lgbti'yi kabul etmemek

bazı kendini bilmez yazarlarımızın ayı sözlük gibi bir sözlükte verdikleri beyanat.

bu kafalara nasıl ulaşıyorsunuz anlamıyorum. bu kadar insan toplumdan soyutlanırken, tacizlere tecavüzlere uğrarken, cinayetlere kurban giderken, meydanlara çıkıp az da olsa bir bilinç yaratabilmek için cop gaz yerken, sen kimsin de böyle konuşabiliyorsun ??

sikerler adamı!

benim yaptığımdır. kimse herhangi bir oluşumu kabul etmek zorunda değildir. istisnasız tüm oluşumlar tek tipleştiricidir. bizim gibi değilsen bizden değilsin, bize benzemek zorundasın düşüncesine sahip bir oluşumda yer almak istememek haktır. lgbt üyelerinin bir eşcinselden eleştiri aldıklarında saldırıya geçip, o eşcinsele karşı ayrımcılık yapmalarına da anlam veremiyorum. ne yapayım, benim düşünce yapımı ya da hayat tarzımı temsil etmeyen, haklarımı savunmayan bir örgüte illa biat mı etmeliyim? yürüyüşlerinizi biliyorum, isteklerinizi, pankartlarınızı, yürüyüşlerde soyunup sokak ortasında öpüşmelerinizi, velev ki ibneyiz pankartı taşımanızı, eşcinselliği feminenlik ve seks düşkünlüğü olarak topluma aşılamanızı biliyorum. bütün bunlara riayet etmek zorunda mıyım, bunlardan hoşlanmıyor olamaz mıyım? pride kelimesini bile gurur yerine bir ahlak terimi olan onur olarak türkçeye çevirip bu ismin altında yürüyüş düzenlemek, hem de ahlaki eylemler temelinde? toplum bize ibne diyor, ben de bu ibne kelimesinden rahatsız olmadığımı göstermek için evet, ibneyim mi demeliyim illa. eskiden eşcinsel olmakla gurur duyardım, hoş hâlâ duyuyorum. ama etrafımdaki insanlar her eşcinseli o yürüyüşlerdeki tipler gibi sanıyor. eşcinseller neden bu kadar dağıtıyor kendilerini bilmiyorum ama onlara karışamam fakat hayat tarzı olarak kendilerini lgbt oluşumuna ait hissedenlerden oldukça uzak olduğumu söylemeliyim. özünde utangaç, hassas ve duygusal bir insanım zaten. anneme bile eşcinsel olduğumu söylediğimde kadın olmak istediğimi sandı. peki ya neden böyle düşünüyordu, bunda kimin payı vardı? şayet bu tarz yürüyüşler, bu tarz abartılı şeyler olmasa ve eşcinselliği bu kadar göze batar hale getirmeseydiniz, ben de arkadaşlarıma rahatça eşcinsel olduğumu söyleyebilir ve biraz daha özgür hissederdim. en azından kafalarında bana dair ön yargıları olmadıklarını bilirdim.

