pierrot

Durum: 1364 - 1 - 0 - 0 - 01.10.2020 15:44

Puan: 21372 - Sözlük Kaşarı

5 yıl önce kayıt oldu. 6.Nesil Yazar.

I wanna take a ride on your discostick
  • /
  • 69

iş yerinde başıma gelen kötü olay

bişey aklıma takıldı. dedikodu yapılması, başkasının telefonuna bakılması vs hepsini geçtim onaylamıyorum da zaten ama insana sürekli vodafone uygulamasından ne mesajı gelebilir? yani günde 1-2 bildirim gelsin hadi. burda anlatılan olayda sürekli artık dikkat çekicek boyutta bir mesaj alımından bahsediliyor. vodafonedan bu kadar mesaj gelir mi yani?

vertigo

bir süredir yaşadığım rahatsızlık. baş dönmesi, denge kaybı ve ayakta duramamaya kadar ilerleyebilen bir dengesizlik hali.

kulak içinde dengede durma, yönleri ve hareketleri algılayabilmemizi sağlayan salyangoz sıvısı ve kristallerin doğru çalışmaması ve yerinden oynaması bu duruma sebebiyet verir.

belirli bir sebebi olmamakla birlikte, vücutta başka rahatsızlıklar ve nörolojik problemlerin habercisi de olabilir. belirli denge egzersizleri dışında bir tedavisi yok sanırım. ilaç tedavisi ile rahatlatılsa da tamamen geçmeyen ve dönem dönem tekrar eden bir hastalık.

bir gün sabah uyandığınızda dünya artık sizin bildiğiniz algıladığınız dünya olmuyor ne yazık ki. beyniniz ve vücudunuz size oyunlar oynuyor. sürekli bir sarhoşluk hali gibi.

özellikle tek yaşayan insanlar için sıkıntılı bir durum. balkona çıkmamalı, duş alırken bir tabureye oturmalı ani hareketler yapmamalısınız. en büyük tetikleyicisi ise stres ve depresyon. hayat kalitesini ciddi anlamda düşürüyor.

plasebo etkisi

drugstorelardan aldığım tabletlerin yaşattığını düşündüğüm yanılsama hali. şaşırtmacalı durum.

ne bir gram enerji ne de vitamin aldığımı düşünüyorum ama sabahları bardağa atıp, o eriyinceye kadar izleyip, içmesi çok hoşuma gidiyor.

sabah ereksiyonu

yatakta üzerine üzerine yatmayı sevdiğim ereksiyon hali.

boyundaki morluk

mutluluk veren küçük şeyler

diş fırçaladıktan sonra soğuk su içmek.

katarsis

sıklıkla yaşadığım duygusal durum hali.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

solo

bir tuvalet kağıdı markası aynı zamanda.

solo

italyanca ve ispanyolca gibi latin kökenli dinllerde "yalnız, tek" anlamına gelen sıfat.

you need to calm down

off ben çok sıkıldım artık. iki kelam edicem şurda izninizle. taylor yılanını hiç sevmem. bilen bilir sinsi, yapmacık ve yılanın tekidir kendisi bence.

neyse, gelelim asıl konuya. benim canımı sıkan sey "lgbti+ nin eğlence endüstrisine alet edilmesi" evet bu cok canımı sıkıyor.

özellikle son yıllarda bu durum çok artmış durumda. albümleri tutmayan, ya hemen kankalarını toplayıp ya da hemen "lgbti+ boost"lu bir klip çekiyorlar. tamam oldu. hepimiz sizi destekliyoruz, çok seviyoruz diyeceğimizi sanıyorlar.

ya siz bugüne kadar zaten kendi camianızda yeri yerinden oynatmış insanlarsınız rupaullar, queer eyelar, ellen degeneresler, adam ripponlar gerçekten buna ihtiyacınız var mı ? sırf taylor swift klibinde oynadık demek için cidden gerek var mı?

klip zaten ayrı bir olay. bir yanda protesto edenleri falan koymuşlar. allah'ım götümle güldüm resmen. (bkz: katy perry)'ye ayrı kızgınım zaten. bu orospu bir dansçı yüzünden senin ağzına yüzüne sıçtı. böyle masum masum yanına gitmeler falan. ay sinir basıyor.

neyse sonuç olarak, cidden en başından beri lgbti+ leri destekleyen onların gerçek savunucusu sesi olabilmeyi başarmış ve bunu özel hiçbir çaba sarf etmeden gerçekleştiren gerçek starların (bkz: cher), (bkz: britney spears), (bkz: lady gaga), (bkz: mariah carey) vs. yanında bu tarz işler çok komik duruyor kanımca.

