hazineci

Durum: 135 - 12 - 2 - 0 - 24.08.2019 14:51

Puan: 2166 - Sözlük Kezbanı

3 yıl önce kayıt oldu. 6.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 7

hiv fobisi

bende olan fobidir. öyle ki iki gün önce bu başlığı görünce, gittim tekrar hiv testi yaptırdım.

instagram

şu sponsorlu sayfalardan yemin ediyorum bıkkınlık geldi. sanki iki fotoğrafı ve az takipçisi olan kişilere toptan indirim yapmışlar. çoğunun güzel fotosu da yok.

la casa de papel

nedense hakkında önyargımın oluştuğu diziydi. nihayet izlemeye başlayabildim, oldukça iyi.

yüzme havuzu

benim için bombalama, çivileme, parende, uçan tekme, vb. demektir.
(bkz: havuza atlama yöntemleri)

yazın soğuğunu kışın da sıcağını sevenlerdenim. özellikle bir kış o kadar çok kar yağmıştı ki afyon’da bi termal otelde kalmak zorunda kalmıştım çünkü arabayla 20 km/s ile bile gidilemiyordu, o derece kötüydü hava. dışarıda kar dizboyu sen içeride sımsıcak havuzdasın. herkese tavsiye ederim, bence yoktur böyle bi keyif. havuzda birisi beni “beyefendi, penisiniz görünüyor” diye uyarmıştır. otelin verdiği bol şortun da böyle bi azizliğine uğramış biriyim.

yaz olsun kış olsun, havuz sonrası ya bi soda limon ya da portakal suyu içilmesi diğer tavsiyelerim arasındadır.

kalıplaşmış yalanlar

haberleşiriz
ben seni ararım
bi ara görüşelim
plan yapalım
bakarız
seninle yurtdışı tatiline gidelim
evden daha yeni çıktım
geldim ben sen nerdesin

sam smith

youtube’da “i weight community” kanalında yayınlanan bir röportajda beden algısı ve kendini kabullenme ile ilgili samimi şeyler söylemiştir.

alttaki yazara soracaklarım var

sözlükte bahsi geçmesi artık cidden bıkkınlık vermiş olan death grips’in “year of the snitch” albümünün kapağı.

instagram’dan birisine birşey sordum bugün. “sağolasın bilader, iyi günler” yazdım sorduğum şeye cevap verdikten sonra. “sana da, cansın” yazmış. anlamadım, uzatmadım da, ama aklıma takıldı. sanıyorum bi tür hitap şekli. aleviler buna benzer şeyler söyleyebiliyor. ben “cansın” deyişini “canımsım” gibi algıladım ve rahatsız oldum cidden. bilgin var mı, bir erkek başka bir erkeğe neden böyle bir şey söyler?

karpuz

barbaros şansal

soramazsın’ın 31. bölümüne konuk olmuş, dobra dobra konuşmuş.

netflix blutv ve puhutv'nin rtük'e bağlanması

bu düzenlemenin bence asıl sebebi şu:
https://journo.com.tr/netflix-akif-beki...

eleştirileceğim ama bazı insanlara şu konuda katılıyorum:
(bkz: netflix dizilerindeki eşcinselliğin bıktırması)

vpn değiştirip başka ülkeden platforma girmiş gibi görünerek sansürsüz ilerlenebiliyor. hem diğer ülkelerin içeriklerine de girmek mümkün. netflix için böyle.
birkaç yazı attım aşağıya.

https://www.engineraydin.net/turkiyeden...
bu bence olayı güzel anlatıyor.

https://introyuatla.com/netflix-ulke-de...
altyazı olayını bu anlatmış ama çalışır mı denemek lazım, bilmiyorum.

https://vpnclient.co/tr/blog/vpn-üzerin...
en genel anlatanı da bu.

kısaca vpn ile izlenebiliyor diyelim. pornoyu nasıl izliyorsak.

fiziki cinsellik olmadan bir ilişki mümkün müdür

bla bla car

bir yere giderken arabanızı da götürmek istiyorsanız masrafları düşürmek için ideal. genelde öğrenci tayfası kullanıyor. sohbet bazen o kadar güzel ilerliyor ki, az da sen kullansana deyip direksiyona oturtup az dinleniyorsunuz. hatta molada bir şeyler ısmarladığım kişiler bile oldu.

