myjudas

Durum: 53 - 0 - 0 - 0 - 16.05.2020 03:57

Puan: 842 - Sözlük Kezbanı

4 yıl önce kayıt oldu. 6.Nesil Yazar.

Beni kibarca öldürebilirsin.
  • /
  • 3

uykusuzluk

tam da bugünlerde en büyük sorunumken gündemde görünce heyecanlandım. derdimi anlatabilme fırsatım oldu.
maalesef bir hafta on gündür falan muzdarip olduğum moral bozucu, zihinsel ve bedensel direnç kırıcı durum. önceleri sabaha karşı uyuyabilir durumdayken, şimdi öğle vakitlerinde uyuyabiliyorum. fakat bu uyku asla diğeri kadar dinlendirmiyor. gün içinde sürekli uykulu oluyorum evet hatta uykum geliyor ama şimdi uyursam gece uyuyamam diyip uyumuyorum. gece oluyor sanki sabah uykusu olan kişi ben değilmişim gibi bir türlü uykuya dalamıyorum. sabahları uyumamaya, geceleri uyumaya çalışarak zamanım akıp gidiyor. hani allah'tan öğrenciyim bir de çalışıyor olsam gerçekten berbat bir durum olurdu.

ayı sözlük

yeterince özgürlükçü ve lgbt bireyler için yararlı olduğunu düşündüğüm canım sözlük. kendimi kabullenmemde büyük bir yeri var. 4-5 senedir takılıyorum sözlükte; homofobisini kusanı da gördüm, yeşilli-sarılı-kırmızılı birtakım grupların ağzından konuşanı da, muhazakar olup gaziye sataşanı da...hepsini kabullendim, insanların ifade özgürlüğüne verdim ama kabullenemediğim ve dark bear'ın yerinde olsam benim de uçurağım yazarlar var: bunlar sözlük kurallarını sistematik olarak ihlal etmeyi kendilerine duruş edinmişler, özgürlükten anladıkları da bu. kendilerince bu şekilde eğleniyorlar. fakat bir söz var, "nerede insan, orada toplum; nerede toplum, orada hukuk". sözlüğün yazarlar ve okurlar için daha kaliteli, nitelikli, sürdürülebilir ve albenili bir ortam olması için kurallara ihtiyacı var. editörken bu kuralları hatırlatmaktan, yazarları uyarmaktan gına geliyordu ve söyledikleri şuydu: "amaaan". bunu söyleyen insanların uçuruldukları zaman da "amaaan" demelerini bekliyorum, herkese sağlıklı günler diliyorum. ayı sözlük özgür bir ortam, özgürce yazın.

üstteki yazar

sözlükte zekasıyla ve karizmasıyla çekemediğim bir yazar değildir. ama sanırım birkaç defa daha sürtüşürsek kehanet kendini gerçekleştirecek ve çekememeye başlayacağım. yarın bi entrylerini okuyayım bakayım belki zeka kokuyorlardır da kıskanırım.

nur yerlitaş

allah rahmet eylesin. ekranlardan gördüğüm kadarıyla çok içli, esaslı bir insandı. ama maalesef etrafındaki insanlar ona hiç benzemiyorlarmış. beraber iş yaptığı, ekranlara çıktığı insanlardan yalandan bir başsağlığı dileyip daha yarım saat olmadan öbürsü gün yapacağı programın paylaşımını yapanı mı ararsın, ürün reklamı yapanını mı? magazinel insanların ne kadar hissizleştiğini, samimiyetsizleştiğini bugün fark ettim. "nurellam nur içinde yat çok üzgünüm bu arada yarınki programımız olaaay! ayrıca efsane bb kremi de linkteki sayfadan alabilirsiniz!!" gerçekten bu nedir ya?

nude arşivinin arasından eski sevgilinin fotoğrafını açıp efkarlanmak

evet çok utanıyorum. aslında eski sevgilim değil, karşılıksız sevdiğim, hayatımın tek aşkı. aklıma geliyor, şöyle açayım bir fotoğrafını uzun uzun izleyeyim, eski günlere geri döneyim diyorum ama aklıma o fotoğrafların hala nude arşivinin arasında olduğu geliyor. yüzlerce yarak kürek fotoğrafı arasından utana sıkıla onun fotoğrafını arıyorum. zaten his mis kalmıyor, "hissini sikeyim senin" diyorum kendi kendime. her defasında o fotoğrafları başka bir yere taşımayı düşünüyorum ama erteliyorum. sanırım hiçbir zaman o fotoğrafları ayıklayıp başka bir yere taşıyamayacağım ve doğru düzgün hislenemeyeceğim.

10 nisan 2020 sokağa çıkma yasağı

tam olarak göz boyamaya yönelik olduğunu düşünmediğim yasaktır. insanlar haftasonu işe gitmiyorlarken bari yasak uygulamak, gerekmediği halde sokağa çıkmayı, sosyal teması engelleyecektir. bundan sonraki haftasonları da aynı yasağın uygulanacağını ve söz konusu amacı gerçekleştireceğini düşünüyorum. ayrıca bir diğer amaç da sanırım insanları uzun süreli sokağa çıkma yasağına hazırlamak. vatandaşlarımız hala işin ciddiyetinin farkında değildi ve yarınlar yokmuşçasına yaşıyordu. bu yasak onlara evde kalmak için hazırlığını yap, silkelen ve kendine gel, her an her şey olabilir mesajını verecektir.

günde 28478283 kere hesaba girmek

karantina süreci boyunca hesabınıza günde 28478283 kere girmeniz normaldir. psikiyatristlere başvurmanıza gerek yoktur. hesabınız size günde 28478283 kere girmeye başladığında psikiyatri servisine başvurabilirsiniz.

soft mu hard mı

soft pornoların da kesinlikle ayrı bir hazzı var. bir kere heyecanınız sürekli diri kalıyor çünkü bir kerede am-sik-delik görüp merakınızı gideremiyorsunuz. gözünüz sürekli bir penis, bir delik arıyor. apış arası karanlıkları, pozisyon değişiklikleri heyecanınızı sürekli tekrar diriltiyor. hardcore bir pornoda yanı başınızdaki kitap kadar normalleşen penis, softcore pornoda videoyu durdurup, geri sarıp apış arası karanlıklarında, pozisyon değişikleri sırasında yakalayabildiğiniz her parçasıyla sizi tekrar uyaran bir cisme dönüşüyor.

