eşcinsellerin genellikle terbiyesiz insanlar olması

bu kadar ahlaksızlık, yalakalık, yalancılık, ikiyüzlülük. 2012 iğrenç bitti, 2013 iğrenç başladı, umarım bir an önce savuşurlar etrafımdan.
ukalalıkla doğru orantılıdır.

edit: eş orantı demişim ya la, ne demekse artık. dark bear'a eşk.
heterolar çok terbiyeliymiş gibi bir anlam çıkıyor. genelleme yapmak gerekiyorsa "erkekler" terbiyesizdir.
kişinin ne sayıda eşcinsel tanıdığı olduğuyla doğru orantılıdır. hani evliliğin cicim aylarına benzetirim ben bunu, ilk dönemler gayet harikadır da sonra çatırdamalar başlar. ayrıca eşcinsellerin terbiyesizliklerinin söylenmesi homofobi barındıran bir söylem de değildir. "terbiyesizlik" denildiğinde de seks gelmesin aklınıza, hergün farklı partnerlerle seks yapan, her hafta farklı ekiplerle grup seks yapan gayet terbiyeli insanlar tanırım bu çevreden.

(bkz: çok seks yapan kaşar mıdır)

bu terbiyesizlik davranışsaldır. eşcinsellerde davranış bozuklukluklarına bir hayli sık rastlanır. yaşananları pekişirme süreci ekmeye yağ sürmek kadar kolay değildir çünkü. reel anlamda hiç eşcinsel tanıdığı olmayanların ve eline erkek eli değmemiş olanların bu başlığa entry girmesi de ayrı bir konudur aslında.

(bkz: çük görmemiş sıpacık)
terbiyesizlik değil de, fesatlık ve yaşam tarzlarını sindiremeyen insanlar olmaları gibi bir durum var *

bunu herkese yaymak da doğru değil.. ama ne yazık ki genelleme yapılacak kadar da büyük bir çoğunluk bu durumda..

hiç unutmam, zamanında abim gibi sevdiğim, eğitimli, lisans üstü çalışmaları olan, akademik kariyer yapan, kendime örnek aldığım iki insan, eski sevgilimi tanıştırdığım, benim için çok heyecanlı -ve sevdiğim insanları bir araya getirdiğim için mutlu - bir zamanda, eski sevgilime; "aaay bizim kezban ruhlu da senle tanışmadan önce, izmirdeki partilerde masalara çıkıp dans etmişliği olan, izmirde onca gay arkadaşı olan, ünlü bi çocuktur" demiş, deyim yerindeyse bana kaşar muamelesi yapmıştır..

o gün bunu daha iyi anlamıştım..
baştan ayağı homofobik söylemdir. bi kere genelleme içermesi; tanımı zamana ve mekana göre değişecek olan "terbiye" ifadesini kullanması ve bunu insanların sadece bir özelliğiyle ilişkilendirmesi-ibnelikleri yani- ifadeyi homofobik yapar.

