dalyandeltasi

Durum: 653 - 0 - 0 - 0 - 12.02.2013 00:28

Puan: 8130 - Sözlük Kezbanı

7 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

bear-bondage :D
  • /
  • 33

cenabet

kamyonu devirmek.

cinsel münasebette bulunma durumu sonrasında girilen hal-i ahval.

yakınında bulunulduğu takdirde etrafındaki tüm uğursuzluklara ve kara perşembelere göğüs gerilmesi gereken kişi ya da kuruluş.

bu hale erişmiş olan bireyin bütün kötü enerjileri içine çeken bir karadelik olduğuna inanılır.

bir gün boyunca her şeyin ters gitmesi

o günü yaşayan insan-ı sıfatın cenabet olması kuvvetle muhtemeldir.

ergen

beyin sıvısı plazma kıvamına gelmiş; ne çocuk ne de erişkin olunabilen insan dönemi. bir geçiş dönemidir; ve kolay kolay geçmez, aslına bakarsanız o dönemden sonra bir ergen olarak hayatına devam eden insan-ı biçimler de yok değildir.

örnek: emo

çocuk olunan dönemin geçmişe karşılık geldiğini düşündüğümüzde; teorisel açıdan; ana belleğe yazılan ve ergenin bundan sonraki kişisel tarihini yazmasına yardımcı olacak tüm veriler, zihnen ölü olunan bu dönemde ele alındığından ortaya pek de hayırlı bir tip çıkmayacağı aşikardır.

örnek:


görüldüğü gibi sevgili ergenyus'umuz, geçmişten gelen aşırı veri sonucu, adeta kafasında alevler olduğunu hissedecek level'e gelerek, plazma halindeki beyin sıvısı içindeki tüm ram'lerini yakıyor. *

erişkinlik döneminin ergenlik sonrası ''geleceği'' ifade ettiğini düşündüğümüzde , bu dönemde fikr-i ishale yakalanmış ergenimiz sadece kendi odaklı hayaller kurma durumundadır. artık kendi bireysel tarihine yönelik girişimlere geçme dürtüsüyle ilgisini milyonlarca şeye dağıtabilir; ama ilgisi sürekli tek bir noktadadır: sevgili bulma / olma.

örnek:


görüldüğü üzere burada da; tam da beklediğimiz gibi; ergenimizin en mal şarkılarda bile sevgili özlemini hissedebilir düzeye getirebildiği iç felsefesine tanıklık ediyoruz. *

ergen

gençlik öncesi insan hali.

zihnen ölü biyoorganizma.

bağımlı

bireyin özgür kalmasına engel olan; sayısı kişinin iradesizliğiyle doğru orantılı olacak biçimde değişen; görünmez tasmaların sahibi.

antep fıstığı

dikkat: yüksek derecede şiddet ve vahşet içerir. izleyenlerin %97'sinde kalıcı düzeyde bilinç kaybı ve beyin travması gözlenmiştir.



--- spoiler ---

koreografinin mükemmelliğine değinmeden olmaz. kabuğun içinden çıkarkenki esneklik ve ahenk oldukça iyi düşünülmüş.

izlerken ahh! demeden de edemiyor insan; şu kabukların birinden de arpad miklos, ne bileyim eric evans çıksın diye.

--- spoiler ---

harry potter

apış arası süpürgeli ergen

otomatik açılan / kapanan kapılara yaklaştığında alohomora diye çığıran bir neslin üremesine neden olan velet.

hogwarts cadılık ve büyücülük okulu yerine yaz aylarında kur'an kursuna gönderilseydi; ayetel kursi, felak ve nas sureleriyle; değil lord voldemort'la tüm şeytani ucubelerle ve onların oyunlarıyla uğraşmasına gerek kalmazdı.

clementine

80 ila 90'lı yıllarda çocukluğunu yaşamış kişilerin ilk travmalarını geçirmelerine neden olan korku-dram-gerilim çizgi dizisi.

o dönem başka hiçbir çizgi dizide; hatta onu bırakın hiçbir sinema filminde; bu derece donuk renkler kullanılmamıştı. zaten çocuklar için yapıldığına bile şüpheyle bakıyorum hala bu vahşet-ül çizginin; en azından eğlenmek ve gülmek için televizyonda gösterildiğine inanmıyorum.

o dönem çocuklarının serpilip büyümelerinin ardından, bu korkutucu deneyime tanık olan yanlarını, bilinçlerinin en derinlerine atmaya çalıştıkları bilinmektedir. bu gerçekleştirilir de; ancak ta ki o kelimeyi duyana kadar ''clementine''

bilincin derinlerine gömülen ses, hayata zaten böyle devam etmek zorunda olan kişinin benliğinde silik silik görüntülerin canlanmasına sebebiyet verir ve bastırılmaya çalışılan korkunç anılar birer birer geri döner.

