zabeldogdu

Durum: 334 - 12 - 0 - 0 - 05.08.2018 03:15

Puan: 3596 - Sözlük Kezbanı

8 ay önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Sokak Lambası.
  • /
  • 17

adrienne rich

türkçe tek bir çeviri kitabını bulamadığım şair.

bilgi yarışmasında ilk soruda elenen akademisyen

bu adamı duydum ama hangi konudan elendiğini bilmiyordum. çiçek ol sorusundan olduğunu görünce çok şaşırdım. ben bunu herkes bilir sanırdım. 90lar nesline denk gelmiş bir şey mi bu çiçek ol mevzusu acaba?

ateist ve homofobik insan

homofobik insanın önüne her tanımlama, her ideoloji gelebilir. homoseksüel bile gelebilir. gerisini siz düşünün.

orlando

virginia woolf'un aşk yaşadığı vita sackville-west'e adanmış romanı. kitabı okuyunca da "ne aşklar var be" diyorsunuz.

yüzyılın en uzun kanlı ay tutulması

adından dolayı bile korktuğum tutulma. son 7-8 yıldır bütün kötü kombinli tutulma, retro vs. hepsinin etkisini yaşamışım. astroloji öyle söylüyor. umarım bu hayırlı gelir. bu olayla tek ilgimin bu olmasi da ilginç . yarın da izlemeyi unuturum muhtemel.

monoseksuel

tek cinse duygu ve/veya cinsel ilgi duyan insanlar için geçerli tanımlama. örneğin eşcinsel ve heteroseksüeller bu gruba girer.

duygusal şiddet

etkileri fiziksel şiddet kadar ağır olabilen bir şiddet türü. ilişkide partnerlerden birinin şiddet gördüğünü kabullenemeyeceği, eksikliği sürekli kendinde arayabileceği kadar etkili olabiliyor. özgüven yitimiyle birlikte, karşıdakinin tavırlarından ziyade kendini hatalarla tanımlamak söz konusu olabiliyor bu şiddette. sevgiliden şiddet de beklenmediğinden ve somut izleri olmadığından farkedilemeyip uzun vadeli etkisini sürdürebiliyor.
http://www.lezbifeministler.com/2018/02/...

eşcinsellerin her daim kendisine asıldığını düşünen homofobik hetero

homoseksüellerin toplumlaşmasını zorlaştıran faktörler

cinsel yönelimin kendi içinde kişinin tek derdi olmayışı. örneğin kadınların kadin olmaktan kaynakli yaşadıklarının, kürt eşcinsellerin etnik kimliklerinden, alevilerin inançlarından, yoksulların maddi durumlarından, transların cinsiyet kimliklerinden ötürü başka sıkıntılarla da boğuşuyor olmaları. eşcinsel olmanın bütün önyargıları silip süpürmüyor oluşundan kaynaklı yaşanan gerilimler. bir de zaten görünürlük konusunda yaşadığımız kaygılar varken birleşmek zor.

türkiye'de eşcinsel evliliğin yasal olduğu gün

cennet olmayacak muhtemelen de şu anki duruma göre daha fazla kabullenildiğimizin bir işareti olacak. lgbti mücadelesi ve kazanımlarının başta kadın mücadelesi olmak üzere demokrasi mücadelesiyle el ele geliştiğini düşünüyorum. o yüzden daha yaşanılabilir bir dünyadan bahsetmek mümkün olabilir o gün. bir de eskiden evlilik olayı saçma geliyordu bana bütün çiftler için . eşcinseller bari kurtulsunlar bundan diyordum ama evliliğin sağladığı haklardan mahrum kalındığını gördüğüm bir kaç örnek ve şu video ile fikrim değişti açıkçası .
söz konusu video
https://www.google.com.tr/amp/s/www.izle...

