zarathustra

Durum: 170 - 45 - 9 - 5 - 16.02.2019 03:35

Puan: 2152 - Sözlük Kezbanı

6 ay önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

0
  • /
  • 9

hamamdan adam kaldırmak

adamdan hamam kaldırılabilirse pek numarası kalmayan icraattır.

seks yapınca kaybedilen şeyler

kürt böreği

küçük ölçekli patron şirketlerinde ofis çalışanlarının sık sık hayatına giren gıda, cumartesi günü yarım gün çalışan kişilerin zul gelen sabahlarını aydınlatıyor olması müstahdemin damak tadına bağlıdır.

safakis

bir an kavafis olarak okuduğum ve yazarın yunanistan ile bağlantısı olduğunu görmemle hoş bir yanılsama olduğunu düşündüğüm yazar nicki

ayı sözlük yazarlarının içtikleri sigara markası

üstteki yazarın gerçek adını tahmin etme oyunu

üstteki yazarın gerçek adını tahmin etme oyunu

halk sebze

bugün gördüm mecidiyeköy'de, kamyonun önünden uzunca bir sıra vardı. ilginç bir uygulama, acaba kimlerin cebine ne kadar para girecek.

süleyman demirel

fikret kızılok'un hakkında yazdığı bir şarkı vardır.

küçücük bir çocuktum
sebebini bilmeden
sokağa çıkamadık
ihtilal oldu sandık
sonra biraz büyüdük
alfabeyi bitirdik
azı dişim çıkmıştı
sünnet bile olmuştu

kennedy öldürülmüş
migros açılmamıştı
beatles ortada yokken
ekonomi bomboktu
zeki müren ortada
bülent ersoy erkekti
vietnam savaşını
kendisiyle başlattı

süleyman (hep) başbakan(hep)
başbakan (hep) süleyman

sonra ay'a gidildi
evelallah dönüldü
suya yazı yazıldı
içimiz rahatladı
mao henüz ölmemiş
ortaokul bitmemiş
yahya işe başlarken
bankalar hep bomboştu

kırat attan inerek
kemerini sıkmıştı
halk üstüne binince
başımıza düşmüştü

hak hukuk düzen vardı
çüş demesi çok zor
ortaokul biterken
yine ihtilal oldu

süleyman (hep) başbakan(hep)
başbakan (hep) süleyman

bilgisayar bulunmuş
deniz gezmiş asılmış
papa yine değişmiş
mandela hapisteydi
çevre kirlenmemişti
ibo evlenmemişti
ajda tam boşanırken
dolar yine çıkmıştı

süleyman (hep) başbakan(hep)
başbakan (hep) süleyman

kenan sopalısıydı
turgut boyalısıydı
pek anlamazdı ama
mesut hopalısıydı
naim kaldırıyordu
zalim bastırıyordu
dündür bugün bugün
gafil avlanıyordu

kırat attan inerek
kemerini sıkmıştı
halk üstüne binince
başımıza düşmüştü

hak hukuk düzen vardı
çüş demesi çok zor
tam askere giderken
yine ihtilal oldu

süleyman (hep) başbakan(hep)
başbakan (hep) süleyman

paşa resim yapardı
sabancı'ya satardı
netekim ben demezsek
anasını satardı
tonton dayanamadı
hepimizi batırdı
efelerin efesi
muz ağacına tutundu

süleyman (hep) başbakan(hep)
başbakan (hep) süleyman

ecevit hep umuttu
erdal bizi uyuttu
yaş günü pastamızı
vestiyerde unuttu
arabamız, evimiz
iki anahtarımız
nasıl da inanmıştık
verir diye babamız

kırat attan inerek
kemerini sıkmıştı
halk üstüne binince
başımıza düşmüştü

ne padişah ne sultan
bir enişten bir ablan
yanında bir de baban
sefam olsun yaradan

süleyman (hep) başbakan(hep)
başbakan (hep) süleyman

nerde kalmıştık
silindir şapkamı verin

saçma sapan yetenekler

dilimi burnuma değdirebiliyorum

toplu taşımada kitap okuyan insan

çoğunlukla yaptığım eylem, ayakta da okuyorum. çocuk yaştan beri yaptığım için mide bulanması hiç olmuyor bende, alışmakla ilgilidir yanılmıyorsam.

