professorpanda

Durum: 23 - 0 - 0 - 0 - 29.10.2018 10:55

Puan: 310 - Sözlük Kezbanı

5 ay önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Future Vet.
  • /
  • 2

bursa kent meydanı

telefon tamiri,zara,cookshop,medikal malzeme satın almak için gittiğim yer.bir keresinde şizofren gay olduğunu kabul etmeyen biriyle saatlerce oturmuştum.neden kalkıp gitmediğimi hala bilmiyorum.

feminen gaylerden hoşlanmayan gay

feminen ve aktif olanlara karşı gereksiz bir çekim var sanırım...

neden sevgilin yok

kaçanı kovalamaktan acayip zevk alıyorum,ağırdan satamıyorum,açık sözlüyüm hoşlandığımı belli ediyorum,karşı tarafın sevmediğim yönlerini bile tolere edebiliyorum,gururumu yerlere serebiliyorum sanırım ben seren serengil'im...

tek gecelik ilişki sonrası girilen beklenti

yaşanan ilişkinin tek gecelik oldugundan haberi olmayan kişinin girdiği doğal bir beklenti.yalanla dolanla karşınızdakini insan yerine koymadan değil de güzel dille niyetinizi belirtmediğiniz sürece kezban dalan denmesini acımasız ve haksız buluyorum.

mabel matiz

sanırım hiçbir zaman ısınamayacağım itici bir ses tonuna sahip bulduğum aydilge tadında gördüğüm müzisyen

yazarların şu anki ruh halleri

gay arkadaşların son dönemde moda itemi olarak görülmesi

günümüzde sosyal medyada ilgi çeken gaylerin artışıyla birlikte doğduğunu düşündüğüm,özellikle garip zihniyetteki kadınların kendilerine ayırdığı eğlence kaynağı ya da sırf farklı olduğu için başkalarına gösteriş,aksesuar amaçlı yanında bulundurduğunu düşünüyorum.
(bkz:hııı benim de gay arkadaşım var tağam mığ?)

gaga bulut

az önce rastladığım bir videosu...hadi mizahın arkasına sığınarak sen eşcinselliği,kürtlüğü falanı filanı eleştiriyosun da bu yaptığın nedir?yani bunun önüne geçilmesi gerektiğini düşünüyorum bu sağlıklı bir zihniyet değildir,gerçekten günümüzde insanlar ne ile popüler ve ünlü olabileceğini şaşırmış durumda.en çok da yorumlara çok sinir oldum.millet resmen harikasın,çok komiksin diyip duruyor ne kadar acı hale geldik bu kadar ben anlayamıyorum.hatta biri oradan demiş ki ''hornet açıp insanları keklemek istiyorum ama videoyu kapatınca vazgeçiyorum''.ya tamam gizli olduğumdan ya da hornet'in harika bir uygulama olduğunu savunduğumdan değil ama bari bizim özelimizi ifşa etme.gerçekten bu kadar yüzsüzce insanların başka insanların özelleriyle oynama gibi bir hakkı olduğunu düşünmüyorum.ve bu sözlüktekilerin de düşüncelerini çok merak ediyorum.

ayı sözlük itiraf

sözlükteki bütün düzgün insanların kapılmış olması sorunsalı....

tekken

çok pis anna williams tokadı atarım...bu arada 7. serisinde ninacığım gelin olmuş gidiyeahh

asdfsdsdf diye gülen insan

sanal ortamda gerçekten beni güldüren bir şey varsa istemsizce kendimden geçip ellerime hakim olamıyorum ve kendiliğinden çıkıyor ve genellikle '':p'' ifadesi yerine kullandıgım gülüş.kullanmayı sevdiğim, bırakmayı düşünmediğim en azından ''hahaha'' dan daha samimi buldugum gülüş.samimiyet önemli.

hoşlanılan kişiden soğuma nedenleri

hoşlanılan kişiden soğuma nedeni....benden hoşlanmıyor olması...