lauren morelli

(bkz:orange is the new black) dizisinin senaristlerinden biri. dizinin senaryosunu yazarken lezbiyen olduğunu keşfetmiş. çok da güzel bir açılma yazısı var kendisinin. ardından eşinden boşanmış ve dizideki oyunculardan (bkz:samira wiley) ile evlenmiştir.
yazı için
http://www.kaosgl.org/sayfa.php?id=17623

ayrılma sinyalleri veren sevgili

açıkça söylemeye cesareti olmayan ayrılığı sizin dile getirmenizi bekleyen kişidir. zannediyordur ki ayrılınca onsuz doğrulamayacak hastalığından muzdaripsiniz.

feminizm

josephine donovan'ın "feminist teori" başlıklı kitabında başlangıcından 21. yüzyıla akımlarını ve kendi içindeki tartışmaları anlattığı teori. bununla birlikte kitapta feminizmin diğer ideolojilerle ilişkilerine ve feministlerin bu ideolojilere getirdiği eleştiriler de yer alıyor. feminizme tarihsel olarak gelişimiyle birlikte toplu bir bakış ve istenilen alanda yoğunlaşılabilecek kaynakları ve kişileri öğrenmek konusunda da kılavuz niteliğinde bir kitap. okurken yenilendim resmen.

mustafa ceceli'nin eşi sinem gedik ile intizar'ın ilişki yaşaması

olayı öğrenince aklıma ilk carol filmi geldi . orada da buna benzer bir hikaye vardı. adam çocuğun velayeti için karisinin lezbiyenliğini kullanmaya çalışıyordu. esas derdi çocuk da değildi. kadından intikam almaktı. ceceli'nin derdi de şahsının hatasını örtbas etmek. ben yapmadım diyemediği bir durum var ortada. şimdi kadını suçlamaya çalışıyor. kadının bir kadınla ilişki yaşaması ceceli adına neyi ispatlıyor ? ilişkinin evlilik süresi içinde yaşandığını garantileyen ne var? hadi yaşandı diyelim ceceli’den daha suçlu konumda olmalarına sebep olan ne? kadının aldatması ve bir kadınla aldatması? ceceli kendi yaptığının sonuçlarını yaşarken kendi yarattığı ve üzerine popülerleştiği imajı yıktı. aldatma iddiası ortaya atılan ilk ünlü o değil sonuçta. bunu intizar ve sinem gedik yapmadı. neyin bedelini ödüyorlar? bu olay üzerinden çocuğun velayeti talebinde bulunmak resmen ya çocuğuyla eşini cezalandırmak ya da bir çocuğun psikolojisine dair hiçbir şey bilmemek en iyi ihtimaliyle. milyonların konuştuğu bir insan yaptı 9 yıllık eşini helal olsun.

türkiye'deki suriyeliler

en son eczaneye saldırdılar dedikleri de suriyeli değilmiş. haberim olay yaratsın kafası gazetecileriyle dolu ülke.
http://www.yurtgazetesi.com.tr/m/turkiye...

ayı sözlük'ten heteroseksüel kadınlara tavsiyeler

"kadınlığınızı" erkekle yaşadığınız cinsel ilişkiden yola çıkarak tanımlamayın. böyle daha kadın olduğunuzu düşünmeyin. ataerkilliğe karşı mücadele söz konusu olduğunda lezbiyen veya biseksüel olmak kadınları erkek zulmünden kurtarıyormuş muamelesiyle bu kadınların önünü tıkamaktan vazgeçin.
kendinize "erkek" üzerinden "normallik" kötülüğü yapmayın.

bu dahil bütün genellemeler yanlıştır

kafa patlatıp içinden çıkamadığım bir genelleme. en nihayetinde bu da bir genelleme ve kendisini de yanlişlıyor. bu yanlışlamayı yaparken toptan bütün genellemeleri mi reddediyor yoksa bazı genellemelerin doğru bazı genellemelerin yanlış olduğunu mu söylüyor ben anlamadım. neticede o bir nietzsche. başka bir şey diyemiyorum.

sözlükteki tek kadın yazar

başlığı boşa çıkarmamak için yazmamıştım ama eyvahlar olsun dayanamadım. ben de varım. tek değiliz dmdhdkd.

yerebatan sarnıcı

buradaki medusa heykellerinin başlarının düz olmaması medusa'nın baktığını taşa çevirmesinden kaynaklı diye bir rivayet var ama bilemedim. biraz kasvetli bir ortam.

