tunatuan

Durum: 3446 - 0 - 0 - 0 - 04.02.2016 17:51

Puan: 38716 - Sözlük Kaşarı

6 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

YAŞARkolik, CD arşivcisi, konsergezer/yazar, blog sahibi çevirmen.
  • /
  • 173

türkiye'de tecavüz mağduru olan varlıklar

ben bir adamın bir "binayla" halvet olmaya çalışırken penisini kırdığını okumuştum.

tunatuan

kendimi hiçbi şey sanmıyorum, ama 7 yaşından beri müziğin bi şekilde içindeyim ve kulaklarım iyi duyar, ayrıca değirmende ağartsaydın keşke saçlarını, ekmek yapıp yerdik en azından tatlı yazarcanım....

her gece yatmadan önce 31 çeken adam

astronotsa, amaca ulaşamayacak adamdır, zira yerçekimsiz ortamda 31 de çekilemez.

telefonda sesi hoş gelen kadınların çirkin çıkması

genellikle seks hatlarında kullanılan operatörlerinin durumu.

ferman padişahın dağlar bizimdir

cem karaca'nın, dadaloğlu'nun şiirine yaptığı gümbür gümbür şarkıda geçen satır. muhalif şarkılarda ilk üç içindedir. kanımca en güzel yorumu cem karaca'dan sonra haramiler grubu söylemiştir.

kanat güner

çok küçüktüm, anneannem bana ne olacağımı, ne işle iştigal edeceğimi sordu. “pilot olcam anneanne,” dedim. güldü, “erkekler pilot olur, sen olamazsın,” dedi. “o zaman hostes olurum,” dedim, güldü. “güzeller hostes olur, sen olamazsın,” dedi.

çok küçüktüm, anneanneme kızdım. büyünce erkek olamayacağımı biliyordum ama belki güzel olurdum, o dediklerinden sonra güzel de olamadım.

muhteşem yüzyıl kösem

beren saat'e rağmen reytingleri istenen şekilde gitmeye dizi, bir türlü akıcılığı sağlayamadılar bence, ama aslıhan gürbüz halime sultan rolünde çok çok başarılı...

ayı sözlük yazarlarının keşke ben söyleseydim dediği şarkılar

madrid

nasıl ki izmir'de göztepe ile karşıyaka rekabet halindedir, ispanya'da bu durum barcelona'ya karşı madrid şeklinde gerçekleşir.

rihanna

ekibi yapımcıları onu bu kadar koşturmasına rağmen hep fakir bu kızcağız üstte yok başta yok, giyinecek bir çaputu yok diye içlendiğim şarkıcı.

yok lan yok, en az benim kadar teşhirci, çıktığı günden beri götünün deliğine kadar her yerini gördüğümüz, bundan bir adım sonrası soyunacak kıyafet kalmadığı için heralde derisini yüzüp iç organlarını sergileyecek diye düşündüğüm şarkıcı. üstelik benden 5 yaş küçükmüş! teşhirci goddess...

rengin

şu anda bursa'da ikamet etmekte olan, geçenlerde üç saat boyunca sohbetin muhabbetin keyfini yaşadığım, bu sektörden birtakım şeyleri görüp bilerek ayrıldığını ve şu an mutlu olduğunu, gene de elinde hala birçok şarkı olduğunu ve bunları değerlendirmek istediğini söyleyen yani müziğe sözlü olarak olmasa da söz müzik yazarı olarak dönmeye yeşil ışık yakan 90ların sanatçısı. nasıl güzel bir ses rengi vardır.

bora ayanoğlu

kadife gibi sesi, duru bir türkçeyle söylediği şarkıları, yormayan müziği ile 70lerden bugüne gelmiş efsane isimlerden biridir. 1946 yılında istanbul'da doğdu. babası tiyatro, sinema oyuncusu ve yönetmeni sami ayanoğlu, annesi tiyatro oyuncusu ve ilk kadın tiyatro sahibesi şayeste ayanoğlu'dur. o yaz, fabrika kızı, her sonbahar, kırık aynalar, penceresi önünde, sevgi var ya, güller dudaklar gibi her biri hit olmuş ve zerrin özer, rengin gibi sanatçılarca seslendirilmiş müzisyen. aynı zamanda oyuncudur. gülbeyaz dizisisinden hatırlanabilir. en son 2014 yılında söz müzik adıyla çıkardığı albümde başkalarına verdiği şarkılarını seslendirmiştir.

penceresi önünde

volkan konak kimmiş, bora ayanoğlu şarkısıdır.

