hazineci

Durum: 56 - 12 - 1 - 0 - 16.09.2021 01:08

Puan: 996 - Sözlük Kezbanı

5 yıl önce kayıt oldu. 6.Nesil Yazar.

dublin
  • /
  • 3

bira

işten yorgun argın gelmişsindir ve açarsın bi bira, rahatlarsın. bu zamanlarda yanına da rozbif pizza söyledin mi demeyin keyfime.

ayrıca, frederik yakima ipa son dönemde içtiğim güzel biralardan. leffe’yi de öneririm. ama çoğunlukla kırmızı tuborg ya da guinness içerim.

dişçi koltuğu

diş temizletmeye gittiğimde sanki doktora bulaşık yıkatıyormuşum hissi yaşadığım yer.

oturarak işeyen erkek

dışarıdaysam pisuvar, başkasının evindeysem ayakta, kendi evimdeysem de oturarak işiyorum. özellikle gece yarısı uyku sersemi işemeye kalktığımda deliği tutturamama potansiyeli olan biriyim. ha klozet üzerinde uyuyakalmışlığım da var mıdır, çok vardır. o sebeple küveti sıcak suyla doldurup keyif yapmaya cesaret edemem çünkü uyuyakalır boğulur ölürüm diye korkarım. masaja gittiğimde de bir gider gelirim zaten rüya alemine.

penisin taşa değmesi olayı da küfür sebebi cidden. hatta şu üstüne oturduğumuz klozet halkasının önü olmayanları oluyor yurtdışında, en güzeli o bence. ama yurtdışında da klozetin içindeki su musluğu olmuyor genelde. sırf bu sebepten dolayı yurtdışındaki kişilere karşı cinsel bir yakınlık duyamadığım oluyor çünkü abi sonuçta sıçmış ama yıkamamış diyorum.

dışarıda zaten klozetin pis olmasını geçtim, bazen de hangi hastalığı kapacağın belli değil. ha bi de şöyle oluyor bazen, giriyorsun zaten pis. senden sonra girecek kişi orayı senin öyle pis bıraktığını düşünecek diye de zaten pisuvar varsa hiç kabine mabine girmiyorum. başkasının evinde de pisuvar olmadığı için ancak ayakta yapıyorsunuz. ama bence işemelerin en keyiflisi duşta yapılan işeme. hem normale göre daha farklı bir keyif veriyor bana, hem de sidikteki üre ve ürik asit eğer varsa ayak mantarlarına iyi geliyormuş. hem de doğa dostu.

cenaze merasiminde hornette alıkmak

saygısızca olduğunu düşündüğüm eylem. yani bir arkadaşım babamın ölümünde böyle bir şey yaparsa, sanırım onunla arkadaşlığımı bitirirdim. ölüm bir travma hali bence ve arkadaşım dediğim kişinin yanımda olmasını beklerim. belki de ben her önüme gelene arkadaşım demediğim içindir, bilemiyorum. ama benim için arkadaşlığın bitiş sebebidir bu tip şeyler ve yüzüne de direkt söylerim bunu.

bununla birlikte, yıllar önce okuduğum bir araştırmayı aklıma getiren başlık da olmuştur. araştırmaya göre cenazeye gitmiş çiftlerin çoğunluğu o akşam sevişiyormuş. bir nevi hayatta kalma arzusunun dışa vurulmuş hali herhalde.

sakal mı bıyık mı

sakalsız bıyık “pornocu”, bıyıksız sakal da “sapık” görüntüsü veriyor. o yüzden eğer mümkünse, sakal da bıyık da diyorum. covid’den memnun olunmaz ama sanırım bana en büyük katkısı sakalı bıyığı salma özgürlüğü tanıması oldu.

the matrix: resurrections

matrix serisinin “bir trans alegorisi” olduğunun açıklanmasının ardından hikayenin nasıl ilerleyeceğini ben de merak ediyorum. çünkü wachowski’ler trans olarak açıldılar artık ve hikayenin aslında trans bireylerle alakalı olduğunu biliyoruz. muhtemelen daha cesur sahneler görüyor olacağız.

https://www.google.com.tr/amp/s/www.bbc...

danimarka

tereyağlı kurabiyeleriyle gönlümü fetheden ülke.

