myjudas

Durum: 165 - 22 - 3 - 0 - 11.05.2021 02:21

Puan: 3846 - Sözlük Kezbanı

5 yıl önce kayıt oldu. 6.Nesil Yazar.

Beni kibarca öldürebilirsin.
  • /
  • 9

göt yalamak

erkek götü bir insanın en güzel yeri. okşamak, izlemek, yalamak... ve evet buna deliği de dahil.

ayı sözlük yazarlarının yaşadıkları şehirler

yaa siz de derdiniz var sanın!..
(bkz:konya)

berber dayaması

patır kütür sikişirken zevk alamadığım zamanlar olurken genç ve biraz olsun yakışıklı bir berberin dolgun ve dipdiri bulgesini hafif hafif kolumda hissetmek beni zevke getiriyor. kot pantolonluysa heleee... buna kendimi açarım. hatta berber dayamıyordur; ben kolumu ona dayıyorumdur.
(bkz:berber müşterisi dayattırması)
(bkz:berber müşterisi dayaması)
(bkz:benim seksim gelmiş)

duyulan en tuhaf isimler

demek hiçbiriniz "yarra" ismini duymadınız ha? evet yarra: kız ismi.
"yarram!" şeklinde sevgi dolu seslenilebilecek bir kız ismi.

entry favorileme sebepleri

açıkçası ben artı oya ek olarak entry favoriliyorum. çünkü biliyorsunuz: artı oy verenler görülemiyor ama favorileyenler görülebiliyor. yani "bak senin entryini artılayıp favoriledim. bak bunu gör tamam mı? bak..." demek için favoriliyorum.

ayı sözlük akademi

overthinkingten muzdarip arkadaşlarımız için "seksten başka hiçbir şey düşünmeme teknikleri ile rahatlama-içsel barış" dersi ve
yine "eleştirel-postmodern dil bilgisi ve tdk'ya muhalefet tarihi" dersi için kamyoncu.

anarko komünizm

anarko kombi gerçek kombi gerçek komforr

eski sevgiliye tecavüz etmek

sözlükte son zamanlarda gündem olan başlıklar bi siktirin gidin allasen dedirtiyor. yok kuran yırtma isteği yok eski sevgiliye tecavüz falan...
tanım:suçtur, iğrençliktir, ahlaksızlıktır.

ihtiyacı olan arkadaşlar için de link:
https://www.google.com/url?sa=t&sour...

içgörü kaybı

psikoz gibi durumlarda kişinin hasta olduğunun farkında olmaması olarak anlaşılacağından zannersem şüphe yok. böyle de anlaşılıyor ruh sağlığı çalışanlarınca. fakat konu depresyon olduğunda bu hususun tartışmaya değer olduğu kanısındayım. hasta olmayanlar bile depresyon söz konusu olduğunda kendilerini hasta kabul ediyor. çevremizde de depresyon yaşayan bolca insan görüyoruz. ben daha ben hasta değilim diyenini görmedim bunların. hasta olduklarının farkındalar ama ruh hallerinin hep böyle devam edeceği gibi bir yanılgı yaşıyorlar. filozof kişilikli insanlar söz konusu olduğunda belki kişinin hasta olduğunun farkında olmaması şeklinde anlaşılabilir. (bkz:filozof kişilikli insan)
(bir terapi anlatısında hastanın filozof kişilikli olduğundan, entelektüel düşünmeye meyilinden dolayı depresyon yaşadığı ifade ediliyordu. yoksa depresyon yaşayan bireylerden bazıları bu şekilde kategorize ediliyor mu bilmiyorum.)