tavsiyem aracınıza birini almayı planlıyorsanız yanınızda zaten bi arkadaşınız daha olsun, yalnızsanız da aracınıza arkadaş olarak gidecek kişileri almayın. kapkaça uğramamak ya da ne bileyim daha kötü şeyler yaşamamak adına bunları öneririm.

ha son olarak, nerede bineceğini ve nerede ineceğini önceden netleştirin. bazı tipler kapısına kadar bırakacağınızı zannediyor.

ilk kez sevişeceklere tavsiyeler

ilk seferiniz olduğunu mümkünse söylemeyin. söyleseniz de zaten inanan az olacaktır.

ayrıca; deneyimli, yaşça büyük ve sizi anlayabilecek birisi olursa kendiniz için daha rahat anlarsınız bazı şeyleri. bu bakımdan, insan ruhundan anlayan düşünceli kişileri önermekteyim. travmatik bir ilk ilişkiniz olmaz en azından.

ilk seferiniz olacağı için cinsel yolla bulaşan hastalıklar hakkında bilginiz olmadan kimseyle sevişmeyin. sevişeceğiniz kişinin vücudunu görün edin çünkü hpv siğilleri olabilir. şükür başıma bişey gelmedi bu konuda. o yüzden duşa girin öncesinde, onu yıkarken görürsünüz ne var ne yok falan.

en önemlisi hoşunuza gitmediği noktada karşınızdakine “dur” deyin! ben özellikle karşımdakine “bana her an dur diyebilirsin” derim. bu bir nevi saygı türü bana göre.

ve korunun. kesinlikle kayganlaştırıcı kullanın.

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

gif’teki gibi ayılardan olmalı.


çizgi film için (bkz: care bears)

ve gif’teki gibi bir durumun geçerli olacağı kesin gibi bir şeydir: yani entry konusu ayıların kendilerini şu sözü söyler bir halde bulmaları olasıdır:
“birçok kişi aniden umursamayı bırakmış olmalı”.

güldür güldür show

(bkz: güldür güldür’ün artık güldürmemesi)

bu tarz işler adeta her yere açılan lokmacılara döndü. sanırım birçok kanalın kendi versiyonu var.

paraşütte seks

sanıyorum kadın da porno yıldızı.

erkek olan zaten “voodoo” takma adını kullanıyor pornoda. bir zamanlar, lindsay lohan’la da sevişmiş olduğunu söylemişti.

ben buraya boşalıyorum dark bear gelir temizler

son dönemde yazılanların çoğu için aklıma gelen başlık olmuştur

ayrıca, (bkz: hanım koş bizim oğlan başlık sıçmış)

alttaki yazara soracaklarım var

bence günlük sosyal medya süreni doldurmuşsun.

homojen dergi 12. sayı başlığındaki son entry’ler sizce neyi anlatıyor?

tales of the city

dizinin netflix tarafından yayınlanan yeni sezonu oldukça kötü. yani anlayamıyorum, bir kişi de çıkıp bu işi yapamamışız biz hacı bu olmamış diyememiş mi? sadece sondan 3. bölümünü beğendim diyebilirim. ama eski sezonlar da yüklenmiş platforma. şaşırtıcı bir şekilde de iyiler. oysa dersin ki bu fi tarihinden kalma işlerde anca çamur yoğurmuşlardır, ama tavsiye ederim, yeni sezon gibi suni yapay bir iş çıkmamış ortaya.

gaylerin spor salonlarına kamp kurması

bazılarını geyikli dövmelerinden tanıyabilmek mümkün.
  • /
  • 7

kafasını yastığa koyduğu gibi uyuyan insan

aşırı kıskandığım insan modeli. ben burada beyin hücrelerimin "okayi yamaşito kombamba"larını susturmaya çalışırken siz orada horlayamazsınız. adil değil bu.

ayı sözlük sekiz yaşında zirvesi

bayram tatilinin azizliğine uğramış doğum günüdür. tatil sonrasına ertelenirse katılım yüksek olur gibi. yazarlar deniz-kum-güneş denklemini tartışırken en bronz yazarın seçileceği mini yarışma bilem düzenlenebilir. vallahi güzel fikir jüride bende olacağım boydan mayolu fotolar dm.