öte yandan bu ifadeye bir eşcinselin "empatik" yaklaşması da " içselleştirilmiş homofobinin" göstergesidir. zira burada empatik davranması gereken bu lafı benimseyen - kendisinden farklı insanları kendi koşulları ve bilgisiyle yargılama yetkisi gören dallamadır. yoksa bir eşcinselin çıkıp "yav evet, adamların hayatlarında bizim pratiklerimiz yok - anlayışla karşılayalım" demesi abesle iştigaldir. çünkü senin evlenemem - gizli sakli cinsel hayatını sürdürmen - geceleri 100 m2 içinde alkollü ortamlara tıkılman ve dolayısıyla sağlıklı şekilde hayatını sürdürememen bu lafı eden dallamalardan ötürüdür.
bunu iddia eden insanların cümlelerindeki - ama ben öyle değilim - havası,cümlenin kendisinden daha iğrençtir.ahlakın tek bir tanımı olmadığı gibi,terbiyenin de tek bir tanımı yoktur.doğal olarak insanlar buna da kendilerine göre açıklamalar getirirler.
(bkz: benim her gece sevişen arkadaşlarım var)
örneğin bu birine göre bir ahlak ya da terbiye ölçütüyken bir diğerine göre öyle değildir.diyelim ki ben terbiyesiz bir insanım.ama sınırlarımı şöyle belirlesem : benim için başka bir şehirden gelen birine hakaret edip onu ağlatmak yok;sözlükten ayrılan birinin ardından saydırıp yüzüne gülmek yok homofobik söylemlerde bulunmak yok vs.bu halimle beni terbiyeli olarak tanımlayan insanlar da olacaktır.ha bu benim sikimde mi? tabi ki değil.sonuçta ben terbiyesizim amına koim.
neyse anlayana artık.
edit : ha unutmadan (bkz: bir marifet olarak çok yarrak görmek)
edit2: imla
edit3: eksileyin bakalım terbiyesiz eşcinseller siziii
kimsenin tekelinde olmayan ve herhangi bir özelliğe dayandırılmadan da görülebilecek yoz ya da istenmeyen davranışların, tek bir farklılığa mal edilmesiyle ortaya çıkmış olan söylemlerin bir diğer örneği. bu sözü sarf eden kişinin yine bu güruhun içinden birisi olması, yapılan tespiti*, genele yapılan bir özeleştiri niteliğine büründürmemektedir. isterseniz bütün bir kışı geçirecek kadar yiyecek stoğunuz olsun, isterseniz daha hiç parmak uçlarınızla başka bir erkeğin pübik kıllarını taramamış olun, sadece birlikte olmak istediği kişinin cinsiyeti ve toplumda ortalama olarak gördüğü baskı dışında ortak özellik atanamayan insanlar üzerinden, göreceli olarak iyi ya da kötü yönde ekstradan bir genelleme yapma hakkı da kimseye verilmemektedir. bunun yanında herhangi bir insanın, eşcinsel ya da değil, çevresinde olan kişiler ile yaşamış olduğu etkileşimler, dialoglar veya tatsızlıklar sadece kişinin kendisini bağlamak ile birlikte, bu tecrübeler sadece kendi olay örgüsü içerisinde açıklanabilir. bu neden ile yapılabilecek tespitlerin de sadece o ortam içerisini kapsaması ve daha da önemlisi tek taraflı ve öznel olduğunu ortaya çıkaracak betimlemelerde bulunulması gereklidir. belki de bu tür genellemeler, kişinin bu zamana kadar yapmış olduğu seçimlerini sorgulamaktan kaçınmak için yarattığı bir tür savunma mekanizması da olabilir**.
içselleştirilmiş homofobi, empati, göreceli, genelleme, önyargı, savunma mekanizması... bunlar cümle içinde kullanıldığında gerçekten de çok fiyakalı duran güzide kelimelerimiz. bu tür şık cümleler kurabilirdim ama söylediğim şeyler düşündüğüm şeyler olmazdı. o yüzden söylemem gerekeni değil, söylemek istediğimi söyleyeceğim müsadenizle:

terbiyeyi baştan, baştan ve yeni baştan tanımlayabiliriz her tanımda da apayrı bir kavram ortaya çıkabilir, ama terbiyenin tanımı ne olursa olsun sonuçta çoğumuz yine de ondan yoksun olacağız.

