nstrgt

Durum: 860 - 22 - 6 - 3 - 20.09.2021 12:04

Puan: 15908 - Sözlük Kaşarı

5 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Instagram : gereksizfotograflar (amatör fotoğrafçılık) Instagram : leafy.sea.dragonn (şahsi)
  • /
  • 43

benim de söyleyeceklerim var

"yandex görselle arama" sayfası gibi yazardır.

girdilerini durum bağlantılı bir karikatürle süsleyerek tamamlaması imza hareketi sayılır.
dikkatimi celb eden sınırlı sayıda yazarlardan birisidir.

uykusu ağır insan

ağırlığı kişiye göre değişse de çevre seslerinin uyku devamlılığını bölemediği insandır. dünyadaki en güzel lutüflardan birisins sahip olan insandır.

üniversite döneminde ara sıra türkiye turu yapardık arkadaşlarımla ve aynı otel odasında konaklardık. içlerinden birisi yatakta dönsen uyanacak kadar hafif bir uykuya sahipti. sürekli bölünen bir uyku ile yaşamak zorunda. uykuyu ne kadar sevdiğim düşünülürse benim içim korkunç bir şey.


öte yandan ben uyuyayan değil geçici ölüm halinde vakit geçiren bir kişiyim. odanın önünde davul zurna çalsın uyanmam. lisede yurtta kalırken arkadaşın birisi uyurken tekme attığını iddia ediyor ancak benim hatırladığım bir şey yok. s*kseler haberim olmayacak sanırım. öyle ağır bir uyku bendeki.

korkunç tecrübeler

türkiye'de dünyaya gelerek batı ile doğu arasında sıkışık bir kültürde yolunuzu bulmaya çalışırken sizi zorlayan ekonomik şartlara rağmen fiziksel ve ruhsal anlamda sağlıklı kalmaya çalışmak.

jump scare

benim tabirimle sıçratmalık korkutma tekniğidir.

korku filmlerinde ve video oyunlarında en çok kullanılan, genellikle yüksek, korkutucu ve özellikle aniden gelen veya yükselen bir sesle birlikte veyahut meydana gelen görüntü veya olaydaki ani bir değişiklikle şaşırtmak suretiyle izleyiciyi korkutmayı amaçlayan bir tekniktir.


şahsım adına yıllardır korku filmlerinin yapı taşı olduğunu söyleyebilirim.

barış zorba

gullumüyle çok eğlendiğim şimdilik küçük kitleli lubun sosyal medya kişisidir.

ürettiği içerikler gay kitleye ve genele hitap eden içerikler olarak ikiye ayrılabilir.

kendinizle çıkar mıydınız

ben daha iyilerine layığım.

sekste aktif rolde olma anlamına gelen kelimeler

kovboy: ata biner gibi pasifini doggy pozisyonuna getirip tepesine binip bir nevi pasifini atmışcasına sürmek.

ari aster

(bkz:hereditary ) ve (bkz: midsommar ) gibi çok seviğim standardın dışında bir işleyişe sahip olan korku filmlerinin yönetmenidir.

her iki filminde de, artık klasik hale gelmiş (bkz:jump scare) olarak adlandırılan ani bir değişikliğe dayanarak korkutma tekniği üzerine kurulu olmayan , yavaş ilerleyen hikayeye rağmen gerilmenize ve içinizin ürpermesine yol açan, ve bu tedirdinliği/korkuyu/ürpertiyi sahnenin içeriği, müzikler ve güzel bir prodüksüyonla üretilmiş daha sansürsüz korku sahneleriyle size yaşatan bir işleyişi var.

filmleri vakit geçsin diye izleyenlerin değil de , teknik ve sanatsal içeriklerini anlamaya çalışan kişilerin daha çok seveceği bir yönetmen. çünkü az çok ilk kategorideki insanların "bu ne biçim korku filmi ya? yarım saat geçti bir şey olmadı." diyerek filmi bırakacağına emin gibiyim.