29 yaşında 1.79 boyunda 85 kilo orman gibi kıllı akademisyen ayı

seneye ben diyebileceğim biri gibi ama 165 boya 92 kilo olanı

alttaki yazara soracaklarım var

inadına kalmalısın seni yıldırmalarına izin verme ^.^ anime izliyor musun?naruto kıvamında bir dal önerini alırım.

online yazarlar

hey there!ı'm using ayısözlük.

ayı sözlük dertleşecek insan veritabanı

kocaman bir önyargıyla buradan kimse diyebilirim.(ön yargılar kırılmak içindir..kırabilene...)

mastürbasyon görüntüsü ile şantaj yapmak

daha dün gece tumblr'da karşıma çıkan berk oktay'ın banyoda penisini lik lik lik salladığı videosu derim...

teklifi reddedilince tavır alan insan

adam gibi reddetme vardır,hem de öyle bir reddeder ki sanki teklifini kabul etmiş gibi mutlu olursun ne kadar iyi biriymiş diye...bir de edep adap bilmeyen gereksizler vardır,sonuna kadar tavır koyun yüzüne tükürün hatta.bir de öpüp başıma mı koyacam seni gereksiz.oh rahatladım.

yaşadığın şehirden nefret etmek

uygulamalarda,çevrende görülen gay popülasyonunun profili ile doğru orantıda seyreden hissiyat

kendisine nickaltı girilmedi diye sinirlenen yazar

''çaylak üye görevindesiniz. yazar onay listesine girmek için 2 entry girmeniz gerekiyor.'' adlı görevimi tamamlıyorum 1 entry sonra buradayım...
  • /
  • 2

eşcinsel bireylerin garip huyları

off, ayy, bıktım bu homofobiklerden, çok yalnızım yhaa diye yakınmalarına rağmen diğer eşcinsellerle arkadaşlık kurmak istememeleri. seks yapmayı marifet olarak görüp, aşırı seks düşkünlüğünü eleştiren eşcinsellere çemkirmeleri. eşcinselliği sadece cinsel odaklı ele alıp, toplumda yaşadığımız sorunlara kulak tıkamaları. toplumdan ayrışmaya çalışıp, saçma sapan bir eşcinsel kültürü oluşturup buna bütün eşcinsellerin uymalarını beklemeleri. mesela lubunca diye bir dil uydurup toplumdan ayrışmaya çalışırlar, gay gibi giyinmek diye bir şey çıkarırlar, gay ikonu diye şarkıcı bulurlar, gay şarkıları vardır. mesela koli kelimesini kullanmak istemezseniz homofobik olursunuz, oluşturdukları bu garip ve toplumdan ayrışma amacı güden kültürlerini eleştirirseniz yine homofobik olursunuz. ahlakçı olduğunuzu söylerler. eşcinsellikle ilgili yeterince bilgi sahibi değillerdir. eşcinselliği eleştirmekle bir kısım eşcinsel yaşantısını eleştirmeyi birbirine karıştırırlar. bütün ilişkileri aktiflik pasiflik üzerine kuruludur. ben yüzde 45 pasifim kendime yüzde 65'lik orana sahip bir pasif arıyorum diyenler de vardır. espriden anlamayıp huysuz dedeler gibi öfke nöbeti geçirirler.

sözlükteki yakışıklılar

ben de ozan bilen'e benziyormuşum. biri söylemişti. biraz benzediğim doğrudur. andırıyorum yani. bu arada bu başlıktan iş çıkmaz. sözlükte yakışıklı yok.

lgbti'yi kabul etmemek

ayrı ayrı lezbiyen, gay ya da transeksüel olmak farklı konular bana göre, lgbt örgütü ise tamamen farklı bir konu. azınlık cinsel yönelimlerin hepsini bir örgüte tıkayıp, tümüne aynı muameleyi yaparak, onları yaratılmış bir imajın altında şekillendirip insanların önüne sunmak bana doğru gelmiyor. bana doğru gelmemesi lgbt oluşumunu (interseks hakkında pek bir bilgim yok) yok etmiyor ya da bu, benim toplum gibi düşündüğümü göstermiyor ama ben bu oluşumun eşcinselliği nasıl gördüğünün farkındayım ve bu kalıba girmeyi reddediyorum. eşcinselliğin doğal ve doğuştan olması tamamen farklı bir şey, zaten ben doğuştan gay olduğumun farkındayım.

kime ne, tabii ki. istediğini giysin, sırf ben istemiyorum diye giymeyecek değil. içinden geldiği oysa tabii ki yapsın. ama bazen bazı şeyler sırf trendmiş gibi geliyor insana.