milliyetçi eşcinsel

her yerdeyiz madalyonunun karanlık yüzü

pagan

bildiğimiz köy anlamındaki pagus kelimesinden türemiştir. hristiyanlık ilk önce şehirlerde yaşayan alt tabaka insanlar arasında yayıldı ve roma'da böyle baskınlık kazandı, buna nazaran kırsal hayata çok geç sirayet etti. şehirlerin hristiyan ama köylerin eski inançlara sadık olduğu bu dönemde hristiyanlar bu eski inançlara mensup kişileri köylü anlamına gelen ifadeyle bir tuttular ve böylece kırsala ait anlamı taşıyan pagan kelimesi doğdu.

maji

ismin kökeni iran mecusilerine dayanır.

arap hristiyanları incilde geçen üç yıldız bilimciyi tanımlamak için mecus kelimesini kullanmışlar, zira zerdüşti rahiplerin astronomi ile uğraşmaları olası.

bu kelime avrupa'ya magus olarak geçiyor ve anlamı değişerek yıldız biliminden büyücülüğe kayıyor.

esasen zerdüşti rahiplerinin yani mubidlerin yaptığı ateş ayinlerinden büyücülük anlamını çıkartmak o kültüre cahil bir yabancı için zor değil.

velhasıl magus kelimesi latince, kelime ingilizceye mage olarak geçiyor bu kişilerin icra ettikleri olay da magic oluyor. mage yerine bazen magi de kullanılıyor.

sonra dönüp dolaşıp bizim dilimize wicca ve neo-pagan inançlarıyla maji veya majisyenlik olarak ulaşıyor.

halvet olmak

bisikletten düşmek de diyorlarmış bu olaya, insanımız ilginç

ayı sözlük yazarlarının ilişki durumları

forever and ever and unto the ages of ages virginity
yok ya o kadar da değil ama uzun bir süredir bekarım

valar morghulis

braavos'un ölümün çok yüzlü tanrısına tapan yüzsüz adamlarının kullandığı mantra. "tüm insanlar ölmeli" manasını taşır. eğer biri size bunu diyorsa valar dohaeris demeniz icab olunur. bu da "tüm insanlar hizmet etmeli" manasına gelir.

cümlelerin kökeni kıyamet öncesindeki valyria kölelerine dayanır.

iskenderiye kütüphanesi

eukleides, sisamlı aristharkhos, eratosthenes ve batlamyus'u yetiştirmiş olan muhteşem bilgi hazinesi.

platon

söyledikleriyle veya sokrates'e söylettikleriyle dünya bilimine zarar vermiş ve akdeniz uygarlıklarının bağnazca fikirlerde takılı kalmalarını sağlamıştır. bu kişiye göre sanat ve doğa bilimleriyle uğraşmak aşağılık bir vaziyettir.

cunda adası

çocukluğum'un özlenen incisidir kendisi
  • /
  • 9

adile naşit

her "an"ımızda, her "anı"mızda, çınlayan kahkahası evrenin bir yerinden gelir ve gönlümüze giriverir. çektiği acılar (yakalandığı ve onca filmde çaktırmasa onu içten içe kemiren ve oğlunun ölümüyle şiddetli evreye geçen ve onu bizlerden ayıran kanser) kendisine milyonlarca sevgi dolu söz ve kalplerde dua olarak dönmüş, düşündükçe neşeyle birlikte içimi hüzün dolduran, ah be yetişemedim dönemine diye iç geçirten, unutulmaz oyuncu. sen gidince şarkısı ne zaman çalsa burnumun direği sızlar bu yüzden. ah ne güzel komşumuzdun sen adile abla... şu an ağlıyorsam, bil ki sana yetişememiş olmaktan senin kuzucuklarından biri olamamaktan... ama biliyorum senin gönlünde tanımasan da beni, ben de bir kuzucuğum. senin gönlün tüm çocuklara ve çocuk kalanlara açık çünkü... biliyorum bu satırları hissediyorsun, buna inanmak istiyorum ve bu beni sana kavuşturuyor...