sırf kankalarım var ve ben hepsini klibimde oynatıyorum modası da azalarak biter umarım. çünkü çok ezikce duruyor. boktan şarkılar yapıp kanka kontenjanıyla bir yerlere de varamazlar umarım. biraz farkındalılık sevgili lgbti+ dostlarım. onlar da buraya gelip benim entrymi okuyup "hımö tamam" diyeceklerdi zaten. kendi kendime atarlanıyorum işte.

azericede silah

şaka olsa gerek dediğim olay kelime. cidden öyleymiş. "azerbaycan yaraklı birlikleri" falan diyor google'da. ay bir yaşıma daha girdim. ulan ya*

az takipçili yakışıklı erkek

sosyal medyadaki takipçi sayısıyla paralı parasız ayrımı yapılan bir dönemde olduğumuzu gösteren erkektir.

kimseyi eleştirmiyorum. günümüzde sosyal medya gerçekten buna evriliyor. ama cok sosyal medyayla alakası olmayabilir de. belki hayatın anlamını biraz keşfetmiş sosyal medaynın hayatlarımıza bir pislik gibi yapışıp saatlerimizi aldığının farkına varmıştır.

ama bir "acaba ulan" dedirtmiyor değiller bir yandan da. güzelse, yakışıklıysa neden kimse takip etmiyor ? fake mi acaba ? bizi bunları düşünmeye itiyorlar. zorluyorlar.

gay üzgünlüğü

mutsuz olmak iyi bir şey değil arkadaşlar. çok mutlu, pozitif bir ibne gibi görünmek istemiyorum ama bende olmayan burukluk, üzgünlüktür.

neden mutlu olduğum anları yaşarken birden cinsel yönelimim için üzüleyim? deli miyim ben? hani bir şey olur üzülürsün ama ortada bişey yok. kendimize eziyet etmemiz dışında.

kendi kendimize bile sırf gay olduğumuz için mutluluğu reva görmüyoruz. bize başkaları neler neler yapar. o yüzden biraz daha olumlu bakabilmek lazım.

fatih melek

vasfının ne olduğunu anlamadığım, kerem bursin'e benzeyen adam. %100 gay.

bana öyle bakma

gereksiz depresyon, gereksiz melankoli, gereksiz drama kokan şarkı.

tamam hiç birimiz özgür hayatlar yaşamıyoruz, birçok baskı var üzerimizde. ama şunu unutmamak lazım, "en büyük baskı, insanın kendisine yaptığıdır!"

sevginin gücü öyle büyük ki, insanı öyle güçlendiren bir şey ki eğer gerçekten seversen "kim ne demiş? anlamış mı?" çok da gözünde olmuyor insanın. sadece kendinize iyi davranın ve sevin yeter. korkacak, saklanacak bir şey olmadığını göreceksiniz zamanla.

kadir ezildi

abi titreşim falan değil, madilikten yıkılıyor eleman. ağzı koca avratlar gibi valla. programın yabancı versiyonunu da izlerdim, bize uyarlaması da çok keyifli. kadir de tatlı bir adam ama okb olup da öyle temizlik yaptığına ben de inanmıyorum. biraz piyasa yapmak için ×10 madilik ve abartı temizlik kombinasyonu bir şeyler işte.

bitch i’m madonna

madonna'nın ölüm fermanıdır.

babalar günü

anneler günü yanında sönük kalan gündür. anneler günü vasıtasıyla bir çok yerde indirim, reklam, etkinlikler olurken babalar gününde bu oran neredeyse 1/10 a falan düşer.

dün biraz gezeyim dedim. anneler gününde talan edilen mağazaları vs gördüm. babalar günü diye ellerinde kalan eski malları gömlekleri tshirtleri ikili ikili paketleyip insanlara yüksek fiyattan kakalamaya çalışan mağazalar gördüm.

yazık yani. ben gönülden içten bir kutlamanın daha samimi olduğunu düşünürüm hep.

taylor swift

amerika'nın ebru gündeş'i. başarılı ama aynı zamanda yılanın tekidir kendisi. nefret de etseniz popüler şarkıları dilinizde ezberinizdedir. öyle bir kadın işte.

spotify ile yaşadığı saçma sorundan bile anlayabilirsiniz problemli biri olduğunu ama bütün herkesin bu denli üstüne gitmesini de anlamıyorum.
  • /
  • 69

ülkeden kaçıp gitmek için nedenler

kalmak için nedenleri saysak daha kısa sürecek sanki.