trans bireyleri tartışmamın içine dahil etmiyorum, onların daha zor ve mücadele dolu bir hayat yaşadıklarının farkındayım. onların eşcinsel imajıyla bağlantıları yok, zira eşcinsel değil transeksüeller, ha tabii duruma göre eşcinsel yönelime girenler de vardır. o farklı bir konu. aynı şekilde lezbiyenler adına da konuşmuyorum. yalnızca gaylerle ilgili konuşuyorum.

ama şöyle bir şey de var, çoğunluğu oluşturan kesim rahat rahat yaşayıp bu imajı verirken ben verilen bu imajın yüzünden rahat yaşayamıyorsam? insanlar bunu ayıramıyor sonuçta. ama ben demiyorum ki onlar istedikleri tarzda yaşamasınlar. da, işte. tam bir dilemma.

siz öyle düşünebilirsiniz ama birileri bir yerde gayleri aşağılamaya başladıklarında ilk önce bu yürüyüşlerdeki olaylardan, yürüyüşe katılanların hal ve hareketlerinden, belli bir imaja bürünmüş kişilerden söz ediyorlar. argümanları bunlar oluyor. e ben ne yapayım, neyi savunayım bu argümanlara karşı. yok kardeşim ben 'normal' erkeğim demek zorunda mı kalayım. ki bu da saçma olurdu. ben bu imaj meselesinin biraz politik olduğunu da düşünüyorum. nasıl ki bazen başını 'belirli' bir biçimde örtmek o örtüyü siyasi bir simgeye dönüştürüyorsa, bu imaj da eşcinselliğin politik dile dökülmüş hali gibi geliyor. ki, bu benim düşüncem ve sadece bir düşünce. karşıt görüş geliştirilip o görüşün savunulmasına gerek yok. eşcinsellik doğal tamam ama imaj doğal mı? bizim doğamızda böyle bir hayat tarzına sahip olmak mı var? neyse, bunlar cevaplanabilecek sorular değil.

herkes öyle olmayabilir, benim gözlemlediğim ve tanıdığım herkes öyle sadece. açıkçası o barlarda gördüğüm tipler isterse bütün bir kütüphaneyi bitirmiş olsunlar, o kitapları okumuş olmalarına rağmen öyle bir gece hayatlarına sahiplerse 'benim' hayat tarzıma uygun insanlar değillerdir. bu, benle ilgili, sadece benle.

yapsın, söylesin tabii herkes. zaten yapıyorlar, ediyorlar. ben onları görüyorum, benden daha özgür ve sınırsız yaşıyorlar. gay olduklarını beyan etmelerine bile gerek yok zaten. herhalde ben de onların gölgesinde kendi çapımda gay hayatımı sürdürmek zorundayım. bilmiyorum, gay olmak denince akla ne geliyor. ama işte, ben onlardan daha zor bir hayat yaşadığımı hissediyorum, üzerimdeki baskı ağır gelmeye başladı. bu yüzden eşcinsellikten uzaklaşmaya ve kopmaya başladım. zaten onlarla olsam bile yalnız hissedeceğim. bir yerde kendimi evimde hissedemiyorsam ve o yer benim kendimi yalnız hissetmeyeceğimi düşündüğüm yegane yerse, bu dünyada bana özel bir yer yok demektir. o yüzden ben o kimlikten de soyutlamaya başladım kendimi. bu mecrada neden yazıyorum ben de bilmiyorum. bu satırlara karşılık yazmak zorunda değil kimse. viran eylemeyelim sözlüğü durduk yere. genelde sert bir dil kullanırım ama tonumu yumuşatıyorum. kırılanlar olmasın diye. yine sert cümleler varsa, kimse kırılmasın.