covid-19

komplo teorilerine genelde itibar etmem ama dünyada hemen hiçbir ülkenin bu virüsün yayılmasına karşı doğru dürüst önlem almaması, adeta virüse kucak açması beni şaşkınlığa ve acabalara gark ediyor. avrupa ülkeri bile doğru dürüst önlem almadı ve en kötü senaryolar, liderler tarafından halka yedirilmeye çalışılıyor.
(bkz:merkel'in nüfusun çoğuna virüs bulaşacak açıklaması)
(bkz:macron'un dehşete düşüren corona raporu)

bunun yanında virüs hasta, zayıf, yaşlı insanlarda ölümcül oluyor; genç ve sağlıklı insanlarda hafifçe geçiştiriliyorken;
birilerinin nazist planlarını hayata geçirdiği düşüncesini kafamdan çıkaramıyorum.

fahrettin koca'nın gereksiz övülmesi

vaka tablosunun italya örneğinden farklı olmadığının anlaşıldığı şu günlerde bile devam eden durum. hayretlerdeyim.
italya, 6. gün vaka sayısı: 21
türkiye, 6. gün vaka sayısı: 47
italya 10. gün vaka sayısı: 323
türkiye 8. gün vaka sayısı: 191
muhtemelen 10. gün yine italya'yla başa baş gideceğiz.
gerçekten merak ediyorum: yurt dışından gelen o kadar insanı karantinaya almayan, geri kalanını apar topar göstermelik bir karantinaya alan (22 müftülük görevlisi karantinadan ayrıldı, umreciler taşıyan otobüsten bir kız çocuğu inip başka bir araca binip ayrıldı), vatandaşa yeterli test imkanı sunmayan, rakamları gecenin bir vakti şaibeli olarak açıklayan bu beyefendinin nesi bu kadar övülüyor?

edit: şimdiden söyleyeyim bütün sağlık çalışanlarına olduğu gibi bakana da bu süreçteki emeğinden dolayı minnettarım. ama kendisi kesinlikle bir üstün başarı örneği göstermedi, göstermiyor.

edit: 10. gün öngörümüz daha 8. günde gerçekleşti bile. vaka sayısı 359 oldu.

covid-19

vaka sayısının 191 olmasından da önemlisi, yapılan açıklamalarda öncekilerde olduğu gibi "yurt dışından gelen, karantinada olan, yurt dışı temaslı vatandaşın çevresi..." gibi ibareleri göremiyor oluşumuz. eğer yurt dışından gelen, karantinada olanlardan çıksaydı bu vakalar durum kontrol altında diye düşünerek belki bir nebze rahatlayabilirdik ama muhtemelen söz konusu vakalar içimizden çıkıyor. daha önce yurt dışından gelip de zorunlu karantinaya alınmayaların çoktan bütün ülkeye virüsü yaydığını düşünüyorum.
toplumumuzun, özellikle de riskli grupta yer aldıkları halde yaşlılarımızın bilinçsizliği yüzünden maalesef korkunç bir tablo yalnızca bir adım ötemizde.
(bkz:camiye gitmeye devam edeceğiz harekatı)
(bkz:umreden dönenlerin zorunlu karantinadan erzuruma kaçma girişimi)
(bkz:konyada zorunlu karantinadan kaçmaya çalışan umreciler)

umreden dönenlerin karantinaya alınması

medine’den ankara’ya ve konya'ya gelen umre yolcuları, sağlık taramasından geçirilerek karantinaya alınmak üzere öğrenci yurtlarına götürüldü. gençlik ve spor bakanlığı’ndan yapılan açıklamada umre’den gelenlerin konya ve ankara’daki yurtlarda karantinaya alındığı bildirildi. ankara'da 3, konya'da 2 öğrenci yurdunun karantina için hazırlandığı öğrenildi. karantinaya alan kişi sayısının ise 10 bin 330 olduğu açıklandı.
https://www.google.com/amp/s/www.hurriye...

üniversite öğrencilerinin mağdur edildiği bir olay. yurtlardaki öğrencilere haber verilmeksizin, gidilmeyecek zamanda umreye giden, dönünce de 14 gün kuralına uymayan örümcek beyinliler söz konusu yurtlara apar topar yerleştirildi. tatili yurtta geçirmeyi düşünen öğrenci arkadaşlar gecenin 3'ünde uyandırılıp apar topar gönderilirken, daha önce memleketine giden öğrencilerin geride kalan eşyalarına ne olduğu ise muamma.

maalesef bu yurtlardan birinde ben de kalıyorum. üniversiteler tatil edilince memlekete dönmüştüm. geride kalan eşyalarım vardı. bugün bizim yurdun karantina için kullanıldığını öğrendim. eşyalarıma ne olacak diye kara kara düşünüyorum. masaların üzerindeki, komodinlerdeki, dolaplardaki, çekmecelerdeki onca eşyamın çalınması, enfekte olması, zarara uğratılması ihtimalleri beni korkutuyor.

bunlar yetmiyormuş gibi sosyal medyada linç edilen de biziz. kimse öğrencilere haber vermeyen idareyi suçlamıyor. kimse böyle bir zamanda umreye giden, dönünce de 14 gün kuralına uymayıp hem toplumun sağlığını riske atan hem de idareyi zorunlu karantinaya mecbur bırakıp öğrencileri mağdur eden örümcek beyinlileri suçlamıyor. herkes toplumun sağlığı için öğrencilerin böyle bir fedakarlık yapması gerektiğini, ağlaklık etmememizi, devletin yurdu üzerinde istediği gibi tasarruf edebileceğini (sanki bu yurda para ödemiyoruz da bedava kalıyoruz) söylüyor.

sözün kısası başta o umreciler olmak üzere mağduriyetime sebep olan hiç kimseye hakkımı helal etmiyorum.

