alttaki yazara soracaklarım var

  • /
  • 137
kesinlikle bana sunulan anlayışı ve olanağı başka yerde bulamam sanırım

soru: şimdiye kadar yaşadığın en kötü buluşman nasıldı?
bulunduğum yer eşcinselliğin afrikası. gençler de biraz kabuğunun dışına çıkma durumu var ama genel olarak ya ultra gizliler ya da hayatları boyunca tek kişiyle takılıyorlar. her neyse hornet, gabile nereye girsem sürekli olgun birini buldum heyecanıyla tanıştığım kişi hep aynı kişi çıkıyordu. adam tipim değildi onu söyliyeyim. onun dışında çirkin diye nitelendirebileceğin bi tipti. sürekli de eve çağırdı beni. bi gün bu ısrarla yine beni çağırmaya başladı, o ısrar ettikçe, biraz da uzun süre sex yapmamanın azgınlığıyla yumuşuyorum. yine de evde buluşmayı tercih etmiyorum, hani eve gidersem sex yapmak zorunda kalabilirim korkusuyla onu dışarda bi yere davet ediyorum, belki fotoğrafta göründüğünden iyidir diye. her neyse görüştük, adam beni beğendi, ben adamı beğenmedim. tabii bunu direkt yüzüne söylemiyorum. daha doğrusu adamın tipi iyi değil ama bu azgınlıkla bi nebze kendini tatmin edebilirsin. o da sevişmesiz, sadece ona aktif olarak.

eve geldikten sonra bu sürekli mesaj atmaya başladı hadi nerdesin, ne zaman buluşalım, gel diye. ben de sürekli bir bahane buluyorum en son geleceğin yok deyip sildi.

aylar sonra tekrar bununla denk geldik, hatırlatmaya çalıştım kendimi çok üstelemeden gel ev boş dedi. azgınlığım da biraz daha belirginleştipi için çıkıp gittim evine. girişte mesaj attım geldim diye. katı söyledi yukarı çıktım. kapıyı açmış bekliyor ben de merdivenden çıkıyorum yukarı doğru. son merdivene geldim çıkmaya devam ederken baktım eliyle yok işareti yapıp ben merdivenin son basamağına gelmeden kapıyı yüzüme kapattı.


ben böyle kekoluk, böyle kroluk, böyle karaktersizlik görmedim. o kadar insanla tanıştım, değer verdim, değer gördüm. o kadar saygın insanla oturdum, beş para etmez adamın bana yaptığı harekete bak dedim.


sonra bir kış gecesi yine bununla yazıştık. biraz muhabbetten sonra o olduğunu anladım tabi. sonra bir güzel sallamaya başladım, yok işte tel yaşıyorum, ne kadar genç istersen tanıştırabilirim, çevrem çok geniş falan filan. onun eve uzak bir yer söyledim. gabile chaten konuştuğumuz için geldiği zaman çıkmak zorunda kalıyordu. yolda benle irtibatı kesiliyordu. sadece şurada bekliyorum deyip çıkıyorum ben de. bi saat sonra tekrar girdi. girdiği gibi bana yazdı. benim de için soğumadığı için başladım üste çıkmaya. yok işte o soğukta o kadar seni bekledim, yalancı çıktın falan fistan. bu nereye baktıysa tersi bi yer söyledim. oraya gel demiştim dedim sen başka yere gitmişsin falan. baktım tekrar geleyim dedi. ben de başta yok gelmezsin falan dediysem de sonra ikna oldum :d. sonra tekrar gabileden aynı şeyi söyledim. tekrar çağıracaktım ama tehtid etmeye başlayınca vazgeçtim. seni mahvedecem falan diyordu. herif ben oldugunu anlarsa başımı belaya sokar diye çıktım daha da girmedim o gün. biraz da olsa içim soğumuştu.