depresyon

herkes depresyonla beraber seyreden kötü duygulara ve düşüncelere odaklanmış olsa da, aslında depresyonun en tehlikeli noktası içgörü kaybıdır. (kötü duygular ve düşünceler konusu zaten tartışmalıdır. yukarıda bir arkadaş da yazmış depresyon aslında hissedememe halidir diye. tartışmaya değer bir husus olduğu açık.) kişi bir şeylerin daha farklı olabileceğine, hayatı spontane şekilde yaşayabileceğine, hatta zaman zaman mutlu bile olabileceğine inanamaz. içinde bulunduğu hislerin ve hayata bakış açısının devam edeceğini düşünür. bu yüzden kaybedilen içgörüyü tekrar kazanabilmek için çabalaması en elzem noktalardandır. daha önce yaşamış olduğu bir depresif atağı ve bu ataktayken neler düşündüğünü-hissettiğini; ardından söz konusu atağı izleyen normal evrede neler düşündüğünü-hissettiğini düşünmeli ve buradan büyük resme ulaşmalıdır. misal atağı izleyen evrede bir sabah kahvaltısında ne düşünüyorum-hissediyorum? depresyondan çıktığımda kendime ne söylemiştim? önceki atakta da değişmezlik sanrısı yaşadım mı? yaşadıysam izleyen evrede bu sanrının gerçekliğiyle ilgili neler öğrendim?
gibi soruları sormalıdır.

bir ara sebepsiz duygudurum değişiklikleri yaşıyordum. hatta bipolar ya da borderline olduğumdan şüpheleniyordum. fakat üzerime depresyon çöktüğünde hemen içgörümü bana geri kazandıracak telkinlere başvuruyordum ve depresif atağı şipşak geride bırakıyordum. o yüzden herkese tavsiyemdir buna dikkat edilmesi.

ölüm

kaçınılmaz bir gerçek. bu noktada yapabileceğimiz bir şey yok. biz de öleceğiz, sevdiklerimiz de. fakat yaşam da en az ölüm kadar gerçek. yaşıyoruz. üstelik sevdiklerimiz de bizimle beraber. öyleyse elimizdeki hayatın kıymetini bilmek ve hayattan israf etmemek en mantıklı tutum olarak karşımıza çıkıyor. işte burada en büyük engelimizse: ölüm anksiyetesi. "ölmekten korkuyorum; o yüzden yaşamıyorum" tipi insanlardan olmamak gerek. ölmekten korkan insan yaşayamaz; yaşayamadıkça ölümden korkar. öyleyse, bu kısır döngüyü sona erdirmek gerekir. ölüm anksiyetemizi olabildiğince hafifletmek -düşük ölüm anksiyetesinin de tıpkı düşük enflasyon gibi yararlı olacağını: insana dinamizm katacağını düşünüyorum- gerekir. ölüm anksiyetesini hafifletmek içinse varoluşçu değil bilişsel davranışçı ekolün ortaya koyduklarının daha faydalı olduğu benim görüşüm. yani bilişsel davranışçı ekolün öğrenilmesini tavsiye ediyorum. ölüm anksiyetesini tamamen ortadan kaldırmaksa zannımca mümkün değil. ne kadar dolu, nitelikli, otantik yaşarsanız yaşayın bilinç seviyesinde olmasa bile ölüm gerçeği size bir huzursuzluk verir. hani en mutlu olduğumuz zamanlarda bile bir şey eksiktir ya... bir türlü tespit edemediğimiz bir şey... ölümsüz ve mutlak derecede anlamlı olana özlem duyan insan en mutlu olduğu anın da, elindeki her şeyin de fani olduğunun bilinç seviyesinde olmasa da farkındadır da ondan eksik hisseder. o eksiği tamamlamak için çabalar. ölüm kaçınılmaz bir gerçek olduğu sürece bu nafile çabadır da farkında değildir. olsun, demin de dediğim gibi çabalasın, dinamik kalsın.

ölüm anksiyetesi insanın en temel yapıtaşıdır. yaşam biçimimiz aslında ölüm anksiyetesine karşı savunma biçimimizdir. bazılarımız işkoliklikle, bazılarımız sosyal ortamlarda vakit geçirerek, bazılarımız felsefeyle ilgilenerek bununla başa çıkmaya çalışır. aslında neyle savaştığının farkında bile değildir. işte kişinin yaşam biçimini değiştirmesi de bu yüzden zordur. alışık olduğu savunma mekanizmasını bırakıp ölüm anksiyetesinin nefesini ensesinde hissetmektedir.

not: psikoloji öğrencisi dahi değilim. dolayısıyla belirttiğim tespitlerin bazıları için kaynak dahi gösteremem. genel olarak psikoloji ilmine ilgili bir gencin kendi düşüncelerini içeren bir yazıdır. itibar etmeme hakkınız saklıdır.