ayı sözlük günlük

bu dönem yeni gelen iş arkadaşlarım bugün mevlana-şems'ten girdiler konuya ve tabi ki eşcinselliğe kadar getirdiler muhabbeti. hormonelmiş galibalar, genetik olduğu söyleniyorlar, çocuğumuz öyle olursa nolur allah korusunlar, geyler lezbiyenler arttı hep denk geliyorumlar havada uçuştu. ben mi? eve ağlayarak gittim.. bana birşeyler ikram ediyorlar, yüzüme gülüyorlar ve beni seviyorlar ama beni bilseler her şey değişecek çok ilginç değil mi? senin kimi sevdiğinin sana olan tavırları değiştirecek olması.
edit büdüt: iyi ki beni bilen ve anlayan arkadaşlarım var konuştuk birazcık. şu an kendimi daha iyi hissediyorum.

halk sebze

bugün denk geldim bu halk sebze zımbırtısına. kuyruğa bakıldığında 70'lerin tüp kuyruğu gibi. tiplere baktığında meyve o kadar ucuzluyor ki bedavadan hallice bir kıvam alıyor. oysa devlet suç işliyor gayr-i resmi açtığı pazarı vergi levhasız işletiyor. üstüne fiyatı da kendi belirliyor. kime neye hizmet anlamış değilim.

gen ile oynayarak aids'i engellemek

heteroseksüel hiv enfekte bireyler homoseksüel bireylerden kat ve kat fazla.

ayı sözlük yazarlarının ilişki durumları

(bkz:dragon age origins) alistair ile arada aksiyonlu akşamları sevişmeli tatlı bir ilişkimiz var

iskenderiye kütüphanesi

bu kütüphanenin başına gelenin bir benzeri de alamut kalesi için gerçekleşmiş. tıpkı buradaki gibi orada da tarihi değiştirebilecek düzeyde el yazması eserlerin olduğu rivayetleri var. hatta bilenleriniz vardır; kaleyi timur önderliğindeki türk orduları yıkmıştır. bu hareketle iran haşhaşileri sert bir darbe alarak eski güçlerine kavuşamamışlardır, hatta gerileyerek yok olmuş da diyebilirsiniz fakat haşhaşilerin yani suikastçilerin günümüzde de varlığını sürdürdüklerini düşünüyorum. (bunu sadece bir iktidar mücadelesi olarak mı yoksa sünni inancının şii "kültürüne" olan saldırısı olarak mı görmeliyiz o konuda emin değilim.)

yine benzer rivayetler iskenderiye kütüphanesi'nin yıkımı için söz konusudur. fakat bu sefer yükselen semavi dinlerin müritlerinin deli cesareti, antik dönem gelişmiş mısır medeniyetine karşı önemli üstünlük kazanarak yıkılmasını sağlamıştır. kütüphanenin ard arda müslüman ve hristiyan ordularının hışımına uğradığı söylenmektedir. üzücü olan durum bence budur. "dark age" dediğimiz dönemlere girişin göstergelerinden. hatta bu karanlık çağ öylesine uzun sürmüştür ki neredeyse rönesans'a kadar aydınlıkçı pek fikir geliştirilememiş, pek yazma eser yazılamamış ve az çok bir şeyler yapmak isteyen düşünür ve bilim adamları da yine bu ilahi din kurumları tarafından elimine edilmiştir.

tarihte kelebek etkisi dediğimiz şeyin etkisinin olduğuna inanıyorum biraz. ha, tek neden tabii ki bu değildir fakat tarihi değiştiren çoğu şey bu yazma eser kütüphaneleri ve derme çatma bilim evleri-rasathanelerde ortaya çıkmıştır. siz uygulama alanlarını yağmalar ve yok ederseniz sonra neden bu durumdayız deme hakkınız kalmaz. bugün mısır'ın hali bu kadar kötüyse bunda zamanında sahip oldukları eşsiz medeni kültürü yok etmelerinin önemli nedeni olduğunu düşünmekteyim.

makarna

sinif savasindan galip çikmis, sinifsal uçurum kavramini yerle bir etmis olan besindir.