penceresi önünde karanfil saksı
oturmuş yazar yarim birine yazı
kimi sever bilinmez dumanlı başı
zalim olma sevgilim taşdan değilim
batmam elin üstüne diken değilim
zalim olma sevgilim taştan değilim
kaldır başını bir bak haram değilim

penceresi önünde üzümlü asma
benden başka birini aklına takma
benimkide yürek canım üstüne basma
zalim olma sevgilim taştan değilim
batmam elin üstüne diken değilim
zalim olma sevgilim taştan değilim
döndür başını bir bak haram değilim

bu şarkı kendisinin farkında olmayan ya da farkında olsa da yüz vermeyen sevdiğine çaresizce sesini duyurmaya çalışan bir aşığın ağıdıdır. sevdiği pencerede oturmuş bir yazı yazmaktadır. aşık adam pencerede onu izlemekte, kendisinin farkında olmayan sevgilinin kime mektup yazdığını bilmemekte, kendisine olmadığını bildiği için üzülmektedir. sevdiği pencerede yazdığı şeye o kadar dalmıştır ki, kafasını kaldırıp onu, gerçek aşığını görmez, aşık sevdiğinin kafasını kaldırıp kendisini görmesini ister, ancak sevdiği kafasını kaldırmaz ve onu görmez. (bunun toplumsal referanslarla da bağlantısı olabilir, hani bir kadının bir erkeğe bakmasının ayıp karşılandığı zamanlara atıfta bulunur şarkı güftesiyle de). ama adam bu kadar aşıkken sevdiğinin kendisine bakmasının haram olmadığını anlatır. adam batmam elin üstüne diken değilim sana zarar vermem der, sadece kaldır başını bana bak ve beni gör diye isyan etmektedir. seni bu kadar seven bir can varken, sevdiğinin farkında olup kendisine böyle umursamaz davrandığı için zalim olduğunu söyler.

ikinci bölümde, biraz daha cesaretle seslenir, biraz da sabırsızlığını ve gücenmişliğini dile getirir: "benimkide yürek canım üstüne basma" ve gene aşkından ona zarar gelmeyeceğini haykırır: "batmam elin üstüne, diken değilim", yani seni sıkıntıya sokmam, sen bana bir gül ben bu umutla seni uzaktan da olsa severim, her şeye razıyım, yeter ki sevgime karşılık ver, "döndür başını bir bak haram değilim".

adeta divan edebiyatındaki söz sanatlarının kitabı gibidir bu sözler. bu şarkı ilke kez bora ayanoğlu'nun 1981 yılındaki her şey bahane albümünde yer almış, daha sonra önce zerrin özer 1987 yılında dayanamıyorum albümünde, rengin 1996 yılında ilk ve tek albümünde, volkan konak 2003 yılında maranda albümünde söylemiş, en son bora ayanoğlu 2015 yılında çıkarmış olduğu söz müzik albümünde yeniden seslendirmiştir.

bora ayanoğlu (1981 yorumu):

zerrin özer (1987 yorumu):

rengin (1996 yorumu): http://www.izlesene.com/video/rengin-pen...
volkan konak (2003 yorumu):

bora ayanoğlu (2015 yorumu):

barbaros şansal

değme muhalefetin yapamadığı muhalefeti yapan, toplumsal duyarlılığı yüksek, bu yüzden iktidar yandaşları (ve homofobik çevre) tarafından sevilmeyen, içi dışı bir özü sözü bir lafı gediğine iyi oturtan ve bi yandan bu kadar kariyerine rağmen kendine hala terzi yamağı diyecek kadar alçakgönüllü modacı.

azer bülbül

anadolu yakası

hani evlenilecek kız eğlenilecek kız diye berbat bir kavram vardır, izninizle bunu buraya adapte etmek istiyorum. avrupa yakası eğlenilecek, anadolu yakası evlenilecek yerdir.

müslümanlardan korkmak

müslümanların neden böyle deyip kendilerini sorgulaması gereken durum. gerçekten inananları tenzih ederek, barış dini islamı korkuyla terörle anılır hale getiren süslümanların eseri. kafa koparma bunlarda, insan satma bunlarda, tecavüz taciz bunlarda, fitne fesatlık bunlarda , cehalet ve cehaletten zevk alma bunlarda, bağnazlık yobazlık bunlarda. görünen bu, imaj bu. iç yüzünü bilmesem ve işidi filan görsem ben de öyle düşünürdüm. işin kötüsü böyle bir algıya karşı müslümanların ilkelliklerini sürdürmesi... neyse ki iç yüzünü biliyorum da hala müslümanım diyorum.

aşka doğru

grup gündoğarken'in 1993 ankara'dan abim geldi albümünde yer alan bir ilhan şeşen şarkısı.

harun kolçak

bu ülkenin en iyi üç müzisyeninden biridir.