lgbti'yi kabul etmemek

benim yaptığımdır. kimse herhangi bir oluşumu kabul etmek zorunda değildir. istisnasız tüm oluşumlar tek tipleştiricidir. bizim gibi değilsen bizden değilsin, bize benzemek zorundasın düşüncesine sahip bir oluşumda yer almak istememek haktır. lgbt üyelerinin bir eşcinselden eleştiri aldıklarında saldırıya geçip, o eşcinsele karşı ayrımcılık yapmalarına da anlam veremiyorum. ne yapayım, benim düşünce yapımı ya da hayat tarzımı temsil etmeyen, haklarımı savunmayan bir örgüte illa biat mı etmeliyim? yürüyüşlerinizi biliyorum, isteklerinizi, pankartlarınızı, yürüyüşlerde soyunup sokak ortasında öpüşmelerinizi, velev ki ibneyiz pankartı taşımanızı, eşcinselliği feminenlik ve seks düşkünlüğü olarak topluma aşılamanızı biliyorum. bütün bunlara riayet etmek zorunda mıyım, bunlardan hoşlanmıyor olamaz mıyım? pride kelimesini bile gurur yerine bir ahlak terimi olan onur olarak türkçeye çevirip bu ismin altında yürüyüş düzenlemek, hem de ahlaki eylemler temelinde? toplum bize ibne diyor, ben de bu ibne kelimesinden rahatsız olmadığımı göstermek için evet, ibneyim mi demeliyim illa. eskiden eşcinsel olmakla gurur duyardım, hoş hâlâ duyuyorum. ama etrafımdaki insanlar her eşcinseli o yürüyüşlerdeki tipler gibi sanıyor. eşcinseller neden bu kadar dağıtıyor kendilerini bilmiyorum ama onlara karışamam fakat hayat tarzı olarak kendilerini lgbt oluşumuna ait hissedenlerden oldukça uzak olduğumu söylemeliyim. özünde utangaç, hassas ve duygusal bir insanım zaten. anneme bile eşcinsel olduğumu söylediğimde kadın olmak istediğimi sandı. peki ya neden böyle düşünüyordu, bunda kimin payı vardı? şayet bu tarz yürüyüşler, bu tarz abartılı şeyler olmasa ve eşcinselliği bu kadar göze batar hale getirmeseydiniz, ben de arkadaşlarıma rahatça eşcinsel olduğumu söyleyebilir ve biraz daha özgür hissederdim. en azından kafalarında bana dair ön yargıları olmadıklarını bilirdim.

dünyada eğer bir 'şey'sen daima seni temsil ettiğini iddia eden bir güruha tâbi olmak mecburiyetindesin. halbuki her insan eşsizdir. niçin eşcinsel denince akla gelen şeye dönüşmek ya da bunu kabul etmek zorundayım. ben kimseye düşman değilim, kimseyi de ötekileştirmek ya da toplumun homofobisini destekliyormuş gibi görünmek istemiyorum. zaten onların nefreti benim hayat tarzımla ilgili değil. tamam, toplum ve onun değerleri de umurumda değil. ama bir üçüncü dünya ülkesinde yaşıyorum. burada haliyle geçmişten de gelen bir baskı hissediyorum. eşcinselim dediğimde 'aa sen şöyle misin' denmesini ve dışlanmayı göze almak istemiyorum. çünkü ben 'aa öyle' değilim. olmak zorunda da değilim. bir kalıba uymak zorunda da değilim. bulunduğum çevrede rahat ve sıradan hayatımı huzurlu bir şekilde devam ettirmek istiyorum. tabii ki lgbt üyesi insanlar gibi biri olmak da sorun değil ama bana uygun değil. olmak zorunda mı? bu, onlardan nefret ettiğim anlamına gelmez. aynı şekilde beni homofobik de ilan edemezsiniz. ama ben bu yerleşmiş eşcinsel algısından da sıkıldım. tanıştığım her eşcinselin eğlence, imaj ve seks düşkünü olmasından da sıkıldım. adam akıllı biriyle arkadaşlık kuramamaktan, düzgün konularda muhabbet edememekten de sıkıldım. çocukluk travmalarımın önüme sunulmasından da sıkıldım. kendimi kabul edeli çok olmadı. kendimi kabul etme sürecim benimle uğraşan, sözlü ya da fiziksel tacizine uğradığım insanlar yüzünden uzun sürdü. belli bir yaşa kadar hep kabuğuma çekilip yaşamak zorunda kaldım, bu 'gurur' yürüyüşlerine de katılmak istedim ama yok, her şey sandığım gibi değilmiş. takıldığımız barlar bile leş gibi. kim kimin kucağında dans edecek ona bakıyoruz. bir bara girdiğinde yanına biri geliyor, sohbet eder gibi yapıp içki ısmarlamanı daha sonrasında da ücretini ödeyeceğin bir otele götürmeni istiyor. eşcinsellerin uğradığı kafelerde bile hornet sesleri havada uçuşuyor. herkes seks için kendine uyacak birini arama derdinde, gözler dört dönüyor, her gün seks yapsalar bile bu azgınlık gitmeyecek belli. yani, bu mudur türkiye'de eşcinsellik? bunları eleştiriyor olmam bile eşcinselleri sinirlendiriyor eminim. beni hetero akıllı biri olarak gördüğünüzü de biliyorum ama benim istediğim eşcinsel ilişkiler bu şekilde değil. norm-al'likten söz etmiyorum. normlara ait olmaktan değil ama ne bileyim düzgün insan olmak mesela? a mısın p misin sorusu yerine okuduğun bir kitaptan bahsetmek? abartılı cinselliğe vurgu yapan hareketler eşliğinde dans etmek yerine karşındakinin göğsüne koyup başını hafif müzikte sarhoşluğunun tadını çıkarmak? bu güne kadar hep, beraber film izlemeyi teklif etmişimdir, kabul eden çıkmadı henüz. bu lgbt toplantıları filan oluyor, onlara bir gideyim bakayım dedim ama kısacık şort giymiş bir erkeğin kolunda asılı 'sanane ayol' yazılı çantayı gördüğümde vazgeçtim. yok, bakmayın, bu beni tiksindirmiyor ama yok, bana göre değil.