(bkz: danish butter cookies)

akıllı işaretlerin tercihlere etkisi

izleyeceğiniz bir filmde ne kadar çok işaret varsa (olumsuz örnek, çıplaklık, şiddet, +18, vs) bence izlenilen film o denli güzel oluyor. yani adeta iyi bir film izlenileceğinin habercisi gibiler.

temiz yatak

gençler bilmeyebilir ama aklıma nedense “şahane pazar”ı getirmiştir. malum o gün temizlik, banyo ve ödev günüydü çoğu kişinin. bunları yaptıktan sonra da herkes “şahane pazar”ı izlerdi. sinem kobal resmen gözümüzün önünde büyüdü.

supernova

geçen haftalarda izlediğim film. alzheimer teşhisi konmuş bir yazarın senelerdir birlikte olduğu partner’ıyla olan ilişkisine odaklanıyor. sanırım filmde hiç seks sahnesi de yoktu. oldukça yavaş akıyor ama benim sevdiğim tarzda bir film. yaşlılığı ve yalnızlığı odak noktasına almış. oldukça da başarılı.

eşcinsellerin seks dışında muhabbet edememesi

sebebi oldukça açıktır. eşcinsel dendiği zaman algı otomatik olarak cinselliğe gidiyor çünkü kelime içinde zaten cinsellik var. haliyle muhabbetleri de hep cinsellik ve seks odaklı kılan şey de bu olabilir.

benzer durum şurada da var. onur ayında bazı kişiler “love is love” yerine “eşcinsel hakları insan haklarıdır” söyleminin öne çıkması gerektiğini söylüyordu. çünkü direnilen şey hak ihlalleridir deniyordu. “love is love”ın konuyu sadece seks odağında tuttuğundan şikayet ediyorlardı. zaten abi bizim sevişememe gibi bir durumumuz yok ki diyordu röportaj yapılan kişi.

beş kuruşunu isteyen müşteri

zamanında 1 kuruşunu isteyenini görmüştüm. market politikasını hatalı bulsam da orada bir işçi olan kasiyere de bence gereksiz yüklenmişti. kadına dönüp dedim ki haklısınız ama eğer böyle bir hassasiyetiniz varsa bence kart kullanın.

yere düşen 5 kuruşu eğilip almayanlar da vardır ayrıca. der ki 5 kuruş için değmez. emeğe karşı yapılan bu saygısızlık ve şımarıklık beni hep kızdırır.

haram ifadesinin hukuk sistemine girmesi

giremez çünkü anayasaya aykırıdır. zaten eğer girmiş olursa, aynı mantıkla, alkol de islama göre haram olduğundan, o zaman alkol satışı yapan yerlerin de kapatılması gerekir.

ama adalet bakanlığının literatürüne girmiş midir? girmiştir.

açıkçası bu durumun da alkol tartışması yaratarak muhalefeti bölme amaçlı yapıldığını düşünüyorum. malum gündemimizde seçim var.

engelli biriyle seks yapmak

bacağı aksayan biriyle sevişmiştim. çok tatlı biriydi ve birkaç kez de görüştük.

sevişirken bambaşka duygular içinde bulmuştum kendimi. karşındakinin bunu kafaya takmaması imkansız ve günümüzde ilişkiler bedene odaklı olduğu için senin onu zaten beğenmeyeceğini düşünüyor gibi hissediyorsun. ona arkadan sarıldığımda titremesini unutamam mesela. hatta ilk deneyimin mi diye sormuştum. böyle bir durumda olmasının onun suçu olmadığını bildiğiniz için daha şefkatli oluyorsunuz. sanki onun beğendiği ama onu sırf bu sebeple reddetmiş kişilerin tümü adına sevişiyor gibi hissetmiştim kendimi. ilişkide her şeyi bana bırakıyordu ve bir sabah uyandığımda beni seyrederken bulmuştum onu. sonra bu hislerim ona karşı olan cinsel çekimin önüne geçti. hala takipteyiz ama seks için artık aradığım biri değil.

keko kıro lavuk vb kürtçe kelimelerin küçümseme anlamlı kullanılması

yukarıdaki entry’im sanırım bazılarınızı kızdırmış. evet, ben eğitime ve batılılaşmanın önemine inanan biriyim. ama yukarıda kastettiğim şey aslında dil ve asimilasyon değildi. daha çok nasıl oturulup kalkılacağını bilememe, köyünden geldiğin gibi hayatını sürdürme, vb gibi şeylerdi. aynı şeyi etnik kökeni kürt olmayanlar için de düşünürüm. entry’me edit yapmaktan ziyade bunu da burada açıklamak istedim.