beni siken yok mu

myjudass

datça karpuz götlüm film festivali

(bkz:i ass my mother what will i be) derken gözlerim bir takılıyor. sonrasında da yüzümde bir şaşkınlık hasıl oluyor fark ettiyseniz. (bkz:özdemir) isimli jürinin "benim de popişlerim gayet iyi" der gibisinden popişlerine bakıp kendini teselli etmeye çalıştığını, sonra hızla (bkz:anna madrigal) isimli jürinin kolunu çekiştirip ondan teselli beklediğini, (bkz:anna madrigal)inse saçlarını hafifçe arkaya attıktan sonra (bkz:özdemir)'in popişine bakarken önce tebessüm ettiğini sonra da hafifçe gülmeye devam ederek onu teselli etmeye çalıştığını gördüm orada. tam gördüklerimi kanıksıyordum ki elini jüri masasının altından çıkarıp (bkz:özdemir)'in önündeki peçetelere uzanmaya çalışan (bkz:benim de söyleyeceklerim var)'ın (bkz:özdemir)'in dildolarından birini düşürdüğünü görüyorum. birkaç seyirci sevinçle dildoyu kaparken (bkz:özdemir) onlara dönüp çemkirerek dildoyu geri alıyor. "hey! what's your problem man! were you to want it we would give it back to you anyway!" diyen turisti ise "problem değil adamım. istiyor musun? sana her halde .rk.d.n veririz." olarak anlayıp yumuşadığını ve köylü kız edasıyla hafifçe gülümseyerek kartvizitini turist gence verdiğini, gencimiz ve çevresindekilerin de şaşırdığını görüyorum. sonrasında şarkıya allah'ım kör et beni diye devam etmek geçiyor içimden ama nafile...

datça karpuz götlüm film festivali

ben zaten halkın götünde taht kurmuş bir yıldız olduğum için katılmaya tenezzül bile etmedim. yoksa milletin götünü yırtıp komik durumlara düştüğü ödül aslen bana teklif edilmişti. fekat ben götümü çevirip bakmadım bile. önümüzdeki günlerde dünya çapında bir organizasyon olan ve benim de gediklisi olduğum torontoto uluslararası film festivalinde boy göstereceğim. geçen sene katılamamıştım. sebebini biliyorsunuz: popişlerim halkta kaçınılmaz ve geri dönülmez, yaşayanın altından kalkamadığı heyecanlar uyandırdığından mahkeme kararıyla zorunlu tıbbi müdahaleye tabi tutulmuştum. normalleştirme -artık ne kadar olabiliyorsa- prosedürü tahmin edilen 4 aylık süreyi de aştı. mahkemeden ek 4 aylık bir süre daha istenmek zorunda kalındı. neyse ki bir doktorun daha sonra "en zor sekiz ayım, naz elması safire dönüştürme simyası" isimli kitabında da bahsedeceği süreç sona erdi. yokluğumda meydanı boş bilenlere bir göt dağı vermek için hazırım. 8 aylık zorunlu tıbbi müdahaleden sonra bile bana shit koşabilecek götün onlarda olmadığını göstereceğim.

cehalet mutluluktur

bu ve bunun gibi, zeki-bilen insanların mutsuz olmasının kaçınılmaz olduğuna insanları koşullayan ifadeleri, doğru -belki yerinde ya da yeterli demeliyim- bulmuyorum. evet farkında olmak zaman zaman mutsuzluğu beraberinde getirebilir ama mutluluk daha çok neye nasıl baktığınızla ilgilidir. hatta farkındalığın getirdiği mutsuzluk geçicidir. kişi farkına vardığı gerçeğe olumlu bakabilmek için efor sarf etmelidir bir süre, o kadar.

misal kişi hayatın faniliği ve anlamsızlığının farkına vardığında (bkz:optimist nihilizm) denilen yolda da yürüyebilir, kurbanlık koyun gibi acı içinde yaşayıp ölümü de bekleyebilir. bir de kendine şunu der: "ben kurbanlık koyun olduğumun farkında olacak kadar zekiyim. o yüzden mutsuzum."

gerçekten zeki bir insan hem farkında hem mutlu olabilir. hatta uzayda muz yiyip çilek tadı alabileceği seçeneği yaratır.