ayı sözlük itiraf

bazı şeylerin özel ve güzel olduğuna inanmıştım. her şeyin düzelebileceğine inancım tamken, elimden gelen her şeyi yapmama rağmen olmadı. o kadar kırgınım ki. hayatımda hep yalnız olduğumu düşünmüştüm, uzun bir süre karşı çıktım, direndim ama zamanla o kadar bağlanmışım ki bu düşünceye, kötü günlerimi yalnız geçireceğimi hiç düşünmüyordum. artık çabalayamıyorum bile. kendimi böyle savunmasız bıraktığım için o kadar kızgınım ki.

ben artık bir köşede gizli gizli gözyaşı döküp mutsuz olmak istemiyorum sözlük.

neden yalnızsınız

yalnız isek kendimiz seçmişizdir. yalnız olmamız ve kendi yolumuzu yürümemiz, yolun sonunda da kendimizi tamamlamamız gerektiği için yalnızız. su akar yolunu bulur. tek başına tamamlanamayan diğer yarısını tamamlayacak olanları bulur.

neden yalnızsınız

bir anket başlık.
benim bu konuda hissettiklerim:

kırık kalp sendromu

vücut tarafından yoğun strese karşı verilen bir savaş olan bu sendrom, kalp krizine benzer bulgulara sahiptir. 1990 yılında japon hiraru sato tarafından keşfedilmiştir. tıptaki diğer adı (bkz:apikal balon sendromu) dur.

kronik yorgunluk sendromu

kişinin sürekli olarak kendini bitkin ve mutsuz hissetmesi, dinlenmekle bile kendini iyi hissedememesi gibi sorunlarla ortaya çıkan bir durumdur. (bkz: bağışıklık sistemi) önemlidir.

30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

eşcinsellerde bu durumun baya gerçekleştiğini gözlemledim. çoğumuz evlenmediğimiz için ya yalnız yaşıyoruz ya da ailemizle. işin beni geren kısmı bu özelliğe sahip eşcinselimizin evinde o zamanlar kimsenin olmaması ve seni evine davet etmesi. hadi bakalıım..

bir iki kere bu tip eve gittim. ama rahat olamadım. aileyle yaşanan ev dolu evdir. kalabalıktır. anne eli değmiştir. heryerden dantel sarkarken, ev mis gibi temizken ben o vitrindeki aile saadeti pozuyla bana bakan kadının oğlunu düdüklemek istemiyorum. kadının gözlerineki o “paşa gibi oğlum var benim” ifadesi beni çok yıpratıyor. ahh teyzecim, bir bilsen oğlun şuan senin gözün gibi baktığın evinde neler yapıyor. bir bilsen takside girip aldığın yataklarda dibini vurduruyor.

yaa teyze, hayat böyle işte. sen çalış didin, ben geleyim senin emekli maaşınla aldığın tuvalet kağıdınla meni temizleyeyim. zamlandı da zaten. hayat..

çok hüzünlendim şuan. ağlamak istiyorum.

eski yazarların sözlükten uzaklaşması gerekliliği

sözlükteki naftalin beyinli yazarlarımızın artık yazmamaları gerekiyor. sözlüğün eski zamanların beri yazan bu yapışkan insanlar bir sülük gibi sözlüğün kanını emiyor. yeni olan her yazara düşmanlık besleyip sözlükte gergin bir hava yaratıyorlar.

lütfen bi salın artık. gençlerin önünü açın. sizin vaktiniz geçti.

aldatan sevgiliye bir şans daha verir miydin

akıllara özlem tekin ablamızın "aşk her şeyi affeder mi?" şarkısını getiren başlık olmuştur. aldatmanın altında yatan sebepler de gözden geçirilmeli misal bağlanmaktan kaçmak gibi skdkdh. neyse şarkı sözümüzü iliştirelim.

çok üzgünüm istemeden
seni dün gece aldattım
kim olduğu mühim değil
sana bağlanmaktan kaçtım

çok üzgünüm istemeden
bir bakışa aldandım
inan bana bütün sabah
pişmanlıktan ağladım

aşk herşeyi affeder mi
dersin zamanla geçer mi
güzel günlerin hatrına
aşk herseyi affeder mi.

tuhaf şeyler

Toplam entry sayısı: 1364

kitap okumayan biriyle sevgili olmak

ilk olarak boşluk bırakmadan, gözü yoran uzun destanlar yazarsanız kimsenin okuyası gelmez zaten. bunun kitap okumakla alakası yok bence.

herkesin kitap okuma şekli farklı olabilir. evet bir kitabı eline alıp sayfaları çevirerek okuması hoş bir duygu ancak artık teknolojinin pik yaptıgı bir çağdayız. kindle veya tablet gibi cihazlarda milyonlarca e-booka ulaşılabiliyor.