üçüncü uzun metraj filmi (bkz:disappointment blvd.) olacakmış. film hakkında ne yazık ki şimdilik çok detay yok ancak türünün yine korku olacağını okumuştum. ve başrolünde joker filmi ile oscar ödülü kazanan oyuncu (bkz:joaquin phoenix) olacakmış. filmin slogan niteliğindeki açıklaması da “tüm zamanların en başarılı girişimcilerinden birinin uzun yıllara yayılan hikâyesinin samimi bir portresi”. bu açıklamadan nasıl bir korku hikayesi çıkacağının uyandırdığı merak film için daha fazla heyecanlanmama yol açıyor.

ki de da eklerinin yazım şekline takılan insan

anlaması ve uygulaması son derece basit olan bu konuda hata yaparak, muhtemelen önemsedikleri karizmalarının ve diğer insanlar üzerinde bırakmak istedikleri iyi etkilerinin olumsuz etkileneceği endişesinden dolayı, konuya bu gibi şeyleri önemsemeyen kişilerden daha fazla önem veren insanlardır.

dünyanın sonu sayılmayan bir konu olsa da bu kadar temel bir ayrımı yapamadığınızın görülmesiyle insanlarda olumsuz düşünceler oluşması da sizi bu kadar tetiklemesin o zaman arkadaşlar. imla kuralları faşizmine gerek yok elbette ancak konuşma ve yazı dilinizi doğru ve etkileyici kullanmanız saygınlığınızı arttırma yolunda en etkili yollardan birisi olduğu için bunu benimsemiş insanların sizi uyarmasına, yanlış kullanımızı dile getirmesine bu kadar sinirlenmezi anlayamıyorum.

bunu umursamadığınızı söylüyorsanız, bunu umursayan insanların size söylediklerini de umursamayın o halde ve bu sonu gelmeyecek atışma bitsin. ancak şahsım adına söylüyorum ki bu konudaki ısrarınız da doğrusu gösterildiği halde yanlışında ısrarcı olan insan konumuna sürüklüyor sizleri. böyle tanımlayınca nasıl geliyor kulağınıza?

el şakası yapmak

fiziksel temas içerdiğinden dolayı temelide rızasız bir şekilde bedene yapılan müdaheledir. bu yüzden el şakaları aslında pek hoş görülmez. çünkü kişisel alana ve bedenin dokunulmazlığa bir saldırıdır. rahatsız edicidir. bunlara saygı duyan birisinin yapacağı bir hareket değildir.

bir denizaltı hikayesi

doğa üstü bir olay sonrasında askeri deniz altına sığınan bir araştırmacı grubun mücadelesi odağında işlenen başrollerinde kıvanç tatlıtuğ ve özge özpirinçci olan türk yapımı netflix serisidir.

hikayenin belçika yapımı (bkz:into the night) evreninde geçeceği bilgileri dolanıyordu. ve bence kıcanç tatlıtuğ'un dizinin 2. sezon finalinde "bir denizaltımız var, araştırmacıyız biz” diyerek girdiği sahneyle bu az buçuk onaylanmış gibi oldu.

ingilizce adı: an undersea story

heyecanla bekliyor olacağım.

into the night

güneş ışınlarının yaydığı zararlı ışınların insanları öldürmesi üzerine sürekli batıya doğru karanlığın içine yolculuk eden bir grup insanın maceralarının anlatıldığı belçika yapımı netflix seridir..

hata/kusur arama odaklı izlemezseniz bir şekilde akan ve kendini izlettiren bir yapısı var ve bir sonraki bölümde ne olacağını merak ettirme garantisi var. 2. sezonunu tek gecede bitirdim.

 spoiler!
diziye ikinci bir türk oyuncu olarak kıvanç tatlıtuğ dahil olmuştur. dahil olmasının sebebi ise into the night evrenine dahil olacak ikinci bir netflix serisi olan ve türk yapımı olacak (bkz:bir denizaltı hikayesi
dizisinin başrolunde yer alıyor olması. into the night 'ın 2. sezonunda boy göstererek diğer dizininde tanıtıtmı yapılmış oluyor en nihayetinde. bence akıllı bir hareket. )

sezon o kadar yarım bir noktada bittiki 3 4 sezon daha gelir gibime geliyor. gelsin de zaten ben severek izliyorum.

the matrix: resurrections

fragmanı en sevdiğim şarkılardan birisi olan white rabbit şarkısı (özellikle "emiliana torrini - white rabbit (sucker punch va) " versiyonu favorim olan) üzerine editlenmiş filmdir..


düşünsenize klişe sona bağlayıp seriyi kapatıyorlarmış. neo uyanır ve hepsinin bir rüya olduğunu anlar ve bunları öğrenmemizin sebebi ise bu rüyayı psikoloğuna anlatıyor olmasıdır. izleyip göreceğiz.