gay barda kucaktan kucağa dolaşan gay

avrupa'daki gay barlarda bu kadar geri zekâlıca hareket eden tipler yoktur diye tahmin ediyorum. karakteri oturmamış, çocuksu, olgunlaşmamış ya da en iyi ihtimalle sarhoş biridir bunu yapan. ayılınca biraz utanabilir yaptıklarından. çok sarhoş olsam ben de hoş olmayan davranışlarda bulunabilirim, bu yüzden dozunda içmekte farkı var. anlamadığım, yabancı insanlara bile yavşayanlar. alan razı veren razıysa buna bir şey diyemem ama benim için rahatsız edici. bu tipler genelde feminen oluyorlar, gay barda gördüğüm kadarıyla ve feminen birinin kucağımda dans etmesini istemezdim herhalde. ergen değiliz neticede, eğlenmenin de bir şekli şemali var. bu tarz cıvık biriyle iletişim bile kurmam. dediğim gibi avrupa'lardaki gaylerin kaliteli ve olgun yapısına erişemeyeceğiz anlaşılan.

aradığım gay bar buralarda yok zaten. böyle, barda oturup içkini yudumlarken fonda klas bir müzik çalacak, etrafında kaliteli insanlar, edepli edepli oturan erkekler olacak. sırf bu yüzden kadıköy'deki gay temalı olmayan barlara gidiyorum. gay temalı barlara gelen tiplerin neden aşırı ve edepsizce davrandığını anlayabilmiş değilim. keşke avrupa'da yaşasaydım. bizim gay barlara gelenlerin profilleri çok düşük maalesef. istanbul'da dediğim tipte düzgün, salaş, güzel müzikler çalan bir gay bar bilen varsa yeşillendirsin lütfen. gay bara gidip kafa s*ken desibelde açılmış müziklerle orada geçirdiğiniz vakti de anlayamıyorsunuz. vıcık vıcık insanlar olmasın lütfen önereceğiniz barlarda. ben o tür yerlere sırf s*kiş bulmak için gitmiyorum. anlaşılan gaylerin tek yaşama amacı bu olmuş.

tek gecelik ilişki sonrası girilen beklenti

öncesinde muhabbet edilip bir bağ kurulur, karşıdaki samimi şeyler söyler, sanırsın ki duygusal bir şeyler hissediyor ve bu yönde bir şeyler istiyor. bazı sözler verilir vs. buluşulur, seks yapılır, seksten sonra soğuk tavırlar görürsün ondan. ne olduğunu anlamaya çalışırsın, onca söylenmiş şeyin üstüne bu soğukluğun ve yabancı gibi davranmanın bir nedeni olmalı diye düşünürsün ama kendi ağzından ben sana ne zaman böyle bir söz verdim, sen beni yanlış anlamışsın, benim böyle bir isteğim ya da beklentim yok, siz hep böyle beklentilere giriyorsunuz, der. anlarsın ki seni sekse hazırlamıştır, belki de bu şekilde senin kendini daha kolay teslim edeceğini düşünmüş ya da romantik sevgilicilik oynamıştır. her şey bittikten sonra fiziksel olarak değil ama duygusal olarak kullanıldığını hissedersin. bir kez daha duyguların kullanılarak sömürülmüşsündür.