20 haziran 2018 mühür olmayan oyların geçerli sayılması genelgesi

mühürsüz oylar geçerli sayılmakla birlikte sandık kurulu başkanı seçim öncesi zarf ve pusula hazırlıklarında oy ve pusulaları mühürletmek zorunda. gözden kaçmış gibi durmayan bir sayıda mühürsüz pusula çıkarsa şikayet edilebiliyor diye biliyorum.
en mantıklısı konuyla ilgili 135 nolu genelge var ondan haberdar olmak ve müşahit olarak görev almak. yoksa oturduğumuz yerden hile yapacaklar diyerek hiçbir şeyi önlemek mümkün değil. böylelikle ancak o sandıktan tam olarak ne çıktığı ortaya konulur ve resmi rakamlarla kıyaslama yapılabilir.
  • /
  • 17

eşcinselliğini yaşamaya yeni başlayanlar için tavsiyeler

nasıl başlarsanız öyle gider, iyi başlamak adına söylüyorum, çok acele etmeyin, çok "hızlı" yaşamayın.

kendinize çok ama çok dürüst olun. başkalarına dürüst olun demiyorum bakın, dikkatinizi çekerim. kendinize dürüst olun.

bu hayatın iyi örnekleri de vardır, kötü örnekleri de. iyileri var diye hepsi cici, kötüleri var diye hepsi öcü değildir. kendinize ve çevrenize karşı acımasız olmayın.

sevgi katmadığınız, kendinizden bir şeyler vermediğiniz hiçbir şey size hayır olarak dönmeyecektir, gerçi kattığınız ve verdiklerinizin tamamının da döneceği kesin değildir, ama en azından ihtimali vardır. bu yüzden denemekten korkmayın, hatasız öğrenilmez.

hata yapmaktan korkmayın, tecrübe olur, ama aynı hatayı defalarca yapmayın, ahmaklık olur. hatalarınız her denediğiniz şeyde değişsin.

geçici olabiliyor camiada ilişkiler, ve maalesef ortam da biraz küçük, en azından selamlaşacak payı bırakın, inanılmaz derecede sık karşılacaksınız, kah sokakta,
kah arkadaşının yeni sevgilisi, sevgilinin kankası gibi şekillerde. kapıyı çarpıp çıkmayın çok mecbur kalmadıkça.

ilişki güzel bir şeydir, ama ilişki bağımlısı olmayın, yalnız da mutlu olunabilir.

kendinize olan sevginizi ve saygınızı asla kaybetmeyin, karşılaştığınız insanlar sizi bu konuda hazır olduğunuzdan daha fazla sınava sokacaklardır.

mutlaka gay arkadaşlarınız olsun.. ama mutlaka hetero arkadaşlarınız da olsun.. biri sizi siz olarak tanıyan, bilen,seven, dertleşebileceğiniz, iki dedikodu yapabileceğiniz insanlar olması açısından önemli, diğeri ise sizi sosyal hayatınızda başarıya taşıyacak insanların büyük çoğunluğunun (maalesef) hala hetero ortamda olmasından dolayı önemli.

ellen page

dansçı sevgilisi emma portner ile slack jaw şarkısındaki dansları izlemeye değer.

şule çet cinayeti

ölümü sonrası suçlunun cezasını alması için çabalamak gerekirken şule'nin suçlu olduğuna dair tweetler atan o diğer şerefsizlerin de ceza almaları gerekir. rte hakkında r demeden hakaret davaları açılıyorken bu tweetlere nasıl hiçbir merci müdahale etmiyor anlamak mümkün değil. içişleri bakanlığı, adalet bakanlığı kıç yalamak yerine kendi işlerine dönse artık keşke.