homojen dergi 13. sayı

homojen dergi'nin 13. sayısı huzurlarınızda efendim.

işte bu sayıdaki içerikler;

1 _ ötekinin ötekisi olmak - biseksüellik _ zabeldogdu
2 _ eşcinsel erkekler, türkiye için bir ilk kitap _ hazineci
3 _ buse kılıçkaya röportajı _ ilker bozkurt
4 _ endokrinologlar ayı’lara savaş açmış durumda _ drmurti
5 _ ben ibneyim _ toz pembe degil hayat
6 _ bdsm - özgürlükten kaçış _ çıldırdım
7 _ dilek sert erdoğan röportajı _ brossc
8 _ hukuksal boyutta cinsel ayrımcılık _ futurelavirs
9 _ ayı sözlük - itiraflar 9 _ dark bear
10 _ lezdom lezbiyen ve feminist perspektifinden bdsm _ çıldırdım & unicorn09
11 _ türk milliyetçiliğinden mülteciliğe kısa bir bakış, kaçış _ xalo
12 _ üstü kalsın sevgimin… _ gobibearr
13 _ gay broadway 5 - cenaze evi (fun home) _ merve gezen
14 _ gel-gitler _ hprs
15 _ yapraklı deniz ejderi 1. bölüm yalnız yaşayan gay _ nstrgt
16 _ bakire meryem fahişe kompleksi _ unicorn09
17 _ bilinçaltıma saldırı _ vaveyla93
18 _ kuşların efendisi simurg _ cowabunga
19 _ hayatını bilime adayan kadın marie curie _ justsin
20 _ eski zaman sevdalarının şarkıları - mahmut çınar bul beni _ tunca tutkun
21 _ polikistik over ve beslenme _ pelin güloğlu
22 _ 2019 ikizler burcu tarot yorumları _ futurelavirs

ister çevir oku ister ister indir arşivle https://homojendergi.com/

keyifli okumalar diler, emeği geçen herkese teşekkür ederim.

hazineci

homojen dergi'nin 13. sayısında murat hocaoğlu'nun eşcinsel erkekler adlı, metis yayınlarından çıkan tanıklık eserini anlatan yazısıyla yüksek lisans tezimde kullanabileceğim bir kaynak daha keşfetmemi sağlayan yazar. kitabı özetlerken derli toplu bir yazı kaleme almış, ellerine sağlık.

alttaki yazara soracaklarım var

lgbt terimlerinin yetersiz olduğunu düşünüyorum. yani trans kadınla birlikte olan bir erkeğin hetero yada homo dışında başka bir sınıfa dahil olduğunu. skolioseksüel olarak tanımlanabilir. tabii bu da kendi içinde alt tanımlara ayrılıyor. sadece trans erkeklere ilgi duyuyorsa andro-skoliosexual * sadece trans kadınlara ilgi duyuyorsa jine-skoliosexual * olarak tanımlanır. heteroseksüellik natrans * iki karşıt cinsiyetin ilişkisidir. tabii heteroseksüelliğin de detaylandırılması gereklidir.

alttaki sen söyle röntgencilik doğamızda mı var yoksa koşullar mı neden oluyor. porno izlemek bir gereklilik mi?

23 haziran istanbul yerel seçimi

geldi çattı vallahi. hakkını verseler unutulup gidilecek insandan bir kahraman yaratıldı . eleştirilecek yönler geri planda kaldı mecbur. nasıl bir ülke ki her şey bu kadar keskin olabiliyor, aklım almıyor. bir yandan da insanları kabuklarından çıkaran bu süreç için memnunum. imamoğlu'nun oy oranının arttığını tahmin ediyorum. umarım sağlıklı tartışmalar için önümüz açılır.

kendinizi seksi hissettiğiniz anlar

kolsuz t-shirt ile koştuktan sonra saç tellerimden düşen ter damlaları ve boynumdan göğsüme akan ter. oyyys!

kendinizi seksi hissettiğiniz anlar

spordan ciktigim zaman. ozellikle yogun bir egzersizi tamamladigimda, kan ter icindeyken

penis sevmeyen gay

var böyle bir şey, kendimden biliyorum.

dark

gizem,gerilim ve bilimkurgu öğelerini gayet iyi harmanlayan alman yapımı netflix dizisi.ikinci sezonu ilk sezonundan daha iyi olan nadir dizilerden ayrıca.millet netflix te la casa del papel'lerle,black mirror'larla dark'larla gövde gösterisi yapsın biz de hakan muhafız 'ı yapıp tüm dünyaya rezil olalım.