genellemeler çok sağlıklı yaklaşımlar değil, doğru. ancak aynı etkilere maruz kalan insanların benzer tepkiler vermesi de oldukça akla yatkındır. eşcinseller olarak hepimiz yalnız bıraklımanın, dışlanmanın, en sevdiğin insanlar tarafından bile nefret yağmuruna tutulmanın, gizlenmenin, yalnız öleceğini bilmenin, aşık olmaktan korkmanın ve bunun gibi bir sürü saçmalığın pençesinde olgunlaşmaya çalıştık * ve bütün bu kurşunlar ruhumuza benzer ya da aynı yara izlerini bıraktı. insanlara güvenememe, mutluluğu kıskanma, katlanarak büyüyen doyumsuzluk, yersiz kibir, bencillik ve daha sayamadığım nice ruh kusuru... ve bütün bu malzemeleri hangi oranda karıştırırsanız karıştırın. ortaya çıkan şeyin adına terbiyesizlik demek her zaman mümkündür.
heteroseksüel olarak bakarsak terbiyesiz terimi yumuşak kaçar.onlara göre ben ahlaksız,namussuz,dinsiz imansız hatta ve hatta yaşama hakkı olmayan bir insanım.ama bir eşcinsel olarak evet türümün yanlış hareketleri var ama heteroseksüeller kadar değil.aldatma,yalan söyleme,dolandırma gibi davranışlar heteroseksüellere göre daha az bizim camiamız da.bir eşcinsel bir heteroseksüel adama yada çocuğa tecavüz etmez.bir eşcinsel gece dışarda gezen erkeği taciz etmez.bir eşcinsel heteroseksüelliğini her kese söylerim diye heteroseksüeli tehdit edip parasını gasp etmez.bir eşcinsel tüm heteroseksüelleri seks objesi olarak görmez.bir eşcinsel bunlar gibi heteroseksüellere özgü illegal hareketler de bulunmaz bulunamaz.

fesatlık,dedikodu,çekememezlik,iftira gibi durumlar çok yaygın olabilir evet.ama sıkıştırıldığımız dar alanlardan yaşramanın getirdiği durumlardır.ayrıca azınlık olduğumuz için dar bir çevre de olması muhtemel hareketlerdir.kalkıpta bunu tüm ibne alemine mal etmek abesle iştigaldir.

eğer heteroseksüel algılamayı bir yana bırakırsak tabii.
aynı etkilere maruz kalan insanlar benzer tepkiler verme eğilimi gösterebilir, bu durum akılcı olabilir ama olasılık ile gerçeklik arasındaki fark da apaçık ortadadır. sözü geçen görülmesi muhtemel etki ve tepkiler de kendi içerisinde çeşitlilik gösterir. homofobi, dışavurum olarak tek tip bir hareketten ibaret değildir, insanlar çeşitli yollarla homofobik tepkiler gösterebilir. kimisi bu davranışı söz yolu ile, kimisi şiddet ile, bazıları ise çeşitli yaptırımlar ile yansıtır. bunun yanında insanlar yaşadıkları ya da her an maruz kalma ihtimalini göz önünde bulundurdukları bu tip davranışlara aynı tepkileri vermezler, her insanın bakış açısı birbirinden farklıdır ve bu bakış açısını şekillendiren tek etmen de kişinin cinsel yönelimi veya kimliği değildir.. hatta ortak bir özelliğe sahip oldukları için, aynı olayı tecrübe etmek durumunda kalan iki insanın vereceği tepkiler ve bu olaydan etkilenme durumları da farklılık göstermektedir, yaşamak ile yaşadığını anlamlandırmak aynı değildir. hatta çok klişe olsa bile içinde belli bir miktar su olan bardağa bakan kişilerin, kimilerinin yarısı boş, kimilerinin ise yarısı dolu olarak değerlendirmesi, bakış açısı ile ilgili güzel örneklerden biridir.

