lethallegend

Durum: 758 - 465 - 88 - 11 - 23.02.2018 12:06

Puan: 7557 - Sözlük Kezbanı

2 ay önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

henüz bi o girmiş.
  • /
  • 38

birini tanımanın en iyi yolu

birlikte tatile çıkmaktır. tatile çıkıldığında neredeyse kendi sosyal yaşamının bir kesimine orada tanık olmanız kaçınılmazdır. sizinde kendi sosyal yaşamınızın bir kesimini ona göstermiş olursunuz. mesela ben eski partnerimle tatile çıktım ve aslında onun benle hiç bir şekilde bir alakası olmadığını keşfettim. ne zevklerimiz, ne tercihlerimiz, ne de hayattan zevk alma yöntemlerimiz... hiç birisi ortak değildi. e kaçınılmaz olarak tatil sonunda tamamen bitirdik ilişkimizi.

gece saati gelen yalnızlık hissi

ayy neden bana hiç gelmiyor bu hisssss. çok alıştım kendime. kendimi çok seviyorum. ayy ben de seni seviyorum kendim. mucckk.

gucci's fall 2018 fashion show

moda dünyası iyiden iyiye saray ve soytarıları haline gelmeye başladı. krallık dönemlerinde kralları ve zenginlerini eğlendirmek için sahneye çıkarılan soytarıların yerine şimdilerde yine zenginleri eğlendirmek ve giydirmek adına modeller üzerinden soytarılık yaptırma huyu edindiler. yazık lan hadi bu giysileri bir kere giyen modeli geçtim de, kim giyecek bunları dışarda... soytarılık resmen.

ayı sözlük yazar nicklerinin okunuşu

ledıl diye okunur, lecınd diye yazılır...

zula

ankara semalarına her gidişimde arkadaşlarla uğramadan, iki kadehini tokuşturmadan geçmediğimiz rengarenk ortamıyla samimi bir hava yaratan cafe-bar. lgbt dostu mudur bilmiyorum lakin hem manzarası, hem de ortamı harika...

olgun seviyorum çünkü kendime güveniyorum

yaş ve düşünce yapısı olarak olgun sevmek ve olgun bir insan gibisi yok evet. zaten tersini düşünmek bile abes yani. kim ister ki 30-40'lı yaşlarında ama hala çocuk kafasıyla idare edilen bir bedeni. en zararlısı da bu değil mi zaten. bi kere önce kendine zarar sonra bana. ha bazen yaşı küçük olmasına rağmen çok olgun insanlar da olabiliyor lakin istisnalar kaideyi bozmuyor.

hollanda'daki ermeni soykırımı oylaması

hollanda parlamentosu 1915 olaylarının resmen "soykırım" olarak tanınmasını öngören önergeyi oyladı ve tasarı kabul edildi.
https://onedio.com/haber/tansiyonu-yukse...
hadi hayırlı olsuuunnn. artık hollanda'ya gidersek bize de soykırımcı gözüyle bakacaklar.

alttaki yazara soracaklarım var

hayır yaptırmam. daha bugün okudum bir makale bununla alakalı ve aslında gerçekten zararlı olduğunu bir kez daha anladım. keşke ben de hiç sünnet ettirilmeseymişim. lanet olsun din kisvesi altında insanlara yapılan eziyetlere.
neyse alttaki yazar arkadaşım. sinirli olmadığını bildiğin halde çevrendekiler sürekli senin sinirli olduğunu söylerse onlara ne cevap verirsin?

hollanda'daki ermeni soykırımı oylaması

hollanda parlamentosu 1915 ermeni olaylarını soykırım olarak tanımak amacıyla bugün parlamentoda oylama yapacak. türkiye'nin 1915'de ermenilere karşı yaptığını savunduğu soykırımı tanıyacak olan hollanda, geçmişte türkiye ile yaşadığı diplomatik gerilimi sürdürmeyi planlıyor gibi görünüyor. hali hazırda dünya genelinde almanya dahil 20 ülke bu olayı soykırım olarak tanıdılar. hollanda parlamentosu da aynı şeyi yapacak ve kesin bir dille soykırıma evet diyecekler.
gezi olayları sonrasında türkiye'nin bir şekilde avrupa ve dünyaya karşı itibarını düzeltebilecekken, tam aksi şekilde davranarak bunu bir oy toplama aracı olarak gören mevcut hükümetin, yine dış ilişkilerde çuvallaması olayıdır. bravo. siz bu itibarı yerle bir ettiğiniz sürece sizi kimse kaale almayacak bildiklerini okuyacaklardır. biz de burdan melül melül kaderimize bakar dururuz artık. abv.

marmara ereğlisi belediyesi'nin yeni hizmet binası

marmara ereğlisi'nin chp'li belediyesinin yeni hizmet binası hem beyaz saray'a hem de hindistan'daki tac mahale benzerliği ile sosyal medyanın gündemine oturdu.
yapılan açıklamada antik perinthos heraklea ve marmara ereğlisi kültürlerinin bir sentezi olduğu savunulan binanın proje değeri 11 milyon tl.

