lut kavmi

müslümanlar arasında konu eşcinsellik olunca değinilmeden geçilmeyen, üzerimize musallat olduğunu düşündüğüm yanlış örnek. halbuki toplumun yok edilme gerekçeleri arasında öne çıkan; tecavüz, yol kesme gibi durumların meşru hale gelmesidir. eşcinselliğe atıfta bulunulan durum aslında " fuhuş"tur. tabi bütün "kötü" sıfatları eşcinseller üzerine atmaya meyilli olan toplum bu konuda da eşcinselleri günah keçisi yapmıştır. peygamberin ölümünden 200 yıl sonra düzenlenen hadislerde ise çok sert yaklaşılmıştır. cezalandırılan diğer toplumların hakkında eşcinselliğin "e"si bile geçmez.

(bkz: görmezden gelmek)
sanki her gün orgy partileri veren ayyaş meczup diye lanse edilen millet.
olayın tamamen eşcinsellere çevrildiği olaydır. aslında konu eşcinsellikten daha çok sapkınlıktır. o zamanlarda olan doyumsuzluk ve sapkınlık ve ardından olan olaylar, günümüzde yaşadığımız zorlukların kökenidir. olay farklı şekilde yorumlanmış ve kurunun yanında yaşta yanmıştır.
kuranda ortadan kalkması eşcinselliğe bağlanan ve ne zaman eşcinsellikle ilgili bir tartışma olsa hemen ilk örnek olarak verilen kavim.
bugünki filistin-ürdün sınır civarında yaşadığı varsayılan kavim
şu şekillerde ele alalım;

1- böyle bir şey var, ya da yok. hikayeleri ise başlarına taş yağmış gebermişler, yer yarılmış artık bir şeyler olmuş neyse. bu olanları gerçekten oldu varsayalım.
bugün, bizim insanımız, tam da şu anda bir deprem olsa 'zinadan' ya da kısa etek giyenler yüzünden olduğunu düşünüyor. evet böyle insanlar hala var. gerisini siz düşünün ...

2- öte yandan kuran'dan bakalım, kuran eşcinselliğe dokundurmadan aslında şunu demek ister lut kavmi hakkında :
berbat bir kavimdir, ahlak anlayışları yoktur, yaşadıkları yerlerin çevrelerine küçük çukurlardan tuzaklar kurar, küçük oğlan ve kız çocuklarını, kendi evlatları dahil kovalayıp tuzaklara düşürürler, toplu tecavüz ederlermiş. karı koca enişte amca hala teyze farketmeksizin 'zina' yaparlarmış. neyse en sonunda bu rezilliğe dayanılmıyor ve yok ediliyorlar.

kuranın lut kavmi bundan ibaret. tabi mahalledeki hacı osman amca çıkıp "bunlar erkek zükmüş ondan olmuş" diyip genç beyinlere saçma saçma mitolojik şeyler aşılar. sonra gidip karısını aldatır falan, mutludur sorun yoktur erkektir o çünkü, aldattığı kişi de kadındır, dolayısı ile bir erkekle beraber olmadığı için kafasına meteor yağmayacaktır. adam bundan emin, rahatız beyler yani sorun yok saldırın. *

neyse sonuç olarak aslında, bütün bunlar toptan çokça mitolojik şeyler. bir pipi biyere giriyor diye korkunç bir şekilde helak edilmiş bir kavim var karşımızda. pipi ve delik...

günümüzde yetimin, yoksulun, masumun hakkı defalarca yenirken, yaşama hakları insanların ellerinden alınırken, insanların başlarına mitolojik olaylardan öte korkunç şeyler gelirken, neden kötülerin başlarına meteor yağmıyor? pipi ve delik daha mı korkunç bir şey? hiç sanmıyorum...

