baskerwilleliwilliam

Durum: 262 - 0 - 0 - 0 - 02.06.2017 22:35

Puan: 2535 - Sözlük Kezbanı

1 yıl önce kayıt oldu. 6.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 14

kalenderi

geleneksel tasavvuf musikisini günümüzün müzik anlayışıyla harmanlayan olarak tanımlanan müzik grubu. bir göz atmakta fayda var.

https://www.youtube.com/watch?v=wys-7nsj-e8

dehri gezsen

https://www.youtube.com/watch?v=wys-7nsj-e8

kalenderi grubu tarafından yorumlanmış ve sözleri ziya paşa'ya ait parça. sözlerin bir hikayesi de var. merak edenler için linkte hem şarkı hem hikaye var.

''her şahsı harîm-i hakk’a mahrem mi sanırsın?
her tâc giyen çulsuzu edhem mi sanırsın?"

dönersen ıslık çal

manuş baba tarafından şarkıyı dökülmüş filmdir. ya da sadece ismini öyle koymak istemiştir şarkının, bilinmez. sonuç itibariyle güzel parça olmuş.

manuş baba

https://www.youtube.com/watch?v=o4hebseq6-o

(bkz: dönersen ıslık çal) filmine selam çaktığını düşündüğüm parçayı söyleyen adam. uzun zamandır severek dinliyorduk, bu albümle başka noktaya yerleşti bizim için.

hiçbir yere ait olamamak

kendi içinde, gerçek seni ararken çıktığın yolculukta göçebe olmak...

seyreyle güzel

erkan oğur abimizin eşkıya filminde söylediği inanılmaz türkü.

savina yannatou

benden önce bu başlığı lost soul'un açtığına şaşırmadım. bu kadar mı ortak müzik zevki olur. başlıklı ilgili yorumama geleyim. sto pa kai sto xanaleo parçası ölmeden dinlenilmeli.

louane

tarzını indila'ya çok benzettiğim fransızca şarkılar söyleyen kadın sanatçı.

dinmeyen

dam üstüne çul serer adlı eseri çok iyi yorumlayan grup. bu parçayı selda bağcan ile tanıdım ama bu vokal bir başka söylemiş.

olgun erkeklerden hoşlanan genç erkek

40-50 yaş aralığındaki kişilerle denk gelirse görüştüğüm için olgun erkeklerden hoşlanıyorum diyebilir miyim? bazen 25 yaşında da oluyor. skala geniş. hem genç hem olgun erkeklerden hoşlanan genç erkek. sanırım bu bana daha uygun.

soner arıca

adın bahardı, hatıram olsun, bu mu sevda, kusursuz aşk, beni bırakma, vefasız gibi çocukluğumun şarkılarını söyleyen adam. hala vefasızı dinlediğim zaman içimde bir titreme olur. çocukluğumu anımsarım. o saflığı, masumluğu, zamansızlığı, mutluluğu, yaz güneşini.... vefasız isimli bir şarkıda vefayı hatırlarım.

yeşim ustaoğlu

türkiye'nin önemli kadın yönetmelerinden biri. güneşe yolculuk filmiyle uluslararası arenada adını duyuran ustaoğlu daha sonra araf, panroda'nın kutusu ve son olarak da uygulanan otosansür nedeniyle üzerinde baya tartışılan tereddüt gibi filmlere imza attı. başka filmleri de mutlaka vardır ama ben sadece araf ve pandora'nın kutusu'nu izledim. araf'ın başrolünde dizilerde şu sıralar çok popüler olan, daha önce yaprak dökümü dizisinde oynuyordu, şu an ismi aklıma gelmiyor o kadın oynuyor özcan deniz ile birlikte. özcan deniz'i bağımsız bir filmde görmek şaşırttı. velhasıl kelam iyi yönetmendir. hepsinden önemlisi bu kadar erkek egemen bir dünyada kadın olarak birşeyler yapmaya çalışması bile takdir edilesi ki o bunun üzerine bile çıktı.

güneşe yolculuk

yeşim ustaoğlu filmi. türkiye'nin batısından ve doğusundan gelen iki adamı istanbul'da buluşturan film. filmin ilerleyen zamanlarında batılı karakter doğuya giderek bir bakıma batıyı doğuya kısa bir yolculuğa çıkarıyor. özetle yönetmen kamerasını doğuya çevirirken aslında batının bilmediği, aynı ülkede yaşadığı ama bihaber olduğu topraklara götürüyor yine batılı olan izleyiciyi. türkiye'de yapılan önemli politik filmlerden biridir.

