zabeldogdu

Durum: 565 - 4 - 0 - 0 - 02.06.2019 20:44

Puan: 9070 - Sözlük Kezbanı

2 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Kaostan kosmosa kaç kilometre? Yuvarlak tarih- hiçbir şeyde straight olmaya gerek yok.
  • /
  • 29

pembe hayat

yakın zamanda saldırı haberi paylaşmışlardı. olayı anlamadım desem. iftar yemeğinde transfobik birileri saldırdı sanmıştım ama görünen o ki lgbti+ içerisinde bir tartışma bu. bu şartlar altında ne olup bittiğini açıklamaları gerekir. eğer bir hata varsa da üstüne yatmadan konuşulmalı. çünkü söylenen şeyler o kadar farklı ki insan anlamıyor.

uludağ sözlük yazarlarının düzgün kız bulamaması

"düzgün" ve "kız" kelimelerini yanyana görünce bir kez daha sözlüğün nefret dolu bir yer olduğunu görmüş bulundum. kendi cinsel edimlerinizi bir kadın yaşadığında bir erkekle, nasıl da nefretle bahsediyorsunuz ya. güya homofobi eleştirisi yapılıyor hetero erkeklere ama yine kadınlar üzerinden. kirli zihninizi artık natrans/trans kadınlardan ve çocuklardan çekin artık. yaşadığımız şiddet yetmiyormuş gibi boktan bile olamayacak zihniyetinizle uğraşmak bizi yaralamıyor, öfkelendiriyor.

kadınlarda penis olsaydı olabilecekler

her kadının amı yoktur, yani başlık sıkıntılı .

erkeklerde vajina olsaydı olabilecekler

olmamış bu başlık. translar vardır. her kadının amı yoktur, her erkeğin penisi yoktur.

beslenme çantası

ilkokul zamanlarını hatırlattı bu başlık. zorunlu beslenme saatleri vardı. her gün ikinci ders saatinin tenefüsü. hoca kontrol ediyordu bir de yiyor muyuz napıyoruz diye. kendi kontrol etmek istemiyorsa bizi görevlendirirdi falan. komikti ya.

türkiye türklerindir

ırkçı bir slogan. bir de türkiye neden sürekli mazlum, mağdur ve yalnız ve tehlike altında şeklinde gösteriliyor bunu anlayabilmiş değilim. orada yapılan atama türk olmayan türkiyelileri dışlıyor, mültecilere yönelen şiddetin temel mantığı ve türk'ün türk'ten başka dostu yoktur mantığını da besliyor. ha sonra ne oluyor "türk şöyle yapmalı" denilen iktidarlara karşı çıktığınızda zorunlu askerlikten tutun, tek tip eğitim diline, zoraki kadın erkek evliliğine; kadın dediğin böyle olur, geleneğimiz böyle, milli değerlerimiz böyle, aile yapımız böyle denilen rollere karşınızda sarsılması çok zor bir iktidar buluyorsunuz ve bütün bunlar vatan hainliği vs. mantıklarıyla birleştiriliyor. korkunç cidden.

türkiye'de ensest gerçeği

bu gerçeği anlatmak, ortaya çıkarıp çözüm talep etmek isteyen gazetecilere yapılan "biz de olmaz öyle şey" baskısı zaten durumun vehametini ortaya koyuyor. ensest mağdurlarının konuşması da oldukça zor bir durum bu sebepten. inanılması, görülmesi istenen bir şey değil ki bu hayattaki en yıkıcı zorluklardan biri.

evlilik eşitliği

evlenmeyi düşünmüyorum, yasal olarak eşit olmak için evlilik eşitliğinin sağlanması gerektiğini düşünüyorum. yasal olarak tanınmak basit bir mevzu olarak görünse de bir saldırıya maruz bırakıldığınızda ya da özgürce dolaşmak istediğinizde de koruyucu bir durum. ayrıca baskılardan kurtulmak için yapılan diğer cinsle evlilik durumlarına karşı da yasal bir garantinin olması demek bir yandan. kadın erkek odaklı aile, ilişki algısının aşılması açısından da gerekli diye düşünüyorum. bir şey mecbur bırakıldığında yarar sağlayan grup için de sıkıntı. natrans heteroseksüel kadın ve natrans heteroseksüel erkek ilişkisi için dahi peşi sıra milyon tane emrin dahi geldiği bir birliktelik anlayışını da yıkacaktır.