keko kıro lavuk vb kürtçe kelimelerin küçümseme anlamlı kullanılması

buradaki aşağılamanın kişinin etnik kökeninden ziyade aslında kişinin eğitilmeye karşı gösterdiği dirence karşı yapıldığı kanısındayım. kişi kendini yeterince iyi eğitmiş ise kimse kimsenin ne etnik kökeniyle ne de kiminle seviştiğine bakıyor.

kaan sekban

nedense bu komedyeni bir türlü sevemedim.

açılan başlıklara saçma bir şekilde müdahale eden yönetim

çoğu zaman sebebi oldukça açıktır.

(bkz: ayı sözlük formatı)

yönelim fark etmemeksizin erkeklerle derin konuların konuşulmaması

duygular üzerine konuşulamaması normal. çünkü erkek ortamında eğer ki güvenmiyorsan, kimseye güçsüz görünmek istemezsin. eğer ki gündelik hayat ise maksat, hobisi olmayan birileriyle arkadaşsan abi ne konuşacaksın. haber konuşursun maç konuşursun araba konuşursun seks konuşursun. belki de konuşulacak konuyu senin açman gerekiyordur. ya da ne bileyim eğer mümkünse sana iyi gelen başka arkadaş gruplarıyla takılman.

antalya'da geçerli trafik kuralları

bana yine de bi ankara’da sürmek kadar tehlikeli görünmedi. adamlar arabalarında sinyal olduğunun farkında bile değiller. istanbul’da 06 plaka gördüğünüz zaman bile mümkünse uzaklaşın.
  • /
  • 3

ayı sözlük yazarlarının kullandıkları parfümler

joe malone jasmin mint. üretimini kaldırdılar lanet olası federaller :)

saatlerce sevişmenin sonucu 3 saniyelik boşalmadır

hiç boşalmadan saatlerce sevişmişliğim çoktur. asıl haz ( bence ) sevişmenin ve ten uyumunun verdiği hissiyattır. boşalmayı kendim de yaparım önemli olan ertesi gün hem ruhunda hem teninde bıraktığı izdir.

seks sonrası öğrenci adamsın lazım olur diyerek para veren olgun dalyarak

öğrencilikte değil de, asker öncesinde "askere gidiyorsun, al lazım olur" denilerek verilmişti. o sıra yol param dahi olmadığı için gerçekten çok işime yaramıştı. 10 yıl önce şurda yazmıştım: http://hayaterkegi.blogspot.com/2010/10/...

birliktelik öncesinde mutlaka konuşulması gerekenler

ben hep karşımdakinin bana dürüst olmadığını en baştan kabul ediyorum. bu nedenle korunmadan seks yapmama prensibini edindim. en azından belki de bir süre sonra ayrılacağım kişiden böylesi bir hediye alma ihtimali hep korkutmuştur beni. korunma %100 hastalıkları engellemese de böylesi durumlarda o bekleyiş süresince endişeyi büyük ölçüde azaltır. tavsiye ederim.

neden yalnızsınız

kariyerim ve kişisel hayat tercihlerim önceliğim. ayrıca yaşam standartlarıma uygun birini bulabileceğime de inanmıyorum pek, özellikle de bu camiada.

şahika

en son gittiğimde çok eğlenmiştim, yılbaşı öncesi bir etkinlik vardı ve bayağı kalabalıktı. mekana gelen herkes gayet düzgün ve çok güzel sohbet ettiğim insanlar olmuştu. şimdilerde açık mıdır bilemiyorum ama yakın bir zamanda yeniden gitmeyi planladığımdır, istanbulda olsaydım şu an bile gidip dans edebilirdim, ah ah...

homojen dergi 14. sayı

homojen dergi'nin 14. sayısı ile yeniden karşınızdayız. emeği geçen tüm yazar arkadaşlara teşekkür ederim. homojen dergi ekibine katılmak isteyen yeni arkadaşları da bekliyoruz. bir mesaj kadar uzağınızdayız.