18 nisan 2021 yds

aldığım puanla (bkz:ayı sözlük tanrıları)'nı tatmin edemeyeceğimin farkında olarak açtığım başlıktır. biz de garibanık işte, hoş görüverin.
yanımdaki şezlongda uzanan turiste dönüp, "are you sex?" diyerek meramımı anlatabilecek seviyeye geldiğim için ben memnunum açıkçası.

18 nisan 2021 yds

bugün temel soru kitapçığı yayınlanan sınavdır.
93,75 alıyorum muhtemelen. benim için gayet tatmin edici bir not. genel olarak zor olduğu söylense de, bence geçmiş yıllara göre daha kolaydı ve yds karakteri taşımıyordu. noun clause ve relative clause soruları yoktu mesela. bağlaç sorularının da bir numarası yoktu keza. paragraf tamamlama ve paragrafta anlam bütünlüğünü bozan cümleyi bulma soruları banko puandı. paragrafa dair soruların sorulduğu kısım nispeten önceki senelere göre kolaydı. yalnızca çeviri soruları geçen yıllardaki gibiydi.

şema terapi

bilişsel davranışçı psikoterapi temelinde geliştirilmiş ve etkinliği kanıtlanmış bir terapi yöntemi. (bkz:jeffrey e. young)
kendilerinin şema terapi isimli kitabı en işe yarar kendine yardım kitaplarından biridir.

bilişsel davranışçı terapinin hangi eksik yönleri göz önünde bulundurularak bu terapinin geliştirildiğini merak edenler için
(bkz:alp karaosmanoğlu)'nun youtube'da bununla ilgili videoları bulunmaktadır.

şu an seks yaparken açtığım başlık

kimseyi ilgilendirmeyendir.
  • /
  • 9

ayı sözlük yazarlarının yaşadıkları şehirler

kiminin derdi bir başkasının hayali olabilir. #433495
(bkz:van)

berber dayaması

berber dayatması da var. sormadan kaş almak gibi, sormadan sakal, bıyık düzeltmek,... ben böyle seviyorum berberbeyi

berber dayaması

allah dayanma gücü versin*

berber dayaması

hiç yaşamadığım ve muhtemelen hiç yaşayamıyacağım bi durum. çünki o sandalyeyi kaplıyamıyorum hep ortalıyorum dolyısiyle bana ulaşması için önce kıyıya paralel uzanması lazım

entry favorileme sebepleri

favorilemek değil de tüm entryleri artılayasım geliyor benim. bana laf sokanı bile artıladım bir ara. lgbti dayanışması adına herkesin gönlü hoş olsun istiyorum ama anonim de olsun istiyorum. ama bıraktım artık. kamyoncu'nun şehzade saksosu'nda bile elim artıya gidince artık dur dedim bu olaya. get in bitches we're going to seri eksileme dönemi!*

entry favorileme sebepleri

eksilediğim belli olmasın diye.

ayı sözlük akademi

- 4 adımda pasif nasıl olunur?
bu uygulamalı yalamalı dersin değerli hocası (bkz:özdemir) . yararlanacağınızı umuyorum. hoca öğrenciye, öğrenci hocaya, sonra herkes hocaya... düsturumuz budur.

- ağzını yırtarım senin - bir rahatlama atölyesi
(bkz:gamlı_baykuş) seneler içinde edindiği mahalle kültürünü denekler üzerinde deneyip sonsuz huzuru öğrencilerine aşılayacak. denek arıyoruz müracaat: akademi kantini

- alırım bi dal
(bkz:xalocum) hem fakirliği hem de zenginliği uçlarda yaşamış bir hocamız. sizlere zengin koca nasıl kafalanır onun yollarını anlatacak. bu ders ek ücrete tabidir. gönlünüzden ne koparsa.

