pierrot

Durum: 1299 - 42 - 9 - 1 - 26.03.2019 00:21

Puan: 19426 - Sözlük Kaşarı

3 yıl önce kayıt oldu. 6.Nesil Yazar.

I wanna take a ride on your discostick
  • /
  • 65

yersiz göksüz zamanlar

redd'in iki gün önce yayınlanan 7. albümü. albümde 7 yeni şarkıyla beraber bazı eski şarkılara da tekrar yer verilmiş. albümü şu sözleri paylaşarak yayınladırlar:

zaman, insan, bizler, gördüklerimiz, yaşam biçimi ve yaşadığımız çevreye dair her şey son sürat değişiyor. başını akıllı aygıtlardan kaldıramayan bizler, fitrelerle cilaladığımız hallerimizi başkalarına geçmişte hiç olmadığı kadar -mış gibi gösterme haline teslim olmuş durumdayız. kendimizi anlarımızı kısa süre sonra yok olan hikayeler yoluyla anlatır olduk. bizim için en kıymetli şeyi hafızamızı neredeyse sosyal medyaya, aracı aygıtlara teslim ettik. akıllı aygıtlarla bizi başbaşa yalnızlaştıran bir yaşam biçimine karşın halen eğleneceli ve kalabalık olduğumuzu anlatmaya çalışıyor bir yanımız. yüzümüzde gözümüzde emojiler, üzerlerine iliştirdiğimiz kalpler, gökkuşakları var, dünyanın, ülkenin en fena olduğu zamanlarda üstelik.

gerçekliğin eğilip büküldüğü, yerin göğün zamanın birbirine bulandığı bir çağın ilk deneyimleyicileriyiz, belki üstesinden geleceğiz belki de aygıtların içine hapsolmuşluğumuz türümüzün yeni yaşam biçimi olacak, kim bilir.

yazarların whatsapp durumları

galatasaray lisesi'nin kapatılması

dün gerçekleştirilen genel kurul sonrasında patlayan olaylar silsilesi.

mustafa cengiz yönetimi ibra edilmedi. 30 gün içinde tekrardan seçime gidilecek. tekrardan aday olamayacaklar. ve seçilmeme gerekçesinin galatasaray lisesi mezunu olmaması gibi bir konu var.

şimdi bütün bu saçma sapan spor ve fanatizmi bir kenara bırakırsak. galatasaray lisesi bir markadır. türkiye'nin en kaliteli ve köklü eğitim kurumlarından biridir. ve galatasaray sk'nın sahibidir. marka değerine lise sahiptir. istedikleri kadar yaygara çıkarsınlar lise ve spor klübü ayrı düşünülemez.

birkaç tane anadolu çomarı kalkmış faturayı galatasaray lisesi'nde okuyan liselilere kesmeye kalkıyor. türkiye'nin en akıllı cocuklarına. zekalarıyla onları donunda sallayacak bu çocuklar, spor ve fanatizm denen bu saçma kavramların kurbanları yapılıyor.

yok bileklik, forma almayacakmış. siktir git alma aq. sizin 10 milyonunuz o kuruldaki adamlardan birinin yaptığı yatırımı desteği yapmıyor kulübe. adamların tabiki de söz hakkı olacak. aldığın 10 liralık bileklikle sen kim köpek yönetimde söz hakkına sahip olacaksın.

#lisecizihniyetbatsın hastagi iki gündür trend topic twitterda. yeter artık ya. bu ülkenin çomar insanından da başka bir şey beklenemezdi. bir kadın cinayeti lgbt cinayeti için neredeydi o 30 milyon insan. siktirin gidin hiç samimi değilsiniz.

coucou

fransızların samimi arkadaşlarıyla buluştuklarında veya ayrılırken "selam" ya da "bay bay" yerine kullandıkları sözcük öbeği.

kuku

kiki

ayrıca gay kültüründe arkadaşlarla dedikodu yapmak ve sohbet için toplanma anlamına gelmektedir.

kiki

kim kardashian'ın aile içindeki lakabı. drake'in in my feelings şarkısındaki "kiki do you love? are u ridin?" sözleriyle aralarında gizli bir aşk söylentisi çıkmasına sebep olmuştur.