17 mayıs uluslararası homofobi ve transfobi karşıtlığı günü

görünürlük açısından adına bifobiyi ve interseksfobiyi de eklesek daha iyi olacak gün.
pembe hayat bir video hazırlamış bugüne dair, canlarım.

çirkinlik diye birşey yoktur yanlış açıyla çekilmiş fotoğraf vardır

bunun yanlış ışık versiyonu da var diye düşünüyorum.

ev temizlemek

büyük ölçüde nefret ettiğim, arada bir de iyi hissetmek için yapmak istediğim şeydir. yapmak arzusu gelince hayatımdan sıkıntıları atıyormuşum, bir çeki düzen veriyormuşum gibi hissediyorum. bir de o temizlik pırıltısı geldiğinde içim açılıyor yeminle.

dolu otobüste yandaki boş koltuğa çantasını koyan insan modeli

dolu bir otobüste bunu üç saniyeden daha fazla yapamayacağını düşündüğüm insandır.

maluma

sesle tipin birarada etki potansiyelini aşmış olduğu bir beyefendi.

türkiye'deki ilk resmi eşcinsel evlilik

fark etmeselerdi ne olurdu acaba diye düşünüyorum; yasal olarak yani. nerede patlardı bu olay ?

ayı sözlük itiraf

vakti zamanında aşık olduğum, bu vakti zaman da epey yakın bir süreçte sonlanmış olan biri var. arkadaşım olması ve iletişimi koparamamam, koparmak istememem de cabası. her seferinde yeni birinden hoşlandıktan sonra o yeni kişiyi ister istemez "onu unuttum be, oh" diyerek karşılıyorum kendi içimde. tesiri nasıl bu kadar uzun sürebilir, nasıl mutlu olduğum zamanlara eşlik eden bir hayal halini alabilir hala, aklım almıyor.

mekke'yi görmeden vatikan'a gitmek

kendi ortamını, gerçekliğini çözmeden başka ortamlara dalmak anlamında bir atasözü sandığım cümle. atasözü yerine geçebilir, geçsin lütfen.

heteroseksüel

bir yandan iç çalkantısız psikolojilerine ve sahip olduklarına özendiğim öte yandan çok da sıkıcı bulduğum insan grubu.

judith butler

anlamakta zorlandığım ve çok sevdiğim, anlatmaya çalışsam zorlanacağım, tanışmak, dünya gözüyle görmek istediğim düşünür. kendisinin konuştuğu, çevirisi olan videolar buldum.

erol

olips reklamında çatıdan bağıran orta yaşlı kadının söylediği isim. o günden sonra ismin ahengi değişmişti benim için. neden bu kadar etkilendim bu reklamdan bilmiyorum.

alttaki yazara soracaklarım var

biraz beklersem bir şeyler değişecek düşüncesi kendime söylediğim en büyük yalan.
öfke anında insanların söylediklerinin daha gerçek olduğuna inanır mısın?
  • /
  • 29

iq'nun düşük olduğunu gösteren detaylar

"kadın dediğin yemek pişiricek, çocuğuna bakacak o kadaaar!" *

uludağ sözlük yazarlarının düzgün kız bulamaması

hani nasıl homofobiden şikayet ediyorsunuz ya. şöyle bir konuda var. (bkz:bir meta olarak kadın)
(bkz:mide bulandırıcı entryler)

işi olan insanın zamanı zamanı olan insanın parasının olmaması

ne olduğu bilmeyenler için cevabın gapitalizm (kapitalizm) olduğu durumdur. bu düzenin dilber ay eleştirisini şuraya bırakıyorum : "şu hayatta ne kadar güzel insan tanıdıysam hepsi de bu gapitalizmden nefret ediyolardı. benim böyle şeylere pek aklım ermez gardaş; ama, bu gapitalizmin çok şerefsiz bi şey olduğu besbelli!"

sinema

sinema, insanlığa hiçbir şey öğretemez, çünkü insanlık, hiçbir şey öğrenemeyeceğini, son dört bin yılda yeteri kadar ispatlamıştır."