14. sayının tüm yazılarını bulabileceğiniz link aşağıda;

https://homojendergi.com/14-sayi/

tek tek yazılara bakacak olursak;

öteki mültecilerin haber yansımaları - lgbti mülteciler ve medya - pufidik
bora öztoprak röportajı - tunca tutkun
klasik arap edebiyatı'nda erkek erkek aşkı - muhammed furkan şahin
ayı sözlük itiraflar 10. bölüm - dark bear
bu hikaye kalbimin tek sahibine - vaveyla93
buzul çağı yeniden geliyor - panda
barış kömürcüoğlu röportajı - tunca tutkun
aslında anal seks gayler arasında sandığımız kadar yaygın değil .-. ürkek
cal ve thom'a karşı bir rüzgar var, ama onlara aşktan esiyorlar - eastsiders - hazineci
erkekler erkeklerden erkekliği öğreniyor - hazineci
fahişeliğin öbür yüzü ve iki film birden - hazineci
ütopyaların homojenliğine karşı foucault’nun heterotopyası .-. çıldırdım
bir zamanlar anadolu'da - imightbewrong
efza röportajı - hprs
küresel ısınma mı? dünyalıların atlattığı çok badireler var - yumuklusucurta
broadway’in dahi çocuğu harvey fierstein - merve gezen
çavdar tarlasında çocuklar ya da sahtekârlar - vaveyla93
son akşam yemeği - hprs
yapraklı deniz ejderi 2. bölüm sevgiliyle aynı evde yaşamak - nstrgt
tunca'nın müzik kutusu - 2019 yılının en'leri - tunca tutkun
alışveriş kültürü edinirken kazanılması gereken hassasiyetler - nstrgt
akne nedir "gençlerin korkulu rüyası acne vulgaris" - drmurti
sedef hastalığı nedir, ne değildir? (psoriasis) - drmurti

tame impala

inanılmaz bir albüm çıkartmışlardır.*

(bkz: the slow rush)

hazineci

iyi bir insan.
iyi olmanın bir çok tarifi olabilir elbette. göreceli bir kavramdır. ama hani bazen böyle birisini tanırsınız ve şeksiz şüphesiz '' iyi bir insan'' olduğuna kanaat getirirsiniz ya; bu öyle biri bence.
ne bileyim, bu adam paketindeki son sigarayı verir, tanımadığı birine akbil basar, soğukta bir kedi görse alır montunun içine sokar gibi geliyor bana..
bana öyle geliyor ve ben kolay yanılmam

sikimde olan her şeye dair bir şey

Toplam entry sayısı: 56

keko kıro lavuk vb kürtçe kelimelerin küçümseme anlamlı kullanılması

buradaki aşağılamanın kişinin etnik kökeninden ziyade aslında kişinin eğitilmeye karşı gösterdiği dirence karşı yapıldığı kanısındayım. kişi kendini yeterince iyi eğitmiş ise kimse kimsenin ne etnik kökeniyle ne de kiminle seviştiğine bakıyor.

açılan başlıklara saçma bir şekilde müdahale eden yönetim

çoğu zaman sebebi oldukça açıktır.

(bkz: ayı sözlük formatı)

birliktelik öncesinde mutlaka konuşulması gerekenler

dün akşam arkadaşlarımla görüştüm ve laf arasında konu hiv meselesine geldi nasıl olduysa. bilenler bilir, benim eski sevgililerimden biri ayrılık sonrasında benden önceki sevgilisinin hiv+ olduğunu söylemiştir. beni gerçekten sevdiğinden şüphem yoktu ve aldatan taraf ben olduğum için belki yaptıklarında haklı da sayılabilirdi. ama test sonucunu bana hiçbir zaman göstermedi, hep bir bahanesi oldu. tahmin edeceğiniz üzere negatif sonucumu alana kadar çok huzursuz bir dönem geçirdim. ama bu yaptığının bana tek faydası artık hayatıma az ve öz sayıda insan alıyor olmamdır.

dün arkadaşım da şu anki sevgilisinin ona ikinci sevişmelerinden sonra hiv+ olduğunu söylediğinden bahsetti. düzenli olarak ilaçlarını kullanan hiv+ bireyler hastalığı başkalarına bulaştıramıyormuş, b=b (belirlenemeyen = bulaştıramayan) dedikleri mesele de buymuş. arkadaşa bence ayrılmalısın, bu kadar ciddi birşeyi sana ilişki sonrasında söylememeliydi dedim. ben kendi ilişkimde sevgilimin intikam için hastalığı bana bilinçli olarak bulaştırdığını düşünüp korkmuştum, hatta ömür boyu onunla olmam için bana bunu bir gerekçe olarak sunuyor gibi de gelmişti bu bana. arkadaş da benzer şekilde hissettiğini söyledi.