aşk

minik kalbimin kaldıramayacağını anladığım heyecan. dün mesela kantinin bahçesine çıkınca ansızın onu gördüm, ne yapacağımı şaşırdım. bi keresinde de tramvaya binerken gördüm onu, hemen diğer kapıya koştum. o gün omzuma dokunup, "pardon geçebilir miyim?" bile dedi. bence yeterli bu kadar heyecan.

hornet kezbanlarından inciler

yüzü güzele kırk günde doyarsın da siki güzele kırk yılda doyamazsın.

ayı sözlük dertleşecek insan veritabanı

insanların dertlerini dinlemeyi artık sevmiyorum. sanırım onlara yardım edecek, onların derdiyle dertlenecek halim kalmadığından. eskiden böyle değildi hatta ben eşelerdim. insanların gizli, büyük dertlerini arardım. ve insanlar bana anlatmayı severdi. psikolog gibi olduğumu mutlaka psikolog olmayı düşünmem gerektiğini söylerlerdi. öyle işte.

birinden soğumak için nedenler

erkekler için konuşuyorum: kezban - evet kezban- olması; amsalak olması; yamuk sikine, yamuk ayak tırnağına bakmayıp kendini çağatay ulusoy sanması; ne de olsa insanlar beni her halimle sevecek diye düşünüp kendini geliştirmemesi, cahil kalması...

hornet

dikkat ederseniz horneti hornet yapanlar istikrarlı bir şekilde uygulamayı kullanıyorlar. stabil bir profilleri oluyor. bunlar egolu, bencil, daha fazla hazdan başka meramı olmayan insanlar. diğerleri bir açar bir kapatır uygulamayı. kapattıları devrede topladıkları enerjiyi açınca yine tüketirler. bir muhasebe yaparlar: "şöyle şöyle sorunlu insanlarla artık işim olmaz" falan diye sonra uygulamayı tekrar açınca daha farklı sorunlu insanlara toslarlar. bu sefer tekrar uygulamayı kapatıp enerji toplamaya ve muhasebe yapmaya koyulurlar. bu döngü böyle devam eder.

ayı sözlük itiraf

doğum günüm yaklaştı ve ben mumu üflemeden önce ne dileyeceğimi kararlaştırmaya çalışıyorum ve şu an başı çeken bir dileğim var: kalbinin acıması, hem de çok acıması. umarım sana değer veren insanlara ihtiyacın olur ama bundan mahrum kalırsın. umarım değer verdiğin insanlar tarafından hor görülürsün. umarım çok ama çok üzülürsün. pişman olursun ama çok geç olur. gerçekten bana bunları hissettiriyorsun, düşündürüyorsun, yazdırıyorsun ya allah senin bin belanı versin! bu güne kadar kötülüğe kötülükle karşılık vermediğim gibi bunu düşünmedim bile ama sen ilksin. en azında istiyorum, düşünüyorum kötülüğünü. arsızlığa varan davranışların beni o kadar yaraladı ki... ben tövbemi bozdukça sen arsızlığa devam ettin. yazıklar olsun hem bana hem sana!

kısacası: bir insanın kötülüğünü istiyorum.

ayı sözlük yazarlarının seks yapma sıklığı

1998-2017 arası: 404 not found
2017-2018 arası: arabada beş evde on beş
2018-2019 arası: hababam sınıfı çılgın bakire hürrem

kişisel gelişim

lise zamanlarımda okurdum. kitap boyunca depoladığım gaz, kitap bittikten en fazla iki gün sonra bitmiş olurdu. ben de normal hayatıma dönmüş olurdum.
geçenlerde bir arkadaşımın elinde gördüm: girişimcilikle ilgili ismini hatırlayamadığım bir kitap. hiçbir girişimcinin bu kitabı okuyup da girişimci olduğunu zannetmiyorum. hani ali ağaoğlu, vehbi koç falan daha kişisel ve gelişim kelimelerini tek cümle içinde duymamışlardır bile. keza mutlu insanların da mutlulukla ilgili kişisel gelişim kitapları okuyup mutlu oldukları falan yok. hatta kişisel gelişim kitaplarıyla yolları muhtemelen hiç kesişmeyecek. böyle kitaplarla yollarınız kesişti, bir çıkış arıyorsanız bataklıkta debelenmekten farkınız yok demektir. geçmiş olsun.

bir de erdal demirkıran kanserojeni vardı ki elhamdülillah milletimiz bunu da atlattı, bitti gitti. buna da değinmesem olmazdı. -itiraf ediyorum ben de okudum- -itiraf ediyorum severek okudum-
  • /
  • 3

fahrettin koca

dün gece "güzide sofi" olayı patladıktan sonra hemen paralı trollü gelmiş burada övmüş kendisini.

bu ülkede yobaz yandaşlar bizden daha "insan". bunların samimiyetine de yaptıkları işe de inanmıyorum. italya'dan hiçbir farkımız olmayacak, olay yineliyorum çok kötü yönetiliyor.

neymiş karantinaymış. torpili olana yok, torpili olmayanı da zorla bir binaya tıkıyorsunuz yemek alanları ortak, ortak oturup kalkıyorlar ama adı karantina! cahiller de gelir çok iyi çalışıyor der! yemiyoruz!

dinciyle yola çıkacağıma çıkmamayı tercih ederim!

edit: (bkz:güzide sofi)

fahrettin koca

lösemili çocukların ve bağışçıların kurduğu hastaneye ruhsat vermeme nedenini halâ anlamış değilim neyse konumuz koronaydı.

edit: ön yargım vardır diye düşünüp biraz daha okuyayım bakan hakkında bilgi sahibi olayım demeseydüm keşke. medipol hastaneler zincirini bilirsiniz sahibiymiş kendisi ve uymadığı halde bütün medipollere ileri düzey hastane kategorisi atamış. atatürk orman çiftliği, ankara tren garı gibi kamu alanlarını hastanesine alan dahil eden işleri de var. anlayacağınız bakanımızda yok yok..