şu an dinlenen şarkıdan bir dörtlük

breakfast at tiffany's and bottles of bubbles
girls with tattoos who like getting in trouble
lashes and diamonds, atm machines
buy myself all of my favorite things

paris est a nous

kafamı dağıtmak için bir film izleyeyim derken içine düştüğüm karışık, anlaması zor 2019 fransız yapımı film. elisabeth vogler isimli kadın yönetmen tarafından çekilen bir netflix filmi. gerçekliğin hayallerle karıştığı bir paris tablosu.

film ilk başlarda romantik bir ilişkiyi konu alacak gibi diyaloglarla başlasa da sonrasında gerçeklik algınızı yitirdiğiniz bir hale dönüşüyor. sonrasında filmin ana karakteri anna'nın kendi iç dünyasındaki monologlarla aşk, ilişkiler, hayat ve bir çok farklı konuyu sorguladığınız bir evren sunuyor.

sinematografi nefes kesici. özellikle benim gibi paris sokaklarının gösterildiği fransız filmlerine hayransanız sizi tatmin edecek derecede güzel sahnelere sahip bir film. imdb puanı düşük olsa da hayatı sorguladığım ve bir çok şeyin cevabını aradığım şu dönemde meraklı ruhumu büyük ölçüde tatmin etmiş durumda.

 spoiler!
anna şans eseri binmediği ve barcelona sokaklarına düşen bir uçak kazasından sonra paris'in kaotik ve gerilim dolu atmosferinde gerçeklik algısını yitirerek gerçeklikten uzaklaşmaya başlar. erkek arkadaşı greg'den ayrılmasıyla birikte bu hayal ve gerçeklik olgusu daha çok birbirine karışır ve ortaya tadından yenmez bir bunalım çıkar


kısacası ben filmden aşırı tatmin oldum. asla beklemdiğim bir şekilde beni şaşırtarak aslında anna'nın yaşadığı sorgulama ve kargaşayı gün içinde benim de yaşadığımı fark etmemi sağladı. filmsever sözlük yazarları için önerilir. ayık kafayla izleyiniz.

hayallerle yaşıyor bazı ibneler

herkes hayal kurar, kurduğu hayallerde yaşar ama bazılarımız bunun ayarını fazla kaçırıyoruz. "her şey güzel olacak, mutlu olacağız" falan diye kendimizi kandırıyoruz.

kirlenmiş insanların, duygusuz ve kalpsiz silüetlerinden kaçıp kendi kabuklarımıza sıkışıyoruz. kabuğun içinde işliyoruz kendimizi ilmek ilmek. bir gün o kabuğu kırıp, kanatlarımızı açıp özgürlüğe ve mutluluğa uçacağımıza inanıyoruz. ama bilmiyoruz ki o kabuk çok kalın, kırılması çok zor.

bugün de güzel hayaller kurduk. kendimize sözler verdik "onlar gibi olmayacağız!" diye. gerçek olur olmaz bilemeyiz ama ümidimizi kaybetmeyelim yeter.

isyan

geriye bir avuç yalan yalan ahh yalan...

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

google'a ayisozluk yazınca çıkan sonuca çok şaşıracaksınız

diğer başlıklardan mantık akıyor çünkü. boş yapmayın aq.

en gay şarkılar

doğum gününde kendine ne aldın

yeni tanışılan kişiyle miley cyrus'ın wrecking ball'u üzerine sohbet etmek

penduluma olan komik göndermeyi idrak edemeyen yazarları göstermiş başlıktır. anlamanızı beklemek hata zaten. albert'e hak veriyorum bazen cidden.