11 milyon lirayı gel halka hizmet için harcayalım deseler keşke bir kere de kendilerini düşünmeseler dişimi kırıcam. akplisi de aynı chplisi de. al birini vur ötekine.

my brother’s husband

gengoroh tagame tarafından yazılmış çığır açan, eşcinsel temalı manga. aynı isimle dizi haline getiriliyor. lgbt camiası tarafından ilgiyle takip edilen manganın dizisi de aşırı heyecan yaratmış durumda.
aynı evde yaşayan japon bir baba yaichi ve kızı kana’nın hikayesini anlatacak. yaichi’nin kocasının kanadalı erkek kardeşi tarafından ziyaret ediliyorlar ve dizi, yaichi’nin gay olma ve homofobi konusundaki değişen tutumlarını ve kuir insanların japon kültürüyle yüz yüze gelmelerini anlatıyor.

ido

bandırma-istanbul arasında en çok kullandığımız deniz taşıtlarına sahip şirket. seviyoruz efenim kendilerini haftaya da kullanıcaz. yerimizi ayırtalım bir an önce.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

the coral - dreaming of you

erkeklerin memeleri neden sansürlenmez

yerde para bulmak

millet nasıl şanslıysa artık hiç başıma gelmemiş olaydır. milletin de 200 liradan tut da 200 bin liraya kadar para bulmaları da çok acayip yani nerelerde geziyonuz anlamıyom ki arkadaş naapmak lazım hiç bilemedim yani.

erotik öykü

bir zamanlar çokça okuduğum hepsini gerçek sandığım, halen gerçek olup olmadıklarından şüphelendiğim hikayelerdir. adamın biri gece dışarı çıkmış travestinin biriyle karşılaşmış çok sarhoşmuş, travesti olduğunu 22cmlik sikini görene kadar farketmemiş, nasıl oturmuş onun üstüne götünü nasıl delmiş ve onu ibne yapmış... allam ne hikayeler offf.

20 şubat 2018 bayern münih beşiktaş maçı

instada takip ettiğim hakan sabancı'nın düne kadar bol bol münihten hikaye atarken bıçak gibi hikayelerinin kesilmesine yol açan maçtır. çok üzüldü yavrucak herhalde.

the manly

kullanıcıların, “daha erkeksi” görünecekleri şekilde fotoğrafları düzenlemesini sağlayan yeni bir akıllı telefon uygulaması. the manly uygulaması erkeklere kaslı görünüm, yüz kılları, dövmeler veya bronz ten ekleyerek kendilerini daha erkeksi hale getirmek için görünümlerini düzenleme seçenekleri sunuyor. 4,99 £ maliyeti olan tartışmalı uygulama, kullanıcıların “kendilerinin erkeksi versiyonunu” yaratmaya teşvik ediyor ve kendilerine daha pürüzsüz bir cilt, aksesuarlar ve hatta renkli renkli lensler eklemelerine izin veriyor.
birçok sosyal medya kullanıcısı, bu uygulamayı “üzücü”, “yanlış”, “aşağılayıcı” olarak nitelendirdi ve uygulamanın “korkunç stereotipleri” desteklediğini iddia etti.
http://gmag.com.tr/yeni-bir-cep-telefonu...

lgbti dostu ordular

yeni zelanda, ingiltere, hollanda, isveç, avustralya, kanada, danimarka, belçika, israil, ispanya, fransa ve almanya ülkelerinin orduları lgbt haklarına ve bireylerine neredeyse sonsuz şekilde saygılılar. herhangi bir şekilde aşağılanma ya da şantaj unsuru haline getirilmesini önleme politikaları olduğu gibi lgbt bireylerin üst mevkilerde yer alabilmesini de sağlayan ordular. darısı bizim başımıza diyecem de nerdeee...

ufak tefek cinayetler

ayy çok bir olay olmadı yine yaa. yine sönük geçti bu bölüm. sanırım önümüzdeki bölüm de sönük geçecek gibi duruyor. dizi sonrası verilen gelecek haftaki bölümün ilk sahnesinden bakılacak olursa. hayır benim anlamadığım niye bu kadar uzattınız arkadaş ne gerek var ara geçişlere madem tek sezonluk çekiyonuz diziyi olayın sonuna hızlıca entrikalarla bağlayın olsun bitsin. iyice umutsuz ev kadınlarına bağladılar. biri zaten boşanmış, çocuklarının derdinde, eski kocasıyla yeni aşuftesinin arasında gel git yaşıyor. biri elinden kaçacak olan kocasını geri kazanma peşinde. diğeri de yasak aşkı legal aşk haline getirmekle uğraşıyor. ayy konulara gel. haa bi de şu hikayeyi anlatanların da tüm hikayeyi nerden bildiklerine de şaşırıp kalmıyor değilim. lan sen elalemin hayatını mı dikizledin bu zamana kadar? manyak mısınız lan. çok saçma ilerliyor yani bu kurgu meselesi.
  • /
  • 38

marmara ereğlisi belediyesi'nin yeni hizmet binası

ak saray'ın yanında umumi wc gibi kalmıştır.

olgun seviyorum çünkü kendime güveniyorum

kafa yapısı olarak daha iyi uyum sağlayabiliyorum. ayrıca, kendimden çok çok küçük birisiyle asla sevişemem sanırım, bana göre bu durum pedofilinin farklı bir biçimi.

ama üst sınır da çok fazla olmamalı. o durumda da adam peyami safa derken siz ihsan oktay anar der gibi oluyorsunuz, haliyle nesil farkı da iletişimde büyük sıkıntı yaratıyor.

yazarların en çok yatmak istediği 10 kurmaca karakter

şimdilik 5 kişi veriyorum.

1. resident evil serisinden chris redfield.



2. devil may cry'da yeniden yaratılan dante.



3. sleeping dogs oynarken karakterimi sürekli çıplak dolaştırmama sebep olan wei shen.



4. ffxiii'ün yakışıklısı snow.