tek gecelik ilişki sonrası girilen beklenti tek taraflıdır. biraz saflık, biraz sevgiye ihtiyaç duymaktır. ömür, bu beklentiyle ve tek gecelik ilişkilerle devam eder. zira sevgi verme isteği ya da sevilme beklentisi olan erkek yoktur.

kurumsal şirkette genel müdürü kaldırmak

bir önceki entryimde iş başvurusunda yediğim haltları anlatmıştım, üzerinden 2 hafta sonra şirket bana olur dedi. bende bir sevinç bir mutluluk anlatamam. kulaklarımda hülya avşar'dan yürü ya kulum çalıyor. oy oy oy.

bu sevinç uzun sürmedi. iş yerinin yaşadığım kıtada olmaması, garip bir meritrokrasi düzenin var olması ve yurdum ayısının plaza ayıları içinde sırıtması yüzünden zorlu bir süreç başladı. sabah 8'de girdiğim plazada akşam 8'de çıkmalardan tutun, iş yeri çalışanlarının çekişmeleri falan derken 2. ayı bitti.

insan kaynakları 2. ay bitiminde biz sizden memnunuz, sizde bizden memnunsunuzdur dedi. tabiki beybisi, memnun olmaz mıyım git gel günde 3 saat yol gidiyorum bee. belirsiz süreli sözleşme imzalandı falan filan ve dendi ki oryantasyonun son süreci olarak sizi kaynaştırma sürecine alıcaz.

wtf?

kaynaştırma süreci dedikleri, üst yönetim ve aşağıdakiler (işçiler) arasında kalan çalışanların bir nevi kalibre edilmesi, kölelik düzleminde nereye götü dayamaları gerektiğini bilmeleri.

kaynaştırma süreci üç aşamadan başladı. birincisi koç atanması. efendim size bir koç atıyorlar, bütün her şeyinizle ilgileniyor. tamamen çay kahve içme geyiği.

ikincisi kurumsal eğitimler: liderlik, yöneticilik, yatakta aktif olmamın 50 yolu gibi kurumsal eğitimler alıyorsunuz. bu eğitimler yüzünden istanbulda girmediğim otel kalmadı.

ve geldi son süreç güven eğitimi. bu gavurlar böyle bir şey çıkarttı. çalışanları bir araya tutup, birbirlerine bağlıyorlar. her taraf belirli zamanlarla kendini serbest bırakıyor, eğer bir insan karşısındakine tam güvenmezse bırakamazmış falan. tamam dedik bi yemediğim bu nane kaldı. ik'dan davet maili geldi. bilmem ne oteli not: yüzme şortu getirin. wtff!!!

yurdum ikcılarının bu absürtlükleri beni öldürüyor, kurumsal ikcı olmak olmayan şeyi bulup, tüm çalışanları buna inandırmaktır. kimse dememiş bu ne salakça bir uygalama diye, bizde emir kuluyuz gittik.

olimpik havuz ve çevresinde 5 tane çalışan. 4 tane üst düzey yetkili. hepimiz şortluyuz. herkesi eşleştirdiler, ben kaldım tek başıma. arkdaşları hep şefleriyle eşleştirmişler, ben listeye bir baktım bana genel müdür yazılmış. ay ben şok !!! adam geldi. kurumsal şirket gm'si sabah iş akşam spora giden, yağ oranı maksimum %10 olan, marka giyinen ve slim fit olan tipler olur genelde. yaşının 45 olmasını da not düşelim.

efenim uzattım da uzatttım, konuya giriyorum. biz iki salağı havuza soktular. işaret verilince köle kendini üst yönetimin kollarına bırakacak. eyes wide shut çekiyorlar sanki.