son zamanlarda çıkan "dostoyevski okumayan insanla konuşmak" yok "hegel'i bilmeyen insanla sevgili olmak" gibi türeyen başlıklardan gına geldi. belki o adam senin hakkında bir kelime edemeyeceğin bir konu üzerinde master yapacak kadar bilgili. belki her gün atom fiziğiyle ilgili makaleler okuyor.

kendi standartlarına uymayan insanlara "cahil" demek de yeni moda oldu sanırım. genelleme yapıp insanları bu genelleme havuzunda yargılamadan önce çok kitap okuyarak geliştirdiğiniz beyninizi kullanıp bir düşünün bence.

istanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin iptali

an itibari ile ysk denen sözde kurumun kararı ile gerçekleşen olaydır. millet iradesinin ve demokrasinin yok sayıldığı, onlarca insanın aptal yerine konulduğu korkunç bir olay.

gelecekte utançla hatırlanacak bu karar için, cb ve akp sokakta mız mızlanan bir çocuk gibi yenilgiyi kabul etmemiş, "tek adam rejimi" nin gücünü kullanarak seçimleri iptal ettirmiştir.

artık gerçekten hiçbir şeye inancım kalmadı. lanet olsun böyle işe ya. günlerce ysk merkezlerinde çuvalların üzerinde oylar çalınmasın, bir şey olmasın diye uyuyan insanların emekleri her şey bir anda yok oldu. sırf hırs için. hırsınızda boğulursunuz inşallah.

yazarlardan bear fotoğrafları

kim kardashian

1 dakikada kazandığı parayı ömrü boyunca çalışsa kazanamayacak yazarları rahatsız etmiş celebrity.

eurovision 2019

gecenin olayı kesinlikle madonna'nın sahne alması vs değildi. izlanda'lı anti-kapitalist, distopik-tekno, bdsm grubu hatari'nin televote oylarını aldıktan sonra filistin atkıları açmalarıydı. ekrandan o kadar hızlı gitti ki görüntüleri ne olduğunu şaşırdık. kesinlikle gecenin önüne geçen bir olaydı.



onun dışında yarışmaya gelirsek italya'ya baya üzüldüm. ama işte anadilde katılan şarkılarda hep böyle oluyor. ki italyanca olmasına rağmen akılda kalan bir nakaratı ve alkışlı ritmi vardı. mahmood kalp kalp



gelelim isviçre'ye. aslında birincilik beklemedim ama çok keyifliydi şarkı. bence hak ettiği sırayı kazandı. ne fazlası ne azı. ayrıca luca hanni oldukça sempatik ve tatlı bir adamdı.



bir diğer güzel adam da azerbaycan'ı temsil eden chingiz. şarkı kesinlikle çok iyiydi. ayrıca robotik kollarla yapılan showa bayıldım. şarkısı da sesi de çok güzeldi. dinlerken seneye azerbaycan'da mı yoksa demedim değil. ama yine hak ettiği puanı alamayan bir şarkı oldu.



bana göre en en güzel şarkıya sahip olan ülke kıbrıs'tı. geçen sene eleni foureira ile 2. olan kıbrıs bu sene çok benzer bir şarkıyla katılmıştı. geçen sene de favorim kıbrıs'tı bu sene de öyle oldu. aslında tam kıbrıs da denemez çünkü hepsi yunan şarkıcı ama yine de en başarılı şarkılar hep onlardan çıkıyor. bu şarkı sanki şey gibydi kanka ödevini alabilir miyim? al ama biraz değiştir belli olmasın



genel olarak organizasyon çok başarılıydı. çok güzel ev sahipliği yaptılar bence. şarkılardan önce şarkıcıların da dahil olduğu küçük tanıtım videoları çok güzeldi. şarkılardan çok "acaba ne çıkacak sırada?" diye merakla onları bekledim. birinci olan hollanda'nın şarkısına vasat diyebiliriz. ama belki dinledikçe güzelleşir bilemiyorum.

yazmaya değer görmediğim ama yine de beğendiğim ülkeler ise; malta, rusya, estonya, belarus,fransa, ispanya.

istanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin iptali

an itibari ile ysk denen sözde kurumun kararı ile gerçekleşen olaydır. millet iradesinin ve demokrasinin yok sayıldığı, onlarca insanın aptal yerine konulduğu korkunç bir olay.

gelecekte utançla hatırlanacak bu karar için, cb ve akp sokakta mız mızlanan bir çocuk gibi yenilgiyi kabul etmemiş, "tek adam rejimi" nin gücünü kullanarak seçimleri iptal ettirmiştir.