5. ve tabii ki sona sakladığım ideal koca adayım nathan drake.

hollanda'daki ermeni soykırımı oylaması

aile yaşlılarından ermenileri sorduğumda "dereler bir ay boyunca kan aktı" lafını duymuş biri olarak ermenilerin yaşadığı acı karşısında sorumlu olduğumuzu düşünüyorum. bize bu kötü günleri vicdanlı olanın ermeni komşusunun sürülmesine dahi karşı çıkması gerekirken mal mülk, kız çocukları karşılığında ermenileri "koruyan" insanlar miras bıraktı. biz şimdi ermenisiz bir coğrafyada yaşamaya alışık olduğumuz için iftira gibi geliyor ama değil. ölenler yaşasaydı ve dünyanın dört bir yanına dağılmasalardı pek çoğumuzun ermeni komşusu olacaktı. ayrıca soykırım kavramı da rafael lemkin tarafından 1915 düşünülerek ortaya çıkma zemini oluşmuş bir kavram. o güne kadar devletlerin savaş suçları cezalandırılırken kendi halklarına karşı yaptıklarından da sorumlu olmaları için ortaya konulmuş bir kavram. yahudilerin başına gelenin soykırım olarak adlandırılması ise zamansal bir durum. ayrıza hitlerin yahudileri öldürtürken "bugün ermenileri kim hatırlıyor?" şeklinde meşhur da bir sözü var. onun haricinde bu olayı uluslararası hukuk ve zaman açısından mi etik açıdan mi ele alırsınız bilemem ama bu geçmişte yaşananların sorumluluğunu taşımamamız anlamına gelmiyor.
bugün hala ermeni dölü diyen zihniyet varken bir halkı biyolojik varlığı itibariyle kötüleyen, damgalayan bir sistem varken ve kılıç artığı, mademki ermeni'sin istemeden vermelisin gibi nefret söylemleri kullanılırken atalarımızın masum olduğunu söylemeyin lütfen.
bana ilginç gelen bir diğer nokta da türkiye'de şu an halihazırda ötekilere yönelik bir devlet şiddeti varken neden hollanda'nın ermeni soykırımı yasa tasarısı sonrası hollanda'nın geçmiş sayfaları açılıyor? beş gün önceki demokratik hollanda şimdi tu kaka mı oluyor? hadi hollanda'yı geçtim almanya'yı ne yapacağız? osmanlı'dan bu yana her başımız sıkıştığında çeşitli ortaklıklara girdiğimiz almanya'yı? suriyeliler üzerinden anlaşma-pazarlık imzaladığımız almanya'yı? onlar yaptıkları tüm soykırımlar için özür dilediler -sicil kabarık- ve ermenilerle ilgili sorumluluklarını da kabul ettiler. bence mevzu soykırım lafının kendisinde değil mevzu bizim halı altına süpürerek sorun çözmeye çalışmamız .

hollanda'daki ermeni soykırımı oylaması

paran varsa cebinde sikin oynar kolinde

yavşuklu

yavşak bir yakışıklı anlamında diye düşündüğüm kelime. bilemiyorum altan!

pyeongchang'deki tuhaf heykeller

açık olması gereken kafayı kapatıp kapalı olması gereken vücudu açmışlar.sonuç ise iki durumda da aynı.sanatın zirvesi bu olsa gerek.

kısa paça pantolon

zirvede giymiştim, iyi mi yaptım bilemedim şimdi.

ayı sözlük halk kütüphanesi

gerek zirveler gerekse de dışarıda buluştuğum/görüştüğüm kişilerde dikkatimi çeken temel şey, "kişilerin kendilerini beğenmemeleri". bu durum, bir anlamda bende de mevcut. işin ilginç yanı, kendimi beğenmeme sürecine girdikten sonra daha fazla ilişkim oldu. belki bazı şeyler sadece kafa yapısı ya da yaşla beraber gelen olgunlukla alakalıdır.

bir chaser olarak genel beğenim "chaser - muscle bear/ bear" arası bir yerde, sanırım bear kısma daha yakınım. ama heves edip buluştuğunuz bear ile otururken, onun bedenini saklama çabası genelde sizin heyecanınızı bastırabiliyor. bazı kişilerin de kilo almamanıza yönelik olan sözleri bana hep ilginç gelmiştir. benden 30 kilo fazlası olan bir adamın bana kilolusun dediği de olmuştur. bazı kişiler küçük bir göbeğe bile tahammül edemiyor nedense.

haliyle, bedene ilişkin bir kitap okuyup anlatmak istedim bu sefer. her ne kadar çoğu soruya cevap vermese ve yeni sorularla bizi bırakıp gitse de bence anlatılmaya çalışılan şeyler duymaya değer. bedene yönelik kırılganlık, kişilerin ilişkide tercih ettiği rol ya da pozisyonu da etkileyebiliyor görüşündeyim. sanırım karşınızdakinin size tamamen teslim olmasının bir sebebi de bu. ve umarım bu kitabın anlattıkları bazı yazarları incitmez.


kitap: "fat gay men - girth, mirth and the politics of stigma"
(şişman eşcinsel erkekler - irilik, neşe ve utancın politikası)
yazar: jason whitesel
yayınevi: new york university press
sayfa sayısı: 177
yıl: 2014



iri eşcinsel erkekler kulübü "girth & mirth" üyeleriyle yapılan görüşmeler üzerinden ilerliyor kitap. bu kulüp, bir nevi iri eşcinsel erkekler ve onların hayranları için oluşturulmuş sosyal dayanışma birliği. iri erkek derken de kastedilen grup chubby ve super-chubby sanırım çünkü iri erkeklerin bear'lar tarafından da ayrımcılığa uğradıkları belirtilmiş. bear'ların kendilerini hacimden ziyade daha çok "vücut kılı"yla özdeşleştirmeleri ve maskülenliği pazarlayışlarındaki başarıları, iri eşcinsel erkekleri dışlamaktaymış. özellikle muscle bear hadisesi ulaşılamaz bir basamakmış.