bu arada yüzme bilmediğimi herkese söylüyorum, özellikle gm'ye. o da bana güven diyor. ahh beybisi her güven diyene güvenseydik neler gelirdi başımıza. gülücük smiley.

havuz derinliği: 3,35 m
koyuyazar : 1,87 m (kilo 100) özellikle kiloya dikkat.
genel müdür: 1,77 m

ve atış yapıldı. 1 dk boyunca beni tutucak. beni beni bihterini. 100 kg lik bir ayıyı su üzerinde tutmanın ne olduğunu kimse düşünmemiş tabi. yap, devren işlet mantığı. sonunu düşünen kahraman olamaz ya.

koyu abiniz kendini bi bıraktı, gm dediğim adam tutamadı beni. cumbur lop suya dalmaz mıyım. panikten adamı tutayım derken elim adamım şortunun içine girdi. adam bi kalakaldı. ben tuttuğum şeyin ne olduğunu anlayınca o havuz ölmek istedim. üzerime ne varsa atın. çapa mapa...

adam tuttu beni çekti yukarı suyun içinde. geçti arkama. suyun üzerinde olimpik havuzun dört köşesinde diğer salaklar ve ben gm ile havuzun ortasında. pentegram çizdiler, keçi kanı akıtık kesin sikecekler diye düşünüyorum. derken popomda bi şey hissettim.

sıçtım herhalde derken, baktım gm beni sıkı sıkı tutuyor. resmen "men at play, season 3 epidose 5. revenge of the horse" çekiliyor. adam resmen kaldırmış, yüzme bilmeyen beni bırakmamak için sıkı sıkı omzumdan tutarken dayandı. kulağıma yaklaştı ve dedi "kusura bakma"... yerim senin kusurunu, maaşı 5 haneli adamların kusuru olmaz, benim aptallığımdır o diyemedim.

toplam süre 5 dk. adamın dayaması 2 dk. ve güven şeyi de bitti. duşlara gidildi. kendimi hülya avşar'ın kötü yol sonrası hamama girip temizlenmesi gibi 40 tas dökünmüşümdür. uzun duş sonrası bir çıktım herkes gitmiş, ben kaldım şişlinin bilmediğim bir yerinde. 500t nerden geçer abey diyecekken, arkadan bir ses "koyuu, bırakim mi seni" .

pembe masal gibi dimi, anlatsalar hadi len derim içimden ama dışımdan çaktırmadan inanmış gibi yaparım.
gm beni eve bırakacak. şişli-pendik yolu ve iş çıkışında toplam 2 saat. adam konuştu ben dinledim, hayallerini yapacaklarını anlattı. yarım saat telefonla konuştu ve eve geldik. "yoruldum ben" dedi, bi türk kahvesi yapsana sonra geri dönücem dedi. gm türk kahvesi ister, kölesi ay pardon çalışanı yapmaz mı. kendim öğütürüm kahveyi beybisi. eve çıktık, salonda oturdu, ben mutfağa kahveyi yaptım. salona getirdiğimde gm'nin pantalonu yoktu, boxer ile oturmuş beni bekliyordu. sikiceksen sikicem de, dimi. bi de kahve için uğraştırdı karaktersiz beni. hınzır smiley.

eve gelen genel müdürü el üzerinde tutmak lazım, gereği yapıldı. bu plazalar da seksler bile başka dostum.

kurumsal şirkette genel müdürü kaldırmak

bazilarimizin zaman zaman dusledigi agir fantezilerden.

hetero ortamda sosyalleşmek

h,ç de zannedildiği kadar zor olmayan hadisedir. burada yazılanlardan anladığım sadece meme göt futbol araba motor tandansında konuşan bir heteroseksüel güruh var galiba ama ben kendileriyle pek haşır neşir olamadım sanırım. hetero arkadaşlarımla daha çok yaşamın günlük zorlukları, gelecek hayalleri, geçmiş sancıları, hobileri, şuları, buları üzerinden sosyalleştik şimdiye kadar. arada tabi futbol da konuştuk. gay arkadaşlarımlaysa daha çok onu tanıyor musun* bunu beğendin mi? bu buna böyle demiş üzerinden sosyalleşmek daha kolay gibi geliyor. ama onu da bu konuları açık açık konuşacak çok fazla kişileri olmadığından bulmuşken döküleyim hissiyatlarına veriyorum.

brezilya'daki adamın götünden çıkan şey

doktor hasta mahremiyet ilkesi ihlal edildiğinden adamdan çıkan şeyden daha fazlasının ilgili doktor ve hastaneye girmesi gereken olay.