umreden dönenlerin karantinaya alınması

madem böyle bir ihtimal vardı üniversiteler tatil edilirken öğrenciler bilgilendirilmeliydi.karantina alanı ilan ettikleri yerde hala öğrenciler kalıyor.umreden gelenler girdikten sonra içeri girip eşyalarını almak zorunda kalıyorlar falan.wuhan virüsü çıkalı 4 aya yaklaştı umre de işi ne bunların ayrıca.tavaf ,şeytan taşlama derken o kalabalıkta hepsi enfekte olup gelmiştir.bu durumdanda anladığımız gibi aldığımız önlemler çok göstermelik ve plansız gibi geliyor bana.resmen kalan öğrenciler karga tulumba kovulmuş yurtlardan sanki umreden gelenlerin geleceği bilinmiyormuşta bir anda ortaya çıkmışlar gibi.

hiv

bugün izmir konak belediyesi'nin anonim ve ücretsiz hiv testi için öğlen yollara düştüm.
çok zor bir yolculuk oldu benim için. için için kendimi yedim. deist olan ben allah'a yalvar yakar oldum.
önceden randevu aldığım yere gittim.
ssk blokları. b blok 5. kat sağlık işleri müdürlüğü.
sağlık testi yaptırmaya geldim. randevum vardı diyorsunuz.
5 dk beklettiler beni ve buyrun diyerek bir muayene odasına aldılar.
sarışın, orta yaşlarda kadın bir doktor.
adımın, soyadımın, babamın adının ilk 2 harfini ve doğum yılımın son 2 rakamını aldı, not etti deftere. deftere baktığım da ise benim gibi belli ki bir sürü kişi gelmiş anladım.
bana şöyle bir sordu sordu. " korunmasız cinsel beraberlik yaşadın mı? "
ben affaladım. ağzımdan hayır gibi bir kelime çıkacaktı ama kendi kendimi o saniye ile düzelttim. amk olm senin, nereye geldin ki, doktora yalan söyleyeceksin lan ?! 'evet' diye cevapladım. "ne zaman yaşandı" diye sordu. ağustos sonu diye cevapladım. " iyi, 90 günlük süre bizim için önemli" dedi.
kalın plastik eldivenleri giydi. ben de kolumu sıyıracaktım ki, " aa hayır, kanı parmaktan alacağım" dedi.
ben şaşırdım. sanki hayatımı baştan sona değiştirecek bir test değil de kan grubumu öğrenmeye gelmiş gibi hissetim.
parmağımı dezenfekte ile temizledi ve küçük bir jiletle batırarak ve parmağımı sıkarak kanımı 3 farklı plastik çubuk parçasına akıttı.
sonra "gel hadi, biraz sohbet edelim 10 dk, hem de hiv hakkında bilgilendireyim seni" dedi.
iç odaya geçtik.
" hiv hakkında ne biliyorsun?" diye sordu bana.
"internetten öğrendiğim kadarıyla bilgilerim." dedim.
"güzel, ben sana biraz daha açıklama yapmak istiyorum. hiv artık geçtiğimiz yıllara göre kontrol edilebilen etkileri azaltılabilen bir durumdur. kesinlikle insan ömrünü etkilemez, yeter ki erken tanı konulsun ve insanlar bilinçlendirilebilsin. hiv sadece cinsel yolla ya da kan yolu ile bulaşır onun dışında tükürük, öpme, dokunma, koklama, ortak tuvalet gibi başka herhangi bir şekilde bulaşmaz."
doktor konuşuyor gayet samimi ve içten gözlerime bakarak ama benim için o 10 dakika hayatımın en uzun 10 dakikası.. onunla göz göze gelmemeye çalışıyorum ama ellerim titriyor. beden dilim kendini ele veriyor. hayatımda karşılaştığım en yardımcı doktor ile karşı karşıyayım ama aklım o testte.
doktor anlatmaya devam ediyor. anlattıkça beni şaşırtıyor.
" hiv artık kontrol edilebilir bir durum. eskiden günlük 3 dozda alınan bu durum sadece günlük 1 hapla artık kontrol edilip etkileri pasifize ediliyor. öyle ki 6 ya da 7 sene sonra ise başka herhangi birine bulaştırma olasılığın bile ortadan tamamen kalkıyor. hatta sana şunu da demek isterim, tıp o kadar ilerledi ki tahminimce 10 yıl sonra hiv durumunun etkileri tamamen sıfırlanıp, artık hastalık riskini ortadan kaldıracak. şunları da bilmeni isterim ki hiv pozitif olman ilaçlarını da tamamen ücretsiz almanı sağlıyor.tamamını bakanlık ücretsiz sana sunuyor. kimsenin bilmesini de istemiyorsan da bu hastalık geçmişini bakanlıktan ve eczalık sisteminden sildirebiliyorsun ki başka bir doktora gittiğinde ön yargı ile karşılaşmazsın. devlet memuru olman durumunda işini kaybetme durumu gibi bir riskin yok. şimdiye kadar hiç kimse memuriyetini bu nedenle kaybetmedi.özel sektör işinde ise böyle bir gerekçe ile işine son verilmesi kanunlara aykırı ki tazminat davası gibi çok dava açabilirsin"
ben bunları duydukça çok şaşırdım. en son aklımdan ise 'aman be amk, hiv pozitif çıkarsa çıksın be, atın ölümü arpadan olsun'.
ardından zırrrr diye aklımdaki tüm düşünceleri duman eden bir ses geldi.
doktor hanım ayağa kalktı ve içeri geçti.
ben tir tir titriyorum, ellerimi bağlamış ve çaresizce..
sonuç belli olmuştu ve o 10 dakika bitti..
içeriden doktorun sesi geldi.
"negatif."
oturduğum rahat koltuktan hemen ayağa kalktım ve yanına gittim.
-negatif mi?
-evet, evet negatif, dedi gülümseyerek bana .
-eminsiniz değil mi yani, tamamen negatif? gibi bir salakça soru sorarak doktoru affalanmasına neden oldum.
-tabi eminim. bak burada hiv, hepatit b, hepatit c hepsi negatif çıktı, diyerek bana test çubuklarını gösterdi.
-ha tamam, ya çok teşekkür ederim, bu bana çok ciddi bir hayat dersi oldu. bundan sonra sağlığıma daha çok dikkat edeceğim.
doktor hanım bana çok içten gülümseyerek 'geçmiş olsun' dedi. aynı içtenlikle cevap vermeye çalışarak ' çok teşekkür ederim, iyi günler dilerim size '.
o odadan çıktım. asansöre bindim. aynadaki yansımama baktım. ağzım kulaklarımda. binadan dışarı çıktım. cebimdeki sigarayı çıkardım ve çakmağı. ateşledim. ciğerlerime çok güzel bir duman çektim. mis. hayatımda zevk aldığım en güzel sigaralardan biriydi. karnımın da acıktığını fark ettim. gittim. bardakta mısır aldım. ketçap, mayonez, nar ekşisi, tuz ve türlü baharat. o mısır standının başındaki oğlanda lubundu. kolay gelsin kardeşim dedim ve bardağımı alarak plastik kaşığımı bandıra bandıra bir yandan yürüyerek bir yandan yiyerek ilerledim.
aa o da ne? piyango biletleri satan engelli bir biletçi. bugün şanslıyım lan ben ! aldım bir çeyrek, verdim 20 tl . altı tane güzel rakam. hadi hayırlısı len..
hala elimde bardak ben yürüyerek yürüyorum, o izmir körfezi'nin güzel esintisi eşliğinde.
yolda atladığım ve yüzüne bile bakmadan acele ile giderken o uzun saçlı, salaş kıyafetli giyinen, yere oturmuş, elinde ucu kaşık gibi olan 2 çubukla yerdeki telli bir enstrumanı çalan sokak sanatçısı. ne kadar güzel içten kimseye bakmadan çalıyor. bu enstrumanın acaba adı ne? aman kimin umrunda. yanına gittim. dinledim dinledim. müzik ruhun gıdasıdır derler ya.. ruhuma ilaç gibi geldi. bir yandan bardak mısırımı yiyorum bir yandan ayakta müziği dinleyerek mutlu oldukça oluyorum. yoldan geçenler bir bana, bir de tuhaf görünümlü o sokak sanatçısına bakıyorlar. zerre kadar umrumda değil. çok mutluyum lan. cebimden 5 tl çıkardım ve önündeki açık kutuya koydum. sanatçı hafifçe başını kaldırdı, teşekkür manasında baş selamı verdi. aynı şekilde cevaplayarak yoluma devam ettim.
izmir saat kulesi.. izmir'in kızkulesi gibi.. plastik bardakta kuş yemi satanlardan 1 tl ile aldım yem. elimi daldırdım. havaya, yerlere, güneşe, etrafıma.. her yere.. güvercinlerle dans ettim. onlar uçtu ben de uçtum. onlar kanat çırptı ben de çırptım. sağım solum her yerim kuş. insanlar bakıyor. çocuklar geldi, onlarda bize eşlik etti. çocuklar etrafımda çember çizerek koşuyor, güvercinler ise uçarak.
yem bitti.
ben yüzümdeki tebessüm ile konak iskelesine doğru yürüdüm.
karşıyaka vapuru hazır. tam zamanında. kapılar açıldı içeri direk girdim.
vapurun seyir terasına çıktım ama manzara harika, güneş efsane, rüzgar soğuk ve sert. kapşonumu başıma geçirdim. vapur hareket etmeden sudaki balıkları izledim. kocaman kocaman. ardından martılar geldi. hazırız biz. güneş parıl parıl parlıyor. izmir ışıl ışıl aydınlık. körfez besberrak mavi. hava ise tertemiz pırıl pırıl ve soğuk esintili. ben o vapurda üşüyorum ama içim mutluluktan sıpsıcacık.
düşündüm..
ben en son ne zaman böyle mutlu olmuştum? daha önce ölsem de kurtulsam şu hayattan diyen ben bugün yeniden doğdum. yapmadığım şeyleri yapıyorum. bağırmak istiyorum şimdi. sevinç çığlığı. etrafıma sessizce baktım, soğuk sert rüzgardan uçuşan kapşon içinden. yok aga, yemez amk. millet var.
mutluyum. sağlık var ya en büyük armağan. yok para, yok sevgili tribi, yok aile baskısı, yok toplum.. hepsinin a m k !
3 ay boyunca ben bunun endişesini yaşadım. sonucunu da aldım. tertemiz.
bazı mutlu anlar yaşamak için biraz cefa sanki şart..
akılla hareket etmek şart.
korunmak şart..
sevgilerle..