akademik bulgular, üyeler ve onların deneyimleri üzerinden destekleniyor. üyelerin tek isteği, gay dünyasında öne çıkan ideal vücut tipine sahip olan kişilerle eşit şans ve saygıya ulaşmak. bedenden gelen ayrıcalıkların öne çıktığı şekilci gay dünyasında cinsel açıdan arzulanmadıklarını ve sahnenin dışına itilerek ötekileştirildiklerini düşünmekteler.

kulüp, 1970'lerde gay dünyasındaki kilodan kaynaklanan ayrımcılığa tepki olarak doğuyor. ve toplumda deneyimlenen utancı bir takım aktivitelerle dönüştürmeyi amaçlıyor. bu bağlamda, iri eşcinsel erkekler "aidiyet" olayını yaşıyor ve yalnızlıktan kurtulmuş, teselli bulmuş oluyor. oklahoma'da düzenlenen the super weekend bu etkinliklerden sadece biri. bu etkinlik kapsamında, iri eşcinsel erkekler kendilerini birer seks objesine dönüştürüyor ve normalde yapamadığı bazı aşırılıkları doyasıya yapma şansına erişiyor. bu tip etkinlikler de kendi içinde çeşitliliğe sahip; yani, bazı etkinlikler belirli bir sosyal sınıfa yönelik "bilinçli tüketim" odaklı iken bazı etkinlikler orta sınıftan erkeklere de kapılarını açıyor.

toplum iri erkekleri "eşcinsel" olarak değerlendirirken, gay dünyasında ise bu erkekler sadece "şişman" olarak değer görüyor. iri erkeklerin sürekli bir şeyler yediği düşünüldüğünden, bu kişilerle iletişim de kurulmak istenmiyor çünkü birçok kişiye göre şişmanlık "bulaşıcı". her fırsatta dile getirilen "aşırı kilolu olma" ya da obezite bu yönelimin en büyük sebebi. ayrıca, iri erkekler "yaşlı" erkek olarak da düşünülebiliyor. girth & mirth, üyelerinin ne irilikleri ne de cinsel yönelimleri nedeniyle kimseden özür dilemek zorunda olmadıklarına yönelik bir mottoya sahip. haliyle, hep bir arada bir restorana gidip yemek yemek de oldukça cesaret gerektiren bir hareket olarak algılanıyor. grup üyeleri arasında da bu eylem bir anlamda "samimiyetin olumlanması" ve "bağ kurulduğu" anlamını da taşımakta.

ideal seks objesine dönüşemeyen iri eşcinsel erkekler, bu duruma iki nedenden dolayı sahip: cinselliksizleştirme ve küçük düşürülebilirlik. anormal olarak algılanan vücut yapıları, onları arzulanabilir erkek kategorisine koymuyor. şekilci topluma karşı duruşları bu gerekçenin bir diğer nedeni. kitabın gizliden söylediği bir şey var: "cinsel arzu çoğu zaman toplumda kurgulanan bedene ya da imaja yönelik olur." yani toplum hangi erkek tipini arzulanabilir görürse, kişiler de o bedenin peşinde koşar. burada söylenecek çok şey var ama bu, başka bir kitabın konusu.

"her gün yaşanan utanç" olayını açıyor yazar. hastanelerde yapılan ayrımcılıklar (doktorun ameliyat masasının belli bir kiloyu kaldırmayacağını söylemesi, hastalık ne olursa olsun kalp krizi riski için de ekstra testler istenmesi, vb.), alışveriş yaparken yaşanan şeyler (şişman olmak "fakir" olmak anlamında değerlendirildiğinden, burada bir nevi sınıf ayrımı olayı da var, haliyle satış elemanları ilgilenmiyorlar), dekorasyon yoluyla dışlanma (çok alan kapladıkları için bazı gece kulüpleri koridorları daraltıyor, tuvalet kapılarını küçültüyor, restoranlar küçük sandalye ya da masaya sahip, gibi), aseksüelleştirme (dergiler ve diğer medya araçlarında erotik erkek kavramının dışında olduklarının belirtilmesi, iş ya da aile odaklı bir hayat yaşamaya zorlanmaları, çekicilikten yoksun oldukları düşünüldüğünden cinselliklerini ifade ettiklerinde aşağılanmaları, biriyle seks için buluşsalar bile kilolarından dolayı insanların onlarla görünmek istememesi, vb.), duygusal şiddet (nasıl olsa birini bulamaz diye partner'larının onları sürekli aldatması, ilişkide kötü muameleye maruz kalma, nasıl olsa çok seks yapan biri değildir diye düşünenler için güvenli liman olmaları, şişmanlığın feminenlikle ilişkilendirilmesi, anaç yanlarının olduğuna inanılması, vb.) bunlardan birkaçı. toplumun bir takım alavere dalavere ile bu kişileri açıkça istemediği belirtiliyor; sonuç olarak da sosyal hayatın dışına itilmiş oluyorlar. modanın ya da sanatın da bu erkekleri dışladığı su götürmez bir gerçek.

iri eşcinsel bir erkek "dilenci" gibi algılanıyor diyor bir üye, haliyle bir dilenci de "seçen" kişi olamaz. ama gruplar içinde de yaralayıcı durumlar var diye ekleniyor. bir kişinin partner'ında kilo olarak tahammül edebildiği bir ölçü var diyor. bazı kişilerin kendini karşısındakinden daha az kilolu olduğunu vurgulamaya çalışması, kişinin kendini inkar etmesi ve şişmanlık korkusu (fatphobia) gibi durumları öne çıkarıyor. oysa her iki durum da örgütlenmenin ya da bir araya gelmenin önündeki en büyük engeller.