komik video yollamak

gülmeyi paylaşmak istemek gibi bir iyi niyete dayansa da alışkanlık haline getirip üst üste yolladığı videolarla sizi gülmekten çatlatmaya and içmişcesine yapılmaya başladığında tat vermeyen eylemdir. hele bir de yollanan videoyu komik bulmayıp ayıp olmasın diye reaksiyon gösterdiğiniz bir seviyeye ulaştıysa avrupa insan hakları mahkemesine suç duyurusunda bulunma hakkını size verecek bir eziyet haline gelmiş demektir.

am yaptırmak

üstteki arkadaşın zımparalama başlığıyla karıştırdığı eylemdir. neyse zımparalama da çıkıntılı yerleri düzleme işi en nihayetinde.

gayler neden aileye değil de yakın arkadaşa açılıyor sorunsalı

ailenize bağlılığınıza ve olan ihtiyacınıza göre değişkenlik gösterecek sorundur.

açıldığınız arkadaşınız homofobikse onun olmadığı bir hayat seçerek, arkadaş olmaktan vazgeçerek o ve o kişiden gelebilecek zarar, baskı, şiddetten kendinizi uzak yaşayabilirsiniz.

ancak aileniz sizi anlayacak, olduğunuz gibi sevecek bir yapıda değilse aile sıfatı ve bağlarından kurtulma şansınız olmadığı için hayatınızın konforu o ailenin vereceği tepkiler üzerinden olumsuz şekilde etkilemeye devam edecektir. ama derseniz ki ben ailemdekiler dahil ikinci bir kişiye ihtiyacım olmadan, tamamen bağımsız şekilde hayatımı idame ettirebiliyorum, bunu sağlayacak ekonomik gücüm ve sağlık durumun var bu yüzden beni ya bi şekilde sevip hayatlarına benimle devam etsinler ya da yollarımız ayrılabilir... o zaman gönül rahatlığıyla söylersiniz.

ve ek olarak, insan biyolojik ailesini seçme gibi br lükse sahip değil ama insanların seçilmiş aileleri olabilir. onları anlayan arkadaşları gibi mesela... eğer arkadaş dediklerinizi el / yabancı olarak nitelendirebiliyorsanız zaten arkadaş değilsinizdir sanırım. seçilmiş ailelerinizi bulabilmenizi dilerim. gerçekliğimizde rahatlıkla yaşayabilme özgürlüğünü ancak bu şekilde tadabiliyoruz şimdilik.

kum torbası

toksik ve drama bağımlısı arkadaşlarımıza duygusal anlamda bu şekilde hizmet ettiğimiz sıfattır.

evet, her haltı yiyen onlar ama sorumlu tutulan ve duygusal olarak tekme tokat dövülen biz...

bkz:

+ neden sevgilimden ayrıldığım gün 7 kişiyle birlikte olmama izin verdin nstrgt !?

- ??

+ yakın arkadaşım değil misin? neden beni uyarmadın? durdurmadın? hep senin yüzünden ühühühüüü

- ıııı.... 17 yaşında değiliz, kendi kararlarını alabilecek yaştasın, o yüzden olabilir mi?

+ hayır! arkadaşlar birbirlerini ühühü korur kollar uyarır ühühü şimdi benle asla barışmayacak

...(growlr bildirim sesleri)... (hornet bildirim sesleri)

- anlıyorum canım haklısın. ben şimdi bakire külodu almaya gidiyorum sen hiç merak etme.

linç kültürü

medeniliği anlamamış, iletişim yetilerinden yoksun, ve rasyonellikten uzak olan kişileri etkisi altına alabilecek kültürdür.

yargılama sürecini medeni hukuka bırakmak yerine, araştırma ve olayı tüm gerçekliğiyle aydınlatıp anlama faslını geçerek, belki de bir yanlış anlamayı temel aldıktan sonra bireysel duygularla değerlendirilen duruma ceza kesmedir.

özellikle adalete inancın sarsıldığı toplumlarda, halklar bu ceza kesme olayını kendilerine görev edinirler. bir olayı ve yaşananları asla tüm detaylarıyla bilemezsiniz. bu yüzden bütün etmenleri bilmeden yapılan yorum, ya da verilen yargı bomboş şeyler olduğu için linçlerin vardığı tek yer de kaosun göbeğidir.