çogu zaman, en yoksul gecekondu evlerinde sade suya salçali versiyonu ile arz-i endam ederken, mütevazi bir utangaçlikla, "ben fakir dostuyum" der.

bazen de karsiniza, lüx bir restoranda, penne alla vecchia bettola gibi alengirli bir isimle çikabilir. siz menüdeki uçuk fiyati görüp saskinliktan küçük dilinizi yutarken, o size küçümseyen bakislar firlatip tasi gedigine oturtur. "hatirlarsan bir zamanlar fakir ama onurlu bir makarna vardi..."

cunda adası

ayvalıkın önünde, ayvalık limanı için doğal dalgakıran görevi gören ada.
hemen yanındaki lale adasına bir köprüyle bağlıdır ve oradan da ayvalıka karayolu bağlantısı vardır.
taş kahvede oturup ayvalık tostu yemek ve adaçayı içmek, akşam burada deniz kenarındaki balık lokantalarında deniz ürünleri yemek bir cunda klasiğidir.
kafa dinlemek istiyorsanız cunda
ın en güney ucunda bulunan parlementerler sitesinden hemen önce yer alan ortunç otelin plajı iyi bir mekandır.
ya da adanın kuzey ucundaki yalancı boğaza kadar gidip, oradan da karşıdaki maden adasına denizin içinde yürüyebilirsiniz. iki ada arasında derinliği yarım metreyi geçmeyen patika gibi bir yol vardır.
kışın burada yaşadığınızda zamanda 30-40 yıl geri gitmişsiniz gibi olur.

ayı sözlük itiraf

incil

incil , tevrat, kuranı kerim , vs hepsinde özünde insanlığa yön veren iyi şeyler vardır, aynı zamanda zaman içerisinde hepsinde insanlığın gerilemesine sebep olan şeyler ve olaylar vardır, bunlar hep vardı ve hep olacaktır önemli olan gerçekten akıl ile daha insan olabilmek, umarım daha iyi araştırma ve bilim yapmamızın gerçekleştiği bir türkiye olur, daha gerçekçi ve mantıksızlıktan arınmış bir dünya olması , hep birlikte yaşayabileceğimiz insanca bir dünya olması, bunlar incilden veya kuranı kerimden, veya tevrattan, hiç önemli değil, önemli olan şey insanca olması, ama bugünün dünyası böyle değil...

Toplam entry sayısı: 170

ekşi sözlük

gayya kuyusuna dönmüş kollektif linç başlatma platformu olmuştur. türkiye'nin agresif beyaz yakalı mastürbasyonuna yenik düşmüştür.

orospuluk

eskiden pek kutsal görülen bir meslektir. hatta tapınaklardaki kutsal kadınlar bu mesleği icra ederek orospuluk mesleğini ruhbanlık ile birleştirmişler ve yüceltmişlerdir. ardından gelen süreçlerde anaerkil toplumdan ataerkil topluma geçişte, erkek ruhbanlar ve eril tanrılar öne çıkmış, kadın ilahlar ve onların fahişe kahinleri güç kaybederek ilk önce fahişeliklerini kaybetmiştir. böylece kutsal kadınlar orospuluk mesleğinden el çektirilmiştir ve ebedi bakirelik vasfına sıkıştırılmışlardır.

semavi dinler olarak tanımladığımız ibrahimi inançlarda tanrı'ın aracısının ebedi bakire kahinlerden, eril düzende daha çok tutulan peygamberlere ve ulu babalara geçişiyle kadınlar tamamen dini öğretmenlikten uzaklaştırılmıştır.

bu dönemde orospuluk mesleğini icra edenler kutsal olanın dünyada belirmesinin aracıları olmaktan çıkıp, büyücülük ve şeytani güçler ile özdeşleşmiş hale gelmişlerdir. merak edenler için babil'in fahişesi bu kadın cinselliğinin dışlanmasının bir göstergesidir.