chaserların da utancın farklı bir türünü yaşadığı belirtiliyor çünkü onlar gay dünyasında anormal algılanan bir kitleyi arzulamaktalar. eğer iri eşcinsel bir erkekle görünürlerse, itibar kaybına uğrayacaklarını düşünmekteler, ki normalde de gay dünyasındaki giderlerinin olduğunun farkındalar. bunun sebebi, chaser'ların limitli sayıda ve yüksek talep gören kitle olması. ironik olan şey şu ki chaser'lar bir tipi kovalayan kişiler olması gerekirken, aslında "kovalanan" veya "arzu edilen" kimseler. iri eşcinsel erkekler de onların direkt cevap vermemelerinden ve umut vermelerinden şikayetçi. bazıları diyor ki "hayır, tipim değilsin" deseler bile bana yeter, ama hep bir umut bırakmaları iri eşcinsel erkekleri üzüyor. chaser'lar arasında bir grup var ki, bunlar, adeta "avcı" gibiler ve ağına düşürdükleri avların sayısıyla kendi aralarında övünüyorlar.

ana-akım toplumda görünürlük ile toplum tarafından kabullenilme arasında herhangi bir korelasyon olmadığı da belirtiliyor çünkü toplum tarafından kabullenilme, toplumun "doğru" olarak adlandırdığı yoldan yürümekten geçer.

utancın yeniden dizaynı birkaç şekilde mümkün: utanca neden olan kişiyle yüzleşme, onur yürüyüşlerinde kimliği savunma, tüketici haklarına yönelik kampanyalara katılma (çoğu zaman büyük boy kıyafet bulmak mümkün olmadığından, kişiler insan hakları mahkemesine de başvurmuş), şişman ve eşcinsel olmaya yönelik kimliklerini yeniden tanımlama (çünkü iri eşcinsel erkekler iki kez çevrelerine açılmaktalar: ilki gay olduğunu belirtmek, diğeri de bunu şişmanlığı kabullenerek yapmak). bu sayede pozitif, arzulanabilir ve eğlenceli bir varoluş kurmaya çalışıyorlar. bunu yaparken de, kendilerini cinsel objeye dönüştürerek, sosyal statü farklılaşmasına odaklanarak ya da "öteki" olmayı kutlayarak yaratıcı çözümler bulma yolundalar. haliyle, kimliğin yeniden inşası aşamasında en çok ihtiyaç duyulan şey de şüphesiz "tevazu".

Toplam entry sayısı: 758

ayı sözlük altı yaşında zirvesi

anca toparladım kendimi sabah sabah mouseum bozulunca delirdim. nedense alkollü bir akşam sonrası sabah erkenden uyanıyorum. anlayamadım. neyse zirve harikaydı yaa baştan sona herşeyi şöyle bir anlatayım.

efendim şimdi ilk defa böyle bizden birileri ile bir mekanda buluşacağım için hem heyecanlı, hem biraz tedirgindim açıkçası. gün boyu tedirginliğimi atmak için sözlüğe yazdım durdum zaten. sonra akşam hazırlandım ve çıktım. akşam sözlüğe yazdığım son entry polislerle ilgili olduğu için tedirginliğim bir kat daha arttı. "lan acaba çevirirler mi?" falan diye korktuğum başıma geldi. taksim metrosu çıkışında polis durdurdu beni. tabi bunu yaparken ben o sırada yürüyen merdivenle yukarı çıkıyordum ki polis bey koluma dokundu. baktım polis!. hemen aşağı inmeye başladım merdiven yukarı çıkarken. hayatımda ilk defa çocuklar gibi şendim. ilahi polis bey amca sen nelere kadirsin. tipimi beğenmedi zaar. kimliğimi istedi. kalbim güm güm atmaya başladı. adamın gözlerine boş boş bakarken birden polis bey "niye bakıyon öyle?" dedi. ben iyice sıçışlara geçmeden hemen "niye bakıcam, görevinizi yapıyorsunuz, ne diyebilim ki?" dedim. adam "peki" dedi. neyse kimliği geri verdi ve yoluma devam ettim.

çıktım metrodan mis sokağa doğru yürümeye başladım. sonra girdim sokağa ulan bak bak bak... "yok olum bu bar nerde lan?" diye içimden geçiriyorum. neyse yürüdüm baya aşağı sokak, yukarı sokak derken... başka mekanlarda keşfettim tabi. bu sırada iyi oldu. sonra dedim "bu bar kesin yukarı katlarda falandır" derken buldum 9pub'ı.

çıktım merdivenlerden. bir baktım sürgülü bir kapı. açtım girdim içeri ulan kimse yok! yanlış mı geldim acaba diye bakınırken garson hanımefendi yaklaştı. "buyrun hoşgeldiniz" dedi. dedim "burda ayı sözlük buluşması olacaktı." "evet" dedi olacak. "lakin henüz kimse gelmedi ilk siz geldiniz dedi." neyse sonra sigara içilir mi burda diye sordum arka balkonda içebilirsiniz dediler, o sırada gözde senem çıktı geldi. sımsıcak bir karşılama. tanıştık. konuştuk. mavi ışıklı balkon muhabbetine giriştik. yaklaşık 10 dakika falan sürdü. cıvıl cıvıl bir kadın, o kadar neşeli, o kadar şen kahkaha, yerinde duramaz mı lan bir insan. öyle kıpır kıpır enerjiyi direk hissediyorsunuz zaten.

