myjudas

Durum: 121 - 26 - 7 - 0 - 14.01.2021 18:21

Puan: 2174 - Sözlük Kezbanı

5 yıl önce kayıt oldu. 6.Nesil Yazar.

Beni kibarca öldürebilirsin.
  • /
  • 7

alamancı

(bkz:almanyacı)
(bkz:almancı)
bazen keşke almanya bunları sinir dışı etse, türkiye'de de değişen yönetim kabul etmese dediğim insan grubu.
dünyada içten pazarlıklı ağız birliği eden en büyük insan grubu da olabilirler.

yakın hissedilen roman karakterleri

schrödinger'in kedisi/kabus - imre kadızade

make ayı sözlük great again

pembe bir baloncukta yaşamak zorundasın faşizmi

az önce ekşi'de okuma yaparken aklıma geldi bu. yazarcan çevresindeki insanların sürekli mutlu olması gerektiğini ona hissettirmesinden yakınıyor. ve haklı da. üstelik bu mutlu olmak zorundalığıyla da sınırlı değil. sürekli mutlu olmalısınız, her saniye kakara kikiri yapmalısınız, sosyal olmalısınız, yarınlar yokmuşçasına gezmeli tozmalısınız... belki çok daha fazlası...

üstelik insanlar bu faşizmi bizzat kendilerine de farkında olmadan uyguluyor olmalı. çünkü ben de çok yakın bir geçmişte bu içgörüyü kazandım. muhtemelen çoğu insan hala içgörü kazanamadı. eğlenceli daha olmadı çok entel sohbetler yapmalıyım, üzülmemeliyim, enerjik ve hayat dolu olmalıyım vs.

hayatın o pembe baloncuğu çok sınırlı bir grup insandan başkasına bahşetmediği gibi bir gerçek var. ve gerçekleri gözardı ederek yaşamanın da zararla sonuçlanacağı gibi de bir diğer gerçek. misal kendine bu faşizmi uygulayan bir insan üzüntülerini çok daha yoğun yaşayacaktır.

relationship goals

ben artık yalnız olduğumu hayal ediyorum. çünkü huzur ancak böyle yaşanabiliyor.

ifşa olmuş yazarların hikayeleri

ifşalandımsı hikayelerim:

amfinin en arkasında sandalyede oturuyordum. hornette herif bakıyordum. sonra arkadaşımın bana doğru geldiğini gördüm ve ekranında hornet ana sayfası açık olan telefonumu kucağıma koydum. arkadaşım da, "kolay gelsin" dedi, gitti.

yeni tanıştığım bir çocuğu arayacaktım ama yanlışlıkla aynı isimdeki okuldan bir çocuğu aramışım. dakikalarca konuştuktan sonra fark ettim.
açıkça bir şey söylemedim ama myjudas bir erkekle neden böyle konuşuyor diye illa ki sormuştur çocukcağız.

bir parkın bahçesinde - ay pardon bahçe demişim- tuvaletinde bir çocukla oynaştık falan, gecenin çok da geç olmayan ancak kimsenin de o parkı gezmediği bir vaktinde. ardından parkın ismini taşıyan tramvay durağından tramvaya bindik ki o an arkadaşlarımla karşılaştım. "myjudas xxx parkında işinde" gibisinden laflar ettiler. tramvaya gayet samimiyetle bindiğimiz halde çocukla hala birbirimizi tanımıyor gibi yapıyoruz falan. salak gibi söylenenlere sırıtıyorum...

eksi oy verenleri tahmin edebilmek

benim de söyleyeceklerim var

artılamak konusunda pinti olmayan bu yazarın profilini bir ziyaret edeyim dediydim. tü tü tü maşallah! - inşallah tükürükler yüzüne gelmiştir- bütün girdileri bir günde okuyup bitirmeyeyim diye çıktım. güzel şeyler uzasın ister ya insan, ondan.
yazım kurallarına muntazaman dikkat edilmiş. karikatürlerle yer yer anlatım güçlendirilmiş. faydalı entryler gelsin, komik entryler gitsin... valla bravo, ben yazarlığımdan utandım.
sanırım orta yaşların biraz üzerinde, kültürlü ve hukuklu. evet hukuklu.