taş gibi

hakan peker şarkısı.
bu kadar kontrol niye, salla kendini ileriye geriye. sen benden daha güçlüsün, bir o kadar da paraya düşkünsün... diye sözlere sahip olan şarkı...

unutmadım seni

unutmadım seni, unutamadım... içimdeki bu aşkı yok edemedim... diye devam eden hakan peker şarkısı. ilkokulda (daha sonraları imam hatip lisesi önünde karşılaşıp elime sıkmak istemeyen) bir kız arkadaş tahtaya çıkıp arasıra şarkılar söylerdi. bu da onlardan biriydi. klibi de bembeyaz bir yerde çekilmişti. tuz gölü ya da pamukkale gibi bir yerdi. tam anımsayamadım.

ensemble galatia

ortaçağ tınılarının hissedildiği müzikler yapan grup. özellikle 'que por al non devess' dinlemeye değer...

link:

metroda inatla yürüyen merdivenin sol kısmında yürümeden bekleyen insan modeli

haftada iki gün metro kullanmamdan mütevellit çok sık denk gelmesem de ara sıra rastladığım olaydır. özellikle geçenlerde eşi ve 18-19 yaşlarındaki çocuğuyla bir adamın inatla sabah iş saatlerinde, insanların belki işe/okula geç kalıp azar yiyeceği bir süreçte arkadan uyaranlara rağmen hiç istifini bozmadığına hatta arkasını dönüp boşuna 'havlamayın' dercesine attığı bakışlara denk geldim. ben bu tür insanlara denk geldiğim de şükür ediyorum halime. ne mutlu diyorum etrafımda böyle insanlar yok. düşünsene diyorum kendi kendime böyle bir baban olduğunu... sabır diliyorum bu adamın çevresindekilere.

bilseydim vermezdim

okan'ın yıllar önceki programlarında vazgeçemediği konuklarından biri olan sibel meriç adlı hanım kızın şarkısının adı.

sakız hanım ile mahur bey

üstad barış manço'nun muhteşem seslendirdiği parçalardan biri. her dinlediğim zamanda çocukluğuma götürür bu şarkı.

reina şehitler caddesi

saldırının gerçekleştiği mekanın bulunduğu caddenin büyük olasılıkla yeni ismi.

(bkz: yeni türkiye)

dipnot: öncelikle ölenlerin şehit ilan edilmesi gerekiyor. zira yılbaşı kutlayan -noel değil- 'günahkar'ların şehit olabilirliği ne kadar mümkündür.
  • /
  • 14
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 262

lgbti temalı filmler

tarafımdan izlenmiş ve arşivimde bulunan filmler. izlemek isteyip de bulamayanlara yardımcı olabilirim. iyi ki sinema var. başlıyoruz efendim.
dipnot: bazı filmlerin ana teması eşcinsellik olmasa da eşcinsel karakterler barındırmaktadır.

a single man: üniversitede akademisyen olan bir adamın yalnızlığını konu alır. hem gay hem olgun hem okuyan-araştıran bir erkek olmanın ister istemez yalnızlaştırdığını okuyabiliriz filmden. filmin yönetmeni ise ünlü modacı tom ford.

all you need is love: şu an konusunu tam hatırlayamıyorum ama çerezlik lgbti temalı filmlerden biriydi kanımca.

american beauty: yıllardır amerikan rüyasının birçok amerikan filminde gözlerimize içine sokulduğu durumu ters köşeye yatıran bir film. aslında o mutlu görünen, herşeye sahip olan amerikan ailelerinin kendi içlerinde nasıl da yalnız olduklarını ve başka limanlarda mutluluk aradığını gösterir. filmin baştan sona konusu eşcinsellik olmasa da içerisinde eşcinsel bir ilişkiyi ufak da olsa barındırır.

anlat istanbul: 5 farklı yönetmen tarafından çekilen, 5 farklı masalın birleştirilmesinden ortaya çıkan film içerisinde birçok yıldız oyuncuyu barındırırken bir eşcinsel ve bir transa da yer verir. hatta bu beş masaldan biri trans karakterin hayatına odaklanmaktadır. güven kıraç'ı bu filmde eşcinsel rolünde izlerken parmaklıklar ardında dizisinden tanıdığımız yelda reynaud'u ise travesti rölünde görüyoruz.

