alttaki yazara soracaklarım var

  • /
  • 138
garip olacak belki ama ormanın yoğun bir tarafında deniz olan bir yerde huzur içinde sakin bir şekilde öldüğümü hayal ediyorum. garip bir şekilde huzurlu, sakin ve rahat hissettiriyor.
alttaki sence hayatı ne anlamlı kılıyor?
hayatın anlamının kişiden kişiye değiştiğini ve tek bir evrensel cevap olmadığını fark etmek önemli. bunun yerine, hayatın anlamının, kişinin kendi deneyimlerinden ve ona yüklediği anlamdan ibaret olduğu sonucuna vardım ben. alttaki yazar 10 yıl önceki sen ile şuanki sen arasındaki en büyük olumlu fark ne sence?
10 yıl önce karşımdakini memnun etmek için kendimden vazgeçerken şimdi onlardan vazgeçiyorum.

alttaki yüksek sesle fısılda bakalım: yapmak istediğin şeyler için gereken şartlar oluşmuyor ama beklemekten sıkıldın ve artık eyleme geçmek istiyorsun. ne yapardın?

en temiz yol, değiştirebiliyorsan ülkeni, ülkeni değiştiremiyorsan şehrini, şehrini değiştiremiyorsan işini, işini değiştiremiyorsan da ortamını değiştirmek. yeni başlangıç yapmak kafanı meşgul eden konunun ağırlığını üzerinden alacaktır.

sevgiliyle ne kadar süre sonra aynı eve çıkılmalı?
üçüncü ayda yapmışlığım da var, üçüncü yılda yapmışlığım da.. sanırım hepsinin hüsranla sonuçlanmasının sebebi kendi yaşam alanımdan ödün vermeyişimden kaynaklanıyor..

kısaca demem o ki, aranızdaki dinamiğin yapısına göre değişebilir bir şey bu..



alttaki bak hele,

en son ne zaman gerçekten içten güldün?
güzünki accept konserinde hafif sarhoşken en yakın arkadaşımla sesim kısılana kadar bağıra çağıra şarkılara eşlik ederken
sence uzun mesafe ilişkisinin yakına dönmesi ya da ayrılık için max süre ne kadardır
bence 9 ay yeterlidir.
bir ilişkide en fazla kaç yaş farkı olabilir?
yaşça büyük kişinin yaşını ikiye böler 7 ekleriz. bu kişinin birlikte olacağı en genç kişinin yaşını böyle buluruz.

bu kurala hep uyuyor muyum, hayır.

ciddi ilişki için de şahıslar 30 yaşını geçmiş olmalı.