şule çet cinayeti

şule çet cinayeti

şüpheliler tutuklanmış. şüphelileri serbest bırakanlar da suç işledikleri için tutuklanmalı.

mustafa ceceli'nin eşi sinem gedik ile intizar'ın ilişki yaşaması

az önce aileme durumu anlattım, "neyse ney, lezbiyen olsa ne olacak" dediler. tanrı herkese böyle aile nasip etsin diyorum.

hiç kimsenin aşık olmayacağı bir tip olduğunu kabul etmek

insan sadece tipten ibaret değildir. doğru olan tek şey var o da karşımızdakine baktığımızda içimizin açılması gerektiği. sadece güzel insana bakınca içimiz açılmaz. karşımızdaki insan iyi bir ses tonuna sahip olabilir veya ağzından çıkan kelimeler ilgimizi çekebilir. bu sayede onu dinlerken mutlu oluruz. bunun dışında çirkin olup da karizma sahibi çok insan var. çirkin olup da sevimli olan, güzel gülen çok insan var. var da var. her insanın dışında veya içinde bir güzellik mutlaka var. karşımızdakinin bir kediye bakışı bile birçok şeyi değiştirir. değiştiremeyeceğiniz şeylere üzülmek yerine değiştirebileceğiniz şeylere odaklanıp kendinizi sevdikten sonra her şey mümkün.

kaybediş öyküleri ve ortak noktada yitirdikleri aynı olan insanlar

zamanın getirdiği yakınlığın, korkutucu boyutlara varması, tarafların kaybedecekleri şeylerden ziyade kaybettikleri akıllarını başına almak isteyişi ile başlayan çatırdamalar, tanışma faslının hızla geçilip, daha tanımaklığı bile tanımlayamadan ateşin hızla bacayı sarmasına tepkiler belirir.

yitirilecek çok büyük hikayeleri, büyük acıları göz önüne alarak, tanışıldığına memnun kalınmış iki yabancı olmayı yeğlemektir bazen, sevginin önüne seksin geçmesi, ya da seks temelli olması değildir zinhar sebebi, sevginin o ağır yükünün altına kalarak nefessiz kalacağının öngörüsüdür belkide...

yitmiş değldir hem hikayeler, uzaklara salınmış sevda çiçeğinin kokusuna katılan arzın rengi, tadı kaçırılmadan sana zevk verebiliyor olmasını dilemektir...

bazen bir sigara molasında gelsin aklına, her telefona uzandığında sesini duyma mesela...
çabucak harcama biriktirmeye çalıştıklarını...

kaybolduysa da öyküler yenilerini yazmak için daha çok hırslan...



kaybediş öyküleri ve ortak noktada yitirdikleri aynı olan insanlar

birbirine yönelim bağı kuvvetli olan insanlardır.

örneğin yüksek egosu şımartılıp daimi sürette pışpışlanan bir bünye, zamanla uzaklaşıp kaybolmaya yüz tutan kişisel bir oyuncağa dönüşür. iş biter va taraflar kendi yollarına devam ederler. ancak nerede nelerin bırakıldığı ve bir daha sahip olunamadığı insanları birbirine yaşlaştıran bir güçtür. kaybedilen şeyler daima yeniden hatırlanmak istenen bir ojdedir aynı zamanda.

şu halde, kaybediş öyküleri benzer olan ve aynı ortak noktada yitirdikleriyle birbirini yakalayan iki insana mutluluk denir.

cinsiyet kimliğinizi nasıl tanımlarsınız

Toplam entry sayısı: 334

selahattin demirtaş

selahattin demirtaş, seni başkan yaptırmayacağız diyerek bugünkü ohalleri, her alana hükmetmeyi arzulayanların emellerine 2 yıl önce balta vurabileceğini gösterdiğinden yargılanan siyasetçi .

istanbul

yaşadığım, içinde boğulduğum lakin hızına, karmaşıklığına alıştığım, sevdiğim şehir. sanırım sorun bende.