ayı sözlük yazarlarının twitter sayfaları

https://mobile.twitter.com/sevenyearsold_
yeni açtım takipleşelim

gürcistan

ay buradan bir sigara getirmişti ablamın geziye giden arkadaşları. ama o nasıl bir sigara: bitmeye yakın bir sakinleşiyorsunuz, kibarlaşıyorsunuz, ayda yürür gibi yürüyorsunuz falan. lakin feci mideniz bulanıyor ve en az yarım saat geçmiyor. sanırım içine başka şeyler de katıyorlarmış. bizim içtiklerimiz bunun yanında safi duman. ve evet paketi 5-6 lira gibi bir şeydi. bazısını sigaradan soğuturken bazısını iyice bağımlı yapan bir meret. bazısını da önce soğutup sonra da kendini aratan.

şarapları için de aynılarını söyleyebilirim.

x kuşağının bir arkebakteri türü olması

evet arkadaşlar biz y -özellikle son yıllarında doğanlar- ve z kuşağı olarak sözde hayatımızın baharında cehennemi yaşarken ve sürekli tutunamayanları oynarken, bu x kuşağı denen arkebakteri türü her hal ve şartta hayata olağanüstü bir bağlılık gösteriyor. yalnızca yaşamak, nefes almak, bir güne daha uyanmak için bile her şeye katlanıyorlar. misal benim dedem yaşına başına bakmadan son evre kanseri yendi. ya senin eşin ölmüş, çocuklarınla-torunlarınla aran iyi değil, ülke ekonomik krizde... seni bu hayata bu kadar bağlayan ne? ben 22 yaşında kanseri yenebileceğimi düşünmüyorum mesela.
cidden x kuşağını x kuşağı yapan şartlar iyi araştırılmalı ve çocuk yetiştiren herkes bunları göz önünde bulundurmalı. tabii ki sadece hayata bağlılık bakımından.
edit:noldu hep siz mi z kuşağına sataşacaktınız? hıh!

duyguların latentleşebilme özelliği

var böyle bir şey. misal ben 8 ay boyunca ara ara biriyle konuştum. başlarda az, sonrasında fazla da olsa her zaman ona karşı bir şeyler hissediyordum. ama gel gelelim bu süre zarfında başkalarıyla da konuştum. hatta bir şeyler hissettim. çünkü ona karşı hislerim gizildi o süre zarflarında. ne zaman ki diğerlerini hayatımdan çıkardım ona karşı hislerim tekrardan uyandı. gerçi bazen başkalarıyla konuşurken de ona olan hislerim tecessüm etmedi hatta pişmanlık uyandırmadı değil ama yine de bu kuralı değiştirmez zannımca.
bu da böyle garip bir gerçek.

yazarların şu anki ruh halleri

sözlük,
şapkadan çıkmıştı o, sürprizdi benim için. yoksa gönül ilişkisi arayışında falan değildim. gerçekten ödevine yardım etmek için yazmıştım. sonraki konuşmalarımızda da arkadaşça sevmiştim. gel zaman git zaman ilgisi çekti beni. git gide çekildik birbirimize ve açıldık. açıldık ve bitti. daha önce de yaşadım aynısını dedi, ama ben bir erkekle duygusal ya da cinsel bir şey düşünmüyorum, ha olmaz mı olur ama toplumun kabul ettiği şeyleri yaşamak varken neden bunu isteyeyim dedi. sadece konuşsak bile bir beklentimiz olacak dedi. peki dedim, konuşmayız da...
hayatım boyunca beni en çok etkileyen iki ilişkiden biriydi. çünkü ikisi de arkadaşça başladı. ikisinin de ilgisi çekti beni. ikisi de hiç başlamadan bitti.
evet biraz üzüldüm. ara ara konuşmalarımızla 8 ay olmuş. ama hayat işte tam da bu. tek tesellim hayatı yalnızlığımla ve anlamsızlığıyla kabullenmiş olmam.
hoşça kal.