10 dakika sonra vaveyla93 ve arkadaşı çıktı geldi. onlarla da tanıştık. çok hoş sohbet insanlardı ikisi de. biz baya muhabbeti mavi balkona taşıdık gibi oldu birden.
gelen balkona, gelen balkona derken futurelavirs ve futurelavirs in kolisi geldiler. tanıştık, selamlaştık. hemen ardından dark bear ve panda mavi balkona damladılar. biz çoğaldıkça mavi balkon, oldu sana gökkuşağı balkon.

biralarımızı alıp içeriye geçtik masaya kurulduk. sağolsun dark bear bize hediyelerimizi takdim etti. ve muhabbete giriştik, çok şey konuşuldu. dark bear'a bazı konularda kendimi ifade etmeye çalışırken futurelavirs'ın adeta bir görev bilinciyle konuya dahil olması ile ifadelerim biraz daha anlamlı hale geldi. burdan da kendisine teşekkür ederim. umarım meramımı anlatabilmişimdir. sonuçta ortak bir noktada buluşabilmemiz kaçınılmazdı zaten. muhabbet ilerlerken ortama daha sonra muhafazakar muhafız ve tam olarak tanışamadığım cake ve arkadaşı dahil oldular. her şey harikaydı. henüz yazar olmayan arkadaşlarımız da vardı aramızda başta gözde olmak üzere hepsini en kısa zamanda sözlüğe kazanacağız.

homojen dergi'nin 2. yaşı ve sözlüğün 6. yaşı sebebiyle ve gözde' nin harika sürprizi ile şampanya patlatıldı. bu arada ilk defa şampanya içtim ve çok sevdim tadını bundan sonra şampanyacıyım. her zirvede isterim ona göre. ha bir de 9pub'ın kendi kokteyli de bir harikaydı. sırrını da öğrendim ama söylemem. denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

sayenizde harika bir akşam geçirdim. gelen herkesle buluşmak, tanışmak, rahat rahat bağıra çağıra lgbti hakkında konuşabilmek, kendimi hiç olmadığım kadar huzurlu ve eğlenceli hissettirdi. iyi ki gelmişim. iyi ki yazmışım sözlüğe umarım daha fazla yazmaya da devam ederim. umarım daha fazla etkinlik yaparız ve umarım hep orda olabilirim.

hepinize tekrar, teker teker teşekkür ediyorum. iyi ki varsın ayı sözlük ve yazarları.

ha bu arada gecenin sonunda dark bear ve panda ile yaptığımız kayganlaştırıcı muhabbeti efsaneydi. artık o güzel kafayla neyi ne kadar konuştum şuan hatırlamıyorum lakin zirvenin her dakikasından çok acayip bir keyif aldım. yazarlar harikaydı, 9pub harikaydı, gözde apayrı harikaydı.
en kısa zamanda diğer yazarlarla da tanışma imkanına erişebilirim umarım.
görüşmek üzere...

dibindibidipnot: ismini ya da nickini unuttuğum yazarlar varsa şimdiden affola, lütfen iletin hemen eklerim.

dokuz pub

çok fena dövme yapılası bir logoları var şahane. yanına bir de 6 kondursak off tamamdır. en kısa zamanda ilk yaptıracağım dövme bu olacak sakın fikrimi çalmayın vallahi billahi ve tallahi (şayet varsa) öteki cihanda iki elim götünüzde olacaktır.

dokuz pub

mavi balkonu, yakışıklı barmeni ve güzel barmaidi, gözde'nin ortamı şenlendiren kahkahaları ile önümüzdeki günlerde lgbti camiasının ortak yaşam alanı olmaya aday bir mekan. resmen taksime gitme sebebi. özellikle moraliniz bozuksa gidin ve gözde'nin enerjisiyle kendinize gelin.

malezya gazetesinin eşcinsel tanımlamaları

malezya’nın sinar harian gazetesi, lgbt’lerin nasıl tespit edileceği konusunda maddeli kontrol listesi yayınladı. listeye göre sakal bırakmak, spor salonuna gitmek ve marka giyinmek eşcinsel olmaya yetiyormuş. lezbiyenleri ise birbirlerine sarılmaları, el sıkışması ve küçümseyici tavırlar içinde oluşları ile tespit edilebilirmiş.
hadi buyur burdan yak. artık sakal bırakmak eşcinsellik ise sakal bırakan bütün erkekler malezya'ya göre eşcinsel. spor salonuna giden her erkek de eşcinsel. olum bu kafalar çok fena kafalar ha. adamların kafası dini kominizm lan. herkes tek tip, fabrika çıkışlı olmadığı sürece eşcinsel bu kafaya göre. ha bir de din adamları falan da eşcinsel haa. zira onlar da sakal bırakıyor. şimdi bu bi yerlere daha fazlaca gider de yazmıyım neyse.
http://gmag.com.tr/malezya-gazetesi-insa...

eşcinsel parlamenterin mecliste evlenme teklif etmesi

böyle şeyleri çok imrenerek izliyorum ve muhtemelen kendim tecrübe edemeyeceğim için de çok üzülüyorum. yanıbaşımızdaki avrupanın neredeyse tamamı bu evliliğe olur vermişken bizim arabic fahişe rolünü oynuyor olmamız rencide ediyor ruhumu.

ayı sözlük altı yaşında zirvesi

anca toparladım kendimi sabah sabah mouseum bozulunca delirdim. nedense alkollü bir akşam sonrası sabah erkenden uyanıyorum. anlayamadım. neyse zirve harikaydı yaa baştan sona herşeyi şöyle bir anlatayım.

efendim şimdi ilk defa böyle bizden birileri ile bir mekanda buluşacağım için hem heyecanlı, hem biraz tedirgindim açıkçası. gün boyu tedirginliğimi atmak için sözlüğe yazdım durdum zaten. sonra akşam hazırlandım ve çıktım. akşam sözlüğe yazdığım son entry polislerle ilgili olduğu için tedirginliğim bir kat daha arttı. "lan acaba çevirirler mi?" falan diye korktuğum başıma geldi. taksim metrosu çıkışında polis durdurdu beni. tabi bunu yaparken ben o sırada yürüyen merdivenle yukarı çıkıyordum ki polis bey koluma dokundu. baktım polis!. hemen aşağı inmeye başladım merdiven yukarı çıkarken. hayatımda ilk defa çocuklar gibi şendim. ilahi polis bey amca sen nelere kadirsin. tipimi beğenmedi zaar. kimliğimi istedi. kalbim güm güm atmaya başladı. adamın gözlerine boş boş bakarken birden polis bey "niye bakıyon öyle?" dedi. ben iyice sıçışlara geçmeden hemen "niye bakıcam, görevinizi yapıyorsunuz, ne diyebilim ki?" dedim. adam "peki" dedi. neyse kimliği geri verdi ve yoluma devam ettim.