seri eksi oy veren ezik

(bkz:spatula)
(bkz:arceus)
(bkz:pierrot)
(bkz:çıldırdım)
(bkz:thegymnopedies)
(bkz:nikılıs keyc)
(bkz:zeytinyağlı)

kontrollerime devam ediyorum, keşfettikçe eklerim.

sözlükçülerin 15 yaşındaki haline vereceği öğüt

1. bir yıl sonra yaz ortasında o çocukla evde tüm herkes varken odanda seks yapma, babana yakalanacaksın.
2. insanlara karşı daha töleranslı ol, seninle aynı şeyleri düşünmeyenlere karşı yargı oklarını germe, empati kur.
3.son sınıftaki uzun boylu çocuğu boşver ne kadar yürüsen de iş o noktaya gelince uzun bir sırıktan daha fazlası olmayacak, onun yerine yan sınıftaki kas hayvanına oyna o kesin okey.
4. türk edebiyatından daha fazla kitap oku. orada kendinden çok şey bulacaksın.
5. cinsel yöneliminden dolayı geleceğine kaygıyla bakma, ileride hayatına doğru insanları sokacaksın ve onlar seni olduğun gibi kabul edecek, hatta onların algılarını da değiştireceksin.
6. sırf eğlenmek için o kıza yürümemelisin, yaptığın çok büyük puştluk, senin yüzünden kötü bir ergenlik yaşayacak.
7. geek olduğunu fark et, sosyal mecraları daha iyi kullan.
8. sen bihter ziyagilsin aptal olma!

tüm dünyası eşcinsellik olanlar

doğrusu:

bütün dünyası cinsellik olanlar

siz hiç bütün dünyası heteroseksüellik olan birini gördünüz mü? göremezsiniz.

işte bunlar hep içselleştirilmiş homofobi.