Toplam entry sayısı: 135

biseksüellik tercih mi yönelim mi

kendimden örnek vereyim: ben ruhun cinsiyeti olmadığına inanırım ve aşık olurken de birinin ruhuna bakarım. haliyle duygusal yakınlık kurabildiğim kişi erkek de olabilir kadın da.

ama kendimle çeliştiğim noktalar da yok değil: mesela trans biriyle sevişebileceğimi düşünemiyorum. transfobi gibi algılamayın bunu ama bende böyle. haliyle aşırı feminen erkekleri de beğenemiyorum, maskülen kadınları sevemediğim gibi.

sanırım önce bi şöyle bakıyorsun tipe. sonra da biraz zaman geçince diyorsun ki “bununla bu iş olur”.

mac'den windows'a geçince rahatlamak

bende tersi geçerli olan durum. işte windows dayatmasını asla anlayamayacağım.

evde süpermen, işte clark kent olmak diyorum ben bu duruma.

ayı sözlükte homofobik tipler olması

öncelikle hayata ilişkin “tek bir reçete” olmadığını söylemek isterim. haliyle “doğru” denebilecek bir yol yok bence. farklı yaşam pratikleri var. kişi, kendi yolunu kendi çizebileceği gibi daha önce çizilmiş olan yollardan birini de izleyebilir. bu, diğer yolların “yanlış” olduğu anlamına gelmiyor bence. özetle; lgbti+’de şu olay şöyle olmalı bu olay şöyle olmalı da diyemeyiz. zaten kavramdaki “+” da bu çok yönlülüğü kapsayabilmesi için kullanılıyor.

ben biseksüelim. kimseyi de seks oyuncağı olarak görmedim. ve şu anda erkeklere olan ilgim de neredeyse yok. aslına bakarsanız son birkaç aydır gay pornosu izlemek dışında erkeklere ilişkin yaptığım birşey de yok. tanışmıyor muyum birileriyle, evet tanışıyorum. ama seks soğuduğum bir konu. karşımdakine mümkün olduğunca kırıcı olmayacak şekilde sevişmek istemediğimi söylüyorum çünkü ereksiyon olamıyorum artık erkeklerde. bu, benim bir süredir kendimde gözlemlediğim bir durum.

biseksüelliğinizi söylemeyin diyorum ben çünkü birine “biseksüelim” derseniz sizi sevgili kategorisine koymaz. nedeni de sizin her an gidebilecek biri olarak görülmeniz. her yazara görüşlerinde katılıyorum bir bakıma. çünkü herkesin baktığı açıdan haklı olduğu noktalar var. biseksüelliğe ilişkin “kötü örnekler”, iyi biseksüelleri de karalıyor bence. iyilik de tartışmaya açık tabii.

genel anlamda bakarsak, kerimcan durmaz tadındaki aşırı feminen eşcinseller bence toplumdaki algıya daha çok zarar veriyor. görünürlük anlamında yaptıkları takdir edilesi ama herkes “eşcinsel olursam böyle olmam gerekir” gözüyle bakabiliyor. ve evet, full aktiflik tadındaki durumları saklamanın bir yolu da biseksüelim demek.

herkesin fobik olduğu alanlar var bence. mesela sanırım ben de ırkçıyım. zenci veya asyalı biriyle se-vi-şe-mem. ve ekonomik durum da önemlidir benim için. aşırı zengin bir ailenin çocuğu değilim ama yine de kendi sosyal çevreme benzer bulduğum kişilerle daha rahat iletişim kurabiliyorum. diğer türlü hem çeşitli varoş muhabbetlere maruz kalmanız gerekiyor, hem de ilişkinin tüm ekonomik yükünü üstlenmeniz. ben hoşlanmıyorum bu durumdan. bana hak vermeyeceksiniz ama “kimse de sizinle her gün tavuk döner yemek zorunda değil” kafası bazen doğru. her ayrılıkta, bu durum kendini doğruluyor. benzer yapıda biri sizi daha iyi anlıyor çünkü gerçeklikleriniz daha benzer. diğer türlüsünde, sen yurtdışına gideceğim diyorsun, adam daha şurdan izmir’e gidememiş. neyse.

