günlük

gün be gün yaşanılan olayların yazıldığı, daha doğrusu bu olayların kişide bıraktığı izlerin yazıldığı edebi tür. günlükler aslında içimizdeki "ben"in aynasıdır. ergenlik döneminde çok yazılır fakat genelde anneler okumaya çalıştığı için sonları ya sobada ya da daha izbe yerlerde biter.

aslında toplumumuz bireysel alana saygıyı öğrense ve herkes günlük tutabilse, bu durumda kişisel gelişim için faydalıdır çünkü nereden nereye geldiğinizi görebilirsiniz.

günlükler konusunda da şu alıntıyı yapmadan geçemeyeceğim: " güzel günlüklerim vardı, bir de günlüklerim kadar güzel olmayan günlerim."

bu türün öncüsü edebiyatımızda nurullah ataçtır
elle yazmaktan yorulup blog yazmaya başlamama sebep olan şey.
kendini anlatmanın en güzel yolu
ilkokulda bi dönem yazdıktan sonra yıllar sonra okuyup yaktığım şeylere günlük deniyor. bence bu tür şeylere lisede başlanmalı. o zamanki çocuk ne anlasın. geçmişte kara bi leke olarak bırakılacak bir şey bence günlük. o yüzden lisede öğretilse, başlansa daha yararlı, faydalı olur.
lisede birde başlayıp bir sene boyunca yazdığım günlüğüm hala duruyor. arada açıp okuyunca sanırım ben küçükken gerizekalıymışım diyorum. günlüğüne bakıp çocukluğuyla, gençliğiyle gurur duyan var mı bilmiyorum ama bende ne kadar boş şeylere üzülüp, ne kadar saçma şeylere seviniyormuşum hissi yaratıyor. bu bensem şimdiki ben kimim algısı yaratıyor. * bir fırsatını bulayım da yakayım, yok edeyim diye bekliyorum kendisini.
küçükken yazılanlar genelde şu cümlelerle doludur.

'' sevgili günlük;
bugün uyandım, elimi yüzümü yıkadım. annem kahvaltı hazırladı. kahvaltı yaptım. ders programımı hazırladım ve okula gittim. bugün hiç sevmediğim matematik dersi var. okulda kızların saçlarını çektim. bence çok eğlenceliydi ama onlar pek hoşlanmıyorlar sanırım. okuldan sonra eve geldim. üzerimi değiştirdim yemek yedim. sonra arkadaşlarımla dışarda top oynamaya gittim. akşam oldu eve geldim. yine yemek yedim. ders çalıştım*. şimdi uyuma vakti günlük.

iyi geceler. * * *''

şimdi bir tanesine ulaşabilmeyi istediğimdir.
lise 4'te tutmaya başlayıp iki yıldır günümüze kadar devam ettirdiğim metin dizisi, kişisel terapi yöntemi. akıllı telefonlar sağolsun hatırlatıcılara ve kullanışlı arayüzlere sahip uygulamalar bol miktarda mevcut.
baştan sona okudum günlüğümü az önce. günü gününe yazmıyorum tabi toplasan 45 girdi var. ama o kadar yararlı oldular ki bana anlatamam. geçmişte kötü olarak değerlendirdiğim anların, keşke yaşamasaydım dediğim deneyimlerin aslında hiç de boş olmadığını gördüm. okurken kimi zaman ağladım, kimi zaman anırarak güldüm "bunu nasıl yazmışım!" diye. kısaca güzel bir yolculuk oldu yani kendi içimde. şunu anladım: hepimizin eşsiz bir hikayesi var, dünyadaki milyarlarca insanın hayatı, duyguları, düşünceleri ve deneyimleri kendine özgü. kar taneleri gibiyiz ve bu bana çok büyülü geliyor.
benim için duygusal olarak çok yükü olan nesne. kardeşimi kaybettikten seneler sonra günlüğünde yaşadığımız olayları onun açısından okumak ve tekrar yaşamak beni çok etkilemişti. küçücük bir çocuğun yaşlı bir ruha sahip olduğunun yegâne kanıtıydı.
eğer annemin bulup okuması ile sonuçlanırsa tatsız olabilecek metin dizisi. sansürlü yazıyorum sırf bu yüzden. tabii yavaş yavaş sınırlarımı aşmaya başladım sansür konusunda, umarım okumaz.

ayrıca birazönce düşündüm de ölsem ve ailem telefonumu, bilgisayarımı, defterlerimi, notlarımı karıştırsa halim ne olur? ölmüşsün sanane bundan diyeceksiniz de garip hissettiriyor gerçekten.