mühürlenmiş zaman - andrey tarkovski

istanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin iptali

şu halk tv dilini şuraya taşımanıza gerek yok. biraz daha konuşursa oyları azalacak. bırakın şu mahalle ağzını yapılmak istenen ikililiği kirli siyaseti görüyorum ki aklı selim yazarlarımızda bünyesinde barındırmakta. tüm solcu cenah, akp zulmünden köteği yemiş tüm kesim bu seçimlerde bir oldu. bakın biz başardık bir olmayı. ısrarla oyuna gelmeyin diyorum. hdp aday göstermeyerek ki genel başkanları chp oylarıyla içerideyken bağrına taş basıp yinede demokrasi deyip sayın imamoğlunu desteklemişken bunu yapmayın, yaralamayın.
dipnot:selo değil selahattin demirtaş diyeceksiniz.

binder

çoğunlukla trans erkekler tarafından memeleri gizlemek, göğüs kafesini olabildiğince düz göstermek amacıyla tercih edilen bir çeşit iç çamaşırı

giyilen süre zarfında sırt ağrısı ve nefes almada zorluk sıklıkla yaşanır, uzun vadede duruş bozukluklarına da neden olabilir. bunlar biraz da alışmayla, göğüslerin büyüklüğüyle ve binderin kalitesiyle ilgilidir. bu şikayetleri minimum düzeye indirmek için yapılabilecek şeylerden birisi de, binderin sıkılığını ayarlarken hırsa gelmeyip nefes alabilecek kadar pay bırakmaktır. uyurken ya da spor sırasında giyilmesi pek önerilmez.

eğer kişi şanslıyla ve göğüslerinin doğal hali pek de büyük değilse, o kıvrımlar büyük ölçüde kaybolur; hatta tamamen düpdüz bir görüntüye kavuşabilir.

aliexpress’ten 20tl’den başlayan fiyatlarla temin edilebilir

panik

"almayan böyle olsun" isimli bir albümü olan, geyik şamata ve kaliteli müzik içeren bir grup. deniz yılmaz(kurban) barındırır.

still alice

julianne moore'a kazandığı oscar'ı sonuna kadar hak ettiğini gösteren, enfes bir drama. alice (moore), columbia üniversitesinde dil bilimi üzerine uzmanlaşmış, bu konuda kaynak sayılan bir kitap yazmış profesördür. bir gün üniversite kampüsünde koşarken kaybolduğunu hisseder. bunun ve birkaç şeyin üzerine doktora giden alice'e erken alzheimer teşhisi konur ve devamında alice ve ailesinin yaşadıklarına tanık oluruz filmde.

--- spoiler ---

julianne moore'u her filminde ayrı bir sevsem de, hep the hours'taki rolünün yeri bende ayrıydı ta ki alice'e kadar. julianne moore'un o güzelliği, hikayenin de epey iyi olmasıyla film boyunca ilginç bir etki doğuruyor insanda-ki alice pek de öyle süslü püslü bir kadın değilken. dahası, linguistik yani hayatı konuşmak üzere olan bir kadının anılarını unutması(alice kendisini anıları ile ifade ediyor) dahası filmin sonunda neredeyse konuşmayı bile unuttuğunu görüyoruz, epey sert bir yerden vuruyor insanı. ayrıca film boyunca alice'in annesi ve kardeşini içeren o anısından izlenen kesitler filmin sonunda beyaz bir ekran ile sonlanarak aslında alice'in film boyunca hep tutuntuğu o anısını da artık unuttuğunu göstererek bir kez daha üzüyor.

ve tabiki o alzheimer derneği'ndeki konuşması, her şeye bedel.



--- spoiler ---

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

bazı acılar dinmiyor, bazı yaralar kapanmıyor.

