan mahsur kalırsam diye diğeri...
z: psk3 işe gideceksin,sabah sabah daraltma içimi...sen gene tutunamayanlar ı mı okudun ya?
psk3:aman iyi be,kimseye muhtaç değilim ben tamam mı?

çaaatt!

evet,gururlu bir çüklü kadınım ben ama o gün fal baktırma ihtiyacı duyup,ankaranın en sağlam lubunya falcılarından biri deniz ablaya gideyim dedim...deniz ablayı çok severim,eski lubunyalardan,boktan bir cafe'de fal bakar,asla hiçbir dediği çıkmaz ama işte sevdiğimden,biraz da yaşına hürmeten uğrayayım eski kaşarın yanına dedim..kapattım falımıi,bekledim deniz ablamı...neyse geldi deniz ablam,açtı fincanımı:

d.a: ayhh ne bu ayol,bi kısmet var?
psk3: aaaa nerden bildin kız.evet var,çok zengin,29 yaşında,ismi zülfikar,yakışıklı,sohbetkar,tam kafa adam...ooof deniz abla her boku görüyorsun valla...
d.a: ahaha bebeğim,ben öyle bir falcıyım.o değilde,bu çok çapkın...sen de bu saflık,onda bu açıklık...yani yetememe durumu var sanki...
psk3: bırakta o elindeki fincanı azıcık akıl ver,malum eski kaşarlardansın,ne yapabilirim avcumun içine almak için şimdi?
d.a: seksapelliğini kullanacaksın,adamı azdırıcaksın..adeta seninle her anlamda irtibat içindeyken,seni arzulamalı,manasız yere şeyi kalkmalı!
psk3: kız sus,ne diyorsun sen,etraftan duyanlar olacak..ben asla öyle şeyler yapamam..
d.a: ayyy halen aynı kezbanlık..27 yaşına geldin,ama evde kaldın..bu kafayla gidersen,asla bir bok olmaz senden...ama profesyonel bir falcı olarak söyleyim,bu adamı kaçırma...biraz tabularını falan yık..
psk3:aman iyi be,seksi olacağım...azdıracağım onu..

amaaan deniz gudubeti moralimi öyle bozdu ki,yol boyunca kendimin ne kadar salak olduğumu düşündüm...neyse benim eleman gene bir ihaleye mi ne girmişti,ayy kazanacağını bildiğimden sorma gereksinimi bile sormamıştım..zırrr gene telefon,aaa zülfikar,açayım hemen:

z: ya inanamacağın bir şey oldu?
psk3: noldu gene mi aldın ihaleyi?
z:ahaha evet ya,çok mutluyum..
psk3: amaan ne güzel,bir kola ısmarlada,boğazımın kuruluğu gitsin bari.
z:ahaha kola köpeğin olsun bebeğim,coca-colayı alırım senin için..ya o değilde,hastaneye gittin mi sen?
psk3: hayır gitmedim, ama babamın doktor arkadaşına anlattım,muhtemelen tansiyon diyor...
z:bence de tansiyon ama hastaneye de git,belki kansersin..
psk3: ohaaa, kanser olmamı istiyorsun,sırf parayı tek başına yemek için...
z:ahaha saçmalama be,şaka yaptım..
psk3:ya inanamıyorum gerçekten...benim erkenden ölüp gitmemi ve parayı başkalarıyla yemenin hayalindesin sen...haram zıkkım olsun...
z:saçmalama ya,ben kazanmayı seviyorum,sende yemeyi...ben kazanayım,sen de yersin işte...
psl3:üfff istemiyorum hiçbir şey...

gene çaaattt...

istemez olurmuyum halbuki..deliler gibi istiyorum elit bir yaşamı... dur bir daha arayımda,azıcık orospuluk yapayım,deniz ablamdan öğrendiğim tüyolarla...bu sefer ben arayayım:

z:efendim?
psk3: üfff max blum ve ben bir bar açacağız,çok zengin olacağız...onun haberini vereyim dedim...o barda ayrıca go-go boy da olabilirim..kıskandın değil mi?
z:ahahah,şaka mı bu,kamera nerde,götümü açıp sallayacağım...siz ikiniz,bir barınız falan bile olduğunu unutup,açmazsınız orayı haftalarca...
psk3: ahahaha oha,kıskanıyorsun...