psikolog

yaygın yanlış kanaatin aksine sorunlarınızı çözmez, sorunlarınızla daha iyi başa çıkabilmenizi sağlamaya çalışır. yani bir nevi elinize balık tutuşturmaz, size balık tutmayı öğretir hesabı. ve yine yaygın yanlış kanaatin aksine bu alan klinik psikolojiden ibaret değildir. belki de hayatın tümüdür. bu alanda kendini gerçekten yetiştirmiş birine gönül rahatlığıyla "aydın" payesi verilebilir. bir diğeri için (bkz:sosyoloji)

ilk tanışmada sevişmek

bir zamanlar sıkça yaptığım bir şeydi. çünkü dahasını yaşayamayacağımı biliyordum. en azından seks fırsatını kaçırmayayım diyordum. ama şu an çok iğreniyorum kendimden. dahasını yaşıyor muyum? hayır. yaşayacak mıyım? kuvvetle muhtemel hayır. ama yine de dahasını yaşamadan hiçbir şey yaşamamaya kararlıyım.

aşk acısı

anlamsız bir dünyada tek başımızayız arkadaşlar, zaten ne olsun istiyordunuz ki? sürekli yanımda olsun, hayatıma anlam katsın, birbirimize destek olalım, birbirimizi anlayalım, sevelim, sonsuza dek sürsün falan mı? sizi ancak siz sevebilir, anlayabilir, kendinize en büyük desteği bizzat kendiniz verebilirsiniz. ve bu anlamsız hayata da yaşayışınızla siz anlam katabilirsiniz. o yüzden bu dünyadan da, bu dünyadaki insanlardan da hemen hemen hiçbir şey beklemeyin. yok bekler de hayal kırıklığı yaşarsanız bu sizin tercihinizdir ve sorumluluğunuzdadır.

neden ayı sözlük

taşrada kendimi kabullenme aşamasındayken aynı kaderi paylaştığım insanları - ki bunların çoğu kendini kabullenmiş insanlardı- bir platformda bulmak bana çok yardımcı olmuştu.
iyi ki varsın ayı sözlük.

yazarların şu anki ruh halleri

platonik aşk başlığında bahsettiğim çocukta gerçekten de bir şeyler varmış. dün birbirimize açıldık. fakat yine aynı gün bir erkekle duygusal bir şey yaşamak istemediğini söyledi. tamam dedim, arkadaş olalım, arada sırada yazışırız, hal hatır sorarız falan. ama arkadaş olursak bile yine de bir beklenti olacak, bir gün yan yana gelince mutlaka bir şeyler yaşayacağız falan diye itiraz etti. bu arkadaş da olamayız demeye geliyor. e dedim, ne istiyorsun? ne istediğimi bilmiyorum ama ne istemediğimi biliyorum falan... e kardeşim geriye zaten ne kalıyor? arkadaş olmayacağız, konuşmayacağız, daha ötesi zaten olmayacak... yanılıyor muyum sözlük, yoksa bu arkadaş benden olmayan bir seçeneği yaratmamı mı bekliyor?
sınav haftasında bu kara delik gibi sohbeti yapmak istemiyorum dedim ve sınavlardan sonrasına iteledim kendisini. tabii ki aslında bu kendisini baştan savmaktı. tekrar yazacağım falan yok.
şu an muhabbeti kestim ama hala gerginim. of!

ayı sözlük yazarlarının depresyondan kurtulma taktikleri

depresif ataklarımda bu ruh halinin geçici olduğunu hatırlatırım kendime. belki birkaç saat sonra, belki de birkaç güne normal hayatına döneceksin, derim. en son yaşadığım depresif atağı ve ondan sonraki normal süreçte ne hissettiğimi hatırlatırım kendime. yoksa depresifken geleceği düşündüğümde sanki hep o anki depresif ruh halimle olacakmışım gibi hissediyorum ki, eğer siz de böyle hissediyorsanız, çok yanlış bir histir bu. bu histen kafanızı kaldırdığınızda depresyonda bir yarık açmış olacaksınız.

rüyada suyun gelmesi

vajinamın olduğunu ve bununla ilişkiye girdiğimi gördüğüm rüyayla artırdığım başlıktır. zevk de almıştım hani.
  • /
  • 7

geyliğe giriş

selam kızlar herkes hazırsa geyliğe giriş dersimize başlıyoruz. eminim birçoğunuz bu ders notlarıyla harika işler başaracak size güvenim sonsuz. tabi bu platformda tek öğretmeniniz ben olmayacağım. anna madrigal; özdemir; gamlı_baykuş ta diğer branşlarda dersler verecek egitimcilerimizden olacaklar( sizin için ülkenin en seçkin hocalarını topladım) sözlü ve quiz notları da olacak sınıfta kimsenin kalmayacağını düşünüyorum fakat olaki ders tekrarı alanlar üzgünüm size antalya yolu gözükecek sypnixe kucak dansı yapmak durumunda kalacaksınız. ona göre derslere yoğunlasiyoruz notlarımızı güzelce alıyoruz.