çıktım metrodan mis sokağa doğru yürümeye başladım. sonra girdim sokağa ulan bak bak bak... "yok olum bu bar nerde lan?" diye içimden geçiriyorum. neyse yürüdüm baya aşağı sokak, yukarı sokak derken... başka mekanlarda keşfettim tabi. bu sırada iyi oldu. sonra dedim "bu bar kesin yukarı katlarda falandır" derken buldum 9pub'ı.

çıktım merdivenlerden. bir baktım sürgülü bir kapı. açtım girdim içeri ulan kimse yok! yanlış mı geldim acaba diye bakınırken garson hanımefendi yaklaştı. "buyrun hoşgeldiniz" dedi. dedim "burda ayı sözlük buluşması olacaktı." "evet" dedi olacak. "lakin henüz kimse gelmedi ilk siz geldiniz dedi." neyse sonra sigara içilir mi burda diye sordum arka balkonda içebilirsiniz dediler, o sırada gözde senem çıktı geldi. sımsıcak bir karşılama. tanıştık. konuştuk. mavi ışıklı balkon muhabbetine giriştik. yaklaşık 10 dakika falan sürdü. cıvıl cıvıl bir kadın, o kadar neşeli, o kadar şen kahkaha, yerinde duramaz mı lan bir insan. öyle kıpır kıpır enerjiyi direk hissediyorsunuz zaten.

10 dakika sonra vaveyla93 ve arkadaşı çıktı geldi. onlarla da tanıştık. çok hoş sohbet insanlardı ikisi de. biz baya muhabbeti mavi balkona taşıdık gibi oldu birden.
gelen balkona, gelen balkona derken futurelavirs ve futurelavirs in kolisi geldiler. tanıştık, selamlaştık. hemen ardından dark bear ve panda mavi balkona damladılar. biz çoğaldıkça mavi balkon, oldu sana gökkuşağı balkon.

biralarımızı alıp içeriye geçtik masaya kurulduk. sağolsun dark bear bize hediyelerimizi takdim etti. ve muhabbete giriştik, çok şey konuşuldu. dark bear'a bazı konularda kendimi ifade etmeye çalışırken futurelavirs'ın adeta bir görev bilinciyle konuya dahil olması ile ifadelerim biraz daha anlamlı hale geldi. burdan da kendisine teşekkür ederim. umarım meramımı anlatabilmişimdir. sonuçta ortak bir noktada buluşabilmemiz kaçınılmazdı zaten. muhabbet ilerlerken ortama daha sonra muhafazakar muhafız ve tam olarak tanışamadığım cake ve arkadaşı dahil oldular. her şey harikaydı. henüz yazar olmayan arkadaşlarımız da vardı aramızda başta gözde olmak üzere hepsini en kısa zamanda sözlüğe kazanacağız.

homojen dergi'nin 2. yaşı ve sözlüğün 6. yaşı sebebiyle ve gözde' nin harika sürprizi ile şampanya patlatıldı. bu arada ilk defa şampanya içtim ve çok sevdim tadını bundan sonra şampanyacıyım. her zirvede isterim ona göre. ha bir de 9pub'ın kendi kokteyli de bir harikaydı. sırrını da öğrendim ama söylemem. denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

sayenizde harika bir akşam geçirdim. gelen herkesle buluşmak, tanışmak, rahat rahat bağıra çağıra lgbti hakkında konuşabilmek, kendimi hiç olmadığım kadar huzurlu ve eğlenceli hissettirdi. iyi ki gelmişim. iyi ki yazmışım sözlüğe umarım daha fazla yazmaya da devam ederim. umarım daha fazla etkinlik yaparız ve umarım hep orda olabilirim.

hepinize tekrar, teker teker teşekkür ediyorum. iyi ki varsın ayı sözlük ve yazarları.

ha bu arada gecenin sonunda dark bear ve panda ile yaptığımız kayganlaştırıcı muhabbeti efsaneydi. artık o güzel kafayla neyi ne kadar konuştum şuan hatırlamıyorum lakin zirvenin her dakikasından çok acayip bir keyif aldım. yazarlar harikaydı, 9pub harikaydı, gözde apayrı harikaydı.
en kısa zamanda diğer yazarlarla da tanışma imkanına erişebilirim umarım.
görüşmek üzere...

dibindibidipnot: ismini ya da nickini unuttuğum yazarlar varsa şimdiden affola, lütfen iletin hemen eklerim.