bırakın bu hikayeleri artık. bırakın da gözünüzü açın, günümüzde pipi deliği de geçti beynimizden girip çıkıyor fakat kimsenin helak olduğu falan yok.
sadece islamiyet'te değil diğer tek tanrılı dinlerde de adı geçen ve helak olduğu iddia edilen kavim. lakin dindar arkadaşlara kötü bir haberim var çünkü lut kavmi helak edilirken ana nedenlerden biri seksüel sapmalardır. batı'da sodomi olarakta bilinen anal ilişki lut kavmi'nin yerleşim yeri sodom şehrinden türetilmiştir. yine arapça'da eşcinsellik lutilik olarak adlandırılır. dolayısıyla lut kavmi'nin helak olmasının ana nedenlerinden biri eşcinselliktir. yani yok şöyle sapıklardı, analarıyla yatıyorlardı falan demenizin manası yok. zira tüm tek tanrılı dinlerde ha ensest yapmışsınız ha eşcinsel ilişkiye girmişssiniz aynı kapıya çıkar. siz onlara göre sapıksınız. lut kavmi helak edildikten sonra insan soyunun devam etmesi için peygamber lut'un kendi kızlarıyla ilişkiye girme hikayesini ise siz sayın inananların yorumuna bırakıyorum...
herkesin ismini duyduğu eşcinsel ilişki ile özdeşleştirdiği ancak sorsan nerde yaşadıkları kaç yılında yaşadıklarını kimsenin cevaplayamadığı kavimdir.
recep ihsan eliaçık abimiz kısa bir özet geçmiş, vvideonun başında konu net anlatılmış. o dönemdeki zorla cinsel dayatmalardan söz ediyor. zorbalık, dayatma yasaklanmıştır.

https://www.facebook.com/video.php?v=1399827533665216
lut kavmi ile ilgili recep ihsan eliaçık şu yazıyı paylaşmıştır.


kur’an’da lut kıssası bölümler halinde esas olarak altı yerde geçiyor.

her birinde o günkü mekke ortamına uygun bir tema öne çıkarılıyor ve mekke üzerinden tüm kur’an okuyucularına mesajlar veriliyor.

ilginçtir, lut kıssası altı bölüm halinde ve tamamı mekke döneminde anlatılıyor. yapılan araştırmalara göre her hangi bir eşcinsel olayın tespit edilemediği mekke’de lut kıssası neden anlatılmış olabilir?

mekke’de eşcinsellik yoktu, bu konuda kur’an’da lut kıssası dışında bir uyarı görmüyoruz. ama mekke’de fuhuş vardı. zorbalık, baskı, yol kesme, kadınlara el koyma, cariyecilik, kölelik hepsi vardı.

luk kıssasının ana vurgusu mekke’deki bu duruma paraleldir. yani esas vurgu baskı, dayatma, zorbalık ve zulümdür. lut kıssasında değişen bütün bunların, “kadınları bırakıp erkeklere şehvetle gelmek” adına yapılmasıdır.

nitekim anlatının bölümler halinde geçtiği yerleri görünce bunu apaçık göreceksiniz.

lut kıssası ile ilgili anlatı kur’an’da ilk olarak kamer suresinde geçer. kamer suresinin temel özelliği geçmiş çağlara ait yıkılış sahneleri ile dolu olmasıdır. daha önce tufan, kasırga, çağlık/sayha ile yıkılanlar sıralandıktan sonra şöyle denir:

“lut kavmi de uyarılara kulak asmayıp yalan bütün bunlar dedi. biz de başlarına taş yağdırdık. sadece lut’la beraber olanları bir seher vakti kurtardık. tarafımızdan bir nimet olarak..işte şükredene böyle karşılık veririz. aslında lut onları tutup yakalamamız konusunda uyarıp durmuştu. fakat uyarılara hep kuşkuyla yaklaştılar. gelen misafirlerini tacize kalkıştılar. biz de onları böyle körkütük bir halde bırakarak “uyarılarıma kulak asmamaya karşılık tadın bakalım azabımı”dedik. nitekim olan oldu ve azap kendilerini bir sabah yakalayıverdi. uyarılarıma kulak asmamaya karşılık tadın bakalım azabımı! açın kulağınızı!kur’an’ı düşünmek için kolaylaştırdık, yok mu düşünen?” (kamer; 33-40).