- her türlü
adından da anlaşılacağı gibi her yolun bulunacağı bu derste öğrenciler için yeni kapılar açılacak hayatlarında. bu dersten de bir halt anlamazlarsa ...tirsinler gitsinler çok afedersiniz. tabiki hocamız (bkz:anna madrigal)

- biçki dikiş nakış olmadı dudaklara yapış

(bkz:benim de söyleyeceklerim var) karikatürlerle ifade tekniğini anlatacak ve öğrencileri coşturacak. öyle bir karikatür paylaşırım ki suyu gelir öğrencinin dedi, biz de ona istinaden bu dersi ekledik. ben de merak ediyorum açıkçası katılıp göreceğim.


diğer dersleri ekleyeceğim takipte kalınız...

ayı sözlük akademi

uygulamalı dersler ne zaman başlıyacak

hayatı ertelememek

hayatı ertelememek

son okuduğum nikos kazancakis romanı resmen hayatımı değiştirdi diyebilirim.
özellikle hayatta yapılacak en büyük çılgınlık hiçbir çılgınlık hiç yapmamaktır sözü bana hayatımı sorgulattı.
nasıl da dar kalıplar arasına hapsedilmişiz farkında olmadan. güvenli sular olarak bize dayatılan bu alanın dışına çıkmak büyük bir çılgınlık olarak kanıksatılmış bize.
iyi ki bu kitabı okumuşum. bir kitap okudum hayatım değişti lafına çok gülerdim ama başıma geldi resmen.
bugün mesela yıllardır ertelediğim bir hayalimi gerçekleştirdim. pahalı olduğundan normal şartlar altında zırnık koklatmayacağım calvin klein donu satın aldım gidip. hatta demin fotoğraf çekilip hornete attım. yanlış anlaşılmak istemem mübarek ramazan gününde direkt boxer ile foto koymadım tabi ki. ama pantolonumdan calvin klein yazısı görünecek şekilde paylaştım. kim bilir belki de gerçek aşkı bulmaya yakınımdır şu an.
ben hayalimi gerçekleştirdim ve bunları da lbgti dayanışması adına yazmak istedim. bu hayatta yapılacak en büyük çılgınlık hayalleri ertelemektir.

Toplam entry sayısı: 165

ayı sözlük itiraf

gamlı_baykuş'un yaşadığının benzerini ben de ailemle sürekli yaşıyorum. birbirimizin sorunlarından kaçıyoruz. sanırım bunu kaldıramayacağımızı hissettiğimizden. her birimiz ayrı ayrı kendince sorunları olan insanlarız. her birimiz kendi köşemizde sorunlarımız yokmuş gibi görünmeye, diğerini demoralize etmemeye çalışıyoruz. misal geçenlerde kahvaltıda çay katarken gözyaşlarımı tutamadım. saklamaya çalıştım ama namümkün. annem hiçbir şey demedi. hiçbir şey sormadı. kayıtsız kaldı. bir taraftan isterdim yarama bir neşter vurmasını, oracıkta bir katarsis yaşamayı, içimi döküp rahatlamayı. diğer yandan istemezdim: üzülmesini, derdimi dert etmesini...

ablamla antidepresan kullanışımla ilgili konuşuyoruz. depresyon ve anksiyete yaşadığımdan bahsediyorum. nasıl bir depresyon, ne hissediyorum, bana bunu ne hissettiriyor?.. kayıtsız kalıyor. ki kendisi benim yaşama sebebim olan insan. bundan sonra otuz yıl boyunca ablanı göremeyeceksin ama otuz yıl sonra bir günlüğüne görebileceksin deseler o bir gün için otuz yıl yaşarım, her şeyiyle kollarımı açarım hayata.

bir gün otursak ablamla, "abla benim için korkmana gerek yok. sorunlarımın olması, hayatın benim için zor olması bırakıp gideceğim anlamına gelmiyor. sen yaşadıkça ben de yaşayacağım. ne sen benim sorunlarından kaç ne ben senin. bilelim birbirimizi, anlatıp rahatlayalım..." diye konuşsam belki de çok şey değişecek.

beyoğlu'nda trans bir kadına tuz ruhu ile saldırı

bundan böyle ortamlarda sinmeyeceğim, transeksüellerin ve travestilerin haklarını sonuna kadar savunacağım. uğrunda mücadele edilecek bu kadar çok anlamlı şey varken, hayatın anlamsız olduğunu düşünerek ergenliğe devam etmenin mantığı yok.