24 nisan 1915

şahitlik ettiğimiz yakın tarihimizin en büyük trajedisidir. tutuklandılar, sürüldüler, ve malesef bir mezar taşları bile olmadı. hocalısı, adanası, taşnakı buraya yazıp çizmenin örneklendirmenin sidik yarıştırmanın hiçbir anlamı, ifadesi yok benim için. acıyı yarıştırma acizliğindense anlamaya çalışıp içselleştirebilmek en samimi olanı. teçhir kanunuyla trene bindirilip sürgüne zorlanan krikor zohrab'ın neler yaşadığını hangi hayal kırıklığının gecesini aydınlattığını hiçbirimiz hiçbir zaman bilemeyeceğiz. tüm bunlar yaşanırken benim şahsım adıma kabullennemediğim türkiye siyasi tarihinde bu karanlık güçlerin halâ barınıyor olabilmesi. çok uzağa gitmeye gerek yok bakın tarihler aynı, verilmek istenen mesaj aynı. 24 nisan 2011 senesinde vatani görevini yapmak için gittiği asker ocağında sevag balıkçı katledildi hepimiz şahidiz,tanığız. ve üç maymunu oynamaya devam ediyor; görmüyoruz, duymuyoruz, susuyoruz.

Toplam entry sayısı: 565

bazı şarkıların bizdeki hikayeleri

yukarıdaki hikaye çok güzel. benimki biraz hüzünlü ama entriyi okuyunca direk aklıma geleni yazıyorum. bazı insanlar vardır böyle ilk tanıştığınızda sanki yıllarca vakit geçirebilirmişsiniz gibi olur. size birşey söyler ve söylediği sanki sizin nişanınızdır artık. güzel olan şeylerden çok derin yaralar da çıkar ya öyle bir şeyler. gözgöze yaptığımız muhabbet hala olduğu gibi duruyor içimde. öyle etkilenmiştim ki sonraki görüşümde heyecandan selam vermeye utanmıştım. bir süre sonra gitti zaten. görmedim bir daha. o gitti ben de o nişanın acısıyla kaldım. çay sözü vardı bana. "hatta senin için yemek yapacağım". öldüğünü öğrendim sonra. acıma eşlik eden şarkıyı buldum. dinleyince bir tek o gelir aklıma. bir de tanıştığımız şehirde bir yıldıza yazmıştım onu. istanbul'da da görür müyüm diye düşünüyorum. ölmüş biri için, bazen unutulduğuna acı çekilen, her anımsamadaysa geçirilen kısacık vaktin değeri acıyla geri gelen, yıldızlara benzetilen bir insan için ;

cinsiyetin olmadığı bir dünya

cinsiyetin olmadığından ziyade hiçbir cinsiyet kimliği için beden üzerinden şekillenen normların olmadığı bir dünya daha güzel olurdu.

selahattin demirtaş

selahattin demirtaş, seni başkan yaptırmayacağız diyerek bugünkü ohalleri, her alana hükmetmeyi arzulayanların emellerine 2 yıl önce balta vurabileceğini gösterdiğinden yargılanan siyasetçi .

26 nisan lezbiyen görünürlük günü

lgbti'ler içerisinde de daha az konuşulan kadınlar oluyor. eşcinsel denince biseksüel denince akla ilk olarak gayler ve biseksüel erkekler geliyor. genel durumda ise heteroseksüel olmayan kadınların temsili az olduğu kadar oldukça sorunlu. bir fantezi unsuru olarak görülüp "erkekle tamamlanan kadın", "doğası belli kadın" algılarıyla da çarpışmak durumunda kalıyoruz. fobilerle uğraşmak durumunda kalıyoruz; az görünürlükle ama bizim hakkımızda bizden çok konuşanlarla yani. lezbofobi de lezbiyen kadınların görünürlük halinde nasıl da heteronormatif kalıplarla dile getirildiğini anlamak için önemli bir tanımlama. dolayısıyla görünürlük bizim görünürlüğümüz ve sözü biz söyleyeceğiz; tüm lezbiyenlerin görünürlük günü kutlu mutlu olsun.

apolitik insan

muhtemelen politik olduğunun farkında olmayan, kendi davranışlarını yönlendiren ideolojiyi fazlasıyla benimsediğinden doğal bir gerçeklik gibi gören insandır. kendi dışındaki görüşleri politik olarak nitelendiriyordur. ve suya sabuna dokunmamak için apolitik oluyordur. örneğin akp'ye oy verip kendini apolitik olarak tanımlayan insanlar biliyorum. ben eleştirince de politik oluyordum. bunun çeşitli siyasi varyasyonları da mevcut ülkemizde. ne kadar ataerkilliği, milliyetçiliği, homofobiyi, transfobiyi, halihazırdaki partileri sorgulamazsan o kadar apolitik yani normal insan oluyorsun böylelerinin gözünde. halbuki bir ekmeği hangi kıstasa göre bölüştüğün bile politiktir. insan gündelik hayatını düzenlemek zorunda olan politik hayvandır lan. nerede kalmış apolitiklik?