ilk eşcinsel deneyim

ilk deneyimimi bir yıl önce yaşadım.
çocukluk,ilkokul,ortaokul,lise ve üniversite yılları,her zaman hem cinslerimden etkilendiğimi biliyordum.
çoğu insan gibi bir müddet bu durumu yok sayarak yaşadım.özellikle ortaokul ve lise yıllarında,herkes sevgili olmaya başlamışken eli yüzü düzgün,etrafımda benden hoşlanan bir sürü insan olmasına rağmen ben kimseyle sevgili olmuyordum.bir kızla sevgili olma fikri beni hiç cezbetmiyordu.kendimi derslere verdim.bir iki zoraki sevgili,ulaşılamaz platonik aşklar yaşayarak gizlenmeye çalışıyordum ama tamamen bilinçaltı,bunu farkında olarak da yapmıyordum,tamamen öyle gelişiyordu.
üniversite yılları ise biraz daha zorlu geçti,insanlar sürekli sevişiyor,ben bu duruma uzaktan bakıyordum,yakın arkadaşlarım sevgilim olmasa bile seks yapacak birilerinin olması gerektiğini söyleyip duruyorlardı.kendime uzak mesafe,bir iki uzun metrajlı sevgili yapıp üniversiteyi de öyle geçirdim.hetero rolünü olabildiğince dikkatli oynamaya çalışıyordum.kadınlarla oldum,çok fazla kadınla oldum.kendimi bir süre kadınlarla sevişebileceğime bile inandırdım.
iş hayatına başladığımda yalnızlık artık zor gelmeye başlamıştı.arada sanal seks kaçamaklarım oluyordu ama artık yetmemeye başladı.bu sefer gerçekten bir hetero olmaya,bir kadını gerçekten sevmeye,bir kadınla beraber olmayı sevmeye çalıştım.
bir sevgilim daha oldu,başlarda zorlamadan gidiyordu,kadınla da olsa düzenli bir cinsel hayatımın olması hoşuma gitmişti.denedim,oluyor gibi düşündüm ama aklımın bir köşesinde bir erkekle beraber olmak vardı.maddi açıdan da özgürdüm artık.kimseye hesap vermek zorunda da değildim.yalnız başıma tatile çıkmaya karar verdim,tatilimin tek amacı yalan yok,bir erkekle beraber olmaktı.belki de gay değilimdir diye düşünüyordum.denemeden anlamak imkansızdı,hatta büyük ihtimalle hoşuma gitmeyeceğini düşünüyordum.
biletlerimi aldım,valizimi hazırladım,sadece gideceğim şehir belliydi.daha önce hiç gitmediğim,kimseyi tanımadığım bir deniz şehriydi.
bulduğum ilk otele girdim.ilk gece biraz vakit geçirdim kendi kendime,tüm hayatımı sorguladım.bolca içtim.ama cesaret bulacak kadar içtim.mantığımı da kaybetmemem gerekiyordu.
gay dating uygulamarından birini indirdim.full aktif,full p ler ve sikicileri eledikten sonra zaten geriye bir iki kişi kalıyordu.biriyle konuşmaya başladım.tüm gece muhabbet ettik nerdeyse.ertesi gün yine tek başıma vakit geçirdim.büyük buluşma bugün olacak dedim kendi kendime,sözleşmemiştik ama biliyordum bir şeyler olacağını.hiç bir zaman yeteri kadar cesur bir insan olmamıştım.biraz daha bolca içtim o gün ve akşamında sahile buluşmaya davet ettim konuştuğum kişiyi.
o kadar içkiye rağmen hayatımda o anki kadar heyecanlı bir bekleyiş içinde olduğumu hatırlamıyorum.her ne kadar korksam da kararlı bir şekilde biramla beklemeye başladım.nasıl biri olduğumu tarif etmiştim.on beş yirmi dakika sonra biriyle göz göze geldik.ufak bir selamlaşmayla birbirimizden emin olduk.
benden yaşça büyüktü,beklediğimden çok daha hoş bir adamdı.
muhabbet etmeye başladık.en başta herkes anlıyor hissine kapılıp,geçici bir paranoya yaşadım.ellerim terledi,bir yandan da çaktırmamaya çalışıyordum.ben ne kadar tecrübesiz ve heycanlıysam karşımdaki kişi bir o kadar kendinden emin ve sakindi.bütün gerginliğime rağmen,ilk defa kendimi gizlemeye çalışmadan birileriyle her şeyi konuşabilmek,yadırganma korkusu olmadan her şeyi anlatabiliyor olmak,yalan söylememek,rol yapmamak çok fazla iyi hissettirmişti.etrafımdaki insanları da umursamaz olmuştum bir yerden sonra,zaten hiç kimseyi tanımıyordum da,ayrı bir güven veriyordu bana.iki saat kadar muhabbet ettikten sonra arabasıyla yüksek ama sakin bir yere gidip biramızı yudumlamaya başladık.gece olmuştu,deniz karanlık,şehrin ışıkları biraz uzaktaydı.tüm cesaretimi topladım,ilk defa bir erkeği öptüm.öpüşmeye başladık.kalbim kulağımda atıyordu sanki.ikimizin de dudaklarında alkol ve sigara tadı vardı.hayatımda ilk defa biriyle gerçekten öpüştüm.onlarca kadın öpmüştüm ama bu bambaşkaydı.öpüşürken hafif kirli sakalını okşadım,kadınlarda en hafif tüyden bile rahatsızlık duyarken sakallarından öptüm.defalarca.
eve gitmeyi teklif etti.bir an bile düşünmeden kabul ettim.niyeyse ilk defa tanıyor olmama rağmen en ufak bir güvensizlik hissetmedim.
evde biraz daha içtik.nerdeyse sarhoş olmak üzereydim.içerken bu sefer yanyanaydık,elinden tuttum,o gece yaşadığım her şeyi ilk defa yaşıyordum.ilk defa bir erkeğin elini tuttum,ilk defa bir erkeğin saçlarıyla oynadım.gözlerinin içine baktım.
yatak odasına geçtik daha sonra,gömleğimin iliklerini yavaş yavaş çözdü.beraber olduk.biraz müzik dinledikten sonra uyuduk.o gece sürekli uyandım,sarıldım,dokunabildiğim kadar dokundum ona.ertesi gün gidecektim.istesem bir gün daha uzatabilirdim.sabah oldu,alkolün etkisi geçince bir an pişmanlık duydum,kendimi kötü hissettim.o sınırı geçtim diye düşündüm.bir gece beni bambaşka biri yapmıştı.apar topar çıktım evden,çıkarken telefon numarasını aldım,bir daha görmeliyim onu diye düşündüm.
tüm yol boyunca onu düşündüm.o geceyi düşündüm.bir gece daha geçirmediğim için kendime lanet ettim.gittikçe eski hayatıma yaklaşıyordum,sevgilim beni evde bekliyordu.yol hiç bitmesin istedim.
eve döndüm.ona da durumu sezdirmemeye çalışıyordum ama olmadı.bir erkeğe,ona dokunduktan sonra,sevgilime dokunurken bir daha hiç bir şey hissedemedim.kısa süre sonra ayrıldım.karşımdaki kadına benden daha çok haksızlık ediyordum.en doğru olanı yaptım,zaten en başta büyük bir hata yapmıştım,onla ya da geçmişteki diğer kadınlarla beraber olmakla.kendime nasıl işkence ettiğimi hala sorguluyorum.
o adam da o geceden sonra hiç aklımdan çıkmadı.her gece konuştuk telefonda saatlerce,her fırsatta yanına gittim.gayliğimi sınamak için tanıştığım adama aşık oldum.ilk defa aşık oldum.belki her şeyi ilk defa yaşıyor olmanın verdiği heycandı bilmiyorum,belki ben biraz kezban ruhluydum.
ilk deneyimim hayatımın en güzel deneyimiydi.ve ben bunları yaşamadan önce hiç planlamamıştım.sadece biriyle seks yapıp,unutup geçeceğimi varsaymıştım.gayler sadece seks yapar diye düşnüyordum.ama öyle değilmiş.
ilk deneyimim benim devrimim,miladım oldu.belki de şansım yaver gitti ve tanışabileceğim en doğru insanlardan biriyle tanıştım.
umarım siz de benim kadar şanslı olursunuz.benim yaptığım hataları da yapmazsınız.hetero rolü yapmak uğruna birileriyle olmaktansa yalnız kalmak emin olun daha iyi.biraz cesaret ve biraz da insanları seçebilirseniz istediğiniz hayatı yaşamak için hiç bir şeyi ertelemeyin.
edit:aldattı lan.vazgeçtim gayler sadece seks yaparmış.güvenmeyin olum kimseye çok acıyor sonra.