anarko komünizm

anarko kombi gerçek kombi gerçek komforr

datça karpuz götlüm film festivali

(bkz:i ass my mother what will i be) derken gözlerim bir takılıyor. sonrasında da yüzümde bir şaşkınlık hasıl oluyor fark ettiyseniz. (bkz:özdemir) isimli jürinin "benim de popişlerim gayet iyi" der gibisinden popişlerine bakıp kendini teselli etmeye çalıştığını, sonra hızla (bkz:anna madrigal) isimli jürinin kolunu çekiştirip ondan teselli beklediğini, (bkz:anna madrigal)inse saçlarını hafifçe arkaya attıktan sonra (bkz:özdemir)'in popişine bakarken önce tebessüm ettiğini sonra da hafifçe gülmeye devam ederek onu teselli etmeye çalıştığını gördüm orada. tam gördüklerimi kanıksıyordum ki elini jüri masasının altından çıkarıp (bkz:özdemir)'in önündeki peçetelere uzanmaya çalışan (bkz:benim de söyleyeceklerim var)'ın (bkz:özdemir)'in dildolarından birini düşürdüğünü görüyorum. birkaç seyirci sevinçle dildoyu kaparken (bkz:özdemir) onlara dönüp çemkirerek dildoyu geri alıyor. "hey! what's your problem man! were you to want it we would give it back to you anyway!" diyen turisti ise "problem değil adamım. istiyor musun? sana her halde .rk.d.n veririz." olarak anlayıp yumuşadığını ve köylü kız edasıyla hafifçe gülümseyerek kartvizitini turist gence verdiğini, gencimiz ve çevresindekilerin de şaşırdığını görüyorum. sonrasında şarkıya allah'ım kör et beni diye devam etmek geçiyor içimden ama nafile...

datça karpuz götlüm film festivali

ben zaten halkın götünde taht kurmuş bir yıldız olduğum için katılmaya tenezzül bile etmedim. yoksa milletin götünü yırtıp komik durumlara düştüğü ödül aslen bana teklif edilmişti. fekat ben götümü çevirip bakmadım bile. önümüzdeki günlerde dünya çapında bir organizasyon olan ve benim de gediklisi olduğum torontoto uluslararası film festivalinde boy göstereceğim. geçen sene katılamamıştım. sebebini biliyorsunuz: popişlerim halkta kaçınılmaz ve geri dönülmez, yaşayanın altından kalkamadığı heyecanlar uyandırdığından mahkeme kararıyla zorunlu tıbbi müdahaleye tabi tutulmuştum. normalleştirme -artık ne kadar olabiliyorsa- prosedürü tahmin edilen 4 aylık süreyi de aştı. mahkemeden ek 4 aylık bir süre daha istenmek zorunda kalındı. neyse ki bir doktorun daha sonra "en zor sekiz ayım, naz elması safire dönüştürme simyası" isimli kitabında da bahsedeceği süreç sona erdi. yokluğumda meydanı boş bilenlere bir göt dağı vermek için hazırım. 8 aylık zorunlu tıbbi müdahaleden sonra bile bana shit koşabilecek götün onlarda olmadığını göstereceğim.

beyoğlu'nda trans bir kadına tuz ruhu ile saldırı

bundan böyle ortamlarda sinmeyeceğim, transeksüellerin ve travestilerin haklarını sonuna kadar savunacağım. uğrunda mücadele edilecek bu kadar çok anlamlı şey varken, hayatın anlamsız olduğunu düşünerek ergenliğe devam etmenin mantığı yok.

datça karpuz götlüm film festivali

(bkz:i ass my mother what will i be) derken gözlerim bir takılıyor. sonrasında da yüzümde bir şaşkınlık hasıl oluyor fark ettiyseniz. (bkz:özdemir) isimli jürinin "benim de popişlerim gayet iyi" der gibisinden popişlerine bakıp kendini teselli etmeye çalıştığını, sonra hızla (bkz:anna madrigal) isimli jürinin kolunu çekiştirip ondan teselli beklediğini, (bkz:anna madrigal)inse saçlarını hafifçe arkaya attıktan sonra (bkz:özdemir)'in popişine bakarken önce tebessüm ettiğini sonra da hafifçe gülmeye devam ederek onu teselli etmeye çalıştığını gördüm orada. tam gördüklerimi kanıksıyordum ki elini jüri masasının altından çıkarıp (bkz:özdemir)'in önündeki peçetelere uzanmaya çalışan (bkz:benim de söyleyeceklerim var)'ın (bkz:özdemir)'in dildolarından birini düşürdüğünü görüyorum. birkaç seyirci sevinçle dildoyu kaparken (bkz:özdemir) onlara dönüp çemkirerek dildoyu geri alıyor. "hey! what's your problem man! were you to want it we would give it back to you anyway!" diyen turisti ise "problem değil adamım. istiyor musun? sana her halde .rk.d.n veririz." olarak anlayıp yumuşadığını ve köylü kız edasıyla hafifçe gülümseyerek kartvizitini turist gence verdiğini, gencimiz ve çevresindekilerin de şaşırdığını görüyorum. sonrasında şarkıya allah'ım kör et beni diye devam etmek geçiyor içimden ama nafile...