cinsel yolla bulaşan hastalıkları olan insanlar için üzülmeme rağmen, bu tip meselelerin daha tanışma aşamasında konuşulması gerektiğini düşünenlerdenim. bilmiyorum, belki insanlar ifşa olmaktan korkuyordur ama düşünsene belki de ilacını almayı unuttun ve bir gece seviştiğin kişiye bulaştırdın hastalığı ve o da gitti başkalarına bulaştırdı. arkadaşa bahsetmedim ama hiv+ olan biri ilaçlarını düzenli alsa bile abi ben zaten hiv+‘im diyerek korunmayı ciddiye almayabilir, buradaki taşımacı durumu da endişe verici.

alttaki yazara soracaklarım var

bence her ikisinin de birbirine karıştığı zamanlar mümkün. ama evet, ben arada bir fark görüyorum. psikoloji kitapları genelde daha iyi eğitimi olan kişilere odaklanıyor, hedef kitlesi o. ama kişisel gelişim daha alt tabakaya hitap ediyor. buradaki sınıflandırmam daha çok okuyan eden kitleyle okumayan kitle meselesi. bir örnek vermem gerekirse, psikoloji kitabı nietzche’nin “böyle buyurdu zerdüşt”ü ise, kişisel gelişim kitapları alain de botton’un “mutluluğun mimarisi” kitabı gibi. göstere göstere anlatma derdi oluyor kişisel gelişim kitaplarında. ama psikoloji kitaplarında adam pat diye jung’dan girebiliyor, konu hakkında öncesinde birşeyler bilmen gerekebiliyor.

the mandalorian tadında önerebileceğin bir dizi var mı?

oturarak işeyen erkek

dışarıdaysam pisuvar, başkasının evindeysem ayakta, kendi evimdeysem de oturarak işiyorum. özellikle gece yarısı uyku sersemi işemeye kalktığımda deliği tutturamama potansiyeli olan biriyim. ha klozet üzerinde uyuyakalmışlığım da var mıdır, çok vardır. o sebeple küveti sıcak suyla doldurup keyif yapmaya cesaret edemem çünkü uyuyakalır boğulur ölürüm diye korkarım. masaja gittiğimde de bir gider gelirim zaten rüya alemine.

penisin taşa değmesi olayı da küfür sebebi cidden. hatta şu üstüne oturduğumuz klozet halkasının önü olmayanları oluyor yurtdışında, en güzeli o bence. ama yurtdışında da klozetin içindeki su musluğu olmuyor genelde. sırf bu sebepten dolayı yurtdışındaki kişilere karşı cinsel bir yakınlık duyamadığım oluyor çünkü abi sonuçta sıçmış ama yıkamamış diyorum.

dışarıda zaten klozetin pis olmasını geçtim, bazen de hangi hastalığı kapacağın belli değil. ha bi de şöyle oluyor bazen, giriyorsun zaten pis. senden sonra girecek kişi orayı senin öyle pis bıraktığını düşünecek diye de zaten pisuvar varsa hiç kabine mabine girmiyorum. başkasının evinde de pisuvar olmadığı için ancak ayakta yapıyorsunuz. ama bence işemelerin en keyiflisi duşta yapılan işeme. hem normale göre daha farklı bir keyif veriyor bana, hem de sidikteki üre ve ürik asit eğer varsa ayak mantarlarına iyi geliyormuş. hem de doğa dostu.

keko kıro lavuk vb kürtçe kelimelerin küçümseme anlamlı kullanılması

buradaki aşağılamanın kişinin etnik kökeninden ziyade aslında kişinin eğitilmeye karşı gösterdiği dirence karşı yapıldığı kanısındayım. kişi kendini yeterince iyi eğitmiş ise kimse kimsenin ne etnik kökeniyle ne de kiminle seviştiğine bakıyor.

temiz yatak

gençler bilmeyebilir ama aklıma nedense “şahane pazar”ı getirmiştir. malum o gün temizlik, banyo ve ödev günüydü çoğu kişinin. bunları yaptıktan sonra da herkes “şahane pazar”ı izlerdi. sinem kobal resmen gözümüzün önünde büyüdü.