eşcinselleri en fazla etkileyen konu, doğal olarak zarar görme korkusudur. bu nedenle insanlar çevresine kolay kolay güvenemeyebilir. ancak güven kimileri için paranoya iken, kimileri daha temkinli olarak kendilerini güvende hissedebilir. bunun yanında yalnız kalma korkusu, etrafındaki insanların nefretine maruz kalma gibi etmenler herkes için geçerli değildir. benzer durumlar yaşandığı takdirde bile, herkes aynı şekilde hissetmemekte ve dolayısı ile aynı şekilde etkilenmemektedir. kıskançlık, kibir, iyi görünüp arkadan atıp tutma, yanlış beyanda bulunma ya da çekememezlik ise, ortak özelliği sadece eşcinsel olmak olan insanlar üzerinden genellemesi yapılabilecek davranışlar değil, söz konusu bile olamaz ve nesnel bir değerlendirme olmaktan çok uzaktır. kişi, ancak kendi etrafındaki insanlar ve onlar ile olan ilişkileri üzerinden bu kanıya varabilir ve takdir edersiniz ki yapacağınız her tespit öznel olacaktır. bu demek oluyor ki, tespitleriniz sadece sizin bakış açınız doğrultusunda ve sadece etrafınızdaki insanlar üzerinde geçerlilik gösterir. bu kalite kontrol testi değildir, alınan bir numunedeki istatistiki arıza oranı üzerinden, genel güven aralığına uygunluğunu tespit edebilmek için hepimizin eşdeğer, fabrikasyon ürünleri olmamız gerekmektedir, takdir ederseniz ki bu da mümkün değildir.

insanlar haksızlığa uğrayabilir, hak etmediklerine inandığı olayları tecrübe edebilir ve bunun yarattığı sinir ve hayal kırıklığı ile de bazı sözler sarf edilebilir, tamam. ancak botswana’da 6 kişi tarafından günlerce tecavüze uğrayan kadının yaşadığı iğrençliği ifade edebilmek ne kadar zor ise, “dünyadaki siyahilerin geneli tecavüzcüdür” sözünü söyleme hakkı da kimseye ait değildir. insanların korkuları, paranoyaları, üzüntülerle yoğrulmuş, umutsuz ve kısıtlanmış hayatları onları, kesin olmamak ile birlikte psikolojik olarak ruh sağlığı stabil olmayan bireyler haline getirme olasılığı vardır, ancak bu ruh hali, öncelikle kişinin kendi hayat kalitesinin sürekliliği, sürdürülebilirliği ile ilgili bir sorundur. yine de bu tür sıkıntıdan muzdarip insanların, terbiyesizlik adı verilen diğer bireylerin bedensel ve ruhsal bütünlüğünü, toplum içerisindeki duruşlarını haksız ve olumsuz yönde etkileyecek olan davranışları sergileyeceğine yönelik bir kaide de, kanıt da bulunmamaktadır. terbiyesiz olmak için eşcinsel olmaya ya da çok sıkıntılı hayati tecrübeler edinmeye de gerek yoktur. insanlar eşcinsel oldukları için veya herhangi bir sıkıntıyı tecrübe ettikleri için de belli bir oranda* terbiyesizlikle itham edilmek zorunda da değillerdir.
eşcinselliği apış arasında sananların düştüğü durumdur
böyle bir yargıya varılmasının nedeni belki de eşcinsellerin heteroseksüellere göre "özgürlükte" sınır tanımadıkları bir hayat felsefesi olduğunun sanılması olabilir
hepimiz bir yere kadar birbirimizi destekleriz fakat hakikaten densizlik, hadsizlik ve kontrolsüz davranışlar böyle bir algı yaratabilmektedir. maksat ortamda dikkat çekmek, birisini açık etmek ise elbetteki terbiyesizliktir. elbette bizler belden aşağı konuşmayı severiz. hatta heterolardan daha da çok ama bunu yerli yersiz yapmanın da anlamı yoktur. tabiki şartlar uygun olduğunda, samimi ve güvenilir kişilerle, dozunda yapılmasına kimse engel değildir. kısacası eli işte kaşı gözü oynaşta, bir dediği bir dediğini tutmayan kişiler sayesinde böylesine bir terbiyesizlik bize de yapıştırılmıştır ve yapıştırılacaktır.

(bkz: kurunun yanında yaş da yanar)
terbiyesizden ziyade hazır cevap.
  • /
  • 3