Toplam entry sayısı: 53

covid-19

komplo teorilerine genelde itibar etmem ama dünyada hemen hiçbir ülkenin bu virüsün yayılmasına karşı doğru dürüst önlem almaması, adeta virüse kucak açması beni şaşkınlığa ve acabalara gark ediyor. avrupa ülkeri bile doğru dürüst önlem almadı ve en kötü senaryolar, liderler tarafından halka yedirilmeye çalışılıyor.
(bkz:merkel'in nüfusun çoğuna virüs bulaşacak açıklaması)
(bkz:macron'un dehşete düşüren corona raporu)

bunun yanında virüs hasta, zayıf, yaşlı insanlarda ölümcül oluyor; genç ve sağlıklı insanlarda hafifçe geçiştiriliyorken;
birilerinin nazist planlarını hayata geçirdiği düşüncesini kafamdan çıkaramıyorum.

ayı sözlük yazarlarının en tuhaf takıntıları

insanların ayaklarına bakmak, ayağını görmediği bir insanı henüz tanıyamadığını düşünmek. sürekli ayakkabısını çıkarmasını beklemek, ayağının çıplak olduğu fotoğrafları aramak vs. evet ben böyleyim: bir insanın ayağını görmediysem o insan benim için yarımdır henüz. işin garibi ayak görmekten nefret ediyor oluşum. ayak fetişinin tam tersi var bende. iğrenirim. ayağını gördüğüm insandan soğurum. ama görmek için de çaba sarf ederim.

farklı yatak odası fantezileri

şöyle bi oyun oynayacaksın partnerinle: taraflardan biri afrodizyak alacak ve diğeri onun karşısında soyunup seksi hareketler yapıcak, partnerinin iştahını iyonosfere çıkaracak ama vermeyecek. kovalarsa kaçacak...afrodizyak alan taraf çıldıracak, sürünecek.

başka bir gün diğer taraf afrodizyak alan taraf olucak. böyle dönüşümlü, süründürmeli bir fantezi benimkisi ımmmmmm.

ayı sözlük

yeterince özgürlükçü ve lgbt bireyler için yararlı olduğunu düşündüğüm canım sözlük. kendimi kabullenmemde büyük bir yeri var. 4-5 senedir takılıyorum sözlükte; homofobisini kusanı da gördüm, yeşilli-sarılı-kırmızılı birtakım grupların ağzından konuşanı da, muhazakar olup gaziye sataşanı da...hepsini kabullendim, insanların ifade özgürlüğüne verdim ama kabullenemediğim ve dark bear'ın yerinde olsam benim de uçurağım yazarlar var: bunlar sözlük kurallarını sistematik olarak ihlal etmeyi kendilerine duruş edinmişler, özgürlükten anladıkları da bu. kendilerince bu şekilde eğleniyorlar. fakat bir söz var, "nerede insan, orada toplum; nerede toplum, orada hukuk". sözlüğün yazarlar ve okurlar için daha kaliteli, nitelikli, sürdürülebilir ve albenili bir ortam olması için kurallara ihtiyacı var. editörken bu kuralları hatırlatmaktan, yazarları uyarmaktan gına geliyordu ve söyledikleri şuydu: "amaaan". bunu söyleyen insanların uçuruldukları zaman da "amaaan" demelerini bekliyorum, herkese sağlıklı günler diliyorum. ayı sözlük özgür bir ortam, özgürce yazın.