müziği de ayrı bir fenomendir; hipnotik etki yaratarak yapılması planlanan beyin yıkama işlemine geçiş için ön hazırlık niteliğindedir.

http://video.cnnturk.com/2010/haber/12/1...

dünyada 80 ler gibi hastalıklı bir kuşak yetiştiyse sebebi soluk renkleri ve iç kurutan müziğiyle bu çizgi filmdir.

tutmayın küçük enişteyi

tutmayın küçük enişteyi; salıverin gitsin!

tosun paşa'dan bir sahne:

mahallenin bakkalının veresiye defteri

dünya kadar malın olacağına fındık kadar amın olsun mottosunun gerçek olduğunun bir kanıtı daha.

http://ayisozluk.com/lnk/a8bc8e

not:

adam mı kadını sikti yoksa kadın mı adamı sikti tartışmaya açık bir konu olarak günümüze değin uzanmıştır.

sakızın olayım, çiğne beni dememek için kendini zor tuttuğun anlar silselesi. *

mahallenin bakkalının veresiye defteri

müjde ar bakkal alışverişinde! * *



not:

görüldüğü üzere
bir kalçaya büyük boy rakı
bir göğse büyük boy sana margarini
iki göğüs olunca konserve ve makarna da ekleniyor listeye

dip not:

bakkalın elinin çıplak memesine değmesiyle kirlendiğinin farkına varan sevgili müjde ar hemen listeye sabunu ekliyor ve ardından listenin vazgeçilmezi kaşar geliyor; hem de eski kaşar!

evlenilecek kadın var eğlenilecek kadın var

emel müftüoğlu bir parçasında bu mühim konuya da parmak basmıştı.

ayı sözlük yazarlarının şu an okuduğu kitaplar

akif pirinçci - felidae

beş kitaplık bir serinin ilk ayağı olan felidae'de yazar, * * * * polisiye romanların tüm sıradan yapılarını kendine özgü alaycı üslubuyla harmanlayıp okuyucuya sunuyor; üstelik bunu yaparken romanın baş kahramanlarının hepsinin de kedi olduğunu düşündüğümüzde ortaya fabl türüne benzer; ama esasında polisiye masal görünümünde bir başyapıt çıkıyor. sabırlı okurlar için ki sürekli gerilim ve heyecanın alt üst edildiği bir anlatım mevcut sayfa aralarında, pek de o sabrı göstermek zorunda olduğunuz bir durum oluşmuyor okurken; sizi sürprizi bol bir son bekliyor.

not:

1. şu an okuduğum kitaplar bölümüne yazdığım halde sonunu biliyor izlenimini verdiğim bir yazı oldu farkındayım; biliyorum zira ki ilk okuyuşum değil bu eseri. hani beğendiğin bir parçayı tekrar dinlemek ya da sevdiğin bir filmi tekrar izlemek gibi bir eylemdir kitap okumak benim için.

2. kedileri seven bir yakınınız varsa mutlaka tavsiye edilesi türden bir romandır.

3. kitabı okuduktan sonra kedilere eskisi gibi değil de anormal gözlerle bakacağınızdan emin olun!

havai fişek

viagra

cialis

viagra

sik krikosu

not: isteğe ve arzuya göre penis, pipi, çük, bamya ya da yarak kelimeleri de kullanılabilir.

cialis

sik krikosu

not: isteğe ve arzuya göre penis, pipi, çük, bamya ya da yarak kelimeleri de kullanılabilir.

(bkz: viagra)

güç bende artık

günümüzde bu nidayı erkek kısmısına attırtabilecek karışım için gerekenler:

1 kutu viagra
2 kutu cialis
1 kutu levitra
bir yemek kaşığı bal
bir paket kabartma tozu
bir paket vanilya

güzide yiyeceğimizin tarifi:

eczaneden utana sıkıla aldığımız haplarımızı ambalajından küfrede küfrede çıkartıyoruz ve mikserde toz haline gelinceye kadar önce yavaş devirde 1 dakika ardından en yüksek devirde 3 dakika olmak üzere iyice çekiyoruz. ayrı bir kaba aldığımız toz karışımımızın içine 1 paket kabartma tozu ve vanilyayı da ekledikten sonra .mına koyayım ben n'apıyorum, allah'tan belamımı istiyorum laflarını aklımızın bir köşesinden geçirerek 1 yemek kaşığı bal ile iyice karıştırıyoruz. şifalı bekaret bozduran macunumuz artık hazır; eyvahlar, şey pardon, afiyetler olsun.

