lut kavmi

her boku yapıp eşcinsel post gördüğü anda klavye delikanlısı olan tipin bahanesidir. onlar helak olmasa bize ne ile karşı çıkacaklar merak ediyorum.
tevratta ve kur'an'dan alıntı yapılmış, şuraya da incil'den parça koyayım da üçlemeyi tamamlayalım;

"24 bu yüzden tanrı, birbirlerinin bedenlerini aşağılasınlar diye, onları yüreklerinin tutkuları içinde ahlaksızlığa teslim etti. 25 tanrı’yla ilgili gerçeğin yerine yalanı koydular. yaradan’ın yerine yaratığa tapıp kulluk ettiler. oysa tanrı sonsuza dek övülmeye layıktır! amin.
26 işte böylece tanrı onları utanç verici tutkulara teslim etti. kadınları bile doğal ilişki yerine doğal olmayanı yeğlediler. 27 aynı şekilde erkekler de kadınla doğal ilişkilerini bırakıp birbirleri için şehvetle yanıp tutuştular. erkekler erkeklerle utanç verici ilişkilere girdiler ve kendi bedenlerinde sapıklıklarına yaraşan karşılığı aldılar.
28 tanrı’yı tanımakta yarar görmedikleri için tanrı onları yararsız düşüncelere, yakışıksız davranışlara teslim etti. 29 her türlü haksızlık, kötülük, açgözlülük ve kinle doldular. kıskançlık, öldürme hırsı, çekişme, hile, kötü niyetle doludurlar. 30-31 dedikoducu, yerici, tanrı’dan nefret eden, küstah, kibirli, övüngen, kötülük üreten, anne baba sözü dinlemeyen, anlayışsız, sözünde durmaz, sevgiden yoksun, acımasız insanlardır. 32 böyle davrananların ölümü hak ettiğine ilişkin tanrı buyruğunu bildikleri halde, bunları yalnız yapmakla kalmaz, yapanları da onaylarlar."

romalılar1:24

söz konusu pasaj romalıları eleştirmek için tertip edilmiş değildir, romalılara iman esaslarını açıklamak için kaleme alınmıştır. havari pavlus'un peygamberlik edişinden çıkmıştır. lut kavmine değinilmese bile - ki aranızda bilmeyen var mı bilmiyorum- hristiyanlıkta eski ahit kanonik olarak kabul edilir, bu nedenle incil deki ifadeler de tevrat ile uyumludur.

eşcinselliği pagan ritüeller üzerinden deneyimlemiş bir şahsın fikrinden çıktığı çok belli olmakta, metni okuyunca demeter yahut bacchus adına düzenlenen ve yamyamlık ile son bulan orgy ibadetleri geliyor. akış da bunu çok ele veriyor, aynı tevratın kenanilerdeki bebek kurbanı ibadetlerini alt metinde eleştirdiği yerler gibi bir yapısı mevcut.
aslında çok mutlu insanlarmış
selamlar.
şu ana kadar yazılmış olan yorumlardan daha farklı bir bakış açısı ile bu "lut kavmi" olayına bakmak, bu hikayeyi asıl makul olan mantık süzgecinden geçirmek istiyorum. genelde çoğu insan hikayeye odaklanıyor, hikayenin içinde kaybolurken yahudi mitolojisinin kökeni ve olayların geçtiği iddia edilen o bölgenin jeolojik, jeomorfolojik geçmişinden bahsetmeyi unutuyor.

peki lut kavmi kısaca nedir?

bugün; israil, lut gölü'nün olduğu bölgede günümüzden yaklaşık 4000-8000 yıl öncesinde bulunduğu düşünülen bir şehir-şehirler devleti.

sodom ve gomore kentlerinin hikayesi ve kökeni ile alakalı 2 mantığa dayalı görüşüm var. bu 2 görüşten birinin doğru olduğuna adım gibi eminim. çünkü ikisi de bilimsel verilere dayalı ve dini bakış açısının dışında değerlendirdiğim görüşler.