günün sözü

kelebek kadar ömrümüz var.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

dünden kalan yarım birayı içmek

kafamı uzun zamandır meşgul eden dilemma. içilir mi içilmez mi ? bazen içersin içersin de bitmez masada kalır ya hani. ertesi gün "bozulmuş mudur ki?" diye düşünürsün. işte tam olarak o.

risk alıp içtim bir iki defa ölmedim. ama zevk de almadım. zaten bira normalde de çok zevkli bir içki değil. mayalı olduğu için bişeyler ürer mi içinde acaba? bilen varsa yazsın.

nihal yalçın

  • /
  • 65

açık ilişki

gay ilişkilerde kaçınılmaz. önceden olaya çok safça bakıyordum ama deneyimler ve gözlemler neticesinde bir ilişkinin asla yalnızca iki kişi arasında gerçekleşen duygusal ve cinsel bir paylaşma alanı olmadığını ve olamayacağını anladım. zaten birine bağlı kalmak küçümseniyor, aptalca bulunuyor. meşrebimizde fazlasını istemek var zira. yalnızca tek kişiyi sevmeyi aza tamah etmek olarak görüyorlar ve fazlasını elde etmezlerse hiç yaşayamayacaklarını düşünüyorlar sanırım. ben ilişkide sadakat kavramının yeri olmadığını düşünüyorum, çünkü bu cinsel arzularını asla bastıramayan için uydurulmuş bir sözleşme maddesi gibi. ben sadık olmam, severim ve bağlı kalırım, öyleyken de birlikte olduğum birinden başkasıyla bir şeyler yaşamak aklımın ucundan dahi geçmez. ama gel gelelim benim bu eğilimim idealmiş meğer, yani hiç bir zaman gerçekleşmeyecek bir ilişki türü. karşımdakine sonsuz güvenirdim, koşulsuz hem de, onun da benim gibi bağlılığını koruyacağını çünkü bunun ilişkinin doğasında var olduğunu sanırdım. evet, bunlar safçaydı. bu düşüncelerle yaşayan insan ömür boyu kandırılır. zira karşındakinde duygu diye bir şey yok. on yıldır beraber olduğunu söyleyen çiftler var. onlar nasıl birlikte kaldı sanıyorsunuz? başkalarıyla seks yapabilmeleri konusunda birbirlerine izin verdiler ya da bunu görmezden geldiler. ve sen sevgilin senden başkasıyla olmuyor mu sanıyorsun? emin olma derim. bunların farkına varmak acı ve zor bir kabullenişi de beraberinde getiriyor. ruhum buna alışık değil ve hayatımın bu yönü çalınmış, elimden zorla alınmış gibi hissediyorum. hiçbir zaman sahip olamayacağım bir ilişkinin peşinden gitmeyi bıraktım. kendimi kandırarak bir ilişkiye başlasam bile bir süre sonra ne yüreğim ne midem bunu kaldırır. ayrıca kontrolcü bir sevgili de olamam, sonuçta yetişkiniz ve karşımdaki benleyken bile app kullanıp birini aramak istiyorsa buna engel olmaya çalışmak denizi kovayla boşaltmaya çalışmak gibi olur. ben bu açık ilişki hevesinin insanın doğasında olabileceğini düşünüyorum ama bazı duygular bunu engelleyebilir sanırdım ki yanılmışım, insanlar bu tür duyguları yaşamayı saflık olarak görüyor. bu arada söyleyeyim istisnasız herkes bir açık ilişkinin içindedir. sen ne kadar onun seni sevdiğini sansan da bu böyledir. ben cinselliği çok aramadığımdan bu durumu yaşayacağımı sanmıyorum. bazen sevgilisi olan biriyle konuşuyorum ve flört etmeye başlıyor. çok acınası bir hâl. böyle bir ilişki içinde olmaktansa yalnız kalmayı tercih ederim. çok ütopik bir yalnızlık olmaz tabii. sadece kalbimin boş kalması gerektiğine inandırdım kendimi artık.