any day now: erkek eşcinsel bir çiftin annesi tarafından ilgilenilmeyen down sendromlu bir çocuğu evlat edinmeye çalışmasını anlatan duygusal bir film. hem eşcinselliğe hem de down sendromuna dikkat çeken bir film iki ötekiyi tek potada birleştirmeyi başarıyor.

ağır roman: mustafa altıoklar'ın yönetmenliğini yaptığı başrollerinde okan bayülgen ve müjde ar'ın oynadığı film içerisinde bir adet eşcinsel karakter barındırmaktadır. yan karakterlerden biri olsa da ((bkz: küçük iskender ) hikayede kendine oldukça fazla yer bulmaktadır. ayrıca filmde söz yazarlarının kraliçesi aysel gürel'i de izlemek mümkün.

billy elliot: tam olarak eşcinsel temalı film olarak değerlendirmek ne kadar doğru olur bilmiyorum ama cinsiyet rollerinin üzerine gitmesi bakımında izlenmesinde fayda olan film. erkek bir çocuğun yaşıtları gibi futbol oynamak istemeyip bale yapmak istemesi üzerine 'bale sadece kız çocuklarına özgü müdür, yapmak isteyeceğimiz dans, spor veya başka bir eylemin çeşidini toplum mu belirliyor, bir erkek dans etmek istiyor fakat çük buna engel midir, engelse çük ağır olduğu için dans ederken kişi zorlanır bu nedenle yapmaması gerekir diye mi hoş bakılmaz' gibi kafamda deli soruları çözmeye çalışan film.

black swan: başrolünde bir adet natalie portman barındıran hoolywood yapımı film. oscar adaylığı da bulunan filmi göze sokulur derecede olmasa da lezbiyen temalı filmler listesine sokabiliriz.

behind the candelabra: amerikada zamanında yaşamış eşcinsel piyanistin hayatını anlatan film. söylentilere göre zeki müren isimli sanat güneşimiz de bu piyanisti izleyip ondan esinlenmiştir sahne şovları ve kıyafetleri bakımından.

edit: a ve b harfindeki bazı filmler şimdilik bu kadar, diğerlerini ve diğer harfleri daha sonra ekleyeceğim.


hornet

bir nevi tımarhane olarak adlandırabiliriz. aslında normalleştirdiğimiz, sıradanlaştırdığımız bu bedene dayalı hızlı ve sınırsız tüketim dış pencereden baktığımızda korkutucu bir görüntü sunuyor. karşısında geçmişi olan, geleceği olan, hayalleri olan, gülümsemesi, mutlulukları, kitapları, müzikleri olan bir insanla değil etten ibaret bir ürün varmış gibi davranıyor çoğu üye. marketten gidip cips paketlerine bakıp beğenir gibi sevgili veya seks partneri seçiyorlar. beğenmediği paketi kenara itiyor, beğendiğini yedikten sonra gidip yenisini alıyor. tamamı ile bir ürünleştirme söz konusu. herşeyin modernizmle birlikte sermaye, tüketim ve ürün olduğu günümüzde insanlarda ürünleştiriliyor. fabrika çıkışı, seri üretimle üretilmiş bir paket muamelesine maruz kalınıyor. gör, beğen, almak iste, alabilmek için şartları oluştur, ürüne ulaş, tüket ve yenisini gör... böyle bir döngü söz konusu.

tek kelime ile korkunç insanın içinin bu kadar boşaltılması. boş beyinler haline gelmesi.

bağımsız sinema

ticari olmayan sinema için kullanılır. fakat bağımsız filmlerin ne kadar bağımsız olduğu tartışmaya açıktır. neden mi?

bağımsız filmler bütçe sıkıntısı çektiklerinden dolayı genelde fonlara ya da festivallere başvurur. fonlardan alacağı belli bir miktar filmin yapımına, festivallerden alacağı ödüller sayesindeki ücretler ise bir sonraki filme katkıda bulunacaktır. fakat fonlardan ve festivallerden ödül veya para almak bu kadar kolay mı? öncelikle başvurduğunuz fon veya festivale uygun bir film yapmanız gerekmekte. her fonun ve festivalin kendi kıstasları vardır. bu çerçeve dışına çıkmadığınız sürece destek olunması gerekensinizdir. bu durumda şu sorunsalı ortaya çıkarır; politikadan, ekonomiden, egemen söylemden özetle dış etkenlerden bağımsız bir film ancak gerçek anlamda bağımsız olur. içeriğine veya biçimine müdahale edilen film nedeni her ne olursa olsun ne kadar bağımsızdır? kısaca tam bağımsız film izlemek neredeyse imkansıza yakındır. yinede ticari sinemanın heryeri ele geçirdiği şu dönemde nefes aldığımız tek yerdir bağımsız sinema.