dünyada eğer bir 'şey'sen daima seni temsil ettiğini iddia eden bir güruha tâbi olmak mecburiyetindesin. halbuki her insan eşsizdir. niçin eşcinsel denince akla gelen şeye dönüşmek ya da bunu kabul etmek zorundayım. ben kimseye düşman değilim, kimseyi de ötekileştirmek ya da toplumun homofobisini destekliyormuş gibi görünmek istemiyorum. zaten onların nefreti benim hayat tarzımla ilgili değil. tamam, toplum ve onun değerleri de umurumda değil. ama bir üçüncü dünya ülkesinde yaşıyorum. burada haliyle geçmişten de gelen bir baskı hissediyorum. eşcinselim dediğimde 'aa sen şöyle misin' denmesini ve dışlanmayı göze almak istemiyorum. çünkü ben 'aa öyle' değilim. olmak zorunda da değilim. bir kalıba uymak zorunda da değilim. bulunduğum çevrede rahat ve sıradan hayatımı huzurlu bir şekilde devam ettirmek istiyorum. tabii ki lgbt üyesi insanlar gibi biri olmak da sorun değil ama bana uygun değil. olmak zorunda mı? bu, onlardan nefret ettiğim anlamına gelmez. aynı şekilde beni homofobik de ilan edemezsiniz. ama ben bu yerleşmiş eşcinsel algısından da sıkıldım. tanıştığım her eşcinselin eğlence, imaj ve seks düşkünü olmasından da sıkıldım. adam akıllı biriyle arkadaşlık kuramamaktan, düzgün konularda muhabbet edememekten de sıkıldım. çocukluk travmalarımın önüme sunulmasından da sıkıldım. kendimi kabul edeli çok olmadı. kendimi kabul etme sürecim benimle uğraşan, sözlü ya da fiziksel tacizine uğradığım insanlar yüzünden uzun sürdü. belli bir yaşa kadar hep kabuğuma çekilip yaşamak zorunda kaldım, bu 'gurur' yürüyüşlerine de katılmak istedim ama yok, her şey sandığım gibi değilmiş. takıldığımız barlar bile leş gibi. kim kimin kucağında dans edecek ona bakıyoruz. bir bara girdiğinde yanına biri geliyor, sohbet eder gibi yapıp içki ısmarlamanı daha sonrasında da ücretini ödeyeceğin bir otele götürmeni istiyor. eşcinsellerin uğradığı kafelerde bile hornet sesleri havada uçuşuyor. herkes seks için kendine uyacak birini arama derdinde, gözler dört dönüyor, her gün seks yapsalar bile bu azgınlık gitmeyecek belli. yani, bu mudur türkiye'de eşcinsellik? bunları eleştiriyor olmam bile eşcinselleri sinirlendiriyor eminim. beni hetero akıllı biri olarak gördüğünüzü de biliyorum ama benim istediğim eşcinsel ilişkiler bu şekilde değil. norm-al'likten söz etmiyorum. normlara ait olmaktan değil ama ne bileyim düzgün insan olmak mesela? a mısın p misin sorusu yerine okuduğun bir kitaptan bahsetmek? abartılı cinselliğe vurgu yapan hareketler eşliğinde dans etmek yerine karşındakinin göğsüne koyup başını hafif müzikte sarhoşluğunun tadını çıkarmak? bu güne kadar hep, beraber film izlemeyi teklif etmişimdir, kabul eden çıkmadı henüz. bu lgbt toplantıları filan oluyor, onlara bir gideyim bakayım dedim ama kısacık şort giymiş bir erkeğin kolunda asılı 'sanane ayol' yazılı çantayı gördüğümde vazgeçtim. yok, bakmayın, bu beni tiksindirmiyor ama yok, bana göre değil.
ilk olarak düzgün ifadeler kullanarak düşüncelerinizi belirttiğinizde hiç bir sorun ortaya çıkmaz. derdinizi görüşünüzü söylersiniz. ki bizim gibi eşcinsel bireyler sizin de bahsettiğiniz gibi toplum tarafından öetikleştirilmeyi iliklerimize kadar yaşadığımız için hoşgörü ve saygı konusunda daha bir gelişmişiz.

söylenilenlerde doğru yanlış bir sürü şey olsa da lgbti'yi kabul etmemek çok mantıklı bir söylem değil. lgbti eşcinsel bireylerin bütününü tanımlayan bir kavram. eşcinsellik doğada ve canlıların varoluşundan beri olan ve belgelenen bir kavram. yani sonradan kurulan bir örgüt veya bir hareket değil.

lgbti örgütlerinin eylemlerini, yapılan çalışmaları desteklemiyor olabilirsiniz. bu daha mantıklı. bu da kısacık şort giyen, "aşk örgütlenmektir" çantası takan bireyleri hoş görmemenizi açıklar. ama kime ne ?? o bireyler toplumda yanlış algı yaratıyor, yanlış imaj çiziyor diye öyle giyinmesin mi ? içinden geldiği gibi giyinmek, konuşmak davranmak herkesin hakkıdır. bu şekilde düşünecek olursak trans bireyleri direk kaldırıp çöpe atmak gerek ki en çok eziyeti o insanlar çekiyor.