24-25 yaşlarında ilk defa bu gay ortamıyla tanıştım ve insanların iç yüzünü görmeme yardımcı oldu bu. bu kadar pisliğe nasıl tahammül ettim bilmiyorum ama beni çok değiştirdi ve saflığımı da silip attı. hiç karşılaşmasam ve dünyayı hâlâ ilkgençlikte gördüğüm gibi görebilsem daha mutlu olur muydum bilmiyorum ama insanları bu şekilde tanımak istemezdim. hayatımda hiçkimsenin bu derece kötü olabileceğini düşünmemiştim. kötü neymiş, bunla nasıl mücadele edilirmiş, duyguların hepsi palavraymış onu anladım.

sözlük yazarlarının çocuklukları

sürekli uğradığı zorbalıklardan dolayı yalnız kalmak için çok çabalayan bir çocuktum. içine kapanık ama yakın çevresine de bir o kadar da neşeli ve sevgi saçan, kibar, efendi, uysal ve azıcık çok bilmiş bir çocuktum. burnumun üzerinde belli olan bir damar vardı(sonrasında kayboldu), ve kaküllü saç kesimim olurdu hep. bu ikisinin birleşimiyle efemine bir görüntüm olmuş olmalı ki bazı oğlanlar sen kız mısın erkek mi diye sorardı. kırılırdım. o yüzden çocuklarla çok konuşmak istemezdim. kızlar böyle şeyleri umursamıyordu. bu yüzden onların yanında daha rahat hissediyor olduğum için daha önce de #398412 nolu entry'mde bahsettiğim sebeplerle belirttiğim gibi kızlarla oynardım. o aileleri tarafından kibarlık ve nezaket öğretilmemiş geleceğin budalalarının itiş kakışları da hiç bitmiyordu ve ben gücümün onlara yetmeyeceğini biliyordum.bir de şimdiki gibi 80 85 kiloluk bir ekmek hamuru değilim o zamanlar. cılız mı cılız bir çocuk. üflesen devrilecek yani. kaba kuvveti sıfırın altında bilmem kaç. bu yüzden daima sevilen kişi olmayı bir şekilde becerdim ve herkesi döven çocuklar bazen bana kızsa bile dokunmazlardı. ben yumruğumu değil aklımı kullanıyordum. bu da beni daha güçlü kılıyordu aslında. neyse onlardan uzak durup kızlarla oynuyorum diye oğlanlar burada da rahat vermeyip bu defa da "kız enes" ,"top enes" diyerek dalga geçip zorbalık ederlerdi. hal böyle olunca kızlarla da oynamayı bırakıp dışarı çıkmamaya başladım. neyse ki küçük olmama rağmen eve bilgisayar almıştık da ben evde sıkılmamı engelleyecek bilgisayar oyunları oynuyor ve dışarı çıkma ihtiyacı hissetmiyordum. en azından bu şekilde kimse benimle hiçbir şekilde dalga geçip canımı sıkamıyordu hiç kimse. canımı sıkan o zevzek ve gerzek çocuklarla okul dışında bir arada olmak ve onları görmek zorunda değildim artık. sonunda istediğim yalnız kalmaya sahiptim. ama içimde birikmiş bir sürü kırgınlık ve üzüntü vardı. bu kadar duyguyla ne yapacağımı bilemediğim için yazarak içimi dökmeye başladım ve yazılar yazma serüvenim. ayrıca iyi kötü bir şeyler de çizmeyi seviyordum. kompozisyonlar, hikayeler yazıyor, resim yapıyordum. yazdıkça, çizdikçe rahatlıyordum. bu konuda kendimi geliştirdim ve yarışmalara katılmaya başladım. katıldığım yarışmalarda hep birinci oldum ve ne ihtiyacım varsa ya da ne istiyorsam kazandığım ödül paralarıyla, altınlarla almaya başladım veyahut istediğim şeyi ödül olarak veren yarışmaları bulup onlara katılmaya başladım. kalemim hem öğretmenlerim hem müdürüm hem de arkadaşlarım tarafından çok beğeniliyordu ve bu başarıların verdiği gazla sinema yazarlığı okumak istiyordum ama ailemin memur kafasıyla düşünen zihniyetleri buna müsaade etmedi. yeteneğimi rafa kaldırmak zorunda kaldım. sonrası ise klasik şekilde gelişen türk gencinin hayat mücadelesi. ama öyle de ya da böyle, ben hep kendimce bazı şeyleri başarırken onlar erkek olmaya devam ettiler. şimdi onların bazısı uyuşturucu bataklığında kendini heba ediyor, bazıları ipsiz sapsız, bazıları hala işe yaramaz. erkeklikleri bir işe yaramadı yani. ben ise onların inandıklarının ve onların aksine erkek olarak gördükleri kişilerin sahip olduğu tüm sorumluluklara sahip mutlu bir hayata sahibim çok şükür. bu yüzden insanlar çocuklarına cinsiyet dayatmalarını erkek dediğin şöyledir kadın dediğin böyledir diye öncelikli göstermek yerine insan olmayı ve iyi kötü insan ayrımına dikkat etmeyi öğütlererse belki daha huzurlu bir geleceğin zemini atılmış olur. saygılar.