artık gerçekten hiçbir şeye inancım kalmadı. lanet olsun böyle işe ya. günlerce ysk merkezlerinde çuvalların üzerinde oylar çalınmasın, bir şey olmasın diye uyuyan insanların emekleri her şey bir anda yok oldu. sırf hırs için. hırsınızda boğulursunuz inşallah.

istanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin iptali

ayrıca akp bu kararın verilmesinde başrol oynayarak, asıl tek dertlerinin halka hizmet falan değil hırs olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.

zararlı çıkacaklar bu hareketlerinden. inşallah bir kez daha o sandığa gömülürsünüz. bu sefer daha ezici bir farkla. tek dileğim bu.

reynmen

bomboş kıro bir adam. bir içerik de üretebildiği yok. iki gözü renkli diye ergenleri düşürüyor işte. "yeteneksizlik is the new trend" akımının öncüsü olabilir bu şahıs o derece boş.

16 mayıs 2019 namusuma dil uzatılması rezaleti

entrylerine eksi yemeyi hazmedemeyen 30'lu yaş bunalımındaki boş insanların, dil uzatması kalkışması olayıdır.

namus ve şeref gibi kavramlar alışık olamayan bünyelerde mide bulantısı ve baş dönmesi etkileri yaratabilir. o yüzden şaşırmadık bu olanlara.

simcity 4

bu zamana kadar başlık açılmamasına çok şaşırdığım efsane ötesi bir simülasyon oyunu. the sims'in yapımcıları maxis ve electronic arts* tarafından 2002'de piyasaya sürülen şehir simülasyonu oyunu. serisinin en başarılı oyunu.

üstünden yıllar geçse de bir çok üst versiyonu çıksa da bu oyun şehir simülatörü ve tanrı oyunları alanında bir mihenk taşıdır. çıkan hiç bir oyun bu kadar ayrıntı içermemiş ve oyuncuya bu kadar kontrol sağlamamıştır.

şehrinize mayor olarak başlıyorsunuz. zorluk seviyenize göre belli bir bütçeniz var ve şehir kurulumundan sorumlusunuz. şehriniz büyüdükçe bütçe kontrolleri, vergiler ve ticaret gibi bir çok alanı kontrol ederek şehrinizi kontrol etmeniz lazım.

grafikler ilk olarak ilkel gelse de sonradan gelen eklenti paketleri ile ve bat sistemleriyle oyun cok renklenmiştir.

ayrıca doğayı ve topoğrafyayı kontol edip istediğiniz gibi bir araziyi oluşturma şansı da tanıyor oyun size. bu cok önemli bit özellik çünkü her zaman için şehir simülatörlerinde ya çok küçük bir alana sıkışıp kalırsınız ya da hazır haritalar üzerinden oynamak zorunda kalırsınız.



bana göre oyunun artıları şöyle;
1. topoğrafya ve iklim kontrolü
2. alan genişliği(simcity 5 in en büyük problemi!)
3. bina ve mimari tarz çeşitliliği
4. "bat" eklentileri
5. metro, tramvay, tren, monorail seçenekleri
6.en ufak detyların bile sizin kontrolünüzde olması
7. mükemmel soundtrack playlisti
8. şehir içi görevler
9. ayrıntılı bütçe kontolü





suriyeli mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışlar

https://www.facebook.com/turannotagi/vi...

allah kimseyi aç gezerken, evine et süt alamazken suriyelileri savunacak kadar rezil bir konuma düşürmesin. yazık.

edit: hiç bir zaman giremeyeceğimiz ab'ye yaranmak için suriyelileri kendi ülkemizde tutmak da ayrı bir rezillik. "omo poroyo ab veroyo" amk babasının hayrına vermiyor heralde. suriyelilerin pislikleri kendilerine bulaşmasın diye veriyor.

edit 2: bazı yazarlarımızın (bkz: pollyannacılık) oynamayı çok sevdiğini gösteren başlık.

ayı sözlük itiraf

bugün 10 km yürüdüm. asla çikolata yememem lazımdı ama tutamadım kendimi ne olacak şimdi aq.

edit: ne istedin lan itirafımdan.

evrene bir mesaj gönder

yakamı bırak artık.

edit: benim evrene olan mesajımın nesi seni rahatsız etti eksi veren arkadaş ? benim mesajım benim dileğim sanane amk.

kim kardashian

1 dakikada kazandığı parayı ömrü boyunca çalışsa kazanamayacak yazarları rahatsız etmiş celebrity.

jay z

beyonce kezbanının çirkin suratlı kocası. bir de bu tipiyle gidip karısını aldatmıştı falan. maymun resmen. ıyk.