yaşadığımız çağda ise kutsal olana dair hiç bir şeyin gerçek olmadığı algısı ile birlikte orospuluk, büyücülükten ve cincilikten arındırılmış ama ataerkil düzenin devam etmesi, kutsalın kayboluşuna rağmen bu eski dogmatik tutumun daha bir şehvetle desteklenmesi gibi durumlar nedeniyle çok horlanan ve kötü görülen bir meslektir.

sonuç olarak tarih bize gösterir ki; orospuluğu aşağılamak, kadını ve ataerkil kalıplara uymayan tüm var oluşları aşağılamakla aynı kökten beslenir.

orta dünya'da cüceler

tolkien külliyatında yer alan bir ırk; efsaneye göre yeraltı zenginlikleri ve toprağın cansız unsurları ile hemhal olan demirci vala aule, tabiatındaki tez canlılığa yenilip elflerin gelişine sabredememiş. bunun sonucunda yüreğinde alevlenen zanaatını öğretme ve bilgisini paylaşma arzusu onu gizli sandığı işler çevirmeye itmiştir.

valinor'dan ayrılıp orta dünya'ya gitmiş, doğuda gundabad dağının derinliklerinde kendi hünerlerince cücelerin yedi babasını yaratmıştır.

aule onları yaparken, orta dünyada kara efendi melkor hüküm sürüyordu ve aule yarattığı her şeyin onun elinde yozlaşmasını izlemekten üzüntü duyuyordu. bu yüzden cüceleri yaratırken kötülüğe dayanıklı ve direngen olmalarını diledi. buna odaklandığı için de endamlarını ve mizaçlarını kestiremedi.

en nihayetinde eru, aule'nin ne yaptığını biliyordu ve onu azarladı ama yaptıklarına merhamet ederek cücelere yaşam vermeyi kabul etti. aule cüceleri yaratmış olmasına rağmen can verecek kabiliyete sadece eru sahiptir ve onun izni olmadan kimse yaşama benzer bir şey yaratamadı. bu yüzden aule cüceleri ancak bir kukla oynatıcısının mahareti gibi kullanabiliyordu. hatasını telafi etmek ve eru'nun iradesine boyun eğmek adına onları yok etmeye kalktığında, eru'nun izniyle cüceler can buldular ve üzerlerine inecek tokmaktan kaçtılar.

eru onları kabullenişin evlatları olarak ilan etti ama seçtikleri arasına kabul etmedi ve denk tutmadı. onlara candan başka bir şey bahşetmeye ve kusurlu doğalarını onarmaya kalkmadı. elflerin gelişinden önce dünyada yürümelerinin aule'nin sabırsızlığını ödüllendirmek olacağından buna da izin vermedi.

bu yüzden cüceler her zaman ilk yaratıldıkları o ilkel, kaba görünüşü taşıdılar. eru onları düzeltmeye yanaşmadığı için de elfler ve insanlar gibi zamanla güzelleşmediler.

öldüklerinde ruhlarının nereye gittiği belirsizdir: elflerin düşüncesine göre cücelerin ölümsüz ruhları yoktur ve yaratıldıkları toprağa karışır giderler. ama cüceler aule'nin kendilerini gözettiğini ve ölenlerinin ruhları için onlara bir yer ayırdığını günlerin sonunda eru'nun çocukları ile birlikte onların da bulunacağını söylerler.

yaratıcıları aule'nin karakterini miras aldıkları için mimarlığa, metalurjiye ve mücevher yapıcılığına yüksek yatkınlıkları vardır ve her şeyden çok ellerinin emekleriyle yaptıkları eserleri severler.

aule onları yaratırken kalbinden geçenleri eşi doğa ana yavanna'dan gizlediği için doğadaki varlıklara karşı kalplerinde hiç umursama yoktur.

eru'nun kehaneti uyarınca diğer halklar ile aralarında bazen ihtiyatlı dostluk çoğu zaman da husumet baş gösterecektir.

elfler onlarla ilk karşılaştıkları zamanlarda çirkin halk demişler ama onların el becerisini görünce taşın ustaları anlamına gelen naugrim ismini vermişlerdir. iki ırkın dostlukları zamanın çok erken dönemlerinde azalarak bitmiş ve nefret başlamıştır.