görüldüğü gibi nuh (tufan), ad (kasırga) ve semud (çığlık/sayha) anlatıldıktan sonra lut’un kavmi anlatılıyor. onların da “gökten yağan taş” ile azaba uğradıkları haber veriliyor. burada lut’un anlatılmasından maksat, ayrıntıya girilmeyişinden de anlaşılacağı gibi saldırganlık ve zorbalığın örneklendirilmesidir. şimdilik ne yaptıklarına girilmiyor. bu aşamada önemli olan salih’in devesinin “boğazlanması” gibi “saldırı ve tecavüz” karakterinin deşifre edilmesidir. çünkü buna benzer, isteklerini başkalarına zorla dayatan bir bir güruh mekke’de hüküm sürmekteydi. ve onlarda bir gün böyle yıkılacaktır denmek isteniyor.

bunlar, tâ ilk surede alak’ta hayır (kella) ile başlayan ilk itiraz, tuğyan ve hegemonyanın örnekleridir: mülk hegemonyaya yönelir! zenginliği kendine yeterli gören (mustağni) yasakçılığa/tecavüze/boğazlamaya yönelir!

yukarıdaki “misafirlerinden murad almaya kalkıştılar. biz de gözlerini siliverdik. tadın azabımı ve uyarılarımı”ayetinde geçen [râvedû] irade etmek, kararlı istek manasında olup bu bağlamda türkçede “cinsel taciz” dediğimiz anlamda kullanılmaktadır. çünkü buradaki irade etme eşcinsel ilişki talebi ile ilgili olduğu için “taciz” kelimesi uygun düşmektedir. keza ayette geçen “gözlerini sildik” [tamasnâ a’yunehum] ifadesi deyim anlamında olup türkçede “defterden silme” sözünü çağrıştırır. yani; “şehvetten kudurmuş, gözleri artık hiçbir şey göremez hale gelmiş, zıvanadan çıkmış bu güruhu, 'allah belânızı versin’ deyip böyle körkütük bir halde bıraktık.” denmek isteniyor…

ikinci bölüm hud suresinde:

“elçilerimiz gelince, lut onlar adına kaygılandı, telaşlandı ve: “bu çok zor bir gün.” dedi. kavminden kimileri koşarak ona geldi. zaten bunlar, önceden beri böyle kötü işler yapmaktaydılar. lut: “ey kavmim! işte kızlarım. onlar sizin için daha temiz. sakının da misafirlerimin yanında beni rezil etmeyin. içinizde hiç mi aklı başında

da bir adam yok?” dedi. onlar: “bırak şimdi, bizim kızlarında gözümüz olmadığını biliyorsun. ne istediğimizin gayet iyi biliyorsun.” dediler. lût: “keşke, size karşı koyacak gücüm kuvvetim olsaydı.” diye hayıflandı. “ya da bana arka çıkacak sağlam bir dayanak.” dedi. elçiler: “ey lut! emin ol biz rabbinin elçileriyiz; onlar sana ihtimal yok el uzatamazlar. aileni de yanına alarak gidin buralardan, arkanıza bile bakmayın. ancak şu eşin hariç, çünkü onların başına gelecek olan, onun da başına gelecek. haberin olsun. onlar için belirlenmiş vakit sabahtır, zaten sabah da yakın değil mi?” dediler. nihayet emrimiz vaki olunca, o şehirlerin altını üstüne getirdik ve üzerlerine sert taşlar yağdırdık. rabbinin katında hazırlanıp işaretlenmiş taşlar.. öyle ki bu taşlar, her zâlime hiç de uzak değildir.” (hud; 78-82)

görüldüğü gibi kıssanın burada geçmesinin sebebi, peygamberin sığınacak bir dayanak aradığı, zorbalık karşısında çaresiz kaldığı yıllara denk gelmesidir. bu nedenle lut’un da benzer bir dayatma ve çaresizlik içinde kaldığı hatırlatılmakta ve destekleyici sözler söylenerek, allah’ın yardımının yakın olduğu belirtilmektedir.