çaaaaattt...

ayh lanet olsun gene sabah iş var ve ben gırtlağa kadar borca batmış durumdayım...dur arayım en iyisi,aklımda deniz ablam:

z:noldu gene yaaaa?
psk3:inanmazsın ama bak bu sefer gerçekten ölüyorum,belki işe gitmezsem asla ölmeyeceğim...
z:noldu ki?
psk3: bak ayaklarımın altından sanki kılıçlar sokuyorlar,kasıklarıma kadar gidiyor..
z: kasıkların mı,oyşşş kötü oldum..üff ne seksisin böyle..
psk3: aaa,hadi ya,evet beni keşfet aşkım,cm cm,her yanımı keşfet..
z:şunu söyledikten sonra varya direkt koptum,salak direkt içine ettin ahahahaha..olum bence sen seksi olmaya çalışma valla..ahahahaha
psk3:belki çalışmama mı istesen ve 100 binlik kredi kartını versen böyle olmazdım..
z: psk3 hadi yatalım,uyuyalım.bundan sonrada asla seksi davranmaya çalışma..beni keşfetmiş...ahahahaha...
psk3:amaan iyi hadi bye...

Toplam entry sayısı: 525

kişinin eşcinsel olup olmadığını anlama yolları

kesin sonuçlar(istisnalar hariç);

-hornet, grovlr gibi uygulamalarda üyeliği varsa.
-facebook, instagram sayfalarında; beğenenler arasında kaslı hesaplar varsa.
-tarayıcı geçmişinde gay porno geçmişi varsa.
-gay bar ve çark yerlerinde denk gelirseniz.
-gay jargonuyla konuşuyorsa.
-istanbulda yaşıyorsa.
-saati soruyorsa *


büyük ihtimalle;

-gözlerinizin içine bakiyorsa.
-tensel temasta bulunuyorsa.
-sizinle bir şeyler içmek istiyorsa.
-telefonunu elinize vermiyorsa.
-istanbul'a gidip geliyorsa.


bi ihtimal;

-bilgisayarina şifre koyuyorsa.
-giyim kuşamina dikkat ediyorsa.
-güzel yemek yapıyorsa.
-şiir seviyorsa.
-geceleri esrarengiz bir şekilde kayboluyorsa.
-telefonu çaldığında dışarı çıkıp aciyorsa.
-vücut çalışıyorsa.
-sezen aksu dinliyorsa.
-yanından geçen taş gibi hatuna bakmiyorsa.
-istanbul denince ilgisi o tarafa kayiyorsa.


çok uzak ihtimal;

-bir erkekle yan yana yürüyorsa.
-telefonuyla bir sey yapmasını istediğinizde elinize verip sen yap diyorsa.
-futbolla ilgileniyorsa.
-geceleri 00:00 da uyuyorsa.
istanbul'a hiç gitmediyse.

kesin hetero;
-facebookta bütün kadın fake hesaplarda ortak arkadaşsa.
-çirkin kadınlara yavsiyorsa.
-kerhaneye gidiyorsa.

ayı sözlük itiraf

insanlar ne kadar mantıklı, sağduyulu, tutarlı düşünse de bazı konularda olaylar düşüncelerini desteklediğinde çok salakça fikirlere kapılabiliyor. lise dönemi ergenliğiyle platonik bağlandığım okulumuzun müdür yardımcısı vardı. neredeyse aradan on sene geçmiştir. platoniklerin arasindan en tutkuyla bağlandığım adamdı. hayatta bana bir fırsat sunulsaydi, her türlü onunla değerlendirmeyi seçerdim. o kadar olağanüstü bir şey gibi geliyordu ki tenimin tenine değmesi; aşkı sevgiyi geçtim, sırf nasıl bir histir bu merağından belki de en çok istediğim şeydi. bilen bilir platonikler durup dururken birine bağlanma olayı değildir. dogru ya da yanlış karşı tarafın da tavırları seni buna sürükler. etkisini yitirdiğinde karşılık konusunda en iyimser düşündüğüm adamdı kendisi. yeni yaslarimin getirdiği tecrübe ve olaya birkac sene uzaktan bakınca en ufak bir alaka görmüyordum bile. hatta yakın zamanda onu gördüğümde karşılaşmamak için elimden geleni yaptım. ama dün telefona dalmışken iş yerinin oradan birinin geçtiğini farkederken kafamı kaldırır kaldirmaz birinin gözleriyle içeriye göz gezdirdigini gördüm. aynı zamanda yürüdüğü için tam gözler bana kayınca işyerini de geçmiş oldu. bir anlık noluyor lan dedim kendi kendime. anlam vermeye çalışıyorum. oldukça düşündüklerimden uzak ihtimallerden yana kullanıyorum mantığımı ama hafiften de aklım başka yana kaymiyor da değil. hani bir şey olacağından değil. biliyorum kırk yıl böyle sürse hiçbir şey olmaz ama içinin bi yerlerinde bir şeyler cız ediyor yine. gecem onu düşünerek geçti. hala karşıma çıkınca ayaklarım titriyor.

neden en popüler yazar sen değilsin

valla ister dövün, ister sövün, ister eksi verin, özelden taciz edin. ben dayanamıcam, söylicem ağzıma gelenleri.