bazı şarkıların bizdeki hikayeleri

yukarıdaki hikaye çok güzel. benimki biraz hüzünlü ama entriyi okuyunca direk aklıma geleni yazıyorum. bazı insanlar vardır böyle ilk tanıştığınızda sanki yıllarca vakit geçirebilirmişsiniz gibi olur. size birşey söyler ve söylediği sanki sizin nişanınızdır artık. güzel olan şeylerden çok derin yaralar da çıkar ya öyle bir şeyler. gözgöze yaptığımız muhabbet hala olduğu gibi duruyor içimde. öyle etkilenmiştim ki sonraki görüşümde heyecandan selam vermeye utanmıştım. bir süre sonra gitti zaten. görmedim bir daha. o gitti ben de o nişanın acısıyla kaldım. çay sözü vardı bana. "hatta senin için yemek yapacağım". öldüğünü öğrendim sonra. acıma eşlik eden şarkıyı buldum. dinleyince bir tek o gelir aklıma. bir de tanıştığımız şehirde bir yıldıza yazmıştım onu. istanbul'da da görür müyüm diye düşünüyorum. ölmüş biri için, bazen unutulduğuna acı çekilen, her anımsamadaysa geçirilen kısacık vaktin değeri acıyla geri gelen, yıldızlara benzetilen bir insan için ;

hdp

izmir milletvekili adayları lgbti haklarını savunacağına dair taahhütname imzalamış parti. el altından değil açıkça savunma girişimleri takdir edilesi. diğer partilere de örnek olur umarım.
http://kaosgl.org/sayfa.php?id=25937

selahattin demirtaş

selahattin demirtaş, seni başkan yaptırmayacağız diyerek bugünkü ohalleri, her alana hükmetmeyi arzulayanların emellerine 2 yıl önce balta vurabileceğini gösterdiğinden yargılanan siyasetçi .

biseksüel

heteronormatif yapının sahiplenicileri bütün cinsel yönelimlerden çıkabilir. eşcinsellere saldıranlar içinde eşcinseller de olabilir. toplumsal cinsiyetten bahsedeceksek biseksüeller yalnızca erkeklerden ibaret değildir. pek çok farklı cinsiyet kimliğinden olabilir. feminen geyleri aşağılayan "ibne olmayan, aktif" geyler toplumsal cinsiyet biliyor yani? toplumsal cinsiyeti bilmek konusunda gey -biseksüel erkek ayrımı yapıldığına göre kadınların yaşadıklarını erkeğin kadına duyduğu, duyabildiği cinsel arzuya mı bağlıyoruz yani? evet erkeklerin hiyerarşilerini cinselleştirdikleri doğrudur. lakin buradan geyler de kurtulamaz. tam da aktif-pasif mevzusunda olduğu gibi.
yine bir biseksüel için geylik-lezbiyenlik normal olamaz. "normal" varsa kendinde olandır, biseksüelliktir. bununla birlikte biseksüel bir kadın için bir kadına ; biseksüel bir erkek için bir erkeğe aşık olmak, cinsellik yaşamak normaldir. ilkokul çağında ne yaşandığı da hem biseksüel hem eşcinsel çocuklar için dışarıdan illaki belli olacak diye bir şey yoktur. belli olsa da ne biz bu çocukların gözetçisiyiz, ne de onları birbirleriyle yarıştırabiliriz. denilen durumlar doğru olsa bile her örnekte, bu acıları yaratan temel durumları ve bağlantıları eleştirmek yerine acı hiyerarşisi geliştirmek heteronormativiteyi sağlar. biseksüel çocuğun hislerinin durumu hakkında hangi cinsiyetten hoşlandığını bilecek ve hayat çizgisini takip edecek kadar kaç tane biseksüel tanınabilir şu hayatta? sanki bir dış göz olunmuş da insanları geçmiş gelecek süzmüş gibi. evlenme mevzusuna gelirsek eğer mevzu eşcinsellerin sahip olmak isteyip olamadıklarıysa bir biseksüel diğer cinse aşık olduğunda onunla evlenmek istiyorsa tabi ki evlenebilir. ve kime hesap verecek kendinden başka? biseksüel kadınlar ve diğer cinsiyet kimlikleri mevzusuna hiç girmiyorum. zaten oralarda mevzu bu kadar da "basit" değil.

