türkçe şarkılarda geçen mükemmel sözler

minicik kaldırım taşı pırlantayamı karşı sorarım size
su almaya başlayınca sabır teknesi,
şifa kalır yanına akrep iğnesi.
tersimi biliyordun da niye risk alıyordun,
oltadan kurtulan balık bekler mi sanıyordun.

o bir yolcu sen bir hancı
gördüğün en son yalancı
içinde ki derin sancı
gitmez dedim kaldı gönül

fikret kızılok
"içimden şehirler geçiyor
her durakta duruyor
inmiyorsun

seni en sıcak ben öperdim
kim bilir
ama sen bilmiyorsun" (bkz: feridun düzağaç )
manitam kırmızı nokta,
tek çilemsin sen fıstık,
ne yorgan kaldı ne yastık,
bak yakalarsam tık tık.
neden insan ayıpladığını yaşamadan ölmüyor?
bir dağ yıkılıyor ah içerimizde
bir çiçek büyütmüşüz saksıya sığmaz.(bkz: kırık hava)
bir gün gelecek anlayacaksınız yalnızlık zor mesele,
o kirli kahkahaların ardında boş neşeler,
cehalet mutluluksa adayım ulan ben nobel'e,
çok bilenin düştüğü yerdeyim buradan yol geçemez,
bir yudum alsam umudun şarabından ne olur,
dedim de demez olaydım şakaklarım beyaz soldu,
yorganım ayaz doldu korkarım zaman dondu,
ah aklıma pişmanlık ektiler huzurumdan oldum.

(bkz: adem oslu)
(bkz: sabahtan geceye)
ey kör anla, bu yer bu gök boş!
bırak onu bunu gönlünü hoş tut hoş!
şu durmadan dağılan alemde
hepsi, hepsi bir nefestir!
gerisi boştur boş!!
ta uzak yollardan
koştum geldim senin kollarına
içimde yanan hasretinle ben
baktım durdum senin yollarına
sensizlik bir ölüm sanki.
kalbin olmuş otel odası
her gece birini de konaklatıyo'n
sanma herkes sana hasta
fare kaşara bayılıyor

(bkz:hakan türkmen)
“bir geliyorsun her derde deva
her hâlin huzur, her bir hâlin sanki rüya
bir gülüyorsun derman feryadıma
her hâlin huzur, her bir hâlin sanki rüya.”

sevdiğin insanla yan yana oturup bu şarkıyı dinlerken, ondan gözlerini alamamak… şarkının her kelimesinde onu bulmak, her notasında yüzündeki tebessümü izlemek ve zamanın o an durmasını istemek… sanırım huzurun en güzel tanımı tam da bu olurdu. kezbanlık hormonlarım azdı…
nasıl oluyor vakit bir türlü geçmezken, yıllar hayatlar geçiyor.
köşedeki çiçekçi seni sordu bu sabah
burada yok dedim selam söyledi tazeymiş gülleri
yokluğun gibi
yürüdüm biraz seni düşledim
umudumu senle süsledim
ne dar sokaklar ne boş duraklar
seni unutmama yardım etti
senin küçük bir elvedan
böyle büyük bir aşkı bitirebilir mi
ne sanıyorsun
bazen bir kaldırım taşı, bazen bir sokak çalgıcısı
yani sen istanbulsun
senin küçük bir elvedan
böyle büyük bir aşkı bitirebilir mi
ne sanıyorsun
bazen kanlıca sahili bazen yalnız kız kulesi
yani sen istanbulsun
sözlerimi geri alamam
yazdığımı yeniden yazamam
çaldığımı baştan çalamam
bir daha geri dönemem
akıyorsa gözyaşım kurumasın
coşup seven gönlümse durmasın
dost bildik anılarım çağırmasın
bir daha geri dönemem

hiçbir kere hayat bayram olmadı ya da
her nefes alışımız bayramdı
bir umuttu yaşatan insanı
aldım elime sazımı
yine aşınca çayın suyu boyunu
belki yeniden karşıma çıkacaksın
göz göze durup bakınca
göreceğiz
neyiz ve nerelerdeyiz
bilemiyoruz
şimdi
bir ben miyim bu kadar az
bu yoksulluktur
ne haram yedim ne eğildim
bu yalnızlıktır
ya çok sevdim unutuldum
ya birinde çok şey buldum
bir gecede aşka durdum
ağlama gönlüm
gönlüm ağlama
insan diyorlar aslıma
aslımız topraktır
bu gönül bir aşktan anlar
ömrüm bir seraptır
ne doğruyum ne de eğri
yaşadığım nerden belli
bu garipliğim az şey mi
ağlama gönlüm gönlüm ağlama

ne güzel anlatır bu şarkı beniii nazan sanki benim hayatımı görmüşte yazmış gibi
  • /
  • 3
devark.cloud tarafından geliştirildi.