19. istanbul lgbti+ onur yürüyüşü

polisin bütün caddeyi ve girişlerini boydan boya ablukaya alarak yine engellediği(ya da engellediğini düşündüğü) mücadeledir.

bu hafta aralığında türkiye'ye yıllık izin vesilesiyle geldim ve istanbul'dayken yasağın devam etmesine rağmen yürüneceğini görmemle meydanları boş bırakmamak, bizler sizin nefretinize ve dayanaksız yasaklarınıza rağmen buradayız diyebilmek, görünürlüğümüzü devam ettirebilmek ve dimdik karşılarında durabilmek adına katıldığım yürüyüştür.

dahil olabilmek adına taksim'e geçtik ancak finükülerden çıkar çıkmaz "meydan kapalı gezi parkı çıkışını kullanın" diye yönlendirme yaptı polis. ve "müsait" olan çıkışı kullanarak meydana çıktığımızda polis ablukası ile karşılaştık yine. istiklal meydandan başlayarak caddenin sonuna kadar her ara sokağıyla kapatılmıştı. " işte bu kadar korkuyorlar bizden!" diye düşündüm içimden. çünkü basit bir yürüyüşü yapmamızı engellemek için bile muhtemel her girişi kapatmışlardı. kimseye zarar vermeyecek bir etkinliği engellemek adına bu kadar emek,para, zaman harcayacağınıza keşke daha güzel işlerle uğraşsaydınız. saf bir nefret örgütlenmesi vardı karşımızda ve bu yüzden bunları unutmamalıyız.

yaşamamıza izin vermedikleri o coşkudan, özgürce yaşatmadıkları ve içimizde birikip büyüyen sevgimizden korkmakta haklılar. ama elbette bu engelleyici dönem bitecek. bunun için görünürlüğümüzü arttıran bu yürüyüşlere devam edeceğiz.

şefkat

eş anlamlısı "sevecenlik" üzerinden ele alındığında anlamı daha iyi anlaşabilecek bir şeydir. zira içinde zayıf sevgi barındıran yahut hiç barındırmayan kişilerin gösteremedikleri şefkat bu yüzden sizi bu denli şaşırtmamalıdır. çünkü bir kişiden zaten içinde temel yapı taşı olmadan o şefkati göstermesi bizlerin küçük ve anlamsız beklentileridir.
  • /
  • 43

en yakın arkadaşla aranın açılması

ola ki büyük laflar, hakaretler bile edilse "yılların hatrı var", "sinirdendir" diyip uzaklaşılacak sonrasında bir şekilde konuşup gönül koyduğunuzu söyleyecek yada gönlünü alacağınız derecede yakın bir arkadaşım vardı.

sıradan bir tartışmada gereksiz bir laf etti ki takmam kafama o tür şeyleri geri çektim kendimi tartışmadan. onun yerinde ben olsam tereddüt etmeden özür dilerdim. hatta bunu sinirimin yatıştığı en kısa zamanda yapardım. aksi halde içime dert olurdu.
ama o gelip özür dilemedi. aksine büründüğü kendince haklı, gururlu, kibirli tavrı benim nezlimde tüm dostluğumuzu bitirdi.

aradan iki üç gün geçti, biz tartışırken orada olan arkadaşlar "çok ayıp ettin çocuğa, özür dile " vs demişler öyle gelip özür diledi. ama ben o iki üç günde tamamen sildim onu. hemde öyle gönül koyma, kırılmışlık falan da oluşmadı hiç. sildim direkt. özür dileyince de trip atmadım "olur öyle... dert etme" falan dedim.

sonra aynı evdeydik yine ama o eski samimiyetin yanından bile geçmedi arkadaşlığımız. okul bitti evlendi etti düğününe bile gitmedim.

o gün bugün bu fevriliğimden korkarım biraz. umarım yapayalnız ölmem.

feminen

envai tanımı yapılmış ama arguman'ın sakalı daha mühim bir noktaya değinmiş.

bu kişiler kendini gizlemekte daha zorluk çekerler. sözlü ve fiziksel şiddet de dahil eşcinsel yönelimlere duyulan nefrete birinci elden çokça maruz kalırlar.

lisedeyken yanımda bir efemine üniversiteli gence baya laf etmişlerdi. duyacağı bir ses tonuyla “top” falan demişlerdi. ben özünde bana da duyulan bu nefrete seyirci kalmaktan ileriye gidemedim. çocuk ise çok da bir tepki vermeden duymazdan geldi söylenenleri.

sadece var olması, yürümesini değiştirmeden o yollardan tekrar yürümesi bile benden çok daha cesur olduğunun bir kanıtıydı.