Toplam entry sayısı: 23

asdfsdsdf diye gülen insan

sanal ortamda gerçekten beni güldüren bir şey varsa istemsizce kendimden geçip ellerime hakim olamıyorum ve kendiliğinden çıkıyor ve genellikle '':p'' ifadesi yerine kullandıgım gülüş.kullanmayı sevdiğim, bırakmayı düşünmediğim en azından ''hahaha'' dan daha samimi buldugum gülüş.samimiyet önemli.

gaga bulut

az önce rastladığım bir videosu...hadi mizahın arkasına sığınarak sen eşcinselliği,kürtlüğü falanı filanı eleştiriyosun da bu yaptığın nedir?yani bunun önüne geçilmesi gerektiğini düşünüyorum bu sağlıklı bir zihniyet değildir,gerçekten günümüzde insanlar ne ile popüler ve ünlü olabileceğini şaşırmış durumda.en çok da yorumlara çok sinir oldum.millet resmen harikasın,çok komiksin diyip duruyor ne kadar acı hale geldik bu kadar ben anlayamıyorum.hatta biri oradan demiş ki ''hornet açıp insanları keklemek istiyorum ama videoyu kapatınca vazgeçiyorum''.ya tamam gizli olduğumdan ya da hornet'in harika bir uygulama olduğunu savunduğumdan değil ama bari bizim özelimizi ifşa etme.gerçekten bu kadar yüzsüzce insanların başka insanların özelleriyle oynama gibi bir hakkı olduğunu düşünmüyorum.ve bu sözlüktekilerin de düşüncelerini çok merak ediyorum.

alttaki yazara soracaklarım var

inadına kalmalısın seni yıldırmalarına izin verme ^.^ anime izliyor musun?naruto kıvamında bir dal önerini alırım.

tekken

çok pis anna williams tokadı atarım...bu arada 7. serisinde ninacığım gelin olmuş gidiyeahh

mastürbasyon görüntüsü ile şantaj yapmak

daha dün gece tumblr'da karşıma çıkan berk oktay'ın banyoda penisini lik lik lik salladığı videosu derim...

asdfsdsdf diye gülen insan

sanal ortamda gerçekten beni güldüren bir şey varsa istemsizce kendimden geçip ellerime hakim olamıyorum ve kendiliğinden çıkıyor ve genellikle '':p'' ifadesi yerine kullandıgım gülüş.kullanmayı sevdiğim, bırakmayı düşünmediğim en azından ''hahaha'' dan daha samimi buldugum gülüş.samimiyet önemli.

gaga bulut

az önce rastladığım bir videosu...hadi mizahın arkasına sığınarak sen eşcinselliği,kürtlüğü falanı filanı eleştiriyosun da bu yaptığın nedir?yani bunun önüne geçilmesi gerektiğini düşünüyorum bu sağlıklı bir zihniyet değildir,gerçekten günümüzde insanlar ne ile popüler ve ünlü olabileceğini şaşırmış durumda.en çok da yorumlara çok sinir oldum.millet resmen harikasın,çok komiksin diyip duruyor ne kadar acı hale geldik bu kadar ben anlayamıyorum.hatta biri oradan demiş ki ''hornet açıp insanları keklemek istiyorum ama videoyu kapatınca vazgeçiyorum''.ya tamam gizli olduğumdan ya da hornet'in harika bir uygulama olduğunu savunduğumdan değil ama bari bizim özelimizi ifşa etme.gerçekten bu kadar yüzsüzce insanların başka insanların özelleriyle oynama gibi bir hakkı olduğunu düşünmüyorum.ve bu sözlüktekilerin de düşüncelerini çok merak ediyorum.

tekken

çok pis anna williams tokadı atarım...bu arada 7. serisinde ninacığım gelin olmuş gidiyeahh

yazarların şu anki ruh halleri

ayı sözlük itiraf

sözlükteki bütün düzgün insanların kapılmış olması sorunsalı....
Henüz takip eden biri yok.