örneğin; yurtdışına gittiğinizde bazen tüm türkiye’nin yükünü omzunuzda hissedersiniz. çünkü devletin temsilcisi gibi algılanıyorsunuz. ve bir bakmışsın ki zaten sizin de savunmadığınız şeyleri sanki siz yapmışsınız gibi suçlanmaktasınız. benzer bir durumu hissettiğim bir başlık oldu bu. sözlükte kaç biseksüel var bilmiyorum ama bir avuç biseksüel adeta toplumdaki herkes adına suçlanır olmuş.

hayatı statik düşünmem. kişi zamanla farklı açılardan bakmayı öğreniyor çünkü. bazen bir bakıyorsun ki kimse haksız değil aslında. haliyle bazı başlıklar altında yazılan edilenleri de fobiklikle ilişkilendirmiyorum ben. yazmak, aklımızdakini tam da istediğimiz gibi aktaramıyor bazen.

kısacası, sözlükte de homofobik tiplerin olduğunu düşünmüyorum ben bu açıdan. homofobik olan adamın burda işi ne?

forester1

okumayı sevdiğim bi yazar. kendi halinde. tatlı bi tipe benziyor.

yorucu bir gangbang sonrası aileyle nezih bir akşam yemeği yemek

konudan bağımsız olarak bir not düşmek isterim şuraya:

bazı kaynaklar şu terminolojiyi kullanır, maksat homofobiyi engellemek ve cinsel ilişkinin performatif bir şey olduğunu vurgulamak. yani ilişkideki rol sizin kimliğiniz değildir hesabı.

- insertive (“top” veya “active” yerine kullanılıyor)
- receptive (“bottom” veya “passive” yerine kullanılıyor)

çirkinliğini sakalla kamufle eden erkek

çirkinlik göreceli birşey bence. ve bedene ilişkin şeylerin çoğu da doğuştan gelen şeyler, yani kişilerin elinde olan bi durum da değil. bu, bana biraz belden aşağı vurmak gibi geliyor. kişilerin karakterlerine odaklanın.

hem nerdeyse herkes kusurlarını birşeylerle gizlemeye çalışmıyor mu? koskoca kozmetik ve moda dünyası bu “gizleme” üzerine kurulu. bazen hangi kadın gerçekten güzel anlamak çok zor ya da kim gerçekten zayıf. birtakım hileler hayatımızın her yerinde.

bence sakalla gizleyebiliyorsa ne mutlu ona, gizleyebildiği kadar da gizlesin.

lgbti temalı filmler

bugün izlediğim bir filmi yazıyorum bu sefer de: “god’s own country”. türkçeye “tanrının unuttuğu yer” olarak çevrilmiş. bu film, brokeback mountain’a oldukça benziyor ve cidden iyi bir film.


film, büyük britanya’da geçiyor, muhtemelen iskoçya. dedesi ve büyükannesine bir çiftlikte yardım eden bir gencin hikayesini izliyoruz. gencimiz homofobik denecek düzeyde ve sevgi görmediği gibi sevgi göstermeye de açık değil. yalnız kalınca sevgisini gösterebildiği hayvanlar var ama herşey çiftliğe gelen romanyalı bir gençten sonra değişiveriyor. her iki genç de maskülen yapıda ve iskoçyalı gencimiz zamanla sevgi göstermeye ve sevilmeye ne kadar aç imiş görüyor oluyoruz.

bu tarz filmleri ben oldukça çok seviyorum çünkü gerçek dünyaya daha uygun konular işleniyor. her birimiz ispanya’da yaşayan kişiler değiliz sonuçta; haliyle de her gece ışıklı tekno gay barlarda cruising yapmamaktayız. film, bir kırsalda inek ve koyun güden, hayvan damlarında bok temizleyen erkeklere odaklanıyor. bazılarınız bu bakımdan, bu film için “otlu peynir kokuyor” diyebilir.