hala bir suçluluk hissederim. (bkz:ayı sözlük itiraf)

on iki öfkeli adam

celal şengör

ilgilendiği bilim dalında üretken olsa da canlı yayında bir kadının adını da vererek eteğini kaldırıp şaplak attığını, kadının dehşete düştüğünü söylemiş.

hukuki açıdan değerlendirilmesini bilir kişiler yapar, ben empati kurunca bile son derece nahoş hissettim. belki cinsel amaçlı değil, belki kimse de şikayetçi değil ama bunu çıkıp bir canlı yayında isim vererek anlatmazsın bir marifet gibi.

kaldı ki akademik kadrolarda bilim ve kariyer adına ömrünü, yıllarını veren yada vermeye gönüllü genç insanların bu tip muameleler görmesi caanım ülkede bilimin bu denli geri kalmışlığının bir başka sebebidir. yani dear şengör "okuyun öğrenin bilim yapın" derken bu tavrıyla "eteğinizi kaldırıp şaplak atan insanları da göz ardı edin" lafını da eklemiş oluyor.

hadi varsayalım ki hanımefendi bundan hiç rahatsız olmadı bizim kalkıp bu hareket için dava açmaya hakkımız var mı? hayır. kaldı ki biz karar mercii de değiliz. ama gördüklerimize tepki göstermek bu muhtemel haksızlığa uğrayan yada uğrayacak insanlara güç olur.

kendinizle çıkar mıydınız

şu sıralar bir benzerini yaşıyorum. kendim gibi bir beyle görüşüyorum. aynı hırs, aynı öfke, aynı ihtiras... sanırım o da firdevs hanım'ın kızı*.

gamer sevgili

sevgilim olmasını isteseydim şöyle benimle wow muhabbeti yapacak, ara sıra lol'de beni taşıyacak, rpg oyunlarının karakter yaratma ekranında en az yarım saat benimle vakit ayrıcak, puzzle oyunlarında birlikte saç baş yolacağım, kart oyunlarında bana deck hazırlamamda yardımcı olacak bir sevgilim olsun isterdim.

gamer sevgili

sevgilizin ilgi alanlarını beğenmeyip yargılıyor daha sonrada bundan yakınıyorsunuz. senin kitap okumayı sevdiğin kadar o da oyun oynamayı sevebilir. çok seviyorsan onun ilgi alanını kötülemek yerine sen de ilgilen birlikte zaman geçirin ama yoook siz en iyisiniz siz zekisiniz sizin sözde bildikleriniz en makbul olanı. sevgiline üzüldüm. anlayışsız ve gamer olmayan bir sevgili gamer bir insan için işkencedir.

on iki öfkeli adam

hukukçular başta olmak üzere her bireyin özellikle de sosyal medya yargıçlarımızın izlemesi gereken film. mantık hatalarını konu edinir.
birkaç tanesini yazmak gerekirse: insan karalama ve itibarsızlaştırma, tikelden tümele sonuç çıkarma, felaket tellallığı, kişisel hisler-çıkarlar, otoriteye başvurma...

ateistin tanrısı

tanrı tanımayan bir gruba kendi kafasından tanrı yakıştıran bir yazarın hezeyanı.

ateistin tanrısı

offf dindar geyler kadar büyük başka bir oksimoron daha yok.

bu devirde, elinin altında bu kadar çok kaynağa erişme imkanı varken bu kadar cahil kalabilmek ancak kişinin kendi isteğiyle olabilir. araya da cosmos sıkıştırmış ki paçalardan akmasın ajsjskks.

sen bi gusüllen de gel hadi annem. yorma güzel kafanı böyle şeylere

Toplam entry sayısı: 860

yazarların hatırladıkları en eski anıları

4-5 yaşlarındayım, aile dostlarımızla pikniğe gitmişiz, diğer ailenin çocuklarıyla yani arkadaşlarımla oynuyoruz, ağız dolusu kikir kikir gülüyorum, koştukça mutluluk yükleniyor sanki, öyle gülüyorum, kısacık şort var altımda,rengarenk bir şort,çok seviyorum o şortumu. saçım yine arkadan kalkık, inmiyor zaten hiç, kafamın köşesinden saçım hep dikiliyor. rüzgarı hissediyorum o kalkık saç tellerimde koşarken.

