aniden gelen ağlama isteği

yolda yürürken el ele tutuşmuş ebeveyn ve çocuk, vapurda sarılmış denizi seyreden bir çift, kaldırımda zor durumda olduğu belli olan bir dilenci, bir şehit/ölüm haberi veya bir 'insanlık ölmemiş' haberi, yapılan bir kötülük, yapılan bir iyilik gibi şeyleri gördüğümde anında dolar hale geldi gözlerim. iyi kötü ne varsa, özlemini çektiğim veya artık görmeye katlanamadığım bir acı barındıran her olayda sanırım bir şekilde kendimle bir ilişik buluyor ve derine gömdüğüm duygularımı daha fazla saklayamayıp ağlamaya başlamamın sebebidir. ağlamadan geçen uzun bir sürenin ardındansa bazen durduk yere ağlama isteği geliyor, hiç sebep yokken. etrafımdaki sessizlik ve tepkisizlik ortadan kalkmış oluyor ve rahatlamış hissediyorum sanırım. yalnızlığı kırmanın bir yolu gibi... ağlamak hiç özgürce yaşanan bir duygu değildi çünkü. zaten küçükken de doya doya ağlatmazlardı. "erkekler ağlamaz." derlerdi ve bu en nefret ettiğim sözdü. hala da öyledir. ağlamanın verdiği hışımla "saçmalamayın ya, sevdiğim birisi ölse ağlamayıp göbek mi atacağım!" diye çıkışırdım o minik ağzımla. tuta tuta hissizleştim sanırım o yüzden dışa vuramıyorum duygusal tavrımı ama o yaşlar bir şekilde çıkmanın peşinde olsa gerek. yoksa bu aniden gelen ağlama isteğinin başka mantıklı bir açıklaması gelmiyor aklıma.
aniden gelmiyor bu istek. kapıyı çalıyorlar aslında önceden. görmezden geliyorsun, sonra gelip gelip birikiyorlar. bir bakmışsın artık tutamıyorsun.
bugün geldi o istek, öylesine sosyal medyada dolanırken birden onun memleketini ziyaret ettiğini görünce bir gözüm doldu. eskiden olsa günler öncesinden ayarlama yapıp karşılayacağım adamın şimdi kaç gündür burada olduğunu bilmiyorum.
bu işin ehli belkıs akkale'dir.

-bizim için ağlayabilir misin belkıs?
+evet
-süren başladı