1) böyle bir şehir, tarihin hiçbir döneminde var olmadı, belki tarihte o bölgede var olan bazı şehirler vardı ama bu şehirler herhangi bir doğal afetle karşılaşmadı.

denizden -422 metre daha alçakta bulunan lut gölü, yaklaşık 3.7 milyon yıl önce geç-pliyosen devrinde şu anda ürdün nehri vadisi, lut gölü, kuzey arabah vadisi olan bölgelerin, defalarca akdeniz'den gelen sular tarafından yutulması sonucunda oluşmuştur.

lut gölü'nün olduğu yeri oluşturan sedom lagünü ve bölgede bulunan sedom dağının oldukça tuz içermesi sebebiyle lut gölü on binlerce yıl içinde oldukça tuzlu hale gelmiştir.

tarihte dönem dönem göldeki su seviyelerinde düşmeler gözlenmiştir ama bu deniz seviyesindeki azalmaların neredeyse hiçbirinin "volkanik patlamalar" sonucu oluşmadığı anlaşılmıştır.

bilim insanları bunun sismik bir sebebi olduğunu düşünüyor. tahminlere göre en son 12-14 bin yıl kadar önce göl seviyesinde oldukça ciddi bir azalma olmuş ve bu azalmanın da sismik bir sebebi olduğu düşünülmektedir.

ilginçtir ki şuanki arkeolojik çalışmalar günümüzden 12 bin yıl kadar önce tam anlamıyla bir yerleşik hayatın var olmadığını, göçebe yaşamın etkin çoğunlukta olduğunu bizlere anlatmakta.

uzun lafın kısası, jeolojik tarihe bakıldığı zaman anlatılan olaylarla mantıklı bir örtüşme görülmemekte.

ama hadi diyelim ki bizim henüz teknolojik birikimimiz ile tespit edemediğimiz bir doğal afet, günümüzden birkaç bin yıl önce gerçekten de orada bulunan 2 şehrin yıkılmasına sebep olmuş olsun.

2) gerçekten yaşanmış olan olayların, çeşitli toplumlar tarafından abartılarak mitleştirilmesi:

lut halkının muhtemelen tarih boyunca dünyanın çeşitli bölgelerinde nadir de olsa görülen, heteronormatif yaşam tarzı ile çok fazla uyuşmayan ve cinsiyet rollerini çok da takmayan bir kültürleri; yaşam tarzları vardı.

eğer gerçekten sodom ve gomore toplulukları tarihte var olmuşsa; muhtemelen yaşam tarzları, m.ö 4000-6000 dolaylarında o coğrafyada yeni yeni oluşan ataerkil ilkel yahudi toplulukları tarafından oldukça garipsenmiş ve ayıplanmış olmalı.

talihsiz sodom- gomore kentlerinin o dönemde bölgede yaşanan şiddetli bir doğal afet sonucu yok olması sonucunda bizim ilkel yahudi toplulukları bu talihsiz durumu kendilerine göre yorumlamış, bunu kültürlerinin önemli bir parçası haline getirmiş ve bu durumdan kendilerince dersler çıkarmışlardır. muhtemelen daha sonrasında bu kültürel öğeleri dinleşmiş ve sonra da diğer inançları etkileyerek bugünün homofobik dinlerini yaratmıştır.

dinlerin birbirini etkilemesi ve basit sebepleri olan hikayelerden büyük efsaneler yaratması tarihte her zaman gördüğümüz şeylerdir.

ilyada destanından tutun, sümer mitolojisinin ilkel yahudi efsanelerine kaynak olmasına, antik asur tanrılarından ve mitolojilerinden bazılarının zamanla evrimleşerek yunan mitolojisine örnek olmasına, islamdaki bekke'nin (mekke değil çünkü mekke'nin m.s 760'lardan sonra kurulduğuna dair kanıtlar var..) fil ordusu tarafından saldırıya uğramasının daha sonradan muhammed tarafından mitleştirilmesine, isa'nın suda yürümesi hikayesinin aslında zerdüşte dayanmasına kadar zibilyon örnek ile birlikte bunu detaylandırabiliriz.

yani demem o ki eğer böyle bir olay yaşandıysa bile tarih boyunca hep olduğu gibi insanların hayal gücü ve önyargıları arasında şekilden şekile girmiş ve günümüzdeki şeklini almıştır.

sonuç olarak, bilimin ve mantığın bizlere gösterdikleri dışındaki hiçbir şey gerçek değildir. hikayelere ve anlatılanlara takılıp kalmak, o mitolojileri bizlere pazarlayan din tacirlerinin bizden istediği şey zaten. çünkü onlar da biliyorlar ki hikayelerinin dışına çıkıp bu saçma olaylar zincirine bilim tarafından baktığımız zaman çatlakları belirgin şekilde göreceğiz.
atalarım olduklarını düşünmekteyim :))
  • /
  • 2