evvettt : geyliğe ne şekilde giriş yaptınız bilmiyorum ama umuyorum bu süreç sancısız geçmiştir bebeklerim. erkekleri elde etmek çok kolay aşkımlar yeterki mutlu etmek; mutlu olmak için donanımlı akıllı en önemlisi albenisi olan geyler olun; fark yaratın. çünkü en sinsi silahımız kendimiziz kızlar. her konuda destekleyici bilgiler sahibi olun fakat bu ben biliyorum yeahh onu olmamalı bakın destekleyici dedim tam bilgi vermek yok detaylar detaylarr.. güzel giyinin alımlı olun etkileyici bir fiziğiniz olmak zorunda değil dolgun dudaklarınız olmak zorunda değil tabi olanlar ekistıra şanslı. mutlaka sporla destekli bir vücut. sonra yemekler; tabiki yemek yapmayı öğreneceksiniz ben mutfağa daha önce hiç girmedim diyenlerinizi duyar gibiyim sakınnn kızlar bir omlet bile yarinizde iz bırakır sevgilinizi pul biber tadında etkileyebilirsiniz. sonra masaj konusu erkeğiniz eve geç gelende ona kötü geçmiş gününü unutturun.

şimdi detay bilgiler ve anekdotlarla diğer egitimcilerimizde güzide bilgileriyle burada yer alacaklar notlar alınsın. öpüyoruz sizleri başarılar. ha unutmadan eğitimi birincilikle bitiren arkadaşımıza harika bir sürprizimiz olacak. sevgiler bebeksilerim..

relationship goals

kadınlar saltanatı

1550-1656 yılları arasında geçen dönem. döneme adını veren şey kadın sultanların *** devlet işlerine müdahale etmesidir. hürrem sultan'la başlayan bu dönem, kösem sultan'ın dairesinde basılarak boğdurulmasıyla sona ermiştir.

ayı sözlük itiraf

klozete düşürdüğüm telefonum çalışıyor. o kadar mutluyum ki..

hoşlanılan erkeğin ter kokusu

ter binlerce yıldır canlıların çiftleşmesine önayak olan bir vücut sıvısıdır.

aralarında hla doku uyumu olan insanlar genellikle birbirlerinin kokularını sevmezler. bu da genellikle kardeşiniz ve gen uyumunuzun fazlaca benzediği kişiler oluyor. hatta doku uyumu olan kişilerin kokudan iğrenmesi de tür olarak çoğunlukla enset ilişkiye meyilli olmayışımızı açıklıyor diyenler var.

yani hoşlanılan kişinin ter kokusunun hoş gelmesi çok normal, hoşunuza gitmiyorsa de üzülüp kişiyi örselemeyin ilerde bir böbreği lazım olabilir *

şu sıralar okunan sözlük yazarları

şu aralar okuduğum yazarlardır.

benim için kesinlikle başta sphynxinator... sende bir değişiklikler seziyorum. serpilmişsin bi. ne yedin bu yaz, ne yaşadın, antalyanın hangi koylarındaydın? tarifi istiyorum. hem bana abla da deme artık...

diğer yazarlar da işte söyleyecekleri olan birisi, bu seferlik böyle, özo, yucuklu sucurta, ayı elması, ayı değil ama ayı gibi, tıreloz, pamkin, ananın madrigalı, umutsuzkaymak, ayşo fato çokolato...

iyi ki varsınız. çoğu akranımın aksine kısa olanlardan daha çok zevk alıyorum. uzun yazdığınızda lütfen paragraf alın.

gamlı_baykuş

(bkz:#426408)

teşekkürler. eskiden ilgi manyağıydım, ama artık şimdi herifim olduğu için ilgiye gerek kalmıyor ve o nedenle böyle düzgün şeyler yazıyorum. şaka şaka evde kaldığım kesin olduğu için artık dramalı şeyler yazmıyom.

antalya'da kaş'taydık. koy koy gezdik, anlat anlat bitmez. bol bol karpuz yedik ve gül şerbeti içtik. kaktüs meyvesi de cabası.