etrafta umarsızca koştururken otların içine dalıyorum, yeşili hep sevmişimdir çünkü, yeşillerin içinde olmak istiyorum, biraz da yeşiller içinde koşayım istiyorum, hissetmek istiyorum dünyanın yüzeyinden yükselen bu yeşilliği açıktaki bacaklarımda. sonra bir bağırış duyuyorum annemden, dur diyor gitme oraya çabuk gel buraya. ama özgür bir çocuğum ben, koşuyorum durmadan. hem neden gelecekmişim ki zaten yanına? yemeğimi yemişim zaten, gidip oynayabilirsiniz de denmiş bir kere! olmaz diyorum kıkırdayarak.

sonra bir kaşıntı tutmaya başlıyor beni, bacaklarım kaşınıyor hafiften yanarak. annem yanına gideyim diye sihir yaptı zannediyorum. sonra annemin babama bir şeyler dediğini görüyorum ve babam bana doğru koşmaya başlıyor. oğlum ne yaptın sen diyor ısırgan otlarının içine girmişsin kabaracak her yerin diyerek içine atlıyor yeşili çok seven beni sırtından vurarak ısıran bu yeşilliğin içine, kucaklayıp çıkarıyor beni. kahraman babam nasıl da kurtarıyor beni bu tuzağın içinden!

dedikleri oluyor sonra babamın, beni haince ısıran o ısırgan otları yüzünden kabarıyor bacaklarım, deli gibi kaşınıyorum,kaşınıyorum,kaşınıyorum. kolonyalar sürülmüş şekilde kaşıntı geçene kadar bekliyorum sonra. geçiyor da sonrasında kaşıntı . mutluyum ama yine de babam gelmiş kurtarmış beni, annemse şevkatli elleriyle iyileştirmiş beni, ablamlar gülüyor bana şapşal oğlan diye. herkes gülüyor işte, ben, ailem, aile dostlarımız ve onların çocukları... herkes mutlu .


kurulu salıncak görüyorum sonra karşıda. hiç bir şey olmamış gibi gidiyorum atlıyorum üstüne. çok severim çünkü salıncağı, salıncaklar hep kesiyor ayaklarımı dünyanın yüzeyinden. astronot gibi hissediyorum çünkü astronatlar da yere basmadan havada sallanıyorlar. günü bir astronot olarak sonlandırıyorum.

pasif bir direnis

yukarıdakilerin tamamına ters düşecek ama ben yazar arkadaşımıza nedense kayıt olduğum günden beri en çok önyargı topladığım kişi diyerek başlayacağım. altını çiziyorum kendisini tanımadan bende oluşan önyargılar yığını var bunlar sadece teorik iddialar olarak sıralanacak. dolu dolu yazdığını düşünmüyorum bu yüzden fırtına öncesi sessizlik savının üzerini çizdim, çok aktif olduğu doğru ama sürekli kendi açtığı başlıklarda yazıyor gibi geliyor, başlıklara bakıyorum devamını getiren kimse yine çoğu zaman yok, getiren üç beş kişi de yine karşılıklı pohpohlaştığına inandığım sabit yazarlar. alternatif yazdığı çok şey göremedim çünkü yazdıkları hep aynı tonda ilerliyor ve çizgi olarak çoktan tekrara düşmüş gibi geliyor. girdisini görünce kesin yine okunacak bir şey yazdı demeyi çok istiyorum ama şimdilik bu sefer önyargılarım yıkılacak mi acaba diye okuyorum ki bu negatif bir yaklaşım dahi olsa sonuç olarak merakla takip ediyorum. bu kesinlikle karalama kampanyası değil dediğim gibi kim olduğuna dair hiçbir fikrim yok. iletişim dahi kurmadık, bu yazdıklarım belki çok eksi tepki alacak bilemiyorum ama dediğim gibi bende istemsiz oluşan önyargıları belirtmek istedim ki içimde kalmasın. nefret etmediğim ama sevmeyi çok istediğim bri yazar. başarılar diler saygılar sunarım.

ayı sözlük'te yaşanan kutuplaşma

içi boş, çürük girdilere sahip yazarlık kariyerine sahip yazar arkadaşların sıkan paylaşımları beğenilmeyince, dışlandıklarını düşünerek kutuplaşma savlarıyla duyar kastıkları durumdur. bi sakin olup "ben ne yaptım da bir kutuplaşma meydana geldi?" diye düşünmeleri tavsiye olunur. yazdıklarınızın anlamı olmalı ki zıtlaştığınız düşündüğünüz kişilerle bir şeyler konuşabilesiniz ve ortak bir paydada buluşabilesiniz. karşısında boş ve anlamsız şeyler gören bir insan sizinle tartışıp haklı çıkmaya değer görecek bir şey bulmadıkça niye sizi taksın ki? hal böyleyken tabiki aynı değil zıt kutuplarda bulursunuz birbirinizi.