ayı sözlük itiraf

gamlı_baykuş'un yaşadığının benzerini ben de ailemle sürekli yaşıyorum. birbirimizin sorunlarından kaçıyoruz. sanırım bunu kaldıramayacağımızı hissettiğimizden. her birimiz ayrı ayrı kendince sorunları olan insanlarız. her birimiz kendi köşemizde sorunlarımız yokmuş gibi görünmeye, diğerini demoralize etmemeye çalışıyoruz. misal geçenlerde kahvaltıda çay katarken gözyaşlarımı tutamadım. saklamaya çalıştım ama namümkün. annem hiçbir şey demedi. hiçbir şey sormadı. kayıtsız kaldı. bir taraftan isterdim yarama bir neşter vurmasını, oracıkta bir katarsis yaşamayı, içimi döküp rahatlamayı. diğer yandan istemezdim: üzülmesini, derdimi dert etmesini...

ablamla antidepresan kullanışımla ilgili konuşuyoruz. depresyon ve anksiyete yaşadığımdan bahsediyorum. nasıl bir depresyon, ne hissediyorum, bana bunu ne hissettiriyor?.. kayıtsız kalıyor. ki kendisi benim yaşama sebebim olan insan. bundan sonra otuz yıl boyunca ablanı göremeyeceksin ama otuz yıl sonra bir günlüğüne görebileceksin deseler o bir gün için otuz yıl yaşarım, her şeyiyle kollarımı açarım hayata.

bir gün otursak ablamla, "abla benim için korkmana gerek yok. sorunlarımın olması, hayatın benim için zor olması bırakıp gideceğim anlamına gelmiyor. sen yaşadıkça ben de yaşayacağım. ne sen benim sorunlarından kaç ne ben senin. bilelim birbirimizi, anlatıp rahatlayalım..." diye konuşsam belki de çok şey değişecek.

eşcinselliğinden acı çeken mümin

muhtemelen çoğumuzun bir zamanlar dahil olduğu insan grubu. bir yerden sonra bu uzlaşmazlık kişinin bir yönünden feragat etmesiyle sonuçlanır. bu feragat ise genelde 20li yaşlara kadar çoktan gerçekleştirilmiş olur. fakat beni şaşırtan ve bu başlığı açmaya iten olgu ise 20li yaşlarından sonra da hala bu çatışmayı devam ettirenlerin varlığıdır. nasıl güçlü bir bünyeye sahiptirler ki, böyle güçlü bir çatışmayı uhdelerinde devam ettirebilmektedirler?
ben genelde fakültede görüyordum kendilerini. eşcinsel olduklarını hissettiğim gibi, bundan içten içe acı çektiklerini de hissediyordum. tabii sadece şaşırmıyordum. aynı zamanda onlar için sabırsızlanıyordum da. bir çeşit verkurtulbeoğlum bakış açısı.
her neyse, bununla ilgili ekşi'de okuduğum komik bir şeyi paylaşarak bitireyim. yazarcanın biri cemaatçi bir gayle birlikte olduğunu yazıyor. ve diyor ki, "bir taraftan sevişiyor, bir taraftan da 'bu yaptığımız çok günah, bu yaptığımız çok günah, allah görüyor' deyip duruyor. allah olsam çarpardım." evet çok komik.