sevgili tarafından tecavüze uğramak

sevişmeye rızası olan kişilerin, sevişmenin her aşamasında rızası olmalıdır. aksi hâlde katılımcılardan biri cinsel saldırıda bulunmuş/saldırıya maruz kalmış oluyor.

bu saldırıyı dava sürecine taşıyıp kanıtlamak zor olsa da kişiler yaşadıklarını su götürmez bir şekilde hissedeceklerdir.

hukukta konu kişinin rızası ya da şartlı rızası olarak geçiyor.

konuyla ilgili en net örnek şu:

"isviçre’de tinder’dan tanıştığı bir erkekle cinsel ilişkiye giren kadının beklentisinin aksine erkeğin cinsel ilişki sırasında kadının izni ve onayı olmaksızın prezervatifini çıkarması, kadının rıza göstermediği cinsel davranış olarak yorumlandı ve isviçre’nin en yüksek mahkemesi olan lozan federal mahkemesi, olayın cinsel saldırı suçu olduğuna karar verdi. kadının rızası aleyhine cinsel davranış gösteren erkek ise 12 ay hapis cezasına mahkum oldu"

bu örnekten önceki benzer davalarda önceden şart belirtmesi ve karşı tarafın bu şartı anlayıp kabul etmesine yani maktulün şartlı rızasına bağlıydı.

ama yukarıda verilen örnek bir ön şart belirtmeksizin sevişmenin gidişatında beklentilerin dışına çıkan her cinsel davranışta kişilerin rızası olması gerektiğini gösteriyor.

kaynak: çatlak zemin - https://www.catlakzemin.com/isvicreli-ha...

masterchef türkiye

bakıyorum mehmet şef'e de, burası tam da tadım yaptıktan sonra kompleksli gibi davranan, beğenmediği yemeğe "eline sağlık" demek yerine büyük hareketler yapan, kaba saba, insana hayvan evladı gibi davranan mehmet şef'in coğrafyası.

sonra bir de danilo'ya bakıyorum, sakin, güler yüzlü, "olur heyecandandır" diyen, beğenmese de yemeği eline sağlık diyebilen bir adam.

işte biz ülkece maalesef otobüste mehmet şefin yanına oturuyor, okulda mehmet şefin öğrencisi oluyor, iş yerinde mehmet şef, bankada, evde, sokakta mehmet şeflere denk gelerek/maruz kalarak bir süre sonra da mehmet şef'e dönüşüyoruz. biz ülkece mehmet şefiz.

danilo şef ise ne hayat yaşıyorlar be diye iç geçirdiğimiz, konuşmasıyla dalga geçip turistik yerde denk gelsek muhakkak kazıklamaya çalışacağımız insandan öteye geçemiyor bizim için.

(bkz:türkiye'den siktir olup gitmek)
(bkz:ülkeden kaçıp gitmek için nedenler)

insanın yaşlandığını anladığı an

duşta oturarak daha rahat yıkanıldığını keşfettiğiniz an olabilir. tüm o şampuan reklamlarındaki müzik eşliğinde omuzlardan akan aşırı köpük * beklentilerini geride bırakıp hayatınıza daimi bir sırt ovucu bulmanın zamanıdır.

Toplam entry sayısı: 121

pembe bir baloncukta yaşamak zorundasın faşizmi

az önce ekşi'de okuma yaparken aklıma geldi bu. yazarcan çevresindeki insanların sürekli mutlu olması gerektiğini ona hissettirmesinden yakınıyor. ve haklı da. üstelik bu mutlu olmak zorundalığıyla da sınırlı değil. sürekli mutlu olmalısınız, her saniye kakara kikiri yapmalısınız, sosyal olmalısınız, yarınlar yokmuşçasına gezmeli tozmalısınız... belki çok daha fazlası...