edit: cinsel kimliğim ile alakalı olarak her zaman kendimin farkında idim. ilkokulda bile biliyordum. kızlarla iyi anlaşsam da onlardan hoşlanmıyordum. ama etrafımda hiç erkeklerden hoşlanan erkek yoktu bu yüzden söyleyemiyordum kimseye. sonrasında uğradığım hakaretler sebebiyle bu şekilde kimsenin beni sevmeyeceğini, nefret edeceğini ve dışlayacağını anladığım için erkeklerden uzak durdum biraz da aslına bakarsanız. ama hiç itiraz etmedim kendime. kızlardan hoşlanmak için zorlamadım kendimi. hep barışıktım kendimle. sadece dışlanmak kırıcıydı.

sözlük yazarlarının çocuklukları

kendi halinde, sessiz sakin biriyken dışlanmışlıklarla birlikte iyice kabuğuna çekilen, arkadaş grubuna hiçbir zaman tamamen dahil olamayan (hala öyle) bir çocukluk. erkeklerle oynamaya çalışsam, kız olduğum için otomatik olarak güçsüz sayılıyordum sona kalınca mecbur seçilenlerdendim ya da güç gösterilerini benim üzerimden yaparlardı. kızlarla oynasam belli bir yerden sonra kopukluk oluyor, sıkılıyordum da.

şimdi de erkeklerle takılsam bir yere kadar dahil ediyorlar; beni bilmeyenler "erkek muhabbeti" ne kadın dahil etmek istemiyor, bilen de rakip gibi mi algılıyor nedir pek muhatap olmuyorlar. halbuki kadınların çoğu sizlerden hoşlanıyor, sizle evleniyorlar. benim gibi lezbiyenlerle işleri olmaz.* kadınlar zaten beni, bedeni kadın olan erkek gibi algılıyor kafasında. yakın olanlar, dışlamayanlar bile dalgaya alıyor ki işleri güçleri evlilik. belki unicorn bizden daha önce evlenir diyorlar, gülüyorlar. yani hala yönelimimin geçici heves olduğunu, sevebileceğim bir erkek çıkacağını da düşünüyorlar. ben nere gidem sözlük?

sevgiliyi uyurken izlemek

ağzı yarım açık, salyası yastığa zarifçe süzülen, genzinden gelen orangutan sesleriyle tüm odayı inleten, gözleri çapakla mühürlenmiş birini izlemektir. birkaç saniye içinde mideniz bulanır ve uyuyan sevgilinizin üstüne istifra ederek onu uyandırırsınız.

galatasaray lisesi'nin kapatılması

türkiye'de, eğitimin birçok alandan daha az değerli olduğunu kanıtlayan olaylar silsilesine bir örnektir.