birliktelik öncesinde mutlaka konuşulması gerekenler

dün akşam arkadaşlarımla görüştüm ve laf arasında konu hiv meselesine geldi nasıl olduysa. bilenler bilir, benim eski sevgililerimden biri ayrılık sonrasında benden önceki sevgilisinin hiv+ olduğunu söylemiştir. beni gerçekten sevdiğinden şüphem yoktu ve aldatan taraf ben olduğum için belki yaptıklarında haklı da sayılabilirdi. ama test sonucunu bana hiçbir zaman göstermedi, hep bir bahanesi oldu. tahmin edeceğiniz üzere negatif sonucumu alana kadar çok huzursuz bir dönem geçirdim. ama bu yaptığının bana tek faydası artık hayatıma az ve öz sayıda insan alıyor olmamdır.

dün arkadaşım da şu anki sevgilisinin ona ikinci sevişmelerinden sonra hiv+ olduğunu söylediğinden bahsetti. düzenli olarak ilaçlarını kullanan hiv+ bireyler hastalığı başkalarına bulaştıramıyormuş, b=b (belirlenemeyen = bulaştıramayan) dedikleri mesele de buymuş. arkadaşa bence ayrılmalısın, bu kadar ciddi birşeyi sana ilişki sonrasında söylememeliydi dedim. ben kendi ilişkimde sevgilimin intikam için hastalığı bana bilinçli olarak bulaştırdığını düşünüp korkmuştum, hatta ömür boyu onunla olmam için bana bunu bir gerekçe olarak sunuyor gibi de gelmişti bu bana. arkadaş da benzer şekilde hissettiğini söyledi.

cinsel yolla bulaşan hastalıkları olan insanlar için üzülmeme rağmen, bu tip meselelerin daha tanışma aşamasında konuşulması gerektiğini düşünenlerdenim. bilmiyorum, belki insanlar ifşa olmaktan korkuyordur ama düşünsene belki de ilacını almayı unuttun ve bir gece seviştiğin kişiye bulaştırdın hastalığı ve o da gitti başkalarına bulaştırdı. arkadaşa bahsetmedim ama hiv+ olan biri ilaçlarını düzenli alsa bile abi ben zaten hiv+‘im diyerek korunmayı ciddiye almayabilir, buradaki taşımacı durumu da endişe verici.

oturarak işeyen erkek

dışarıdaysam pisuvar, başkasının evindeysem ayakta, kendi evimdeysem de oturarak işiyorum. özellikle gece yarısı uyku sersemi işemeye kalktığımda deliği tutturamama potansiyeli olan biriyim. ha klozet üzerinde uyuyakalmışlığım da var mıdır, çok vardır. o sebeple küveti sıcak suyla doldurup keyif yapmaya cesaret edemem çünkü uyuyakalır boğulur ölürüm diye korkarım. masaja gittiğimde de bir gider gelirim zaten rüya alemine.

penisin taşa değmesi olayı da küfür sebebi cidden. hatta şu üstüne oturduğumuz klozet halkasının önü olmayanları oluyor yurtdışında, en güzeli o bence. ama yurtdışında da klozetin içindeki su musluğu olmuyor genelde. sırf bu sebepten dolayı yurtdışındaki kişilere karşı cinsel bir yakınlık duyamadığım oluyor çünkü abi sonuçta sıçmış ama yıkamamış diyorum.

dışarıda zaten klozetin pis olmasını geçtim, bazen de hangi hastalığı kapacağın belli değil. ha bi de şöyle oluyor bazen, giriyorsun zaten pis. senden sonra girecek kişi orayı senin öyle pis bıraktığını düşünecek diye de zaten pisuvar varsa hiç kabine mabine girmiyorum. başkasının evinde de pisuvar olmadığı için ancak ayakta yapıyorsunuz. ama bence işemelerin en keyiflisi duşta yapılan işeme. hem normale göre daha farklı bir keyif veriyor bana, hem de sidikteki üre ve ürik asit eğer varsa ayak mantarlarına iyi geliyormuş. hem de doğa dostu.

eşcinsellerin seks dışında muhabbet edememesi

sebebi oldukça açıktır. eşcinsel dendiği zaman algı otomatik olarak cinselliğe gidiyor çünkü kelime içinde zaten cinsellik var. haliyle muhabbetleri de hep cinsellik ve seks odaklı kılan şey de bu olabilir.