datça karpuz götlüm film festivali

ben zaten halkın götünde taht kurmuş bir yıldız olduğum için katılmaya tenezzül bile etmedim. yoksa milletin götünü yırtıp komik durumlara düştüğü ödül aslen bana teklif edilmişti. fekat ben götümü çevirip bakmadım bile. önümüzdeki günlerde dünya çapında bir organizasyon olan ve benim de gediklisi olduğum torontoto uluslararası film festivalinde boy göstereceğim. geçen sene katılamamıştım. sebebini biliyorsunuz: popişlerim halkta kaçınılmaz ve geri dönülmez, yaşayanın altından kalkamadığı heyecanlar uyandırdığından mahkeme kararıyla zorunlu tıbbi müdahaleye tabi tutulmuştum. normalleştirme -artık ne kadar olabiliyorsa- prosedürü tahmin edilen 4 aylık süreyi de aştı. mahkemeden ek 4 aylık bir süre daha istenmek zorunda kalındı. neyse ki bir doktorun daha sonra "en zor sekiz ayım, naz elması safire dönüştürme simyası" isimli kitabında da bahsedeceği süreç sona erdi. yokluğumda meydanı boş bilenlere bir göt dağı vermek için hazırım. 8 aylık zorunlu tıbbi müdahaleden sonra bile bana shit koşabilecek götün onlarda olmadığını göstereceğim.

anna madrigal

üçüncü bir göz olarak doğruluk elçisi-narsist bir çizgiye eğilimi olduğunu gördüğüm yazar.
olası yanlış anlaşılmaları def etmek için bu entrynin kişisel öfke, garez ya da hor görüyle yazılmadığını belirteyim.
biraz sakin.

özdemir

hepimiz gibi başkalarının hoşuna gitmeyen tarafları olan bir insan. ancak bu sözlükteki yalnızlığının fırsat bilinip çete gibi kendisine sataşılmasını hoş göstermiyor. hele bazıları var ki gücün yanında yer alıp prim kasmak için hareket ediyorlar ve bu kendilerini yalnızca gözüne girmeye çalıştıkları insanlara hoş gösteriyor. yoksa üçüncü bir göze hiç de hoş gelmiyorlar, söyleyeyim.
sözün özü, sözlüğün orasına burasına arttırmayı bırakıp bu tatsızlığı derhal bitirin.

bir erkeği karizmatik kılan şeyler

akıl, ilke, ideal, zevk, nezaket ve vakar sahibi olmasıdır.
bunlardan biri bile eksikse o erkek karizmatik olamaz. bu yüzden karizmatik bir erkekle karşılaşmak bizler için neredeyse imkansızdır.

edit: bu entryi eksileyen arkadaşta acaba hangisi -muhtemelen hangileri- eksik de tavır yapıp eksi verdi?

anal seks

elinizi penisinize dokundurmadan bile orgazm olabilmenizi sağlayan bir eylem -pasif için konuşuyorum yoksa aktif için bu normal bi durum-. ben de ilk yaşadığımda çok şaşırmıştım. sanırım bunun için partnerinizin gerçekten yakışıklı olması lazım çünkü bana bunu yaşatanlar hep çok yakışıklı partnerlerimdi. hatta bir keresinde partnerim daha girer girmez benden bir şeyler fırlamıştı ki kendisi yaşadığım şehrin en yakışıklı gayi olmaya adaydır.

ayı sözlük

yeterince özgürlükçü ve lgbt bireyler için yararlı olduğunu düşündüğüm canım sözlük. kendimi kabullenmemde büyük bir yeri var. 4-5 senedir takılıyorum sözlükte; homofobisini kusanı da gördüm, yeşilli-sarılı-kırmızılı birtakım grupların ağzından konuşanı da, muhazakar olup gaziye sataşanı da...hepsini kabullendim, insanların ifade özgürlüğüne verdim ama kabullenemediğim ve dark bear'ın yerinde olsam benim de uçurağım yazarlar var: bunlar sözlük kurallarını sistematik olarak ihlal etmeyi kendilerine duruş edinmişler, özgürlükten anladıkları da bu. kendilerince bu şekilde eğleniyorlar. fakat bir söz var, "nerede insan, orada toplum; nerede toplum, orada hukuk". sözlüğün yazarlar ve okurlar için daha kaliteli, nitelikli, sürdürülebilir ve albenili bir ortam olması için kurallara ihtiyacı var. editörken bu kuralları hatırlatmaktan, yazarları uyarmaktan gına geliyordu ve söyledikleri şuydu: "amaaan". bunu söyleyen insanların uçuruldukları zaman da "amaaan" demelerini bekliyorum, herkese sağlıklı günler diliyorum. ayı sözlük özgür bir ortam, özgürce yazın.