erkek ve dişilerinin görünür hiç bir farkları olmadı, yani sadece pipi ve kuku farklılığı var. bir cüce'nin cinsiyeti belirtilmediği zaman bunu anlamanın tek yolu soymaktır.

dişi cüceler erkeklerin üçde biri oranındadır ve evlenecekleri erkekleri kendileri seçerler bazen de hiç seçmedikleri için cüce nüfusu uzun zamanda azalma göstermiştir.

yaratılan yedi babalar kendi soylarını kurup orta dünya'ya dağılmışlardır;

uzunsakallar khazad-dûm ve erebor şehirlerini kurarar hikayelerde adı en çok geçen soy olmaktadır. hobbit ve lotr'daki cücelerin hepsi bu soydandır. durin hanedanına dayanırlar.

alevsakallar beleriand'ın kıyısındaki mavi dağlardaki norgod şehrini kurdular. silmaril meselesi nedeniyle elu thingol'u öldüren ve doriath'ı yıkan şerefsiz muhteremler bunlardır. yok oldular.

genişsakallar norgod'un kuzeyinde kalan belegost şehrini kurdular, bunlar elflere iyi anlaşırlar ve en bilinen üyeleri kralları azaghal'dır. hala varlar.

diğer dört soy ise orta dünya'nın bizim bilmediğimiz yerlerinde yaşarlar ve sadece isimlerini biliriz; demiryumruklar, sertsakallar, karakilitler ve taşayaklar.

bir de ne oldukları belirsiz bodur cüceler vardır, muhtemelen patates'i keşfetmişlerdir. diğer soylara göre çok alçak varlıklardır. elflerden nefret ederler zira elfler onları hayvan sanıp uzun bir süre avlamışlar zamanında. elfler tabiatları gereği canlıları boş sebeplerden dolayı öldürmediklerinden bodur cüceleri yiyor da olabilirler, umarım öyle değildir.

üçlü seks pozisyonunda ortada olmak

cennetin kapılarının açıldığı ve serafim'in ellerinde lirlerle şarkı söyledikleri pozisyon

diablo 1

küçükken çok korkuyordum bu oyundan. ne zaman oynasam geceleri uyuyamazdım ama yine de saplantılı bir şekilde bırakamazdım. ah nostalji, şimdi de diablo serisini bokum gibi yaptılar, tourchlight gibi bir zıkkım oldu.

ekşi sözlük

gayya kuyusuna dönmüş kollektif linç başlatma platformu olmuştur. türkiye'nin agresif beyaz yakalı mastürbasyonuna yenik düşmüştür.

seviştikten sonra söylenecek en aptalca sözler

diğerlerine hiç benzemiyorsun seni de allah kurtarsın kardeş.

orospuluk

eskiden pek kutsal görülen bir meslektir. hatta tapınaklardaki kutsal kadınlar bu mesleği icra ederek orospuluk mesleğini ruhbanlık ile birleştirmişler ve yüceltmişlerdir. ardından gelen süreçlerde anaerkil toplumdan ataerkil topluma geçişte, erkek ruhbanlar ve eril tanrılar öne çıkmış, kadın ilahlar ve onların fahişe kahinleri güç kaybederek ilk önce fahişeliklerini kaybetmiştir. böylece kutsal kadınlar orospuluk mesleğinden el çektirilmiştir ve ebedi bakirelik vasfına sıkıştırılmışlardır.

semavi dinler olarak tanımladığımız ibrahimi inançlarda tanrı'ın aracısının ebedi bakire kahinlerden, eril düzende daha çok tutulan peygamberlere ve ulu babalara geçişiyle kadınlar tamamen dini öğretmenlikten uzaklaştırılmıştır.

bu dönemde orospuluk mesleğini icra edenler kutsal olanın dünyada belirmesinin aracıları olmaktan çıkıp, büyücülük ve şeytani güçler ile özdeşleşmiş hale gelmişlerdir. merak edenler için babil'in fahişesi bu kadın cinselliğinin dışlanmasının bir göstergesidir.