kişisel gelişim ile psikoloji kitapları arasında fark görüyor musun? sonuçta ikisi de insan ile alakalı. şu aralar bi tane psikoloji kitabı okumaya başladım. kişisel gelişime benzetince ısınamıyor insan.
bence her ikisinin de birbirine karıştığı zamanlar mümkün. ama evet, ben arada bir fark görüyorum. psikoloji kitapları genelde daha iyi eğitimi olan kişilere odaklanıyor, hedef kitlesi o. ama kişisel gelişim daha alt tabakaya hitap ediyor. buradaki sınıflandırmam daha çok okuyan eden kitleyle okumayan kitle meselesi. bir örnek vermem gerekirse, psikoloji kitabı nietzche’nin “böyle buyurdu zerdüşt”ü ise, kişisel gelişim kitapları alain de botton’un “mutluluğun mimarisi” kitabı gibi. göstere göstere anlatma derdi oluyor kişisel gelişim kitaplarında. ama psikoloji kitaplarında adam pat diye jung’dan girebiliyor, konu hakkında öncesinde birşeyler bilmen gerekebiliyor.

the mandalorian tadında önerebileceğin bir dizi var mı?
battlestar galactica

neden her şey geçmişteyken daha güzel? ya da senin için de öyle mi?
sevgili skywanker, eski/geçmiş hali daha güzel olan tek şey cildimizdir. onun dışındaki her şey daha iyi, daha kullanışlı, daha dinamik, daha imkanlar dahilinde.

dear yazar, bazen rüyadan çok kötü bir şey görüp ağlamaklı yada çok sinirli uyanırsın ya, en son bunu yaşadığında ne görüp nasıl bir ruh haliyle uyandığını bizimle paylaşır mısın?
3 gün önce yaşadım bu dediğini, rüyamda korkunç bir katliam vardı. soykırım gibi bir şeydi sanırım. tam detay hatırlamıyorum ama insanların kafasına kurşun sıkıyorlardı. ben de bağırarak engellemeye çalışıyordum. gerçekten de aşırı gergin ve korku dolu bir rüyaydı. sabaha karşı 5 gibi uyandım ve yaklaşık yarım saat gözlerim dolu bir şekilde karşımda duran kitaplığı izledim. böyle rüyalarda genelde tepkisizce bir yerlere odaklanıp tüm rüyayı tekrardan replay ediyorum. böyle rüyalarla uyandığım günler hep asık surat gezme detayım da vardır.


sorum: yurt dışında orta gelirli ve istediğin bir mesleğe sahip olmayı mı tercih edersin, yoksa türkiye'de yüksek gelirli bir mesleği mi tercih edersin. not yurt dışındaki meslek "moleküler biyoloji ve genetik" üzerine olacak, türkiye'deki meslek hekimlik olacak. şuanda bir tercih sürecindeyim de tıp ve mbg arasında kaldım ondan soruyorum. cevaplarsan sevinirim.
tam sorulası kişiye geldi bence bu soru. tercih döneminde ben de tıp, mbg ve bilg mühendisliği arasında kalmıştım. bilg mühendisliğinde istediğim yerler gelmediği için onu elemek zorunda kalmıştım. diğer iki seçenek de günlerimi zehir etti tercih sürecinde. yurtdışında yaşamak, işimi yapmak bana rahatlık getirecekti evet ama deneyimlerim kadarıyla hep adapte olamayacağım bir yanım olacağını hissettim. en ufaktan espri bile yapamayacağım insanlarla bir arada yaşamak bana seçilesi gelmedi, tabi bu herkes için farklı olabilir. tıp yazdım ve tıp okuyorum ama okuma süreci o kadar zor ki... ders çalışman lazım sürekli, bir süre sonra öyle sıkılıyorsun ki çalışmak zorunda kalmaktan. bir de mezun olunca en az 2 sene zorunlu hizmetin var, tusu kazanıp kazanmayacağın belli değil, ona da hayvan gibi çalışman lazım, tusu kazansan da en az 5-6 sene okuma-çalışma süreci geçireceksin. bunları bilerek tercih et bence. sıkıldım ben daha ilk sınıftan:d tıp seçeceksen de üniversite tercihini iyi yapmaya bak.

sorum şu: fala, büyüye inanıyor musun? başından fallı, büyülü bir olay geçti mi:d
tanışımız bakıyor bir kadıuna bakmayım sevmedim fincanı karanlık deyip kapattı kadın ordan çıkıp trafi kazası yaptı tövbe etti sonra bakmıyor artık kimseye.bana olmadı.
  • /
  • 137