yukarıdaki bölüm zorbalığa karşı çaresizlik sahnesi. kapıya dayanmış adamlar gelen misafiri istemekte, lut ise adeta yalvararak beni rezil etmeyin, yapmayın etmeyin demektedir. “ahh gücüm kuvvetim olsaydı” diye iç geçirmektedir. çok açık bir şekilde kapıya dayanma, isteklerini zorla almaya kalkışma olduğunu görüyoruz.

aslında kıssada geçen “qavm” şehrin zenginlikten şımarmış ileri gelenleri oluyor. çünkü bunlar yol kesmekte, kadınları bırakıp erkeklere gelmekte yani osmanlı saraylarında olduğu gibi has bahçelerinde eğlenmek için kendilerine “oğlan” aramaktaydılar. “erkeklere gelmek” (te’tûne’r-rical) ifadesi oğlan aramak, genç, parlak kimi görseler koşup gelmek, başına çökmek manasında kullanılmaktadır. nitekim yukarıda geçen bölümde görüldüğü gibi “koşarak geldiler” (yuhraûne) deniyor.

lut’un karısının, onlarla birlikte kalacağı ve onların başına gelenin onun da başına geleceğinin söylenmesin sebebi nedir? lut’un eşi eşcinsel miydi ki? böylesi bir durumda lut’un onunla evli kalması mümkün olmadığından, tıpkı firavun’un karısı veya ibrahim’in babası gibi bir durum olduğunu görüyoruz. yani lut’un karısı böyle bir şey yapmasa da onlarla birlikteydi. o sınıfın içindeydi ve onlardan sonuna kadar ayrılmamış, yapılanlara en azından ses çıkarmamış, böylece zulme ortak olmuştu.

lut’un “işte kızlarım..” demesi de yöresel kültürden geliyor, “işte kadınlar” anlamında. büyükler kavmin kadınları için “kızlarım” derdi.

elçilerden maksat da melekler değil; yörede bulunan erdemli ve dürüst gençlerin gelip lut’a “bunlarla boşuna nefesini tüketme, yıllardır böyle bunlar, has bahçelerde eğlenirler, bunları bırak başka yerlere git, allah belalarını verir bir gün” diye telkinde bulunanlar olduğu anlaşılıyor.

üçüncü bölüm hicr suresinde:

“elçiler lut’un evine gittikleri zaman, lut “sizi tanıyamadım, galiba burada yabancısınız” dedi. onlar “hayır, biz sana onların şüphe edip durduklarını getirdik. sana gerçekle geldik, emin ol doğru söylüyoruz. dinle şimdi: karanlık bastırınca taraftarlarınla birlikte yola koyul. sen de arkalarından git; arkanıza bakmadan çekin gidin buralardan.” lut’a şunu söyledik: “göreceksin, sabaha buraların yerinde yeller esecek. bu arada şehir halkından kimileri de konukların geldiğini duymuş, koşarak gelmişlerdi. lut onlara “sakın ha! onlar benim misafirlerim, beni rezil etmeyin 69- allah’tan korkun, beni utandırmayın” dedi. onlar “sana elalemin işine karışmanı yasaklamamış mıydık” dediler. lut: “işte kadınlar, eğer niyetiniz ciddi ise” dedi. elçiler “ömrün hakkı için” dediler “baksana hepsi sarhoş, ne yaptıklarını bilmiyorlar.” nihayet tanyeri ağarırken onları korkunç bir çığlık yakaladı. böylece şehrin altını üstüne getirdik. üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık… ibret almak isteyenlere bu olayda büyük dersler vardır. kalıntıları halen yol üstünde duruyor. bütün bunlarda imanı olanlar için gerçekten ibret vardır. (hicr; 31-77).