vurgun

emel'in güzeller güzeli "faka bastın" albümünün iki numaralı şarkısı ve bir harun kolçak klasiği. harun kolçak daha sonra yeniden doğuyorum albümünde seslendirmiştir. şarkı hüzünlü yapısı ve sözleriyle insanın içini acıtır, çok severken terk eden sevgiliye bir ahttır, hatırladıkça canını acıtan, öfkelendiren ama gene hüznünü içinde hisseden "geride kalan"ın duygularını yaşatır, "giden sevgiliye" ne öfkesi ne hüznü biter, çünkü sevgili bu beklenmedik gidişiyle "bir bozgun bir vurgun" yaşatmıştır, bu yüzden "bağışlamak" "bağışlanmaktan" daha zordur. bunda kendinde suç aradığını ifade eder, ama bağışlanmayı hak edecek bir şey yaptıysa bile bağışlamanın daha zor olduğunu söyler. zaman zaman hatırlayıp arkasından yer yer öfke yer yer hüzün duyulan sevgiliye ağıttır:

emel yorumu için:

harun kolçak yorumu için:
  • /
  • 173
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 3446

aileyle birlikte tv de eşcinsel içerikli film izlemek

annemin bir saniye tahammül edemediği olay. efenim, şöyle gelişti her şey. bir gün eşcinsel temalı güzel bir film izleiyorum. konu lise çağlarında ergenlik hezayanları yaşayan bir çocuk, babası ile annesinin ayrılacağını, dahası boşanma nedeninin babasının erkek arkadaşıyla ayrı eve çıkmak istemesi olduğunu öğrenir. kısa sürede okulda duyulur bu, ve çocukla dalga geçerler, çocuk zaten normal değil, iyice dağıtır filan. çok etkileyiciydi, yani bana bir çok şey düşündürdü şu an ismini unuttuğum o film. yani o çocuğun yaşadığı travma, ailesinin geçirdiği dönüşüm ve meydana getirdiği sarsıntılar, bi yandan adamın artık hayatının yönünü istediği gibi çizebilme kararı ve cesareti ve bu uğurda vazgeçtikleri vs. vs. gibi bolca sarsıcı mesajlar içermekteydi. annem, "ne izliyorsun?" dedi, anlattım, "izleyecek başka şey kalmadı mı?" dedi, dedim "anne niye öyle diyorsun ki, bu olaylar yaşanıyor, neden meseleye sadece gey filmiyse iğrençtir, dieyip kestiriyorsun, o çocuğun yaşadığı sıkıntıları düşünsene, o annenin, o babanın bu kararı verirken yaşadıkları sıkıntıyı", annem "hmmmmumm" gibi sesler çıkarıp odasına gitti. ki çok aydın bi kadındır, ama anladım ki eşcinsellik konusunda bin ışık yılı uzaktayız birbirimize.

devinim

1. bir şeyin devamlı bir hareket, bir döngü içinde olması,
2. bir toplumdaki olayların ana özelliğini, varlık biçimini belirleyen toplumsal süreçlerin bütünü
3. felsefe bir ruh durumundan başka bir ruh durumuna geçiş
4. felsefe bir düşünce sürecinin başlaması, hareket
5. felsefe zaman içinde durum değiştirme
6. fizik durağan bir noktaya göre devinmekte olan bir nesnenin durumu, devim, hareket

bir eşcinselin başına gelebilecek en kötü şey

korunmasız seksten sonra partnerin aids dünyasına hoşgeldin demesi. (allah korusun)

eşcinsel olmanın kötü yanları

1) sürekli bir yalan dünyasında yaşamak zorundasınızdır, gizliyseniz hele aileye, iş arkadaşlarına, normal arkadaşlara (tabi gey dostu olmadığını bildiklerinize) yalan söylersiniz
2) homofobik bir toplumda yaşamanın getirisi, aşağılanır, hakarete uğrar, dövülür, tecavüze uğrar hatta öldürülürsünüz, ve o homofobik toplumun homofobik polislerince insan yerine konmazsınız, hatta onlar da size aynı muameleyi yapar
3) çoğu zaman iç dünyanızla ilgili karmaşaları kendi başınıza çözmeniz gerekir, dışarı anlatamazsınız, diğer geylerin de kendi dertleri olur onlar da bi yere kadar dinler
4) aileniz ve toplum tarafından ağır ithamlarla cezalandırılırsınız
5) size herkese g.tveren potansiyel muamelesi yapılabilir, gece s.ken adam gündüz size bir paçavraymışsınız gibi davranabilir, veya sarhoş muhabbetlerine meze yapar.
6) başınıza bir şey geldiğinizde, tecavüze uğradığınızda polise gidemezsiniz, zira polisin aklında sizin bu halinizle zaten davetiye çıkarmış olduğuna dair bir önyargısı vardır


offf bu kadar yazdım içim şişti, gerisini siz tamamlayın.