(bkz:2018 yks'nin seçimler sebebiyle 1 hafta ertelenmesi)

evde civciv beslemek

küçüklüğümden kalan ağır travma. ilk civcivim nedeni açıklanamayan nedenlerden ellerimde can vermişti. ölmesin diye her gece sıcak su şişesi koymuştum kutusuna. olmadı, son kez öttü ve bedeni kaskatı kesildi. çok ağladığımo hatırlıyorum. sonrasında bir civcivim daha olmuştu, öncekinin anısına buna çok çok iyi bakmıştım, büyüdü. bahçede gözüm gibi baktım, tavuk oldu. köye göndermiştik. yıllar geçti hala yaşıyormuş diye duymuştum birkaç yıl önce. bu da böyle bir anımdır.

gece yapılınca ekstra zevk veren şeyler

yemek yemek.

tabi sonra acısı çıkıyor. ben kusuyorum mesela midem kaldırmıyor.

canan efendigil karatay

diyeti sayesinde ayı neslini tükendirebilecek profesör.

diyeti, benim gibi bir cub yavrusunun başını küçükken ezmiş ve 25 kilo verdirerek neredeyse twink yapmıştır.

ayı sözlük itiraf

şu anda kız arkadaşıyla beraber karşımda oturan çocuğu kesiyorum. ilginç olan o da beni kesiyor.

ekşi sözlük

şerefsiz sürüsünün üyelerinden biri daha tutuklanmış.

https://eksisozluk.com/no-ceilingin-tutu...

kısmetse iki tane de ben tutuklatacağım. avukatım yönetimi aradı, suçlamalar ile ilgili ekran alıntılarını ve yazışma geçmişlerini istediler, hukukçularımız incelesin 2 gün içinde size döneceğiz dediler. aradan 5 gün geçti yönetim hâla avukatımı aramadı.

Toplam entry sayısı: 1299

yeni tanışılan kişiyle miley cyrus'ın wrecking ball'u üzerine sohbet etmek

yeni tanışılan entelektüel kişi ile popüler kültür üzerine başlayan hararetli bir konuşma esnasında üzerine tartışılabilecek bir konudur. sonuçta bu dünyada oscillation hareketini yapan tek şey foucault sarkacı değildir. başka pendulumlar da vardır.

anoreksik vücudu ve küçük memeleri ile 2013 yılına damga vuran miley cyrus 24 saatte 19 milyon izlenme ile göğüslediği youtube rekorunu sonrasında 19.6 milyonla nicki minaj anaconda'ya kaptırmıştır. çıplak bir şekilde sallandığı yıkım topu şarkısını şimdilerde tekrar barıştığı eski nişanlısı chris hemsworth için yazmıştı.

sohbet iki tarafında inşaat alanında balyozları yalaması ile son bulur.

yazarlardan bear fotoğrafları

kim kardashian

1 dakikada kazandığı parayı ömrü boyunca çalışsa kazanamayacak yazarları rahatsız etmiş celebrity.

yalnız yaşamak

yalnız yaşayan herhangi bir insanla bir gayin hiçbir farkı yoktur. o yüzden yalnız yaşayan gay başlığını protesto ederek buraya yazıyorum.

şuan ki şartlarımla yapamadığım ama bir gün yapacağıma inandığım eylem. kendi başına yaşamak. sadece sana ait bir yer. çok güzel olsa gerek. yalnızlık çoğu zaman sevdiğim bir şey değil ama bir evi paylaşması da çoğu zaman zor.

kendi evimin içinde kendi mutluluklarımı yaratacağım günler umarım bir an önce gelir. şuraya yalnız yaşamakla ilgili şu güzel illüstrasyonları bırakıyorum






ayı sözlük altı yaşında izmir zirvesi

ilk entryi editledim ama yine de belirtelim istedim. buluşma yeri ve saatini netleştirdik. buluşma noktasında toplandıktan sonra yeme içme durumun göre mekan seçeceğiz. lokasyonumuzu da sürekli belirtiyor olacağız.

tarih: 3 şubat 2018 cumartesi
saat: 20.00
yer: alsancak sevinç pastanesi önü

izmirde olan herkesi bekliyoruz sevgili sözlük.