malezya gazetesinin eşcinsel tanımlamaları

malezya’nın sinar harian gazetesi, lgbt’lerin nasıl tespit edileceği konusunda maddeli kontrol listesi yayınladı. listeye göre sakal bırakmak, spor salonuna gitmek ve marka giyinmek eşcinsel olmaya yetiyormuş. lezbiyenleri ise birbirlerine sarılmaları, el sıkışması ve küçümseyici tavırlar içinde oluşları ile tespit edilebilirmiş.
hadi buyur burdan yak. artık sakal bırakmak eşcinsellik ise sakal bırakan bütün erkekler malezya'ya göre eşcinsel. spor salonuna giden her erkek de eşcinsel. olum bu kafalar çok fena kafalar ha. adamların kafası dini kominizm lan. herkes tek tip, fabrika çıkışlı olmadığı sürece eşcinsel bu kafaya göre. ha bir de din adamları falan da eşcinsel haa. zira onlar da sakal bırakıyor. şimdi bu bi yerlere daha fazlaca gider de yazmıyım neyse.
http://gmag.com.tr/malezya-gazetesi-insa...

my brother’s husband

gengoroh tagame tarafından yazılmış çığır açan, eşcinsel temalı manga. aynı isimle dizi haline getiriliyor. lgbt camiası tarafından ilgiyle takip edilen manganın dizisi de aşırı heyecan yaratmış durumda.
aynı evde yaşayan japon bir baba yaichi ve kızı kana’nın hikayesini anlatacak. yaichi’nin kocasının kanadalı erkek kardeşi tarafından ziyaret ediliyorlar ve dizi, yaichi’nin gay olma ve homofobi konusundaki değişen tutumlarını ve kuir insanların japon kültürüyle yüz yüze gelmelerini anlatıyor.

ayı sözlük ilişki danışmanlığı

3 bin maaşım olacak bir kaleme 160 tl vermeyecem ama başkasından benim için onu hediye almasını isteyecem. bir kere 160 tl yi bir kaleme vermem zaten. sen de verme. ne lan o öyle altın kaplama, zirkon taşlı, titanyum alaşımlı dolma kalem mi? bildiğin yüzsüzlüğün dik alası. bak bi daha söylüyorum. umarım almamışsındır. ve yine (bkz:fuck off) ya da al kalemi ama verme direk götüne sok. ahah.

oyuncu

bütün oyuncular için geçerli değildir yukarıdaki kanı. oyunculuk sadece dizilerde yapılmaz zira tiyatro ve sinema oyuncuları da mevcuttur ki asıl oyunculuk sahnede yapılandır. kamera önünde sürekli sufle verilen oyunculuk değerli değildir ama bu ülkede milleti oyalamanın yegane yolu dizi çekmektir. meşhur olmanın cebine biraz para koymanın peşinde olan her meslekten şahıslar dizi oyunculuğuna soyunmuştur. eski ve yeni erkek-kadın mankenler bilhassa yaşı geçmiş ve türkiyede mankenliğin yapılamaması sebebiyle bu sektöre giriş yaparlar. ama nedense hiç biri tiyatroya ya da sinemaya geçiş yapmazlar. çünkü para dizilerdedir.

askerliğe elverişsiz raporu alma yöntemleri

gidin yapın askerliğinizi adam gibi ne kaçması ne elverişsizliği kendim gittim yaptım geldim hem ne var yani alt tarafı 6 ay dişinizi sıkarsınız hem çoğunluğun üniversite düzeyinde eğitimi olduğunu da düşünürsek 6 ay bile sürmüyor 5 ay 5 gün izin almazsanız gayet mantıklı bir dönem ayrıca görün oradaki düzeni de bence hoşunuza da gidebilir ön yargılı olmayın ayrıca üniforma giyeceksiniz düşünün ne kadar seksi olacağınızı halinizi tavrınızı belli etmeyin yeter hem benim dönemimde bir arkadaşım da vardı adam adanalı ama özel kolejlerde okutulmuş özel üniversiteden mezun gayet naif bir çocuktu bayağı da belli ediyordu kendini ama eşcinsel olmadığını inatla söylemesine rağmen bölük için sabah içtimalarında ve spor hareketler esnasında .çok belli ederdi kendini hatta bir gün şınav çekemiyorum diye ağlamaya başlamıştı komutanlar kenara falan çektiler gayet özenli davrandılar çocuk adam gibi yaptı bitirdi askerliğini sizin neyiniz eksik düşünmeyin kötü şeyler hem hayatınızda bir dönemliğine disipline olur bunu da gördük dersiniz gidin yapın askerlik iyidir.

her şeyi bırakıp istanbul'a gitmek

gelme git git. biz küçük kasabalara kaçma hayali kuruyoz. millet hala istanbul hayali kuruyor. nasıl bir dünya bu anlamak mümkün değil.

rüzgar erkoçlar

eşcinselliğini kabullenemeyip ameliyat olan ergen. hiç bir yönden samimi değil. lgbti olarak anılmasın da zaten gerek yok.

sigara içen erkek çekiciliği

çekicilik başlığında iticilikten bahsedenler kusmuklarını neden iticilik başlığına atmazlar acaba? olum burası çekicilik başlığı bak burda iticilik => (bkz:sigara içen erkek iticiliği). buraya kusacaksan kus. çekicilikle derdi olan yazmasın amk. ben iticilik başlığına yazıyor muyum? içsem de içmesem de ben çekici buluyorum ister ergenim ister meraklı sana ne? yazdığının çekicilikle alakası olsa eyvallah diyecem de, daha nereye ne yazması gerektiğini bilmiyor, gelmiş laf ettiğini zannediyor. böylelerini tutup dumana boğasım geliyor.
en itici erkeği bile çekici gösterebilecek, kişinin isteğine bağlı detaydır. her türlü aksesuarı kullanmak isteyip istememekle aynı şeydir. beğenmeyen sigara yasağı olan alanda dolaşsın, sigara içenle sevişmesin, sevgili olmasın arkadaş zorla mı?

kendini sevdirmek için yapılması gereken hareketler

oha böyle hareketler mi varmış, cidden uygulayan var mı lan yazık ahahah, ne uğraşıcam be isteyen sever istemeyen sevmez çok da fifi