dip not:

kabartma tozu eczanede hapları alırken sönen erkeklik onurunuzu tekrar göklere yükseltirken
vanilya ağzınızın öpüşürken güzel kokmasını sağlayacak; tabii partnerinizin dudakları olduğunu hatırlayabilirseniz.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

  • /
  • 33
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 653

acıyor ama devam et

doyumsuz dar kıçlı ayıların mottosu.

kanırtmaya başladıysa da devam edilir.

güzelliğin on par'etmez bu bendeki aşk olmasa

enteresan bir şekilde varlık bilimini ve onun gerçekte ne olduğunu açık bir şekilde gözler önüne seren bir sözdür. varlık bilimine; ontolojiye; göre temel sorun varlığın ne olduğu, varoluşun nedenselliği ve bu iki kavram arasında oluşturulan ayrım-birleşim köprüleri vasıtasıyla temelde varolan sorunsala tekrar vurgu yaparak varlığın mahiyetinde düşünerek varoluşsal süreçler içerinde varlıkları incelemektir.

şimdi bu yargıya göre söze tekrardan dönecek olursak; güzellik diye nitelendirdiğimiz olguya baktığımızda karşımıza çıkacak olan ana sorgu ''güzel''in ne olduğudur. varlığı güzel diye sıfatlandırmamızdaki etken nedir veya güzel sıfatını yanına koyarken seçtiğimiz o varlık ne gibi varoluşsal süreçlerden geçmektedir. temelde güzel dediğimiz, güzel diye nitelendirdiğimiz varlık bu sıfatı gerçekte/n/ güzel olduğu için değil onu gören başka bir varlığın görüşünde böyle bir anlamı kazandığı için güzel olma durumuna erişmiştir. kısaca güzel olmak varlığın içinde barındırdığı bir özelliği olmaktan ziyade ona dıştan bakan başka bir varlığın içerinde yarattığı bir illuzyondur.

bu düşünce yapısını kişiselleştirirsek söze göre; kişilikler atfedersek temel manada; ortaya çıkacak sonuç oldukça basittir aslında. birini güzel görmemiz onun gerçekte/n/ güzel olduğunu ve bu yüzden sevdiğimizi ifade ettiğimiz durumunu anlatmaktan çok o kişiyi gerçekte/n/ sevdiğimizi ve bu nedenle o sıfatla gördüğümüzü irdelemektedir.

hunharca kuyruk yağı sikmek

yağlı ve büyük kuyruklu koyun ırklarımız;

(bkz: mor karaman)
(bkz: ak karaman)
(bkz: dağlıç)
(bkz: ivesi)
*
(bkz: serbest çağrışım)


yıllardır aynı tarz müzik yapan insan

son defa

kargo grubunun ''yarına ne kaldı?'' adlı albümünde bulunan parça; tracklist olark ikinci parça idi; yıl 1996.

mahallenin bakkalının veresiye defteri

müjde ar bakkal alışverişinde! * *



not:

görüldüğü üzere
bir kalçaya büyük boy rakı
bir göğse büyük boy sana margarini
iki göğüs olunca konserve ve makarna da ekleniyor listeye

dip not:

bakkalın elinin çıplak memesine değmesiyle kirlendiğinin farkına varan sevgili müjde ar hemen listeye sabunu ekliyor ve ardından listenin vazgeçilmezi kaşar geliyor; hem de eski kaşar!

pazar

tezer özlü'nün pazar günlerine karşı içten içe içe bir kin beslediğini düşünürüm; ona insan hayatının sıradan yanlarını, hep aynıymışcasına yaşanan o tipik sabah, öğle, akşam ritüellerini ve o burjuvazi geleneklerini yıkamayan insanın kırık boşluklarını anımsatırken varoluşsal sorularını çözümlemede bir takım yeni metod yolculukları yapmasına olanak tanıyor gibi belki.

tezer özlü pazar günleri için şunu der;

"pazar günleri... şimdilerde... sokak aralarından geçerken... gözüme pijamalı aile babaları ilişirse, kışın, yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim... evlerin pencere camları buharlaşmışsa... odaların içine asılmış çamaşır görürsem... bulutlar ıslak kiremitlere yakınsa, yağmur çiseliyorsa, radyolardan naklen futbol maçları yayımlanıyorsa, tartışan insanların sesleri sokaklara dek yansıyorsa, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek.......... isterim hep."