yeni tanışılan kişiyle miley cyrus'ın wrecking ball'u üzerine sohbet etmek

yeni tanışılan entelektüel kişi ile popüler kültür üzerine başlayan hararetli bir konuşma esnasında üzerine tartışılabilecek bir konudur. sonuçta bu dünyada oscillation hareketini yapan tek şey foucault sarkacı değildir. başka pendulumlar da vardır.

anoreksik vücudu ve küçük memeleri ile 2013 yılına damga vuran miley cyrus 24 saatte 19 milyon izlenme ile göğüslediği youtube rekorunu sonrasında 19.6 milyonla nicki minaj anaconda'ya kaptırmıştır. çıplak bir şekilde sallandığı yıkım topu şarkısını şimdilerde tekrar barıştığı eski nişanlısı chris hemsworth için yazmıştı.

sohbet iki tarafında inşaat alanında balyozları yalaması ile son bulur.

reynmen

bomboş kıro bir adam. bir içerik de üretebildiği yok. iki gözü renkli diye ergenleri düşürüyor işte. "yeteneksizlik is the new trend" akımının öncüsü olabilir bu şahıs o derece boş.

yalnız yaşamak

yalnız yaşayan herhangi bir insanla bir gayin hiçbir farkı yoktur. o yüzden yalnız yaşayan gay başlığını protesto ederek buraya yazıyorum.

şuan ki şartlarımla yapamadığım ama bir gün yapacağıma inandığım eylem. kendi başına yaşamak. sadece sana ait bir yer. çok güzel olsa gerek. yalnızlık çoğu zaman sevdiğim bir şey değil ama bir evi paylaşması da çoğu zaman zor.

kendi evimin içinde kendi mutluluklarımı yaratacağım günler umarım bir an önce gelir. şuraya yalnız yaşamakla ilgili şu güzel illüstrasyonları bırakıyorum






ayı sözlük altı yaşında izmir zirvesi

ilk entryi editledim ama yine de belirtelim istedim. buluşma yeri ve saatini netleştirdik. buluşma noktasında toplandıktan sonra yeme içme durumun göre mekan seçeceğiz. lokasyonumuzu da sürekli belirtiyor olacağız.

tarih: 3 şubat 2018 cumartesi
saat: 20.00
yer: alsancak sevinç pastanesi önü

izmirde olan herkesi bekliyoruz sevgili sözlük.

xxx

amsterdam şehrinin arması. her şeyin legal olmasıyla bir alakası var mıdır bilinmez.


farklı kullanım amaçları da varmış.

suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar

https://www.facebook.com/turannotagi/vi...

allah kimseyi aç gezerken, evine et süt alamazken suriyelileri savunacak kadar rezil bir konuma düşürmesin. yazık.

edit: hiç bir zaman giremeyeceğimiz ab'ye yaranmak için suriyelileri kendi ülkemizde tutmak da ayrı bir rezillik. "omo poroyo ab veroyo" amk babasının hayrına vermiyor heralde. suriyelilerin pislikleri kendilerine bulaşmasın diye veriyor.

edit 2: bazı yazarlarımızın (bkz: pollyannacılık) oynamayı çok sevdiğini gösteren başlık.

evrene bir mesaj gönder

yakamı bırak artık.

edit: benim evrene olan mesajımın nesi seni rahatsız etti eksi veren arkadaş ? benim mesajım benim dileğim sanane amk.

kim kardashian

1 dakikada kazandığı parayı ömrü boyunca çalışsa kazanamayacak yazarları rahatsız etmiş celebrity.

jay z

beyonce kezbanının çirkin suratlı kocası. bir de bu tipiyle gidip karısını aldatmıştı falan. maymun resmen. ıyk.

ayı sözlük itiraf

bugün 10 km yürüdüm. asla çikolata yememem lazımdı ama tutamadım kendimi ne olacak şimdi aq.

edit: ne istedin lan itirafımdan.