üstelik insanlar bu faşizmi bizzat kendilerine de farkında olmadan uyguluyor olmalı. çünkü ben de çok yakın bir geçmişte bu içgörüyü kazandım. muhtemelen çoğu insan hala içgörü kazanamadı. eğlenceli daha olmadı çok entel sohbetler yapmalıyım, üzülmemeliyim, enerjik ve hayat dolu olmalıyım vs.

hayatın o pembe baloncuğu çok sınırlı bir grup insandan başkasına bahşetmediği gibi bir gerçek var. ve gerçekleri gözardı ederek yaşamanın da zararla sonuçlanacağı gibi de bir diğer gerçek. misal kendine bu faşizmi uygulayan bir insan üzüntülerini çok daha yoğun yaşayacaktır.

eksi oy verenleri tahmin edebilmek

eşcinselliğinden acı çeken mümin

muhtemelen çoğumuzun bir zamanlar dahil olduğu insan grubu. bir yerden sonra bu uzlaşmazlık kişinin bir yönünden feragat etmesiyle sonuçlanır. bu feragat ise genelde 20li yaşlara kadar çoktan gerçekleştirilmiş olur. fakat beni şaşırtan ve bu başlığı açmaya iten olgu ise 20li yaşlarından sonra da hala bu çatışmayı devam ettirenlerin varlığıdır. nasıl güçlü bir bünyeye sahiptirler ki, böyle güçlü bir çatışmayı uhdelerinde devam ettirebilmektedirler?
ben genelde fakültede görüyordum kendilerini. eşcinsel olduklarını hissettiğim gibi, bundan içten içe acı çektiklerini de hissediyordum. tabii sadece şaşırmıyordum. aynı zamanda onlar için sabırsızlanıyordum da. bir çeşit verkurtulbeoğlum bakış açısı.
her neyse, bununla ilgili ekşi'de okuduğum komik bir şeyi paylaşarak bitireyim. yazarcanın biri cemaatçi bir gayle birlikte olduğunu yazıyor. ve diyor ki, "bir taraftan sevişiyor, bir taraftan da 'bu yaptığımız çok günah, bu yaptığımız çok günah, allah görüyor' deyip duruyor. allah olsam çarpardım." evet çok komik.

ifşa olmuş yazarların hikayeleri

ifşalandımsı hikayelerim:

amfinin en arkasında sandalyede oturuyordum. hornette herif bakıyordum. sonra arkadaşımın bana doğru geldiğini gördüm ve ekranında hornet ana sayfası açık olan telefonumu kucağıma koydum. arkadaşım da, "kolay gelsin" dedi, gitti.

yeni tanıştığım bir çocuğu arayacaktım ama yanlışlıkla aynı isimdeki okuldan bir çocuğu aramışım. dakikalarca konuştuktan sonra fark ettim.
açıkça bir şey söylemedim ama myjudas bir erkekle neden böyle konuşuyor diye illa ki sormuştur çocukcağız.

bir parkın bahçesinde - ay pardon bahçe demişim- tuvaletinde bir çocukla oynaştık falan, gecenin çok da geç olmayan ancak kimsenin de o parkı gezmediği bir vaktinde. ardından parkın ismini taşıyan tramvay durağından tramvaya bindik ki o an arkadaşlarımla karşılaştım. "myjudas xxx parkında işinde" gibisinden laflar ettiler. tramvaya gayet samimiyetle bindiğimiz halde çocukla hala birbirimizi tanımıyor gibi yapıyoruz falan. salak gibi söylenenlere sırıtıyorum...

benim de söyleyeceklerim var

artılamak konusunda pinti olmayan bu yazarın profilini bir ziyaret edeyim dediydim. tü tü tü maşallah! - inşallah tükürükler yüzüne gelmiştir- bütün girdileri bir günde okuyup bitirmeyeyim diye çıktım. güzel şeyler uzasın ister ya insan, ondan.
yazım kurallarına muntazaman dikkat edilmiş. karikatürlerle yer yer anlatım güçlendirilmiş. faydalı entryler gelsin, komik entryler gitsin... valla bravo, ben yazarlığımdan utandım.
sanırım orta yaşların biraz üzerinde, kültürlü ve hukuklu. evet hukuklu.

neden ayı sözlük

taşrada kendimi kabullenme aşamasındayken aynı kaderi paylaştığım insanları - ki bunların çoğu kendini kabullenmiş insanlardı- bir platformda bulmak bana çok yardımcı olmuştu.
iyi ki varsın ayı sözlük.