görüldüğü gibi bu bölümün ana teması da göç… lut’a gelen elçiler şehirden gitmesini söylüyorlar. tam da peygamberin artık mekke’den gitmeyi düşündüğü yıllara denk geliyor. önceki bölümde geçen “misafirlerin geldiğini duyunca koşarak gelen ve kapıya dayanan adamlar” bu bölümde de tekrar vurgulanıyor ve bunların kim olduklarına dair biraz daha ayrıntı veriliyor: “seni elalemden nehy etmemişmiydik?” yani insanlara, halka vaaz vermekten, konuşmaktan, bizi eleştirip durmaktan vazgeçmeni söylememiş miydik, sana yasak koymamış mıydık? demek ki bu adamlar şehrin yasak koyucuları. lut’a konuşmayacaksın, kimseye bir şey söylemeyeceksin diye yasak (nehy) getiriyorlar. demek ki bu adamlar sınıfsal olarak ileri gelenler; kavmin kur’an’ın tabiri ile mele-i mürtefi, has bahçelerde eğlenenler. halkın çocuklarını kendilerine “oğlan” yapmak isteyen kudurmuş haramzedeler…

dördünce bölüm enbiya suresinde ve iki ayet:

“lut’a bilgi ve bilgelik verdik. onu çirkeflikler işleyen o beldeden kurtardık. doğrusu onlar çok kötü bir güruhtu, yoldan çıkmışlardı. lut’u sevgi ve merhametle kuşattık. çünkü o iyilik, güzellik ve doğruluk timsali birisiydi.” (enbiya 78).

görüldüğü gibi burada da kavmin ileri gelenleri için pislik (rics), çirkef (habâis), kötü (sûe) ve yoldan çıkmış (fâsık) tabirleri kullanılıyor. peygamber de içinde yaşadığı mekke ilere gelenlerinin pislik, çirkef ve kötülüklerinden işte böyle kurtulacaktır denmek isteniyor.

beşinci bölüm mekke döneminin sonlarında gelen ankebut suresinde:

“lut bir zamanlar kavmine “siz gerçekten çok kötü bir iş yapıyorsunuz. sizden önce kimse bunu yapmamıştı” diye seslendi. devamla “siz hala erkeklere musallat olacak, yol kesecek, meclislerinizde türlü kötülükler işleyip duracak mısınız?” dediği zaman güruhun cevabı “eğer söylediklerin doğruysa getir bize şu allah’ın azabını da görelim” demekten başka bir şey olmadı. lut: “ey rabbim! yozlaşmış ve kokuşmuş şu güruha karşı bana yardım et” dedi. elçilerimiz ibrahim’e müjde ile vardıklarında “haberin olsun, biz bu yerdeki güruhu helâk edeceğiz, zulümleri ayyuka çıktı” dediler. ibrahim: “orada lut var ama” dedi. onlar: “orada kimin bulunduğunu pekâlâ biliriz. merak etme, onu ve ailesini kurtaracağız. ancak karısı kurtulamayacak” dediler. elçilerimiz lut’a gelince onlar adına üzüldü ve telaşlandı. onlar da “korkma ve üzülme seni ve aileni kurtaracağız ancak karın kurtulamayacak” dediler. biz bu yerdeki güruha yaptıkları kötülükleri işler dururlarken gökten pislik indireceğiz. dikkat edin! biz aklını kullanacak bir topluluk için orada bir ibret tablosu bıraktık. (ankebut; 28-35)

görüldüğü bu bölümde hicret zamanı iyice yaklaştığı için azap, helak ve “geride kalanların” ne olacağı anlatılıyor. erkeklere musallat olan adamların kim olduğuna dair de biraz daha ayrıntı veriliyor. bunlar fuhuşa gelen (te’tune’l-fâhişe), bunun için erkek/oğlan arayan (te’tune’l-ricâl) ve amacına ulaşmak için de yol kesen (tegtaûne’s-sebil) ve bunları has bahçelerine/eğlence meclislerine getiren (te’tune fî nâdiye) tiplerdir. kim oldukları gayet açık değil mi?

ayette geçen “te’tune” ifadesi defalarca kullanılıyor. “gelmek” (etâ) kökünden gelen bu kelime gelmek, aramak, getirmek, musallat olmak gibi sonucu başkasını etkileyen aktif/saldırgan/agresif bir çabayı ifade ediyor.