bir daha aşık olursan bu son mu olacak?
tr'de degil kanada'da yasiyorum, yaklasik 6 yildir. burada mutlu olsam da goc etmek isteyen kisilere artik tavsiye etmiyorum. avrupa ulkelerini deneyin. kanada'da ozellikle ev fiyatlari ve buyuk sehirlerde kiralar cok yuksek. toronto'da yasadigimiz donem benim mimar maasi + esimin emekli maasi+esimin montreal'de kira geliri olmasina ragmen ay sonu zor geliyordu. montreal'de kiralar cok yuksek, toronto'da astronomik seviyelerde. ayrica 30 yasi gectiyseniz, kanada sizi gocmen olarak kabul etmek istemiyor. gecen yil burada diplomasi olan, calisan, ureten, vergisini veren ve suc kaydi olmayan 39 yasindaki yakin arkadasim tr'ye geri gonderilince gocmenlik sistemine guvenim kalmadi. kisacasi aylik 7000cad sabit geliriniz yoksa toronto'da konforlu bir yasaminiz olmasi bugunun sartlariyla mumkun degil.
alttaki yazar tatile cikacak olsan berlin-prag-viyana-budapeste hattini mi tercih ederdin yoksa amsterdam-bruksel-paris rotasini mi?
tam ilgi alanıma giren ve mesleğimi kapsayan bir soruya denk geldim mutlu oldum eheheh. hepsini ziyaret etmiş, part time bir traveller ve full time turizmci olarak berlin-prag-viyana-budapeşte diyorum. neden?
berlin eğer parti kültürüne aşina bir yaşam stilin varsa görülmesi gereken belki de ilk şehir. tüm şehri partiden ibaret saymak elbette haksızlık olur ama berlin demek karanlık ruhların yaratıcılığını ortaya çıkaran, kendini ait hissedeceği yegane şehirdir. seven çok sever, sevmeyen nefret eder. bu da tamamen karakterlerimizle bağlantılıdır.
viyana-budapeşte ve prag ise mimari ve kültürel açıdan son derece tatmin eder. film seti içinde yürüyormuş gibi hissettirir pek çok noktası, hayran hayran binaları izlersin. prag’ta genel olarak sovyet havası vardır, insanlar genelde mutsuz ve asık suratlı gözükür. bu rotaya ben en çok sonbahar ve kış sezonunu yakıştırırım. yazın cıvıl cıvıl kıpır kıpır ruhuna aykırı şehirler olarak görürüm.
amsterdam brüksel paris neden değil?
paris bana göre abartılmış ve çok güzel pr’ı yapılmış bir balondan ibaret. istanbul’da nişantaşı etiler’den çıkmıyorsan, lüks ve gösterişi çok seviyorsan, kaliteli yerlerde konaklayıp iyi yemek yemeyi seviyorsan yalnızca birkaç mahallesinden dışarı çıkmamak kaydıyla o meşhur paris deneyimini yaşayabilirsin. ancak mevcut ekonomik koşullarda orta halli biriysen pariste yapacağın maksimum aktivite carrefour’dan kruvasan alıp eiffel kulesinin bahçesinde story atmak olur. belirli ve az sayıda noktalar dışında burası nasıl paris burası nasıl avrupa dedirten mega şehirdir. sanatsal ve kültürel anlamda yine de tatmin eder.
amsterdam ise güzeldir huzurludur hoştur. özgürlüklerin katı kurallar çerçevesinde yaşandığı küçük bir şehirdir. görülmeli mi? mutlaka. ama üstteki rota daha cazip geldiği için amsterdam’a yazık etmiş oldum biraz. yine de fazla huzur ve düzen sevmeyen kaotik bir karaktersen amsterdam’ı ele. brüksel için çok nötr’üm. bedava biletim yoksa bir daha gitmeyi tercih etmeyeceğim ama kötü bir deneyim de yaşatmayan standart bir şehir olarak aldım belleğe. brugge kasabası brüksel’den daha cazip mesela. bilemedim, olmasa da olur bi şehir gibi.
alttakine sormayı unutmuşum sorulan sorunun cevabının heyecanına kaptırıp heheh
söyle bakalım, hayattaki en büyük pişmanlığın ne oldu? ek soru, birine yaşattığın en büyük hayal kırıklığı veya üzüntü neydi?
en büyük pişmanlığım; sıklıkla dile getirdiğim gibi hayatımı ertelemek oldu. her şey için çok geç kaldım.

içe dönük biri olduğumdan ve kimseyi beklentiye sokmadığımdan dolayı, en büyük hayal kırıklığını kendime yaşattım. karşımdakini memnun etmek için hep kendimden vazgeçtiğimden dolayı en çok kendimi üzdüm.

alttaki sen cevapla: dibe vurmuş birine tavsiyelerin nelerdir? maddeler halinde mi yazarsın yoksa bir kaç cümleyle mi cevaplarsın sana kalmış.*

*

dibe vuran kişi dizlerini kırsın ve olanca gücüyle zeminden güç alarak yukarıya doğru sıçrasın. şimdi ben yiyemediğim boku burada nasıl anlatayım. dibe vurulur; dipte kalıp kalmamak size kalmış.

gelelim alttaki yazara:

2026 yılbaşı gecesi planınız nedir?
(bkz:31)
millet bu paraları nereden buluyor?
millet işini biliyor, borç harç yatırım yapıyor.. şaka şaka.. bi yerlerde acı acı çıkacak bağlantıları var bence, başka çözümü yok..

alttaki söyle bakalım, en son şöyle inleyerek kimi düşleyerek attırdın?

(not: diggat seviye düşmektedir)
seviye gayet iyi bence. tam benlik soru. 'en çok' değil 'en son' diye sorulmuş.
buna binaen cevabım şu şekilde: eski bir tanıdığımı.

aynı seviyede devam edelim ve alttaki şahıs şimdi gelelim sana: sence bu herifin sıkıntısı ne?

https://x.com/HarrisOkam26422/status/203...

twitter linki açılmadıysa eğer: https://streamable.com/akqsxo

doğru kişiyi bi ömür beklersin. şans işi. beklentiyi düşük tutmak gerek.

alttaki yazar sana soracaklarım var: bir kişi hayatını değiştirmeye ilk nereden başlamalıdır?

hayatını değiştirmenin ilk adımı yaşadığın yeri değiştirmekle başlar. aynı anılarla farklı bir kişi olmayı bekleyemezsin.

alttaki nasılsın? iyi misin? gerçekten soruyorum, iş olsun diye "iyiyim" cevabını istemiyorum.
henüz kötü değilim. vakitin aleyhime işlediğinin farkındayım. şehir dışına taşınmam, tavuk bakmam lazım. büyük sıfırlama başladığında elitlerin elinde oyuncak olmak istemiyorum.

daha önce soru sorabileceğin, cevap alabileceğin, bilgisine güvenebileceğin hiç kimse oldu mu?
  • /
  • 138