ayı sözlük yazarlarının en tuhaf takıntıları

küllüğün içine asla çöp atmam, atana da laf ederim. attığınız o naylon, kağıt veya her ne çöp yandığında "üff ne pis kokuttun be" demeye hakkınız yok çünkü.
bunu her gece yapıyorum.. kaçta yatarsam yatayım gecenin bir vaktinde uyanıp evde uyuyan başka insanların uyuyup uyumadığını, özellikle ölüp ölmediklerini kontrol etmem gerekiyormuş gibi hissediyorum.. eğer kalkıp bi dolanmazsam da asla ama asla uyuyamıyorum..
kol saatinin bile sesinden ve iğne ucu kadar ışık alan yerde uyuyamamak. bununla yaşamayı öğrendim ki tilki uykusuyla güne devam ettiğim çok oluyor. sessiz ve karanlık bir gece ödül bana.
insanların ayaklarına bakmak, ayağını görmediği bir insanı henüz tanıyamadığını düşünmek. sürekli ayakkabısını çıkarmasını beklemek, ayağının çıplak olduğu fotoğrafları aramak vs. evet ben böyleyim: bir insanın ayağını görmediysem o insan benim için yarımdır henüz. işin garibi ayak görmekten nefret ediyor oluşum. ayak fetişinin tam tersi var bende. iğrenirim. ayağını gördüğüm insandan soğurum. ama görmek için de çaba sarf ederim.
bir apartman girişinde asansöre kadar merdiven varsa dış kapıdan içeriye girerken; benim açtığım dış kapı kapanmadan o merdivenler çıkılmak zorunda eğer beceremezsem bir bahane ile geri dönüp o işi tamamlarım (yapılabilecek olasılıkta ise tabi)
başka takıntım yok geçenlerde farkettim bunu da.
okb olduğum için, ilişkiye gireceğim adamı seyreltilmiş çamaşır suyundan geçiririm ve son bir kez etil alkolle cilalarım. ondan sonra %80'lik sodyum lauril sülfat ile bir güzel yıkarım. ayrıca oturduğum yerleri de hep kötü olay olduktan sonra temizlerim.
şevkle kitap okurken(ki çok sık olmaz bu), çat diye sonraki sayfaya geçtiğimde, önceki sayfanın sonunda yarım kalan cümlenin devamı gelse dahi, bi raslantıya kurban gitmemek için önceki sayfayı tekrar açıp kaçıncı sayfa olduğuna bikarak bir seferde bikaç sayfa atlamadığımdan emin olma takıntım var misal. yorucu, bezdiricidir.
  • /
  • 5