altıncı bölüm mekke dönemin iyice sonlarında gelen neml suresinde:

“lut’a da peygamberlik verdik. bir zamanlar halkına şöyle demişti: “siz, göz göre göre fuhuşa nasıl geliyorsunuz? kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi geliyorsunuz? açıkçası siz arzularına uyan inatçı bir güruhsunuz.” buna güruhun cevabı “şu lut ve taraftarlarını ülkenizden kovun. kendileri çok temiz insanlar ya!” demekten başka bir şey olmadı. bunun üzerine lut’u ve beraberindekileri kurtardık. ancak karısının geride kalanlar arasında olmasını uygun gördük. onların üzerine öyle bir şey yağdırdık ki, bir görseydin, uyarılıp durdukları halde aldırış etmeyenlerin üzerlerine yağan ne berbat bir şeydi! (neml: 54-58)

lut kıssası anlatılırken kullanılan fuhuş, habâis, seyyiât, fısk, zulüm, cehl, musrif, rics gibi tabirler başka peygamberler anlatılırken de kullanılır. lut kıssasında ek olarak “kadınları bırakıp erkeklere gelmek” tabiri geçer.

öyle anlaşılıyor ki lut kavminin ileri gelenlerinin tıpkı eski fars, emevi, abbasi, osmanlı’da olduğu gibi ayş u tarab (işret, eğlence, şarap, oğlan) meclisleri vardı. burada türlü eğlenceler düzenleniyordu. oğlancılık tabir edilen iş de, bu nadiyelerin/meclislerin vazgeçilmeziydi.

şurası unutulmamalı ki kur’an’ın fuhuş, şarap, oğlancılık, kumar, ziyneti (zenginlik) gösterme, altını biriktirme gibi işlere karşı çıkmasının kökünde yatan esas sebep sınıfsaldır. çünkü bunlar genellikle sömürücü üst sınıfların işret meclislerinin vazgeçilmezlerindendi. buradan bunları alt sınıflar işlerce caizdir anlamı tabiî ki çıkmaz. ama bunlar tarih boyunca hep sarayların olmazsa olmazları olduğu herkesin malumudur.

lut kavminde nasıl bir şeyin olduğunu anlamak isteyenler, halil inalcık’ın has bağçe’de ayş u tarab kitabını okumalıdır. aynısının osmanlı versiyonunu görecekler. keza evliya çelebi 17.yüzyıl osmanlı’sında eşcinsellerin (hizyân) esnaftan sayıldığını ve başlarında subaşılarıyla padişahın önünden 500 kişilik bir gurup halinde resmigeçit yaptıklarını seyahatnamesinde anlatır.

sonuç olarak lut kıssasının esas konusu zorbalık ve zulümdür. nitekim “onlar çok zalimlik ettiler” deniyor. zulüm hak yemek demektir. bir yerde zulüm olması için dayatma, baskı, yasaklama, engelleme, yol kesme, ev basma, vurma, öldürme, çalma vs. olması gerekir. lut kavminin ileri gelenleri bütün bunları yapıyordu. ayetler hep onu anlatıyor. oğlancılık kavmin ilere gelenlerinin yaptıklarından sadece birisiydi. helak olmalarının sebebi bunu dayatmaları, zorla herkesi kendi heva ve heveslerinin nesnesi haline getirmeye kalkmalarıydı.

bütün bunlardan kur’an’ın eşcinsel ilişkiyi başkasına dayatma ve zorlama olmadığı takdirde onayladığı anlamı çıkmaz. kur’an’ın kendi inananlarından eşcinsel (homoseksüel) değil; karşıcinsel (heteroseksüel) ilişki istediği ortada. kur’an erkeklerin karşı cinslerini (kadınları) bırakıp hemcinslerine (erkeklere) yönelmelerini hoş görmüyor. yukarıdaki ayetlerde bu apaçık ortadadır. buradan kadınlar için de aynı durum söz konusu olur. yani kadınlar da erkekleri bırakıp kadınlara gitmemelidir.

burada mesele böyle yapmayanların, öyle olmayanların ne olacağıdır?

kur’an’da yasaklanan zulüm ve zorbalık, istenen de karşı cinslerin birbiriyle ilişkisidir.