yaşadığımız çağda ise kutsal olana dair hiç bir şeyin gerçek olmadığı algısı ile birlikte orospuluk, büyücülükten ve cincilikten arındırılmış ama ataerkil düzenin devam etmesi, kutsalın kayboluşuna rağmen bu eski dogmatik tutumun daha bir şehvetle desteklenmesi gibi durumlar nedeniyle çok horlanan ve kötü görülen bir meslektir.

sonuç olarak tarih bize gösterir ki; orospuluğu aşağılamak, kadını ve ataerkil kalıplara uymayan tüm var oluşları aşağılamakla aynı kökten beslenir.

babil kulesi

tevrat'da adı geçen mitolojik yapıdır. anlatıya göre insanlar eskiden tek bir ortak dili konuşurlar ve tek bir ulus gibi yaşarlarmış, bir zaman bir araya gelip tuğla ve harç kullanarak büyük bir kule yapmaya kalkmışlar. tamamlanmamış hali bile çok uzun olmakla birlikte, kule tanrı'yı rahatsız etmiş. sanki kendi büyüklüğüne karşı bir meydan okuma olarak görmüş bu kuleyi.
asla inşaatın bitirilmemesi için göklerden dünyaya alçalarak insanları grup grup ayırıp her birinin dilini birbirine farklı ve yabancı kılmış. böylece uluslara ayrılan halklar farklı yollara revan olmuşlar ve kulenin de yapımı asla bitmemiş.

bu yüzden bu kulenin olduğu kentin adına "babil" denmiş çünkü bu ismin anlamı kargaşa demekmiş.

muhtemelen yahudilerin babil sürgünü sonrası mezopotamya'nın geleneksel tapınak kompleksleri olan zigguratlardan esinlenerek oluşturdukları bir hikayedir. hikayenin tam metnini tevrat'ın tekvin bölümünde bulabilirsiniz.

orta dünya'da cüceler

tolkien külliyatında yer alan bir ırk; efsaneye göre yeraltı zenginlikleri ve toprağın cansız unsurları ile hemhal olan demirci vala aule, tabiatındaki tez canlılığa yenilip elflerin gelişine sabredememiş. bunun sonucunda yüreğinde alevlenen zanaatını öğretme ve bilgisini paylaşma arzusu onu gizli sandığı işler çevirmeye itmiştir.

valinor'dan ayrılıp orta dünya'ya gitmiş, doğuda gundabad dağının derinliklerinde kendi hünerlerince cücelerin yedi babasını yaratmıştır.

aule onları yaparken, orta dünyada kara efendi melkor hüküm sürüyordu ve aule yarattığı her şeyin onun elinde yozlaşmasını izlemekten üzüntü duyuyordu. bu yüzden cüceleri yaratırken kötülüğe dayanıklı ve direngen olmalarını diledi. buna odaklandığı için de endamlarını ve mizaçlarını kestiremedi.

en nihayetinde eru, aule'nin ne yaptığını biliyordu ve onu azarladı ama yaptıklarına merhamet ederek cücelere yaşam vermeyi kabul etti. aule cüceleri yaratmış olmasına rağmen can verecek kabiliyete sadece eru sahiptir ve onun izni olmadan kimse yaşama benzer bir şey yaratamadı. bu yüzden aule cüceleri ancak bir kukla oynatıcısının mahareti gibi kullanabiliyordu. hatasını telafi etmek ve eru'nun iradesine boyun eğmek adına onları yok etmeye kalktığında, eru'nun izniyle cüceler can buldular ve üzerlerine inecek tokmaktan kaçtılar.

eru onları kabullenişin evlatları olarak ilan etti ama seçtikleri arasına kabul etmedi ve denk tutmadı. onlara candan başka bir şey bahşetmeye ve kusurlu doğalarını onarmaya kalkmadı. elflerin gelişinden önce dünyada yürümelerinin aule'nin sabırsızlığını ödüllendirmek olacağından buna da izin vermedi.

bu yüzden cüceler her zaman ilk yaratıldıkları o ilkel, kaba görünüşü taşıdılar. eru onları düzeltmeye yanaşmadığı için de elfler ve insanlar gibi zamanla güzelleşmediler.