iskoçyalı gencimiz üniversiteye gidememiş ve onu üzen bir durumun da bu olduğu görülüyor, çünkü hayat tüm zorluğuyla yüzüne aniden vurmuş. genelde bu tür filmlerde, uyuşturucu falan da olur, yani bir bakıma eşcinsel olan kişi toplumun marjinal diyebileceği alana konumlanır, ama bu filmde bunlar yok. sadece ara sıra bira içiyorlar, hepsi bu. ki, romanyalı genç oldukça da aklı başında.

filmin bir diğer odaklandığı konu da “göçmenlik”. bu konu benim de oldukça dikkatimi çekiyor son zamanlarda. yabancı kişilerle ilişki yaşayanlar bilir, ilişkide bir nevi “kendi kültürünü doğru anlatma çabası” dediğimiz durum ortaya çıkar. mesela, iranlı biriyle bir süre görüştüm ve her seferinde farkettim ki kendi kültürünü bana savunur bir halde, ortada bizim kültür daha üstün dediğim bir durum yokken bile. çünkü göçmenler toplumda azınlıktır ve bu anlamda yaşamları konusunda daha fazla baskı görmektedir. ve göçmenler alt sınıf olarak algılanır. bu filmde de romanya ve çingenelik üzerine bazı bölümlere tanık olacaksınız. iskoç gencimizin romanyalı genci uzun bir süre kendi dengi olarak görmemesi gözlerden kaçmıyor.

sanırım filmin odaklandığı en temel konu “yaşatmak”. bunu filmin adından bile anlıyoruz aslında, o kadar ücra bir köşede bir bakıma iki erkek kendi hayallerindeki ortamı yaşatmaya çalışacak. “hayata döndürmek” filmin birçok bölümünde açıktan da görülüyor, mesela koyunların elle doğdurulması.

bu filmi ne zamandır izlemek istiyordum, nasip bugüneymiş. kesinlikle görün derim. şahsen ben oldukça beğendim. zaten film de uluslararası festivallerden ödülle dönmüş. ayrıca romanyalı genç de bir zamanlar görüştüğüm o iranlı elemana benziyor, elemanın ellerini ve bacaklarını beğendim.

trailer’ı da bıraktım aşağıya:

türkiye'de prep kullanımı

sgk kapsamında değil ve dışarıdan kendi paranızla almak zorundasınız. en azından şu an geçerli olan durum bu.

ayrıca, gerçi başlığı açan yazar benden daha iyi biliyordur ama, tanışma sitelerinde durumunu “hiv negative on prep” olarak güncelle. bu sayede birlikte olduğun kişi senin taşıyıcı olabileceğini düşünerek hareket eder.

isteyen istediğiyle istediği şekilde de sevişir, bu sizin bileceğiniz bi konu.

prep konusuna ilişkin daha geniş bilgi vermek isterim:

başlığı açan yazar, başka bi entry’sinde ankara’ya döneceğini yazmıştı, bu bakımdan bu bilgi ankaralı yazarlar için. hacettepe üniversitesi hastanesi bünyesinde hatam adında bi merkez var. o yüzden hiv konusunda bence gidilebilecek en doğru yer bu hastane. hatta hiv testi için de oraya gidin. normalde enfeksiyon biriminden randevu almaya kalksanız, aynı haftaya görüşebilmek mümkün değil; ama pazartesi, çarşamba ve cuma günleri sabah saatlerinde randevusuz hiv testi yapıyorlar. detaylı inceleme yapsınlar diyorsanız, bence doğru yer ankara’da orası. yoksa testi yaptırmak dışarda da pahalı sayılmaz. prep konusunda da oradaki doktorlara danışılabilir.

ayrıca, pozitif yaşam derneği’yle ve kırmızı kurdele ile de yazışabilirsiniz. hatta ikincisinin hiv danışmanlığı bile var, ücretsiz.

https://www.kirmizikurdele.org/prep

albertcamus

kendisine zeki demirkubuz filmlerini önerebileceğim yazar.

camus’u bu kadar seven birinin “yazgı” ve “bulantı”yı görmesi gerekir bence.

ilk kez sevişeceklere tavsiyeler

ilk seferiniz olduğunu mümkünse söylemeyin. söyleseniz de zaten inanan az olacaktır.

ayrıca; deneyimli, yaşça büyük ve sizi anlayabilecek birisi olursa kendiniz için daha rahat anlarsınız bazı şeyleri. bu bakımdan, insan ruhundan anlayan düşünceli kişileri önermekteyim. travmatik bir ilk ilişkiniz olmaz en azından.