şu halde eşcinseller zulüm ve zorbalığa yönelirse müdahele edilir, durdurulur. lut kavmi ileri gelenlerinin yaptığı buydu. onlar zülüm ve zorbalığa yöneldiler lut onu durdurmak istedi ama gücü yetmedi.

peki eşcinseller zulüm ve zorbalıkla karşılaşırsa durum yine aynı mıdır? evet. durdurulması gereken eşcinsellerin hem zulüm ve zorbalığa yönelmeleri hem de zulüm ve zorbalığa uğramalarıdır.

kimseye zararı dokunmadan yaşanan bir eşcinselliğe, sırf bize ters diye müdahele edemeyiz. eşcinselliklerini ötekine dayatmadıkça sorun olmaz. kimse kimseye dayatmada bulunmazsa, bence sorun yok.

biz tasvip etmesek de, öyle olmasak da tepelerinde cinsel tercih vekili, din bekçisi veya ahlak polisi kesilemeyiz. herkes tasvip etmediğini zorla ortadan kaldırmaya, baskı altına almaya, konuşturmamaya, susturmaya, yaşanmasına engel olmaya kalkarsa birarada yaşayamayız. eşcinsellerle dayatma olmadıkça birada yaşanabilir.

yaptıkları iş kendi tercihleridir, bizi ilgilendirmez. ötekine dayatmaya dönüşmedikçe mahremiyettir ve kişi ile allah arasındadır. cinsel tercihler dahil hiç bir şeyin bekçisi, vekili ve zorbası olamayız. kur’an üçünü de yasaklamıştır. bize düşen her türden zulüm ve zorbalığa karşı çıkmaktır.
eşcinseller sayesinde günümüze kadar göçmüş kavimdir. dinle çok da yakından ilişkisi olmayan eşcinsellerle birlikte anılma ironisi bir yana çok ekmeğimizi yemişlerdir. eşcinsellik ve din hakkında hiç fikri olmayan ortalama bir yüzde 99 u müslüman olan ülke vatandaşı bile eşcinsellik denince lut kavmini yapıştırıyor.
tabi ki de asıl kaynak yine tevrat'tır.