kafalardaki düşünceler güzel güzel kendi perspektifimizden açıklandığında her şey yolunda olmuyor. toplumun yaptığını biz de kendi içimizde yapıyoruz. birbirimizi ayrıştırıyoruz. en büyük homofobi'yi yine biz eşcinseller yapıyoruz. biz bile bu seviyedeysek toplumun yaptıklarına bir şey diyemeyiz o zaman. bu çok yanlış.

herkes istediği hayatı yaşasın, istediğini giyip, istediği gibi konuşsun. siz de istediğiniz gibi yaşayın. ama saygılı olalım.

norveç, isveç, kanada gibi lgbti hakları açısından dünyanın en rahat ülkelerinde bile lgbti bireylere ayrımcılık yaşanıyorken türkiye gibi bir ülkede "neden aileme arkadaşlarıma rahatça söyleyrmiyorum dışlanıyorum" diye hesap sormak çok yanlış. bu hep vardı zaten. insanların çabası bunun bir nebze de olsa değişmesi. yoksa 2-3 defa onur yürüyüşü oldu diye ya da o yürüyüşte insanlar öpüştü diye toplum taradından alınan bir tavır değil bu. her zaman vardı. bu baskının sebebi olarak da yürüyüşleri sebep göstermek doğru değil.

ayrıca "piyasa" daki bir çok insanın cinsel açlıkla sosyal mecralara ve barlara kendini atması herkesin öyle olduğu anlamına gelmiyor. atabilir de orası ayrı mesele ama kimse gay bara gitti vs diye "genelleme" yapıp 'kültürlü bilgili kimse yok' diyemez. kitabı kapağına bakarak değerlendirmekten başka bir şey değildir bu. herkesin kültürü kendine. alnımızda okuduğumuz kitap sayısını, izlediğimiz film sayısını gösteren bir sayaç yok. yani bütün bunların hepsi genellemelerden ibaret.

sonuç olarak salın ya. herkes istediği gibi yaşasın. istediğini söylesin, giysin. ama genelleme yapmasın. kimseyi dışlamasın. kendini güzel ifade etsin. güzel güzel takılsın.
ayrı ayrı lezbiyen, gay ya da transeksüel olmak farklı konular bana göre, lgbt örgütü ise tamamen farklı bir konu. azınlık cinsel yönelimlerin hepsini bir örgüte tıkayıp, tümüne aynı muameleyi yaparak, onları yaratılmış bir imajın altında şekillendirip insanların önüne sunmak bana doğru gelmiyor. bana doğru gelmemesi lgbt oluşumunu (interseks hakkında pek bir bilgim yok) yok etmiyor ya da bu, benim toplum gibi düşündüğümü göstermiyor ama ben bu oluşumun eşcinselliği nasıl gördüğünün farkındayım ve bu kalıba girmeyi reddediyorum. eşcinselliğin doğal ve doğuştan olması tamamen farklı bir şey, zaten ben doğuştan gay olduğumun farkındayım.

kime ne, tabii ki. istediğini giysin, sırf ben istemiyorum diye giymeyecek değil. içinden geldiği oysa tabii ki yapsın. ama bazen bazı şeyler sırf trendmiş gibi geliyor insana.

trans bireyleri tartışmamın içine dahil etmiyorum, onların daha zor ve mücadele dolu bir hayat yaşadıklarının farkındayım. onların eşcinsel imajıyla bağlantıları yok, zira eşcinsel değil transeksüeller, ha tabii duruma göre eşcinsel yönelime girenler de vardır. o farklı bir konu. aynı şekilde lezbiyenler adına da konuşmuyorum. yalnızca gaylerle ilgili konuşuyorum.