hollanda'daki ermeni soykırımı oylaması

aile yaşlılarından ermenileri sorduğumda "dereler bir ay boyunca kan aktı" lafını duymuş biri olarak ermenilerin yaşadığı acı karşısında sorumlu olduğumuzu düşünüyorum. bize bu kötü günleri vicdanlı olanın ermeni komşusunun sürülmesine dahi karşı çıkması gerekirken mal mülk, kız çocukları karşılığında ermenileri "koruyan" insanlar miras bıraktı. biz şimdi ermenisiz bir coğrafyada yaşamaya alışık olduğumuz için iftira gibi geliyor ama değil. ölenler yaşasaydı ve dünyanın dört bir yanına dağılmasalardı pek çoğumuzun ermeni komşusu olacaktı. ayrıca soykırım kavramı da rafael lemkin tarafından 1915 düşünülerek ortaya çıkma zemini oluşmuş bir kavram. o güne kadar devletlerin savaş suçları cezalandırılırken kendi halklarına karşı yaptıklarından da sorumlu olmaları için ortaya konulmuş bir kavram. yahudilerin başına gelenin soykırım olarak adlandırılması ise zamansal bir durum. ayrıza hitlerin yahudileri öldürtürken "bugün ermenileri kim hatırlıyor?" şeklinde meşhur da bir sözü var. onun haricinde bu olayı uluslararası hukuk ve zaman açısından mi etik açıdan mi ele alırsınız bilemem ama bu geçmişte yaşananların sorumluluğunu taşımamamız anlamına gelmiyor.
bugün hala ermeni dölü diyen zihniyet varken bir halkı biyolojik varlığı itibariyle kötüleyen, damgalayan bir sistem varken ve kılıç artığı, mademki ermeni'sin istemeden vermelisin gibi nefret söylemleri kullanılırken atalarımızın masum olduğunu söylemeyin lütfen.
bana ilginç gelen bir diğer nokta da türkiye'de şu an halihazırda ötekilere yönelik bir devlet şiddeti varken neden hollanda'nın ermeni soykırımı yasa tasarısı sonrası hollanda'nın geçmiş sayfaları açılıyor? beş gün önceki demokratik hollanda şimdi tu kaka mı oluyor? hadi hollanda'yı geçtim almanya'yı ne yapacağız? osmanlı'dan bu yana her başımız sıkıştığında çeşitli ortaklıklara girdiğimiz almanya'yı? suriyeliler üzerinden anlaşma-pazarlık imzaladığımız almanya'yı? onlar yaptıkları tüm soykırımlar için özür dilediler -sicil kabarık- ve ermenilerle ilgili sorumluluklarını da kabul ettiler. bence mevzu soykırım lafının kendisinde değil mevzu bizim halı altına süpürerek sorun çözmeye çalışmamız .

apolitik insan

muhtemelen politik olduğunun farkında olmayan, kendi davranışlarını yönlendiren ideolojiyi fazlasıyla benimsediğinden doğal bir gerçeklik gibi gören insandır. kendi dışındaki görüşleri politik olarak nitelendiriyordur. ve suya sabuna dokunmamak için apolitik oluyordur. örneğin akp'ye oy verip kendini apolitik olarak tanımlayan insanlar biliyorum. ben eleştirince de politik oluyordum. bunun çeşitli siyasi varyasyonları da mevcut ülkemizde. ne kadar ataerkilliği, milliyetçiliği, homofobiyi, transfobiyi, halihazırdaki partileri sorgulamazsan o kadar apolitik yani normal insan oluyorsun böylelerinin gözünde. halbuki bir ekmeği hangi kıstasa göre bölüştüğün bile politiktir. insan gündelik hayatını düzenlemek zorunda olan politik hayvandır lan. nerede kalmış apolitiklik?