eski ahitte anlatılan olay aynen şöyledir:
**1.iki melek akşamleyin sodom'a vardılar. lut kentin kapısında oturuyordu. onları görür görmez karşılamak için ayağa kalktı. yere kapanarak, 2."efendilerim" dedi, "kulunuzun evine buyurun. ayaklarınızı yıkayın, geceyi bizde geçirin. sonra erkenden kalkıp yolunuza devam edersiniz." melekler, "olmaz" dediler, "geceyi kent meydanında geçireceğiz." 3.ama lut çok diretti. sonunda onunla birlikte evine gittiler. lut onlara yemek hazırladı, mayasız ekmek pişirdi. yediler. 4.onlar yatmadan, kentin erkekleri -sodom'un her mahallesinden genç yaşlı bütün erkekler- evi sardı. 5.lut'a seslenerek, "bu gece sana gelen adamlar nerede?" diye sordular, "getir onları da yatalım." 6.lut dışarı çıktı, arkasından kapıyı kapadı. 7."kardeşler, lütfen bu kötülüğü yapmayın" dedi, 8."erkek yüzü görmemiş iki kızım var. size onları getireyim, ne isterseniz yapın. yeter ki, bu adamlara dokunmayın. çünkü onlar konuğumdur, çatımın altına geldiler." 9.adamlar, "çekil önümüzden!" diye karşılık verdiler, "adam buraya dışardan geldi, şimdi yargıçlık taslıyor! sana daha beterini yaparız." lut'u ite kaka kapıyı kırmaya davrandılar. 10.ama içerdeki adamlar uzanıp lut'u evin içine, yanlarına aldılar ve kapıyı kapadılar. 11.kapıya dayanan adamları, büyük küçük hepsini kör ettiler. öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldu. 12.içerdeki iki adam lut'a, "senin burada başka kimin var?" diye sordular, "oğullarını, kızlarını, damatlarını, kentte sana ait kim varsa hepsini dışarı çıkar. 13.çünkü burayı yok edeceğiz. rab bu halk hakkında birçok kötü suçlama duydu, kenti yok etmek için bizi gönderdi." 14.lut dışarı çıktı ve kızlarıyla evlenecek olan adamlara, "hemen buradan uzaklaşın!" dedi, "çünkü rab bu kenti yok etmek üzere." ne var ki damat adayları onun şaka yaptığını sandılar. 15.tan ağarırken melekler lut'a, "karınla iki kızını al, hemen buradan uzaklaş" diye üstelediler, "yoksa kent cezasını bulurken sen de canından olursun." 16.lut ağır davrandı, ama rab ona acıdı. adamlar lut'la karısının ve iki kızının elinden tutup onları kentin dışına çıkardılar. 17.kent dışına çıkınca, adamlardan biri lut'a, "kaç, canını kurtar, arkana bakma" dedi, "bu ovanın hiçbir yerinde durma. dağa kaç, yoksa ölür gidersin." 18.lut, "aman, efendim!" diye karşılık verdi, 19."ben kulunuzdan hoşnut kaldınız, canımı kurtarmakla bana büyük iyilik yaptınız. ama dağa kaçamam. çünkü felaket bana yetişir, ölürüm. 20.işte, şurada kaçabileceğim yakın bir kent var, küçücük bir kent. izin verin, oraya kaçıp canımı kurtarayım. zaten küçücük bir kent." 21.adamlardan biri, "peki, dileğini kabul ediyorum" dedi, "o kenti yıkmayacağım. 22.çabuk ol, hemen kaç! çünkü sen oraya varmadan bir şey yapamam." bu yüzden o kente soar adı verildi. 23.lut soar'a vardığında güneş doğmuştu. 24.rab sodom ve gomora'nın üzerine gökten ateşli kükürt yağdırdı. 25.bu kentleri, bütün ovayı, oradaki insanların hepsini ve bütün bitkileri yok etti. 26.ancak lut'un peşisıra gelen karısı dönüp geriye bakınca tuz kesildi. 27.ibrahim sabah erkenden kalkıp önceki gün rab'bin huzurunda durduğu yere gitti. 28.sodom ve gomora'ya ve bütün ovaya baktı. yerden, tüten bir ocak gibi duman yükseliyordu. 29.tanrı ovadaki kentleri yok ederken ibrahim'i anımsamış ve lut'un yaşadığı kentleri yok ederken lut'u bu felaketin dışına çıkarmıştı. 30.lut soar'da kalmaktan korkuyordu. bu yüzden iki kızıyla kentten ayrılarak dağa yerleşti, onlarla birlikte bir mağarada yaşamaya başladı. 31.büyük kızı küçüğüne, "babamız yaşlı" dedi, "dünya geleneklerine uygun biçimde burada bizimle yatabilecek bir erkek yok. 32.gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım." 33.o gece babalarına şarap içirdiler. büyük kız gidip babasıyla yattı. ancak lut yatıp kalktığının farkında değildi. 34.ertesi gün büyük kız küçüğüne, "dün gece babamla yattım" dedi, "bu gece de ona şarap içirelim. soyumuzu yaşatmak için sen de onunla yat." 35.o gece de babalarına şarap içirdiler ve küçük kız babasıyla yattı. ama lut yatıp kalktığının farkında değildi. 36.böylece lut'un iki kızı da öz babalarından hamile kaldılar. 37.büyük kız bir erkek çocuk doğurdu, ona moav adını verdi. moav bugünkü moavlılar'ın atasıdır. 38.küçük kızın da bir oğlu oldu, adını ben-ammi koydu. o da bugünkü ammonlular'ın atasıdır.***