18 mayıs 2019 ayı sözlük eurovision zirvesi

kızlaaaar yeni bir zirve ile yine karşınızdayım. kesin katılacağını bildirenlerin sayısına göre olur diyorum. kalabalık bir sayıya ulaşırsak bir mekan belirlenir şuan için neresi bilemiyorum ama halledilir. üç beş kişiyle kalırsak da birimizin evinde falan olur en kötü ihtimal. benim kapılar sonuna kadar açık. evin kapıları yani. bence bi düşünün ona göre hareket edelim derim.

(bkz:eurovision 2019)

kesinleşmiş mekan: rosso cafe ve karaoke bar
katip mustafa çelebi mahallesi, ayhan ışık sk. no:8, 34435 beyoğlu/istanbul

saat :19:00'da orada olalım, 20:00 da başlıyor diye biliyorum. netlesince yine guncellerim bakarak olun.

aşık olmak

adam game of thrones dizisindeki night king gibi ölüyü diriltti be daha ne yapsın!

sevgi neydi? sevgi emmekti. aman emekti. bütün emeklerim feda olsun sana.

18 mayıs 2019 ayı sözlük eurovision zirvesi

kızlaaaar yeni bir zirve ile yine karşınızdayım. kesin katılacağını bildirenlerin sayısına göre olur diyorum. kalabalık bir sayıya ulaşırsak bir mekan belirlenir şuan için neresi bilemiyorum ama halledilir. üç beş kişiyle kalırsak da birimizin evinde falan olur en kötü ihtimal. benim kapılar sonuna kadar açık. evin kapıları yani. bence bi düşünün ona göre hareket edelim derim.

(bkz:eurovision 2019)

kesinleşmiş mekan: rosso cafe ve karaoke bar
katip mustafa çelebi mahallesi, ayhan ışık sk. no:8, 34435 beyoğlu/istanbul

saat :19:00'da orada olalım, 20:00 da başlıyor diye biliyorum. netlesince yine guncellerim bakarak olun.

pasif bir direnis

yukarıdakilerin tamamına ters düşecek ama ben yazar arkadaşımıza nedense kayıt olduğum günden beri en çok önyargı topladığım kişi diyerek başlayacağım. altını çiziyorum kendisini tanımadan bende oluşan önyargılar yığını var bunlar sadece teorik iddialar olarak sıralanacak. dolu dolu yazdığını düşünmüyorum bu yüzden fırtına öncesi sessizlik savının üzerini çizdim, çok aktif olduğu doğru ama sürekli kendi açtığı başlıklarda yazıyor gibi geliyor, başlıklara bakıyorum devamını getiren kimse yine çoğu zaman yok, getiren üç beş kişi de yine karşılıklı pohpohlaştığına inandığım sabit yazarlar. alternatif yazdığı çok şey göremedim çünkü yazdıkları hep aynı tonda ilerliyor ve çizgi olarak çoktan tekrara düşmüş gibi geliyor. girdisini görünce kesin yine okunacak bir şey yazdı demeyi çok istiyorum ama şimdilik bu sefer önyargılarım yıkılacak mi acaba diye okuyorum ki bu negatif bir yaklaşım dahi olsa sonuç olarak merakla takip ediyorum. bu kesinlikle karalama kampanyası değil dediğim gibi kim olduğuna dair hiçbir fikrim yok. iletişim dahi kurmadık, bu yazdıklarım belki çok eksi tepki alacak bilemiyorum ama dediğim gibi bende istemsiz oluşan önyargıları belirtmek istedim ki içimde kalmasın. nefret etmediğim ama sevmeyi çok istediğim bri yazar. başarılar diler saygılar sunarım.

ürkek

ay korkarım ben diye iki adımı gelmeye erinen yazarlara rağmen, urkmezsem gelicem dedi ve taaaa zonguldaklardan kalkıp geldi sağolsun zirveye. başta biraz ürkütüydü ama sohbetimizle biz oksaya oksaya sakinlestirdik. sempatik sessiz sakin yazar.

edit : sabaha karşı dönerken usudum diye verdiği boyunluk bende kaldı. emanetin ben de ürkek, bir sonraki görüşmede teslim edeceğim.