8 mart dünya emekçi kadınlar günü

yıl içinde en iyi hissettiğim gün. kadınlarla birlikte yürümek, bağırmak, birbirimizin varlığını hissetmek o kadar iyi geliyor ki. birbirimizden güç aldığımız, bilincimizde taşıdıklarımızı sorgulatan ve kadın olma bilincini kazandıran, kendi adımızı, adlarımızı koymaya cesaret ettiğimizi haykırdığımız gün. tek bir gün olmasından bir önemi yokmuş gibi görünebilir, kadınları metalaştıranların kullanmaya çalıştıkları bir gün olabilir ama gerçekten aylar sonra bile baktığında o güne dair fotoğraflara hissettirdiği güç ve dayanışma duygusu yeni dostluklara açılabiliyor, kadınlar arası ilişkiyi rekabetten birbirini anlamaya çevirebiliyor. umarım her sene gücümüz katlanarak artar. ayrıca kadınlar olarak şiddete karşı çıkan ve eşitliği savunan erkeklerin de 8 marta ortak olmak yerine ayrı yürüyüşler yapıp erkekliği sorgulamalarını bekliyoruz.

hdp

izmir milletvekili adayları lgbti haklarını savunacağına dair taahhütname imzalamış parti. el altından değil açıkça savunma girişimleri takdir edilesi. diğer partilere de örnek olur umarım.
http://kaosgl.org/sayfa.php?id=25937

selahattin demirtaş

selahattin demirtaş, seni başkan yaptırmayacağız diyerek bugünkü ohalleri, her alana hükmetmeyi arzulayanların emellerine 2 yıl önce balta vurabileceğini gösterdiğinden yargılanan siyasetçi .

hollanda'daki ermeni soykırımı oylaması

aile yaşlılarından ermenileri sorduğumda "dereler bir ay boyunca kan aktı" lafını duymuş biri olarak ermenilerin yaşadığı acı karşısında sorumlu olduğumuzu düşünüyorum. bize bu kötü günleri vicdanlı olanın ermeni komşusunun sürülmesine dahi karşı çıkması gerekirken mal mülk, kız çocukları karşılığında ermenileri "koruyan" insanlar miras bıraktı. biz şimdi ermenisiz bir coğrafyada yaşamaya alışık olduğumuz için iftira gibi geliyor ama değil. ölenler yaşasaydı ve dünyanın dört bir yanına dağılmasalardı pek çoğumuzun ermeni komşusu olacaktı. ayrıca soykırım kavramı da rafael lemkin tarafından 1915 düşünülerek ortaya çıkma zemini oluşmuş bir kavram. o güne kadar devletlerin savaş suçları cezalandırılırken kendi halklarına karşı yaptıklarından da sorumlu olmaları için ortaya konulmuş bir kavram. yahudilerin başına gelenin soykırım olarak adlandırılması ise zamansal bir durum. ayrıza hitlerin yahudileri öldürtürken "bugün ermenileri kim hatırlıyor?" şeklinde meşhur da bir sözü var. onun haricinde bu olayı uluslararası hukuk ve zaman açısından mi etik açıdan mi ele alırsınız bilemem ama bu geçmişte yaşananların sorumluluğunu taşımamamız anlamına gelmiyor.
bugün hala ermeni dölü diyen zihniyet varken bir halkı biyolojik varlığı itibariyle kötüleyen, damgalayan bir sistem varken ve kılıç artığı, mademki ermeni'sin istemeden vermelisin gibi nefret söylemleri kullanılırken atalarımızın masum olduğunu söylemeyin lütfen.
bana ilginç gelen bir diğer nokta da türkiye'de şu an halihazırda ötekilere yönelik bir devlet şiddeti varken neden hollanda'nın ermeni soykırımı yasa tasarısı sonrası hollanda'nın geçmiş sayfaları açılıyor? beş gün önceki demokratik hollanda şimdi tu kaka mı oluyor? hadi hollanda'yı geçtim almanya'yı ne yapacağız? osmanlı'dan bu yana her başımız sıkıştığında çeşitli ortaklıklara girdiğimiz almanya'yı? suriyeliler üzerinden anlaşma-pazarlık imzaladığımız almanya'yı? onlar yaptıkları tüm soykırımlar için özür dilediler -sicil kabarık- ve ermenilerle ilgili sorumluluklarını da kabul ettiler. bence mevzu soykırım lafının kendisinde değil mevzu bizim halı altına süpürerek sorun çözmeye çalışmamız .