müslümanlığı güzel bir din sanmak

müslümanlık ve islam özünde -aslında her dinde olduğu gibi- kardeşlik, hoşgörü, barış gibi güzel mesajlar içeren bir din. insanoğlunun elinde oyuncağa çevrildiği için sürekli kötü ve berbat bir din izlenimi yaratılan ancak insanların amellerinden dolayı bütün bir dinin alaşağı edilmesini doğru bulmuyorum, sonuçta ortada ortak ve güzel bir mesaj var ve sorun bu mesajı insanların kendilerine yonta yonta saçma sapan ve müslümanlıkla bağdaşmayan uygulamalara giderek yanlış bir müslümanlık izlenimi oluşturmasıdır. kulaktan dolma bilgilere pabuç bırakmamak için herkesin bir kere okuması gerektiğini düşünüyorum.

ilk eşcinsel ilişkiden sonra yapılanlar

eve gidip duş almak, sonra gerizekalıya bağlamak, "aneeeymm hasta oldum ben aids oldum" diye kendini kahretmek, adama mesajlar atmak, "bir daha sikilmek için yalvarsam da gebersem de bana yazma, mesaj atsam da cevaplama" gibi saçma sapan mesajlar atmak, sonra adam gerçekten mesaj atmadığında neden mesaj atmıyorsun diye evine gitmek ve bir daha kendini siktirmek. sonra alışıyorsun tabi.

aysel gürel

seni özlüyorum deli kadın, bütün bu dünyanın kiri pası içinde ekranlardan yansıyan ve bize her şeye rağmen umut var dedirten temiz sevincini, neşeni ve kaleminden akan yüreğini özlüyorum, senin en ince espri yaparken bile gözlerindeki derin bakışı, en ciddi konuda bile muzip yorumlarını, kısaca seni özlüyorum deli kadın. bir resmine bakarken bile binlerce kare geçiyor gözümden, seni hiç tanımadım, tanıma imkanı bulamadım, ancak ben seni hep sevdim, senin bu dünyaya kattığın güzelliği sevdim, tüm dünyanın akılları bir araya gelse senin tek bir yorumla herkesi susturabilme becerini sevdim.

ama neyi sevmedim biliyo musun? daha seninle tanışmadan çekip gitmeni, daha şarkılar şiirler tamamlanmamışken çekip gitmeni, tabiri caizse daha karpuz kesecekken zengin kalkışı yapar gibi 80 +/- 60 yaşın baharında çekip gitmeni... yarım kaldı şarkılar, şiirler, daha çok şarkı var yazacak... daha fazla söz söyleyemem, söz söylemede senin eline su dökemem, senin sözünün üstüne söz söyleyemem, sadece diyebilirim ki, ulaşıyosa bu yazılar bir yerden sana, bir el salla oralardan bana. deli kızım uyan, bir tek sensin duyan!!! bu dünyada bize bir bakış borcun kaldı, acelen ne, bekle aysel!

artik yok!! diyemiyorum; iyi ki vardi! diyorum...

gizli gay

kendi içinde kimliğiyle barışık olsa da, dışarıdan gelecek tepkilerden -özellikle aile eşrafından ve arkadaşlardan- çekinerek onların yanında değilmiş gibi davranmak zorunda kalan eşcinsel... yani ben.

aslında herkes anlıyordur. ne kadar dikkat etmeye çalışsam da bir kelimemle bir işaretimle ama kimse açıkça sormadığı için ben de kimseye söylemiyorum. maddiyatla, sevgiyle, kendiyle barışık olmayla filan alakası yok, sadece söylememin doğru olduğunu düşünmediğim insanlar var,, kaybetme korkusu belki, ya da anneme söylersem bakışlarına yerleşecek, bir daha asla çıkmayacak ve her baktığımda içimi kanatacak o bakışın korkusu... ama ibne miyim? evet sapına kadar ibneyim, gerçek bu... erkekleri seviyorum.

göt deliği

sermayem, erkekleri tavlama aracım, erkeğimin fişini takacağı priz...

beyaz slip

kocamın sevmediği benim de rahat bulduğum iç çamaşırı. yazın hiçbi şey giymiyorum o ayrı. saranı güzel hissediyor, sanki kalçalarımda kocamın elleri varmış gibi.

eşcinsel evlilikler

heterosu bile gereksiz gelirken, eşcinselinin gerenksiz olduğunu düşündüğüm eylem, birlikte yaşa, ne var yani, çocuk yapmayacaksın ki?

ayı sözlük yazarlarının yaşları

4 ay sonra otuz, olgun seven aktifleri özele beklerim.

rihanna

ayrıca petek dinçöz ("what it means, what it means, what it what it what it") dedi diye kıyameti kopartan medya, aynı anlamsızlıktaki tekrarlama örneği olan "umbrella ela ela ela e e e"i baştacı yapmıştır.

not: allahım bu günleri de mi görücektim? elalemin rihannasına karşı petek dinçözü savundum, yaşamayı hak etmiyorum!)