öncelikle başlıkta yazdığın gibi, neden en popüler ben değilimse amacın böyle zerre yaratıcılık olmayan başlıklar acarsın. ve bana göre de gayet popülersin. sol frame'de ne zaman yüzümü ekşitip anlamsız bir başlık okusam, tıkladığımda tahmin ettiğim gibi bir çift ampül bir de atlet görüyorum.

benim anladığım, biri başlık açmadan kafasında tartar, olur mu olmaz mı diye az düşünür. ama sanırım bu arkadaş olur mu olmaz mı sını uygulamalı anlamaya çalışıyor.bunu hissediyor insan ilk akla geldiği şekilde yapıştırıyor. ben iyi ya da kötü yazdığını söylemiyorum veya o konuda eleştirmiyorum sorun ne zaman bi şeyine denk gelsem: ''ne diyo bu laa'' oluyorum. o yuzden tutamadım kendimi patladım. ohh rahatladım.

bitip eridiğiniz olgunun yanında şişman kapalı teyze görmek

yolda geçiyorsun gözün bir olguna takılıyor tam bi afet. bıyıklı, kır saçlı tontiş bir şey. ortama girse belki kızların rüyalarında bile göremeyeceği erkekleri götürür ama yanına bakıyorsun bütün duygularını alt üst eden bir teyze. sonra mantıklı düşünmeye başlıyorsun... ortada yanlış bir şey yok. karşıda bir aile profili var. yine de tuhaf düşüncelerden kurtulamıyorsun bir yandan o afetle seviştiğini düşünüyorsun diğer yandan onun teyzeyle seviştiğini. bu seferde teyzeyle kendini kıyasılıyorsun. aynı kategoride miyiz gibi saçma sapan düşünceler geçiyor aklından. seviştiğim bir olgun olsaydı, tesadüfen yanından geçip selamlaşsaydık, arka planda muhabbetimize teyzenin saf gülüşleriyle eşlik ettiğini görseydim, aklıma teyzenin belki de 30 yıllık yaşamadığı fantezileri o bedende fazlasıyla yaşadığım gelseydi, gittikten sonra kimdi bu diye sorsaydı falan kişi deseydi, çok saygılı iyi vs vs birini benziyor deseydi.... hayat çok garip bee.

eşcinselim kan veremiyorum

bırakın bu samimiyetsiz duyar kasmayı. avm, cami tuvaletinde sex yaptım diye entrylerle dolu bu sözlük. ben de escinselden kan almam mk. faydan dokunsun istiyorsan kan verme gitsin. dünyada senden başka 7 milyar insan var.

thepillars

ben bu embesil yüzünden sözlüğe girmez oldum. sevilmeyen yazarların nickaltina yazıp fav kasoyorlor. burama kadar geldi ki yazıyorum mk. burdan yönetimi de ayakta alkışlıyorum. herkes istediğini yazmakta özgür dusuncesi altında bunca ınsanin dimag zevkine tecavüz eden zatı sözlükte tuttuğu için. ben bunlara katlanmak zorunda değilim. size bol tecavüz fantezili başlıklar.

kişinin eşcinsel olup olmadığını anlama yolları

kesin sonuçlar(istisnalar hariç);

-hornet, grovlr gibi uygulamalarda üyeliği varsa.
-facebook, instagram sayfalarında; beğenenler arasında kaslı hesaplar varsa.
-tarayıcı geçmişinde gay porno geçmişi varsa.
-gay bar ve çark yerlerinde denk gelirseniz.
-gay jargonuyla konuşuyorsa.
-istanbulda yaşıyorsa.
-saati soruyorsa *


büyük ihtimalle;

-gözlerinizin içine bakiyorsa.
-tensel temasta bulunuyorsa.
-sizinle bir şeyler içmek istiyorsa.
-telefonunu elinize vermiyorsa.
-istanbul'a gidip geliyorsa.


bi ihtimal;

-bilgisayarina şifre koyuyorsa.
-giyim kuşamina dikkat ediyorsa.
-güzel yemek yapıyorsa.
-şiir seviyorsa.
-geceleri esrarengiz bir şekilde kayboluyorsa.
-telefonu çaldığında dışarı çıkıp aciyorsa.
-vücut çalışıyorsa.
-sezen aksu dinliyorsa.
-yanından geçen taş gibi hatuna bakmiyorsa.
-istanbul denince ilgisi o tarafa kayiyorsa.