ama şöyle bir şey de var, çoğunluğu oluşturan kesim rahat rahat yaşayıp bu imajı verirken ben verilen bu imajın yüzünden rahat yaşayamıyorsam? insanlar bunu ayıramıyor sonuçta. ama ben demiyorum ki onlar istedikleri tarzda yaşamasınlar. da, işte. tam bir dilemma.

siz öyle düşünebilirsiniz ama birileri bir yerde gayleri aşağılamaya başladıklarında ilk önce bu yürüyüşlerdeki olaylardan, yürüyüşe katılanların hal ve hareketlerinden, belli bir imaja bürünmüş kişilerden söz ediyorlar. argümanları bunlar oluyor. e ben ne yapayım, neyi savunayım bu argümanlara karşı. yok kardeşim ben 'normal' erkeğim demek zorunda mı kalayım. ki bu da saçma olurdu. ben bu imaj meselesinin biraz politik olduğunu da düşünüyorum. nasıl ki bazen başını 'belirli' bir biçimde örtmek o örtüyü siyasi bir simgeye dönüştürüyorsa, bu imaj da eşcinselliğin politik dile dökülmüş hali gibi geliyor. ki, bu benim düşüncem ve sadece bir düşünce. karşıt görüş geliştirilip o görüşün savunulmasına gerek yok. eşcinsellik doğal tamam ama imaj doğal mı? bizim doğamızda böyle bir hayat tarzına sahip olmak mı var? neyse, bunlar cevaplanabilecek sorular değil.

herkes öyle olmayabilir, benim gözlemlediğim ve tanıdığım herkes öyle sadece. açıkçası o barlarda gördüğüm tipler isterse bütün bir kütüphaneyi bitirmiş olsunlar, o kitapları okumuş olmalarına rağmen öyle bir gece hayatlarına sahiplerse 'benim' hayat tarzıma uygun insanlar değillerdir. bu, benle ilgili, sadece benle.

yapsın, söylesin tabii herkes. zaten yapıyorlar, ediyorlar. ben onları görüyorum, benden daha özgür ve sınırsız yaşıyorlar. gay olduklarını beyan etmelerine bile gerek yok zaten. herhalde ben de onların gölgesinde kendi çapımda gay hayatımı sürdürmek zorundayım. bilmiyorum, gay olmak denince akla ne geliyor. ama işte, ben onlardan daha zor bir hayat yaşadığımı hissediyorum, üzerimdeki baskı ağır gelmeye başladı. bu yüzden eşcinsellikten uzaklaşmaya ve kopmaya başladım. zaten onlarla olsam bile yalnız hissedeceğim. bir yerde kendimi evimde hissedemiyorsam ve o yer benim kendimi yalnız hissetmeyeceğimi düşündüğüm yegane yerse, bu dünyada bana özel bir yer yok demektir. o yüzden ben o kimlikten de soyutlamaya başladım kendimi. bu mecrada neden yazıyorum ben de bilmiyorum. bu satırlara karşılık yazmak zorunda değil kimse. viran eylemeyelim sözlüğü durduk yere. genelde sert bir dil kullanırım ama tonumu yumuşatıyorum. kırılanlar olmasın diye. yine sert cümleler varsa, kimse kırılmasın.
lgbti+ (lezbiyen-gay-biseksüel-transeksüel-interseks- +) bireyleri tanımlamak için oluşturulmuş bir kısaltma. bir örgüt değil.

lambdaistanbul, kaosgl, spod vs lgbti+ örgütleridir. eylemlerde bulunurlar, organizasyonlar düzenlerler, hak savunurlar vs vs.

toplum baskısı ve çizilen imaj son yıllarda yapılan yürüyüşlerden sonra oluşmadı, hep vardı.

daha başka açıklamam gereken şey olur mu bilmiyorum ama gerek de yok anladığım kadarı ile.
lgbti kim ki ben onu kabul etmeyecem. sıkıyosa o beni kabul etmesin. yiyosa köprüden önceki son çıkışta bekliyorum.