tezer özlü - çocukluğun soğuk geceleri

cumartesi anneleri

cumartesi günleri içimde duyduğum burukluğun nedeni onlar. onları gördüğüm ilk günü; hatta ''an''ı hiç unutmuyorum, yine böyle soğukların tenimizi kavurmaya, yüzümüzü kesmeye başladığı zamanların birindeydi; o soğuğa rağmen bunca insan neden burada toplanmış diyordum kendi kendime; çünkü erken sayılabilecek saatlerdi meydan için. fark etmemek mümkün değildi onları, ki ortalık savaş alanını da andırıyordu bakıldığında; bir sürü polis ve onların sayısıyla yarışabilecek derecede köpek vardı etrafta, bir yandan da kimlik kontrolü yapılıyordu onlara yakın duranlara ve anlam vermeye çalışıyordum tüm bu olanlara. o zamanki aklımla uzaktan seyre durdum olan biteni, konuşmalarını dinledim, feryatlarını işittim, acılarını duyumsadım, yaslarını tattım... diğer yandan polislere ilişti gözlerim ve yanlarındaki boyu dizimi geçen köpeklerine; aç kurtlar gibi geldi o an hepsi bana, ağızlarından yere damlayan salyalarının kokusunu duydum sanki; polisler de çok tuhaf gelmişti baktığımda, sanki bir olay çıkacağının bilincindelermiş ve bu her zaman gerçekleşen kısır döngüsel bir süreçmiş gibi duruşları, bakışları ve davranışları vardı... bunları düşünürken olan oldu tabii...

şimdi biliyorum ki;
onlar terörist annesi değil!
onlar faşistlerin yandaşları değil!
onlar ''anne'' işte adı üstünde...

onların istedikleri tek şey sarılabilecek, ağlayabilecek oldukları bir mezar taşı. *
onlar sadece ''anne''...
bunun cumartesi, pazarı olur mu?
bunun ırkı, soyu olur mu?
bunun doğusu, batısı olur mu?

serdar ateşer

gerek müzik sektöründen gerekse yazınsal işlerden ettiği gelirlerle kendine ait bir home studio kuran ve bu sayede istediği gibi müzik yapabilen ya da içindeki müziği dilediği gibi dışa vurabilen ender sanatçılardan biri serdar ateşer.

ilk albümü mütareke yılları ile istenildiğinde türkiye’de de farklı bir bakış açısıyla müzik yapılabilineceğini gösteren serdar ateşer ikinci albümü olan avdet seyri'yle geri döndüğünde onun müziksel zekasını özleyen kulaklarımızın ne kadar da kirle dolup pas tuttuğunu tekrardan hatırlatmıştır bizlere.

müzik konusundaki yeteneğini yaydığı o yıllarda bu yolda tek başına yürümek istemediğini gösteren en büyük delillerden biri ise bülent ortaçgil’in bu şarkılar adam olmaz albümüdür. oldukça sade bir kartonete sahip olan bu albüm esas vurucu noktasını içindeki parçalarda barındırdığını daha ilk baştan anlatıyor gibiydi; albüm baştan sona en unutulmaz bülent ortaçgil şarkılarını barındırıyordu. * * * * * * *

sonraki yıllarda mozaik grubu ve eren kazım akay ile yaptığı ortak çalışmalarla adını sıkça gördüğümüz sanatçı, bir yandan da reklam müzikleri ile de uğraşmaktaydı. kendisini son olarak mor ve ötesi grubu’nun yedinci stüdyo albümü olan güneşi beklerken’de prodüktör koltuğunda gördüğümüz serdar ateşer; üzülerek söylesem de; bunca uğraşın ardından ülkemizde tanınmayan ya da yeterince tanınamayan sanatçılar listesinde yerini almıştır.

müzik yapabilme niteliği yüksek olmasından ya da nitelikli müzikler yapabilmesinden dolayı iki filmin de soundtrack çalışmalarını yapma görevi olduğu gibi serdar ateşer'in ellerine teslim edilmiştir. bunlardan ilki nesli çölgeçen'in yazıp yönettiği 1987 yapımı olan selamsız bandosu ve derviş zaim'in yazıp yönettiği, bolca ödüle de sahip olan 2000 yapımı filler ve çimen adlı filmlerdir.

(bkz: istemeyerek)

göt lalesi

gizli bahçenizde açan çiçek

heteroseksüel

karşı cinse ilgi duyan, hasta olan, elde etmek için binbir taklayı geçtim üçlü salto çift burgu yapabilen birey.

(bkz: straight)
(bkz: str8)

yeni sözlük yazarları

müslüman eşcinsel

cenabet

kamyonu devirmek.

cinsel münasebette bulunma durumu sonrasında girilen hal-i ahval.

yakınında bulunulduğu takdirde etrafındaki tüm uğursuzluklara ve kara perşembelere göğüs gerilmesi gereken kişi ya da kuruluş.

bu hale erişmiş olan bireyin bütün kötü enerjileri içine çeken bir karadelik olduğuna inanılır.
Henüz takip ettiği biri yok.