1000kitap.com

kitap üzerinden sosyalleşme ağı. kitap okuma, kitap inceleme gibi etkinliklerinizi düzenliyorsunuz. yıl içinde kendinize bir hedef koyuyorsunuz, okuduklarınızı ve okuyacaklarınızı belirtiyorsunuz. sizin gibi başka kişilerle de tanışabiliyorsunuz. kullandığımdan beri okuma isteğimi artırdı ve programlamamı kolaylaştırdı.

travesti tarifler

pembe hayat aktivistlerinin pembe hayat'ın youtube kanalında yemek yaptıkları video programları. adını ilk kez duyduğum felah köfteye delikli boncuk yerde kalmaz adını vermişler. ölsem unutmam artık. o değil de canım çekti gece gece. herkesin çeksin.

lezce.com

çok manyak tiplerle karşılaştığım site. kadının biri kırk yıllık tanıdıkmışız gibi mesaj atıp konuşmayı yarıda kesti. herhalde biseksüel olduğumu söylemem etkili oldu. aradan haftalar geçince tekrar tanışmak için mesaj attı. geçmişte konuştuğumuzu ve yarıda kestiğini, bu yüzden konuşmak istemediğimi söyleyince de yalvar yakar oldu resmen. bir başkası attığı ilk mesajdan sonra ciddiysen konuşalım diye tutturdu. bir başkası selam sabah demeden kendi numarasını attı. neden böyle yaptığını sorunca da boy kilo bilgilerin dikkatimi çekti dedi falan. cevap vermedim. sonra sahte hesap olduğu ortaya çıkmış, banlanmış. ilginç bir site. daha aklı başında olduğunu tahmin ettiklerim de bana bakmıyor naletossun.

shortbyshort.com

çeşitli kısa filmlerin yer aldığı ve isteyenlerin kısa filmlerini yükleyebilecekleri bir site. "kendi öykülerimizi anlattığımız filmler yapıyor; dünyayı ve hayatımızı bu yolla sorguluyor ve yorumluyoruz. biz bu yolda ilerlerken; sizlerin de farklı, yepyeni ve benzersiz öykülerinizi keşfedip tanıtma sorumluluğunuzu üstlenmeyi planlıyoruz.
inanıyoruz ki geleceğin ünlü bir yönetmeni, bir festivalde keşfedilmeyecek; önce internete damgasını vuracak, bireysel hayran kitlesini yaratacak…" diye tanıtıyorlar kendilerini. http://www.shortbyshort.com/bizce-shortb...
paylaştıkları filmlerden birkaçını izledim. izlediklerim de gayet güzel filmlerdi. kısa filmlere ulaşmak için iyi bir site olmuş. gerçekten iyi filmler var.

ufak tefek cinayetler

big little lies dizisine olan benzerlikleri esinlenmenin ötesinde olmakla birlikte çok farklı bir gidişatta olan dizi. big little lies dizisinde gördüğümüz kadın dayanışmasının yerini kadın rekabeti almış. yine de erkeklerin de mevzuya dahil olmasıyla biraz daha heyecanlanmış, yalnızca kadınları kötü göstermekten çıkmaya başlamış dizi. geriye sadece güç savaşları kalıyor. insani arka planları önemsemeden tabi. bir de sorguda konuşan tipler nasıl her ayrıntıyı biliyorlar?

tanımadığın biriyle muhabbet kurma yolları

bildiğin bilmediğin birşeyden bahsederek muhabbet kurulabilir zannımca. markette ürün sormak, kitapçıda aradığın bir kitabı sorarken fazlaca konuşmak, bu yazarın şu kitabı da var mı vs. şeklinde lafı uzatma çabaları işe yarayabilir. açık, anlaşılır ve sakince konuşunca insanlar biraz daha konuşmaya meyilli olabiliyorlar. denedim mi hayır. ama benle konuşma çabasından hoşlandığım kişiler böyleydi her zaman.