eşcinselliğinden acı çeken mümin

muhtemelen çoğumuzun bir zamanlar dahil olduğu insan grubu. bir yerden sonra bu uzlaşmazlık kişinin bir yönünden feragat etmesiyle sonuçlanır. bu feragat ise genelde 20li yaşlara kadar çoktan gerçekleştirilmiş olur. fakat beni şaşırtan ve bu başlığı açmaya iten olgu ise 20li yaşlarından sonra da hala bu çatışmayı devam ettirenlerin varlığıdır. nasıl güçlü bir bünyeye sahiptirler ki, böyle güçlü bir çatışmayı uhdelerinde devam ettirebilmektedirler?
ben genelde fakültede görüyordum kendilerini. eşcinsel olduklarını hissettiğim gibi, bundan içten içe acı çektiklerini de hissediyordum. tabii sadece şaşırmıyordum. aynı zamanda onlar için sabırsızlanıyordum da. bir çeşit verkurtulbeoğlum bakış açısı.
her neyse, bununla ilgili ekşi'de okuduğum komik bir şeyi paylaşarak bitireyim. yazarcanın biri cemaatçi bir gayle birlikte olduğunu yazıyor. ve diyor ki, "bir taraftan sevişiyor, bir taraftan da 'bu yaptığımız çok günah, bu yaptığımız çok günah, allah görüyor' deyip duruyor. allah olsam çarpardım." evet çok komik.

threesome dolandırıcılığı

açtığım başlığın yayınlanmaması

belki de ilk kez seks dışında bir şey yazan yazarın açtığı başlığın silinmesi hadisesi. zannımca seks dışında da bir şeyler yazma şevkini kırmamak adına dahi olsa girdisi silinmemeliydi. *

eksi oy verenleri tahmin edebilmek

anna madrigal

üçüncü bir göz olarak doğruluk elçisi-narsist bir çizgiye eğilimi olduğunu gördüğüm yazar.
olası yanlış anlaşılmaları def etmek için bu entrynin kişisel öfke, garez ya da hor görüyle yazılmadığını belirteyim.
biraz sakin.

özdemir

hepimiz gibi başkalarının hoşuna gitmeyen tarafları olan bir insan. ancak bu sözlükteki yalnızlığının fırsat bilinip çete gibi kendisine sataşılmasını hoş göstermiyor. hele bazıları var ki gücün yanında yer alıp prim kasmak için hareket ediyorlar ve bu kendilerini yalnızca gözüne girmeye çalıştıkları insanlara hoş gösteriyor. yoksa üçüncü bir göze hiç de hoş gelmiyorlar, söyleyeyim.
sözün özü, sözlüğün orasına burasına arttırmayı bırakıp bu tatsızlığı derhal bitirin.

eksi oy verenleri tahmin edebilmek

anal seks

elinizi penisinize dokundurmadan bile orgazm olabilmenizi sağlayan bir eylem -pasif için konuşuyorum yoksa aktif için bu normal bi durum-. ben de ilk yaşadığımda çok şaşırmıştım. sanırım bunun için partnerinizin gerçekten yakışıklı olması lazım çünkü bana bunu yaşatanlar hep çok yakışıklı partnerlerimdi. hatta bir keresinde partnerim daha girer girmez benden bir şeyler fırlamıştı ki kendisi yaşadığım şehrin en yakışıklı gayi olmaya adaydır.

ayı sözlük

yeterince özgürlükçü ve lgbt bireyler için yararlı olduğunu düşündüğüm canım sözlük. kendimi kabullenmemde büyük bir yeri var. 4-5 senedir takılıyorum sözlükte; homofobisini kusanı da gördüm, yeşilli-sarılı-kırmızılı birtakım grupların ağzından konuşanı da, muhazakar olup gaziye sataşanı da...hepsini kabullendim, insanların ifade özgürlüğüne verdim ama kabullenemediğim ve dark bear'ın yerinde olsam benim de uçurağım yazarlar var: bunlar sözlük kurallarını sistematik olarak ihlal etmeyi kendilerine duruş edinmişler, özgürlükten anladıkları da bu. kendilerince bu şekilde eğleniyorlar. fakat bir söz var, "nerede insan, orada toplum; nerede toplum, orada hukuk". sözlüğün yazarlar ve okurlar için daha kaliteli, nitelikli, sürdürülebilir ve albenili bir ortam olması için kurallara ihtiyacı var. editörken bu kuralları hatırlatmaktan, yazarları uyarmaktan gına geliyordu ve söyledikleri şuydu: "amaaan". bunu söyleyen insanların uçuruldukları zaman da "amaaan" demelerini bekliyorum, herkese sağlıklı günler diliyorum. ayı sözlük özgür bir ortam, özgürce yazın.