istanbul

yaşadığım, içinde boğulduğum lakin hızına, karmaşıklığına alıştığım, sevdiğim şehir. sanırım sorun bende.

heteroseksüel kızların lezbiyenlere söylediği şeyler

hiç konuşulmayan cinsellik konuları açılır, ardından eşcinsellik konuşulur, hem cinsle olan ilişkiye önyargılar kırılacak gibi gözükmektedir. ardından yurtta "yakalanan lezbiyen" haberleri dolaşır, kantinci abla "bunlar hep erkek yokluğundan" der, bütün oda arkadaşları gülerler. o sıralar bir kadından hoşlanan zabeldogdu yine kendi içine döner.

lezce.com

çok manyak tiplerle karşılaştığım site. kadının biri kırk yıllık tanıdıkmışız gibi mesaj atıp konuşmayı yarıda kesti. herhalde biseksüel olduğumu söylemem etkili oldu. aradan haftalar geçince tekrar tanışmak için mesaj attı. geçmişte konuştuğumuzu ve yarıda kestiğini, bu yüzden konuşmak istemediğimi söyleyince de yalvar yakar oldu resmen. bir başkası attığı ilk mesajdan sonra ciddiysen konuşalım diye tutturdu. bir başkası selam sabah demeden kendi numarasını attı. neden böyle yaptığını sorunca da boy kilo bilgilerin dikkatimi çekti dedi falan. cevap vermedim. sonra sahte hesap olduğu ortaya çıkmış, banlanmış. ilginç bir site. daha aklı başında olduğunu tahmin ettiklerim de bana bakmıyor naletossun.

ufak tefek cinayetler

big little lies dizisine olan benzerlikleri esinlenmenin ötesinde olmakla birlikte çok farklı bir gidişatta olan dizi. big little lies dizisinde gördüğümüz kadın dayanışmasının yerini kadın rekabeti almış. yine de erkeklerin de mevzuya dahil olmasıyla biraz daha heyecanlanmış, yalnızca kadınları kötü göstermekten çıkmaya başlamış dizi. geriye sadece güç savaşları kalıyor. insani arka planları önemsemeden tabi. bir de sorguda konuşan tipler nasıl her ayrıntıyı biliyorlar?

tanımadığın biriyle muhabbet kurma yolları

bildiğin bilmediğin birşeyden bahsederek muhabbet kurulabilir zannımca. markette ürün sormak, kitapçıda aradığın bir kitabı sorarken fazlaca konuşmak, bu yazarın şu kitabı da var mı vs. şeklinde lafı uzatma çabaları işe yarayabilir. açık, anlaşılır ve sakince konuşunca insanlar biraz daha konuşmaya meyilli olabiliyorlar. denedim mi hayır. ama benle konuşma çabasından hoşlandığım kişiler böyleydi her zaman.

değeri yokluğunda anlaşılan şeyler

iyi arkadaş, sigara ve sağlık.

shortbyshort.com

çeşitli kısa filmlerin yer aldığı ve isteyenlerin kısa filmlerini yükleyebilecekleri bir site. "kendi öykülerimizi anlattığımız filmler yapıyor; dünyayı ve hayatımızı bu yolla sorguluyor ve yorumluyoruz. biz bu yolda ilerlerken; sizlerin de farklı, yepyeni ve benzersiz öykülerinizi keşfedip tanıtma sorumluluğunuzu üstlenmeyi planlıyoruz.
inanıyoruz ki geleceğin ünlü bir yönetmeni, bir festivalde keşfedilmeyecek; önce internete damgasını vuracak, bireysel hayran kitlesini yaratacak…" diye tanıtıyorlar kendilerini. http://www.shortbyshort.com/bizce-shortb...
paylaştıkları filmlerden birkaçını izledim. izlediklerim de gayet güzel filmlerdi. kısa filmlere ulaşmak için iyi bir site olmuş. gerçekten iyi filmler var.