göğüs ucunda halkası olan orta yaşlı erkek

bu halka sayesinde memesinin ısırılması sonucunda inanılmaz zevk aldığını söyleyen ve bu halkayı bu yüzden taktırdığını belirten orta yaşlı erkek modeli.

kahirenin mor gülü

woody allen'ın 1985 yapımı filmi. filmin içinde film tarzıyla yapılan, gerçek ile hayal dünyasının iç içe geçtiği ve yönetmenin en sevdiğim filmi dediği kahire'nin mor gülü tam anlamıyla sinema-seyirci konusuna odaklanıyor. kapitalizmle birlikte az ve orta gelirli olan ve haftanın 5-6 günü asgari ücretle çalışan insanların nadir eğlencelerinden biri olan sinemanın bu insanlara hayal satarak nasıl işlediğini bir bakıma göstermeye çalışıyor. özetle hem eğlenceli, hem eleştirel hem de derdi olan bir film.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

en iyi 10 türk filmi

ah güzel istanbul (atıf yılmaz)
eşkıya (yavuz turgul)
masumiyet (zeki demirkubuz)
anayurt oteli (ömer kavur)
kış uykusu (nuri bilge ceylan)
hamam (ferzan özpetek)
kaç para kaç (reha erdem)
ağır roman (mustafa altıoklar)
karanlıkta uyananlar (ertem göreç)
salkım hanımın taneleri (tomris giritlioğlu)

rona nishliu

üzerine söylenecek çok fazla söz olmayan eurovision performansını sergileyen inanılmaz bir ses. özellikle parçanın ortalarında yaptığı ses devrimleri esnasında tüylerim diken diken oldu desem abartmış olmam. izlemeyenler için;

ümraniye'deki giyim mağazasının kabininde seks yaparken yakaladığım çift

geçenlerde ümraniyede d ile başlayan çok popüler bir mağazanın şubesine gittim. 4 katlı bir mağaza ve en alt kati outlet bölümü. arada yolum çarşıya düştüğün de buraya uğrarım. gündüz saatlerinde kimse olmaz ki bu bir mağazada aradığım en büyük özelliktir. ne müşteri olsun isterim ne de 'nasıl yardımcı olabilirim' diye peşinizde kosan bir eleman. her neyse bir gömlek aldım ve kabinlerin olduğu yere yöneldim. her zamanki gibi tüm kabinler boştu biri hariç şaşırdım. çünkü genelde kimse olmaz o katta. neyse hemen yan kabine girdim. girer girmez 'yapma, yavaş sok, ah uh' gibi cümleler duydum. serde araştırmacılık kimliği var. hemen dikkat kesildim. kabinin kapısını açtım. hemen kabinlerin olduğu koridorda ayna vardı boydan boya. aynadan yandaki kabin yansıyordu. ve kabinin kapısı yere sıfır değildi. 10,20 cm kadar boşluk vardı. 4 bacak gördüm. pantolonlar sıyrılmışti. ve malum isi yapıyorlardı. sanki yapan onlar değil benmisim gibi ateşim çıktı, elim ayağım titremeye başladı. o şaşkınlıkla doğru mu yaptım bilmiyorum ama yukarı çıkıp görevliye durumu anlatmaya çalıştım. bu da ayrı bir mevzuydu utancımdan anlatamıyorum. derken bir şekilde görevliyi aşağa kata indirdim acil bi durum oldugunu hissettirerek. görevliye kabini gösterdim ve kabinin aynadan yansıyan görüntüsünü görünce kapıya vurdu ve dışarı çıkmalarını istedi. dakikalar sonra erkek olan çıktı ve çıkar çıkmaz kız içeriden kapıyı hemen kendi üstüne kapattı. görevli israrla kapıyı vurdu. yine çıkmadı.ben de bu kadar macera yeter deyip mağazadan ayrıldım. omrum boyunca o ani unutamayacağım sevgili sözlük.

edit: başlığı yanlış yazmisim telefonun azizliğinden dolayi yöneticiler düzetirlerse sevinirim. anlatım bozukluğu mevcut ve yazım yanlışı.

penis yalamanın yararlı olduğunun tespit edilmesi