öldüklerinde ruhlarının nereye gittiği belirsizdir: elflerin düşüncesine göre cücelerin ölümsüz ruhları yoktur ve yaratıldıkları toprağa karışır giderler. ama cüceler aule'nin kendilerini gözettiğini ve ölenlerinin ruhları için onlara bir yer ayırdığını günlerin sonunda eru'nun çocukları ile birlikte onların da bulunacağını söylerler.

yaratıcıları aule'nin karakterini miras aldıkları için mimarlığa, metalurjiye ve mücevher yapıcılığına yüksek yatkınlıkları vardır ve her şeyden çok ellerinin emekleriyle yaptıkları eserleri severler.

aule onları yaratırken kalbinden geçenleri eşi doğa ana yavanna'dan gizlediği için doğadaki varlıklara karşı kalplerinde hiç umursama yoktur.

eru'nun kehaneti uyarınca diğer halklar ile aralarında bazen ihtiyatlı dostluk çoğu zaman da husumet baş gösterecektir.

elfler onlarla ilk karşılaştıkları zamanlarda çirkin halk demişler ama onların el becerisini görünce taşın ustaları anlamına gelen naugrim ismini vermişlerdir. iki ırkın dostlukları zamanın çok erken dönemlerinde azalarak bitmiş ve nefret başlamıştır.

erkek ve dişilerinin görünür hiç bir farkları olmadı, yani sadece pipi ve kuku farklılığı var. bir cüce'nin cinsiyeti belirtilmediği zaman bunu anlamanın tek yolu soymaktır.

dişi cüceler erkeklerin üçde biri oranındadır ve evlenecekleri erkekleri kendileri seçerler bazen de hiç seçmedikleri için cüce nüfusu uzun zamanda azalma göstermiştir.

yaratılan yedi babalar kendi soylarını kurup orta dünya'ya dağılmışlardır;

uzunsakallar khazad-dûm ve erebor şehirlerini kurarar hikayelerde adı en çok geçen soy olmaktadır. hobbit ve lotr'daki cücelerin hepsi bu soydandır. durin hanedanına dayanırlar.

alevsakallar beleriand'ın kıyısındaki mavi dağlardaki norgod şehrini kurdular. silmaril meselesi nedeniyle elu thingol'u öldüren ve doriath'ı yıkan şerefsiz muhteremler bunlardır. yok oldular.

genişsakallar norgod'un kuzeyinde kalan belegost şehrini kurdular, bunlar elflere iyi anlaşırlar ve en bilinen üyeleri kralları azaghal'dır. hala varlar.

diğer dört soy ise orta dünya'nın bizim bilmediğimiz yerlerinde yaşarlar ve sadece isimlerini biliriz; demiryumruklar, sertsakallar, karakilitler ve taşayaklar.

bir de ne oldukları belirsiz bodur cüceler vardır, muhtemelen patates'i keşfetmişlerdir. diğer soylara göre çok alçak varlıklardır. elflerden nefret ederler zira elfler onları hayvan sanıp uzun bir süre avlamışlar zamanında. elfler tabiatları gereği canlıları boş sebeplerden dolayı öldürmediklerinden bodur cüceleri yiyor da olabilirler, umarım öyle değildir.

türk kahvesi içmenin varoşluk belirtisi olması

müslüman kökenli bir ortadoğulu kişinin söylemesiyle komik duracak, kendine yabancılaşma cümlesidir.

salatalık

hiç sevmediğim zıkkımdır, bu meretin bir de cacığı yapılır, onu da sevmem, bir de salataya katılır ama ben zaten salata yemem

seviştikten sonra söylenecek en aptalca sözler

diğerlerine hiç benzemiyorsun seni de allah kurtarsın kardeş.

league of legends

allahım çok kötü oyun ya, çevremdeki insanlar için kalite turnusolu görevi gördüğünden dolayı minnet duyuyorum

haram

bazen yenilebilen bir şey muamelesi görür