ilk seferiniz olacağı için cinsel yolla bulaşan hastalıklar hakkında bilginiz olmadan kimseyle sevişmeyin. sevişeceğiniz kişinin vücudunu görün edin çünkü hpv siğilleri olabilir. şükür başıma bişey gelmedi bu konuda. o yüzden duşa girin öncesinde, onu yıkarken görürsünüz ne var ne yok falan.

en önemlisi hoşunuza gitmediği noktada karşınızdakine “dur” deyin! ben özellikle karşımdakine “bana her an dur diyebilirsin” derim. bu bir nevi saygı türü bana göre.

ve korunun. kesinlikle kayganlaştırıcı kullanın.

biseksüel

mümkünse görüştüğünüz kişilere biseksüel olduğunuzu söylemeyin. şahsen ben öyle yapıyorum.

önce kadın olan sonra lezbiyen olan adam

garip hissettirse de birçok örneği var bu durumun.

south park dizisinde de işlenmişti bunun bir örneği: mr garrison. hatta “trans x istanbul” adında bi belgesel var, bulursanız izleyin, orada da vardı böyle bi birey.

insan “hacı madem kadınla (erkekle) sevişecektin, neden kadın (erkek) olmaya çabaladın?” demeden edemiyor. bende yalan yok. homofobik olarak algılamayın bunu. ama anlayamadığım şeylerden biri bu.

benzer durum bazı pornolarda da mevcut. mesela “vajinalı erkekler”. adam basbayağı maskülen falan ama bi bakıyorsun amlı. demekki bazı insanlar onu tercih ediyor ve maskülenliğinden de fedakarlıkta bulunmak istemiyor.

yazdıklarımı da olan bitenleri anlamaya çalışan birinin söyledikleri gibi düşünün. millet nasıl memnunsa öyle yaşar, kimseye lafım yok.

netflix blutv ve puhutv'nin rtük'e bağlanması

bu düzenlemenin bence asıl sebebi şu:
https://journo.com.tr/netflix-akif-beki...

eleştirileceğim ama bazı insanlara şu konuda katılıyorum:
(bkz: netflix dizilerindeki eşcinselliğin bıktırması)

vpn değiştirip başka ülkeden platforma girmiş gibi görünerek sansürsüz ilerlenebiliyor. hem diğer ülkelerin içeriklerine de girmek mümkün. netflix için böyle.
birkaç yazı attım aşağıya.

https://www.engineraydin.net/turkiyeden...
bu bence olayı güzel anlatıyor.

https://introyuatla.com/netflix-ulke-de...
altyazı olayını bu anlatmış ama çalışır mı denemek lazım, bilmiyorum.

https://vpnclient.co/tr/blog/vpn-üzerin...
en genel anlatanı da bu.

kısaca vpn ile izlenebiliyor diyelim. pornoyu nasıl izliyorsak.

karşı cins tarafından kesilmek

her ne kadar kendimi yakışıklı bulmasam da, bazen dikkatimi çeken bi durum bu. ama çoğu zaman yakın arkadaşlarım “kız seni kesti resmen” der. bir seferinde yanımdan geçen kızın “ayy, çok tatlı” dediğine tanık oldum. geçen hafta da bir kız “naber yakışıklı?” dedi. bir defasında da kasiyer “sana personel indirimi yapıyorum, benden” demiştir. tüm bu durumların, giyimimle alakalı olduğunu düşünüyorum şahsen.

gay ilişkilerinin sevgili olmakla sınırlı kalması

iki erkek egosunun karşılıklı olarak çatıştığı akıldan çıkartılmamalı bence. haliyle eşcinsel ilişkilerde sevgili aşamasından daha ötesine geçişte toplumsal anlamda daha az baskı görülüyor. ve kişiler kendi özgürlük alanlarına fazla düşkün.

gerçi becerebilen her türlü durumda beceriyor sevgiliden fazla olmayı.

ve sevgililiği aşmayı da çoluk çocuk sahibi olmak olarak yorumlamayın bence. eşcinsellerin birgün üremeyi başaramayacağını da söyleyemeyiz, sonuçta millet deneyip duruyor.