konya

21 yılımı çalmış, bunun 19 yılını lgbt birey olarak beni bir başıma yaşatmış olan şehirdir efendim. 19 yıl boyunca konya'nın taşrasında tek başıma lgbt birey olarak yaşadım. evet inanması zor. çevremde bir tek lgbt dahi yoktu. sonrasında da konya merkezde o güne kadar çevremde lgbt olmadığına şükrettiren lgbtlerle tanıştım. öyle bir ortamı vardır. o yüzden konya'yı kimse benim kadar hissetmemiştir eminim.
(bkz:konya'yı hissetmek)

hornet

dikkat ederseniz horneti hornet yapanlar istikrarlı bir şekilde uygulamayı kullanıyorlar. stabil bir profilleri oluyor. bunlar egolu, bencil, daha fazla hazdan başka meramı olmayan insanlar. diğerleri bir açar bir kapatır uygulamayı. kapattıları devrede topladıkları enerjiyi açınca yine tüketirler. bir muhasebe yaparlar: "şöyle şöyle sorunlu insanlarla artık işim olmaz" falan diye sonra uygulamayı tekrar açınca daha farklı sorunlu insanlara toslarlar. bu sefer tekrar uygulamayı kapatıp enerji toplamaya ve muhasebe yapmaya koyulurlar. bu döngü böyle devam eder.

sözlükte zekasıyla ve karizmasıyla yazarların çekemediği yazarlar

zekası ve karizması dolayısıyla çekemediğim bir yazarı içerdiğinden kendi adıma doğru olabilecek listedir. (bkz:futurelavirs)*
ayrıca kendi hazırladığı listeye kendini de ekleyen bir acayip yazar içeren listedir. *

fahrettin koca'nın gereksiz övülmesi

vaka tablosunun italya örneğinden farklı olmadığının anlaşıldığı şu günlerde bile devam eden durum. hayretlerdeyim.
italya, 6. gün vaka sayısı: 21
türkiye, 6. gün vaka sayısı: 47
italya 10. gün vaka sayısı: 323
türkiye 8. gün vaka sayısı: 191
muhtemelen 10. gün yine italya'yla başa baş gideceğiz.
gerçekten merak ediyorum: yurt dışından gelen o kadar insanı karantinaya almayan, geri kalanını apar topar göstermelik bir karantinaya alan (22 müftülük görevlisi karantinadan ayrıldı, umreciler taşıyan otobüsten bir kız çocuğu inip başka bir araca binip ayrıldı), vatandaşa yeterli test imkanı sunmayan, rakamları gecenin bir vakti şaibeli olarak açıklayan bu beyefendinin nesi bu kadar övülüyor?

edit: şimdiden söyleyeyim bütün sağlık çalışanlarına olduğu gibi bakana da bu süreçteki emeğinden dolayı minnettarım. ama kendisi kesinlikle bir üstün başarı örneği göstermedi, göstermiyor.

edit: 10. gün öngörümüz daha 8. günde gerçekleşti bile. vaka sayısı 359 oldu.

nur yerlitaş

allah rahmet eylesin. ekranlardan gördüğüm kadarıyla çok içli, esaslı bir insandı. ama maalesef etrafındaki insanlar ona hiç benzemiyorlarmış. beraber iş yaptığı, ekranlara çıktığı insanlardan yalandan bir başsağlığı dileyip daha yarım saat olmadan öbürsü gün yapacağı programın paylaşımını yapanı mı ararsın, ürün reklamı yapanını mı? magazinel insanların ne kadar hissizleştiğini, samimiyetsizleştiğini bugün fark ettim. "nurellam nur içinde yat çok üzgünüm bu arada yarınki programımız olaaay! ayrıca efsane bb kremi de linkteki sayfadan alabilirsiniz!!" gerçekten bu nedir ya?

bok nakli

ağız yoluyla da yapılabiliyor. aşırı antibiyotik kullanımına bağlı olarak bağırsaktaki bakterilerin kıyıma uğraması ve bu bakterilerle mücadele halinde olup antibiyotik direnci bulunan clostridium difficile bakterisinin boşluktan yararlanıp bayrak açmasıyla gelişen ishalli vakalarda ağız yoluyla bok nakli bir tedavi seçeneği olabiliyor. insanlığın sonunu getirebilecek felaketler arasında gösterilen bu bakterinin zatı alimde de varlığından şüphelenilmiştir. neyse ki olmadığı saptanmış ve "acaba kimin bokunu seçsem? ; ablamınki sanki biraz daha az itici geliyor..." gibi düşüncelerden hekimlerce kurtuluşum sağlanmıştır.
(bkz:clostridium difficile)
(bkz:bağırsak florasında bozulma)
(bkz:ishal)

ayı sözlük

yeterince özgürlükçü ve lgbt bireyler için yararlı olduğunu düşündüğüm canım sözlük. kendimi kabullenmemde büyük bir yeri var. 4-5 senedir takılıyorum sözlükte; homofobisini kusanı da gördüm, yeşilli-sarılı-kırmızılı birtakım grupların ağzından konuşanı da, muhazakar olup gaziye sataşanı da...hepsini kabullendim, insanların ifade özgürlüğüne verdim ama kabullenemediğim ve dark bear'ın yerinde olsam benim de uçurağım yazarlar var: bunlar sözlük kurallarını sistematik olarak ihlal etmeyi kendilerine duruş edinmişler, özgürlükten anladıkları da bu. kendilerince bu şekilde eğleniyorlar. fakat bir söz var, "nerede insan, orada toplum; nerede toplum, orada hukuk". sözlüğün yazarlar ve okurlar için daha kaliteli, nitelikli, sürdürülebilir ve albenili bir ortam olması için kurallara ihtiyacı var. editörken bu kuralları hatırlatmaktan, yazarları uyarmaktan gına geliyordu ve söyledikleri şuydu: "amaaan". bunu söyleyen insanların uçuruldukları zaman da "amaaan" demelerini bekliyorum, herkese sağlıklı günler diliyorum. ayı sözlük özgür bir ortam, özgürce yazın.

sözlükte zekasıyla ve karizmasıyla yazarların çekemediği yazarlar

zekası ve karizması dolayısıyla çekemediğim bir yazarı içerdiğinden kendi adıma doğru olabilecek listedir. (bkz:futurelavirs)*
ayrıca kendi hazırladığı listeye kendini de ekleyen bir acayip yazar içeren listedir. *