benzer durum şurada da var. onur ayında bazı kişiler “love is love” yerine “eşcinsel hakları insan haklarıdır” söyleminin öne çıkması gerektiğini söylüyordu. çünkü direnilen şey hak ihlalleridir deniyordu. “love is love”ın konuyu sadece seks odağında tuttuğundan şikayet ediyorlardı. zaten abi bizim sevişememe gibi bir durumumuz yok ki diyordu röportaj yapılan kişi.

keko kıro lavuk vb kürtçe kelimelerin küçümseme anlamlı kullanılması

buradaki aşağılamanın kişinin etnik kökeninden ziyade aslında kişinin eğitilmeye karşı gösterdiği dirence karşı yapıldığı kanısındayım. kişi kendini yeterince iyi eğitmiş ise kimse kimsenin ne etnik kökeniyle ne de kiminle seviştiğine bakıyor.

19 yaş altı arayanlar

bence bu durumun kadını erkeği farketmiyor. ilişkide aradaki yaş farkı çok fazlaysa orada her zaman bir pedofili durumu olduğu kanaatindeyim. ve bence bu yaş farkı da 8 yaşı falan geçmemeli. yaş farkı arttıkça zaten ilişkinin dinamiği de değişiyor, genellikle çevremde gördüğüm de yaşı büyük olanın diğerinin tüm masrafını karşılaması. sonra da yaşça küçük olanlar “ama beni aldattı” deyip ağlıyorlar. finansal bağımsızlığını kazanamamışsın daha, oturup konuştuğunda sanırsın evi vs o idare ediyor. saygınlık kazanmadan sevginizle başkalarına sadece yük olursunuz. elbette aldatacaktır, ne bekliyordun ki?

acun gibi “ama ben 25’imde takıldım” kafasını da anlamıyorum. takıldıysan git terapiye kurtul. genellikle bu kafa da “ama ben geçmişte çok zor bir hayat yaşadım, yüzüm hiç gülmesin mi?” diye düşünenlerde oluyor. abi yani kusura bakma da sen üniversiteni bitirmişsin işe girmişsin, o yaşlarındayken şu anki sevgilin yeni doğmuş. hastalıklı geliyor bana, kimse de kusura bakmasın.

eşcinsellerin seks dışında muhabbet edememesi

sebebi oldukça açıktır. eşcinsel dendiği zaman algı otomatik olarak cinselliğe gidiyor çünkü kelime içinde zaten cinsellik var. haliyle muhabbetleri de hep cinsellik ve seks odaklı kılan şey de bu olabilir.

benzer durum şurada da var. onur ayında bazı kişiler “love is love” yerine “eşcinsel hakları insan haklarıdır” söyleminin öne çıkması gerektiğini söylüyordu. çünkü direnilen şey hak ihlalleridir deniyordu. “love is love”ın konuyu sadece seks odağında tuttuğundan şikayet ediyorlardı. zaten abi bizim sevişememe gibi bir durumumuz yok ki diyordu röportaj yapılan kişi.

gelen kuryeye kapıyı üstsüz açmak

özellikle yaptığım bir şey olmamasına rağmen, birkaç kez üstsüz kapı açtığım olmuştur çünkü kargoyu aldınız aldınız yoksa uğraş dur kargoyu teslim almakla.

ama başıma gelen en ilginç şey, biriyle duşta sevişirken zilin çalışıyla yemeksepetinden sipariş verdiğimi hatırlamam ve kapıyı ereksiyon halinde belime havlu sarılı, tam kurulanamadan açmak zorunda kalışımdır. bir tarafta havlu düşmesin diye çabalarken duşta başkasının da olduğu belli olacak şekildeki sesin ortamda oluşturduğu gariplik karşısında ancak “duştaydık” diyebiliyorsunuz. hele benim gibi kapıyı biraz da geç açtıysanız.

bıyık

sürekli gittiğim berberin benden hoşlandığını ve beni alperen erkeğe dönüştürmeye çalıştığını düşünmeme neden olmuş şey.

ayrıca ayakkabı numarası sormanın da penis boyunu sormak olduğunu o gün öğrenmiş oldum. yaptığı diğer şeylerle de o gün bana açılacağına cidden karar vermiş gibiydi.

işten eve geçerken ayaküstü uğranılan berberde insan nelerle karşılaşacağını bilemiyor. anlaşılan takım elbiseyle ona o gün oldukça çekici görünmüş olmalıyım.