13 nisan 2019 ayı sözlük ankara zirvesi

-keşke istanbul'da da yapılsa dediğim zirvedir.
-istanbulda olduğumdan katılamayacağım zirvedir.
-neden hiç istanbul'da zirve düzenlenmiyor?
-ankara'da olsam kesin katılırdım dediğim zirvedir.

(bkz: kullanmak için can atılan replikler)

hep ankaralılar istanbul zirve başlıklarına yazıyordu, özeniyordum. oohhh, rahatladım.

ayı sözlük'te yazar engellemek

parası neyse verelim destek olalım gelsin artık şu özellik ya, dediğimdir. and olsun başkasının ruh hastalığının cefasını çekmekten yıldım.

başlıklara ben benimdir o ben oluyorum diye yazıp duran yazar

bir özellik belirten her başlığa, kendi cümlelerini kullanarak özgün anlatımıyla tanım girmek veya konuyu yorumlamak yerine kendini dünyaya tanıtmaya ant içmişçesine o başlıkta bahsi geçen özelliğin onda da olduğunu herkes bilsin isteyen yazardır. üç girdisinden birisi içinde "ben de bu kişilerden biriyim, biliyor muydunuz?" anlamı taşıyan"ben","bkz:ben","ben oluyorum", "bu benim" benzeri bilumum örneklere denk geleceğiniz, dolayısıyla ben merkezli, muhtemelen de ilgi orospusu olan yazardır.

sözlük yazarlarının durum güncellemeleri

bu başlığı ortaya çıkarmak istedim çünkü sözlük içinde en görmeyi sevmediğim şey ; hayatlarındaki ve günlük yaşamlarındaki otu boku başlık halinde durum güncellemesi gibi buraya sıçan yazarlar. değerlendirme yapabilen yazarlardan ricam son zamanlarda girilen başlıklara içeriklerine ve girilen girdi sayısına baksınlar. adeta kişi veya kişilerin can sıkıntısını giderme, içini boşaltmak için kullandığı bir kap görevi gören,çoğunlukla bel altı olup anlam barındırmayan, kalabalık oluşturan adeta çöplük yerine dönmüş bir hali var başlıkların. editör olarak çalıştığım süre boyunca sadece başlıklar ve girdilerdeki yazım hatalarını düzeltmek,benzer başlıklar açıldıysa oraya yönlendirip tekrara düşmemizi önlemeye çalışmak, gelen şikayet mesajlarını kontrol etmek istemedim. sözlüğe ziyarete gelenlerin heteroseksüel ve homoseksüel bireyler olarak bir araya gelerek oluşturduğu bu platformda bel altı zırvaların çoğunlukta olup sadece bir iki girdi ile sayfa dolduran başlıklardan ibaret olduğunu düşünmelerini istemiyorum.bizi sadece cinsellikten ibaret detaylar olarak görmelerini istemedim. başlıkların bir iki girdi ile kalmayarak, herkesin bir şeyler yazmak isteyeceği,paylaşabilecek bir şeyler bulabildiği içerikler üretilsin istiyorum. kimse kimsenin özgürlüğünü kısıtlamak niyetinde değil,olamaz,olmamalı da. ama burası da beynimizin tuvalet alanı olmamalı, akıp başka beyinlerle karıştığı yer olmalı. her şeyin bir usulu vardır.yemenin,içmenin,oturup kalkmanın,gülmenin eğlenmenin hatta ağlamanın. her şeyin.... sözlüğün de sözlükte yazar olmanın da.... bunu bilmiyorsak önce bunu öğrenelim lütfen.

berber dayaması

oldukca hoş olan berberimin, traşı gereğinden fazla uzatarak elimin olduğu yeri hizalayarak alenen bastırarak yaptığı eylemdir. elim koltukla berberin bastırdığı yerinin arasında baya baya sıkıştığı için çekemediğim ama çekmeyi de beğenim doğrultusunda istemediğim için hoşuma giden küçük aksiyondur.

evli bir erkekle ilişki yaşamak

kalede kaleci var diye gol atmayacak mıyız?

bir bear'la sevişirken altında kalarak can vermek

döl-le-ri-nin akışına ööööölürüm bearım, öööölürüm bearım, öööölürüm bearım oyh.