çok uzak ihtimal;

-bir erkekle yan yana yürüyorsa.
-telefonuyla bir sey yapmasını istediğinizde elinize verip sen yap diyorsa.
-futbolla ilgileniyorsa.
-geceleri 00:00 da uyuyorsa.
istanbul'a hiç gitmediyse.

kesin hetero;
-facebookta bütün kadın fake hesaplarda ortak arkadaşsa.
-çirkin kadınlara yavsiyorsa.
-kerhaneye gidiyorsa.

eşcinselim kan veremiyorum

bırakın bu samimiyetsiz duyar kasmayı. avm, cami tuvaletinde sex yaptım diye entrylerle dolu bu sözlük. ben de escinselden kan almam mk. faydan dokunsun istiyorsan kan verme gitsin. dünyada senden başka 7 milyar insan var.

istanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin iptali

menderes gibi kendi sonlarını getiriyorlar. 3 yıl daha dişinizi sıkın.

evliyim sorun olmaz canım umarım

genç, kaslı sevenlerin cool görünmek için burun kıvırdığı hadise. gay olup evli olmak sucmuş gibi. prensip olarak tercih etmeyebilirsin anlarım da beraber olanlara ıyy bıyy midesiz demek sacmaliğin daniskasıdır. tabii evli denince kafasında yaşlı kilolu 3 çocuk babası bir profil oluşuyor. yoksa o kaslı tiplerden evli birine denk gel bakalım metres mi olursun kuma mi olursun o zaman görürüz.

eşcinselim kan veremiyorum

bırakın bu samimiyetsiz duyar kasmayı. avm, cami tuvaletinde sex yaptım diye entrylerle dolu bu sözlük. ben de escinselden kan almam mk. faydan dokunsun istiyorsan kan verme gitsin. dünyada senden başka 7 milyar insan var.

fisting

biz eşcinsel bireyler olarak fisting, felching, swinger, ensest ilişki olaylarına fazla duyarlı oldugumuzu düşünüyorum. tamam eşcinsel olabiliriz, encinsellik doğaya aykırı olabilir ama yaradilista bir kadın ile erkeğin türünü devam ettirebilmesi, bir birine yakınlık sağlaması için tanrı tarafından ya da başka şekilde insanlara bir takım duygular verilmiş(aşk, sevgi, şehvet vb). bunların olmadığı, uremenin salt duygusuz bir cinsel birleşme sonucu devam eden uzun vadeli dünya yaşamında insanların soyunun tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalacagini düşünerek bu duyguların ne derece ciddi ve önemli olduğunun farkına varırız. eşcinsel bireylere de o yüce güç (!) tarafindan bu duyguların aynısı verilip ama kullanım konusunda pek adil davranilmamistir. aslında eşcinselleri aklayan nokta da burası; o duyguları heterolar nasıl kullanma hakkına sahipse, eşcinseller için de bunu kullanmak kaçınılmazdır.


yani konu daha fazla sapmadan demek istediğim eşcinsellik yaşam tarzı ve zorunlu bir şeyken fisting tamamen fanteziyle alakalı bir şey. bu ve bu tarz olayları eleştirmek için kötü veya zararlı olduğuna dair bi ölçütüm olmadığı halde ne desteklerim ne de saygı duyarım. kelime olarak bile gördükçe huzurum kaçar. bu tarz fantastik olaylara saygı duyan nekrofili , pedofili ye de saygı duymak zorunda.

dark bear

sorduğum soruya cevap vermeye tenezzül etmeyen yazar. ancak bu kadar kezban olunabilirdi.

nefreti taşıyabilme kabiliyeti

şizofreni tedavisi mümkün bir hastalık.

türkiye'de kafa kesecem diyen suriyeli

bunu flash flash kafa kesecem dedi deyip suriyeli şahsi konusturmayan da ayrı bir şerefsiz. kafa kesecem demenin asla savunulur bir tarafı yok ama bursa gibi ırkçılığın boy gösterdiği bir yerde bunu dedirtecek ne yapıldı şahsa bilinemez. konustursa belki anlatırdı. 2:36. dk da vatan edebiyatı yapıp şimdi kafamı kesebilirsiniz diyen zatta kesilecek kafa olsaydı o konuşmayı yapmazdı. yıllardır kürtlere, alevilere, ermenilere etmediğiniz zulüm kalmadı şimdi de sureyeliler hedef gösteriliyor.